Diyanet İşleri
Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
Meryem suresi · 59–65. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Meryem suresi, 59. ayet. فَخَلَفَ مِنۢ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلشَّهَوَٰتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا
Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
Onlardan hemen sonra salâtı (namazı/ibadeti) ziyan eden ve şehvetlere uyan bir nesil geldi. dipnot 1 İleride bir cehennem çukuru dipnot 2 ile karşılaşacaklardır.
Derken onların ardından öyle bir kuşak geldi ki, ibadetin içini boşalttılar ve dünyevi zevklerin peşine düştüler; işte bu yüzden gelecekte olan derin bir düş kırıklığı yaşayacaklar.
Onların ardından, salatı boş veren ve yalnızca kendi şehvetlerinin, dünyevi tutkularının peşine düşen bir kuşak geldi; ve böyle yaptıkları için de, yakında tam bir düş kırıklığıyla karşılaşacaklar.
Onların ardından bir nesil geldi ki, salatı (hakikatlerine yönelişi) yitirdiler ve şehvetlere (kendilerini beden kabulünün dürtülerine ve boş heveslerine) tabi oldular. . . Gayyayı (içinden çıkılamaz cehennem çukurunu) boylayacaklar!
Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.
Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.
Onlardan sonra, namazı bırakan ve benliklerinin isteklerine tutsak olan bir kuşak geldi. Sonunda, cezalarını bulacaklardır.
Sonra bunların ardından namazı kılmayan ve nefislerine uyan bir nesil geldi. Bunlar, elbette cehennem çukuruna atılacaklardır.
Onlardan sonra gelenler salatı yitirdiler ve heveslerine uydular. Nitekim, felakete uğrayacaklar.
Onlardan sonra gelenler namazı yitirdiler ve heveslerine uydular. Nitekim, felakete uğrayacaklar.
Sonra bunların arkasından bozuk bir güruh geldi, namazı ziyan ettiler ve şehvetlerinin ardına düştüler; bunlar da Gayya kuyusunu boylayacaklardır.
Sonra arkalarından bozuk bir güruh halef oldu, namazı zayi' ettiler ve şehvetleri ardına düştüler, bunlar da "Gayya" yı boylıyacaklar
Bundan sonra arkalarından gelen sonraki nesil, salatı zayi ettiler dipnot 1 ve şehvetlerine dipnot 2 uydular. Yakında kötülükleri kendilerine dönecektir.
Bundan sonra arkalarından gelen sonraki nesil, salatı zayi ettiler dipnot 1 ve şehvetlerine dipnot 2 uydular. Yakında kötülükleri kendilerine dönecektir.
Bundan sonra arkalarından gelen sonraki nesil, salatı zayi ettiler dipnot 1 ve şehvetlerine dipnot 2 uydular. Yakında kötülükleri kendilerine dönecektir.
Sonra onların arkasından öyle nesiller türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve şehvetlerine kapılıp uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.
Sonra, arkalarından öyle kötü bir nesil geldi ki namazı bırakdılar, şehvetlerine uydular. İşte bunlar da azgınlıklarının cezasına uğrayacaklardır.
Ama onların ardından namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. Onlar bu azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Ama onların ardından namazı zayi eden ve şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte onlar gayy ile karşılaşacaklardır.
Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler, şehvetlerine uydular. Onlar kötülük bulacaklardır.
Onların ardından namazı ihmal eden ve çekici şeylerin peşine düşen bir nesil geldi dipnot 1 . Onlar, yaptıkları yanlışların sonuçlarıyla dipnot 2 ileride yüzleşeceklerdir.
Onların arkasından gelenler, arzularına uyarak namazı ihmal ettiler. Onlar, yakında yanlış kurgularıyla yüzleşeceklerdir.
Sonra onların ardından namazı bırakan ve arzularına uyan bir nesil geldi. İleri de büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
Sonra onların ardından namazı bırakan ve arzularına uyan bir nesil geldi. Bunlar da hüsrana uğrayacaklardır.
Ama arkalarından öyle bir nesil geldi ki; namazı yitirdiler, şehvetlere uydular. Bunlar, azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.
Meryem suresi, 60. ayet. إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْـًٔا
(60-61) Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahman'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O'nun va'di kesinlikle gerçekleşir.
