Diyanet İşleri
Kitap'ta, Musa'yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resul, bir nebi idi.
Meryem suresi · 51–58. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Meryem suresi, 51. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ مُوسَىٰٓ إِنَّهُۥ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَّبِيًّا
Kitap'ta, Musa'yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resul, bir nebi idi.
Kitapta Musa'yı da hatırla! Şüphesiz ki o samimi dipnot 1 biriydi ve peygamber olan elçiydi. dipnot 2
Bu kitapta Musa'yı da gündeme taşı! Gerçekten o da müstesna ve seçkin biriydi; o da vahiy yoluyla haber alan elçilerdendi.
Ve bu kitapta Musa'yı da an. Doğrusu, o da seçilmiş biriydi. (Allah'ın) haberci elçilerindendi.
Gelen BİLGİ içinde Musa'yı da hatırlat (zikret). . . Muhakkak ki O muhlas (Allah'a kulluğunun farkındalığında olan, seçilmiş) idi; Rasuldü, Nebiydi.
Kitap'ta Musa'yı da zikret. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi.
(Rasûlüm!) Kitap'ta Musa'yı da an. Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem rasûl, hem de nebî idi.
Kitap'ta, Musa'yı da an. Kuşkusuz, O, içtenlikle özgüleyen ve peygamber olan bir elçiydi.
Kitapta Musa'yı da an! Gerçekten o ihlas sahibi idi ve hem rasul hem de nebi idi.
Kitapta Musa'yı an. O kendini tümüyle adayan biriydi. Peygamber olan bir elçiydi.
Kitapta Musa'yı an. O kendini tümüyle adayan biriydi. Peygamber olan bir elçiydi.
Kitapta Musa'yı da an, çünkü O, ihlaslı idi ve bir elçi, bir peygamber idi.
Kitabda Musayı da an, çünkü o bir muhlis idi ve bir Resul bir Peygamber idi
Kitap'ta Musa'yı da an. O, muhles dipnot 1 bir Resul, bir Nebi'ydi.
Kitap'ta Musa'yı da an. O, muhles dipnot 1 bir resul, bir nebiydi.
Kitap'ta Musa'yı da an. O, muhles dipnot 1 bir rasul, bir nebiydi.
Kitap'ta Musa'yı da zikret. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi.
Kitabda Musayi da an. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş (bir zat) di. Resul bir peygamberdi.
Kitab'da Musa'yı da an. Muhakkak ki o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş bir peygamberdi.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Kitapta Mûsâ'yı da an. Şüphesiz o, ihlâsa erdirilmiş bir rasul ve bir peygamberdi.
Kitapta Musa'yı da an, çünkü o, içi temiz (bir insan)dı ve elçi bir peygamberdi.
Bu kitapta Musa'yı da anlat. O, samimiyeti onaylanmış biriydi dipnot 1 ve nebi olan resuldü. dipnot 2
Bu Kitap'ta Musa'yı da anlat. O, yürekten bağlıydı; nebi olan elçi idi.
Kitapta Musa’yı da an. O , ihlas sahibi/seçkin biridir ve bir Rasûl bir peygamber idi
-Kitapta Musa'yı da an. O, ihlas sahibi idi. Ve peygamber olarak gönderilmişti.
Kitap'ta Musa'yı da an. Çünkü o, içtenlik ve dürüstlüğe erdirilmişti ve o bir resul, bir peygamberdi.
Meryem suresi, 52. ayet. وَنَٰدَيْنَٰهُ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ ٱلْأَيْمَنِ وَقَرَّبْنَٰهُ نَجِيًّا
Ona, Tur dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
Ona (Musa'ya) Tûr'un sağ tarafından seslenmiş ve özel bilgiler vermek için onu yaklaştırmıştık. dipnot 1
Hani, onu (Sina) Dağı'nın sağ tarafından nida etmiş ve onu bir özge söyleşi için vahyimize yaklaştırmıştık.
Hani o'na Sina Dağı'nın sağ yamacından seslenmiş ve o'nu gizemsel bir konuşma için (kendimize) yaklaştırmıştık;
Ona Tur'un sağ tarafından (benliğinin sağ yanı, hakikatinden) nida ettik ve Onu neciy olarak (hakikatinin seslenişini duyacağı makama) kurb makamına erdirdik.
