Şûrâ suresi · 51–53. ayetler

Vahyin üç yolu ve dosdoğru yol

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Şûrâ suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 51. ayet. وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحْيًا أَوْ مِن وَرَآئِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِىَ بِإِذْنِهِۦ مَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ عَلِىٌّ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Allah bir insana ancak vahiy yoluyla yani (manevi bir) perde arkasından konuşur yani bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. dipnot 1 Şüphesiz ki O çok yücedir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Genel kabüle göre ayet şöyle tercüme edilmektedir: "Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Ya da bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder." Ayette [mâ] ve [illâ] edatları kullanıldığından burada "vurgulu" bir anlam kastedilmiştir. Vurgulu bir ifade varsa metinde seçenekler değil, özel bir hakikatin gerçekleşme şekli üzerinde duruluyor demektir. Ayette yer alan [fe yûhıye] ifadesi daha önce geçen [vahyen] kelimesini açıklar durum arz etmektedir. Yani ayetteki mesaj şu şekilde anlaşılabilir: İlâhi kudret vahyederken bu olay manevi bir perde arkasından gerçekleşerek vahiy elçi meleğe ulaştırılmakta, o da ilahi bildirimleri muhataplarına iletmiş olmaktadır. Bağlaçlara "yani" yerine "veya" anlamı verilen geleneksel kabule göre farklılık arz eden yaklaşımımızın gözardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Yüce Allah her konuda olduğu gibi bu konuda da gerçeği bilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiçbir ölümlüyle Allah'ın (yüz yüze) konuşması olacak şey değildir; ancak O ani ve içe tesir eden ilahi bir ilham yoluyla, veya bir perde arkasından, ya da O'nun dilediği şeyi yine O'nun izniyle bildirsin diye bir elçi göndermek suretiyle konuşur: Şüphesiz O aşkın ve yücedir, her hükmünde tam isabet sahibidir.

    Muhammed Esed

    Allah, insanla, ancak apansız gelen bir ilham aracılığıyla yahut bir perde arkasından (seslenerek,) yahut (vahyedilmesini) dilediği şeyi kendi izniyle vahyeden bir elçi göndermek suretiyle konuşur. O, şüphesiz yücedir, hikmet Sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Bir beşer için Allah'ın kendisiyle konuşması mümkün değildir! Ancak vahiy yollu yahut perde arkasından ya da bir Rasul (melek) irsal edip izniyle dilediğini vahyetmesi hariç! Muhakkak ki O, Aliy'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Kendisiyle Allah'ın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir; ancak bir vahy ile yada perde arkasından veya bir elçi gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi (durumu) başka. Gerçekten O, yüce olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın bir insanla karşılıklı konuşması asla olacak şey değildir. Ancak ya vahiy yoluyla, ya da perde arkasından konuşur; yahut da bir elçi gönderir ve izniyle dilediğini vahyeder. O, şüphesiz her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, bir insanoğlu ile ancak Tanrısal bildirim yoluyla veya perde arkasından konuşur. Veya bir elçi gönderip, Kendi izniyle, dilediğini ona bildirir. Kuşkusuz, O, Çok Yücedir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 418

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 418
      Allah'ın, insanlarla konuşması, Zebur,
      Eyüp 33:14-16 — Eski Ahit, Eyüp; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Eyüp 33:14

      Çünkü insan anlamasa da, 2 Tanrı şu ya da bu yolla konuşur.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İnsan anlamasa da Tanrı, şu ya da bu yolla konuşur. Rüyada, geceleyin görümde, insanları ağır uyku basınca, yatakta yatarlarken; kulaklarına konuşur."

