Câsiye suresi · 27–37. ayetler

Diz çökmüş ümmetler ve kitapların açılması

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Câsiye suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 27. ayet. وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ ٱلْمُبْطِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün batıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca Allah'a aittir. O (Son) Saat'in gerçekleşeceği gün var ya, batıla sapanlar işte o gün kaybedeceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama göklerin ve yerin mülkü Allah'a aittir. Ve kıyamet gerçekleştiği gün, işte o gün, varlığı anlam ve amacından soyutlayanlar kaybedecekler.

    Muhammed Esed

    Çünkü, göklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır ve Son Saat'in gelip çattığı gün o Gün, (hayatlarında anlayamadıkları her şeyi) geçersiz kılmaya çalışanlar ziyana uğrayacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Semaların ve arzın mülkü (Esma ile işaret edilen özellikleri açığa çıkarmak için, onları belli bir işlevle yoktan vareden) Allah içindir! O Saatin geldiği süreçte, (işte) o zaman hakikati geçersiz kılmaya uğraşanlar hüsrandadırlar!

    Ali Bulaç

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Kıyamet saatinin kopacağı gün, (işte) o gün, batılda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Kıyametin kopacağı gün var ya, işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin ve yeryüzünün yönetimi, Allah'a özgüdür. Ve evrenlerin sonu gelip çattığı gün; o gün, gerçeğe aykırı olanı izleyenler yitime uğrayacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerin ve yerin egemenliği yalnız Allah'a aittir. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün, yanlış yola sapanlar kaybedeceklerdir.

    Edip Yüksel

    Göklerin ve yerin yönetimi ALLAH'a aittir. O an gerçekleştiği gün, işte o gün batılı savunanlar hüsrana uğrayacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin yönetimi ALLAH'a aittir. Saat (dünyanın sonu) gerçekleştiği gün, işte o gün batılı savunanlar hüsrana uğrayacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerin ve yerin mülkü sadece Allah'ındır; kıyametin kopuş saati geleceği gün; o gün batıla sapanlar hep hüsrana düşeceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Allahındır bütün Göklerin ve Yerin mülkü ve o gün ki saat gelecek o gün o mubtıller hep husrana düşeceklerdir

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir. Sa'at'ın dipnot 1 kopacağı o gün, İzin Günü dipnot 2 , sapkın yolda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet'in.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."

    Gültekin Onan

    Göklerin ve yerin mülkü Tanrı'nındır. Kıyamet saatinin kopacağı gün, (işte) o gün, batılda olanlar hüsrana uğrayacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerin ve yerin mülk (-ü tasarruf) u Allahındır. Baatıla sapanlar kıyametin kopacağı gün, (işte) o gün hüsrana düşecekdir.

    İbni Kesir

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Kıyametin kopacağı gün; işte o gün, batıla saplananlar hüsranda kalırlar.

    Mehmet Alagaş

    (23-29) Gördünüz mü? her kim havai keyfine yönelip onu ilah edinmişse, Allah onu bir bilgiye dayalı olarak saptırmışsa, kalbini ve işitmesini mühürlemişse, gözlerine de bir perde çekmiş ise ona Allah dışında kim hidayet verebilir ki? Hiç hatırınıza gelmiyor mu? Dediler ki dünya hayatı yaşayacağımız yerdir ölürüz ve yaşarız bizi ancak zamanın geçmesi / dehr helak eder, onların bu konuda bir bilgileri yoktur, onlar sadece sanıyorlar / zannediyorlar, onlara açıkça ayetlerimiz okunduğu zaman onların istedikleri delil , sözünüze bağlı iseniz / sadıksanız “babalarımızı getirin” demeleri olmuştur, de ki Allah sizi dirilt iyor sonra öldürüyor sonra da sizi kıyamet günü için bir araya toparlayacak bunda bir şüphe yok , velakin insanların çoğu bilmiyor , semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinin altında olanlara istediğini yapabilme özgürlüğü) Allah'ındır, saatin kopacağı o gün , geçersiz olanlar / iptal olanlar / batıllar hasara uğrayacaklardır, bütün ümmetleri diz çökük göreceksin , her toplum / her ümmet kitabına çağrılacak , O gün yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılacaksınız. Bu kitap gerçekten / hakikatten konuşuyor / nutuk ediyor, y apıyor olduklarınızı nüsha nüsha yazıyorduk.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerle yerin mülkü Allah’ındır. Kıyametin kopacağı günde, işte o günde batıl peşinde gidenler zarara uğrayacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O sa'at başladığı gün, işte o gün (Allah'ın ayetlerini etkisiz bırakmağa çalışan) iptalciler hüsrana uğrayacaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde, yerde ve kıyamet saatinin geldiği o günde, bütün yetkiler Allah'ın elindedir. Boş işlere dalanlar o gün kaybedeceklerdir.

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Kıyamet koptuğu gün, işte o gün batılcılar hüsrana uğrar.

    Şaban Piriş

    Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah'ındır. Kıyamet koptuğu gün, işte o gün batılcılar hüsrana uğrar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerin ve yerin mülkü/saltanatı Allah'ındır. Kıyamet kopunca, işte o gün, gerçekleri hükümsüz kılanlar hüsrana uğrayacaklardır.

  2. Câsiye suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 28. ayet. وَتَرَىٰ كُلَّ أُمَّةٍ جَاثِيَةً كُلُّ أُمَّةٍ تُدْعَىٰٓ إِلَىٰ كِتَٰبِهَا ٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    O gün her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) "Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir."

    Mehmet Okuyan

    O gün her ümmeti, diz çökmüş olarak görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılacaktır. (Onlara şöyle denecektir:) "Bugün size (dünyada) yaptıklarınızın karşılığı verilmektedir!

    Mustafa İslamoğlu

    Ve o gün her toplumu zillet içinde diz çökmüş bir halde göreceksin; her toplum kendi hesabını (görmeye) çağrılacak: "Bugün yapa geldiğiniz her şeyin karşılığını bulacaksınız.

    Muhammed Esed

    Ve (o Gün) bütün insanları (zillet içinde) diz çökmüş görürsün; herkes kendi sicili ile (yüzleşmeye) çağrılır: "Bugün, yaptığınız her şeyin karşılığını göreceksiniz!

    Ahmed Hulusi

    Her inanç toplumunu diz üstü çökmüş görürsün! Her inanç toplumu, kendi bilgisine göre çağrılır. "Bu süreç, yaptıklarınızın karşılığını yaşama sürecidir!" (denilir).

    Ali Bulaç

    O gün sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılır. "Bugün yaptıklarınızla karşılık göreceksiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağırılır, (onlara şöyle denilir:) «Bu gün, yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!»

    Ali Rıza Safa

    Ve tüm toplumları, Diz Çökmüş olarak göreceksin. Her toplum, kendi kitabına çağırılır. "Bugün, yaptıklarınızın karşılığı verilecektir!"

    Bayraktar Bayraklı

    O gün bütün insanları diz çökmüş görürsün. Herkes kendi kitabına çağrılır. Onlara şöyle denir: "Bugün yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz."

    Edip Yüksel

    Her toplumu diz çökmüş halde görürsün. Her toplum kendi kitabına çağrılır: "Bugün size, yaptıklarınızın karşılığı ödenecektir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her toplumu diz çökmüş halde görürsün. Her toplum kendi kitabına çağrılır: 'Bugün size, yaptıklarınızın karşılığı ödenecektir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her ümmeti diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağırılır: "Bugün o yaptığınız amellerin cezası verilecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve her ümmeti görürsün ki diz çökmüştür, her ümmet kitabına da'vet olunuyordur, bu gün o yaptığınız amellerin cezası verilecek

    Erhan Aktaş

    Her ümmeti dipnot 1 toplanmış görürsün. Her ümmet, amel defteriyle yüzleşmeye çağrılır: "Bugün, yaptıklarınızın karşılığı size verilecektir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her ümmeti toplanmış görürsün. Her ümmet, amel defteriyle yüzleşmeye çağrılır: "Bugün, yaptıklarınızın karşılığı size verilecektir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her ümmeti toplanmış görürsün. Her ümmet, amel defteriyle yüzleşmeye çağrılır: "Bugün, yaptıklarınızın karşılığı size verilecektir."