Ona, Tur'un sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık.
Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik ve onu, fısıldaşan kimse kadar (kendimize) yaklaştırdık.
Dağın sağ tarafından, Ona seslendik. Ve konuşmak için, Onu yaklaştırdık.
Ona Tur dağının sağ tarafından seslendik ve onu fısıldaşırcasına kendimize yaklaştırdık.
Ona Tur dağının sağ tarafından seslendik. Konuşmak için onu yaklaştırdık.
Ona Tur dağının sağ tarafından seslendik. Konuşmak için onu yaklaştırdık.
Biz hem ona Tur'un sağ tarafından seslendik hem de onu yakarış makamında yakınlık mertebesine erdirdik.
Hem ona Turun canibi eymeninden nida ettik, hem de onu makamı münacatta mertebei kurbe erdirdik
Ve Tur'un sağ tarafından ona seslendik. Onu, özel konuşmak için yaklaştırdık.
Ve Tur'un sağ tarafından ona seslendik. Onu, özel konuşmak için yaklaştırdık.
Ve Tur'un sağ tarafından ona seslendik. Onu, özel konuşmak için yaklaştırdık.
Ona, Tur'un sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık.
Biz onu "Tuur" un sağ yanından nida etdik. Onu çok münacat eden bir kimse olarak yaklaşdırdık.
Ona Tur'un sağ yanından seslendik. Ve onu gizlice söyleşmek için yaklaştırdık.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
Ona Tur'un sağ tarafından seslendik ve onu, özel konuşmak için (kendimize) yaklaştırdık.
Ona Tur'un /Sina Dağı'nın sağ yanından seslenmiş, onu, korkularından kurtulmuş olarak (kendimize) yaklaştırmıştık. dipnot 1
Ona, Tur'un (Sina Dağı'nın) sağ yamacından seslenmiş, özel bir konuşma için yaklaştırmıştık.
O’na (sağ tarafından) Tur’un yanından seslenmiştik. Onu (kendisiyle) fısıldaşarak konuşmak için yakınlaştırdık.
O'na Tur'un sağ yanından seslenmiştik. Samimi olarak söyleşmek için onu yaklaştırmıştık.
Ona Tur'un sağ tarafından seslendik. Onu, fısıldaşan kimse kadar yaklaştırdık.
Meryem suresi, 53. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥ مِن رَّحْمَتِنَآ أَخَاهُ هَٰرُونَ نَبِيًّا
Rahmetimiz sonucu kardeşi Harun'u bir nebi olarak kendisine bahşettik.
Merhametimiz gereği ona kardeşi Harun'u da peygamber olarak armağan etmiştik. dipnot 1
ve ona rahmetimizin bir nişanesi olsun için, kardeşi Harun'u peygamber kılarak (yardımcı) yapmıştık.
ve o'na bahşettiğimiz rahmetin bir devamı olarak, kardeşi Harun'u da (o'nunla beraber) haberci kılmıştık.
Rahmetimizden, Ona kardeşi Harun'u Nebi olarak hibe ettik.
Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak armağan ettik.
Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Harun'u bir peygamber olarak armağan ettik.
Kardeşi Harun'u da peygamber olarak, rahmetimizden, Ona armağan ettik.
Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak bahşettik.
Katımızdan bir rahmet olarak kardeşi Harun'u kendisine peygamber olarak armağan ettik.
Katımızdan bir rahmet olarak kardeşi Harun'u kendisine peygamber olarak armağan ettik.
Ve rahmetimizden kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak ona lutfettik.
Ve rahmetimizden ona biraderi Harunu da bir Peygamber olarak ihsan eyledik
Ona rahmetimizden bir Nebi olarak kardeşi Harun'u armağan ettik.
Ona rahmetimizden bir nebi olarak kardeşi Harun'u armağan ettik.
Ona rahmetimizden bir nebi olarak kardeşi Harun'u armağan ettik.
Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak armağan ettik.
Onu, rahmetimiz cümlesinden, biraderi Harunu da bir peygamber olarak ihsan etdik.
Ve rahmetimizden ötürü ona; kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak bağışladık.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
O’na rahmetimizden kardeşi Hârûn’u peygamber olarak bağışlamıştık.