Ancak (Allah'a) yönelen, iman edip iyi işler yapan(lar) cennete girecekler ve asla haksızlığa uğratılmayacaklardır.
Ancak hatadan dönen, Allah'a iman eden ve salih amel işleyenler müstesna. İşte bunlar cennete girecekler ve en ufak bir haksızlığa uğratılmayacaklar.
Ancak, pişman olup Allah'a yönelen, inanıp dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanlar bunun dışındadır; zaten hiçbir haksızlığa uğratılmadan cennete girecek olanlar da işte böyleleridir;
Tövbe eden, iman eden ve imanın gereğini uygulayanlar müstesna. . . İşte onlar cennete dahil olurlar ve hiçbir şekilde haksızlığa maruz kalmazlar.
Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar.
Ancak tevbe eden, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunlar, hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın cennete,
Pişmanlık gösterenler, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar başkadır. İşte onlar, hiçbir haksızlığa uğratılmadan cennete gireceklerdir.
Ancak, tövbe edip, inanıp yararlı iş yapanlar hariç. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğramayacaklardır.
Tövbe eden, gerçeği onaylayan ve erdemli davrananlar hariç. Onlar en ufak bir haksızlığa uğramadan bahçeye girerler.
Tevbe eden, inanan ve erdemli davrananlar hariç. Onlar en ufak bir haksızlığa uğramadan cennete girerler.
Ancak tevbe edip imana gelenler ve yararlı iş yapanlar başka; çünkü onlar hiçbir haksızlığa uğratılmayarak cennete gireceklerdir.
Ancak tevbe edip iymana gelen ve salih amel işliyenler müstesna, çünkü bunlar zerre kadar hakları yenmiyerek Cennete gireceklerdir
Ancak tevbe edip, iman eden ve salihatı yapanlar dipnot 1 hariç. İşte onlar Cennet'e girecekler ve onlara hiçbir şekilde haksızlık yapılmayacaktır.
Ancak tevbe dipnot 1 edip, iman eden ve salihatı yapanlar dipnot 2 hariç. İşte onlar Cennet'e girecekler ve onlara hiçbir şekilde haksızlık yapılmayacaktır.
Ancak tövbe edip, iman eden ve salihatı yapanlar dipnot 1 hariç. İşte onlar Cennet'e girecekler ve onlara hiçbir şekilde haksızlık yapılmayacaktır.
Ancak tevbe eden, inanan ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar.
Tevbe edenler ve iyi amel ve hareketde bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiçbir şeyle haksızlığa uğratılmayarak cennete,
Ancak tevbe edip iman ederek salih amel işleyenler müstesnadır. Onlar, hiç bir haksızlığa uğratılmadan cennete girerler.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Ancak tevbe edip, iman ederek salih amel işleyenler, işte bunlar Cennet'e girecekler ve hiçbir şekilde haksızlığa uğramayacaklardır.
Ancak tevbe eden, inanan ve iyi işler yapanlar, cennete girecekler ve hiç haksızlığa uğratılmayacaklardır.
Ama tövbe eden /dönüş yapan, inanıp güvenen ve iyi iş yapanlar başka. İşte onlar cennete gireceklerdir. Onlara hiçbir haksızlık yapılmayacaktır.
İçlerinden dönüş yaparak (tevbe ederek) inanıp güvenen ve iyi iş yapmış olanlar Cennet'e girecekler ve hiçbir haksızlığa uğramayacaklardır.
Ancak tevbe edip, iman ederek salih amel yapanlar, işte bunlar Cennet'e girecekler ve hiç bir şekilde haksızlığa uğramayacaklardır.
Ancak tevbe edip, iman ederek doğruları yapanlar, işte bunlar cennete girecekler ve hiç bir şekilde haksızlığa uğramayacaklardır.
Tövbe eden, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi iş yapan müstesna. Böyleleri cennete girecekler ve hiçbir şekilde haksızlığa uğratılmayacaklar.
Meryem suresi, 61. ayet. جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدَ ٱلرَّحْمَٰنُ عِبَادَهُۥ بِٱلْغَيْبِ إِنَّهُۥ كَانَ وَعْدُهُۥ مَأْتِيًّا
(60-61) Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahman'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O'nun va'di kesinlikle gerçekleşir.
