Diyanet İşleri
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Şûrâ suresi · 51–53. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Şûrâ suresi, 51. ayet. وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحْيًا أَوْ مِن وَرَآئِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِىَ بِإِذْنِهِۦ مَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ عَلِىٌّ حَكِيمٌ
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah bir insana ancak vahiy yoluyla yani (manevi bir) perde arkasından konuşur yani bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. dipnot 1 Şüphesiz ki O çok yücedir, doğru hüküm verendir.
Hiçbir ölümlüyle Allah'ın (yüz yüze) konuşması olacak şey değildir; ancak O ani ve içe tesir eden ilahi bir ilham yoluyla, veya bir perde arkasından, ya da O'nun dilediği şeyi yine O'nun izniyle bildirsin diye bir elçi göndermek suretiyle konuşur: Şüphesiz O aşkın ve yücedir, her hükmünde tam isabet sahibidir.
Allah, insanla, ancak apansız gelen bir ilham aracılığıyla yahut bir perde arkasından (seslenerek,) yahut (vahyedilmesini) dilediği şeyi kendi izniyle vahyeden bir elçi göndermek suretiyle konuşur. O, şüphesiz yücedir, hikmet Sahibidir.
Bir beşer için Allah'ın kendisiyle konuşması mümkün değildir! Ancak vahiy yollu yahut perde arkasından ya da bir Rasul (melek) irsal edip izniyle dilediğini vahyetmesi hariç! Muhakkak ki O, Aliy'dir, Hakiym'dir.
Kendisiyle Allah'ın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir; ancak bir vahy ile yada perde arkasından veya bir elçi gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi (durumu) başka. Gerçekten O, yüce olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah'ın bir insanla karşılıklı konuşması asla olacak şey değildir. Ancak ya vahiy yoluyla, ya da perde arkasından konuşur; yahut da bir elçi gönderir ve izniyle dilediğini vahyeder. O, şüphesiz her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.
Allah, bir insanoğlu ile ancak Tanrısal bildirim yoluyla veya perde arkasından konuşur. Veya bir elçi gönderip, Kendi izniyle, dilediğini ona bildirir. Kuşkusuz, O, Çok Yücedir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 418
Eski Ahit · Eyüp 33:14
Çünkü insan anlamasa da, 2 Tanrı şu ya da bu yolla konuşur. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Allah, bir insanla ancak ilham yoluyla, yahut perde arkasından konuşur, yahut izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi/Cebrail gönderir. Allah yücedir; hikmet sahibidir.
ALLAH bir insanla ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından iletişim kurar yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahiy eder. O, Yücedir, Bilgedir.
ALLAH bir insanla ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından iletişim kurar, yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder. O, Yücedir, Bilgedir.
Bununla beraber hiçbir insan için Allah'ın şu üç suret dışında doğrudan doğruya ona söz söylemesi mümkün değildir; ancak, ya vahiy ile, ya perde arkasından ya da bir elçi gönderir, izniyle ona dilediğini vahyeder. Çünkü O, çok yüksek ve çok hikmet sahibidir.
Bununla beraber hiç bir beşer için kabil değildir ki Allah ona başka suretle kelam söylesin, ancak vahyile veya bir hicab arkasından ve yahud bir Resul gönderip de izniyle ona dilediğini vahyettirmesi müstesna, çünkü o çok yüksek, çok hakimdir
Allah'ın, bir beşer ile konuşması söz konusu değildir. Ancak, vahiy ile veya bir perde arkasından veya bir resul göndererek, izni ile dipnot 1 dilediğini vahyetmesi dışında. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir. dipnot 2
Allah'ın, bir beşer ile konuşması söz konusu değildir. Ancak, vahiy ile veya bir perde arkasından veya bir resul göndererek, izni ile dipnot 1 dilediğini vahyetmesi dışında. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir. dipnot 2
Allah'ın, vahiy yolu ile veya bir perde arkasından veya bir elçi göndererek dipnot 1 izni ile dilediğini vahyetmesi dışında, bir beşer dipnot 1 ile konuşması söz konusu değildir. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Kendisiyle Tanrı'nın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir; ancak bir vahy ile yada perde arkasından veya bir elçi gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi (durumu) başka. Gerçekten O, yüce olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Ya) bir vahy ile, ya bir perde arkasından, yahud bir elçi gönderib de kendi izniyle dileyeceğini vahyetmesi olmadıkça Allahın hiçbir beşere kelam söylemesi (vaaki) olmamışdır. Şübhesiz ki O, çok yücedir, mutlak bir hukum ve hikmet saahibidir.
