Diyanet İşleri
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Tûr suresi · 1–16. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Tûr suresi, 1. ayet. وَٱلطُّورِ
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Yemin olsun: Tûr'a,
Ulu Sina dağı şahit olsun!
Düşün Sina Dağı'nı!
O Tur'a (Tur - Sina Dağı'nda Musa'nın karşılaştığı hakikate),
Tur'a andolsun.
Tûr'a,
Yemin olsun; Dağ'a! dipnot 454
- Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…
Ant olsun Tur'a,
Andolsun Tur'a,
Andolsun o Tur'a,
Kasem olsun o Tura
Tur'a ant olsun;
Tur'a ant olsun;
Tur'a ant olsun;
Tur'a andolsun.
Andolsun "Tuur" a,
Andolsun; Tur'a.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Tûr’a yemin olsun.
Andolsun Tur'a (Musa'nın vahiy aldığı Sina Dağı'na).
Tur dağına dipnot 1 ,
Sina Dağı,
Tûr’a...
(1-3) Tur'a... yayılmış ince deri üzerine yazılmış kitaba...
Yemin olsun Tura,
Tûr suresi, 2. ayet. وَكِتَٰبٍ مَّسْطُورٍ
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
(2, 3) Yayılmış ince deriye satır satır yazılmış Kitaba,
Satırlarda kayıtlı ilahi mesaj (şahit olsun),
Düşün (Allah'ın) vahyi(ni), ki işlenmiştir
Satır satır yazılmış (tüm detayları ihtiva eden) BİLGİ'ye!
Satır (satır) dizili kitaba,
yayılmış satır satır yazılmış Kitab'a,
Yemin olsun; satır satır yazılmış Kitap'a!
- Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…
Kaydedilmiş kitaba,
Kaydedilmiş kitaba,
(2-3) Yayılmış ince deri üzerine yazılmış bir Kitab'a,
Yazılmış bir kitaba
Satır satır yazılmış Kitap'a,
Satır satır yazılmış Kitap'a,
Satır satır yazılmış Kitap'a,
Satır (satır) dizili kitaba,
(2-3) Neşredilmiş kağıd (lar) içinde yazılı kitaba,
Satır satır dizilmiş kitaba;
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Ve yazılmış kitaba.
Satır satır yazılmış Kitaba;
satır satır yazılı Kitab'a
Satır satır yazılmış Kitap
Ve sayfalara yazılmış kitaba…
(1-3) Tur'a... yayılmış ince deri üzerine yazılmış kitaba...
Satır satır yazılmış Kitap'a,
Tûr suresi, 3. ayet. فِى رَقٍّ مَّنشُورٍ
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
(2, 3) Yayılmış ince deriye satır satır yazılmış Kitaba,
açılmış deri tomarlarda!
açık tomarlar üstüne.
Menşur (açığa çıkmış) rakk'ta (algılanır fiiller boyutunda).
Yayılmış ince deri üzerine;
ince deri üzerine,
Yayılmış ince deri üstüne. dipnot 455
- Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…
Ki parşömen üzerinde yayımlanmış.
Ki parşömen üzerinde yayımlanmış.
(2-3) Yayılmış ince deri üzerine yazılmış bir Kitab'a,
Ve yayılmış bir verakta
Üzerine yazı yazılmış, yayılmış ince deriye.
Üzerine yazı yazılmış, yayılmış ince deriye.
Üzerine yazı yazılmış, yayılmış ince deriye.
Yayılmış ince deri üzerine;
(2-3) Neşredilmiş kağıd (lar) içinde yazılı kitaba,
Yayılmış ince deri üzerine.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Yayılmış sahifeler içindeki.
Yayılmış ince deri üzerine,
ki o, açılıp yayılan parşömendedir dipnot 1 .
Açık sayfalarda yazılmış!
Deri üzerine…
(1-3) Tur'a... yayılmış ince deri üzerine yazılmış kitaba...