    Gültekin Onan

    O gün sen her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. "Bugün yaptıklarınızla karşılık göreceksiniz."

    Hasan Basri Çantay

    Ve sen (Habibim) her ümmeti diz çökmüş bir halde göreceksin. Her ümmet kitabı (nın başı) na çağırılacak (ve onlara şöyle denilecekdir:) "Bu gün (dünyada) yapmış olduklarınızın karşılığı verilecek".

    İbni Kesir

    Her ümmeti dizüstü çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. Bugün, size yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.

    Mehmet Alagaş

    (23-29) Gördünüz mü? her kim havai keyfine yönelip onu ilah edinmişse, Allah onu bir bilgiye dayalı olarak saptırmışsa, kalbini ve işitmesini mühürlemişse, gözlerine de bir perde çekmiş ise ona Allah dışında kim hidayet verebilir ki? Hiç hatırınıza gelmiyor mu? Dediler ki dünya hayatı yaşayacağımız yerdir ölürüz ve yaşarız bizi ancak zamanın geçmesi / dehr helak eder, onların bu konuda bir bilgileri yoktur, onlar sadece sanıyorlar / zannediyorlar, onlara açıkça ayetlerimiz okunduğu zaman onların istedikleri delil , sözünüze bağlı iseniz / sadıksanız “babalarımızı getirin” demeleri olmuştur, de ki Allah sizi dirilt iyor sonra öldürüyor sonra da sizi kıyamet günü için bir araya toparlayacak bunda bir şüphe yok , velakin insanların çoğu bilmiyor , semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinin altında olanlara istediğini yapabilme özgürlüğü) Allah'ındır, saatin kopacağı o gün , geçersiz olanlar / iptal olanlar / batıllar hasara uğrayacaklardır, bütün ümmetleri diz çökük göreceksin , her toplum / her ümmet kitabına çağrılacak , O gün yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılacaksınız. Bu kitap gerçekten / hakikatten konuşuyor / nutuk ediyor, y apıyor olduklarınızı nüsha nüsha yazıyorduk.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün, her ümmeti diz üstü çökmüş görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılır: "Bugün, yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz!" denir.

    Süleyman Ateş

    (O gün) Her ümmeti (Allah'ın huzurunda) toplanmış görürsün. Her ümmet, kendi Kitabına (yaptığı işlerin tutanağı olan amel defterine) çağırılır: "Bugün yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dini toplumların(ümmetlerin) her birini diz çökmüş olarak göreceksin. Her toplum (ümmet) kendi kitabına çağrılacak; o gün hepiniz yaptığınızın karşılığını bulacaksınız.

    Şaban Britch

    O gün, her ümmeti diz üstü çökmüş görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılır: "Bugün, yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz!" denir.

    Şaban Piriş

    O gün, her ümmeti diz üstü çökmüş görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılır: -Bugün, yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz! denir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün tüm ümmetleri, toplanıp diz çökmüş görürsün. Her ümmet kendi kitabına davet edilir. Bugün, yapıp-ettiklerinizin karşılığıyla yüzyüze getireleceksiniz.

  3. Câsiye suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 29. ayet. هَٰذَا كِتَٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيْكُم بِٱلْحَقِّ إِنَّا كُنَّا نَسْتَنسِخُ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk.

    Mehmet Okuyan

    Bu, size gerçeği söyleyen kitabımızdır." dipnot 1 Şüphesiz ki biz yaptıklarınızı kaydediyorduk.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen "kitap", Mü'minûn 23:62'deki gibi dünyada "Kur'an", mahşerde ise "amel defteri"dir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bunlar Bizdeki kayıtlar; aleyhinize (de) olsa tüm gerçeği size o anlatır: çünkü Biz, yaptığınız her şeyi vaktiyle kayda geçirmiştik."

    Muhammed Esed

    Bu bizim kayıtlarımız, sizinle ilgili her şeyi bütün gerçekliğiyle anlatır çünkü yaptığınız her şeyi kayda geçirtmiştik!"

    Ahmed Hulusi

    İşte bilgimiz! Size Hak olarak dilleniyor. . . Biz yaptıklarınızı kaydediyorduk! (Hafızalıyorduk - varlıktaki evrensel hafıza - memory. )

    Ali Bulaç

    "Bu bizim kitabımızdır; sizin aleyhinizde hak ile konuşuyor. Gerçekten biz, sizin yaptıklarınızı yazıyorduk."

    Ali Özek ve heyeti

    «Bu, yüzünüze karşı gerçeği söyleyen kitabımızdır. Çünkü biz, yaptıklarınızı kaydediyorduk.»

    Ali Rıza Safa

    "İşte, bu Kitabımız, karşınızda gerçeği söylüyor; kuşkusuz, yaptıklarınızı kaydettik!"

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, kitabımız size gerçeği söylüyor. Şüphesiz biz sizin yaptıklarınızı yazdırmıştık.

    Edip Yüksel

    "Bu kitabımız size karşı gerçeği konuşmaktadır. Çünkü biz, yaptıklarınızı kaydediyorduk."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bu kitabımız size karşı gerçeği konuşmaktadır. Çünkü biz, yaptıklarınızı kaydediyorduk.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte kitabımız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü Biz sizin yaptıklarınızı hep istinsah (kayd) ediyorduk." denir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte kitabımız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü biz sizin yaptıklarınızı hep istinsah ediyorduk

    Erhan Aktaş

    "İşte bu, yüzünüze karşı gerçekleri ortaya koyan amel defterinizdir. Kuşkusuz Biz, bütün yaptıklarınızı yazdırdık."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "İşte bu, yüzünüze karşı gerçekleri ortaya koyan amel defterinizdir. Kuşkusuz Biz, bütün yaptıklarınızı yazdırdık."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "İşte bu, yüzünüze karşı gerçekleri ortaya koyan amel defterinizdir." Kuşkusuz Biz, bütün yaptıklarınızı yazdırdık.

    Gültekin Onan

    "Bu bizim kitabımızdır, sizin aleyhinizde hak ile konuşuyor. Gerçekten biz, sizin yaptıklarınızı yazıyorduk."

    Hasan Basri Çantay

    "Karşınızda hakkı söyleyib duran bu (kitab), bizim kitabımızdır. Şübhe yok ki neler yapıyor idiyseniz biz (hepsini meleklere) yazdırıyorduk".

    İbni Kesir

    Bu kitablarımız sizin aleyhinize hak ile konuşuyor. Şüphesiz Biz, yaptıklarınızı bir bir kaydediyorduk.

    Mehmet Alagaş

    (23-29) Gördünüz mü? her kim havai keyfine yönelip onu ilah edinmişse, Allah onu bir bilgiye dayalı olarak saptırmışsa, kalbini ve işitmesini mühürlemişse, gözlerine de bir perde çekmiş ise ona Allah dışında kim hidayet verebilir ki? Hiç hatırınıza gelmiyor mu? Dediler ki dünya hayatı yaşayacağımız yerdir ölürüz ve yaşarız bizi ancak zamanın geçmesi / dehr helak eder, onların bu konuda bir bilgileri yoktur, onlar sadece sanıyorlar / zannediyorlar, onlara açıkça ayetlerimiz okunduğu zaman onların istedikleri delil , sözünüze bağlı iseniz / sadıksanız “babalarımızı getirin” demeleri olmuştur, de ki Allah sizi dirilt iyor sonra öldürüyor sonra da sizi kıyamet günü için bir araya toparlayacak bunda bir şüphe yok , velakin insanların çoğu bilmiyor , semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti (elinin altında olanlara istediğini yapabilme özgürlüğü) Allah'ındır, saatin kopacağı o gün , geçersiz olanlar / iptal olanlar / batıllar hasara uğrayacaklardır, bütün ümmetleri diz çökük göreceksin , her toplum / her ümmet kitabına çağrılacak , O gün yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılacaksınız. Bu kitap gerçekten / hakikatten konuşuyor / nutuk ediyor, y apıyor olduklarınızı nüsha nüsha yazıyorduk.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "İşte bu, size karşı hakkı söyleyen kitabımızdır. Esasen biz sizin işlediklerinizi yazdırıyorduk"(denilecek).

