Diyanet İşleri
Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 86. ayet. وَلَئِن شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَيْنَا وَكِيلًا
velein şi'nâ leneẕhebenne billeẕî evḥaynâ ileyke ŝümme lâ tecidü leke bihî `aleynâ vekîlâ.
Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an şifadır; ruh sorusu ve meydan okuma İsrâ 82–89 3
İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer.
De ki: "Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir."
Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir."
Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Ancak Rabbin'den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O'nun sana olan lütfu büyüktür.
De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler."
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 86–87. ayetler için yazılmıştır.
86-87. Allah, Kur’an’ın ve Rasûlüne vahyettiği vahyin hem ona hem de kullarına bir rahmet olduğunu, Rasulünün üzerindeki kayıtsız şartsız en büyük nimetin de bu vahiy olduğunu haber vermektedir. Hiç şüphesiz Allah’ın ona olan bu lütfu, takdir edilemeyecek kadar büyüktür. O halde sana bu Kur’an-ı Kerim’i lütfeden O Yüce Zat, onu senden almaya da kadirdir. Sonra sen, onu sana geri çevirecek bir kimse de bulamazsın, bu hususta Allah nezdinde iltimas edecek birini de bulamazsın. O halde sen, bu Kur’an dolayısıyla sevin. O Kur’an sayesinde gözün aydın olsun. Yalanlayıcıların yalanmaları ve sapıkların alayları da seni üzmesin. Çünkü onlara nimetlerin en üstününü arz ettiğin halde Allah nezdindeki değersizlikleri ve Allah’ın onları yardımından mahrum bırakması dolayısıyla onlar bu nimeti reddettiler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Allah'a yemin olsun ki, sana indirdiğimiz vahyi göğüslerden ve yazılı olduğu kitaplardan silip yok etmeyi dileseydik onu ortadan kaldırırdık. Sonra da bu durumda sana yardımcı olacak ve onu tekrar geri döndürecek birini de bulamazdın.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
(Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
(Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahman'ı inkar ederken sana…
Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
De ki: "Bana vahyolunan Kur'an'da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah'tan başkası…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…
Aynı kök: ذهب (56 geçiş)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Dilersek sana vahyettiğimizi gideririz; sonra bize karşı kendin için hiçbir vekil (güven kaynağı) da bulamazsın.
Ve eğer dilersek, kesinlikle sana vahyettiklerimizin tamamını gideririz. Ardından da Bize karşı sana kol-kanat gerecek bir koruyucu bulamazsın.
Ve eğer dileseydik, sana ne ki vahyettiysek (hepsini) giderirdik; ve o zaman sen de seni Bize karşı kayıracak kimse bulamazdın.
Dilersek sana vahyettiğimizi elbette gideririz. . . Yaptığımıza karşı sana arka çıkacak bir vekil bulamazsın. . .
Andolsun, eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi gerçekten gideriveririz, sonra bunun için bize karşı bir vekil bulamazsın.
Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.
Eğer dilersek, sana bildirdiğimizi kesinlikle gideririz. Sonra, kendin için, Bize karşı bir koruyucu bulamazsın.
Andolsun, dilesek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.
Dilesek sana vahiy ettiğimizi geri alırız ve bize karşı herhangi bir koruyucu da bulamazsın.
Dilesek sana vahyettiğimizi geri alırız ve bize karşı her hangi bir koruyucu da bulamazsın
Andolsun ki, dilersek sana vahyettiğimizi tamamen gideriveririz; sonra Bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın.
Celalim hakkı için dilersek sana vahyettiğimizi de tamamen gideriveririz, sonra bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın
Eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi ortadan kaldırırız; sonra Bize karşı kendine bir vekil dipnot 1 bulamazsın.
Eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi ortadan kaldırırız; sonra Bize karşı kendine bir vekil dipnot 1 bulamazsın.
Eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi ortadan kaldırırız; sonra Bize karşı kendine bir vekil dipnot 1 bulamazsın.
Andolsun, eğer dilersek, sana vahyettiklerimizi gerçekten gideriveririz, sonra bunun için bize karşı bir vekil bulamazsın.
Andolsun sana vahy etdiğimizi de, dilersek, muhakkak gideriveririz. Sonra bize karşı onu (geri getirmek için) kendine bir vekil de bulamazsın.