Ona, acıdığımızdan dolayı kardeşi Harun'u da peygamber olarak armağan ettik.
Bizden bir iyilik ve ikram olarak ona, kardeşi Harun'u da nebi olarak bahşettik. dipnot 1
Ona ikramda bulunarak, kardeşi Harun'u da nebi olarak armağan etmiştik.
O’na rahmetimizden kardeşi Harun’u peygamber olarak bağışlamıştık.
O'na rahmetimizin (bir eseri olarak) Kardeşi Harun'u Peygamber olarak bağışlamıştık.
Rahmetimizden ona kardeşi Harun'u bir peygamber olarak armağan ettik.
Meryem suresi, 54. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ إِسْمَٰعِيلَ إِنَّهُۥ كَانَ صَادِقَ ٱلْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَّبِيًّا
Kitap'ta İsmail'i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resul, bir nebi idi.
Kitapta İsmail'i de hatırla! Şüphesiz ki o hem sözünün eriydi hem de peygamber olan elçiydi.
Bu kitapta İsmail'i de gündeme taşı! Şu bir gerçek ki, o da sözü özü doğru biriydi; ve bir haberci, bir peygamberdi.
Ve bu kitapta İsmail'i de an. Doğrusu, o da her zaman sözünde duran biriydi; bir elçi, bir nebiydi.
Gelen BİLGİ içinde İsmail'i de hatırla (zikret). . . Muhakkak ki O sadık-ul va'd (Allah'a kulluğundan gafil olmayacağı vaadine sadık) ve Rasul idi, Nebi idi.
Kitap'ta İsmail'i de zikret. Çünkü o, va'dinde doğruydu ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi.
(Rasûlüm!) Kitap'ta İsmail'i de an. Gerçekten o, sözüne sâdıktı, rasûl ve nebî idi.
Kitap'ta, İsmail'i de an. Kuşkusuz, O, verdiği sözde duran ve peygamber olan bir elçiydi.
Kitapta İsmail'i de an!. Gerçekten o, sözüne sadıktı. Rasul ve nebi idi.
Kitapta İsmail'i an. O sözünde duran biriydi. Aynı zamanda peygamber olan bir elçiydi.
Kitapta İsmail'i an. O sözünde duran biriydi. Aynı zamanda peygamber olan bir elçiydi.
Kitapta İsmail'i de an; çünkü o cidden va'dinde sadık bir kimse idi, bir Resul, bir peygamber idi.
Kitabda İsmaili de an, çünkü o cidden va'dinde sadık idi, ve bir Resul, bir Peygamber idi
Kitap'ta İsmail'i de an. O, sözüne sadık dipnot 1 bir Resul, bir Nebi'ydi.
Kitap'ta İsmail'i de an. O, sözüne sadık dipnot 1 bir resul, bir nebiydi.
Kitap'ta İsmail'i de an. O, sadık dipnot 1 bir rasul, bir nebiydi.
Kitap'ta İsmail'i de zikret. Çünkü o, vaadinde doğruydu ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi.
Kitabda İsmaili de yadet. Çünkü o, va'dinde saadıkdı, resul bir peygamberdi.
Kitab'da İsmail'i de an. Muhakkak ki o, vaadine sadık idi ve katımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Kitapta İsmail’i de an. O, sözüne sadıktı ve rasûl bir peygamber idi .
Kitapta İsma'il'i de an. Çünkü o sözünde duran, elçi bir peygamberdi.
Bu kitapta İsmail'i de anlat. dipnot 1 O, sözünü tutan biriydi; dipnot 2 nebi olan resuldü. dipnot 3
Bu Kitap'ta İsmail'i de anlat. O, sözünü tutmuştu dipnot 1 ; nebi olan elçiydi.
Kitapta İsmail’i de an. O, sözüne sadıktı ve bir rasûl bir peygamber idi
-Kitapta İsmail'i de an. O, sözüne sadıktı. Peygamber olarak gönderilmişti.
Kitap'ta İsmail'i de an. Çünkü o, vaadinde sadıktı; bir resuldü, bir peygamberdi.
Meryem suresi, 55. ayet. وَكَانَ يَأْمُرُ أَهْلَهُۥ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِۦ مَرْضِيًّا
Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
Ayrıca o, ailesine (halkına) salâtı (namazı) ve zekâtı emrederdi. dipnot 1 Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış biriydi.