    Süleyman Ateş

    "İşte Kitabımız, aleyhinize gerçeği söylüyor. Çünkü biz, yaptıklarınızı yazıyorduk."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, size bütünüyle gerçekleri söyleyen Kitabımızdır. Yapıp ettiğiniz her şeyi kayda geçirmekteyiz.

    Şaban Britch

    Bu bizim kitabımızdır; sizin aleyhinizde hak ile konuşuyor. Biz, yaptıklarınızı şüphesiz bir bir kaydediyorduk.

    Şaban Piriş

    Bu kitabımız gerçekten sizin aleyhinizde konuşuyor. Biz, yaptıklarınızı şüphesiz bir bir kaydediyorduk.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bu bizim kitabımız, karşınızda gerçeği söylüyor. Çünkü biz, yapıp ettiklerinizin kopyasını çıkarıyorduk / yaptıklarınızı kaydediyorduk.

  4. Câsiye suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 30. ayet. فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُدْخِلُهُمْ رَبُّهُمْ فِى رَحْمَتِهِۦ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْمُبِينُ

    Diyanet İşleri

    İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır.

    Mehmet Okuyan

    İnanıp iyi işler yapanlara gelince, Rableri onları merhametine koyacaktır. Asıl apaçık kurtuluş işte budur.

    Mustafa İslamoğlu

    Öte yandan, iman eden ve erdemli davrananlara gelince: Rableri onları Rahmetine nail edecektir: Bu, işte budur göz kamaştırıcı zafer!

    Muhammed Esed

    İman edip doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, Rableri onları rahmetine kabul edecektir; işte bu (onların) bariz üstünlükleri olacaktır!

    Ahmed Hulusi

    İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, Rableri onları Rahmetine dahil eder! İşte bu apaçık başarıdır!

    Ali Bulaç

    Artık iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; Rableri onları kendi rahmetine sokar. İşte apaçık olan 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip sâlih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine kabul eder. İşte apaçık kurtuluş budur.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanları, Efendileri, rahmetine kabul edecektir. Apaçık başarı, işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    İnanıp yararlı işler yapanlara gelince; Rabbleri onları rahmetinin içine alacaktır. İşte apaçık kurtuluş budur.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayan ve erdemli davrananlara gelince, Efendi'leri onları rahmetine sokacaktır. Apaçık zafer işte budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanan ve erdemli davrananlara gelince, Rab'leri onları rahmetine sokacaktır. Apaçık zafer işte budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte iman edip de yaraşıklı işler yapmış olan kimselere gelince. Rableri onları rahmeti içine koyacaktır. işte apaçık kurtuluş odur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte o iyman edip de yaraşıklı işler yapmış olan kimseler o vakıt onları rabları rahmeti içine koyacak, işte o fevzi mübin o

    Erhan Aktaş

    İman eden ve salihatı dipnot 1 yapan kimseleri Rabb'leri rahmeti ile kuşatacaktır. İşte bu, büyük kurtuluşun ta kendisidir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 45: 21. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman eden ve salihatı dipnot 1 yapan kimseleri Rabb'leri rahmeti ile kuşatacaktır. İşte bu, büyük kurtuluşun ta kendisidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzelten, düzelticilik yapan, yapıcı olan, düzeltmeye yönlendiren, teşvik eden.

    Gültekin Onan

    Artık inanıp salih amellerde bulunanlara gelince; rableri onları kendi rahmetine sokar. İşte apaçık olan 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur.

    Hasan Basri Çantay

    Artık iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) edenleri Rableri rahmetine sokacakdır. İşte bu, apaçık mürada erişenin ta kendisidir.

    İbni Kesir

    İman edip salih amel işlemiş olanlara gelince; Rabbları onları rahmetine girdirir. Apaçık kurtuluş işte budur.

    Mehmet Alagaş

    (30-37) Iman edenler ve salih amel işleyenler onları Rableri rahmetine dahil edecektir işte bu apaçık bir zaferdir, küfredenlere gelince, benim ayetlerim size sözlü okunuyordu siz de kibirleniyordunuz, siz suçlu bir kavimdiniz, Allah’ın vaadi ve saat haktır ve onda şüphe yoktur denildiğinde dediniz ki saat nedir bilmiyoruz, bu zandan başka bir şey olmadığını sanıyoruz, biz kesin olarak kanaat getiremedik / inanamadık, y aptıkları amellerin kötülükleri ortaya çıktı , alay edip durdukları şeyler gerçek oldu ve denildi ki bugün sizi unutacağız, tıpkı bugünle kavuşmayı unuttuğunuz gibi, varacağınız yer ateştir, sizin için bir yardımcı da yoktur , işte bu sizin, Allah’ın ayetlerini alaya almanızdan dolayıdır , dünya hayatı sizi aldattı , artık bugün , ateşten çıkarılmayacaklar , onlardan özür de kabul edilmeyecektir. Hamd semaların ve arzın Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir, semalarda ve arzda büyüklük onundur. O, saygıdeğerdir, hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edip, salih amelleri işleyenlere gelince; Rableri onları rahmetine/Cennet'ine sokacaktır. İşte bu, apaçık kurtuluştur.

    Süleyman Ateş

    İnanıp iyi işler yapanlar; Rableri onları rahmetine sokar. İşte apaçık başarı budur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanları, Rableri (Sahipleri) ikramı ile kuşatacaktır. Açık başarı işte budur.

    Şaban Britch

    İnanıp, salih amelleri yapanlara gelince; Rableri onları rahmetine/Cennet'ine sokacaktır. İşte bu, apaçık kurtuluştur.

    Şaban Piriş

    İnanıp, doğruları yapanlara gelince; Rab'leri onları rahmetiyle bürüyecektir. İşte bu, apaçık kurtuluştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanların durumu şu: Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte açık zafer budur.

  5. Câsiye suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 31. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَفَلَمْ تَكُنْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱسْتَكْبَرْتُمْ وَكُنتُمْ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenlere gelince, onlara şöyle denir: "Ayetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkar bir kavim olmuş değil miydiniz?"

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlara gelince, onlara "Ayetlerim size tilavet edilmemiş (okunup aktarılmamış) mıydı? Siz de kibirlenip suçlu bir toplum olmuştunuz (değil mi?)" denecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda direnenler var ya! (Onlara şöyle denilecek): "Mesajlarım size tebliğ edilmemişmiydi? Aksine (edilmişti), ama siz küstahça böbürlenmiş ve günahkar bir toplum olmayı yeğlemiştiniz.

    Muhammed Esed

    Hakikati inkar edenlere ise (şöyle denecek:) "Mesajlarımız size iletilmedi mi? Aslında (iletildi, ama) siz küstahça büyüklük tasladınız ve böylece günaha saplanmış bir toplum oldunuz"

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenlere gelince, "İşaretlerim size bildirilmedi mi? (Ama siz) benliklerinizi yücelttiniz ve suçlular (şirk koşanlar) toplumu oldunuz!" (denilir).

    Ali Bulaç

    İnkar edenlere gelince; "Size karşı ayetlerim okunduğunda büyüklük taslayan (müstekbir olan)lar ve suçlu günahkar bir kavim olanlar sizler değil miydiniz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Ama inkâr edenlere gelince onlara: Âyetlerim size okunmuş, siz de büyüklenip suçlu bir toplum olmuştunuz, değil mi? denilir.

    Ali Rıza Safa

    Ve nankörlük edenlere gelince; "Ayetlerim size okunmuştu. Fakat büyüklük tasladınız ve suçlu bir toplum oldunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenlere şöyle denilecektir: "Ayetlerim size okunmuyor muydu? Neden büyüklenip, suçlu bir toplum oldunuz?"

