Diyanet İşleri
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Şûrâ suresi
Şûrâ suresi, 51. ayet. وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ ٱللَّهُ إِلَّا وَحْيًا أَوْ مِن وَرَآئِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولًا فَيُوحِىَ بِإِذْنِهِۦ مَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ عَلِىٌّ حَكِيمٌ
vemâ kâne libeşerin ey yükellimehü-llâhü illâ vaḥyen ev miv verâi ḥicâbin ev yürsile rasûlen feyûḥiye biiẕnihî mâ yeşâ'. innehû `aliyyün ḥakîm.
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin üç yolu ve dosdoğru yol Şûrâ 51–53 3
Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah'ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir.
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla, yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
(52-53) İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan dilediğimizi, kendisiyle doğru yola eriştireceğimiz bir nur yaptık. Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun; göklerdeki ve yerdeki her şeyin sahibi olan Allah'ın yoluna. İyi bilin ki, bütün işler sonunda Allah'a döner.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
51. Allah’ın peygamberlerini yalanlayıp Allah’ı inkâr edenler, kibirlerinden hakka karşı zorbaca tutumlara girip: “Allah bizimle konuşsa yahut bize bir mucize gelse ya!?” (el-Bakara, 2/118) dediklerinden dolayı Yüce Allah, bu âyet-i kerime ile onlara cevap vermekte ve O’nun beşerle konuşmasının, ancak has kullarından olan peygamber ve rasûllerle âlemler arasından seçtiği kişiler ile söz konusu olabileceğini ve bunun da ancak şu şekillerden birisi ile gerçekleşebileceğini haber vermektedir: “ya vahiy yolu ile” yani herhangi bir melek göndermeksizin ve şifahi olarak da bizzat kendisi konuşmaksızın, rasûlün kalbine vahyi bırakması sureti ile “ya da” onunla şifahi olarak konuşmakla birlikte Kelimullah İmran oğlu Mûsâ ile konuşmasında olduğu gibi “bir perde arkasından konuşur.”
“Yahut da” Yüce Allah, Cebrail yahut ondan başka meleklerlerden “bir elçi” melek “gönderip” onun vasıtasıyla ve Allah'ın “izni ile dilediğini” yani melek kendi isteği ile değil, Rabbinin izni ile ve yine Rabbinin dilediğini “vahyeder.”
“Şüphesiz O, çok yücedir” Yüce Allah, hem zatı itibariyle en üsttedir, hem bütün vasıfları üstün ve yücedir, hem de fiilleri pek yüce ve azametlidir. Her şeyi emrinin altına almıştır, bütün yaratıklar da O’na boyun eğmiştir. Bütün mahlukatı ve şeriatleri ile her şeyi yerli yerine koyması bakımından da “sonsuz hikmet sahibidir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'ın bir beşerle karşılıklı konuşması ancak vahiy yoluyla veya başka şekilde olur. (İnsan) O'nu görmeden söylediği sözlerini duyar veya ona Cibril'i elçi olarak gönderir. Cibril Yüce Allah'ın izniyle beşer olan resule Allah'ın kendisine vahyetmesini dilediğini vahyeder. Şüphesiz her noksanlıktan münezzeh olan Allah zatında ve sıfatlarında pek yücedir, üstündür. Hükmünde, takdirinde ve şeriatında hikmet sahibidir.
Aynı kök: حجب (8 geçiş) · Aynı kök: وري (32 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman…
Aynı kök: حجب (8 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap'ta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak…
Aynı kök: وري (32 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz,…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Musa'ya ve kardeşine, "Kavminiz için Mısır'da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın.…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, 'Sizin ilah'ınız ancak bir tek ilahtır" diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı…
Aynı kök: حجب (8 geçiş) · Aynı kök: وري (32 geçiş)
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana…
Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah bir insana ancak vahiy yoluyla yani (manevi bir) perde arkasından konuşur yani bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. dipnot 1 Şüphesiz ki O çok yücedir, doğru hüküm verendir.
Hiçbir ölümlüyle Allah'ın (yüz yüze) konuşması olacak şey değildir; ancak O ani ve içe tesir eden ilahi bir ilham yoluyla, veya bir perde arkasından, ya da O'nun dilediği şeyi yine O'nun izniyle bildirsin diye bir elçi göndermek suretiyle konuşur: Şüphesiz O aşkın ve yücedir, her hükmünde tam isabet sahibidir.
