İnsân suresi · 5–12. ayetler

İyilerin vasıfları: yoksula, yetime ve esire yedirmek

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İnsân suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 5. ayet. إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِن كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا

    Diyanet İşleri

    İyiler ise, katkısı kafur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki iyiler ise (cennette) kâfûr dipnot 1 katılmış bir kadehten içeceklerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Kâfûr]: Tadı ve kokusu diğer içecekleri bastıran cennet içeceği demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet iyiler de hoş kokulu çiçek özü katkılı tarifsiz bir kadehden içecekler:

    Muhammed Esed

    (halbuki) gerçek erdem sahipleri, hoş kokulu çiçekler ile tatlandırılmış bir fincandan içerler.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Ebrar (iyiler), mizacı (özelliği) kafur (kalbe kuvvet veren bir içecek) olan bir kaseden içerler.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz ki iyiler (ebrar), karışımı kafur olan bir kadehten içerler.

    Ali Özek ve heyeti

    İyiler ise, kâfur katılmış bir kadehten (cennet şarabı) içerler.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, iyilik taşıyanlar, hoş kokulu çiçeklerle tatlandırılmış bir kadehten içeceklerdir. dipnot 556

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 556
      "Hoş kokulu çiçeklerle tatlandırılmış" olarak yazdığımız "Mizacu-ha kafuran" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Karışımı kafur olan" veya "Kafur ırmağının suyu karıştırılmış olan" veya "Kalbe kuvvet veren bir içecek olan Kafur" veya "Cennet şarabı olan Kafur" veya ".[10] .[16] O" biçiminde yazılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    İyiler de, karışımı kafur/hoş koku olan bir kadehten içerler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İyiler ise, kafur (CHO) karıştırılmış bir kadehten içerler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun iyiler, kalkışı kafur öten dolu bir kadehten içeceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ebrar (hayır sahibi iyi insanlar) öyle dolgun bir kadehten içeceklerdir ki mizacı olmuştur kafur

    Erhan Aktaş

    İyi olanlar ise içinde kafur bulunan bir kadehten içerler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İyi olanlar ise içinde kafur bulunan bir kadehten içerler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İyi olanlar ise içinde kafur bulunan bir kadehten içerler.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz ki iyiler (ebrar), karışımı kafur olan bir kadehten içerler.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki iyiler kafuur katılmış dolu bir kadehden içerler.

    İbni Kesir

    Şüphesiz iyiler, kafur katılmış dolu bir kaseden içerler.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Zamanın bütününden / Dehr’den, insan’ın, hatırla nıp anılan bir şey olmadığı belli bir zaman dilimi gelip geçmedi mi? Muhakkak ki biz insanı karışım olan (sperm yumurta karışımı) nutfeden yarattık, onu (bağlılığına dair) sınayacağız. Onu işiten ve gören yaptık, Onu kesinlikle yola ilettik / yola koyduk ya şükreden olur yahut örtbas eden / görmezden gelen. Muhakkak ki yok sayanlar için zincirler, tasmalar / bukağılar ve kızgın ateş hazırladık. İyiler / ebrarlar, karışımı / mizacı (huy da bir karışımdır) kokulu kafur ağacı olan bir kadehten içiyorlar. Bir göze ki, ondan Allah’ın kulları içiyor , gözeyi yarıp açarak akıtırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İyiler ise katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.

    Süleyman Ateş

    İyiler de, karışımı kafur olan bir kadehten içerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ahirette) Kafur dipnot 1 katkılı sular iyilere bir bardakla sunulur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafur ağacından elde edilen, hekimlikte kullanılan, beyaz ve yarı saydam, kolaylıkla parçalanan, güzel kokulu bir madde. TDK: Vücut için çok faydalı bir üründür.

    Şaban Britch

    İyiler ise, karışımı kafur olan bir kadehten içerler

    Şaban Piriş

    İyiler ise, bileşimi kafur olan bir kadehten içerler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İyilere gelince, onlar, karışımı kafur olan bir kadehten içerler.

  2. İnsân suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 6. ayet. عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا

    Diyanet İşleri

    Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.

    Mehmet Okuyan

    (Kâfûr), Allah'ın iyi kullarının içecekleri ve akıttıkça akıtacakları bir kaynaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    (bunların doldurulduğu) öyle bir göze var ki, Allah'ın has kulları gürül gürül çıkartacakları bu kaynaktan içecekler.