Ve yakınlarına Allah davasına destek vermeyi ve arınmak için ödenmesi gereken bedeli ödemeyi emrederdi; ve o da Rabbi katında hatırı sayılan biriydi.
Ve halkına salatı ve zekatı emrederdi; ve o da Rabbinin katında hoşnutluk kazanmıştı.
Ailesine salatı yaşamayı ve safiyeti emrederdi. Rabbinin indinde mardiye (şuurunda - tecelli-i sıfat) idi.
Halkına, namazı ve zekatı emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.
Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.
Ailesine, namazı ve zekatı öğütlerdi. Efendisinin katında hoşnutluk kazanmıştı.
Ailesine/halkına namazı ve zekatı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.
Ailesine salatı gözetmeyi ve zekatı vermeyi emrederdi. Efendisi tarafından beğenilmişti.
Ailesine namazı gözetmeyi ve zekatı vermeyi emrederdi. Rabbi tarafından beğenilmişti.
Ailesine namaz ve zekat emrederdi ve Rabbi katında hoşnutluğa ermişti.
Ve hanedanına namaz ve zekat ile emrederdi ve rabbının ındinde merdıyy idi
Ve o kendisi ile birlikte olanlara salatı dipnot 1 ve zekatı dipnot 2 buyuruyordu. Ve o Rabb'inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.
Ve o kendisi ile birlikte olanlara salatı ve zekatı buyuruyordu dipnot 1 . Ve o Rabb'inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.
Ve o kendisi ile birlikte olanlara salatı ve zekatı buyuruyordu. dipnot 1 Ve o Rabb'inin yanında kendisinden hoşnut olunmuşlardandı.
Ehline, namazı ve zekatı buyuruyordu ve o, rabbi katında kendisinden razı olunan (bir insan)dı.
Kavmine namaz (kılmayı), zekat (vermeyi) emr ederdi. Rabbi nezdinde rızaya ermişdi o.
Kavmine namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbının katında hoşnudluğu ermişti.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında razı olunan birisiydi.
Halkına namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. Rabbi yanında beğenilmişti.
O, ailesine namazı ve zekatı emrederdi. dipnot 1 Rabbinin katında kendisinden razı olunan bir kişiydi. dipnot 2
Ailesine namazı ve zekatı emreder ve Rabbinin katında beğenilirdi.
Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında razı olunan birisiydi.
Ailesine namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin yanında kendisinden hoşnut olunan birisiydi.
Ailesine namazı, zekatı emrederdi. Rabbi katında hoşnutluk kazanmış bir kişiydi.
Meryem suresi, 56. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ إِدْرِيسَ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقًا نَّبِيًّا
Kitap'ta İdris'i de an. Şüphesiz o, doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi.
Kitapta İdris'i de hatırla! Şüphesiz ki o, çok doğrulayıcı (biriydi) ve peygamberdi.
Bu kitapta İdris'i de gündeme taşı! Elbet o da doğruluk ve dürüstlük abidesiydi, (yani) bir peygamberdi.
Ve bu kitapta İdris'i de an. O da özü sözü doğru olan biriydi; bir nebiydi.
Gelen BİLGİ içinde İdris'i de hatırlat (zikret). . . Hakikaten O Sıddık idi, Nebi idi.
Kitap'ta İdris'i de zikret. Çünkü o, doğru olan bir peygamberdi.
Kitapta İdris’i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.
Kitap'ta, İdris'i de an. Kuşkusuz, O, doğruyu söyleyen bir peygamberdi.
Kitapta İdris'i de an.!Gerçekten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.
Kitapta İdris'i an. O peygamber olan bir doğrucu idi.
Kitapta İdris'i an. O peygamber olan bir doğrucu idi.
Kitapta İdris'i de an; çünkü o, dosdoğru biri, bir peygamber idi.
Kitabda İdrisi de an, çünkü o bir sıddık, bir Peygamber idi
Kitap'ta İdris'i de an. O, çok sadık bir Nebi'ydi.
Kitap'ta İdris'i de an. O, çok sadık bir nebiydi.
Kitap'ta İdris'i de an. O, çok sadık bir nebiydi.