    Edip Yüksel

    İnkar edenlere gelince: "Ayetlerimiz size okunmuş ve siz de büyüklenip suçlu bir topluluk olmamış mıydınız?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenlere gelince: 'Ayetlerimiz size okunmuş ve siz de büyüklenip suçlu bir topluluk olmamış mıydınız?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnkar edenlere gelince: "Değil mi Benim ayetlerim karşınızda okunurdu da kibirlenmek isterdinizdi ve suçlu bir toplum idiniz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Küfredenlere gelince: değil mi karşınızda benim ayetlerim okunurdu da siz kibirlenmek istedinizdi ve mücrim bir kavm idiniz?

    Erhan Aktaş

    Kafirlere denir ki: "Ayetlerim size okunduğu zaman, büyüklük taslayarak suç işleyen bir halk olmuştunuz değil mi?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat gerçeği yalanlayan nankörlere denir ki: "Ayetlerim size okunduğu zaman, büyüklük taslayarak suç işleyen bir halk olmuştunuz değil mi?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat gerçeği yalanlayan nankörlere denir ki: "Ayetlerim size okunduğu zaman, büyüklük taslayarak suç işleyen bir toplum olmuştunuz değil mi?"

    Gültekin Onan

    Küfredenlere gelince; "Size karşı ayetlerim okunduğunda büyüklük taslayanlar ve suçlu günahkar bir kavim olanlar sizler değil miydiniz?"

    Hasan Basri Çantay

    Küfredenlere gelince: (Onlara da şöyle denilecek:) "Karşınızda ayetlerim okunurken büyüklük taslayanlar, günahkarlar güruhu olanlar sizler değil miydiniz"?

    İbni Kesir

    Küfredenlere gelince; ayetlerimiz size okunmuş, siz de büyüklük taslayıp mücrim bir kavim olmuştunuz, değil mi?

    Mehmet Alagaş

    (30-37) Iman edenler ve salih amel işleyenler onları Rableri rahmetine dahil edecektir işte bu apaçık bir zaferdir, küfredenlere gelince, benim ayetlerim size sözlü okunuyordu siz de kibirleniyordunuz, siz suçlu bir kavimdiniz, Allah’ın vaadi ve saat haktır ve onda şüphe yoktur denildiğinde dediniz ki saat nedir bilmiyoruz, bu zandan başka bir şey olmadığını sanıyoruz, biz kesin olarak kanaat getiremedik / inanamadık, y aptıkları amellerin kötülükleri ortaya çıktı , alay edip durdukları şeyler gerçek oldu ve denildi ki bugün sizi unutacağız, tıpkı bugünle kavuşmayı unuttuğunuz gibi, varacağınız yer ateştir, sizin için bir yardımcı da yoktur , işte bu sizin, Allah’ın ayetlerini alaya almanızdan dolayıdır , dünya hayatı sizi aldattı , artık bugün , ateşten çıkarılmayacaklar , onlardan özür de kabul edilmeyecektir. Hamd semaların ve arzın Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir, semalarda ve arzda büyüklük onundur. O, saygıdeğerdir, hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfir olanlara gelince: “Ayetlerim sizlere okunmadı mı? Siz de büyüklük taslayıp, günahkâr kimseler olmadınız mı?”

    Süleyman Ateş

    Ama inkar edenlere gelince (onlara da şöyle denir): "Ayetlerim size okunurdu, fakat siz büyüklük tasladınız ve suçlu bir toplum oldunuz değil mi?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikten gelenlere (kafirlere) şöyle denilecektir: "Ayetlerimiz size okunmamış mıydı? Ama kendinizi büyük görüp suçlu bir topluluğa dönüşmüştünüz."

    Şaban Britch

    Ama, kâfirlere denir ki: Ayetlerim size okunmuş, siz de büyüklenip suçlu bir toplum olmuştunuz değil mi?

    Şaban Piriş

    Ama, inkar eden kimselere denir ki: -Ayetlerim size okunmuş, siz de büyüklenip suçlu bir toplum olmuştunuz değil mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnkar ve nankörlüğe sapmış olanlara gelince, onlara şöyle denecek: "Ayetlerimiz karşınızda okunurdu ama siz büyüklük taslardınız, suç işleyen bir toplum oldunuz, öyle değil mi?"

  6. Câsiye suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 32. ayet. وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فِيهَا قُلْتُم مَّا نَدْرِى مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz" demiştiniz.

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) "Allah'ın vaadi gerçektir; o (Son) Saat'te de hiçbir şüphe yoktur." dendiği zaman, "O (Son) Saat'in ne olduğunu bilmiyoruz; (o konuda) sadece zanda bulunuyoruz; dipnot 1 asla ikna edilmiş değiliz!" demiştiniz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade şöyle de anlaşılabilir: "O (Son) Saat'in ne olduğunu bilmiyoruz; (bunun) bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz; (onun hakkında) asla ikna edilmiş değiliz!"
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Kehf 18:36; Fussilet 41:50.

    Mustafa İslamoğlu

    Size ne zaman, "Bakın, Allah'ın vaadi gerçekleşecektir ve Son Saat asla kuşku kaldırmaz!" denilmişse, siz şu cevabı vermiştiniz: "Bilmiyoruz, 'Son Saat' nedir? Ne ki biz onun bir zandan ibaret olduğunu sanıyoruz ve biz (bu konuda) ikna olmuş değiliz."

    Muhammed Esed

    Çünkü "Bakın, Allah'ın vaadi her zaman gerçekleşir ve Son Saat(in gelişi) hakkında hiçbir şüphe olamaz" denildiğinde siz şu cevabı verirdiniz: "Son Saat'in ne olduğunu bilmiyoruz, onun boş bir zandan başka bir şey olmadığını düşünüyoruz ve (sonuçta) ona kani olmuş değiliz!"

    Ahmed Hulusi

    "Allah vaadi haktır ve O Saat (hakikatin ortaya çıkacağı süreç) ki, onda şüphe yoktur" denildiğinde: "O Saat nedir, bilmiyoruz. . . Sadece bir zan olduğunu düşünüyoruz ve buna yakinimiz yok!" demiştiniz.

    Ali Bulaç

    "Gerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    «Allah'ın vaadi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur» dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz; (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.

    Ali Rıza Safa

    "Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Evrenlerin sonu hakkında da kuşku yoktur!" denildiğinde, şunu söylediniz: "Evrenlerin sonunun ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnızca bir sanı olduğunu düşünüyoruz; kesin bir bilgimiz de yok!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'ın vaadi gerçektir, kıyametin kopacağından hiç şüphe yoktur" dendiğinde, şöyle derdiniz: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Sadece öyle bir şey sanıyoruz, ama biz onun gerçekleşeceğine de inanmıyoruz."

    Edip Yüksel

    Kendilerine ALLAH'ın sözünün bir gerçek ve o anın kesinleşmesi kaçınılmaz bir olay olduğu söylendiğinde siz, "O anın ne olduğunu bilmeyiz! Biz sadece çeşitli sanılara sahibiz ve bu konuda kesin bir bilgi elde etmiş değiliz" derdiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine ALLAH'ın sözünün bir gerçek ve Saat'in kesinleşmesi kaçınılmaz bir olay olduğu söylendiğinde siz, 'Saat'in ne olduğunu bilmeyiz! Biz sadece çeşitli sanılara sahibiz ve bu konuda kesin bir bilgi elde etmiş değiliz,' derdiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem "Allah'ın va'di gerçektir ve o kıyametin geleceğinden şüphe yoktur." denildiğinde, demiştiniz ki: "Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibaret sanıyoruz, fakat biz bu hususta kesin bir bilgi edinmiş değiliz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem Allahın va'dı haktır ve o saatın geleceğinde şübhe yoktur denildiğinde demiştiniz ki: bilmiyoruz saat nedir? Yalnız bir zandır zannediyoruz fakat biz yakin edinmiş değiliz

    Erhan Aktaş

    "Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir." dendiği zaman, siz: "Biz, o Sa'at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz." dediniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at dipnot 1 mutlaka gelecektir." dendiği zaman, siz: "Biz, o Sa'at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz." dediniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah'ın verdiği söz gerçektir ve Sa'at'in dipnot 1 geleceğinden kuşku yoktur." dendiği zaman, siz: "Biz, o Sa'at nedir bilmeyiz? Yalnızca bir varsayım olduğunu sanıyoruz, kesin bilgi sahibi değiliz." dediniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet.