    Muhammed Esed

    bir (kutlu) kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, suyu bol bol akan (o kaynaktan).

    Ahmed Hulusi

    (O kafur), Allah kullarının (kendi özlerinden) fışkırtıp akıtarak içtiği tükenmez bir kaynaktır.

    Ali Bulaç

    Allah'ın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp akıtırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu,) Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın kulları, içtikleri kaynağı gürül gürül akıtacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu, Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın kullarının taşıra taşıra içtikleri bir kaynak...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın kullarının taşıra taşıra içtikleri bir kaynak...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın kullarının içtiği bir çeşme ki güzel yollar açarak onu akıtırlar da akıtırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir çeşme, ondan Allahın kulları içer, güzel, yollar açarak akıtırlar onu akıtırlar

    Erhan Aktaş

    Allah'ın kullarının, içtikleri ve diledikleri kadar yararlandıkları bir kaynak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın kullarının, içtikleri ve diledikleri kadar yararlandıkları bir kaynak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın kullarının, içtikleri ve diledikleri kadar yararlandıkları bir kaynak.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın kullarının kendisinden içtikleri bir kaynak; onu fışkırttıkça fışkırtıp (yüfecciruneha) akıtırlar (tefciyra).

    Hasan Basri Çantay

    (O kafuur) bir pınardır ki onu (ancak) Allahın (veli) kulları içerler. Onu (nereye isterlerse kolayca) akıtırlar, fışkırtırlar.

    İbni Kesir

    Bu; yalnız Allah'ın kullarının, taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Zamanın bütününden / Dehr’den, insan’ın, hatırla nıp anılan bir şey olmadığı belli bir zaman dilimi gelip geçmedi mi? Muhakkak ki biz insanı karışım olan (sperm yumurta karışımı) nutfeden yarattık, onu (bağlılığına dair) sınayacağız. Onu işiten ve gören yaptık, Onu kesinlikle yola ilettik / yola koyduk ya şükreden olur yahut örtbas eden / görmezden gelen. Muhakkak ki yok sayanlar için zincirler, tasmalar / bukağılar ve kızgın ateş hazırladık. İyiler / ebrarlar, karışımı / mizacı (huy da bir karışımdır) kokulu kafur ağacı olan bir kadehten içiyorlar. Bir göze ki, ondan Allah’ın kulları içiyor , gözeyi yarıp açarak akıtırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (O) Allah’ın kullarının kendisinden içtikleri ve diledikleri gibi akıttıkları bir pınardır.

    Süleyman Ateş

    Bir kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, (istedikleri yere de) fışkırtarak akıtırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir pınardan ki ondan, Allah'ın kulları içer, o kaynağı istedikleri yerden fışkırtırlar.

    Şaban Britch

    Allah’ın kullarının içeceği ve istedikleri yere akıttıkları bir kaynaktır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın kullarının taşıra taşıra içeceği bir pınardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir kaynak ki, Allah'ın kulları ondan içerler ve onu fışkırtarak akıtırlar.

  3. İnsân suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 7. ayet. يُوفُونَ بِٱلنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُۥ مُسْتَطِيرًا

    Diyanet İşleri

    O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.

    Mehmet Okuyan

    (Allah'ın iyi kulları), verdikleri sözü yerine getirir ve kötülüğü her yere yayılmış olan bir günden korkarlar.

    Mustafa İslamoğlu

    (O has kullar ki;) üzerlerine vacip kıldıkları hayrı yerine getirirler ve şerri kahredici bir virüs gibi yayılan günün kaygısını taşırlar;

    Muhammed Esed

    (Gerçek erdem sahipleri) onlar(dır ki,) sözlerini yerine getirirler ve şiddeti yayılıp genişleyen bir Gün'ün korkusunu duyarlar.

    Ahmed Hulusi

    (O Ebrar) ahdlerini tam yerine getirirler ve şerri yayılıp giden bir günden korkarlar!

    Ali Bulaç

    Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.

    Ali Özek ve heyeti

    O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.