Bir beşer için Allah'ın kendisiyle konuşması olacak şey değildir. Meğer ki bir vahy ile veya perde arkasından, yahut bir elçi gönderip de izni ile dilediğini vahyetsin. Muhakkak ki O; Aliyy'dir, Hakim'dir.
(48-53) Eğer sırt çevirirlerse seni onlara korumakla / muhafız olmakla göndermedik , senin üzerine düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğ etmektir, muhakkak ki insana, bizden bir rahmet tattırırsak, onunla rahatlar / ferahlar, eğer, elleriyle takdim ettikleri nedeniyle kötülük isabet olursa da insan, kesinlikle yok sayar / örtbas eder. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) Allah’ındır, istediğini yaratır, istediğine dişiler hibe eder, istediğine de erkekler hibe eder veya erkekli dişili onları ikiz yapar, istediğini de kısır bırakır, muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir / iktidar sahibidir. Allah’ın bir insanla konuşması ancak vahiy ile olur yahut bir perde arkasından veya Resul göndererek istediği şeyi izniyle ona vahyederek olur, muhakkak ki O, bilendir ve hüküm verendir. İşte bu şekilde emrimizden bir Ruh ile (Ruh ta bir Resul, Resule vahyeden bir başka Resul) sana vahyediyoruz. Sen Kitap’ı iman etmeyi bilen / idrakinde olan biri değildin ve fakat onu bir nur yaptık kullarımızdan istediğimizi onunla yönlendiriyoruz, sen de istikameti olan o doğru yola iletiyorsun, Yolu olan Allah, öyledir ki, semalar da ve arzda ne varsa O’nundur , Dikkat edin! İşler Allah’a tekrardan döner /rücu eder. (Bumerang etkisi)
Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O; çok üstündür, Hakîm'dir.
Allah bir insanla (karşılıklı) konuşmaz. Ancak vahiyle (kulunun kalbine dilediği düşünceyi doğurarak), yahut perde arkasından konuşur; yahut izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi gönderir. O, yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah, bir insanla sadece vahiy (ilham) yoluyla dipnot 1 veya perde arkasından dipnot 2 konuşur. Ya da bir (meleği) elçi gönderir, o da Allah'ın gerekli gördüğünü Allah'ın izniyle o insana vahyeder dipnot 3 . O, pek yüce olan ve daima doğru hükümler verendir.
Allah, bir insanla ilham yoluyla dipnot 1 , perde arkasından dipnot 2 veya tercih ettiği şeyi kendi izniyle içine fısıldasın diye elçi gönderme dışında bir yolla konuşmaz dipnot 3 . Yüce olan ve doğru kararlar veren O'dur.
Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O, çok üstündür, Hakim'dir.
Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O, çok yüce ve hakimdir.
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O'dur; hüküm ve hikmet sahibi O'dur.
Şûrâ suresi, 52. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِى مَا ٱلْكِتَٰبُ وَلَا ٱلْإِيمَٰنُ وَلَٰكِن جَعَلْنَٰهُ نُورًا نَّهْدِى بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
(52-53) İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah'a döner.
