Diyanet İşleri
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 89. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍ فَأَبَىٰٓ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا
veleḳad ṣarrafnâ linnâsi fî hâẕe-lḳur'âni min külli meŝel. feebâ ekŝeru-nnâsi illâ küfûrâ.
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an şifadır; ruh sorusu ve meydan okuma İsrâ 82–89 3
Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Ancak Rabbin'den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O'nun sana olan lütfu büyüktür.
De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler."
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.
(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 89–93. ayetler için yazılmıştır.
89. “Andolsun biz, bu Kur’an’da insanlara her misalden türlü türlü açıklamalar yaptık.” Yani biz, bu Kur’an’da öğütleri ve misalleri çeşit çeşit anlattık. Kulların ihtiyaç duydukları anlamları da tekrar tekrar beyan ettik ki insanlar öğüt alsın ve sakınsınlar. Ancak Yüce Allah’ın kendilerini mutlu kimseler arasında takdir etmiş olduğu ve tevfiki ile kendilerine yardımını esirgemediği pek az kimse dışında öğüt ve ibret alan olmadı. İnsanların çoğunluğu ise bütün nimetlerin en büyüğü olan bu nimeti nankörlükle karşılamaktan başka bir şey yapmadı ve bu nimet karşısında zalim ve cahil nefislerinin arzu ettiği, Kur’an’ın âyetleri dışında birtakım mucizeler gösterilmesini teklif ettiler ve ona karşı inatlaşmaya koyuldular. Her türlü delil ve belgeyi ihtiva eden bu Kur’an’ı getiren Allah’ın Rasûlüne şöyle dediler:
90-93. “Bize yeryüzünden bir pınar” akıp duran ırmaklar “fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız. Yahut senin hurmalıklardan ve asmalardan bir bahçen olmalı” tâ ki pazarlarda dolaşma, gidip gelmek ihtiyacından kurtulasın “ve aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın. Yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmelisin” Gökten üzerimize azap getirmelisin. “Allah’ı ve melekleri topluca karşımıza getirmelisin.” Onları hep birlikte getir yahut da karşımıza göreceğimiz şekilde gelsinler ve senin getirdiklerinin lehine şahitlik etsinler. “Ya da altından” altın ve başka değerli şeylerle süslenmiş “bir evin olmalı veya göğe” görüp fark edeceğimiz bir şekilde “çıkmalısın” bununla birlikte “bize (gökten) okuyacağımız bir kitap indirmedikçe oraya çıktığına da inanmayız.” Bütün bunlar, işi yokuşa sürmek ve muhatabı zora sokmak maksadıyla ileri sürülmüş, insanların en akılsızlarının ve zalimlerinin hakkı reddetmeyi ve Allah’a karşı saygısızlığı içeren sözleri olduğu için Allah Rasûlü de bu âyetleri getiren elçi olduğundan dolayı Yüce Allah, ona kendi zatını tenzih etmesini emrederek: “Rabbimi tenzih ederim!” demesini emretmektedir. Yani benim Rabbim sizin söylediklerinizden pek yüce ve münezzehtir. O, hüküm ve mucizelerinin, onların bozuk heva ve sapık görüşlerine tabi olmasından münezzehtir. “Ben, ancak peygamber olarak gönderilmiş bir insanım!” Bu söylediğiniz hususlarda elimden hiçbir şey gelmez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz, bu Kur'an'da iman etmelerini ümit ederek ders alınan öğütleri, ibretleri, emirleri, yasakları ve kıssaları çeşitlendirdik. Yine de insanların çoğu bu Kur'an'ı inkâr ederek ve reddederek iman etmediler.
Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.
Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur'an'da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.
Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri…
Aynı kök: ابي (13 geçiş) · Aynı kök: صرف (30 geçiş)
Andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. Fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız…
Aynı kök: ابي (13 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki biz bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği çeşitli şekillerde anlattık. dipnot 1 İnsanların çoğu sadece nankörler olarak yüz çevirdiler.