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, bir insanla ancak ilham yoluyla, yahut perde arkasından konuşur, yahut izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi/Cebrail gönderir. Allah yücedir; hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    ALLAH bir insanla ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından iletişim kurar yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahiy eder. O, Yücedir, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH bir insanla ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından iletişim kurar, yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder. O, Yücedir, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber hiçbir insan için Allah'ın şu üç suret dışında doğrudan doğruya ona söz söylemesi mümkün değildir; ancak, ya vahiy ile, ya perde arkasından ya da bir elçi gönderir, izniyle ona dilediğini vahyeder. Çünkü O, çok yüksek ve çok hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bununla beraber hiç bir beşer için kabil değildir ki Allah ona başka suretle kelam söylesin, ancak vahyile veya bir hicab arkasından ve yahud bir Resul gönderip de izniyle ona dilediğini vahyettirmesi müstesna, çünkü o çok yüksek, çok hakimdir

    Erhan Aktaş

    Allah'ın, bir beşer ile konuşması söz konusu değildir. Ancak, vahiy ile veya bir perde arkasından veya bir resul göndererek, izni ile dipnot 1 dilediğini vahyetmesi dışında. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre," Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete; Allah, bir beşerle, "vahiy yolu ile", "perde arkasından" ve "elçi göndererek" olmak üzere üç ayrı şekilde konuştuğu bildirilmektedir. Diğer bir ifade ile Nebi Resullerine olduğu gibi doğrudan vahyederek, kimileri ile perde (niteliği bizce bilinmeyen) gerisinden ve kimilerine de Lut ve Meryem örnekliğinde olduğu gibi elçi göndererek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın, bir beşer ile konuşması söz konusu değildir. Ancak, vahiy ile veya bir perde arkasından veya bir resul göndererek, izni ile dipnot 1 dilediğini vahyetmesi dışında. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete; Allah'ın bir beşere, "vahiy yolu ile", "perde arkasından" ve "elçi göndererek" olmak üzere üç ayrı şekilde vahyi ilettiği şeklinde anlam verilebileceği gibi; vahyin tek yolla, o da: "Vahiy yolu ile; yani perde gerisinden, yani resul göndererek." şeklinde anlam vermek te mümkündür. Buna göre ayette, vahyedilme çeşitleri değil, vahyedilme biçimi anlatılmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın, vahiy yolu ile veya bir perde arkasından veya bir elçi göndererek dipnot 1 izni ile dilediğini vahyetmesi dışında, bir beşer dipnot 1 ile konuşması söz konusu değildir. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete; Allah'ın insanla, "vahyederek", "perde arkasından" ve "elçi göndererek" olmak üzere üç şekilde vahyi ilettiği şeklinde anlam verilebileceği gibi; vahyin tek yolla, o da: " Vahyederek; yani perde gerisinden, yani elçi göndererek." şeklinde anlam vermek te mümkündür. Ayette, vahyedilme yolları değil, vahyedilme biçimi anlatılmaktadır.