Yani Rahmân'ın kullarına gıyaben vadettiği durmaya değer cennetlere dipnot 1 (girecekler). Şüphesiz ki O'nun (Allah'ın) vaadi gerçekleşmiştir.
O rahmet kaynağının kullarına söz verdiği, insanın kavrama kapasitesini aşan bir gerçeklik olan mutlak mutluluk ve güzelliğin merkezi cennetler (onların olacak): ve her halükarda O'nun sözü yerini bulacaktır.
sınırsız bağış Sahibi'nin, kullarına, her türlü beşeri algı ve tasavvurun ötesinde söz verdiği o asude hasbahçeler (onların olacaktır); O'nun sözü elbette yerini bulacaktır!
Rahman'ın kullarına gayblarından vadettiği, ADN (tecelli-i sıfat) cennetleridir. . . Muhakkak ki O'nun bildirdiği yerine gelmiştir.
Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir.
çok merhametli olan Allah'ın, kullarına gıyaben vâdettiği Adn cennetlerine girecekler. Şüphesiz O'nun vaadi yerini bulacaktır.
Bağışlayan, algılarının ötesinde olan Adn cennetlerini kullarına söz vermiştir. O'nun sözünü verdiği, kesinlikle gerçekleşecektir.
Rahman'ın kullarına vaad ettiği, görmedikleri adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz Allah'ın sözü kesindir.
Rahman'ın kulları için söz verdiği, duyular ötesi Adn bahçelerine... O'nun sözü, kuşkusuz yerine gelecektir.
Rahman'ın kulları için söz verdiği, duyular ötesi Adn cennetlerine... O'nun sözü, kuşkusuz yerine gelecektir.
Rahman'ın kullarına gıyaben söz verdiği Adn cennetlerine, şüphe yok ki, O'nun verdiği söz, daima yerine getirilmiştir.
Rahmanın kullarına va'd buyurduğu Adn Cennetlerine, şüphe yok ki onun va'di icra olunagelmiştir
Rahman, kullarına gıyaben Adn Cennetleri söz verdi. Kuşkusuz O'nun sözü gerçekleşecektir.
Rahman, kullarına gıyaben Adn Cennetleri söz verdi. Kuşkusuz O'nun sözü gerçekleşecektir.
Rahman, kullarına gıyaben Adn Cennetleri söz verdi. Kuşkusuz O'nun sözü gerçekleşecektir.
Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Tanrı, onu) kendi kullarına gaybtan vadetmiştir. Şüphesiz O'nun vaadi yerine gelecektir.
Çok esirgeyici (Allahın) kullarına gıyaben va'd buyurduğu Adn cennetlerine gireceklerdir. Onun va'di şübhesiz yerini bulacakdır.
Rahman'ın kullarına gıyaben vaad ettiği Adn cennetlerine. Şüphesiz O'nun sözü yerini bulacaktır.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Rahman’ın kullarına gayb ile vaat ettiği Adn cennetlerine (gireceklerdir). Onun vaadi şüphesiz yerine gelecektir.
Rahman'ın kullarına gıyaben va'dettiği Adn cennetleri(ne gireceklerdir). Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir.
Rahman'ın, görmedikleri halde kullarına söz verdiği Adn cennetlerine (gireceklerdir). Onun verdiği söz mutlaka yerine getirilir.
Rahman'ın kullarına söz verdiği görülmemiş kalıcı cennetlere (bahçelere) gireceklerdir. O'nun sözü yerine getirilir.
(Bu) Rahman’ın kullarına görmedikleri halde vadettiği Adn Cennetleri'dir. Onun vaadi şüphesiz yerine gelecektir.
Rahman'ın kullarına gelecekteki vaat ettiği Adn cennetleridir. Onun vaadi şüphesiz yerine gelecektir.
Rahman'ın, kullarına gaybda vaat ettiği Adn cennetlerine girecekler. Kuşkusuz, O'nun vaadi yerine gelir.
Meryem suresi, 62. ayet. لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلَّا سَلَٰمًا وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا
Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) "selam!" (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır.
