İnsân suresi · 13–22. ayetler

Cennet nimetleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İnsân suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 13. ayet. مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا

    Diyanet İşleri

    Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.

    Mehmet Okuyan

    Orada koltuklara kurulmuş olacaklar; yakıcı sıcak da dondurucu soğuk da görmeyeceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada divanlara sere serpe uzanacaklar; ne sıcağa ne soğuğa maruz kalacaklar;

    Muhammed Esed

    Orada sedirlere uzanacaklar ve ne (yakıcı bir) güneş, ne de şiddetli bir soğuk görmeyecekler,

    Ahmed Hulusi

    Onda koltuklar üzerine yaslanırlar. . . Orada ne güneş (sıcağı) görürler ve ne de zemherir (dondurucu soğuğu). (Bedensel duyular yoktur o yaşam boyutunda anlamına. A. H. )

    Ali Bulaç

    Orada tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk.

    Ali Rıza Safa

    Divanlara uzanırlar. Ne güneş ne de dondurucu soğuk görmezler.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada koltuklara yaslanacaklar ve ne sıcak ne de soğuk göreceklerdir.

    Edip Yüksel

    Orada koltuklara yaslanırlar; orada ne (yakıcı) güneş ne de dondurucu soğuk görürler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada koltuklara yaslanırlar; orada ne (yakıcı) güneş ne de dondurucu soğuk görürler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Orada koltuklar üzerine yaslanmışlardır. Orada ne güneş görürler, ne de şiddetli soğuk;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Orada erikeler üzerine dayanmışlardır ne Güneş görürler onlarda ne de zemherir

    Erhan Aktaş

    Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada, tahtlara kurulacaklar. Orada, ne şiddetli bir sıcak ne de dondurucu bir soğuk görecekler.

    Gültekin Onan

    Orada tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.

    Hasan Basri Çantay

    (Oraya girin) hepiniz, içinde tahtlar üzerine yaslama (bahtiyarlar) olarak, orada ne bir güneş, ne de bir zemheri görmeyerek,

    İbni Kesir

    Orada tahtlara yaslanırlar, ne yakıcı sıcak ne de dondurucu soğuk görmezler.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada koltuklara kurulurlar. Ne yakıcı bir Güneş, ne de dondurucu bir soğuk görürler.

    Süleyman Ateş

    Orada divanlar üzerinde yastıklara dayanırlar. Orada ne (yakıcı) güneş görürler, ne de dondurucu soğuk.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada koltuklara kurulurlar; güneşin yakan sıcaklığını da dondurucu soğuğu da görmezler.

    Şaban Britch

    Orada koltuklara kurulmuşlar. Ne yakıcı güneş, ne de dondurucu soğuk görürler.

    Şaban Piriş

    Orada tahtlarına kurulmuşlar, ne yakıcı güneş, ne de dondurucu soğuk görürler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Koltuklar üzerine yaslanarak otururlar orada. Ne bir güneş görürler orada ne de kavurucu bir soğuk...

  2. İnsân suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 14. ayet. وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Üzerlerine cennetin gölgeleri sarkmış, cennetin meyveleri (kolayca alınacak şekilde) yakınlaştırılarak hazırlanmıştır.

    Mehmet Okuyan

    (Cennet ağaçlarının) gölgeleri onların (cennetliklerin) üzerlerine sarkacak, meyveleri (kolayca toplanması için) eğdirilecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    zira cennetin (kutlu) gölgesi üzerlerine düşecek, oranın salkımları emre amade kılınacak.

    Muhammed Esed

    çünkü o (bahçe)nin (kutlu) gölgeleri başlarını örtecek ve meyve salkımları kolayca alınacak şekilde (yere doğru) sarkıtılacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Onun gölgeleri üzerlerine yakın, onun devşirilenleri (marifetleri) ise boyun eğdirilmiş haldedir.

    Ali Bulaç

    (Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış.

    Ali Özek ve heyeti

    (Cennet ağaçlarının) gölgeleri, üzerlerine sarkar; kolayca koparılabiIen meyveler istifadelerine sunulur.

    Ali Rıza Safa

    Gölgeleri onların üzerine eğilmiş ve meyveleri iyice yaklaştırılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Cennetin gölgeleri üstlerine yaklaşmış, meyveleri de aşağı eğdirildikçe eğdirilmiştir.