    Gültekin Onan

    "Gerçekten Tanrı'nın vaadi haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.

    Hasan Basri Çantay

    (Ey kafirler, size:) "Şübhesiz Allahın va'di hakdır. O saattin geleceğin) de asla şübhe yokdur" denildiği zaman siz "O saat de neymiş, bilmiyoruz. Tereddüdden başka bir zamanda bulunmuyoruz. Biz (onun muhakkak geleceğine) kat'i inan ve bilgi besleyenler değiliz" dediniz.

    İbni Kesir

    Allah'ın vaadi haktır ve kıyamet günü hakkında hiç şüphe yoktur, denildiği zaman; siz demiştiniz ki: Kıyamet nedir? bilmiyoruz, ancak bir takım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.

    Mehmet Alagaş

    (30-37) Iman edenler ve salih amel işleyenler onları Rableri rahmetine dahil edecektir işte bu apaçık bir zaferdir, küfredenlere gelince, benim ayetlerim size sözlü okunuyordu siz de kibirleniyordunuz, siz suçlu bir kavimdiniz, Allah’ın vaadi ve saat haktır ve onda şüphe yoktur denildiğinde dediniz ki saat nedir bilmiyoruz, bu zandan başka bir şey olmadığını sanıyoruz, biz kesin olarak kanaat getiremedik / inanamadık, y aptıkları amellerin kötülükleri ortaya çıktı , alay edip durdukları şeyler gerçek oldu ve denildi ki bugün sizi unutacağız, tıpkı bugünle kavuşmayı unuttuğunuz gibi, varacağınız yer ateştir, sizin için bir yardımcı da yoktur , işte bu sizin, Allah’ın ayetlerini alaya almanızdan dolayıdır , dünya hayatı sizi aldattı , artık bugün , ateşten çıkarılmayacaklar , onlardan özür de kabul edilmeyecektir. Hamd semaların ve arzın Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir, semalarda ve arzda büyüklük onundur. O, saygıdeğerdir, hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Allah’ın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur." denildiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız onun hakkında (gerçekten olacağını) sadece zannediyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz" derdiniz.

    Süleyman Ateş

    "Allah'ın va'di gerçektir, (Duruşma) sa'at(inin geleceğin)de şüphe yoktur" dendiği zaman: "Sa'at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz" demiştiniz ha?!"

    Süleymaniye Vakfı

    "Allah'ın vaadi gerçektir; o saatin /mezardan kalkış saatinin geleceğinde şüphe yoktur!" denilince şöyle demiştiniz: "O saatin ne olduğunu bilmiyoruz. Biz bunu sadece bir olasılık olarak görüyoruz. Kesin bir kanaate varmış değiliz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah'ın verdiği söz doğrudur; kıyamet saatinden şüphe duyulamaz." denilince şöyle demiştiniz: "Kıyamet saati de ne oluyor? Biz bunu sadece bir olasılık olarak görüyoruz. Kesin bir kanaate varmış değiliz."

    Şaban Britch

    Allah’ın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur, denildiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız onun hakkında (gerçekten olacağını) sadece zannediyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz.

    Şaban Piriş

    Allah'ın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur, denildiği zaman: -Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız olmadığını sanıyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani, size, "Hiç kuşkusuz, Allah'ın vaadi haktır, kıyamet saatinde de şüphe yoktur" dendiğinde, siz şöyle demiştiniz: "Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece birşeyler var sanıyoruz; kesin bir bilgimiz olmadığı için inanmıyoruz."

  7. Câsiye suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 33. ayet. وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا۟ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    Diyanet İşleri

    Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.

    Mehmet Okuyan

    Onların yaptığı kötülükler (o gün) açığa çıkmış, alay etmiş oldukları şey kendilerini kuşatmış (olacak)tır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Zümer 39:48.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların yaptığı kötülükler (o gün gelince) ayan açık ortaya serilecek ve alay edip durdukları gerçek kendilerini perişan edecektir.

    Muhammed Esed

    (O Gün) yaptıkları kötülükler onlara apaçık görünecek ve alay edip durdukları şey onları alt edecektir.

    Ahmed Hulusi

    Yaptıkları şeylerin kötülükleri onlarda açığa çıktı ve alay ettikler şey kendilerini kapsadı!

    Ali Bulaç

    Onların yaptıkları şeylerin kötülüğü kendileri için açığa çıktı ve alay konusu edindikleri de onları sarıp kuşattı.

    Ali Özek ve heyeti

    Yaptıklarının kötülükleri onlara görünmüş, alay edip durdukları şey onları kuşatmıştır.

    Ali Rıza Safa

    Bu yüzden, yaptıkları kötülükler karşılarına çıkarıldı. Alay ettikleri şey de onları kuşattı.

    Bayraktar Bayraklı

    Yaptıklarının kötülükleri onlara gözükecek ve alaya aldıkları gerçek kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

    Edip Yüksel

    Yaptıkları kötülükler kendilerine görünecek ve alay etmekte oldukları şey onları kuşatıp avlayacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaptıkları kötülükler kendilerine görünecek ve alay etmekte oldukları şey onları kuşatıp avlayacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken yaptıkları işlerin kötülükleri onlara yüz göstermiş (gözlerinin önüne serilmiş) ve o alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıvermiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken onlara yaptıkları amellerin kötülüklerini yüz göstermiş ve o istihza edip durdukları şey kendilerini kuşatıvermiştir

    Erhan Aktaş

    Yaptıklarının kötülükleri apaçık ortaya kondu ve alay ettikleri şeyler, onları kuşattı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yaptıklarının kötülükleri apaçık ortaya kondu ve alay ettikleri şeyler, onları kuşattı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yaptıklarının kötülükleri apaçık ortaya kondu ve alay ettikleri şeyler, onları kuşattı.

    Gültekin Onan

    Onların yaptıkları şeylerin kötülüğü kendileri için açığa çıktı ve alay konusu edindikleri de onları sarıp kuşattı.

    Hasan Basri Çantay

    Onların yapdıkları amel (ve hareket) lerin kötülükleri, kendilerine (aid olmak üzere), açığa çıkmış, istihza edib durdukları şey (azab) onları çepçevre kuşatmışdır.

    İbni Kesir

    Onlara, yaptıkları işlerin kötülükleri belli oldu ve alaya aldıkları şeyler kendilerini kuşattı.

    Mehmet Alagaş

    (30-37) Iman edenler ve salih amel işleyenler onları Rableri rahmetine dahil edecektir işte bu apaçık bir zaferdir, küfredenlere gelince, benim ayetlerim size sözlü okunuyordu siz de kibirleniyordunuz, siz suçlu bir kavimdiniz, Allah’ın vaadi ve saat haktır ve onda şüphe yoktur denildiğinde dediniz ki saat nedir bilmiyoruz, bu zandan başka bir şey olmadığını sanıyoruz, biz kesin olarak kanaat getiremedik / inanamadık, y aptıkları amellerin kötülükleri ortaya çıktı , alay edip durdukları şeyler gerçek oldu ve denildi ki bugün sizi unutacağız, tıpkı bugünle kavuşmayı unuttuğunuz gibi, varacağınız yer ateştir, sizin için bir yardımcı da yoktur , işte bu sizin, Allah’ın ayetlerini alaya almanızdan dolayıdır , dünya hayatı sizi aldattı , artık bugün , ateşten çıkarılmayacaklar , onlardan özür de kabul edilmeyecektir. Hamd semaların ve arzın Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir, semalarda ve arzda büyüklük onundur. O, saygıdeğerdir, hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yaptıklarının kötülükleri onlara görünmüş, alay edip durdukları şey onları kuşatmıştır.