    Ali Rıza Safa

    Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan günden korkarlar. dipnot 557

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 557
      Adak adayarak Allah'tan dileklerde bulunulduğunda, adakların öncelikle yerine getirilmesi gerekir. Dileklerin gerçekleşmesi koşuluna bağlı olarak adak adanması doğru bir edim değildir. Adak konusu, Tevrat ve Zebur ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Tevrat, Yasanın Tekrarı 23:21-23; "Tanrınız Rabbe bir dilek adağı adadığınızda, yerine getirmeyi savsaklamayın. Tanrınız Rab, bunu sizden kesinlikle isteyecektir. Yerine getirmezseniz günah sayılacaktır. Fakat adak adamaktan çekinirseniz günah yoktur. Ağzınızdan çıkanı yapmaya dikkat edin. Çünkü Tanrınız Rabbe, adağı gönülden adadınız." Zebur,
      Mezmurlar 50:14 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 50:14

      Tanrıya şükran kurbanı sun, 2 Yüceler Yücesine adadığın adakları yerine getir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; "Allah'a şükran kurbanı sun; Yüceler Yücesi'ne adaklarını yerine getir." Zebur,
      Vaiz 5:4 — Eski Ahit, Vaiz; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Vaiz 5:4

      Tanrıya adak adayınca, yerine getirmekte gecikme. Çünkü O akılsızlardan hoşlanmaz. Adağını yerine getir!

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,5; "Allah'a adak adayınca, yerine getirmekte gecikme. Çünkü O, akılsızlardan hoşlanmaz. Adağını yerine getir; adak adamamak, adayıp da yerine getirmemekten iyidir."

    Bayraktar Bayraklı

    - Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız" derler.

    Edip Yüksel

    Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan günden korkarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar

    Erhan Aktaş

    Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Verdikleri sözü yerine getirirler, kötülüğü salgın bir günden korkarlar.

    Gültekin Onan

    Adaklarını yerine getirirler ve şerri (kötülüğü) yaygın olan bir günden korkarlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Onlar) adağını yerine getirirler (di), şerri yaygın (ve salgın) olan günden korkarlar (dı).

    İbni Kesir

    Onlar; adağı yerine getirirler. Ve şerri yaygın olan bir günden korkarlar.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar adakları yerine getirirler ve kötülüğü yaygın bir günden korkarlar.

    Süleyman Ateş

    Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, verdikleri sözü tutan ve dehşeti her yeri kaplayacak bir günden korkan kullardır.

    Şaban Britch

    Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar.

    Şaban Piriş

    Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar verdikleri sözü tam bir biçimde yerine getirirler ve kötülüğü salgın olan bir günden korkarlar.

  4. İnsân suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 8. ayet. وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, kendileri muhtaç olmalarına rağmen yoksulu, yetimi ve esiri yedirir (doyurur)lar.

    Mustafa İslamoğlu

    ve kendi istek ve arzularına rağmen muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler;

    Muhammed Esed

    Ve kendi istekleri ne kadar çok olursa olsun, muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler,

    Ahmed Hulusi

    O'nun sevgisi ile yoksulu, yetimi ve ellerine mahkum olanları doyururlar.

    Ali Bulaç

    Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerinin sevdiği yemeği, yoksullara, yetimlere ve tutsaklara da yedirirler.

    Bayraktar Bayraklı

    - Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız" derler.

    Edip Yüksel

    Yoksula, öksüze ve tutsağa sevdikleri yiyecekleri yedirirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksula, öksüze ve tutsağa sevdikleri yiyecekleri yedirirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksula, yetime, esire seve seve yemek yedirir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Miskine, yetime, esire seve seve yemek yedirirler

    Erhan Aktaş

    İhtiyaçları olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve tutsağa yedirirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İhtiyaçları olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve tutsağa yedirirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İhtiyaçları olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve tutsağa yedirirler.

    Gültekin Onan

    Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.

    Hasan Basri Çantay

    (Yemeğe olan) sevgi (lerine ve iştihalarına) rağmen yoksulu, yetimi, esiri doyururlar (dı).

    İbni Kesir

    Onlar; yoksula, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yemeğe olan sevgilerine rağmen yoksula, yetime ve esire yemek yedirirler.

    Süleyman Ateş

    Yoksula, yetime ve esire sevdikleri yemeği yedirirler:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çaresizleri, yetimleri ve esirleri, seve seve doyururlar.

    Şaban Britch

    Duydukları sevgiye rağmen yemeği düşküne, yetime ve esire yedirirler.

    Şaban Piriş

    Sevmelerine rağmen yemeği düşküne, yetime ve esire yedirirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksula, yetime ve esire, yemeği severek yedirirler.