    Edip Yüksel

    Ağaçların gölgesi üzerlerine sarkmış ve meyveler yaklaştırılarak koparılmaları kolaylaştırılmıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ağaçların gölgesi üzerlerine sarkmış ve meyveler yaklaştırılarak koparılmaları kolaylaştırılmıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış ve devşirimleri (meyveleri) de bol bol önlerine konmuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Üzerlerine o Cennet gölgeleri sarkmış ve devşirimleri mebzul mebzul önlerine konmuştur

    Erhan Aktaş

    Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkacak, meyveleri yemeye hazır olarak yaklaştırılacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkacak, meyveleri yemeye hazır olarak yaklaştırılacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkacak, meyveleri yemeye hazır olarak yaklaştırılacak.

    Gültekin Onan

    (Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış.

    Hasan Basri Çantay

    Ve gölgeleri onlara yakın, meyveleri de emirlerine (her an ve her suretle) boyun eğdirilmiş olarak.

    İbni Kesir

    Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve meyveleri de aşağı eğdirilmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gölgeleri kendilerine yakındır. Devşirilecek meyveleri de eğdirildikçe eğdirilmiştir.

    Süleyman Ateş

    Cennetin gölgeleri, üzerlerine yaklaşmış, meyvaları da aşağı eğdirildikçe eğdirilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ağaçların gölgeleri başlarına iner ve meyvelerini toplamak iyice kolaylaştırılır.

    Şaban Britch

    Ağaçların gölgeleri üzerlerine düşmüş, meyvelerini toplamak kolaylaştırılmıştır.

    Şaban Piriş

    Ağaçların gölgeleri üzerlerine düşmüş, meyvelerini toplamak kolaylaştırılmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bahçenin gölgeleri üzerlerine eğilmiştir. Ve bahçenin meyveleri iyice yaklaştırılmşıtır.

  3. İnsân suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 15. ayet. وَيُطَافُ عَلَيْهِم بِـَٔانِيَةٍ مِّن فِضَّةٍ وَأَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارِيرَا۠

    Diyanet İşleri

    Etraflarında gümüş kaplar, şeffaf kadehler dolaştırılır.

    Mehmet Okuyan

    Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kupalar dolaştırılacaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Gümüş (parlaklığında) kaplar ve billur gibi kupalarla kendilerine servis yapılacak;

    Muhammed Esed

    Onlar gümüşten kaplar ve kristal(e benzeyen) kadehlerle karşılanacaklar

    Ahmed Hulusi

    Gümüşten kaplar ve billur testiler dolaştırılır çevrelerinde.

    Ali Bulaç

    Çevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yanlarında, gümüş kaplar ve billur kâselerle, (billur gibi) şeffaf kupalarla dolaşılır ki, sâkiler bunu (cennet şarabını)

    Ali Rıza Safa

    Çevrelerinde gümüş tepsiler, şeffaf kadehler dolaştırılır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Çevrelerinde gümüşten kaplar ve kristal kaseler dolaştırılacaktır. Sanki gümüşten yapılmış kristaller. Onları kendi arzularına göre belirleyeceklerdir.

    Edip Yüksel

    Onlara gümüş tepsiler ve şeffaf bardaklarda sunulur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara gümüş tepsiler ve şeffaf bardaklarda sunulur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gümüş kaplar ve billur küplerle çevrelerinde dolaşılır,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem dolaşılır üzerlerine gümüşten kaplar ve küplerle ki billurlar

    Erhan Aktaş

    Gümüşten kaplar ve billur kupalarla aralarında dolaşılır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gümüşten kaplar ve billur kupalarla aralarında dolaşılır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gümüşten kaplar ve billur kupalarla aralarında dolaşılır.

    Gültekin Onan

    Çevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara gümüşden billur kablar, kupalar dolaşdırılır.

    İbni Kesir

    Çevrelerinde gümüş kupalar ve billur kaseler dolaştırılır.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çevrelerinde ise gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır.

    Süleyman Ateş

    Yanlarında gümüş kablar, billur kupalar dolaştırılır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çevrelerinde gümüş kaplar, billurlaşmış bardaklar dolaştırılır.

    Şaban Britch

    Çevrelerinde ise gümüş kaplar ve billur kâseler dolaştırılır.