Orada herhangi bir boş söz duymayacaklar. Sadece ‘selam' (duyacaklar). dipnot 1 Onlar için orada sabah akşam rızıkları vardır.
Orada mutluluk tebriği dışında asla boş bir söz işitmeyecekler; ve onlar orada sabah akşam rızıklandırılacaklar.
Orada onlar asla boş ve yararsız bir söz işitmeyecekler; iç huzuru ve esenlik dileğinden başka hiçbir söz! Ve orada sabah akşam azıklandırılacaklar;
Orada lağv (dedikodu) değil sadece "Selam" (Selam isminin manası açığa çıkar ve böylece kendi hakikatlerinden açığa çıkan kuvveleri konuşurlar) işitirler. . . Orada kendilerinin sabah - akşam, yaşam gıdalarıyla beslenmeleri söz konusudur.
Onda 'boş bir söz' işitmezler; sadece selam (ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır.
Orada boş söz değil, hoş söz duyarlar. Ve orada, sabah akşam kendilerine ait rızıkları vardır.
Orada, boş söz duymazlar; yalnızca "Selam!" Sunuları da sabahakşam hazırdır.
Orada boş söz değil, hoş söz/selam duyarlarve orada, sabahakşam kendilerine ait rızıkları vardır.
Orada boş söz işitmezler; sadece barış... Rızıklarını da sabah akşam alırlar.
Orada boş söz işitmezler; sadece barış... Rızıklarını da sabah akşam alırlar.
Orada hiç boş söz işitmezler; ancak bir "Selam" işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır.
Orada hiç boş söz işitmezler, ancak bir selam, rızıkları da vardır orada sabah, akşam
Onlar, orada boş söz işitmezler. Ancak "selam dipnot 1 " işitirler. Ve orada, onların sabah akşam dipnot 2 rızıkları vardır.
Onlar, orada boş söz işitmezler. Ancak "selam" dipnot 1 işitirler. Ve orada, onların sabah akşam dipnot 2 rızıkları vardır.
Onlar, orada boş söz işitmezler. Ancak "selam" dipnot 1 işitirler. Ve orada, onların sabah akşam dipnot 2 rızıkları vardır.
Onda 'boş bir söz' işitmezler; sadece selam(ı işitirler). Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır.
Orada selamdan başka hoş bir söz işitmeyeceklerdir. Orada sabah, akşam rızıkları da (ayaklarına gelecekdir).
Orada boş sözler değil, sadece selam sözü işitirler ve sabah-akşam rızıklarını hazır bulurlar.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
Orada boş söz işitmezler. Ancak selam (işitirler). Ve orada, sabah akşam kendilerine ait rızıkları vardır.
Orada boş söz değil, yalnız selam işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır.
Orada boş sözler değil, sadece hoş sözler işiteceklerdir dipnot 1 . Orada onlar için sabahleyin ve akşamleyin rızıklar vardır.
Orada boş söz dinlemeyeceklerdir. Sadece "Selam dipnot 1 " sözü. Orada onlar için sabah akşam rızıklar vardır.
Orada boş söz işitmezler. Ancak selam (işitirler). Ve orada, sabah-akşam kendilerine ait rızıkları vardır.
Orada boş söz işitmezler ancak esenlik. Sabah akşam rızıklarını da orada hazır bulurlar.
Orada boş lakırdı değil, yalnızca "selam" işitirler. Orada kendilerinin sabah, akşam, rızıkları da hazırdır.
Meryem suresi, 63. ayet. تِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِى نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَن كَانَ تَقِيًّا
İşte bu, kullarımızdan Allah'a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.
Kullarımızdan takvâlı (duyarlı) olanları mirasçı kılacağımız cennet işte odur.
Sorumluluk bilincine ermiş olanları mirasçı kılacağımız cennet işte budur.
Bize karşı sorumluluk bilinci içinde olan kullarımıza bırakacağımız cennet işte budur.
İşte kullarımızdan çok korunanları (yalnızca fiillerde değil, düşünsel anlamda korunanları) mirasçı yapacağımız cennet budur!
O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varisçi kılacağız.
Kullarımızdan, takvâ sahibi kimseleri mirasçı kıldığımız cennet işte budur.
