Diyanet İşleri
Onu yüce bir makama yükselttik.
Meryem suresi
Meryem suresi, 57. ayet. وَرَفَعْنَٰهُ مَكَانًا عَلِيًّا
verafa`nâhü mekânen `aliyyâ.
Onu yüce bir makama yükselttik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ, Hârûn, İsmâil ve İdrîs Meryem 51–58 3
Kitap'ta İsmail'i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. Bir resul, bir nebi idi.
Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı.
Kitap'ta İdris'i de an. Şüphesiz o, doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi.
Onu yüce bir makama yükselttik.
İşte bunlar, Adem'in ve Nuh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim'in, Yakub'un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebilerdir. Kendilerine Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
(60-61) Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahman'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O'nun va'di kesinlikle gerçekleşir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
57. “Biz, onu yüce bir makama yükselttik.” Yüce Allah, âlemler arasında onun şanını yükselttiği gibi onun, yakınlaştırılmış kimseler arasındaki mevkii de yüksektir. O bakımdan İdris’in şanı da makamı da yüksektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendisine vermiş olduğumuz peygamberlikle onun zikrini yücelttik. O, yüksek bir makamdaydı.
Aynı kıssa: Hz. İdrîs
Kitap'ta İdris'i de an. Şüphesiz o, doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi.
Aynı kıssa: Hz. İdrîs
İsmail'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
Aynı kıssa: Hz. İdrîs
Onları da rahmetimizin içine soktuk. Şüphesiz onlar salih kimselerdendi.
Aynı kök: رفع (29 geçiş)
Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı…
Aynı kök: رفع (29 geçiş)
Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı…
Aynı kök: رفع (29 geçiş)
Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin,…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendisini üstün bir makama yükseltmiştik.
Ve biz ona da yüce bir konum bahşetmiştik.
Ve Biz o'nu da yüce bir konuma yükseltmiştik.
Biz Onu yücelik makamına yükselttik!
Biz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik.
Biz, onu üstün bir makama yükseltmiştik.
Onu, çok yüce bir yere yükselttik.
Onu yüce bir makama yüceltmiştik.
Onu yüce bir makama yükselttik.
Onu yüce bir makama yükselttik.
Ve Biz onu yüce bir yere yükselttik.
Ve biz onu yüksek bir mekana ref'ettik
Onu yüce bir mekana yükselttik.
Onu yüce bir mekana yükselttik.
Onu yüce bir mekana yükselttik.
Biz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik.
Biz onu pek yüce bir yere yükseltdik.
Onu yüce bir yere yükselttik.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Biz onu yüce bir makama yükselttik.
Onu yüce bir yere yükseltmiştik.
Onu yüce bir mekana yükseltmiştik dipnot 1 .
Onu yüce bir yere yükseltmiştik.
Biz onu üstün bir makama yükseltmiştik.
Biz onu üstün bir mevkiye yükseltmiştik.
Onu yüce bir mekana yükselttik.
We exalted him and ennobled him and graced him with a lofty position.
We raised him to a high position.
And We raised him to a lofty station.
and We exalted him to a lofty position. dipnot 1
We raised him up to a high place.
And We raised him to a high station.
and We raised him to a station exalted.
And We raised him to an exalted position.
We raised him up to a high place.
I have raised him to an honorable rank.
and we raised him to a lofty place.
We raised him to a high place.
And we exalted him to a high place.
And mention, in the Book, Idris (Enoch?); verily, he was a saint and a prophet;
And We raised him to a most exalted place.
And We raised him to high station.
And We raised him to an exalted station.
whom We exalted onto a lofty station.
And We elevated him to an honourable status.[1]
And We raised him to a high place.
We raised him to an honorable rank.
And We raised him to a high station.
And We raised him to a high station.
And We raised him to a high station of honor.
And We raised him to a high position.
We raised him to a high place.
And We raised him to a high place.