    Şaban Piriş

    Çevrelerinde ise gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çevrelerinde, gümüşten ve billurdan kaplar dolaştırılır. Kupalardır onlar.

  4. İnsân suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 16. ayet. قَوَارِيرَا۟ مِن فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًا

    Diyanet İşleri

    Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Miktarını kendilerinin belirleyeceği o billur kupalar da gümüştendir.

    Mustafa İslamoğlu

    öyle gümüşi billurlar ki, onların hacmini tamamen kendileri takdir edecek.

    Muhammed Esed

    -kristal benzeri, (ama) gümüşten- ve hacimlerini yalnız kendileri tesbit edecek.

    Ahmed Hulusi

    Miktarlarını kendilerinin takdir ettiği gümüşten billur kadehlerdir!

    Ali Bulaç

    Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tesbit etmişlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    gümüş beyazlığında ölçüsünce tayin ve takdir ederler.

    Ali Rıza Safa

    Gümüşten yapılmış şeffaf kadehler; diledikleri ölçüde belirlemişlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Çevrelerinde gümüşten kaplar ve kristal kaseler dolaştırılacaktır. Sanki gümüşten yapılmış kristaller. Onları kendi arzularına göre belirleyeceklerdir.

    Edip Yüksel

    Gümüşten yapılmış şeffaf bardaklar... Onları tam olarak hak etmişlerdir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Gümüşten yapılmış şeffaf bardaklar, ateş içinde yetişen ağaç gibi bir mecazdır. Bak 2:26; 17:60. * ("Şeffaf" diye çevirdiğimiz kelimenin anlamı için bak 27:44).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gümüşten yapılmış şeffaf bardaklar... Onları tam olarak haketmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    gümüşten billurlar (ki hizmetçiler) onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gümüşten billurlar, onları türlü türlü biçime koymuşlardır

    Erhan Aktaş

    Miktarını kendilerinin belirledikleri gümüşten billur kadehler,

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Miktarını kendilerinin belirledikleri gümüşten billur kadehler,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Miktarını kendilerinin belirledikleri gümüşten billur kadehler,

    Gültekin Onan

    Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüyle tesbit etmişlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Evet) gümüşden (yaratılmış) billurlar ki mıkdarını (sakıyler) ta'yin etmişlerdir.

    İbni Kesir

    Billurları gümüş gibi parlaktır. Mikdarını onlar takdir etmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gümüşten billur kâseler... (Hizmetçiler) Onların ihtiyaçlarına göre ölçülerini belirlemiştir.

    Süleyman Ateş

    Öyle gümüş kadehler ki onları istedikleri ölçüde takdir etmişlerdir (istedikleri kadar içki alırlar).

    Süleymaniye Vakfı

    ölçülerini kendilerinin belirlediği gümüşten billurlaşmış testiler....

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her biri, gümüşten billurlaştırılmıştır. İçecekleri miktarı kendileri belirlerler.

    Şaban Britch

    Gümüşten billurlar... Onlar (içenlere göre) miktarlarını belirler.

    Şaban Piriş

    Gümüşten yapılmış billurlar.. Miktarlarını kendileri belirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gümüşten kupalar ki, tam diledikleri ölçüde belirlemişlerdir onları.

  5. İnsân suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 17. ayet. وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kaseden içirilir.

    Mehmet Okuyan

    (17, 18) Onlara orada, adına Selsebil denen kaynaktan, (içindeki) karışımı Zencebil olan bir kadehten içirilecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu surede geçen [kâfûr], [selsebil] ve [zencebil] kelimeleri cennetteki içeceklerin değişik isimleri olarak kabul edilmeli, haklarında detay vermekten kaçınılmalıdır. Çünkü bunların içerikleri mahşerde görülecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada zencefil türü bir şeyle tatlandırılmış dolu kadehlerle suvarılacaklar.

    Muhammed Esed

    Ve (cennette) kendilerine zencefille tatlandırılmış bir fincan içecek verilecek,

    Ahmed Hulusi

    Onda özelliği zencefil olan bir kase içirilirler.

    Ali Bulaç

    Orada onlara bir kadeh içirilir ki, karışımı zencefildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara orada bir kâseden içirilir ki (bu şarabın) karışımında zencefil vardır.

    Ali Rıza Safa

    Karışımı zencefil olan bir kadehten de içirilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara orada, karışımı zencefil olan kadehten içirilir.