Kitap'ta İdris'i de zikret. Çünkü o, doğru olan bir peygamberdi.
Kitabda İdrisi de an. Çünkü o çok saadık bir peygamberdi.
Kitab'da İdris'i de an. Muhakkak ki o, dosdoğru bir peygamberdi.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Kitapta İdris'i de an. Gerçekten o çok doğru sözlü bir peygamberdi.
Kitapta İdris'i de an: Çünkü o, çok doğru bir peygamberdi.
Bu kitapta İdris'i de anlat. O, özü sözü doğru biri ve bir nebi idi.
Bu Kitap'ta İdris'i de anlat. O da özü sözü doğru olan bir nebi idi.
Kitapta İdris'i de an. O, çok dürüst bir peygamberdi.
-Kitapta İdris'i de an. O, çok dürüst bir peygamberdi.
Kitap'ta İdris'i de an. Çünkü o, özü sözü tam uyuşan bir kişiydi, bir peygamberdi.
Meryem suresi, 57. ayet. وَرَفَعْنَٰهُ مَكَانًا عَلِيًّا
Onu yüce bir makama yükselttik.
Kendisini üstün bir makama yükseltmiştik.
Ve biz ona da yüce bir konum bahşetmiştik.
Ve Biz o'nu da yüce bir konuma yükseltmiştik.
Biz Onu yücelik makamına yükselttik!
Biz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik.
Biz, onu üstün bir makama yükseltmiştik.
Onu, çok yüce bir yere yükselttik.
Onu yüce bir makama yüceltmiştik.
Onu yüce bir makama yükselttik.
Onu yüce bir makama yükselttik.
Ve Biz onu yüce bir yere yükselttik.
Ve biz onu yüksek bir mekana ref'ettik
Onu yüce bir mekana yükselttik.
Onu yüce bir mekana yükselttik.
Onu yüce bir mekana yükselttik.
Biz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik.
Biz onu pek yüce bir yere yükseltdik.
Onu yüce bir yere yükselttik.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Biz onu yüce bir makama yükselttik.
Onu yüce bir yere yükseltmiştik.
Onu yüce bir mekana yükseltmiştik dipnot 1 .
Onu yüce bir yere yükseltmiştik.
Biz onu üstün bir makama yükseltmiştik.
Biz onu üstün bir mevkiye yükseltmiştik.
Onu yüce bir mekana yükselttik.
Meryem suresi, 58. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِن ذُرِّيَّةِ ءَادَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْرَٰٓءِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَٱجْتَبَيْنَآ إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُ ٱلرَّحْمَٰنِ خَرُّوا۟ سُجَّدًا وَبُكِيًّا secde ayeti
İşte bunlar, Adem'in ve Nuh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim'in, Yakub'un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebilerdir. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar, Allah'ın Âdem'in soyundan kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in (Yakup'un) soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız peygamberlerden bir bölümüdür. Onlara Rahmân'ın ayetleri tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman ağlayarak secde ederlerdi. dipnot 1
İşte bütün bunlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerden (sadece) bir kısmı; (yani) Adem'in neslinden, Nuh'la birlikte taşıdıklarımızın neslinden ve İbrahim ve İsrail'in neslinden olup, doğru yolu gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerden bazılarıdır: ne zaman O rahmet kaynağının ayetleri kendilerine okunsa (hepsi de) gözyaşları içinde yere kapanarak (teslimiyetlerini sunmuşlardır).
İşte bunlar Allah'ın kutlu, onurlandırıcı bağışlarda bulunduğu nebilerden bazıları Adem'in soyundan, Nuh'la birlikte (o gemide) taşıdığımız kimselerin soyundan, İbrahim ve İsrail'in soyundan gelen ve (hepsi de) doğru yolu gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerden bazıları: Ne zaman kendilerine O sınırsız rahmet Sahibi'nin mesajları okunsa ağlayarak (O'nun huzurunda) yere kapanan kimseler.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine in'amda bulunduğu Nebilerden, Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in (Yakup) zürriyetinden hakikate erdirdiğimiz ve (ezelden) seçtiğimiz kimselerdir. Onlara Rahman'ın varlığının delilleri okunduğu zaman (yakini müşahede ile) secde ederler ve ağlarlar. (58. ayet secde ayetidir. )
İşte bunlar; kendilerine Allah'ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)den, İbrahim ve İsrail (Yakup)in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah')ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlar.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) 'in soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselendendir. Onlara, çok merhametli olan Allah'ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte Onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberler arasındadır. Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'i. dipnot 242 soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendir. Bağışlayanın ayetleri Onlara okunduğunda, sessizce ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in/Yakup'un soyundan doğruya ulaştırdığımız ve peygamber olarak seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar, ALLAH'ın nimetlendirdiği peygamberlerin bir kısmıdır. Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim'in ve İsrail'in soyundan... Doğruya ulaştırdığımız ve seçtiğimiz kimselerdir onlar. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye varırlar.