Eğer Biz istemiş olsaydık; sana, vahyetmiş olduğumuzu götürürdük. Sonra onun için Bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın.
(82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.
Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Andolsun, biz dilesek, sana vahyettiğimiz(ayetler)i tamamen gideririz; sonra onun (geri alınması) için bize karşı sana bir yardımcı bulamazsın.
Farklı bir tercihte bulunsak dipnot 1 sana vahyettiğimizi (bu Ruh'u), kesinlikle geri alırız, sen de bize karşı kendine bir vekil bulamazsın.
Zorlayıcı düzen koysaydık dipnot 1 sana vahyettiğimizi de geri alırdık. Sonra bize karşı kendine bir vekil bulamazdın.
Andolsun, dileseydik sana vahyettiğimizi elbette giderirdik. Sonra sen kendine, bize karşı bir vekil de bulamazdın.
Eğer dileseydik, sana vahyettiğimizi elbette giderirdik. Sonra sen kendine, bize karşı bir vekil de bulamazdın.
Yemin olsun, biz dilesek sana vahyetmiş olduğumuzu tamamen gideriveririz, sonra onu elde etmek için bizim katımızda kendine bir vekil de bulamazsın.
If We willed, We could erase from your mind or memory O Muhammad all that We have inspired to you of divine discourse, and you shall find no one to plead on your behalf or render void Our decree.
If We pleased, We could take away what We have revealed to you- then you would find no one to plead for you against Us-
If it were Our Will, We could take away that which We have sent thee by inspiration: then wouldst thou find none to plead thy affair in that matter as against Us,-
Had We willed, We could take away what We have revealed to you, then you would find none to help you in recovering it from Us.
If We wished We could take away what We have revealed to you and then you would not find any to guard you from Us –
And if We willed, We could surely take away that which We have revealed to you (i.e. this Qur’ân). Then you would find no protector for you against Us in that respect.
If We wish, We would take away what We have revealed to you. Then you would not find for yourself any defender against Us,
Had We so willed We could surely take away that which We have revealed to you. If We did so you could find none to plead your cause (to restore it to you) against Our will.
If We willed, We could take away that We have revealed to thee, then thou wouldst find none thereover to guard thee against Us,
If I will, I can take back all My Revelations (the whole Qur’an) from you. If such things happen (as it has happened in case of the previous religions,) who is going to help you against the Lord?
If we had wished we would have taken away that with which we have inspired thee; then thou wouldst have found no guardian against us,
If We wished, We would take away what We have inspired to you. Then you would not find for yourself with it against Us a caretaker.
If We pleased, We should certainly take away that which We have revealed unto thee; in such case thou couldest not find any to assist thee therein against Us,
If We had wished We would have taken away that with which We have inspired you; then you would have found no guardian against us,
And indeed in case We decided, indeed We would definitely go away with that which We have revealed to you; thereafter you would not find for you a constant trustee there over against Us,
And if We willed We could withdraw that which We have revealed unto thee, then wouldst thou find no guardian for thee against Us in respect thereof.
If We pleased We could take away what We have revealed to you. Then you will not find any one to plead for it with Us,
And if We so willed, We could indeed take away whatever We have revealed unto thee, and in that [state of need] thou wouldst find none to plead in thy behalf before Us.
If We willed, We could have certainly taken away what We have revealed to you ˹O Prophet˺—then you would find none to guarantee its return from Us—
And if We wished, We would take away that which We have inspired to you. Then you would not find for yourself with it against Us a caretaker.
If we will, we can take back what we revealed to you, then you will find no protector against us.
And if We willed, We could surely do away with that which We revealed to you. Then you would not find for yourself concerning it an advocate against Us.
(And if We willed, We would take away that We have revealed to thee; then wouldst thou not find for thee therein against Us a guardian)
(Revelation from Us is the extrinsic knowledge, as distinct from intrinsic inspiration. To make it more clear) if We so Willed, We could withdraw what We reveal to you, and you would find none to plead in your behalf before Us.
And if it was Our Will, We could take away that which We have sent to you by revelation: Then you will not find anyone to plead your affairs in that matter as against Us—
And if We so will, We will surely take away what We have revealed to you, then you shall find no one to rely upon against Us in this matter.
And if We wished, We would take away that which We have inspired to you. Then you would not find for yourself with it against Us a caretaker.