    Edip Yüksel

    Orada zencefil (ginger) karıştırılmış bir kadehten içirilirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada zencefil (ginger) karıştırılmış bir kadehten içirilirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve orada katkısı zencefil olan bir kadeh sürülür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve orada bir kadeh sunulur ki katgısı olmuştur zencefil

    Erhan Aktaş

    Ve orada, karışımı zencefil olan kadehler sunulur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve orada, karışımı zencefil olan kadehler sunulur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve orada, karışımı zencefil olan kadehler sunulur.

    Gültekin Onan

    Orada onlara bir kadeh içirilir ki, karışımı zencefildir.

    Hasan Basri Çantay

    Orada onlara katgısı zencefil olan (dolu) kadeh de içilir.

    İbni Kesir

    Orada karışımı zencefil olan bir kadehten de içirilirler.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara orada karışımı zencefil olan bir kadehten içirilir.

    Süleyman Ateş

    Onlara orada, karışımı zencefil olan kadehten içirilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zencefil katkılı sular, kendilerine bardakla sunulur.

    Şaban Britch

    Orada karışımında zencefil bulunan bir kadehten içerler.

    Şaban Piriş

    Orada bileşiminde zencebil bulunan bir kadehten içerler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada kendilerine karışımı zencefil olan bir kadehten içirilir.

  6. İnsân suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 18. ayet. عَيْنًا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Orada bir pınar ki ona "selsebil" adı verilir.

    Mehmet Okuyan

    (17, 18) Onlara orada, adına Selsebil denen kaynaktan, (içindeki) karışımı Zencebil olan bir kadehten içirilecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu surede geçen [kâfûr], [selsebil] ve [zencebil] kelimeleri cennetteki içeceklerin değişik isimleri olarak kabul edilmeli, haklarında detay vermekten kaçınılmalıdır. Çünkü bunların içerikleri mahşerde görülecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ebedi saadetin) kaynağı olan oraya yüceltilen bir yol ara!

    Muhammed Esed

    oradaki "Selsebil" isimli bir kaynak(tan).

    Ahmed Hulusi

    Onda "Selsebil" denen bir kaynaktır.

    Ali Bulaç

    Bir pınar ki orada "selsebil" olarak adlandırılır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebîl denir.

    Ali Rıza Safa

    Oradaki kaynak, Selsebil olarak isimlendirilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada, selsebil adı verilen bir pınardan içirilirler.

    Edip Yüksel

    Bir kaynak ki, ona "Selsebil" denir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir kaynak ki, ona 'Selsebil' denir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Selsebil denilen bir çeşme.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir çeşme ki denir selsebil

    Erhan Aktaş

    Selsebil denilen bir pınardan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Selsebil denilen bir pınardan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Selsebil denilen bir pınardan.

    Gültekin Onan

    Bir pınar ki orada 'selsebil' olarak adlandırılır.

    Hasan Basri Çantay

    (Zencefil) orada bir pınardır. "Selsebil" adı verilir (ona).

    İbni Kesir

    Orada bir pınardır ki, Selsebil adı verilir.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada Selsebil adı verilen bir pınar da vardır.

    Süleyman Ateş

    Bir çeşme ki adına Selsebil denir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Su, Selsebil adı verilen bir pınardan alınır.

    Şaban Britch

    Orada Selsebil adı verilen pınar…

    Şaban Piriş

    Orada Selsebil adı verilen pınar..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir pınar ki, orada, selsebil diye anılır.

  7. İnsân suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 19. ayet. وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًا مَّنثُورًا

    Diyanet İşleri

    Çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır.

    Mehmet Okuyan

    O (cennetliklerin) etrafında, yaşlanmayan gençler dolaşır. Onları gördüğünde kendilerini saçılıp dağılmış inciler sanırsın.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerine kalıcı gençlik iksiri servisi yapılacak. Sen o (cennetlik)leri göreceğin zaman, sanki saçılmış tarifsiz inciler sanacaksın;

    Muhammed Esed

    Ve onları ölümsüz gençlikler bekleyecek, gördüğün zaman saçılmış inciler sanacağın (gençlikler);

    Ahmed Hulusi

    Çevrelerinde ölümsüz genç hizmetliler dolaşır. . . Onları gördüğünde, saçılmış inci sanırsın!