Sorumluluk bilinci taşıyan kullarımızı kalıtçı yapacağımız cennet, işte böyledir.
Kullarımızdan takva sahibi kimselere verdiğimiz cennet işte budur.
Erdemli kullarımıza vereceğimiz bahçe işte budur.
Erdemli kullarımıza vereceğimiz cennet işte budur.
İşte kullarımızdan korunup takva sahibi olanları mirasçı yapacağımız cennet odur!
O o Cennettir ki kullarımızdan her kim korunur takıyy ise ona miras kılarız
İşte bu, kullarımızdan takva sahibi olanlara miras olarak vereceğimiz Cennet'tir.
İşte bu, kullarımızdan takva sahibi olanlara miras olarak vereceğimiz Cennet'tir.
İşte bu, kullarımızdan takva dipnot 1 sahibi olanlara miras dipnot 2 olarak vereceğimiz Cennet'tir.
O cennet; biz, kullarımızdan takva sahibi olanları (ona) varis kılacağız.
O, öyle cennetdir ki biz ona kullarımızdan gerçekden müttakıy olan kişileri vaaris kılacağız.
İşte bu cennetlere; kullarımızdan takva sahiplerini mirasçı kılacağız.
(51-63) Kitapta Musa’yı hatırla, Muhakkak ki O saf ve içten biriydi, gönderilmiş nebilerdendi. Tur'un sağ tarafından seslendik. Ona sırlarımızı anlatacak bir yakınlık sağladık. Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u nebi olarak hibe ettik. Kitapta İsmail'i hatırla. Muhakkak o sözüne bağlı / vaadine sadık idi, resul ve nebi idi. Yakın çevresine namazı / salatı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında hoşnut olunmuş / razı olunmuş biri idi. Kitapta İdris'i hatırla. O sözüne bağlı bir nebiydi. Onu yüce bir mek âna yükselttik. İşte bunlar , Allah'ın üzerlerine nimet verdiği , Adem'in soyundan / zürriyetinden, Nuh'la beraber taşıdığımız ve İbrahim ile Yakub’un / İsrail’in ailelerinden, yola soktuğumuz / hidayet verdiğimiz seçkin kıldığımız nebilerdir, onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman secdeye kapanır ve ağlarlardı. Onların ardından gelenlerden öyle birileri geldi ki namazı ziyan ettiler şehvetlerine tabi oldular ileride kuyuya / gayyaya atılacaklar. Vazgeçenler ve Salih amel işleyenler, iman edenler ise işte bunlar, cennete girecekler ve hiçbir şey de zulme uğramayacaklar. Allah'ın kullarına , gaybi olarak vadettiği Cennet , Adn Cennetleridir. Kesinlikle O vaadini yerine getirendir. (Allah'ımız sahipleri için şimdilik kaybolan adn cennetlerini vaat etmiştir) Orada Selam hariç boş bir söz işitmezler, orada sabah akşam onların rızıkları vardır. Bu öyle bir cennettir ki ona, takvalı kullarımızı varis edeceğiz.
İşte kullarımızdan takvâ sahibi olanlara miras olarak vereceğimiz cennet budur.
İşte kullarımızdan, korunanlara vereceğimiz cennet budur.
Kullarımızdan yanlışlardan sakınanlara bahşedeceğimiz Cennet işte budur dipnot 1 .
Kullarımızdan Allah'tan çekinerek kendilerini koruyanlara vereceğimiz Cennet, işte budur.
İşte bu cennetlere kullarımızdan takva sahiplerini mirasçı kılacağız.
İşte bu cennetlere kullarımızdan takva sahiplerini mirasçı kılacağız.
Kullarımızdan takva sahibi olanları mirasçı yapacağımız cennet işte budur.
Meryem suresi, 64. ayet. وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَ لَهُۥ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَٰلِكَ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا
(Cebrail, şöyle dedi:) "Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O'nundur. Rabbin unutkan değildir."
(Melekler) "Biz sadece Rabbinin emri ile ineriz. dipnot 1 Önümüzde, arkamızda ve bunun arasında olan her şey yalnızca O'na (Allah'a) aittir. Rabbin unutkan değildir." (demişlerdi). dipnot 2
Ve (melekler der ki): "Biz yalnızca Rabbinin emriyle ineriz: Hem bize açık olup bilebildiğimiz ya da bu iki durum arasında bulunan her şeyin sahibi O'dur: ve senin Rabbin asla unutacak değildir.