İşte böylece sana da emrimizden bir rûh (Kur'an'ı) dipnot 1 vahyettik. Sen o Kitabı ve (esasları belirlenmiş) o imanı bilmezdin. dipnot 2 Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi (layık olanı) kendisiyle doğru yola ulaştırdığımız bir nûr dipnot 3 (ışık) kıldık. Şüphesiz ki sen doğru yolu göstermektesin:
Ve (ey Nebi,) işte sana da kendi emrimizden hayat bahşeden bir mesaj vahyettik; sen daha önce kitap nedir iman nedir bilmezdin: Fakat şimdi onu bir nur kıldık ki, kullarımızdan dilediklerimizi onunla doğru yola yöneltelim. Ve şüphe yok ki sen de insanları dosdoğru bir yola yöneltmektesin;
İşte sana da (ey Muhammed,) kendi buyruğumuz altında hayat veren bir mesaj vahyettik. (Bu mesaj sana gelmeden önce,) sen vahiy nedir, iman (nedir) bilmezdin ama (şimdi) bu (mesajı) bir ışık yaptık ki onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola ulaştıralım; şüphesiz sen de (insanları onunla) doğru yola ulaştıracaksın.
Böylece sana hükmümüzden ruh (Esma manalarını şuurunda hissetmeyi) vahyettik. . . Sen, Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi nedir, iman neyedir bilmezdin! Ne var ki, biz Onu (ruhu), kendisiyle hakikate erdirdiğimiz nur (ilim) olarak meydana getirdik, kullarımızdan dilediğimize! Muhakkak ki sen de kesinlikle hakikate (sırat-ı müstakime) yönlendirirsin!
Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip iletiyorsun.
İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.
Ve işte böylece, sana, Kendi buyruğumuzdan bir Ruh bildirdik. dipnot 419 Kitap nedir, inanç nedir; sen bilmezdin. Fakat Onu, kullarımızdan dilediğimizi, Onunla doğru yola eriştireceğimiz bir aydınlık yaptık. Çünkü aslında, sen, kesinlikle doğru yola eriştiriyorsun.
İşte sana da böyle, emrimizden bir ruh/can vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz Kur'an'ı, kullarımızdan dilediğimizi doğru yola ilettiğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz sen doğru yola götürüyorsun.
Biz böylece sana katımızdan bir ruh vahiy ettik. Sen kitap nedir gerçeği onaylama nedir bilmezdin. Ancak onu, dilediğimiz kulları doğruya ulaştıran bir ışık kıldık. Sen elbette doğru yola kılavuzluk ediyorsun. dipnot 1
Biz böylece sana katımızdan bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir iman nedir bilmezdin. Ancak onu, dilediğimiz kulları doğruya ulaştıran bir ışık kıldık. Sen elbette doğru yola kılavuzluk ediyorsun.
Ve işte sana da böylece emrimizden bir ruh vahyettirdik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ama Biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidayet vereceğiz. Ve emin ol sen de (insanları) doğru bir yola çağırıyorsun.
Ve işte sana böyle emrimizden bir ruh vahyettirdik, sen kitab nedir? İyman nedir? Bilmiyordun ve lakin biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidayet vereceğiz ve emin ol sen her halde doğru bir yola çağırıyorsun.
İşte böylece sana buyruğumuzdan dipnot 1 bir ruh dipnot 2 vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat onu, kullarımızdan dilediğimiz kimseyi doğru yola ileteceğimiz bir ışık yaptık. Kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
İşte böylece sana buyruğumuzdan dipnot 1 bir ruh dipnot 2 vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat onu, kullarımızdan dilediğimiz kimseyi dipnot 3 doğru yola ileteceğimiz bir ışık yaptık. Kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
İşte böylece sana buyruğumuzdan bir ruh dipnot 1 vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat onu, kullarımızdan dileyen kimseyi dipnot 2 doğru yola ileteceğimiz bir ışık yaptık. Kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
Böylece sana buyruğumuzdan bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, inanç nedir bilmiyordun. Ancak biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip iletiyorsun.