Allah, insanla, ancak apansız gelen bir ilham aracılığıyla yahut bir perde arkasından (seslenerek,) yahut (vahyedilmesini) dilediği şeyi kendi izniyle vahyeden bir elçi göndermek suretiyle konuşur. O, şüphesiz yücedir, hikmet Sahibidir.
Bir beşer için Allah'ın kendisiyle konuşması mümkün değildir! Ancak vahiy yollu yahut perde arkasından ya da bir Rasul (melek) irsal edip izniyle dilediğini vahyetmesi hariç! Muhakkak ki O, Aliy'dir, Hakiym'dir.
Kendisiyle Allah'ın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir; ancak bir vahy ile yada perde arkasından veya bir elçi gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi (durumu) başka. Gerçekten O, yüce olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah'ın bir insanla karşılıklı konuşması asla olacak şey değildir. Ancak ya vahiy yoluyla, ya da perde arkasından konuşur; yahut da bir elçi gönderir ve izniyle dilediğini vahyeder. O, şüphesiz her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.
Allah, bir insanoğlu ile ancak Tanrısal bildirim yoluyla veya perde arkasından konuşur. Veya bir elçi gönderip, Kendi izniyle, dilediğini ona bildirir. Kuşkusuz, O, Çok Yücedir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 418
Eski Ahit · Eyüp 33:14
Çünkü insan anlamasa da, 2 Tanrı şu ya da bu yolla konuşur. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Allah, bir insanla ancak ilham yoluyla, yahut perde arkasından konuşur, yahut izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi/Cebrail gönderir. Allah yücedir; hikmet sahibidir.
ALLAH bir insanla ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından iletişim kurar yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahiy eder. O, Yücedir, Bilgedir.
ALLAH bir insanla ancak vahiy yoluyla veya bir perde arkasından iletişim kurar, yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder. O, Yücedir, Bilgedir.
Bununla beraber hiçbir insan için Allah'ın şu üç suret dışında doğrudan doğruya ona söz söylemesi mümkün değildir; ancak, ya vahiy ile, ya perde arkasından ya da bir elçi gönderir, izniyle ona dilediğini vahyeder. Çünkü O, çok yüksek ve çok hikmet sahibidir.
Bununla beraber hiç bir beşer için kabil değildir ki Allah ona başka suretle kelam söylesin, ancak vahyile veya bir hicab arkasından ve yahud bir Resul gönderip de izniyle ona dilediğini vahyettirmesi müstesna, çünkü o çok yüksek, çok hakimdir
Allah'ın, bir beşer ile konuşması söz konusu değildir. Ancak, vahiy ile veya bir perde arkasından veya bir resul göndererek, izni ile dipnot 1 dilediğini vahyetmesi dışında. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir. dipnot 2
Allah'ın, bir beşer ile konuşması söz konusu değildir. Ancak, vahiy ile veya bir perde arkasından veya bir resul göndererek, izni ile dipnot 1 dilediğini vahyetmesi dışında. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir. dipnot 2
Allah'ın, vahiy yolu ile veya bir perde arkasından veya bir elçi göndererek dipnot 1 izni ile dilediğini vahyetmesi dışında, bir beşer dipnot 1 ile konuşması söz konusu değildir. Kuşkusuz O, Çok Yüce'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Kendisiyle Tanrı'nın konuşması, bir beşer için olacak (şey) değildir; ancak bir vahy ile yada perde arkasından veya bir elçi gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi (durumu) başka. Gerçekten O, yüce olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Ya) bir vahy ile, ya bir perde arkasından, yahud bir elçi gönderib de kendi izniyle dileyeceğini vahyetmesi olmadıkça Allahın hiçbir beşere kelam söylemesi (vaaki) olmamışdır. Şübhesiz ki O, çok yücedir, mutlak bir hukum ve hikmet saahibidir.
Bir beşer için Allah'ın kendisiyle konuşması olacak şey değildir. Meğer ki bir vahy ile veya perde arkasından, yahut bir elçi gönderip de izni ile dilediğini vahyetsin. Muhakkak ki O; Aliyy'dir, Hakim'dir.