Ki açılıp yayılmış ince deri üzerine yazılmıştır.
Tûr suresi, 4. ayet. وَٱلْبَيْتِ ٱلْمَعْمُورِ
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Ziyaret edilen Ev'e (Kâbe'ye), dipnot 1
el-Beytu'l-Ma-mur şahit olsun,
Ayakta kalan (ibadet) evi(ni) düşün!
Beyt-i Mamur'a (Zati ilimle meydana gelmiş Esma mertebesi, Hakikat-i Muhammedi - mükemmel imar edilmiş ev - Allah Esma'sından kaynaklanan halife özelliğini yaşamakta olan insan şuuru);
Ma'mur eve,
Beyt-i Ma'mûr’a,
Yemin olsun; Ayakta Kalan Ev'e! dipnot 456
- Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…
Sık sık ziyaret edilen Ev'e,
Sık sık ziyaret edilen Eve (Kabe'ye),
Beyt-i Ma'müra,
Ve beyti ma'mura
Beyt-i Mamur'a dipnot 1 ant olsun.
Beyt-i Mamur dipnot 1 'a ant olsun.
Beyti Mamur dipnot 1 'a ant olsun.
Ma'mur eve,
Ma'muur eve,
Ma'mur eve.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Beyt-i Ma'mur'a.
Ma'mur (bakımlı, şen) Ev (Ka'be'y)e,
Beyt-i Mamur'a dipnot 1 ,
Beyt-i Mamur dipnot 1 !
Beyt-i Ma'mur'a…
Kabe'ye.
Yemin olsun düzenli bir biçimde bakılan o eve,
Tûr suresi, 5. ayet. وَٱلسَّقْفِ ٱلْمَرْفُوعِ
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Yükseltilmiş tavana (göğe),
yüceltilmiş gök kubbe şahit olsun!
Düşün yüksek (göğün) tavanı(nı)!
Ref'olunmuş (Fiiller mertebesinin fevki olan ilim) tavana,
Yükseltilmiş tavana,
yükseltilmiş tavana,
Yemin olsun; yükseltilmiş tavana!
- Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…
Yükseltilmiş tavana,
Yükseltilmiş tavana,
Yükseltilmiş tavana (göğe),
Ve sakfi merfua
Yükseltilmiş tavana ant olsun
Yükseltilmiş tavana ant olsun
Yükseltilmiş tavana ant olsun
Yükseltilmiş tavana,
Yükseltilmiş tavana,
Yükseltilmiş tavana.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Yükseltilmiş tavana (göğe).
Yükseltilmiş tavana (göğe),
yükseltilmiş tavana (göğe) dipnot 1 ,
Yükseltilmiş tavan (gökyüzü) dipnot 1 !
Yükseltilmiş tavana (göğe)…
Yükseltilmiş gök kubbeye...
Yemin olsun yükseltilmiş tavana,
Tûr suresi, 6. ayet. وَٱلْبَحْرِ ٱلْمَسْجُورِ
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Kaynatılmış denize ki dipnot 1
Kükreyen taşkın deniz şahit olsun!
Kabaran denizi düşün!
Kabarıp taşan (ilim - dalga {wave}) okyanusuna!
Kabarıp, tutuşan denize,
dolu denize andolsun ki,
Yemin olsun; kaynatılmış denize!
- Tur'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…
Ve kaynatılmış denize...
Ve kaynatılmış denize...
ve kızdırılıp kaynatılmış taşkın denize ki,
bahri mescure ki
Doldurulmuş denize ant olsun.
Doldurulmuş denize ant olsun.
Doldurulmuş denize ant olsun.
Kabarıp, tutuşan denize,
Dolan denize,
Dolan denize.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Taşkın denize.
Kaynatılmış denize (bunlara andolsun ki),
ve doldurulmuş denizlere yemin olsun ki dipnot 1
Ve coşmuş deniz önemli olduğu gibi.
Taşkın denize…
Taşkın denize andolsun ki...
