Diyanet İşleri
Rahmetimiz sonucu kardeşi Harun'u bir nebi olarak kendisine bahşettik.
Meryem suresi
Meryem suresi, 53. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥ مِن رَّحْمَتِنَآ أَخَاهُ هَٰرُونَ نَبِيًّا
vevehebnâ lehû mir raḥmetinâ eḫâhü hârûne nebiyyâ.
Rahmetimiz sonucu kardeşi Harun'u bir nebi olarak kendisine bahşettik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ, Hârûn, İsmâil ve İdrîs Meryem 51–58 3
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
Kitap'ta, Musa'yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resul, bir nebi idi.
Ona, Tur dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.
Rahmetimiz sonucu kardeşi Harun'u bir nebi olarak kendisine bahşettik.
Kitap'ta İsmail'i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resul, bir nebi idi.
Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
Kitap'ta İdris'i de an. Şüphesiz o, doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
53. “Rahmetimizden ona kardeşi Hârûn’u da peygamber (ve destekçi) olarak bağışladık.” Bu, Mûsâ aleyhisselam’ın, kardeşi Hârûn’a olan en büyük fazileti ve iyiliğidir. Zira o, Rabbinden kardeşini bu işinde kendisine ortak etmesini, onu da kendisi gibi bir rasûl kılmasını dilemişti. Yüce Allah da onun bu isteğini kabul ederek rahmetinden kardeşi Hârûn’u ona nebi olarak bağışlamıştı. Hârûn’un peygamberliği, Mûsâ’nın peygamberline tâbi idi. O da Mûsâ’ya bu büyük görevinde yardımcı olup destek verdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ona olan rahmetimiz ve nimetimizin sonucu olarak kardeşi Harun -aleyhisselam-'ı peygamber kıldık. Zira o Rabbinden kardeşinin peygamber olmasını dilediği zaman duasına icabet edildi.
Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.
Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz…
Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber…
Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer…
Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Merhametimiz gereği ona kardeşi Harun'u da peygamber olarak armağan etmiştik. dipnot 1
ve ona rahmetimizin bir nişanesi olsun için, kardeşi Harun'u peygamber kılarak (yardımcı) yapmıştık.
ve o'na bahşettiğimiz rahmetin bir devamı olarak, kardeşi Harun'u da (o'nunla beraber) haberci kılmıştık.
Rahmetimizden, Ona kardeşi Harun'u Nebi olarak hibe ettik.
Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak armağan ettik.
Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Harun'u bir peygamber olarak armağan ettik.
Kardeşi Harun'u da peygamber olarak, rahmetimizden, Ona armağan ettik.
Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak bahşettik.
Katımızdan bir rahmet olarak kardeşi Harun'u kendisine peygamber olarak armağan ettik.
Katımızdan bir rahmet olarak kardeşi Harun'u kendisine peygamber olarak armağan ettik.
Ve rahmetimizden kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak ona lutfettik.
Ve rahmetimizden ona biraderi Harunu da bir Peygamber olarak ihsan eyledik
Ona rahmetimizden bir Nebi olarak kardeşi Harun'u armağan ettik.
Ona rahmetimizden bir nebi olarak kardeşi Harun'u armağan ettik.
Ona rahmetimizden bir nebi olarak kardeşi Harun'u armağan ettik.
Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak armağan ettik.
Onu, rahmetimiz cümlesinden, biraderi Harunu da bir peygamber olarak ihsan etdik.
Ve rahmetimizden ötürü ona; kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak bağışladık.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
O’na rahmetimizden kardeşi Hârûn’u peygamber olarak bağışlamıştık.
Ona, acıdığımızdan dolayı kardeşi Harun'u da peygamber olarak armağan ettik.
Bizden bir iyilik ve ikram olarak ona, kardeşi Harun'u da nebi olarak bahşettik. dipnot 1
Ona ikramda bulunarak, kardeşi Harun'u da nebi olarak armağan etmiştik.
O’na rahmetimizden kardeşi Harun’u peygamber olarak bağışlamıştık.
O'na rahmetimizin (bir eseri olarak) Kardeşi Harun'u Peygamber olarak bağışlamıştık.
Rahmetimizden ona kardeşi Harun'u bir peygamber olarak armağan ettik.
We mercifully assigned him an adjutor, his brother Har?n whom We proclaimed a Prophet.
out of Our grace We granted him his brother Aaron as a prophet.
And, out of Our Mercy, We gave him his brother Aaron, (also) a prophet.
and out of Our mercy We appointed his brother Aaron, a Prophet (that he may assist him).
We endowed him with Our mercy, making his brother Harun a Prophet.
And We granted him his brother Hârûn (Aaron), (also) a Prophet, out of Our Mercy.
And We gave him out of Our mercy his brother Aaron, a prophet.
And out of Our mercy We bestowed upon him (as his helper) his brother Aaron, (also) a Prophet.
And We gave him his brother Aaron, of Our mercy, a Prophet.
I granted (his wish and chose) his brother Aaron (out of My mercy) as a Prophet [to assist him in his mission. ]
and we granted him, of our mercy, his brother Aaron as a prophet.
We granted him from Our mercy his brother Aaron as a prophet.
And We gave him, through our mercy, his brother Aaron, a prophet, for his assistant.
We called him from the right side of the Mount (Sinai); and We made him draw nigh unto Us to commune with him,
And We bestowed upon him of Our mercy his brother Har?n, (Aaron) a Prophet.
And We bestowed upon him of Our mercy his brother Aaron, a prophet (likewise).
And bestowed on him his brother Aaron, a prophet, through Our benevolence.
and [how], out of Our grace, We granted unto him his brother Aaron, to be a prophet [by his side].
And We appointed for him—out of Our grace—his brother, Aaron, as a prophet.
And We granted him from Our mercy his brother Aaron as a prophet.
And we granted him, out of our mercy, his brother Aaron as a prophet.
And We gave him out of Our mercy his brother Aaron as a prophet.
And We gave him, of Our mercy, his brother Aaron, a prophet.
And We bestowed upon him of Our Mercy his brother, Aaron, a Prophet as well.
And from Our Mercy, We gave him his brother Haroon (Aaron), (also) a prophet.
And, out of Our mercy, We granted him his brother Hārūn as a prophet.
And We granted him from Our mercy his brother Aaron as a prophet.