İşte biz, sana da (Habibim) böylece emrimizden bir ruuh vahyetdik. Halbuki (vahiyden evvel) kitab nedir, iman nedir, sen bilmezdin. Fakat biz onu bir nuur yapdık. Bununla kullarımızdan kimi dilersek ona hidayet ederiz. Şübhesiz ki sen herhalde doğru bir yolun rehberliğini yapıyorsun.
İşte böylece Biz; sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitab nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat Biz; onu, kullarımızdan dilediğimizi hidayete eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin.
(48-53) Eğer sırt çevirirlerse seni onlara korumakla / muhafız olmakla göndermedik , senin üzerine düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğ etmektir, muhakkak ki insana, bizden bir rahmet tattırırsak, onunla rahatlar / ferahlar, eğer, elleriyle takdim ettikleri nedeniyle kötülük isabet olursa da insan, kesinlikle yok sayar / örtbas eder. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) Allah’ındır, istediğini yaratır, istediğine dişiler hibe eder, istediğine de erkekler hibe eder veya erkekli dişili onları ikiz yapar, istediğini de kısır bırakır, muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir / iktidar sahibidir. Allah’ın bir insanla konuşması ancak vahiy ile olur yahut bir perde arkasından veya Resul göndererek istediği şeyi izniyle ona vahyederek olur, muhakkak ki O, bilendir ve hüküm verendir. İşte bu şekilde emrimizden bir Ruh ile (Ruh ta bir Resul, Resule vahyeden bir başka Resul) sana vahyediyoruz. Sen Kitap’ı iman etmeyi bilen / idrakinde olan biri değildin ve fakat onu bir nur yaptık kullarımızdan istediğimizi onunla yönlendiriyoruz, sen de istikameti olan o doğru yola iletiyorsun, Yolu olan Allah, öyledir ki, semalar da ve arzda ne varsa O’nundur , Dikkat edin! İşler Allah’a tekrardan döner /rücu eder. (Bumerang etkisi)
İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruhu/Kur'an'ı vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin.
İşte sana da böyle emrimizden bir ruh (gönüllere can veren bir söz) vahyettik. Sen Kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, doğru yola ilettiğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz sen, doğru yola götürüyorsun:
İşte sana da bu şekilde (elçi göndererek), kendi işimiz olan ruhu (Kur'an'ı dipnot 1 ) vahyettik. Yoksa sen böyle bir Kitab'ı ve böyle bir inancı bilemezdin dipnot 2 . Ama onu bir nur yaptık, kullarımızdan tercih ettiklerimizi dipnot 3 onunla yola getiririz dipnot 4 . Sen elbette (Kur'an ile dipnot 5 ) doğru yolu gösterirsin dipnot 6 .
Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18
‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Eski Ahit · Mezmurlar 84:6
Baka Vadisinden geçerken, 2 Pınar başına çevirirler orayı, 2 İlk yağmurlar orayı berekete boğar. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Matta 21:42
İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılarda şu sözleri hiç okumadınız mı? ‹Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rabbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!› Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
İşte sana da bu yolla emrimiz olan ruhu vahyettik. Yoksa sen bu Kitab'ın ve bu imanın ne olduğunu bilmezdin. Ama onu bir nur yaptık, düzenimize uyduğunu gördüğümüz kullarımızı onunla yola getiririz. Elbette sen doğru yolu gösterirsin.
İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruhu/Kur'an'ı vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. en, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin.
İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruhu/özü vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat, onu kullarımızdan dilediğimize onunla yol gösterelim diye bir nur/aydınlatıcı kıldık. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yola yöneliyorsun
İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.
Şûrâ suresi, 53. ayet. صِرَٰطِ ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ أَلَآ إِلَى ٱللَّهِ تَصِيرُ ٱلْأُمُورُ
(52-53) İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah'a döner.