Yemin olsun o alevlerle kaynatılıp köpürtülmüş denize,
Tûr suresi, 7. ayet. إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعٌ
(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.
Şüphe yok ki, Rabbinin azabı kesinlikle vuku bulacaktır;
Gerçek şu ki (ey insanoğlu!) Rabbin tarafından (günahkarlar için) öngörülmüş olan azap, kesinlikle vuku bulacaktır.
Muhakkak ki Rabbinin azabı elbette gerçekleşecek olgudur!
Şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.
Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır.
Kuşkusuz, Efendinin cezası kesinlikle gerçekleşecektir.
Rabbinin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.
Efendinin cezalandırması kesinlikle gerçekleşecektir.
Rabbinin cezalandırması kesinlikle gerçekleşecektir.
Rabbinin azabı elbette gerçekleşecektir.
Rabbının azabı olacak muhakkak
Rabb'inin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.
Rabb'inin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.
Rabb'inin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.
Şüphesiz senin rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.
Ki Rabbinin azabı hiç şübhesiz vaaki'dir (inecekdir),
Muhakkak Rabbının azabı vuku bulacaktır.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Rabbinin azabı elbette vuku bulacaktır.
Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır;
Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir dipnot 1 .
Rabbinin (Sahibinin) azabının kesin olarak gerçekleşeceğini bilmeniz de önemlidir.
Rabbinin azabı elbette vuku bulacaktır.
Rabbinin azabı elbette gerçekleşecektir.
Ki hiç kuşkusuz, senin Rabbinin azabı meydana gelecektir.
Tûr suresi, 8. ayet. مَّا لَهُۥ مِن دَافِعٍ
Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.
Ona engel olacak hiçbir şey yoktur. dipnot 1
insan kendisini ona karşı asla savunamaz.
ona hiç kimse engel olamaz.
Onu geri çevirecek güç yoktur!
Onu uzaklaştırıp engel olacak yoktur.
Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.
Onu uzaklaştıracak yoktur.
Ona hiçbir engel yoktur.
Onu engelleyecek hiçbir güç yoktur.
Onu engelleyecek hiç bir güç yoktur.
Onu önleyecek biri yoktur!
Yoktur onu hiç bir def'edecek
Onu savacak yoktur.
Onu savacak yoktur.
O'nu savacak yoktur.
Onu uzaklaştırıp engel olacak yoktur.
Onu defedecek (hiçbir şey de) yokdur.
Onu engelleyecek yoktur.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Onu önleyebilecek yoktur.
Ona engel olacak bir şey yoktur.
Onu savuşturabilecek hiçbir şey yoktur dipnot 1 .
Onu önlemek kimsenin elinde değildir.
Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.
Onu geri gönderecek kimse yoktur.
Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.
Tûr suresi, 9. ayet. يَوْمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوْرًا
O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.
O gün, gök şiddetli bir şekilde sallanıp çalkalanacaktır.
Gün gelir, gök büyük bir çöküşle çöker.
Göklerin (büyük) bir sarsıntı ile sarsılacağı o Gün (bu azap gerçekleşecek),
O süreçte sema (bilinç) allak bullak (şaşkın) olur!
O gün gök, sarsılıp çalkalanır.
O gün gök sallanıp çalkalanır.
O gün, sarsıntıyla gök çalkalanır.
O gün, gök şiddetle sallanır.
O gün gök sallanıp sarsılacak,
O gün gök sallanıp sarsılacak,
O gün gök bir çalkanışla çalkalanır,
O gün ki Sema bir çalkanış çalkanır
O Gün dipnot 1 gök, sarsıldıkça sarsılır.
O gün gök, sarsıldıkça sarsılır.
O gün gök, sarsıldıkça sarsılır.
O gün gök sarsılıp çalkalanır.
O gün gök sallanıb çalkanır,
O gün; gök, sarsıldıkça sarsılır,
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.