    Gültekin Onan

    Kendisiyle Tanrı'nın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir; ancak bir vahy ile yada perde arkasından veya bir elçi gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi (durumu) başka. Gerçekten O, yüce olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    (Ya) bir vahy ile, ya bir perde arkasından, yahud bir elçi gönderib de kendi izniyle dileyeceğini vahyetmesi olmadıkça Allahın hiçbir beşere kelam söylemesi (vaaki) olmamışdır. Şübhesiz ki O, çok yücedir, mutlak bir hukum ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Bir beşer için Allah'ın kendisiyle konuşması olacak şey değildir. Meğer ki bir vahy ile veya perde arkasından, yahut bir elçi gönderip de izni ile dilediğini vahyetsin. Muhakkak ki O; Aliyy'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (48-53) Eğer sırt çevirirlerse seni onlara korumakla / muhafız olmakla göndermedik , senin üzerine düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğ etmektir, muhakkak ki insana, bizden bir rahmet tattırırsak, onunla rahatlar / ferahlar, eğer, elleriyle takdim ettikleri nedeniyle kötülük isabet olursa da insan, kesinlikle yok sayar / örtbas eder. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) Allah’ındır, istediğini yaratır, istediğine dişiler hibe eder, istediğine de erkekler hibe eder veya erkekli dişili onları ikiz yapar, istediğini de kısır bırakır, muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir / iktidar sahibidir. Allah’ın bir insanla konuşması ancak vahiy ile olur yahut bir perde arkasından veya Resul göndererek istediği şeyi izniyle ona vahyederek olur, muhakkak ki O, bilendir ve hüküm verendir. İşte bu şekilde emrimizden bir Ruh ile (Ruh ta bir Resul, Resule vahyeden bir başka Resul) sana vahyediyoruz. Sen Kitap’ı iman etmeyi bilen / idrakinde olan biri değildin ve fakat onu bir nur yaptık kullarımızdan istediğimizi onunla yönlendiriyoruz, sen de istikameti olan o doğru yola iletiyorsun, Yolu olan Allah, öyledir ki, semalar da ve arzda ne varsa O’nundur , Dikkat edin! İşler Allah’a tekrardan döner /rücu eder. (Bumerang etkisi)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O; çok üstündür, Hakîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Allah bir insanla (karşılıklı) konuşmaz. Ancak vahiyle (kulunun kalbine dilediği düşünceyi doğurarak), yahut perde arkasından konuşur; yahut izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi gönderir. O, yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, bir insanla sadece vahiy (ilham) yoluyla dipnot 1 veya perde arkasından dipnot 2 konuşur. Ya da bir (meleği) elçi gönderir, o da Allah'ın gerekli gördüğünü Allah'ın izniyle o insana vahyeder dipnot 3 . O, pek yüce olan ve daima doğru hükümler verendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy; sözlükte işaret dili, fısıldama, rumuz, yazı veya ima ile konuşma anlamlarına gelir (Müfredat). Allah'ın göklere ve yere bildirdiği emirler (Fussilet 41/12, Zilzal 99/4-5), arıya bildirilen emirler (Nahl 16/68), Musa'nın (a.s.) annesine ilham edilen emir (Taha 20/38-39, Kasas 28/7-9), İsa'nın (a.s.) havarilerine verilen emir (Maide 5/111), Zekeriya'nın (a.s.) halkıyla işaret dilinde konuşması (Meryem 19/11) ve şeytanların fısıldaması (En'am 6/112, 121) Kur'an-ı Kerim'de "vahiy" olarak isimlendirilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Teala'nın perde arkasından yaptığı vahyin örnekleri, Musa'ya (a.s.) Tur dağı civarında ağaç arkasından seslenmesi (Kasas 28/30) ve kullarına rüyada bazı şeyleri bildirmesidir (Yusuf 12/4-5, 43-49; Saffat 37/102, Fetih 48/27). Ayrıca Allah, her kişinin içine, günahlarını ve yanlıştan korunduğunu da bildirir. O bunu ilham olarak nitelemiştir (Şems 91/8-10). Nitekim vezirin eşi, Yusuf aleyhisselam ile birlikte olmak istediğinde Allah onu, bu şekilde uyarmıştı (Yusuf 12/24).
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın melekler aracılığıyla ilettiği vahiy iki çeşittir. Bunlardan birincisi yalnızca o kişileri, diğeri ise tüm insanları ilgilendirir. Birincisi, Allah'ın, -nebi olsun olmasın- insanlara bir meleği insan görünümünde göndererek yaptığı vahiydir. Meryem anamıza da böyle bir vahiy gelmiştir (Al-i İmran 3/45, Hud 11/69, 81; Hicr 15/51-66; Kehf 18/65-82, Meryem 19/16-21, Zariyat 51/24-37). Meleklerle gönderilen vahyin diğer çeşidi de tüm insanlara tebliğ edilmek üzere nebi olan resullere indirilen vahiydir. (Bakara 2/97, Şuara 26/192-194, Necm 53/5-10, Hakka 69/40, Tekvir 81/19-21). Bu esnada Allah öyle bir ortam oluşturur ki resuller, bu vahyin Allah'tan geldiğini kesin olarak anlarlar (Cin 72/26-28).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, bir insanla ilham yoluyla dipnot 1 , perde arkasından dipnot 2 veya tercih ettiği şeyi kendi izniyle içine fısıldasın diye elçi gönderme dışında bir yolla konuşmaz dipnot 3 . Yüce olan ve doğru kararlar veren O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu Allah'ın her insana yaptığının iyi veya kötü olduğunu ilham etmesidir. (Bkz. Şems 91/8)
    2. metne dön, dipnot 2
      Musa (a.s.) ‘a Tur dağı civarından ağaç arkasından Allah tealanın seslenmesi gibi (Bkz. Kasas 28/30)
    3. metne dön, dipnot 3
      "Allah gizli bilgilerini sizinle paylaşmaz. Onun için uygun gördüğü bir elçisini seçer. Siz, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenin. Eğer inanıp güvenir ve kendinizi korursanız büyük bir ödülü hak edersiniz." (Al-i İmran 3/179)