(48-53) Eğer sırt çevirirlerse seni onlara korumakla / muhafız olmakla göndermedik , senin üzerine düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğ etmektir, muhakkak ki insana, bizden bir rahmet tattırırsak, onunla rahatlar / ferahlar, eğer, elleriyle takdim ettikleri nedeniyle kötülük isabet olursa da insan, kesinlikle yok sayar / örtbas eder. Semaların ve yerin egemenliği / mülkiyeti (elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğü) Allah’ındır, istediğini yaratır, istediğine dişiler hibe eder, istediğine de erkekler hibe eder veya erkekli dişili onları ikiz yapar, istediğini de kısır bırakır, muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir / iktidar sahibidir. Allah’ın bir insanla konuşması ancak vahiy ile olur yahut bir perde arkasından veya Resul göndererek istediği şeyi izniyle ona vahyederek olur, muhakkak ki O, bilendir ve hüküm verendir. İşte bu şekilde emrimizden bir Ruh ile (Ruh ta bir Resul, Resule vahyeden bir başka Resul) sana vahyediyoruz. Sen Kitap’ı iman etmeyi bilen / idrakinde olan biri değildin ve fakat onu bir nur yaptık kullarımızdan istediğimizi onunla yönlendiriyoruz, sen de istikameti olan o doğru yola iletiyorsun, Yolu olan Allah, öyledir ki, semalar da ve arzda ne varsa O’nundur , Dikkat edin! İşler Allah’a tekrardan döner /rücu eder. (Bumerang etkisi)
Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O; çok üstündür, Hakîm'dir.
Allah bir insanla (karşılıklı) konuşmaz. Ancak vahiyle (kulunun kalbine dilediği düşünceyi doğurarak), yahut perde arkasından konuşur; yahut izniyle dilediğini vahyedecek bir elçi gönderir. O, yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Allah, bir insanla sadece vahiy (ilham) yoluyla dipnot 1 veya perde arkasından dipnot 2 konuşur. Ya da bir (meleği) elçi gönderir, o da Allah'ın gerekli gördüğünü Allah'ın izniyle o insana vahyeder dipnot 3 . O, pek yüce olan ve daima doğru hükümler verendir.
Allah, bir insanla ilham yoluyla dipnot 1 , perde arkasından dipnot 2 veya tercih ettiği şeyi kendi izniyle içine fısıldasın diye elçi gönderme dışında bir yolla konuşmaz dipnot 3 . Yüce olan ve doğru kararlar veren O'dur.
Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O, çok üstündür, Hakim'dir.
Bir insanın, vahiy dışında veya perde arkasından ya da bir elçi gönderilmeksizin Allah ile konuşması mümkün değildir. İşte bu şekilde O, dilediğine kendi izni ile vahyeder. O, çok yüce ve hakimdir.
Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; yahut da bir resul gönderir de kendi izniyle dilediğini vahyeder. Yüceler yücesi O'dur; hüküm ve hikmet sahibi O'dur.
No human would qualify to be spoken to directly by Allah without the intervention of a medium, nor is it befitting; but only by inspiration or vision, or from behind a veil or through a spirit who would actuate him with what Allah has ordained and with what He will; He is indeed ?Aliyun (Supreme) above all and beyond all and He is Hakimun (the Source of wisdom and wise mysterious dispensations. )
It is not granted to any mortal that God should speak to him except through revelation or from behind a veil, or by sending a messenger to reveal by His command what He will: He is exalted and wise.
It is not fitting for a man that Allah should speak to him except by inspiration, or from behind a veil, or by the sending of a messenger to reveal, with Allah's permission, what Allah wills: for He is Most High, Most Wise.
It dipnot 1 is not given to any human being that Allah should speak to him except through revelation, dipnot 2 or from behind a veil, dipnot 3 or that a messenger (an angel) be sent to him who reveals to him by Allah's leave whatever He wishes. dipnot 4 He is All-High, Most Wise. dipnot 5
It does not befit Allah to address any human being except by inspiration, or from behind a veil, or He sends a messenger who then reveals by His permission whatever He wills. He is indeed Most High, All-Wise.