O gün gök, bir çalkalanış çalkanır,
Göklerin çalkalanıp duracağı dipnot 1 ,
Göğün çalkalanıp durduğu günde,
O gün gök çok çalkalanıp duracak.
O gün gök çok çalkalanıp duracak.
O gün gök bir çalkanışla çalkanır.
Tûr suresi, 10. ayet. وَتَسِيرُ ٱلْجِبَالُ سَيْرًا
Dağlar yürüdükçe yürür.
Dağlar da yürüdükçe yürüyecektir.
Dağlar dehşet bir yürüyüşle yürür.
ve dağların (korkunç) bir hareketle (yerlerinden oynayıp) harekete geçecekler(i Gün).
Dağlar (benlikler) yürür gider! (Rabbin Bakıy'dir!)
Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.
Dağlar yürüdükçe yürür.
Ve bir yürüyüşle dağlar yürür.
Dağlar yerlerinden kopup gider.
Dağlar yürütülüp silinecek,
Dağlar yürütülüp silinecek,
dağlar da bir yürüyüş yürür,
Dağlar da bir yürüyüş yürür
Dağlar yerlerinden oynar.
Dağlar yerlerinden oynar.
Dağlar yerlerinden oynar.
Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.
Dağlar (yerinden kopub) yürür.
Dağlar, yürüdükçe yürür.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Dağlar yürüdükçe yürür.
Dağlar bir yürüyüş yürür ki!..
dağların yürütülüp gideceği günde... dipnot 1
Dağlar yerlerinden oynadıkça oynar.
Dağlar harekete geçip yürüyecek.
Dağlar harekete geçip yürüyecek...
Ve dağlar bir yürüyüşle yürür.
Tûr suresi, 11. ayet. فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
Yalanlayanların o gün vay hâllerine!
İşte o gün yalanlayanların vay haline!
Vay haline o Gün hakikati yalanlayanların,
O süreci yalanlayanların vay haline!
İşte o gün, yalanlayanların vay haline,
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların; o gün, artık, vay başlarına gelene!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların vay haline o gün!
vay haline artık o gün o yalan söyleyenlerin
Vay artık o gün o yalan diyenlere
O Gün yalanlayanların vay hallerine.
İzin günü dipnot 1 yalanlayanların vay hallerine.
İzin günü yalanlayanların vay hallerine.
İşte o gün yalanlayanların vay haline.
Vay artık o gün (peygamberleri önce) tekzib edenlere!
İşte o gün; yalanlayanların vay haline.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
O gün yalanlayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün, (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline dipnot 1 !
O gün yalancılar çok çekecekler.
O gün yalanlayanların vay haline!
O gün yalanlayanların vay haline!..
Vay hallerine o gün, yalanlayanların,
Tûr suresi, 12. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى خَوْضٍ يَلْعَبُونَ
(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!
Onlar daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.
Onlar ki daldıkları oyunda oynuyor olacaklar.
(bütün hayatları boyunca) tamamen boş şeylerle oyalanıp duranların;
Ki onlar (o yalanlayanlar şimdi) daldıkları (dünyalarındaki hayali değerler) içinde oynamaktadırlar!
Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan, oyalananlardır.
Ki onlar daldıkları bâtıl içinde oyalanıp duranlardır.
Bir batağa dalmış oynuyorlar.
Onlar batıla dalıp eğlenirler.
Onlar ki bir bataklıkta oynamaktadırlar.
Onlar ki bir bataklıkta oynamaktadırlar.
ki, onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar.
Ki onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar
Onlar ki, gereksiz şeylere dalıp oyalanıyorlar.
Onlar ki, gereksiz şeylere dalıp oyalanıyorlar.
Onlar ki, gereksiz şeylere dalıp oyalanıyorlar.
Ki onlar, 'daldıkları saçma bir uğraşı' içinde oynayan, oyalananlardır.
Ki onlar daldıkları baatıl içinde oynayıb duranlardır.