    Şaban Britch

    Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O, çok üstündür, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O, çok yüce ve hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O'dur; hüküm ve hikmet sahibi O'dur.

  2. Şûrâ suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 52. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِى مَا ٱلْكِتَٰبُ وَلَا ٱلْإِيمَٰنُ وَلَٰكِن جَعَلْنَٰهُ نُورًا نَّهْدِى بِهِۦ مَن نَّشَآءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِىٓ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (52-53) İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah'a döner.

    Mehmet Okuyan

    İşte böylece sana da emrimizden bir rûh (Kur'an'ı) dipnot 1 vahyettik. Sen o Kitabı ve (esasları belirlenmiş) o imanı bilmezdin. dipnot 2 Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi (layık olanı) kendisiyle doğru yola ulaştırdığımız bir nûr dipnot 3 (ışık) kıldık. Şüphesiz ki sen doğru yolu göstermektesin:

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nahl 16:2; Mü'min 40:15; Mücâdele 58:22; Kadir 97:4.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada Hz. Muhammed'in peygamberlik öncesi dönemde ilahî vahiy anlamında "[el-Kitab]" ve kurumsal bir sistem olarak da dört başı mamur bir "iman" bilgisine sahip olmadığı ortaya konulmaktadır. Bu arada Hz. Muhammed'in, Hz. İbrahim'den kalma sözlü kültür anlamında bir [muvahhid] yani Yüce Allah'ı tek ilah bilen bir anlayışın sahibi olduğu, hiçbir zaman putlara tapmadığı da bilinmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kur'an'ın bir isminin [nûr] oluşuyla ilgili mesajlar: Nisâ 4:174; A‘râf 7:157; Tevbe 9:32; Hacc 22:8; Nûr 24:35; Lokmân 31:20; Şûrâ 42:52; Saff 61:8; Teğâbun 64:8.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (ey Nebi,) işte sana da kendi emrimizden hayat bahşeden bir mesaj vahyettik; sen daha önce kitap nedir iman nedir bilmezdin: Fakat şimdi onu bir nur kıldık ki, kullarımızdan dilediklerimizi onunla doğru yola yöneltelim. Ve şüphe yok ki sen de insanları dosdoğru bir yola yöneltmektesin;

    Muhammed Esed

    İşte sana da (ey Muhammed,) kendi buyruğumuz altında hayat veren bir mesaj vahyettik. (Bu mesaj sana gelmeden önce,) sen vahiy nedir, iman (nedir) bilmezdin ama (şimdi) bu (mesajı) bir ışık yaptık ki onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola ulaştıralım; şüphesiz sen de (insanları onunla) doğru yola ulaştıracaksın.

    Ahmed Hulusi

    Böylece sana hükmümüzden ruh (Esma manalarını şuurunda hissetmeyi) vahyettik. . . Sen, Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi nedir, iman neyedir bilmezdin! Ne var ki, biz Onu (ruhu), kendisiyle hakikate erdirdiğimiz nur (ilim) olarak meydana getirdik, kullarımızdan dilediğimize! Muhakkak ki sen de kesinlikle hakikate (sırat-ı müstakime) yönlendirirsin!

