Diyanet İşleri
"Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."
Tûr suresi
Tûr suresi, 16. ayet. ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
iṣlevhâ faṣbirû ev lâ taṣbirû. sevâün `aleyküm. innemâ tüczevne mâ küntüm ta`melûn.
"Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yemin; azabın gerçekleşmesi ve cehennem Tûr 1–16 3
(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.
"Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"
"Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."
(17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
(19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
16. “Girin o ateşin içine!” Sizi çepeçevre kuşatacak, bütün bedenlerinizi kapsayacak ve acısı kalplerinize kadar tırmanacak olan o ateşe girin.
"Artık ister sabredin, ister etmeyin; sizin için birdir.” Ateşte tahammül etmenizin size faydası olmayacağı gibi azapta ortak olmanızın da bir faydası olmayacaktır. Hiçbir şekilde azabınız hafifletilmeyecektir. Bu, sabretmek sureti ile meşakkati hafifleyecek ve şiddeti azalacak bir şey değildir. Onlara bu ağır cezanın verilmesi, onların kötü amelleri ve pis işlerinden dolayıdır. Bundan dolayı Yüce Allah: “Siz ancak yaptıklarınızın cezasını çekiyorsunuz.” buyurmaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu ateşin sıcaklığını ve acısını tadın. Onun sıcaklığına ister sabredin ister sabretmeyin; sizin için birdir. Bugün sabretseniz de sabretmeseniz de dünyada işlemiş olduğunuz küfür ve günahların karşılığına çarptırılacaksınız.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sabretmiş olmaları sebebiyle, bugün ben onları mükafatlandırdım. Şüphesiz onlar başarıya erenlerin ta kendileridir.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.
Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun,…
Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Girin oraya (ateşe)!' Sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için birdir. Size, sadece yaptıklarınızın karşılığı verilmektedir.
Orayı boylayın! Artık ister sabredin, ister sabretmeyin; size ilişkin (hüküm) değişmez: çünkü siz, sadece yaptıklarınızın cezasını çekmektesiniz."
(İşte şimdi) onu çekin! Ama (ister) sabredin, ister etmeyin, sizin için fark etmez. Siz, yalnızca yapmış olduğunuzun karşılığını görüyorsunuz."
"Yaşayın ateşte! Artık ister sabredin ister sabretmeyin; size fark etmez! Siz yaptıklarınızın sonuçlarını yaşamaktasınız!"
"Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."
Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.
"Oraya girin; artık dirençli olsanız da dirençli olmasanız da sizin için değişmez. Yalnızca yaptıklarınızın karşılığı verilerek cezalandırılacaksınız!"
Oraya girin, artık ona dayanmanız da dayanmamanız da sizin için farketmez. Siz sadece yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.
Orda yanın. İster sabredin, ister sabretmeyin sizin için değişmeyecektir. Yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.
Orda yanın. İster sabredin, ister sabretmeyin sizin için değişmeyecektir. Yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.
Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi sizin için birdir; sadece yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.
Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi bir, hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz
Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.
Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.
Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.
"Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."
Girin oraya! İster dayanın, ister dayanmayın, sizce birdir. Siz ancak yapageldiklerinizin cezasına çarpılıyorsunuz".
Girin oraya. Sabretseniz de, sabretmeseniz de artık birdir. Çünkü siz; ancak yapmakta olduklarınızla cezalandırılıyorsunuz.
(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
Girin oraya! Sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.
"Girin ona, ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Ancak yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız."
Oraya girip kalın! İster sabredin, isterse sabretmeyin, sizin için aynıdır. Size sadece yaptıklarınızın karşılığı verilecektir dipnot 1 !"
Kızarın orada! Dayansanız da dayanmasanız da fark etmez. Size çektirilen sadece yaptığınızın cezasıdır."
Girin oraya! İster sabredin, ister sabretmeyin, sizin için birdir, eşittir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.
Girin oraya! İster sabredin, ister sabretmeyin, sizin için birdir, eşittir. Ancak yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.
"Dalın ona! Artık ister sabredin ister sabretmeyin. Sizin için hepsi birdir. Siz ancak yapıp ettiğiniz şeylerin karşılığıyla yüzyüze geleceksiniz."
Now, you are put to torture by the fire which avenges wrong and punishes crime. And whether you bear it patiently or impatiently, you bear enough wrongs that it serves you right.
Burn in it––it makes no difference whether you bear it patiently or not–– you are only being repaid for what you have done.’
"Burn ye therein: the same is it to you whether ye bear it with patience, or not: Ye but receive the recompense of your (own) deeds."
Go now and burn in it. It is all the same whether you bear it patiently or do not bear it with patience. You are only being recompensed for your deeds."
Roast in it! And bear it patiently or do not bear it patiently. It makes no difference either way. You are simply being repaid for what you did.’
Taste you therein its heat and whether you are patient of it or impatient of it, it is all the same. You are only being requited for what you used to do.
‘Enter it, and whether you are patient or impatient it will be the same for you. You are only being requited for what you used to do.’
`Burn you in it, and whether you show patience or you show (it) not, will be the same to you, (for) you will be requited only for your deeds. '
Roast in it! And bear you patiently, or bear not patiently, equal it is to you; you are only being recompensed for that you were working. '
Burn now. whether you bear it or not, this is your destiny. You are simply being rewarded according to your deeds.
broil ye therein, and be patient thereof or be not patient, it is the same to you: ye are but rewarded for that which ye did do!'
"Enter it, whether you are patient or impatient, it will be the same for you. You are only being requited for what you used to do."
Enter the same to be scorched: Whether ye bear your torments patiently, or impatiently, it will be equal unto you: Ye shall surely receive the reward of that which ye have wrought.
Burn you therein, and whether you bear it patiently or not, it makes no difference; you shall be requited only what you did.
Roast in it! So (endure) patiently (in it) or do not (endure) patiently, equal it is to you! Surely you are only being recompensed for whatever you were doing. "
Endure the heat thereof, and whether ye are patient of it or impatient of it is all one for you. Ye are only being paid for what ye used to do.
Roast in it. Bear it with patience or impatience, it will be the same for you. You will be requited for what you had done."
Endure it [now]! But [whether you] bear yourselves with patience or without patience, it will be the same to you: you are but being requited for what you were wont to do. "
Burn in it! It is the same whether you endure ˹it˺ patiently or not.[1] You are only rewarded for what you used to do."
"Enter it, whether you are patient or impatient, it will be the same for you. You are only being requited for what you used to do."
Suffer the burning. Whether you are patient or impatient, it will be the same for you. This is the just requital for what you did.
[Enter to] burn therein; then be patient or impatient - it is all the same for you. You are only being recompensed [for] what you used to do."
“Burn therein! And be you patient or be you not patient — it is the same for you; you are but being rewarded for what you did.”
Endure the heat herein. It is the same whether you bear it patiently or impatiently. This is only the built-in Requital of what you used to do.
"So you burn in there, it is the same to you whether you can bear it with patience, or not: You only receive the penalty for your (own) deeds. "
Enter it. Now, whether you endure (it) patiently or impatiently, it is all the same for you; you are merely rewarded for what you used to do."
"Enter it, whether you are patient or impatient, it will be the same for you. You are only being requited for what you used to do."