  5. İnsân suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 9. ayet. إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءً وَلَا شُكُورًا

    Diyanet İşleri

    (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."

    Mehmet Okuyan

    (9, 10) (Şöyle derler:) "Biz sizi yalnızca Allah rızası için doyuruyoruz; sizden herhangi bir karşılık da teşekkür de istemiyoruz. dipnot 1 (Çünkü) biz, zor ve belalı bir günde Rabbimizden (O'nun azabından) korkuyoruz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle konuyla ilgili bütün infak, sadaka ve zekâtla ilgili ayetlerin doğru anlaşılmasında çok önemli bir mesaj sunmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    (kendi kendilerine derler ki): "Biz size sadece Allah için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.

    Muhammed Esed

    (ve kendi kendilerine konuşurlar:) "Biz sizi yalnız Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz.

    Ahmed Hulusi

    "Yalnızca Vechullah adına sizi yediriyoruz. . . Sizden ne bir karşılık ve ne de bir teşekkür istemiyoruz. "

    Ali Bulaç

    "Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür."

    Ali Özek ve heyeti

    «Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.»

    Ali Rıza Safa

    "Yalnızca, Allah'ın hoşnutluğu için sizi doyuruyoruz. Ne bir karşılık ne de teşekkür beklemiyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız" derler.

    Edip Yüksel

    "Biz sizi ALLAH rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz sizi ALLAH rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık isteriz ne de bir teşekkür!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Size ancak "livechillah" it'am ediyoruz, sizden ne bir karşılık isteriz ne de bir teşekkür

    Erhan Aktaş

    Biz, sizi yalnızca Allah için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür beklemiyoruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, sizi yalnızca Allah'ın rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür beklemiyoruz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, sizi yalnızca Allah'ın rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür beklemiyoruz.

    Gültekin Onan

    "Biz size, ancak Tanrı'nın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür."

    Hasan Basri Çantay

    "Biz, size ancak Allahın yüzü (suyu) için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür istemeyiz",

    İbni Kesir

    Biz; sizi, ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, sizi sadece Allah yüzü/rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.

    Süleyman Ateş

    "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Şöyle derler:) "Biz sizi, sırf Allah yüzümüze baksın diye doyuruyoruz. Yoksa sizden bir karşılık da, teşekkür de beklemiyoruz."

    Şaban Britch

    Biz, sizi sadece Allah yüzü/rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.

    Şaban Piriş

    -Biz, sizi sadece Allah rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Biz size yalnız ve yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık da bir teşekkür de istemiyoruz;

  6. İnsân suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 10. ayet. إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرِيرًا

    Diyanet İşleri

    "Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."

    Mehmet Okuyan

    (9, 10) (Şöyle derler:) "Biz sizi yalnızca Allah rızası için doyuruyoruz; sizden herhangi bir karşılık da teşekkür de istemiyoruz. dipnot 1 (Çünkü) biz, zor ve belalı bir günde Rabbimizden (O'nun azabından) korkuyoruz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle konuyla ilgili bütün infak, sadaka ve zekâtla ilgili ayetlerin doğru anlaşılmasında çok önemli bir mesaj sunmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet biz yüzleri asıp kaşları çatan bir günde Rabbimizin (rızasını) kaybetmekten korkuyoruz.

    Muhammed Esed

    doğrusu, sıkıntı ve dehşet dolu bir Gün'de Rabbimize (vereceğimiz) hesabın korkusunu duyuyoruz!"

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki biz Rabbimizden, gazaplı ve çok çetin bir süreçten korkarız" (derler).

    Ali Bulaç

    "Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimizden korkuyoruz."

    Ali Özek ve heyeti

    «Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O'nun azabına uğramaktan) korkarız» (derler).

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, yüzlerin asık olduğu katı bir günde Efendimizden korkarız!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız" derler.

    Edip Yüksel

    "Biz, suratsız ve belalı bir günden ötürü Efendimizden çekiniriz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz, suratsız ve belalı bir günden ötürü Rabbimizden çekiniriz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü biz Rabbimizden korkarız, bir suratsız kara günden! (derler.)

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü biz rabbımızdan korkarız, bir suratsız kara günden (derler)

    Erhan Aktaş

    Biz; yüzlerin asık olduğu, belalı, zor günde Rabb'imizin azabından korkarız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz; yüzlerin asık olduğu, belalı, zor günde Rabb'imizin azabından korkarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz; yüzlerin asık olduğu, belalı, zor günde Rabb'imizin azabından korkarız.