    Ali Bulaç

    Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip iletiyorsun.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte böylece, sana, Kendi buyruğumuzdan bir Ruh bildirdik. dipnot 419 Kitap nedir, inanç nedir; sen bilmezdin. Fakat Onu, kullarımızdan dilediğimizi, Onunla doğru yola eriştireceğimiz bir aydınlık yaptık. Çünkü aslında, sen, kesinlikle doğru yola eriştiriyorsun.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 419
      "Ruh bildirdik." olarak yazdığımız "Evhayna ileyke ruhan" tümcesi, Kur'an çevirilerinde, "Kalpleri dirilten bir kitap vahyettik." veya "Kalplere canlılık veren bir kitap vahyettik." veya "Yaşam veren bir mesaj vahyettik." veya "Cibril'i gönderdik." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte sana da böyle, emrimizden bir ruh/can vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz Kur'an'ı, kullarımızdan dilediğimizi doğru yola ilettiğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz sen doğru yola götürüyorsun.

    Edip Yüksel

    Biz böylece sana katımızdan bir ruh vahiy ettik. Sen kitap nedir gerçeği onaylama nedir bilmezdin. Ancak onu, dilediğimiz kulları doğruya ulaştıran bir ışık kıldık. Sen elbette doğru yola kılavuzluk ediyorsun. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 17:85; 15:29. * Muhammed peygamber dahil hiçbir insan kimseye kurtuluş için kılavuzluk edemez (28:56) ancak, her mümin Tanrı tarafından belirlenen "doğru yola" kılavuzluk edebilir. Bir başka deyişle, dini ve hidayeti belirleyen Tanrı olup, bize düşen onun tebliğidir. Muhammed peygamberi ayrı bir hidayet kaynağı haline getirmek şirktir. Bak 6:112-114; 39:11.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz böylece sana katımızdan bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir iman nedir bilmezdin. Ancak onu, dilediğimiz kulları doğruya ulaştıran bir ışık kıldık. Sen elbette doğru yola kılavuzluk ediyorsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve işte sana da böylece emrimizden bir ruh vahyettirdik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ama Biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidayet vereceğiz. Ve emin ol sen de (insanları) doğru bir yola çağırıyorsun.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve işte sana böyle emrimizden bir ruh vahyettirdik, sen kitab nedir? İyman nedir? Bilmiyordun ve lakin biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidayet vereceğiz ve emin ol sen her halde doğru bir yola çağırıyorsun.

    Erhan Aktaş

    İşte böylece sana buyruğumuzdan dipnot 1 bir ruh dipnot 2 vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat onu, kullarımızdan dilediğimiz kimseyi doğru yola ileteceğimiz bir ışık yaptık. Kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Veya işimizden.
    2. metne dön, dipnot 2
      Vahiy. Ruh; insanı yaşatan "can", "vahiy" ve "vahyin kaynağı" demektir. Kur'an, ruh kelimesini "vahiy" anlamında da kullanmaktadır. Zira vahiy, insana ve topluma hayat vermektedir, insana ve topluma düzen vererek onları canlı ve diri tutmaktadır; onlara en doğru yaşamın yolunu göstermektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte böylece sana buyruğumuzdan dipnot 1 bir ruh dipnot 2 vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat onu, kullarımızdan dilediğimiz kimseyi dipnot 3 doğru yola ileteceğimiz bir ışık yaptık. Kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Veya işimizden.
    2. metne dön, dipnot 2
      Vahiy. Allah'tan gelen bilgi. Ruh sözcüğü, "can", "vücuda hayat veren cevher" anlamının yanı sıra; "insana ve toplumlara düzen vererek onları canlı, diri ve sağlıklı kılan vahiy" anlamında da gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Dilediğimize resullük vererek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte böylece sana buyruğumuzdan bir ruh dipnot 1 vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat onu, kullarımızdan dileyen kimseyi dipnot 2 doğru yola ileteceğimiz bir ışık yaptık. Kuşkusuz sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy. Allah'tan gelen bilgi. Ruh sözcüğü, "can", "vücuda hayat veren cevher" anlamının yanı sıra; "insana ve toplumlara düzen vererek onları canlı, diri ve sağlıklı kılan vahiy" anlamında da gelmektedir. Bu ayetteki ruh sözcüğü, bu anlamda kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Uygun gördüğümüz kimseyi; yani doğru yola iletilme çabasında olanı, bu konuda gereken şeyleri yapanı, doğru yola iletilmeyi hak edeni.