Ve (Melekler): "Biz ancak Rabbinin buyruğuyla ineriz" derler, "gözümüzün önünde olan, bizden gizli tutulan ve bu ikisi arasında bulunan her şey O'na aittir. Ve Rabbin asla (hiçbir şeyi) unutmaz.
Biz sadece Rabbinin hükmüyle tenezzül ederiz (boyutsal geçiş)! Bilgimiz dahilinde olan ve olmayan ve bunların ötesindeki her şey O'na aittir! Rabbin için unutma kavramı geçersizdir!
Biz (elçiler) ancak Rabbiniz emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.
Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan değildir.
"Efendinin buyruğu olmadıkça inmeyiz. Önümüzde, arkamızda ve bunların arasında olan her şey, O'nun malıdır. Ve Efendin, unutmuş değildir!"
Melekler dediler ki: "Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan değildir."
Biz (Melekler) ancak Efendinin emriyle ineriz. Geçmişimiz, geleceğimiz ve ikisi arasında ne varsa O'na aittir. Efendin unutkan değildir.
Biz (melekler) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Geçmişimiz, geleceğimiz ve ikisi arasında ne varsa O'na aittir. Rabbin unutkan değildir.
Bir de biz (Rabbinin elçileri) Rabbinin emri olmadıkça inemeyiz. Önümüzdeki, ardımızdaki ve bunlar arasındakiler hep O'nundur; Rabbin seni unutmuş da değildir.
Bir de rabbının emri olmayınca biz (rabbının Resulleri) inemeyiz, önümüzdeki ardımızdaki ve bunun arasındaki hep onundur ve rabbın seni unutmuş değildir
Biz, Rabb'inin emri olmaksızın inmeyiz. Önümüzdeki, arkamızdaki dipnot 1 ve bunların arasında olan her şey O'na aittir. Rabb'in unutkan değildir.
Biz, Rabb'inin emri olmaksızın inmeyiz. Önümüzdeki, arkamızdaki dipnot 1 ve bunların arasında olan her şey O'na aittir. Rabb'in unutkan değildir.
Biz, Rabb'inin emri olmaksızın inmeyiz. Önümüzdeki, arkamızdaki dipnot 1 ve bunların arasında olan her şey O'na aittir. Rabb'in unutkan değildir.
Biz (elçiler) ancak rabbinin buyruğuyla ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin rabbin kesinlikle unutkan değildir.
Biz (elçiler) senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzde, ardımızda ve ikisinin arasında ne varsa Onundur. Senin Rabbin unutgan değildir.
Biz, ancak Rabbının emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bu ikisi arasındaki her şey, O'nundur. Ve Rabbın unutkan değildir.
(64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 76) Bizler ancak Allah'ın emri için ineriz. İlerimizde / önümüzde ve gerimizde / ardımızda ve bu ikisi arasında olanlar onundur. Rabbim unutan / unutkan değildir . Göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbidir. Ona ibadet et, ona ibadette sebat et. Ona bir adaş / isimdaş hiç biliyor musun? insan diyor ki; ben öldüğüm vakit ileride diri olarak gerçekten çıkarılacak mıyım? İnsan düşünmüyor mu ki önceden o hiçbir şey değilken biz onu yarattık. Senin Rabbin kesinlikle onları ve şeytanları toplayacak sonra onları cehennemin etrafında dizüstü çökmüş vaziyette girişe hazır hale getirecek. Sonra her bir gruptan Rahman ’a karşı en şiddetli küstahları çekip çıkaracağız. Onlardan oraya atılmaya en layık olanları elbette biz biliriz. Sizden hiç kimse yok ki oraya varacak olmasın / uğramasın. Bu Rab binin önceden belirlediği ve gerçekleşecek bir zorunluluktur. Sonra sakınanları kurtaracağız ve zalimler orada dizüstü çökmüş halde kalmaya devam edecekler. Ayetlerimiz onlara apaçıkça okunduğu vakit, kafirler iman edenlere dedi ki; makam ve güzel bir itibar olarak her iki bölükten hangisi hayırlıdır? Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, ki onlar eşyaca ve görünüşçe daha güzellerdi. De ki sapmış kimsenin süresini Rahman istediği kadar uzatsın, onlar kendilerine vaad edilen azabı yahut kıyamet saatini görünce, işte o zaman, kimin mekânı kötü, kimin ordusu zayıf bilecekler. Allah doğru yola soktuklarına olan rehberliğini artırır / ziyadeleştirir, kalıcı olan / baki kalan onarıcı işlerdir / salih ameldir. Rabbinin yanında sevapça da hayırlıdır, akıbetçe de hayırlıdır.
Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her şey O’na aittir. Rabbin unutmuş değildir.
Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan herşey O'na aittir. Rabbin, asla unutkan değildir.
(Melekler der ki:) "Biz Rabbinin emri olmadan inmeyiz dipnot 1 . İlerisinde yapacağımız, eskiden yaptığımız ve ikisinin arasında yaptıklarımızın hepsi onun (emrini yerine getirmek) içindir dipnot 2 . Rabbin unutkan değildir dipnot 3 .
Biz, Rabbinin emri olmadan inmeyiz. Önümüzde, arkamızda ve ikisinin arasında ne varsa hepsi O'nundur. Senin Rabbin unutkan değildir.
Biz (Melekler), ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her şey O’na aittir. Rabbin unutmuş değildir.
Biz, ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her şey O'na aittir. Rabbin unutmuş değildir.
Biz sadece Rabbinin emrini indiririz/biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunlar arasındaki herşey O'nundur. Rabbin asla unutkan değildir.
Meryem suresi, 65. ayet. رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَٱعْبُدْهُ وَٱصْطَبِرْ لِعِبَٰدَتِهِۦ هَلْ تَعْلَمُ لَهُۥ سَمِيًّا
(Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde, O'na ibadet et ve O'na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O'nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun?
Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki şeylerin Rabbi olan (Allah)'a kulluk et! O'na kullukta sabırlı (kararlı) ol! O'nun herhangi bir adaşı (benzeri) olduğunu mu biliyorsun! dipnot 1
O, göklerin yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbidir: O halde yalnız O'na kulluk et ve O'na kulluk ederken dirençli ve sebatlı ol! Hem, adı O'nunla birlikte anılmaya değer başka biri mi var?
Göklerin ve yerin Rabbi(dir O), ve bunların arasında var olan her şeyin! Öyleyse, yalnızca O'na kulluk et ve O'na kullukta devamlı ve sebatlı ol! Hiç, ismi O'nunla birlikte anılmaya değer bir başkasını tanıyor musun?"
Semaların, arzın ve ikisi arasında olanların Rabbidir. . . O halde O'na kulluğunu fark et ve O'nun ibadetine sebat et. . . O gibisini duyup bildin mi hiç?
Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?
(O) göklerin, yerin ve ikisi arasındaki şeylerin Rabbidir. Şu halde O'na kulluk et; O’na kulluk etmek için sabırlı ve metânetli ol. O'nun bir adaşı (benzeri) olduğunu biliyor musun? (Asla benzeri yoktur).
"Göklerin, Yeryüzünün ve İkisi Arasındakilerin Efendisidir. O'na hizmet et ve O'na hizmet etmeye dirençli olarak devam et. O'nun İsmiyle isimlendirilen birisini biliyor musun?" dipnot 243
Allah, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbidir. Şu halde O'na kulluk et; O'na kulluk etmek için sabırlı olunuz. O'nun bir benzeri olduğunu biliyor musun?
Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Efendisidir. O'na hizmet et ve O'na olan kulluğunda dirençli ol. O'na benzer birini biliyor musun?
Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na olan kulluğunda dirençli ol. O'na benzer birini biliyor musun?
O, bütün göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir; o halde O'na ibadet et ve ibadetine sebatla sabret. Hiç sen O'na bir adaş bilir misin?
O bütün Semavat-ü Arzın ve aralarındakilerin rabbı, binaenaleyh ona ıbadet et ve ıbadetine sebatle sabreyle, hiç sen ona bir adaş bilir misin?
Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir. Öyle ise yalnızca O'na kul ol ve kulluğunda sabırlı ol. İsmi O'nunla anılmaya değer bir başkasını biliyor musun?
Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir. Öyle ise yalnızca O'na kul ol ve kulluğunda sabırlı ol. İsmi O'nunla anılmaya değer bir başkasını biliyor musun?
Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir. Öyle ise yalnızca O'na kul ol ve kulluğunda sabırlı ol. İsmi O'nunla anılmaya değer bir başkasını biliyor musun?
Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin rabbidir; şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadetle kararlı ol. Hiç O'nun adaşı olan birini biliyor musun?
(O), göklerin, yerin ve onların arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O halde sen Ona kulluk et ve kulluğunda da iyice sebat et. Onun bir adaşı olduğunu bilir misin? (Hayır, yokdur).
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbıdır. O halde O'na ibadet et ve bu ibadetinde devamlı ol. Sen, hiç O'nun için bir adaş bilir misin?
(64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 76) Bizler ancak Allah'ın emri için ineriz. İlerimizde / önümüzde ve gerimizde / ardımızda ve bu ikisi arasında olanlar onundur. Rabbim unutan / unutkan değildir . Göklerin ve yerin ve bu ikisi arasındakilerin rabbidir. Ona ibadet et, ona ibadette sebat et. Ona bir adaş / isimdaş hiç biliyor musun? insan diyor ki; ben öldüğüm vakit ileride diri olarak gerçekten çıkarılacak mıyım? İnsan düşünmüyor mu ki önceden o hiçbir şey değilken biz onu yarattık. Senin Rabbin kesinlikle onları ve şeytanları toplayacak sonra onları cehennemin etrafında dizüstü çökmüş vaziyette girişe hazır hale getirecek. Sonra her bir gruptan Rahman ’a karşı en şiddetli küstahları çekip çıkaracağız. Onlardan oraya atılmaya en layık olanları elbette biz biliriz. Sizden hiç kimse yok ki oraya varacak olmasın / uğramasın. Bu Rab binin önceden belirlediği ve gerçekleşecek bir zorunluluktur. Sonra sakınanları kurtaracağız ve zalimler orada dizüstü çökmüş halde kalmaya devam edecekler. Ayetlerimiz onlara apaçıkça okunduğu vakit, kafirler iman edenlere dedi ki; makam ve güzel bir itibar olarak her iki bölükten hangisi hayırlıdır? Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, ki onlar eşyaca ve görünüşçe daha güzellerdi. De ki sapmış kimsenin süresini Rahman istediği kadar uzatsın, onlar kendilerine vaad edilen azabı yahut kıyamet saatini görünce, işte o zaman, kimin mekânı kötü, kimin ordusu zayıf bilecekler. Allah doğru yola soktuklarına olan rehberliğini artırır / ziyadeleştirir, kalıcı olan / baki kalan onarıcı işlerdir / salih ameldir. Rabbinin yanında sevapça da hayırlıdır, akıbetçe de hayırlıdır.
O; göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde sadece O’na ibadet et ve ibadet etmede sabırlı, sebatkâr ol. O’nun hiç adaşının/benzerinin olduğunu biliyor musun?
(O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun?
O, göklerin, yerin ve onların arasında olan her şeyin Rabbidir /Sahibidir. Öyleyse sen ona kulluk et ve kullukta sebat dipnot 1 et! Onun özelliklerine sahip dipnot 2 başka birini biliyor musun dipnot 3 ?"
O, göklerin, yerin ve onların arasında olanların Rabbidir dipnot 1 . Sen O'na kulluk et ve kullukta sebat dipnot 2 et. O'nun adını taşımaya layık dipnot 3 başka birini biliyor musun?
O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde sadece O’na ibadet ve ibadet etmede sabırlı, sebatkâr ol. O’nun hiç adaşının/benzerinin olduğunu biliyor musun?
O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde O'na kulluk et ve bu kulluğunda devamlı ol! O'nun hiç adaşının olduğunu biliyor musun?
Göklerin, yerin ve bunlar arasındaki şeylerin Rabbidir o. O'na kulluk/ibadet et ve O'na ibadette sabırlı ol. O'na adaş olacak birini biliyor musun?
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.