    Süleyman Ateş

    Yaptıklarının kötülükleri onlara göründü ve alay edip durdukları şey onları kuşattı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptıklarının kötü olanları ortaya çıkacak, hafife aldıkları (hesap verme ve ceza) başlarına gelecektir.

    Şaban Britch

    Yaptıklarının günahları onlara görünmüş ve alay ettikleri şey onları kuşatıvermişti.

    Şaban Piriş

    Yaptıklarının günahları onlara belli olmuş ve alay ettikleri şey onları kuşatıvermişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş, alay edip durdukları şey kendilerini kuşatıvermiştir.

  8. Câsiye suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 34. ayet. وَقِيلَ ٱلْيَوْمَ نَنسَىٰكُمْ كَمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَا وَمَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlara şöyle denir: "Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur."

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) şöyle denecektir: "Siz bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unutuyoruz. dipnot 1 Barınağınız ateştir; sizin için asla yardımcılar da yoktur!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen unutma hak edenlerin azapta bırakılmaları anlamındadır. Çünkü Meryem 19:64 ve Tâhâ 20:52'de belirtildiği üzere Yüce Allah unutkan değildir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:51; Tevbe 9:67; Tâhâ 20:126; Secde 32:14; Haşr 59:19.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve onlara denilecek ki: "Siz yüzleşeceğiniz bu günü (dünyada) nasıl unuttunuzsa, biz sizi (ahirette) öyle unutulmaya terk edeceğiz: nihayet varış yeriniz ateştir, size yardım eden hiç kimse de olmayacaktır.

    Muhammed Esed

    Ve onlara "Siz," denilecek, "bu (hesap) gününün geleceğine aldırmadığınız gibi Biz de bu gün size aldırmayacağız; sonuçta varacağınız yer ateştir ve size yardım edecek bir kimse de bulamayacaksınız;

    Ahmed Hulusi

    Denilmiştir onlara: "Bu sürece kavuşmayı unuttuğunuz gibi; biz de bu süreçte sizi unuturuz! Barınağınız ateştir ve size yardım edecek de yoktur!"

    Ali Bulaç

    Denildi ki: "Bugününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz gibi, biz de sizi bugün unutuyoruz. Barınma yeriniz ateştir. Ve sizin için hiçbir yardımcı yoktur."

    Ali Özek ve heyeti

    Denilir ki: Bu güne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz. Yeriniz ateştir, yardımcılarınız da yoktur!

    Ali Rıza Safa

    Ve şöyle denildi: "Bu gününüzü unuttuğunuz gibi, işte bugün, Biz de sizi unutuyoruz. Çünkü kalacağınız yer ateştir ve yardımcınız yoktur!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara şöyle denilecek: "Siz, bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi,biz de sizi unuttuk. Sizin yeriniz cehennemdir. Sizin için hiçbir yardımcı da yoktur."

    Edip Yüksel

    Ve onlara şöyle denir: "Bugünkü karşılaşmanızı unuttuğunuz için biz de bugün sizi unutuyoruz. Yeriniz ateştir ve sizin bir yardımcınız da olmayacaktır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onlara şöyle denir: 'Bugünkü karşılaşmanızı unuttuğunuz için biz de bugün sizi unutuyoruz. Yeriniz ateştir ve sizin bir yardımcınız da olmayacaktır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ve denilmiştir ki: "Sizin, bu gününüzün geleceğini unuttuğunuz gibi, Biz de bugun sizi unutacağız. Yatağınız ateştir ve sizin için yardımcılardan bir eser de yoktur."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve denilmiştir ki bu gün biz sizi sizin bu gününüzün geleceğini unuttuğunuz gibi unutacağız, yatağınız ateştir ve sizin için yardımcılardan bir eser de yoktur

    Erhan Aktaş

    "Bugüne kavuşmayı nasıl umursamadıysanız, Biz de bugün sizi umursamıyoruz. Kalacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı da yoktur." denir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bugüne kavuşmayı nasıl umursamadıysanız, Biz de bugün sizi umursamıyoruz. Kalacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı da yoktur." denir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bugüne kavuşmayı nasıl umursamadıysanız, Biz de bugün sizi umursamıyoruz. Kalacağınız yer ateştir. Ve sizin için bir yardımcı da yoktur." denir.

    Gültekin Onan

    Denildi ki: "Bugününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz gibi, biz de sizi bugün unutuyoruz. Barınma yeriniz ateştir. Ve sizin için hiçbir yardımcı yoktur."

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle) denilmişdir: "Siz bu gününüze kavuşmayı nasıl unutmuş idiyseniz bu gün biz de sizi öylece (azabda) bırakacağız. Yeriniz ateşdir. (Dünyadaki) yardımcılar (ınız) dan (bugün) sizi (kurtaracak) hiçbir (şey ve kimse de) yokdur".

    İbni Kesir

    Denilir ki: Siz, nasıl bugüne kavuşacağınızı unuttuysanız, Biz de sizi unuttuk. Barınağınız ateştir, yardımcılarınız da yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (30-37) Iman edenler ve salih amel işleyenler onları Rableri rahmetine dahil edecektir işte bu apaçık bir zaferdir, küfredenlere gelince, benim ayetlerim size sözlü okunuyordu siz de kibirleniyordunuz, siz suçlu bir kavimdiniz, Allah’ın vaadi ve saat haktır ve onda şüphe yoktur denildiğinde dediniz ki saat nedir bilmiyoruz, bu zandan başka bir şey olmadığını sanıyoruz, biz kesin olarak kanaat getiremedik / inanamadık, y aptıkları amellerin kötülükleri ortaya çıktı , alay edip durdukları şeyler gerçek oldu ve denildi ki bugün sizi unutacağız, tıpkı bugünle kavuşmayı unuttuğunuz gibi, varacağınız yer ateştir, sizin için bir yardımcı da yoktur , işte bu sizin, Allah’ın ayetlerini alaya almanızdan dolayıdır , dünya hayatı sizi aldattı , artık bugün , ateşten çıkarılmayacaklar , onlardan özür de kabul edilmeyecektir. Hamd semaların ve arzın Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir, semalarda ve arzda büyüklük onundur. O, saygıdeğerdir, hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Kendilerine) şöyle denir: "Siz bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz. Barınağınız ateştir ve sizin için yardımcılar da yoktur."

    Süleyman Ateş

    Ve (kendilerine şöyle) denildi: "Siz, bu gününüzle karşılaşmayı nasıl unuttunuzsa biz de bugün sizi unuttuk. Yeriniz ateştir. Hiçbir yardımcınız da yoktur!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bugün size ilgi göstermeyeceğiz, zaten siz de bugünkü yüzleşmeye ilgi göstermiyordunuz. Varacağınız yer ateştir. Size yardım edecek birileri de olmayacaktır.

    Şaban Britch

    (Onlara) Bu güne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz.Sığınağınız ateştir. Sizin hiçbir yardımcınız da yoktur, denir.

    Şaban Piriş

    -Bugün, sizin bu gününüzü unuttuğunuz gibi biz de sizi unuturuz. Sığınağınız ateştir. Sizin hiçbir yardımcınız da yoktur, denilmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle denilir: "Unutuyoruz sizi bugün! Tıpkı sizin, bugününüze kavuşmayı unuttuğunuz gibi. İşte böyle! Sığınağınız ateştir; hiçbir yardımcınız da olmayacaktır."

  9. Câsiye suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 35. ayet. ذَٰلِكُم بِأَنَّكُمُ ٱتَّخَذْتُمْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوًا وَغَرَّتْكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا فَٱلْيَوْمَ لَا يُخْرَجُونَ مِنْهَا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

    Diyanet İşleri

    "Bunun sebebi, Allah'ın ayetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır." Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah'ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.

    Mustafa İslamoğlu

    Durum işte böyle vahimdir; çünkü siz Allah'ın mesajlarını alay konusu ettiniz, zira dünya hayatı sizi fena halde aldatmıştı." İşte bu yüzden o gün ne oradan çıkarılacaklar ve ne de bir şey istemeye izin verilecek.