    Gültekin Onan

    Böylece sana buyruğumuzdan bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, inanç nedir bilmiyordun. Ancak biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip iletiyorsun.

    Hasan Basri Çantay

    İşte biz, sana da (Habibim) böylece emrimizden bir ruuh vahyetdik. Halbuki (vahiyden evvel) kitab nedir, iman nedir, sen bilmezdin. Fakat biz onu bir nuur yapdık. Bununla kullarımızdan kimi dilersek ona hidayet ederiz. Şübhesiz ki sen herhalde doğru bir yolun rehberliğini yapıyorsun.

    İbni Kesir

    İşte böylece Biz; sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitab nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat Biz; onu, kullarımızdan dilediğimizi hidayete eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin.

    Mehmet Alagaş

    (48-53) Eğer sırt çevirirlerse seni onlara korumakla / muhafız olmakla göndermedik , senin üzerine düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğ etmektir, muhakkak ki insana, bizden bir rahmet tattırırsak, onunla rahatlar / ferahlar, eğer, elleriyle takdim ettikleri nedeniyle kötülük isabet olursa da insan, kesinlikle yok sayar / örtbas eder. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) Allah’ındır, istediğini yaratır, istediğine dişiler hibe eder, istediğine de erkekler hibe eder veya erkekli dişili onları ikiz yapar, istediğini de kısır bırakır, muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir / iktidar sahibidir. Allah’ın bir insanla konuşması ancak vahiy ile olur yahut bir perde arkasından veya Resul göndererek istediği şeyi izniyle ona vahyederek olur, muhakkak ki O, bilendir ve hüküm verendir. İşte bu şekilde emrimizden bir Ruh ile (Ruh ta bir Resul, Resule vahyeden bir başka Resul) sana vahyediyoruz. Sen Kitap’ı iman etmeyi bilen / idrakinde olan biri değildin ve fakat onu bir nur yaptık kullarımızdan istediğimizi onunla yönlendiriyoruz, sen de istikameti olan o doğru yola iletiyorsun, Yolu olan Allah, öyledir ki, semalar da ve arzda ne varsa O’nundur , Dikkat edin! İşler Allah’a tekrardan döner /rücu eder. (Bumerang etkisi)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruhu/Kur'an'ı vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin.

    Süleyman Ateş

    İşte sana da böyle emrimizden bir ruh (gönüllere can veren bir söz) vahyettik. Sen Kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, doğru yola ilettiğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz sen, doğru yola götürüyorsun:

