Tûr suresi

Tûr suresi, 11. ayet

Tûr suresi, 11. ayet. فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

feveylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Diyanet İşleri

(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tûr 8–14 · surenin 11. ayeti / 49

Konu Yemin; azabın gerçekleşmesi ve cehennem Tûr 1–16 3

  1. Tûr 8

    Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.

  2. Tûr 9

    O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.

  3. Tûr 10

    Dağlar yürüdükçe yürür.

  4. 11–12

    (11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!

  5. Tûr 13–14

    (13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

11. “Artık vay geldi o gün yalanlayanların haline!” Vay geldi haline (ويل); her türlü ceza, üzüntü, azap ve korkuyu ifade eden kapsamlı bir kelimedir. Daha sonra Yüce Allah, bu feci hali hak eden yalanlayıcıların niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yalanlayanların hüsrana ve helaka uğrayacak olmalarından dolayı vay onların hallerine! Zira Yüce Allah o günde kâfirleri azabı ile tehdit etmiştir.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَوَيْلٌۭ feveylun vay haline
  2. يَوْمَئِذٍۢ yevmeizin o gün kök: يوم
  3. لِّلْمُكَذِّبِينَ lilmukezzibine yalanlayanların kök: كذب

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yalanlayanların o gün vay hâllerine!

Mustafa İslamoğlu

İşte o gün yalanlayanların vay haline!

Muhammed Esed

Vay haline o Gün hakikati yalanlayanların,

Ahmed Hulusi

O süreci yalanlayanların vay haline!

Ali Bulaç

İşte o gün, yalanlayanların vay haline,

Ali Özek ve heyeti

Yalanlayanların vay haline o gün!

Ali Rıza Safa

Yalanlayanların; o gün, artık, vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

Yalanlayanların vay haline o gün!

Edip Yüksel

Yalanlayanların vay haline o gün!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yalanlayanların vay haline o gün!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

vay haline artık o gün o yalan söyleyenlerin

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay artık o gün o yalan diyenlere

Erhan Aktaş

O Gün yalanlayanların vay hallerine.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İzin günü dipnot 1 yalanlayanların vay hallerine.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İzin günü yalanlayanların vay hallerine.

Gültekin Onan

İşte o gün yalanlayanların vay haline.

Hasan Basri Çantay

Vay artık o gün (peygamberleri önce) tekzib edenlere!

İbni Kesir

İşte o gün; yalanlayanların vay haline.

Mehmet Alagaş

(1-16) Tur’a and olsun. İnce deri üzerine satırlanmış / yazılmış kitaba and olsun, imar edilmiş eve and olsun, tavanı yükseltilmişe (Göğe) and olsun, coşturulmuş denize and olsun ki Rabbinin azabı kesinlikle oluşacaktır / vaki olacaktır. Onu engelleyecek / def edecek yoktur, gök o gün çalkalanarak çöker, dağlar bir yürüyüşle yürür, o gün yalanlayanlara yazıklar olsun, onlar daldıkları yerde oynuyorlar, O gün cehennem ateşine çağrıldıkça çağrılırlar, işte bu, sizin yalanlıyor olduğunuz ateştir, sihir mi bu? / büyümü bu? yahut siz mi görmüyorsunuz? Girin oraya sabredin yahut sabretmeyin sizin için eşittir, kesinlikle yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

O gün yalanlayanların vay haline!

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gün yalancılar çok çekecekler.

Şaban Britch

O gün yalanlayanların vay haline!

Şaban Piriş

O gün yalanlayanların vay haline!..

Yaşar Nuri Öztürk

Vay hallerine o gün, yalanlayanların,

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then, denunciated shall be those who denied Allah and rejected the truth and suspected their Messenger of falsehood,

Abdul Haleem

Woe on that Day to those who deny the Truth,

Abdullah Yusuf Ali

Then woe that Day to those that treat (Truth) as Falsehood;-

Abul A'la Maududi

Woe, then, on that Day to those who give the lie (to this Message)

Aisha Bewley

woe that Day to the deniers,

Al-Hilali & Khan

Then woe that Day to the beliers.[1]

Ali Quli Qarai

woe to the deniers on that day

Amatul Rahman Omar

On that day destruction awaits those who cry lies (to the Messengers of God),

Arthur John Arberry

woe that day unto those that cry lies,

Bijan Moeinian

Grief and sorrow on that day to disbelievers who wasted their life by entering into….

E. Henry Palmer

then woe upon that day to those who call (the apostles) liars,

Edip-Layth

Woes on that day to the deniers.

George Sale

And on that day woe be unto those who accused God's apostles of imposture;

Hamid S. Aziz

Then woe on that Day unto the deniers (of the truth),

Mahmoud Ghali

Then woe upon that day to the beliers.

Marmaduke Pickthall

Then woe that day unto the deniers

Mohamed Ahmed - Samira

Will be the day of woe for those

Muhammad Asad

Woe, then, on that Day to all who give the lie to the truth –

Mustafa Khattab

Then woe on that Day to the deniers—

Progressive Muslims

Woe on that Day to the deniers.

Rashad Khalifa

Woe on that day to the disbelievers -

Sahih International

Then woe, that Day, to the deniers,

Sam Gerrans

Woe, that day, to the deniers

Shabbir Ahmed

Ultimately, then, is destruction on that Day for all who belie the Truth.

Syed Vickar Ahamed

Then woe (fear and misery), that Day to those (people) who treat (Truth) as falsehood;

Taqi Usmani

So, woe to those who reject (the true faith),

The Monotheist Group

Woe on that Day to the deniers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tûr suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tûr suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tûr suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