    Muhammed Esed

    böyle olacaktır, çünkü siz Allah'ın mesajlarını küçümseyip alaya aldınız ve bu dünya hayatının sizi ayartmasına izin verdiniz!" Bundan dolayı o gün, onlar ne ateşten çıkarılacaklar, ne de bir değişiklik yapmalarına izin verilecek.

    Ahmed Hulusi

    "Bunun böyle oluşunun sebebi şudur: Allah işaretlerini ciddiye almadınız ve dünya zevkleri sizi aldattı!". . . Bugün ondan (ateşten) çıkarılmazlar ve onlardan özür de kabul edilmez!

    Ali Bulaç

    "Bunun nedeni şudur: Çünkü siz Allah'ın ayetlerini alay konusu edindiniz; dünya hayatı da sizi aldattı." Böylece ne oradan (ateşten) çıkarılırlar, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Siz Allah’ın âyetlerini alaya aldınız, dünya hayatı sizi aldattı. Artık bugün ateşten çıkarılmayacaklardır ve onların (Allah'ı) hoşnut etmeleri de istenmeyecektir.

    Ali Rıza Safa

    "Böyle olacaktır. Çünkü Allah'ın ayetlerini alay konusu yaptınız ve dünya yaşamı sizi aldattı!" Madem öyle, bugün oradan çıkarılmayacaklardır. Özür dilemeleri de kabul edilmeyecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Bunun sebebi, sizin, Allah'ın ayetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmasıdır." Artık o gün, ne ateşten çıkarılacaklar, ne de Allah'ı hoşnut etmeleri istenecektir.

    Edip Yüksel

    "Çünkü siz ALLAH'ın ayetlerini alaya aldınız ve dünya hayatı sizi kandırdı." Sonuç olarak, onlar o gün oradan çıkamazlar ve özürleri de dinlenmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Çünkü siz ALLAH'ın ayetlerini alaya aldınız ve dünya hayatı sizi kandırdı.' Sonuç olarak, onlar oradan çıkamazlar ve özürleri de dinlenmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun sebebi, çünkü siz, Allah'ın ayetlerini eğlence yerine tuttunuz ve dünya hayatı sizi aldattı. Onun için bugün ateşten çıkarılmazlar ve af dilemeleri de kabul edilmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun sebebi, çünkü siz Allahın ayetlerini eğlence yerine tuttunuz ve Dünya hayat sizi mağrur etti, onun için bugün ateşten çıkarılmazlar ve kendilerinden tarzıye de kabul edilmez

    Erhan Aktaş

    İşte bu, Allah'ın ayetlerini alay konusu etmeniz nedeniyledir. Sizi, dünya hayatı aldattı. Artık bugün onlar, Cehennem'den çıkarılmazlar. Ve onlardan özür de kabul edilmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bu, Allah'ın ayetlerini alay konusu etmeniz nedeniyledir. Sizi, dünya hayatı aldattı. Artık bugün onlar, Cehennem'den çıkarılmazlar. Ve onlardan özür de kabul edilmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bu, Allah'ın ayetlerini alay konusu etmeniz nedeniyledir. Sizi, dünya hayatı aldattı. Artık bugün onlar, Cehennem'den çıkarılmazlar. Ve onlardan özür dilemeleri de istenmez.

    Gültekin Onan

    "Bunun nedeni şudur: Çünkü siz Tanrı'nın ayetlerini alay konusu edindiniz; dünya hayatı da sizi aldattı." Böylece ne oradan (ateşten) çıkarılırlar ne (Tanrı'dan) hoşnutluk dilekleri kabul edilir.

    Hasan Basri Çantay

    "Bunun sebebi şudur: Çünkü siz Allahın ayetlerini bir eğlence edindiniz. Sizi dünya hayatı aldatdı". İşte bugün onlar buradan çıkarılmayacaklar, onların tarziyeleri de kabul edilmeyecekdir.

    İbni Kesir

    Bunun böyle olmasının sebebi; Allah'ın ayetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmış olmasıdır. İşte o gün; oradan çıkarılmayacaklar ve özürleri de dinlenmeyecektir.

    Mehmet Alagaş

    (30-37) Iman edenler ve salih amel işleyenler onları Rableri rahmetine dahil edecektir işte bu apaçık bir zaferdir, küfredenlere gelince, benim ayetlerim size sözlü okunuyordu siz de kibirleniyordunuz, siz suçlu bir kavimdiniz, Allah’ın vaadi ve saat haktır ve onda şüphe yoktur denildiğinde dediniz ki saat nedir bilmiyoruz, bu zandan başka bir şey olmadığını sanıyoruz, biz kesin olarak kanaat getiremedik / inanamadık, y aptıkları amellerin kötülükleri ortaya çıktı , alay edip durdukları şeyler gerçek oldu ve denildi ki bugün sizi unutacağız, tıpkı bugünle kavuşmayı unuttuğunuz gibi, varacağınız yer ateştir, sizin için bir yardımcı da yoktur , işte bu sizin, Allah’ın ayetlerini alaya almanızdan dolayıdır , dünya hayatı sizi aldattı , artık bugün , ateşten çıkarılmayacaklar , onlardan özür de kabul edilmeyecektir. Hamd semaların ve arzın Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir, semalarda ve arzda büyüklük onundur. O, saygıdeğerdir, hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, Allah'ın ayetlerini alaya aldığınız ve dünya hayatı sizi aldattığı içindir. Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.

    Süleyman Ateş

    Böyledir, çünkü siz Allah'ın ayetlerini eğlence yaptınız; dünya hayatı sizi aldattı. Artık bugün onlar ne ateşten çıkarılırlar ve ne de kendilerinden Allah'ı memnun etmeğe çalışmaları istenir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun sebebi, Allah'ın ayetlerini hafife almanız ve dünya hayatının sizi aldatmış olmasıdır. Artık bugün dipnot 1 onlar oradan çıkarılmayacak, özür dilemeleri de istenmeyecektir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O gün, yeniden yaratılış ile başlayıp sonsuza kadar devam edecek olan kıyamet günüdür (A'raf 7/32).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu kararın sebebi şudur: Allah'ın ayetlerini hafife almıştınız. Yaşadığınız hayat sizi aldatmıştı. Bunlar oradan çıkarılmayacaklar ve özür dilemeleri istenmeyecektir.

    Şaban Britch

    Bu azap, Allah’ın ayetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmış olması sebebiyledir. İşte bugün, onlar, oradan çıkarılmayacak ve onlardan (Allah'ı râzı edecek şeyleri yapmaları) istenmeyecek.

    Şaban Piriş

    Bu azap, Allah'ın ayetlerini alaya almanız ve dünya hayatının sizi aldatmış olması sebebiyledir. İşte bugün, onlar, oradan çıkarılmayacak ve özürleri de dinlenmeyecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun sebebi şudur: "Siz, Allah'ın ayetlerini eğlence aracı yaptınız, dünya hayatı sizi aldattı/gurura itti. Bugün ateşten çıkarılmayacaklar, özür dilemeleri de kabul edilmeyecek."

  10. Câsiye suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 36. ayet. فَلِلَّهِ ٱلْحَمْدُ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَرَبِّ ٱلْأَرْضِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbi, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

    Mehmet Okuyan

    Hamd (övgü), yalnızca göklerin Rabbi, yerin Rabbi yani bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hamd göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'a mahsustur; alemlerin Rabbine…

    Muhammed Esed

    Hamd, göklerin Rabbi ve yerin Rabbine mahsustur, bütün alemlerin Rabbi olan Allah'a!

    Ahmed Hulusi

    Hamd; semaların Rabbi, arzın Rabbi, Rabb-ül alemin olan Allah'a aittir (Hamd eden O'dur)!

    Ali Bulaç

    Şu halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah'ındır.