    Süleymaniye Vakfı

    İşte sana da bu şekilde (elçi göndererek), kendi işimiz olan ruhu (Kur'an'ı dipnot 1 ) vahyettik. Yoksa sen böyle bir Kitab'ı ve böyle bir inancı bilemezdin dipnot 2 . Ama onu bir nur yaptık, kullarımızdan tercih ettiklerimizi dipnot 3 onunla yola getiririz dipnot 4 . Sen elbette (Kur'an ile dipnot 5 ) doğru yolu gösterirsin dipnot 6 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki Ruh, Allah'ın emirlerini içeren ayetler kümesi yani Kur'an'dır (İsra 17/85).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete ve Ankebut 29/48'e göre Muhammed aleyhisselamın, daha önce, ilahi kitap bilgisi yoktu. Kur'an'a göre böyle bir kişi ümmidir (Al-i İmran 3/20, 75). Aynı zamanda kitabı olduğu halde onun içeriğinden habersiz olanlar da ümmidir (Bakara 2/78). Arapçada anasından doğduğu gibi kalıp belli bir konuda bir şey öğrenmemiş kişiye de ümmi denir. Mekke, Ümmü'l-Kura yani yerleşim yerlerinin anası, merkezidir. Yeryüzünde ilk kamu binası orada yapılmıştır (Al-i İmran 3/96). Arap dilinde, Ümmü'l-Kuralı yani Mekkeli olanlara da ümmi denir (Müfredat). O, ümmilerin yani Mekkelilerin içinden çıkarılmış bir elçidir (Cum'a 62/2). İsmail aleyhisselamın soyundan olan (Bakara 2/128-129) Muhammed aleyhisselam, Ümmü'l-Kura ve çevresini uyarsın diye elçi gönderilmiştir (En'am 6/92, Şura 42/7). Son nebinin İsmail aleyhisselamın soyundan geleceği ve Mekke'den çıkacağı Tevrat ve İncil'de yazılıdır (Tevrat /
      Tesniye 18:18 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

      ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,19,
      Mezmurlar 84:6 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 84:6

      Baka Vadisinden geçerken, 2 Pınar başına çevirirler orayı, 2 İlk yağmurlar orayı berekete boğar.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , 118:22-26; İncil /
      Matta 21:42-44 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 21:42

      İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılarda şu sözleri hiç okumadınız mı? ‹Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rabbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!›

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Ümmi kavramı, Muhammed (a.s.) ile ilgili olarak iki ayette geçer, ikisinde de muhataplar Yahudi ve Hıristiyanlardır (A'raf 7/157-158). Bu kavram, Mekkelilerle ilgili olarak da geçer (Al-i İmran 3/75). Ehlikitap açısından, nebimizin Mekkeli olması Kur'an'ın Tevrat'ı ve İncil'i tasdik ettiğinin göstergesidir. Kur'an'ın önceki kitapları tasdik etme özelliği olduğu için Muhammed (a.s.), Mekkeli olmasından dolayı ümmidir. Aksi bir iddia, Kur'an'ın önceki kitapları tasdik etme özelliğine ters düşer.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şae (شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Şura 42/8. ayetin dipnotu.
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5
    6. metne dön, dipnot 6

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte sana da bu yolla emrimiz olan ruhu vahyettik. Yoksa sen bu Kitab'ın ve bu imanın ne olduğunu bilmezdin. Ama onu bir nur yaptık, düzenimize uyduğunu gördüğümüz kullarımızı onunla yola getiririz. Elbette sen doğru yolu gösterirsin.

    Şaban Britch

    İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruhu/Kur'an'ı vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. en, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yolu göstermektesin.

    Şaban Piriş

    İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruhu/özü vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat, onu kullarımızdan dilediğimize onunla yol gösterelim diye bir nur/aydınlatıcı kıldık. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yola yöneliyorsun

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle kılavuzladığımız bir nur yaptık. Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yola kılavuzluk etmektesin.

  3. Şûrâ suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Şûrâ suresi, 53. ayet. صِرَٰطِ ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ أَلَآ إِلَى ٱللَّهِ تَصِيرُ ٱلْأُمُورُ

    Diyanet İşleri

    (52-53) İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah'a döner.

    Mehmet Okuyan

    Yani göklerdekiler ve yerdekiler kendisine ait olan Allah'ın yolunu. Dikkat edin! Bütün işler yalnızca Allah'a döner.

    Mustafa İslamoğlu

    göklerde ve yerdeki her şeyin asli sahibi olan Allah'ın yoluna... Bakın: Her iş döner dolaşır sonunda mutlaka Allah'a varır!

