Diyanet İşleri
Orada bir pınar ki ona "selsebil" adı verilir.
İnsân suresi
İnsân suresi, 18. ayet. عَيْنًا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًا
`aynen fîhâ tüsemmâ selsebîlâ.
Orada bir pınar ki ona "selsebil" adı verilir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cennet nimetleri İnsân 13–22 3
Etraflarında gümüş kaplar, şeffaf kadehler dolaştırılır.
Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir.
Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kaseden içirilir.
Orada bir pınar ki ona "selsebil" adı verilir.
Çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır.
Orada, görünce (sonsuz) nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün.
Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 17–18. ayetler için yazılmıştır.
17. “Orada” cennette “onlara” tadının ve kokusunun güzelleşmesi için “zencefil karıştırılmış bir kâdehler sunulur.” Kadeh, içi şarap dolu kaba denir.
18. Bu pınara bu ismin veriliş sebebi akıcı, lezzetli ve güzel oluşundan dolayıdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar cennette, Selsebil olarak isimlendirilen bir pınardan içerler.
Aynı kök: عين (65 geçiş)
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…
Aynı kök: عين (65 geçiş)
Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz…
Aynı kök: عين (65 geçiş)
Onda (Tevrat'ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(17, 18) Onlara orada, adına Selsebil denen kaynaktan, (içindeki) karışımı Zencebil olan bir kadehten içirilecektir. dipnot 1
(Ebedi saadetin) kaynağı olan oraya yüceltilen bir yol ara!
oradaki "Selsebil" isimli bir kaynak(tan).
Onda "Selsebil" denen bir kaynaktır.
Bir pınar ki orada "selsebil" olarak adlandırılır.
(Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebîl denir.
Oradaki kaynak, Selsebil olarak isimlendirilir.
Orada, selsebil adı verilen bir pınardan içirilirler.
Bir kaynak ki, ona "Selsebil" denir.
Bir kaynak ki, ona 'Selsebil' denir.
Selsebil denilen bir çeşme.
Bir çeşme ki denir selsebil
Selsebil denilen bir pınardan.
Selsebil denilen bir pınardan.
Selsebil denilen bir pınardan.
Bir pınar ki orada 'selsebil' olarak adlandırılır.
(Zencefil) orada bir pınardır. "Selsebil" adı verilir (ona).
Orada bir pınardır ki, Selsebil adı verilir.
(7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.
Orada Selsebil adı verilen bir pınar da vardır.
Bir çeşme ki adına Selsebil denir.
orada Selsebil adı verilen bir kaynaktan… dipnot 1
Su, Selsebil adı verilen bir pınardan alınır.
Orada Selsebil adı verilen pınar…
Orada Selsebil adı verilen pınar..
Bir pınar ki, orada, selsebil diye anılır.
Streaming from a fountain named Salsabeel, a name descriptive of its features of beauty, solemnity and the grandeur of its course and its flux; features causing the colours and the flow to blend in a music of tranquility.
from a spring called Salsabil.
A fountain there, called Salsabil.
drawn from a spring (in Paradise) called Salsabil. dipnot 1
In it there is a flowing spring called Salsabil.
A spring there, called Salsabîl.
a spring in it, named Salsabīl.
(Which flows from) a spring therein called Salsabîl (- inquire about the way).
therein a fountain whose name is called Salsabil.
… a spring therein known as "Salsabil. "
a spring therein named Silsabil!
A spring therein which is called 'Salsabeel'.
a fountain in paradise named Salsabil:
From a fountain therein named Salsabil.
Therein is a spring whose name is (called) Salsabîl.
(The water of) a spring therein, named Salsabil.
From a spring by the name of Ever-flowing-Salsabil.
[derived from] a source [to be found] therein, whose name is "Seek Thy Way".
from a spring there, called Salsabîl.
A spring therein which is called 'Salsabeel'.
From a spring therein known as "Salsabeel."
[From] a fountain within Paradise named Salsabeel.
From a spring therein named Salsabīl.
From therein a spring named Salsabil. The water thereof seeks its own way to them. ((88:12). Salsabil = Find your way to them).
A fountain there called Salsabil.
(acquired from) a spring therein called Salsabīl.
A spring therein which is called 'Salsabeel.'