Onlar ki; daldıkları batıl içinde oyalanıp durmaktadırlar.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Ki onlar, daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.
O daldıkları batıl içinde oynayıp duranlar,
Onlar, boş işler içinde oynayıp duranlardır dipnot 1 .
Onlar boş işlere dalıp eğlenenlerdir.
Ki onlar, boş şeylere dalıp oynuyorlardı.
Ki onlar, boş şeylere dalıp, oynuyorlardı.
Ki onlar bir batağa dalmış oynamaktadırlar.
Tûr suresi, 13. ayet. يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا
(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.
O gün cehennem ateşine itilip atılacaklar.
Onlar o gün karşı konulmaz bir güçle cehennem ateşine itilecekler (ve şöyle denilecek):
Onlar, o Gün (karşı konulamaz bir) darbe ile cehennem ateşine atılacaklar (ve kendilerine denilecek:)
O süreçte Cehennem Narı'na karşı konulmaz şekilde sürüklenecekler!
Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile' sürüklenecekleri gün;
O gün cehennem ateşine itilip atılırlar da
O gün, cehennem ateşine atılacaklar.
- O gün cehennem ateşine zorla itilirler. Kendilerine, "İşte yalanladığınız ateş budur" denir.
Cehennem ateşine itildikleri gün:
Cehennem ateşine itildikleri gün:
O gün onlar cehenneme bir kakılış kakılacak:
O gün ki Cehenneme bir kakılış kakılacaklar
O Gün, Cehennem ateşine sürüklenirler.
O gün, Cehennem ateşine sürüklenirler.
O gün, Cehennem ateşine sürüklenirler.
Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile' sürüklenecekleri gün;
O gün onlar cehennem ateşine itilib kakılırlar.
O gün; cehennem ateşine itildikçe itilirler.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
O gün itile kakıla Cehennem ateşine atılacaklardır.
O gün (şöyle denilerek) cehennem ateşine kakılırlar:
İtilip kakılarak cehennem ateşine atılacakları gün dipnot 1
O gün yaka paça cehennem ateşine atılacaklardır.
O gün itile kakıla Cehennem ateşine atılacaklardır.
O gün itile kakıla cehennem ateşine atılacaklardır.
O gün cehenneme bir kakılışla kakılırlar.
Tûr suresi, 14. ayet. هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.
(Onlara şöyle denecektir:) "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur!" dipnot 1
"Bu sizin vaktiyle yalanlamış olduğunuz ateştir.
"Bu, sizin yalanlamış olduğunuz ateştir!
"İşte bu, kendisini tekzip ettiğiniz o Nar!" (denilir).
(Onlara şöyle denir:) "İşte sizin yalanladığınız ateş budur."
«İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur!» denilir.
"İşte, yalanladığınız ateş budur!"
- O gün cehennem ateşine zorla itilirler. Kendilerine, "İşte yalanladığınız ateş budur" denir.
İşte, yalanlamakta olduğunuz Ateş budur.
İşte, yalanlamakta olduğunuz Ateş budur.
İşte bu sizin o yalan deyip durduğunuz ateş! diye.
İşte diye: bu sizin o yalan deyip durduğunuz ateş
İşte bu, yalanladığınız ateştir!
İşte bu, yalanladığınız ateştir!
İşte bu, yalanladığınız ateştir!
(Onlara şöyle denir:) "İşte sizin yalanladığınız ateş budur."
(Şöyle denilecek:) "İşte sizin yalan saymakda idiğiniz ateş budur".
Yalanlayıp durduğunuz ateş, işte budur.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
İşte bu sizin yalan saydığınız ateştir (denilir).
"İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur!"
(onlara şöyle denecek:) "İşte bu, yalan sayıp durduğunuz ateştir dipnot 1
Onlara şöyle denecek: "Yalan sayıp durduğunuz ateş budur işte!
Yalanladığınız ateş budur!
-Yalanladığınız ateş budur!