    Ali Özek ve heyeti

    Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Göklerin Efendisi, Yeryüzünün Efendisi ve Evrenlerin Efendisi Allah'a övgüler olsun! dipnot 429

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 429
      İşte, bir bilgi ayeti: Evrenler terimi, Kur'an'da, kırk üç kez ve yalnızca çoğul biçimiyle Alemin olarak bildirilmiştir. Bilim insanları, yirminci yüzyılın başına dek bir tek evrenin var olduğunu düşünüyorlardı. Amerikalı fizikçi Hugh Everett, Sonsuz Sayıda Paralel Evrenler Kuramı'nı ortaya attı. Bilim dünyasında günümüzde de tartışılan bu kuram, bağımsız ve birbirleriyle etkileşime girmeyen çok sayıda evrenin varlığını öngörmektedir. Kimi bilim insanları ise paralel evrenlerin birbirlerinden bağımsız olmadıklarını ve birbirleriyle etkileşime geçtikleri durumlarda küçük evrenlerin parçalandığını veya daha büyük olan evren tarafından yutularak yok edildiğini öne sürmektedir. Ünlü evrenbilimci Stephen Hawking ise "Evrenlere katılmayı bekleyen ve sayıları bilinemeyen bebek evrenler" kuramını ortaya atmıştır. Bilim dünyası, bin dört yüz yıl önce Kur'an'da bildirilmiş olan Evrenler kavramını tartışmayı sürdürüyor.

    Bayraktar Bayraklı

    Bütün övgüler, göklerin Rabbi, yerin Rabbi, bütün insanların Rabbi olan Allah'a aittir.

    Edip Yüksel

    Göklerin Efendisi, yerin Efendisi ve evrenlerin Efendisi olan ALLAH'a övgüler olsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve evrenlerin Rabbi olan ALLAH'a övgüler olsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    o halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah'adır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Binaenaleyh hamd, Allahın, o Göklerin rabbı, Yerin de rabbı rabbil'aleminin

    Erhan Aktaş

    Öyleyse övgünün tamamı, göklerin ve yerin Rabb'i ve alemlerin Rabb'i Allah'a mahsustur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse övgünün tamamı, göklerin ve yerin Rabb'i ve alemlerin Rabb'i Allah'a mahsustur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse övgünün tamamı, göklerin ve yerin Rabb'i ve alemlerin Rabb'i Allah'a mahsustur.

    Gültekin Onan

    Şu halde hamd, göklerin rabbi, yerin rabbi ve alemlerin rabbi Tanrı'nındır.

    Hasan Basri Çantay

    Demek, (bütün) hamd, hem göklerin Rabbi, hem yerin Rabbi, hem alemlerin Rabbi Allahındır.

    İbni Kesir

    Hamd; göklerin Rabbı, yerin Rabbı ve alemlerin Rabbı olan Allah'a mahsustur.

    Mehmet Alagaş

    (30-37) Iman edenler ve salih amel işleyenler onları Rableri rahmetine dahil edecektir işte bu apaçık bir zaferdir, küfredenlere gelince, benim ayetlerim size sözlü okunuyordu siz de kibirleniyordunuz, siz suçlu bir kavimdiniz, Allah’ın vaadi ve saat haktır ve onda şüphe yoktur denildiğinde dediniz ki saat nedir bilmiyoruz, bu zandan başka bir şey olmadığını sanıyoruz, biz kesin olarak kanaat getiremedik / inanamadık, y aptıkları amellerin kötülükleri ortaya çıktı , alay edip durdukları şeyler gerçek oldu ve denildi ki bugün sizi unutacağız, tıpkı bugünle kavuşmayı unuttuğunuz gibi, varacağınız yer ateştir, sizin için bir yardımcı da yoktur , işte bu sizin, Allah’ın ayetlerini alaya almanızdan dolayıdır , dünya hayatı sizi aldattı , artık bugün , ateşten çıkarılmayacaklar , onlardan özür de kabul edilmeyecektir. Hamd semaların ve arzın Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir, semalarda ve arzda büyüklük onundur. O, saygıdeğerdir, hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hamt, göklerin Rabbi, yerin Rabbi, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

    Süleyman Ateş

    Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

    Süleymaniye Vakfı

    Yaptığı her şeyi mükemmel yapmak dipnot 1 göklerin sahibi ve yerin sahibi, bütün varlıkların sahibi olan Allah'a özgüdür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Hamd", birini yaptığı güzel şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için "güzel" yerine "mükemmel" kelimesini kullandık (Fatiha 1/2, En'am 6/1, Kasas 28/70, Rum 30/18, Sebe 34/1, Fatır 35/1, Saffat 37/182, Teğabun 64/1). "Şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptığı her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur. O, göklerin Sahibidir, yerin Sahibidir ve tüm varlıkların Sahibidir.

    Şaban Britch

    Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

    Şaban Piriş

    Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve tüm evrenin Rabbi Allah'a mahsustur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hamd; göklerin Rabbi, yerin Rabbi, alemlerin Rabbi olan Allah'adır!

  11. Câsiye suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Câsiye suresi, 37. ayet. وَلَهُ ٱلْكِبْرِيَآءُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    Göklerde ve yerde ululuk O'na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde büyüklük yalnızca O'na aittir. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Göklerde ve yerde erişilmez büyüklük O'na mahsustur: zira O'dur mutlak üstün ve yüce olan, her hükmünde tam isabet kaydeden sadece O'dur.

    Muhammed Esed

    Göklerde ve yerde bütün azamet yalnız O'nundur; ve yalnız O, kudret ve hikmet sahibidir!

    Ahmed Hulusi

    Kibriya (benlik); semalarda ve arzda O'na aittir! O, Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde büyüklük O'nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde azamet yalnız O'nundur. O, azîzdir, hakîmdir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde tüm büyüklükler, O'na özgüdür. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde bütün ululuk O'nundur. Yalnız O, kudretlidir; hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde tüm büyüklükler O'na aittir. O Üstündür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde tüm büyüklükler O'na aittir. O Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerde ve yerde büyüklük O'na aittir. O, öyle güçlüdür. Öyle hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Göklerde, Yerde büyüklük onun, o öyle aziz, öyle hakim

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde erişilmez büyüklük ve egemenlik yalnızca O'nundur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde erişilmez büyüklük ve egemenlik yalnızca O'nundur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde erişilmez büyüklük ve egemenlik yalnızca O'nundur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde büyüklük O'nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde de, yerde de büyüklük ancak Ona mahsusdur. O, mutlak kaadirdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Göklerde de, yerde de büyüklük O'nundur. O'dur Aziz, Hakim.

    Mehmet Alagaş

    (30-37) Iman edenler ve salih amel işleyenler onları Rableri rahmetine dahil edecektir işte bu apaçık bir zaferdir, küfredenlere gelince, benim ayetlerim size sözlü okunuyordu siz de kibirleniyordunuz, siz suçlu bir kavimdiniz, Allah’ın vaadi ve saat haktır ve onda şüphe yoktur denildiğinde dediniz ki saat nedir bilmiyoruz, bu zandan başka bir şey olmadığını sanıyoruz, biz kesin olarak kanaat getiremedik / inanamadık, y aptıkları amellerin kötülükleri ortaya çıktı , alay edip durdukları şeyler gerçek oldu ve denildi ki bugün sizi unutacağız, tıpkı bugünle kavuşmayı unuttuğunuz gibi, varacağınız yer ateştir, sizin için bir yardımcı da yoktur , işte bu sizin, Allah’ın ayetlerini alaya almanızdan dolayıdır , dünya hayatı sizi aldattı , artık bugün , ateşten çıkarılmayacaklar , onlardan özür de kabul edilmeyecektir. Hamd semaların ve arzın Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir, semalarda ve arzda büyüklük onundur. O, saygıdeğerdir, hakimdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Büyüklük ve azamet göklerde ve yerde yalnız Onundur. O, Azîzdir, Hakîmdir.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde ululuk, yalnız O'na aittir. O, azizdir, hakimdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde de yerde de büyüklenme hakkı sadece O'ndadır. Üstün olan ve doğru kararlar veren O'dur.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde büyüklük O’nundur. Aziz ve Hakim O’dur.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde büyüklük O'nundur. Aziz ve hakim O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerde ve yerde ululuk/büyüklük O'nundur! Aziz'dir O, Hakim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.