    Ali Bulaç

    Çevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi kılınmış civanlar dolaşır durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın.

    Ali Özek ve heyeti

    O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedimler dolaşır ki, onları gördüğünde, etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın.

    Ali Rıza Safa

    Ve ölümsüz gençler çevrelerinde dolaşır. Onları gördüğün zaman, saçılmış inciler sanırsın. dipnot 558

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 558
      "Ölümsüz gençler" tanımlaması, kimi Kur'an çevirilerinde, "Ebediyen genç kalan uşaklar" veya "Yaşları hiç değişmeyen genç erkek ve kadınlar" veya "Yaşlanmayan delikanlı hizmetçiler" veya "Sonsuzluğa erişmiş çocuklar" veya "Taze kalan küpeli genç hizmetçiler" veya "Ölümsüz gençlikler" biçiminde çevrilmiştir. Bu tanımlama, 56:17 ayetinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Çevrelerinde sürekli hizmetçiler dolaşacaktır. Onları gördüğünde, saçılmış inciler sanırsın.

    Edip Yüksel

    Onlara ölümsüz gençler servis yapacaktır. Onları görsen, kendilerini saçılmış inci sanırsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara ölümsüz gençler servis yapacaktır. Onları görsen, kendilerini saçılmış inci sanırsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Etraflarında daima genç çocuklar dolaşır; görünce onları saçılmış inciler sanırsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve dolanır etraflarına muhalled evladlar, görünce onları sanırsın saçılmış inciler

    Erhan Aktaş

    Ölümsüz gençler aralarında dolaşırlar. Onları gördüğünde, saçılmış inciler sanırsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ölümsüz gençler aralarında dolaşırlar. Onları gördüğünde, saçılmış inciler sanırsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ölümsüz gençler aralarında dolaşırlar. Onları gördüğünde, saçılmış inciler sanırsın.

    Gültekin Onan

    Çevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi kılınmış civanlar dolaşır durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın.

    Hasan Basri Çantay

    Etraflarında herdem taze çocuklar dolaşır ki sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın!

    İbni Kesir

    Çevrelerinde ölümsüz gençler dolaşır ki; onları gördüğünde saçılmış bir inci sanırsın.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.

    Süleyman Ateş

    Çevrelerinde de (öyle) ölümsüz gençler dolaşır ki, onları görsen, kendilerini saçılmış inci sanırsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çevrelerinde ölümsüz genç erkek hizmetçiler dipnot 1 dolaşır. Onları gördüğünde saçılmış inciler dipnot 2 sanırsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vildan: Genç erkek hizmetçi. Cennette, huriler ve vildanlar, insanların hizmetinde olacaklardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cennette görevli kadın hizmetçiler (huriler) için ‘kabuğunda saklanmış inciler', erkek hizmetçiler(vildanlar) için ‘etrafa saçılmış inciler' tamlaması kullanılmış olması dikkat çekicidir.

    Şaban Britch

    Etrafında ölümsüz gençler dolaşır. Onları gördüğün zaman saçılmış inci sanırsın.

    Şaban Piriş

    Etrafında ölümsüz gençler dolaşır. Onları gördüğün zaman saçılmış inci sanırsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dolaşır çevrelerinde, sürekli görevlendirilmiş gençler. Görseydin onları, dizilmiş inciler sanırdın.

  8. İnsân suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 20. ayet. وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Orada, görünce (sonsuz) nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün.

    Mehmet Okuyan

    (Cennette) her nereye bakarsan, (pek çok) nimet ve büyük bir otorite görürsün.

    Mustafa İslamoğlu

    Nereden bakacak olsan, sınırsız bir nimet deryası ve görkemli bir iktidar göreceksin.

    Muhammed Esed

    ve (nereye) baksan, (yalnız) kutsanmışlık ve aşkın bir düzen göreceksin.

    Ahmed Hulusi

    Nereye baksan (sırf) nimet ve büyük bir mülk olarak görürsün.

    Ali Bulaç

    Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.

    Ali Özek ve heyeti

    Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ye ulu bir saltanat görürsün.