It is not given to any human being that Allâh should speak to him unless (it be) by Revelation, or from behind a veil, or (that) He sends a Messenger to reveal what He wills by His Leave. Verily, He is Most High, Most Wise.[1]
It is not [possible] for any human that Allah should speak to him except through revelation or from behind a curtain, or send a messenger who reveals by His permission whatever He wishes. Indeed He is all-exalted, all-wise.
It is not given to a human being that Allâh should speak to him except by direct revelation or from behind a veil or by sending a messenger (- an angel) who should reveal (to him) by His command what He pleases. Indeed, He is the Most Sublime, the All-Wise.
It belongs not to any mortal that God should speak to him, except by revelation, or from behind a veil, or that He should send a messenger and he reveal whatsoever He will, by His leave; surely He is All-high, All-wise.
It is beneath the dignity of God, the Most High and the Most Wise to directly communicate with man. His form of communications are through inspiration [which is the source of so many inventions], talking behind a veil [Moses is the only one known in this respect] or through revelation to his prophets.
It is not for any mortal that God should speak to him, except by inspiration, or from behind a veil, or by sending an apostle and inspiring, by His permission, what He pleases; verily, He is high and wise!
It is not for any human being that God would speak to him, except through inspiration, or from behind a barrier, or by sending a messenger to inspire whom He wills by His leave. He is the Most High, Most Wise.
It is not fit for man, that God should speak unto him otherwise than by private revelation, or from behind a veil, or by his sending of a messenger to reveal, by his permission, that which He pleaseth; for He is high and wise.
And it is not for any mortal that Allah should speak to them unless it be by revelation or from behind a veil, or He sends a messenger to reveal what He will by His leave. Lo, He is Exalted, Wise.
And in no way is it feasible for a mortal that Allah should speak to Him, except by revelation or from beyond a curtain, or that He should send a Messenger; then He reveals whatever He decides, by His permission. Surely He is Ever-Exalted, Ever-Wise.
And it was not (vouchsafed) to any mortal that Allah should speak to him unless (it be) by revelation or from behind a veil, or (that) He sendeth a messenger to reveal what He will by His leave. Lo! He is Exalted, Wise.
It is not given to man that God should speak to him except by suggestion or indirectly, or send a messenger to convey by His command whatsoever He please. He is all-high and all-wise.
And it is not given to mortal man that God should speak unto him otherwise than through sudden inspiration, or [by a voice, as it were,] from behind a veil, or by sending an apostle to reveal, by His leave, whatever He wills [to reveal]: for, verily, He is exalted, wise.
It is not ˹possible˺ for a human being to have Allah communicate with them, except through inspiration, or from behind a veil, or by sending a messenger-angel to reveal whatever He wills by His permission. He is surely Most High, All-Wise.
And it is not for any human being that God would speak to him, except through inspiration, or from behind a barrier, or by sending a messenger to inspire whom He wills by His leave. He is the Most High, Most Wise.
No human being can communicate with GOD except through inspiration, or from behind a barrier, or by sending a messenger through whom He reveals what He wills. He is the Most High, Most Wise.
And it is not for any human being that Allah should speak to him except by revelation or from behind a partition or that He sends a messenger to reveal, by His permission, what He wills. Indeed, He is Most High and Wise.
And it is not for a mortal that God should speak to him save by revelation or from behind a partition, or that He send a messenger and that he reveal, by His leave, what He wills; He is exalted and wise.
And it is not for any human being that Allah will speak to him other than through direct Revelation (on the heart of His Messengers) or from behind a barrier (such as at Mount Sinai to Moses) or by sending a Messenger to convey His Words with His Permission (as all Messengers did). Verily, He is the Most High, the Wise.
It is not fitting for a man that Allah should speak to him except by Revelation, or from behind a veil (or a curtain), or by sending of a messenger to reveal, with Allah’s permission, what Allah wills: For He is most High (Ali'i), Most Wise (Hakeem).
It is not (possible) for a human being that Allah speaks to him, except by way of revelation, or from behind a curtain, or that He sends a messenger, and he reveals, with His permission, what He wills. Surely, He is All-High, All-Wise.
And it is not for any human being that God would speak to him, except through inspiration, or from behind a barrier, or by sending a messenger to inspire whom He wills with His permission. He is Most High, Wise.