Diyanet İşleri
Şüphe yok ki, Kur'an'ı sana elbette biz indirdik biz.
İnsân suresi · 23–31. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
İnsân suresi, 23. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ ٱلْقُرْءَانَ تَنزِيلًا
Şüphe yok ki, Kur'an'ı sana elbette biz indirdik biz.
Kur'an'ı sana peyder pey indiren elbette biziz, biz.
Elbez biz, evet Biziz Kur'an'ı sana tedrici bir süreç içinde indiren;
Gerçek şu ki, (ey iman eden,) bu Kur'an'ı sana safha safha indiren Biziz, gerçek bir armağan (olarak!)
Muhakkak ki biz, evet biz Kuran'ı, sana tenzil ettik (bölüm bölüm açığa çıkardık sende)!
Gerçek şu ki, Kur'an'ı senin üzerine 'safhalar halinde bir indirme tarzıyla (tenzil)' indiren biziz, biz.
(Rasûlüm!) Kur'an'ı sana biz, evet biz indirdik.
Kuşkusuz, Kur'an'ı, parçalar biçiminde, sana Biz indirdik; Biz!
Kur'an'ı sana biz indirdik.
Kuşkusuz, Kuran'ı sana bir indirişle biz indirdik.
Kuşkusuz, Kuran'ı sana bir indirişle biz indirdik.
Gerçekten Kur'an'ı Biz sana aşama aşama indirdik.
Filhakika biz indirdik biz sana Kur'anı ceste ceste
Kuşkusuz Biz, Kur'an'ı sana parça parça indirdik.
Kuşkusuz Biz, Kur'an'ı sana parça parça indirdik.
Kur'an'ı sana parça parça indirdik.
Gerçek şu ki, Kuran'ı senin üzerine 'safhalar halinde bir indirme tarzıyla (tenzil)' indiren biziz, biz.
Hakıykat, Kur'anı sana ceste ceste biz indirdik biz.
Muhakkak ki Kur'an'ı sana indiren Biziz, Biz.
(23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.
Şüphe yok ki, Kur’an’ı sana elbette biz indirdik, biz!
Muhakkak Biziz, Biz ki sana Kur'an'ı parça parça indirdik.
Bu Kur'an'ı sana parça parça Biz indirdik, Biz! dipnot 1
Bu Kur'an'ı sana parça parça Biz indirdik Biz!
Şüphe yok ki, Kur’an’ı sana elbette biz indirdik biz.
Şüphesiz Kur'an'ı sana aşama aşama indiren biziz.
Biz indirdik o Kur'an'ı sana parça parça, biz!
İnsân suresi, 24. ayet. فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ ءَاثِمًا أَوْ كَفُورًا
O halde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkara ve hiçbir nanköre itaat etme.
Rabbinin hükmü için sabret! Onlardan hiçbir günahkâra veya hiçbir nanköre itaat etme!
artık Rabbinin hükmünü sabırla bekle ve onlardan hiçbir günahkar veya nanköre uyma!
Öyleyse Rabbinin hükmünü sabırla bekle ve onlardan hiçbir günahkara veya nanköre uyma;
O halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir isyankara yahut inatla inkar edip gerçeği örtene uyma!
Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkar veya nankör olana itaat etme.
Artık Rabbinin hükmüne (boyun eğip)sabret; onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir nanköre boyun eğme.
Artık, Efendinin yargısına sabret ve onlardan suçlu veya nankör olanlara uyma.
Artık Rabbinin hükmüne sabret; onlardan hiçbir günahkara, hiçbir nanköre boyun eğme!
Öyleyse Efendinin hükmünü izlemekte sabret; onlardan hiçbir nankör günahkara uyma.
Öyleyse Rabbinin hükmünü izlemekte sabret; onlardan hiç bir nankör günahkara uyma.
O halde Rabbinin hükmünü vermesi için de sabret. Onlardan bir günahkara veya nanköre itaat etme!
O halde sabret rabbının hukmünü vermesi için de itaat etme onlardan bir asime veya nanköre
Artık Rabb'inin hükmü için sabret. Onlardan, günahkarlara ve Kafirlere uyma.