    Ali Rıza Safa

    Zaten nereye baksan, nimetler ve büyük bir yönetim görürsün.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada nereye bakarsan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

    Edip Yüksel

    Nereye baksan nimetler ve büyük bir yönetim görürsün.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nereye baksan nimetler ve büyük bir yönetim görürsün.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gördüğün zaman orada bol bir nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve gördüğün zaman orada bir na'im ve pek büyük bir mülk görürsün

    Erhan Aktaş

    Nereye baksan orada nimetler, büyük bir mülk ve saltanat görürsün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nereye baksan orada nimetler, büyük bir mülk ve saltanat görürsün.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nereye baksan orada nimetler, büyük bir mülk ve saltanat görürsün.

    Gültekin Onan

    Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.

    Hasan Basri Çantay

    Orada herhangi bir yeri gördüğün zaman (büyük) bir ni'met, bol bir (ihtişam ve) saltanat görürsün.

    İbni Kesir

    Nereye baksan; orada bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nereye bakarsan orada pek çok nimetler ve büyük bir saltanat görürsün.

    Süleyman Ateş

    Orada nereye baksan, bir ni'met ve büyük bir mülk görürsün.

    Süleymaniye Vakfı

    Orada, nereye baksan nimetler ve büyük bir saltanat görürsün dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennette müminler için ne tür nimetler hazırlandığını Allah'tan başka hiç kimse bilemez (Secde 32/17).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orayı gördüğünde nimetleri ve büyük bir saltanatı da görmüş olursun.

    Şaban Britch

    Nereye baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

    Şaban Piriş

    Nereye baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Oraya baktığında, nereye göz atsan büyük bir nimet, büyük bir mülk ve yönetim görürsün.

  9. İnsân suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 21. ayet. عَٰلِيَهُمْ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضْرٌ وَإِسْتَبْرَقٌ وَحُلُّوٓا۟ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍ وَسَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا

    Diyanet İşleri

    Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.

    Mehmet Okuyan

    Üzerlerinde ince ipekten yeşil elbiseler ve kalın ipek kumaşlar olacaktır; gümüş bilezikler takacaklardır. dipnot 1 Rableri onlara tertemiz bir içecek ikram edecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Kehf 18:31; Hacc 22:23; Fâtır 35:33.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların üzerinde yemyeşil, capcanlı ipek elbiseler, atlastan kaftanlar bulunacak; ve onlar tarifsiz gümüşten künyeler-bilezikler takınacak; dahası Rableri onlara temiz ve temizleyici olan tarifsiz bir içecek ikram edecek.

    Muhammed Esed

    O (kutsanmış kimse)lerin üzerinde yeşil ipekten ve atlastan giysiler olacak. Onlar gümüş bilezikler ile süslenecekler. Ve Rableri onlara en temiz içeceklerden ikram edecek.

    Ahmed Hulusi

    Üzerlerinde ince - latif ipekten ve kalın ipekten elbiseler vardır. . . Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. . . Rableri onlara şarab'en tahura (temiz şarap) içirmiştir. (Tüm bu cennet tanımlamaları, Ra'd: 35 ve Muhammed: 15'teki açıklamalarla vurgulandığı üzere; "meselül cennetilletiy" yani cennetin temsil - benzetme yollu misali anlatımıdır. Bu gerçeklik unutulmaya. A. H. )

    Ali Bulaç

    Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarab içirmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir.

    Ali Rıza Safa

    Onların üzerinde, yeşil ince ipekten ve işlenmiş atlastan giysiler vardır; gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Efendileri, en temiz içeceklerden sunmuştur.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların üzerlerinde ince yeşil ve kalın ipekten elbiseler olacaktır. Gümüş bilezikler takınacaklardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.

    Edip Yüksel

    Üstlerinde yeşil kadifeden elbiseler ve ipekler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Efendi'leri onlara temiz bir içecek içirir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Üstlerinde yeşil kadifeden elbiseler ve ipekler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rab'leri onlara temiz bir içecek içirir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Üstlerinde ince ipekten ve kalın atlastan yemyeşil elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir içki sunmaktadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Üstlerinde bir sündüs esvab yemyeşil ve kalın istebrak, gümüşten bileziklerle süslenmişler, rabları onlara bir şarab-ı tahur sunmaktadır.

    Erhan Aktaş

    Üzerlerinde yeşil ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süslenecekler. Rabb'leri onlara tertemiz içecekler sunacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Üzerlerinde yeşil ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süslenecekler. Rabb'leri onlara tertemiz içecekler sunacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Üzerlerinde yeşil ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süslenecekler. Rabb'leri onlara tertemiz içecekler sunacak.