İşte bunlar, ALLAH'ın nimetlendirdiği peygamberlerin bir kısmıdır. Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim'in ve İsrail'in soyundan... Doğruya ulaştırdığımız ve seçtiğimiz kimselerdir onlar. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye varırlar.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden Adem soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan İbrahim ile İsrail'in soyundan hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendirler. Kendilerine Rahmanın ayetleri okunduğu zaman, ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar Allahın kendilerine in'am eylediği Peygamberlerden, Adem zürriyyetinden ve Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail zürriyyetinden ve hidayete erdirdiğimiz ve intihab eylediğimiz kimselerdendir. Kendilerine rahmanın ayetleri tilavet olunduğu zaman ağlıyarak secdelere kapanırlardı
İşte bunlar, Allah'ın nimetlendirdiği Nebilerdendi. Adem'in neslinden ve Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail'in soyundan ve doğru yola ilettiğimiz ve seçtiklerimizdendir. Onlara dipnot 1 Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar, Allah'ın nimetlendirdiği nebilerdendi. Âdem'in neslinden ve Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail'in dipnot 1 soyundan ve doğru yola ilettiğimiz ve seçtiklerimizdendir. Onlara dipnot 2 Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar, Allah'ın nimetlendirdiği nebilerdendi. Âdem'in neslinden ve Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail'in soyundan ve hidayete ilettiğimiz ve seçtiklerimizdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. dipnot 1
İşte bunlar; kendilerine Tanrı'nın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)den, İbrahim ve İsrail (Yakup)in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahmanın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlar.
İşte bunlar, Allahın kendilerine ni'metler verdikleri peygamberlerden, Ademin zürriyetinden, Nuuh ile beraber taşıdıklarımızdan, İbrahim ile İsrailin neslinden, hidayete erdirdiğimiz ve seçdiğimiz kimselerdendir. Onlar çok esirgeyici (Allahın) ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar; Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Adem in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ile İsrail'in neslinden, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu zaman; ağlayarak secdeye kapanırlardı.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
İşte onlar, Âdem’in ve Nûh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan gelen, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerden ve İbrahim’in, İsrail'in/Ya'kûb'un soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir. Onlara Rahman’ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar; Allah'ın ni'met verdiği peygamberlerden, Adem neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) neslinden, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar, Allah'ın nimet verdiği nebilerdendir. Adem'in ve Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan, İbrahim'in ve İsrail'in dipnot 1 soyundandır. Seçip doğru yolu gösterdiğimiz kimselerdendir dipnot 2 . Rahman'ın ayetleri kendilerine bağlantılarıyla okununca ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar Allah'ın mutluluk dipnot 1 verdiği nebilerdendir; Âdem'in soyundan, Nuh ile birlikte gemiye bindirdiklerimizden, İbrahim'in ve İsrail'in (Yakup'un) soyundan olup kendilerine doğru yolu gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Onlara Rahman'ın ayetleri okununca gözleri dolarak secdeye kapanırlardı.
İşte onlar, Adem’in ve Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan gelen, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerden ve İbrahim’in, İsrail'in/Yakub'un soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir. Onlara Rahman’ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte onlar, Adem'in ve Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan gelen, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerden ve İbrahim'in, İsrail'in ve doğru yolu gösterip, seçtiğimiz kimselerin soyundandır. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimet lütfettiği peygamberlerdendir: Adem'in soyundan, Nuh'la birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in soyundan, kılavuzluk edip seçtiğimiz kimselerden. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdelere kapanırlardı.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.