    Gültekin Onan

    "Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle rabbimizden korkuyoruz."

    Hasan Basri Çantay

    "çünkü biz Rabbimizden, o burtarık suratlı çetin günden korkarız" (derlerdi).

    İbni Kesir

    Doğrusu Biz; suratları astırdıkça astıracak bir günde Rabbımızdan korkarız.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Doğrusu biz, suratların asılacağı korkunç şiddetli bir günde Rabbimizden korkarız."

    Süleyman Ateş

    "Çünkü biz suratsız, çok katı bir gün(ün azabın)dan ötürü Rabbimizden korkarız." (derler).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çünkü bizler, zor ve insanı iyice bunaltacak bir günde, Rabbimizden (Sahibimizden) gelecek cezadan korkuyoruz".

    Şaban Britch

    Biz, korkunç şiddetli bir günde Rabbimizden korkarız.

    Şaban Piriş

    Biz, korkunç şiddetli bir günde Rabbimiz'den korkarız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çünkü biz, asık suratlı, sert bir gün yüzünden Rabbimizden korkarız." derler.

  7. İnsân suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 11. ayet. فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا

    Diyanet İşleri

    Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.

    Mehmet Okuyan

    Allah onları o günün şiddetinden korumuş (olacak)tır; (yüzlerine) parlaklık, (kalplerine de) sevinç verecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu yüzden Allah onları bu günün dehşetinden koruyacak ve onların (yüzlerine) nur, (yüreklerine) sürur koyacak;

    Muhammed Esed

    Ve bu yüzden Allah onları o Gün'ün dehşetinden koruyacak, aydınlık ve sevinç verecektir,

    Ahmed Hulusi

    Bundan dolayı Allah, işte o sürecin şerrinden onları korudu ve onlara bir parlaklık ve sürur verdi.

    Ali Bulaç

    Artık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda Allah, işte böyle bir günün kötülüğünden onları koruyacaktır. Parıltılı bir aydınlık ve sevince kavuşturacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bundan dolayı Allah, onları o günün kötülüklerinden koruyacaktır ve onları güler yüze ve mutluluğa kavuşturacaktır.

    Edip Yüksel

    Nitekim, ALLAH onları o günün kötülüğünden korur ve onlara neşe ve sevinç verir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim, ALLAH onları o günün kötülüğünden korur ve onlara neşe ve sevinç verir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah da onları o günün şerrinden korur ve kendilerini bir parlaklık ve bir sevince erdirir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah da onları o günün şerrinden korur ve kendilerini bir parlaklıkla bir sürure indirir

    Erhan Aktaş

    Allah da bu nedenle onları, o günün kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve sevince kavuşturacak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah da bu nedenle onları, o günün kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve sevince kavuşturacak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah da bu nedenle onları, o günün kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve sevince kavuşturacak.

    Gültekin Onan

    Artık Tanrı, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bundan dolayı Allah bu günün şerrinden onları korumuş, (yüzlerine) bir güzellik, (yüreklerine) bir sevine vermiş,

    İbni Kesir

    Allah da onları, o günün şerrinden korumuştur. Ve onlara bir güzellik, bir sevinç vermiştir.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bundan dolayı Allah da bugünün şerrinden onları korur ve onlara bir güzellik, bir sevinç verir.

    Süleyman Ateş

    Allah da onları, o günün şerrinden korumuş, onlar(ın yüzlerin)e parlaklık ve (gönüllerine) sevinç vermiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah da onları o günün sıkıntılarından korur; zengin dipnot 1 ve mutlu edecek şeylerle karşılar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      النَّضْرَةُ: النَّعْمَةُ، والعَيْشُ، والغِنَى، والحُسْنُ القاموس المحيط)

    Şaban Britch

    Allah da onları o günün şerrinden korumuş ve onlara bir parıltı ve sevinç bahşetmiştir.

    Şaban Piriş

    Allah da onları o günün şerrinden korumuş ve onlara bir parıltı ve sevinç bahşetmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah da onları o gününün şerrinden korumuş ve kendilerini bir parlaklığa, bir sevince ulaştırmıştır.

  8. İnsân suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    İnsân suresi, 12. ayet. وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُوا۟ جَنَّةً وَحَرِيرًا

    Diyanet İşleri

    Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükafatlandırır.