Artık Rabb'inin hükmü için sabret. Onlardan, günahkarlara ve gerçeği yalanlayan nankörlere uyma.
Artık Rabb'inin hükmü için sabret. Onlardan, günahkarlara ve gerçeği yalanlayan nankörlere uyma.
Öyleyse, rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkar veya (çok) kafirlere itaat etme.
Artık Rabbinin hükmüne (rızaa ile) sabret. Onlardan hiçbir günahkara, yahud hiçbir nanköre boyun eğme.
Öyleyse Rabbının hükmüne sabret ve onlardan hiç bir günahkara veya inkarcıya itaat etme.
(23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.
O halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir günahkâra ve kâfire de itaat etme!
O halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir günahkara, yahut nanköre ita'at etme.
Sen, Rabbinin kararı gelinceye kadar sabret /duruşunu bozma! dipnot 1 Onlardan günahkar olana da kafirlikte direnene de boyun eğme! dipnot 2
Rabbinin kararı gereği, sen sabırlı davran. Günahkarlara da ayetleri görmezlikten gelenlere de boyun eğme.
Öyleyse, Rabbinin hükmü için sabret, onlardan hiç bir günahkâra ve kâfire itaat etme!
Öyleyse, Rabbinin hükmü için sabret, onlardan hiçbir günahkara ve kafire itaat etme.
O halde, Rabbinin hükmü karşısında sabret ve onların günahkarlarına da nankörlerine de boyun eğme.
İnsân suresi, 25. ayet. وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
Sabah akşam Rabbinin adını an.
Sabah akşam Rabbinin ismini an!
Rabbinin ismini sabah(tan) akşam(a dek) yad et!
Rabbinin ismini sabah akşam an
Sabah - akşam Rabbinin ismini zikret (hatırla)!
Ve sabah, akşam Rabbinin adını zikret.
Sabah akşam Rabbinin ismini yâdet.
Efendinin İsmini, sabah-akşam an!
Sabahakşam Rabbinin ismini an!
Sabah akşam Efendinin ismini an.
Sabah akşam Rabbinin ismini an.
Rabbinin ismini hem (sabah) erken, hem de ikindi üstü an!
Ve rabbının ismini an hem irken hem ikindileyin
Sabah akşam dipnot 1 Rabb'inin ismini an.
Sabah akşam dipnot 1 Rabb'inin ismini an.
Sabah akşam dipnot 1 Rabb'inin ismini an.
Ve sabah, akşam rabbinin adını zikret.
Sabah, akşam Rabbinin adını an.
Sabah akşam Rabbının adını zikret.
(23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.
Sabah, akşam Rabbinin adını zikret.
Sabah akşam Rabbinin adını an.
Kuşluk ile öğle vaktinde ve ikindide Rabbinin ismini zikret (onun sözlerini) aklında tut dipnot 1 .
Sabah akşam Rabbinin adını aklından çıkarma. dipnot 1
Sabah, akşam Rabbinin adını zikret.
Sabah, akşam Rabbinin adını zikret.
Rabbinin adını sabahtan da akşamdan da an!
İnsân suresi, 26. ayet. وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَٱسْجُدْ لَهُۥ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا
Gecenin bir kısmında O'na secde et; geceleyin de O'nu uzun uzadıya tespih et.
Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et (yücelt)! dipnot 1
Ve gecenin bir vaktinde O'na secde et ve uzun geceler boyu O'nun şanını yücelt!
ve gecenin bir kısmında, O'nun önünde secde et ve uzun geceler boyu O'nun sınırsız şanını yücelt.
Gecenin bir kısmında O'na secde et; O'nu tespih et gece içinde uzun şekilde.
Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et.
Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.
Ayrıca, gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun bir süre yücelterek O'nu an!
Gecenin bir kısmında O'na secde et, gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et!
Geceleyin O'na secde et ve O'nu yücelt uzunca gecelerde.
Geceleyin O'na secde et ve O'nu uzun gecelerde yücelt.
Gecenin bir kısmında O'na secde et ve uzun bir gece O'nu tesbih et!
giceden de ona secde et ve tesbih et ona uzun gece
Gecenin bir bölümünde O'na secde et. dipnot 1 Ve gece uzunca O'nu tesbih dipnot 2 et.