    Muhammed Esed

    göklerde ve yerdeki her şeyin maliki olan Allah'a götüren yola. Gerçek şu ki, her şeyin başı ve sonu Allah'tadır.

    Ahmed Hulusi

    (O) Allah yoluna ki, semalarda ve arzda ne varsa (hepsi) kendisi içindir! Dikkat edin, işler Allah'a döner!

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde bulunanların tümü kendisine ait olan Allah'ın yoluna. Haberiniz olsun; işler Allah'a döner.

    Ali Özek ve heyeti

    (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah’a döner.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde ve yeryüzünde olan her şeyin egemeni olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, tüm işler, Allah'a döner.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi Allah'ın yoluna. İyi bil ki bütün işler, sonunda Allah'a varır.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde bulunan her şeyin sahibi ALLAH'ın yoluna... Kesinlikle, tüm işler ALLAH'a döner.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunan herşeyin sahibi ALLAH'ın yoluna... Kesinlikle, tüm işler ALLAH'a döner.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O Allah'ın yoluna ki, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O'nundur. Uyan, bütün işler döner dolaşır Allah'a varır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Allahın yoluna ki Göklerde ne var, Yerde ne varsa hep onundur, uyan! bütün işler döner dolaşır Allaha varır

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu Allah'ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a döner.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu Allah'ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a döner.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu Allah'ın yoluna. dipnot 1 İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a döner.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kılavuzluk etmektesin.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde bulunanların tümü kendisine ait olan Tanrı'nın yoluna. Haberiniz olsun, buyruklar Tanrı'ya döner.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle doğru bir yol ki, o) göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi kendisinin olan Allahın yoludur. Gözünüzü açın: (Bütün) işler ancak Allaha dönüb varır.

    İbni Kesir

    Göklerde ve yerde olanların kendisine ait olduğu Allah'ın dosdoğru yolunu. İyi bilin ki; bütün işler sonunda Allah'a döner.

    Mehmet Alagaş

    (48-53) Eğer sırt çevirirlerse seni onlara korumakla / muhafız olmakla göndermedik , senin üzerine düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğ etmektir, muhakkak ki insana, bizden bir rahmet tattırırsak, onunla rahatlar / ferahlar, eğer, elleriyle takdim ettikleri nedeniyle kötülük isabet olursa da insan, kesinlikle yok sayar / örtbas eder. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) Allah’ındır, istediğini yaratır, istediğine dişiler hibe eder, istediğine de erkekler hibe eder veya erkekli dişili onları ikiz yapar, istediğini de kısır bırakır, muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir / iktidar sahibidir. Allah’ın bir insanla konuşması ancak vahiy ile olur yahut bir perde arkasından veya Resul göndererek istediği şeyi izniyle ona vahyederek olur, muhakkak ki O, bilendir ve hüküm verendir. İşte bu şekilde emrimizden bir Ruh ile (Ruh ta bir Resul, Resule vahyeden bir başka Resul) sana vahyediyoruz. Sen Kitap’ı iman etmeyi bilen / idrakinde olan biri değildin ve fakat onu bir nur yaptık kullarımızdan istediğimizi onunla yönlendiriyoruz, sen de istikameti olan o doğru yola iletiyorsun, Yolu olan Allah, öyledir ki, semalar da ve arzda ne varsa O’nundur , Dikkat edin! İşler Allah’a tekrardan döner /rücu eder. (Bumerang etkisi)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah’a döner.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde bulunan herşeyin sahibi Allah'ın yoluna. İyi bilin ki bütün işler sonunda Allah'a varır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin Sahibi olan Allah'ın yolunu gösterirsin. Bilin ki işler, döner dolaşır Allah'a ulaşır.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi olan Allah’ın yoluna... İyi bilin Allah’a döner ki bütün işler!

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde olan her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna... İyi bilin ki, Allah'a döner bütün işler!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerde ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoludur o. Gözünüzü açın, bütün iş ve oluşlar Allah'a varır!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.