"İşte budur yalanlayıp durduğunuz ateş!"
Tûr suresi, 15. ayet. أَفَسِحْرٌ هَٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ
"Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"
Bu bir büyü müymüş! Yoksa görmüyor musunuz?
Bu kara büyü(nün kabusu)mu, yoksa görmek istemediğiniz bir (hakikat) mi?
Peki bu, bir yanılsama mıydı yoksa (doğruluğunu) görmek istemediğiniz bir şey mi?
"Bu bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz?"
"Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz."
Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?
"Bu da mı büyüleyici bir söz? Yoksa siz mi görmüyordunuz?"
"Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?"
Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?
Bu da mı sihir, yoksa siz görmüyor musunuz?
Bu da mı sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz?
Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?
Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?
Bu sihir miymiş? Yoksa siz mi görmüyormuşsunuz?
"Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz."
"(Peki) bu da mı sihir?! Yoksa siz (yine büyülendiniz de) görmüyor musunuz"?!
Bu bir büyü müdür, yoksa siz görmüyor musunuz?
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?
"(Nasıl) Şimdi bu, büyümüymüş, yoksa siz mi görmüyor muşsunuz?"
Bu da mı sihir! Yoksa bunu da mı görmüyorsunuz dipnot 1 !
Bu da mı büyü! Bunu da mı görmüyorsunuz!
Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?
-Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?
"Bu da mı büyü?! Yoksa siz mi görmüyordunuz?"
Tûr suresi, 16. ayet. ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
"Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."
Girin oraya (ateşe)!' Sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için birdir. Size, sadece yaptıklarınızın karşılığı verilmektedir.
Orayı boylayın! Artık ister sabredin, ister sabretmeyin; size ilişkin (hüküm) değişmez: çünkü siz, sadece yaptıklarınızın cezasını çekmektesiniz."
(İşte şimdi) onu çekin! Ama (ister) sabredin, ister etmeyin, sizin için fark etmez. Siz, yalnızca yapmış olduğunuzun karşılığını görüyorsunuz."
"Yaşayın ateşte! Artık ister sabredin ister sabretmeyin; size fark etmez! Siz yaptıklarınızın sonuçlarını yaşamaktasınız!"
"Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."
Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.
"Oraya girin; artık dirençli olsanız da dirençli olmasanız da sizin için değişmez. Yalnızca yaptıklarınızın karşılığı verilerek cezalandırılacaksınız!"
Oraya girin, artık ona dayanmanız da dayanmamanız da sizin için farketmez. Siz sadece yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.
Orda yanın. İster sabredin, ister sabretmeyin sizin için değişmeyecektir. Yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.
Orda yanın. İster sabredin, ister sabretmeyin sizin için değişmeyecektir. Yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.
Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi sizin için birdir; sadece yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.
Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi bir, hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz
Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.
Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.
Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.
"Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."
Girin oraya! İster dayanın, ister dayanmayın, sizce birdir. Siz ancak yapageldiklerinizin cezasına çarpılıyorsunuz".
Girin oraya. Sabretseniz de, sabretmeseniz de artık birdir. Çünkü siz; ancak yapmakta olduklarınızla cezalandırılıyorsunuz.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Girin oraya! Sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.
"Girin ona, ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Ancak yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız."
Oraya girip kalın! İster sabredin, isterse sabretmeyin, sizin için aynıdır. Size sadece yaptıklarınızın karşılığı verilecektir dipnot 1 !"
Kızarın orada! Dayansanız da dayanmasanız da fark etmez. Size çektirilen sadece yaptığınızın cezasıdır."
Girin oraya! İster sabredin, ister sabretmeyin, sizin için birdir, eşittir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.
Girin oraya! İster sabredin, ister sabretmeyin, sizin için birdir, eşittir. Ancak yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
"Dalın ona! Artık ister sabredin ister sabretmeyin. Sizin için hepsi birdir. Siz ancak yapıp ettiğiniz şeylerin karşılığıyla yüzyüze geleceksiniz."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.