    Gültekin Onan

    Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarab içirmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    Üzerlerinde ince ve kalın ipekden yeşil elbiseler vardır. Gümüşden bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri de onlara gaayet temiz bir şarab içirmişdir.

    İbni Kesir

    Üzerlerinde ince, yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Rabbları onlara tertemiz bir içecek içirmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Üzerlerinde yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirmiştir.

    Süleyman Ateş

    (Cennet ehlinin) Üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirmiş (ve şöyle demiş)tir:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cennetliklerin üzerinde ince ve kalın ipekten yeşil giysiler olur; gümüş bilekliklerle bezendirilirler. Rableri (Sahipleri) onlara tertemiz içecekler içirir.

    Şaban Britch

    Üzerlerinde yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirmiştir.

    Şaban Piriş

    Üzerlerinde yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirmiştir

    Yaşar Nuri Öztürk

    Üzerlerinde yeşil ince ipeklerle, sırmalı, kalın ipeklerden giysiler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Rableri onlara tertemiz bir içki ikram etmiştir.

  10. İnsân suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 22. ayet. إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَآءً وَكَانَ سَعْيُكُم مَّشْكُورًا

    Diyanet İşleri

    Onlara şöyle denecektir: "Şüphesiz bu sizin için bir mükafattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür."

    Mehmet Okuyan

    (Onlara şöyle denecektir:) "Şüphesiz ki bu(nlar), sizin için ödüldür. Çalışma(ları)nız karşılığını bulmuştur."

    Mustafa İslamoğlu

    (Kendilerine): "Bunlar size ödül olarak verilmiştir; ve (bu uğurdaki) üstün gayretiniz (Allah) tarafından kabul edilmiştir" (denilecek).

    Muhammed Esed

    (Ve onlara:) "Bunlar sizin ödüllerinizdir, çünkü (hayatta iken) yaptığınız işler (Allah'ın) rızasını kazanmıştır!" (denilecek.)

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu sizin için cezadır (karşılık, yapılmış olanların getirisi)! İmanlı çalışmalarınız tam hakkıyla değerlendi!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, bu, sizin için bir mükafaattır. Sizin çaba harcamanız şükre değer (meşkur/makbul) görülmüştür.

    Ali Özek ve heyeti

    (Onlara şöyle denir:) Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, işte bunlar, ödüllerinizdir. Çünkü çalışmanıza değer verilmiştir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz bu, sizin ödülünüzdür, çalışmalarınızın karşılığı verilmiştir.

    Edip Yüksel

    Bu, ödülünüzdür ve gayretinize teşekkür edilmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, ödülünüzdür ve gayretinize teşekkür edilmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu, sizin bir mükafatınızdı, çalışmanız mükafat ile karşılandı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şöyle diye ki işte bu sizin bir mükafatınızdı, sa'yiniz meşkur oldu

    Erhan Aktaş

    Bu sizin ödülünüzdür. Çabalarınız bu karşılığı hak etti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu sizin ödülünüzdür. Çabalarınız bu karşılığı hak etti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu sizin ödülünüzdür. Çabalarınız bu karşılığı hak etti.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, bu, sizin için bir mükafaattır. Sizin çaba harcamanız şükre değer (meşkur/makbul) görülmüştür.

    Hasan Basri Çantay

    (Bütün) bu (ni'metler) şübhe yok ki sizin için bir mükafatdır. Sa'yimz meşkur olmuşdur.

    İbni Kesir

    İşte bu, sizin işlediklerinize karşılık oldu. Sa'yiniz meşkur olmuştur.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu, sizin için bir ödüldür. Sizin çalışmanızın karşılığıdır.

    Süleyman Ateş

    "Bu, sizin ödülünüzdür. Çalışmanızın karşılığı verilmiştir!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün bunlar, emeğinize karşılıktır. Çalışmalarınız teşekkürle karşılanmış olur.

    Şaban Britch

    İşte bu, sizin için bir ödüldür. Sizin çalışmanızın karşılığıdır.

    Şaban Piriş

    İşte bu, sizin için bir ödüldür. Sizin çalışmanızın karşılığıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bu size bir ödüldür. Ve sizin gayretiniz şükranla karşılanmıştır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.