Gecenin bir bölümünde O'na secde dipnot 1 et. Ve gece uzunca O'nu tesbih dipnot 2 et.
Gecenin bir bölümünde O'na secde dipnot 1 et. Ve gece uzunca O'nu tesbih dipnot 2 et.
Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun uzadıya O'nu tesbih et.
Ve gecenin bir kısmında Ona secde et. Gecenin uzun bir bölümünde de Onu tesbih (ve tenzih) eyle.
Geceleyin O'na secde et. Ve geceleri uzun uzun O'nu tesbih et.
(23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.
Geceleri de ona secde et ve geceleyin uzun (bir süre) onu tesbih et.
Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun zaman O'nu tesbih eyle (şanının yüceliğini an)!
Gecenin bir kısmında ona secde et dipnot 1 . Gecenin uzun bölümünde de O'na ibadet et dipnot 2 (nafile namaz kıl).
Gecenin bir kısmında O'na secde et (namaz kıl) dipnot 1 . Gecenin uzun bölümünde de O'na ibadet et dipnot 2 (namaz kıl, Kur'an'a çalış.)
Geceleri de ona secde et ve geceleyin uzun (bir süre) onu tesbih et.
Geceleri de ona secde et ve gece boyunca onu tesbih et.
Gecenin bir kısmında da O'na secde et! Ve geceleyin O'nu uzunca tespih et/uzun bir gece boyu O'nu tespih et!
İnsân suresi, 27. ayet. إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا
Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar.
Şüphesiz ki bu (insa)nlar, çabucak geçen (dünyay)ı seviyorlar da ağır günü (ahireti) arkalarına atıyorlar. dipnot 1
Ne var ki şu (nankör) adamlar hemen şimdi ve burada olanı seviyorlar da, zor bir günü (gündemlerine almayı) erteliyorlar.
Bakın, (Allah'ı umursamayan) şu adamlar bu gelip geçici dünyayı severler, ama ızdırap dolu bir Günü (düşünmeyi) ihmal ederler.
Muhakkak ki bunlar, önlerindeki dünyayı seviyorlar ve arkasından gelecek çok zorlu bir süreci hesap etmiyorlar!
Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar.
Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (ahireti) ihmal ediyorlar.
Aslında, onlar, ivedi olarak gelip geçeni seviyorlar. Çünkü Ağır Günü önemsemiyorlar.
Şüphesiz şu insanlar dünyayı severler, ağır bir günü kulak ardı ederler.
Bunlar şu geçici (dünya hayatını) seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü ise önemsemiyorlar.
Bunlar şu geçici (dünya hayatını) seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü ise önemsemiyorlar.
Çünkü onlar peşini (geçici dünyayı) severler ve önlerindeki ağır bir günü (kıyameti) bırakırlar.
Çünkü onlar pişini severler ve önlerindeki ağır bir günü bırakırlar
Onlar çabuk geçen dünyayı seviyorlar, zor günü umursamıyorlar.
Onlar çabuk geçen dünyayı seviyorlar, zor günü umursamıyorlar.
Onlar çabuk geçen dünyayı seviyorlar, zor günü umursamıyorlar.
Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar.
Hakıykat, bunlar o çabucak geçen (dünyayi) severler, önlerindeki o çetin günü bırakırlar.
Doğrusu bunlar; çabucak geçeni severler de, o çetin günün arkalarına bırakırlar.
(23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.
Onlar; acele olanı (dünyayı) istiyorlar, ağır (çetin) günü arkalarına bırakıyorlar.
Bunlar, şu çabuk (geçen dünyay)ı seviyorlar da ötelerindeki ağır bir günü bırakıyorlar.
O insanlar (günahkarlar ve kafirler) bir an önce ellerine geçecek olanı /dünyayı severler, ağır bir günü /ahireti de arkalarına bırakırlar dipnot 1 .
Bu insanlar bir an önce ellerine geçecek şeyler dipnot 1 isterler, önlerindeki ağır günü hesaba katmazlar.
Onlar, acele olanı istiyorlar, ağır (çetin) günü arkalarına bırakıyorlar.
Onlar, acele olanı istiyorlar, arkalarındaki ağır bir günü arkalarında bırakıyorlar.