Yani göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah'ın yolunu. Dikkat edin! Bütün işler yalnızca Allah'a döner.
göklerde ve yerdeki her şeyin asli sahibi olan Allah'ın yoluna... Bakın: Her iş döner dolaşır sonunda mutlaka Allah'a varır!
göklerde ve yerdeki her şeyin maliki olan Allah'a götüren yola. Gerçek şu ki, her şeyin başı ve sonu Allah'tadır.
(O) Allah yoluna ki, semalarda ve arzda ne varsa (hepsi) kendisi içindir! Dikkat edin, işler Allah'a döner!
Göklerde ve yerde bulunanların tümü kendisine ait olan Allah'ın yoluna. Haberiniz olsun; işler Allah'a döner.
(O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah’a döner.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyin egemeni olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, tüm işler, Allah'a döner.
Göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi Allah'ın yoluna. İyi bil ki bütün işler, sonunda Allah'a varır.
Göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi ALLAH'ın yoluna... Kesinlikle, tüm işler ALLAH'a döner.
Göklerde ve yerde bulunan herşeyin sahibi ALLAH'ın yoluna... Kesinlikle, tüm işler ALLAH'a döner.
O Allah'ın yoluna ki, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O'nundur. Uyan, bütün işler döner dolaşır Allah'a varır.
O Allahın yoluna ki Göklerde ne var, Yerde ne varsa hep onundur, uyan! bütün işler döner dolaşır Allaha varır
Göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu Allah'ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a döner.
Göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu Allah'ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a döner.
Göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu Allah'ın yoluna. dipnot 1 İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a döner.
Göklerde ve yerde bulunanların tümü kendisine ait olan Tanrı'nın yoluna. Haberiniz olsun, buyruklar Tanrı'ya döner.
(Öyle doğru bir yol ki, o) göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi kendisinin olan Allahın yoludur. Gözünüzü açın: (Bütün) işler ancak Allaha dönüb varır.
Göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu Allah'ın dosdoğru yolunu. İyi bilin ki; bütün işler sonunda Allah'a döner.
(48-53) Eğer sırt çevirirlerse seni onlara korumakla / muhafız olmakla göndermedik , senin üzerine düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğ etmektir, muhakkak ki insana, bizden bir rahmet tattırırsak, onunla rahatlar / ferahlar, eğer, elleriyle takdim ettikleri nedeniyle kötülük isabet olursa da insan, kesinlikle yok sayar / örtbas eder. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) Allah’ındır, istediğini yaratır, istediğine dişiler hibe eder, istediğine de erkekler hibe eder veya erkekli dişili onları ikiz yapar, istediğini de kısır bırakır, muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir / iktidar sahibidir. Allah’ın bir insanla konuşması ancak vahiy ile olur yahut bir perde arkasından veya Resul göndererek istediği şeyi izniyle ona vahyederek olur, muhakkak ki O, bilendir ve hüküm verendir. İşte bu şekilde emrimizden bir Ruh ile (Ruh ta bir Resul, Resule vahyeden bir başka Resul) sana vahyediyoruz. Sen Kitap’ı iman etmeyi bilen / idrakinde olan biri değildin ve fakat onu bir nur yaptık kullarımızdan istediğimizi onunla yönlendiriyoruz, sen de istikameti olan o doğru yola iletiyorsun, Yolu olan Allah, öyledir ki, semalar da ve arzda ne varsa O’nundur , Dikkat edin! İşler Allah’a tekrardan döner /rücu eder. (Bumerang etkisi)
Göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.
Göklerde ve yerde bulunan herşeyin sahibi Allah'ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a varır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsinin sahibi olan Allah'ın yolunu dipnot 1 . Bilin ki bütün işler sonunda Allah'a varır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin Sahibi olan Allah'ın yolunu gösterirsin. Bilin ki işler, döner dolaşır Allah'a ulaşır.
Göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna... İyi bilin Allah’a döner ki bütün işler!
Göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna... İyi bilin ki, Allah'a döner bütün işler!
Göklerde ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoludur o. Gözünüzü açın, bütün iş ve oluşlar Allah'a varır!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.