    Mehmet Okuyan

    Sabretmelerine karşılık onlara cennet ve özgürlük lütfedecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen [harîr] kelimesine "ipek" değil de İnsân 76:4'te kâfirlerin tutukluluk hâllerinin tersine cennetliklere verilecek alabildiğine "özgürlük" anlamı vermeyi tercih ettik (Bilgi için bkz. İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur'an]).

    Mustafa İslamoğlu

    ve sabırlarına karşılık onlara cennet bahçeleri ve tarifi imkansız özgür bir (hayat) bahşedecek.

    Muhammed Esed

    ve onları sıkıntılara karşı sabrettikleri için (kutlu bir) bahçe ve ipek(ten giysiler) ile ödüllendirecektir.

    Ahmed Hulusi

    Onlara sabırlarını cennet ve ipek ile cezalandırdı!

    Ali Bulaç

    Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder.

    Ali Rıza Safa

    Dirençli oldukları için, cennet ve ipekle ödüllendirecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sabretmelerinden dolayı onları cennet ve ipek giysilerle ödüllendirecektir.

    Edip Yüksel

    Direndikleri için onları bahçe ve ipekle ödüllendirir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Direndikleri için onları bahçe ve ipekle ödüllendirir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sabretmelerine karşılık onlara bir cennet ve ipek verir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve sabırlarına mukabil onlara bir Cennet ve bir harir verir

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sabretmelerine dipnot 1 karşılık onlara Cennet ve tam bir hürriyet dipnot 2 verecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Direnmek, zorluklara göğüs germek, yılgınlık göstermemek, kararlılık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette yer alan "harir" sözcüğüne, sözcüğün anlamlarından olan "ipek elbise" anlamının verilmesi ayetin bağlamına uygun düşmemektedir. Harir, hürriyet anlamındaki "hurr"den türetilmiştir. Arınmayı ve kurtulmayı ifade etmektedir. İpek giysi, bir tür hürriyetin simgesi sayıldığı için "harir"le ilişkilendirilmiştir. Zaten, Cennet gibi bir değerle birlikte anılan şeyin, bir elbise olması, değer olarak uygun da değildir. Cennet ve hürriyet, önem yakınlığı itibariyle birbirine daha uygun düşmektedir.

    Gültekin Onan

    Ve sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    sabretdiklerine mukaabil onları cennetle, ipekle mükafatlandırmışdır.

    İbni Kesir

    Sabretmelerine karşılık, onları cennet ve ipekle mükafatlandırmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sabretmeleri sebebi ile de onları cennetle ve ipek ile mükâfatlandırır.

    Süleyman Ateş

    Sabrettiklerinden dolayı onları cennet ve ipekle ödüllendirmiştir!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gösterdikleri sabır dipnot 1 karşılığında bahçeler ve ipekler verir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabır: Zorluklara göğüs germek, dayanmak. Bkz Bakara 2/45 ve dipnotu
    2. metne dön, dipnot 2
      Cennet ve ipek kelimeleri tekil olduğu haled çoğul anlam vermemiz, şu ayetlerden dolayıdır: "Rabbinden sana indirilen Kitabın, doğruları içerdiğinin bilincinde olan, ona karşı körlük edenle bir olur mu? O doğru bilgiden yararlananlar sadece sağlam duruşlu olanlardır. Onlar, Allah'a verdikleri sözü yerine getiren ve antlaşmayı bozmayan kimselerdir. Onlar, Allah'ın kurulmasını istediği bağı kuran, Rablerinden korkan ve verecekleri hesabın kötü olmasından endişe edenlerdir. Yine onlar, Rableri yüzlerine baksın diye sabreden, namazı kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizli açık harcayan ve kötülüğü iyilikle savanlardır. O son yurt işte onlarındır. Orada kalıcı bahçeler bulunur. Babalarından, eşlerinden ve evlatlarından uygun durumda olanlarla beraber olurlar.  Melekler her kapıdan yanlarına girerler.  "Selam size!  Bu, sabrınızın karşılığıdır." derler. Dünyanın sonu ne güzel oldu!" (Ra'd 13/19-24)

    Şaban Britch

    Sabrettikleri için onları cennet ve ipek ile ödüllendirmiştir.

    Şaban Piriş

    Sabrettikleri için onları cennet ve ipek ile ödüllendirmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sabretmelerine karşılık olarak da onları bir bahçe ve ipekle ödüllendirmiştir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.