Bunlar, hemen gelecek olanı seviyorlar da ötelerindeki zorlu bir günü ihmal ediyorlar.
İnsân suresi, 28. ayet. نَّحْنُ خَلَقْنَٰهُمْ وَشَدَدْنَآ أَسْرَهُمْ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَآ أَمْثَٰلَهُمْ تَبْدِيلًا
Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.
Onları biz yarattık ve yaratılışlarını sapasağlam yaptık. Dilediğimiz (zaman) onları benzerleriyle değiştiririz.
Onları Biz yarattık ve bütünün parçaları arasında sımsıkı bir bağ kurduk; ve eğer Biz istersek onları benzerleriyle kökten değiştiririz.
(Kendi kendilerine itiraf etmezler ki) onları yaratan ve kişiliklerini sağlamlaştıran Biziz ve dilersek onları başka hemcinsleriyle değiştirebiliriz.
Onları biz yarattık ve onların bağlarını güçlü kıldık… Dilediğimiz vakit de onların benzerleri ile değiştiririz.
Onları biz yarattık ve bağlarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz.
Onları biz yarattık; onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.
Onları, Biz yarattık ve eklemlerini güçlendirdik. Dilediğimiz zaman da benzerleriyle değiştiririz.
Onları biz yarattık, onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde yerlerine benzerlerini getiririz.
Onları biz yarattık ve yerleştirdik. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz.
Onları biz yarattık ve yerleştirdik. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz.
Onları Biz yarattık, kundaklarını da Biz bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz.
Biz yarattık onları ve kundaklarını biz bağladık, dilediğimiz vakıt de kılıklarını tebdil ederiz.
Onları Biz yarattık. Yaratılışlarını sapasağlam yaptık. Dilersek onları yok eder, yerlerine benzerlerini getiririz.
Onları Biz yarattık. Yaratılışlarını sapasağlam yaptık. Dilersek onları yok eder, yerlerine benzerlerini getiririz.
Onları Biz yarattık. Yaradılışlarını sapasağlam yaptık. Dilersek onları yok eder, yerlerine benzerlerini getiririz.
Onları biz yarattık ve bağlarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz.
Biz yaratdık onları. Mafsallarını (uzuvlarını) da biz pekişdirdik. Dilediğimiz vakit yine onları (yaratılışda) tıbkı kendileri gibi yerine getiririz.
Biz yarattık onları ve mafsallarını da Biz pekiştirdik. Dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.
(23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.
Onları biz yarattık ve yaratılışlarını iyiden iyiye pekiştirdik. Dilediğimiz zaman da onları benzerleriyle değiştiririz.
Biz onları yarattık, yapılarını sıkıca bağladık. Dilediğimiz zaman onları benzerleriyle değiştiririz.
Onları biz yarattık, yaratılışlarını da sağlam yaptık dipnot 1 . (Ahirette yeniden yaratmaya) karar verdiğimizde yapılarını tümüyle değiştireceğiz dipnot 2 .
Onları, bağ dokuları güçlü olarak Biz yarattık. Tercih ettiğimiz zaman benzerleriyle değiştiririz.
Onları yaratan ve eklemlerini/mafsallarını pekiştiren biziz. Dilediğimiz zaman onları benzerleriyle biz değiştiririz.
Onları yaratan ve eklemlerini/mafsallarını pekiştiren biziz. Dilediğimiz zaman onları benzerleriyle biz değiştiririz.
Biz yarattık onları ve kuvvetli yaptık bağlarını/eklemlerini. Dilediğimizde benzerleri ile değiştiririz onları.
İnsân suresi, 29. ayet. إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
İşte bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
Şüphesiz ki bu (gerçeği) hatırla(t)madır. Dileyen, Rabbine (giden) bir yol tutar. dipnot 1
Bütün bunlar bir öğüt ve uyarıdır: Şu halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun!
Bütün bunlar bir uyarıdır; öyleyse, dileyen Rabbine giden yolu bulabilir.
Muhakkak ki bu bir tezkiredir (hakikati hatırlatmadır)! Dileyen Rabbine (erdiren) bir yol edinir!
Şüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir.
Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
Kuşkusuz, O, bir hatırlatmadır. Artık, isteyen, Efendisine eriştiren bir yol edinir.
- Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık, dileyen Rabbine bir yol tutar. Zaten siz ancak Rabbinizin dilediğini dilersiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir;hikmet sahibidir. Allah, dileyeni rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.
Bu bir hatırlatmadır: Dileyen, Efendisine varan bir yol tutar.
Bu bir hatırlatmadır: Dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.
İşte bu bir öğüttür, dileyen Rabbine bir yol tutar!
İşte bu bir tezkiredir, dileyen rabbına bir yol tutar
Bu bir öğüttür. Artık dileyen onunla Rabb'ine varan bir yol edinir.
Bu bir öğüttür. Artık dileyen onunla Rabb'ine varan bir yol edinir.
Bu bir öğüttür. Artık dileyen onunla Rabb'ine varan bir yol edinir.
Şüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen rabbine bir yol bulabilir.
Şübhesiz ki bu (sure) de bir öğüddür. Artık kim dilerse Rabbine bir yol tutar.
Şüphesiz ki bu, bir öğüttür. Dileyen Rabbına bir yol tutar.
(23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.
Şüphesiz bu bir öğüttür. Dileyen kimse Rabbine giden yolu tutar.
Bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan yolu tutar.
Bunlar, (size verilen) doğru bilgilerdir. Yapılması gerekeni yapan dipnot 1 , Rabbinin gösterdiği bir yola girer dipnot 2 .
Bunlar, aklınızdan çıkarmamanız gereken bilgilerdir. Rabbinin yolunu tercih eden o yola girer.
Şüphesiz bu bir öğüttür. Dileyen kimse Rabbine giden yolu tutar.
Şüphesiz bu bir uyarıdır/öğüttür. Dileyen kimse Rabbine giden yolu tutar.
İşte bu, bir hatırlatıcı ve düşündürücüdür. Dileyen, Rabbine doğru, bir yol edinir.
İnsân suresi, 30. ayet. وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
Allah'ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Böyle yaparsanız) Allah'ın dilediğinden başkasını dilememiş olursunuz. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.
Bu sayede siz, zaten Allah'ın dilediğini dilemiş (olursunuz): elbette Allah her şeyi bilendir, hep hikmetle hükmedendir.
Ama Allah (size o yolu göstermeyi) dilemedikçe siz onu dileyemezsiniz çünkü, bilin ki Allah her şeyi görendir, hikmet Sahibidir.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz! Muhakkak ki Allah 'Aliym Hakiym'dir.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.
Allah dilemedikçe, siz zaten dileyemezsiniz. Kuşkusuz, Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
- Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık, dileyen Rabbine bir yol tutar. Zaten siz ancak Rabbinizin dilediğini dilersiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir;hikmet sahibidir. Allah, dileyeni rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.
ALLAH dilemedikçe siz dileyemezsiniz. ALLAH Bilendir, Bilgedir. dipnot 1
ALLAH dilemedikçe siz dileyemezsiniz. ALLAH Bilendir, Bilgedir.
Şu da var: Allah dilemedikçe, hiçbirşey dileyemezsiniz; çünkü herşeyi bilen, hikmet sahibi ancak Allah'tır.
Maamafih Allah dilemeyince dilemezsiniz, çünkü yegane alim, hakim Allahdır
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. dipnot 1 Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. dipnot 1 Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. dipnot 1 Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Tanrı dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Tanrı, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Bununla beraber) Allah dilemeyince siz (bunu) dileyemezsiniz. Çünkü Allah hakkıyle bilendir, tam bir hukum ve hikmet saahibidir.
Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz. Muhakkak ki Allah; Alim, Hakim olandır.
(23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah; her şeyi bilendir, Hakîm'dir.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Sizin bir şey yapmanız ancak Allah'ın şartları oluşturmasıyla mümkündür dipnot 1 . Şüphesiz Allah, daima bilen ve kararları doğru olandır.
Sizin yaptığınız tercih ancak Alemlerin Rabbi dipnot 1 olan Allah'ın yaratması ile gerçekleşir. Çünkü bilen O, her kararı doğru olan O'dur.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Çünkü Allah, her şeyi bilendir, Hakim'dir.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Çünkü, Allah, her şeyi bilendir, hakimdir.