Doğrusu Biz bu Kur'an'da, (hakikati) insanlara her tür dolaylı anlatım tarzını kullanarak farklı açılardan açıklamışızdır. Buna rağmen insanların çoğunun yüz çevirmesi, kat be kat nankörlükten başka bir şey değildir.
Çünkü, gerçekten de Biz bu Kuran'da her konuyu insanlığın (yararı için) değişik açılardan örneklerle açıklamış bulunuyoruz! Hal böyleyken, yine de insanların çoğu inkarcı bir tavırdan başkasını benimsemekten inatla kaçınmaktadır.
Andolsun, insanlar için şu Kuran'da (Hakikati) her türlü MİSALLERLE açıkladık. İnsanların çoğunluğu (misalleri orijin gibi gerçek olarak {muhkem} kabul ederek) hakikati örttüler.
Andolsun, bu Kur'an'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler.
Muhakkak ki biz, bu Kur’an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.
Üstelik gerçek şu ki, bu Kur'an'da, insanlar için her türlü örneği, değişik biçimlerde açıkladık. Yine de insanların çoğunluğu, yalnızca nankörlük etmekte direniyorlar.
Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkarcılıktan vazgeçmedi.
Biz bu Kuran'da her türlü örneği verdik, ne var ki halkın çoğunluğu inkarda direniyor.
Biz bu Kuran'da her türlü örneği verdik, ne var ki halkın çoğunluğu inkarda direniyor.
Andolsun ki Biz bu Kur'an'da dillere destan olacak her manadan türlü türlü anlattık; ifadeler yaptık yine insanların çoğu gavurlukta ısrar ettiler;
Celalim hakkı için biz bu Kur'anda dillere dasitan olacak her ma'nada türlü türlü ifadeler yaptık, yine nasın ekserisi gavurlukta ısrar ettiler
Ant olsun Biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. Buna rağmen insanların çoğu yine de kafirlikte dipnot 1 diretti.
Ant olsun Biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. Buna rağmen insanların çoğu yine de Kafirlikte dipnot 1 diretti.
Ant olsun Biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. Buna rağmen insanların çoğu yine de kafirlikte dipnot 1 diretti.
Andolsun, bu Kuran'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak küfürde ayak direttiler.
Şanıma andolsun ki biz bu Kur'anda insanlar için her ma'nadan nice türlüsünü açıklamışızdır. İnsanlardan pek çoğu ise ille gavurlukda ayak dirediler.
Andolsun ki; Biz, bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği çeşitli şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu pek nankör oldu.
(82-89) Biz Kuranda Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indirdik, zalimlerin ancak hasarlarını / hüsranlıklarını artırır. Biz insana nimet versek arkasını döner ve yan çizer / uzaklaşır, ona bir fenalık / bir şer dokunsa tasalanır / ye'se girer. Deki herkes şekline göre amel eder / iş yapar . Rabbin kimin yola sokulduğunu en iyi bilendir. Sana Ruhtan soruyorlar de ki Ruh, rabbinin emrindedir bana da az bir bilgi verilmiştir. Eğer ki istersek, sana vahyettiğimizi gideririz sonra da Allah’ın rahmet etmesi durumu hariç, bize karşı kendine bir vekil de bulamazsın. (Vekil senin adına işini halleden kimse) Onun senin üzerinde ki maddi manevi hazinesi / fazlı, çok büyüktür. De ki ins ve cin, bu Kuran’ın bir benzerini getirmek için biraraya gelse bile, bir benzerini asla getiremezler, velev ki bazısı bazısına görünür de olsa! Kesin olan şu ki biz bu Kur'an da insanlar için her örneği / her misali kullandık. İnsanların çoğu yok sayarak / örtbas ederek diklendi.
Andolsun Biz bu Kur’ân’da insanlara her örnekten türlü türlü açıklamalar yapmışızdır. Yine insanlardan pek çoğu küfürden başkasını kabul etmediler.
Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her çeşit misali türlü biçimlerde anlattık, ama insanlardan çoğu inkarda direttiler.
Biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği değişik biçimlerde verdik. dipnot 1 Ama insanların çoğu, kafirlik dışında her şeye direnç gösterir! dipnot 2
Bu Kur'an'da insanlara her örneği değişik şekillerde vermişizdir. Ama insanların çoğu, nankörlük dışında her şeye direnir dipnot 1 .
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Fakat, insanların çoğu küfürde direndi.
Bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği açıkladık, fakat, insanların çoğu küfürde direndi.
Yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık. Ama insanların çoğu inkardan başka bir şeyde diretmediler.
We have expounded and oriented Our revelations in the Quran to circumstances and requirements and We quoted every typical instance forming a particular case of a principle, yet most people simply refuse to acknowledge the truth and will not express esteem nor gratitude.
In this Quran, We have set out all kinds of examples for people, yet most of them persist in disbelieving.
And We have explained to man, in this Qur'an, every kind of similitude: yet the greater part of men refuse (to receive it) except with ingratitude!
We have explained things for people in this Qur'an in diverse ways to make them understand the Message, yet most people obstinately persist in unbelief.
We have variegated throughout this Qur’an all kinds of examples for people, but most people spurn anything but kufr.
And indeed We have fully explained to mankind, in this Qur’ân, every kind of similitude, but most of mankind refuse (the truth and accept nothing) but disbelief.
We have certainly interspersed for the people this Qur’ān with every [kind of] parable, but most people are only intent on ingratitude.
And in this Qur'ân We have explained in various ways and forms every kind of rare things of exquisite beauty to mankind but most people choose to reject everything except (following the way of) disbelief.
We have indeed turned about for men in this Koran every manner of similitude; yet most men refuse all but unbelief.
I have cited all kinds of examples in this Qur’an for the people. Yet most people insist in its denial.
We have turned about for men in this Qur'an every parable; but most men refuse to accept it, save ungratefully.
In this Quran We have cited every example for the people; but most of the people refuse to be anything but ingrates!
And We have variously propounded unto men in this Koran, every kind of figurative argument; but the greater part of men refuse to receive it, merely out of infidelity.
We have displayed for mankind in this Quran all kinds of similitudes; but most of mankind refuse anything but disbelief.
And indeed We have already propounded for mankind in this Qur'an every type of similitude; yet most of mankind have refused (all) except constant disbelief.
And verily We have displayed for mankind in this Qur'an all kind of similitudes, but most of mankind refuse aught save disbelief.
We have given examples of every kind to men in this Qur'an in various ways, and even then most men disdain everything but unbelief,
For, indeed, many facets have We given in this Qur'an to every kind of lesson [designed] for [the benefit of] mankind! However, most men are unwilling to accept anything but blasphemy
And We have truly set forth every ˹kind of˺ lesson for humanity in this Quran, yet most people persist in disbelief.
And We have cited to mankind in this Quran of every example, but most of mankind refuse to be anything but a rejecter!
We have cited for the people in this Quran all kinds of examples, but most people insist upon disbelieving.
And We have certainly diversified for the people in this Qur'an from every [kind] of example, but most of the people refused [anything] except disbelief.
And We have expounded for men in this Qur’an every similitude, but most men refuse save denial.
We have used TASREEF to explain The Qur'an in many facets for mankind. However, most people (due to arrogance, prejudice or blind following) remain ungrateful by rejecting such Clear Guidance. (17:41).
And in this Quran, We have explained to man, every kind of similitude yet the larger part of them refuse (to be guided) even a little and that with thanklessness!
Indeed We explained every subject in this Qur’ān in various ways for the benefit of mankind. Still, most of the people refused to do anything but reject.
And We have dispatched to the people in this Qur'an from every example, but most of the people refuse to be anything but rejecters!