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Allah Alim'dir, Hakim'dir.
İnsân suresi, 31. ayet. يُدْخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحْمَتِهِۦ وَٱلظَّٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۢا
O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır.
(Allah) dileyeni (layık gördüğünü) merhametine koyar. Zalimler için de elem verici bir azap hazırlamış (olacak)tır.
O , isteyen kimseyi rahmetine sokmayı diler; ne ki zalimler için de elim bir azap hazırlamıştır.
Dileyeni rahmetine kabul eder; ama zalimler için (öteki dünyada) şiddetli bir azap hazırlamıştır.
Dilediğini Rahmetine dahil eder! Zalimlere gelince, onlara feci bir azap hazırlamıştır!
Dilediğini kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise, onlar için acı bir azab hazırlamıştır.
O, dilediğini rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.
Dilediğini rahmetine eriştirir. Oysa haksızlık yapanlar için acı bir ceza hazırlamıştır.
- Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık, dileyen Rabbine bir yol tutar. Zaten siz ancak Rabbinizin dilediğini dilersiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir;hikmet sahibidir. Allah, dileyeni rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.
O, dilediğini/dileyeni Rahmetine sokar. Zalimlere ise acı bir ceza hazırlamıştır.
O, dilediğini ve/veya dileyeni Rahmetine sokar. Zalimlere ise acı bir ceza hazırlamıştır.
O dilediğini rahmeti içine kor; zalimlere ise acı bir azap hazırlamıştır.
O dilediğini rahmeti içine kor, zalimlere ise elim bir azab hazırlamıştır
Hak edeni rahmetine alır. Zalimler için ise acıklı bir azap hazırladı.
Hak edeni dipnot 1 rahmetine alır. Zalimler için ise acıklı bir azap hazırladı.
Dilediğini dipnot 1 rahmetine alır. Zalimler için ise acıklı bir azap hazırladı.
Dilediğini kendi rahmetine sokar. Zalimlere ise, onlar için acı bir azab hazırlamıştır.
Kimi dilerse rahmetine sokar. Zaalimler (e gelince.) Onlar için elem verici bir azab hazırlamışdır O.
Dilediğini rahmetine girdirir. Zalimlere, işte onlara; elem verici bir azab hazırlamıştır.
(23-31) Muhakkak ki biz sana Kur’an -ı aralıklı indirmelerle indirdik , Rabbinin hükmüne sabret onlardan hiçbir günahkâr veya kafire uyma / tabi olma , Rabbinin ismini sabah akşam anarak hatırla , gecede O’na secde et, O’nu uzun gece boyunca üstün tut / tesbih et , işte onlar kesinlikle hemen olanı / acele olanı seviyorlar , ağır günü ise arkalarına atıyorlar / arkalarına bırakıyorlar , biz onları yarattık eklemlerini / mafsallarını pekiştirdik / bağladık , istediğimiz vakitte, onları onların benzerleri ile değiş tokuş / trampa ederiz / mübadele ederiz, kesinlikle bu size ve Allah’a giden bir yol edinmek isteyene bir öğüttür, siz Allah’ın istediğinin dışında isteyemezsiniz, muhakkak ki Allah bilendir, hâkimdir, istediği kimseyi esirgemesine / rahmetine / merhametine sokar / dâhil eder, zalimlere ise onlar için de acıtıcı bir azap hazırlamıştır.
Dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere de acı bir azap hazırlamıştır.
Dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar için acı bir azab hazırlamıştır.
O, yapması gerekeni yapanı rahmeti içine alır. Yanlışa dalanlar için de acıklı bir azap hazırlamıştır dipnot 1 .
O, doğru tercihte bulunanı dipnot 1 ikramı ile kuşatır. Yanlış yapanlar için de acıklı bir azap hazırlamıştır.
Dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere de acı bir azap hazırlamıştır.
Dilediğini rahmetine girdirir. Zalimlere de acı bir azap hazırlamıştır.
Dilediğini/dileyeni rahmetinin içine sokar. Zalimlere gelince, onlar için korkunç bir azap hazırlamıştır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.