Diyanet İşleri
Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.
Secde suresi · 15–22. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Secde suresi, 15. ayet. إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا۟ بِهَا خَرُّوا۟ سُجَّدًا وَسَبَّحُوا۟ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ secde ayeti
Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamd ederek tespih edenler inanırlar.
Bizim ayetlerimize inananlara onlarla (ayetlerimizle gerçekler) hatırlatıldığı zaman, kibirlenmeden secde eder ve Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ederler (yüceltirler). dipnot 1
Bizim ayetlerimize iman edenler, ancak kendilerine duyurulduğunda saygıyla yerlere kapanıp teslim olanlar ve Rablerinin aşkın yüceliğini hamd ile ananlardır: zira onlar asla büyüklük taslamazlar.
Bizim mesajlarımıza (gerçekten) inananlar, ancak, kendilerine tebliğ edildiği zaman önünde derin bir hayranlık ve saygıyla eğilenlerdir; (onlar,) Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltenler ve asla büyüklük taslamayanlardır;
Bizim işaretlerimize sadece şunlar iman ederler ki, onlarla hatırlatma yapıldığında, secde ile yere kapandılar; benliksiz, Rablerinin Hamdi olarak tespih (işlevlerini yerine getirdiler) ettiler. (15. ayet secde ayetidir. )
Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.
Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.
Ayetlerimize inananlar, onlarla uyarıldıklarında Secdelere kapanırlar ve övgülerle yücelterek Efendilerini anarlar. Çünkü onlar, büyüklük taslamazlar.
Bizim ayetlerimize ancak, onlar hatırlatıldığında secdeye kapanan, Rabblerini övgü ile tesbih eden ve büyüklük taslamayan kimseler inanırlar.
Ayet ve mucizelerimize gerçekten iman edenler, onları işittikleri zaman secdeye varırlar ve büyüklük taslamadan Efendi'lerini yüceltirler.
Ayet ve mucizelerimize gerçekten inananlar, onları işittikleri zaman secdeye varırlar ve büyüklük taslamadan Rab'lerini yüceltirler.
Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki, onlarla kendilerine öğüt verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de büyüklük taslamazlar.
Bizim ayetlerimize öyle kimseler iyman ederler ki onlarla kendilerine nasıhat verildiği vakıt secdelere kapanırlar ve rablarına hamd ile tesbih ederler de kibirlenmezler
Bizim ayetlerimize iman edenler; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler dipnot 1 ve Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.
Bizim ayetlerimize inananlar; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler dipnot 1 ve Rabblerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.
Bizim ayetlerimize inananlar; kendilerine öğüt verildiği zaman saygı gösterirler dipnot 1 ve Rabb'lerini övgü ile yüceltirler. Onlar asla büyüklük taslamazlar.
Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar inanır.
Bizim ayetlerimize ancak öyle kimseler iman eder (ler) ki bunlarla kendilerine öğüt verildiği zaman, onlar büyüklük taslamayarak, yüzü üstü secdeye kapanırlar ve Rablerini, hamd ile, tesbih (ve tenzih) ederler.
Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rabblarını hamd ile tesbih edenler inanırlar.
(10-15) Dediler ki yeryüzünde yok olduğumuzda yeniden mi yaratılacağız gerçekten mi? Evet onlar Rableri ile buluşmayı yok sayıyorlardı. Size vekillendirilmiş ölüm meleği sizi vefat ettirir sonra da Rabbinize döndürülürsünüz. Rablerinin yanında mücrimlerin başları eğik hallerini bir görsen! Rabbimiz gördük ve de işittik bizi gerisin geri döndür salih amel yapalım kesinlikle ikna oldu k / inandık dediler. İstese idik her kişi ye hidayet verirdik ve fakat benden gerçekleşmiş bir söz, cehennemi Cin ve İns ile tamamen dol duracağım şeklinde bir söz var. Bu gününüzü unutmanız nedeniyle azabı tadın kesinlikle biz de sizi unuttuk ve yaptıklarınızdan ötürü kalıcı azabı tadın.
Bizim ayetlerimize ancak, kendilerine bu ayetlerle öğüt verildiği zaman secdeye kapanan, kibirlenmeksizin Rablerine hamt ederek tespih edenler iman ederler.
Bizim ayetlerimize o kimseler inanırlar ki onlar, kendilerine öğüt verildiği zaman derhal secdeye kapanırlar; Rablerini överek tesbih ederler, büyüklük taslamazlar.
Ayetlerimize sadece, kendilerine anlatıldığında saygıyla boyun eğen dipnot 1 ve her şeyi mükemmel yapmasına karşılık Rablerine ibadet edenler inanıp güvenirler. Onlar büyüklük taslamazlar dipnot 2 .
Ayetlerimize sadece, kendilerine anlatıldığı zaman secde edenler ve her şeyi güzel yapmasına karşılık Rablerine kulluk edenler inanırlar. Onlar büyüklük de taslamazlar.
Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, kibirlenmeden Rablerini hamd ile tesbih edenler iman ederler.
Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rab'lerini hamd ile tesbih edenler inanırlar.
Bizim ayetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğinde, secdelere kapanırlar ve hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamt ile tespih ederler.
Secde suresi, 16. ayet. تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمْ عَنِ ٱلْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.
Rablerine korkuyla ve ümitle yalvararak dipnot 1 vücutları yataklar(ın)dan uzak kalır; dipnot 2 kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) infak ederler (verirler).
Onlar yataklarından kalkarak tarifsiz bir korku ve büyük bir iştiyakla Rablerine yalvarırlar ve verdiğimiz rızıklardan infak ederler.
(onlar,) yataklarından (geceleri) kalkarak korku ve ümit içinde Rablerine yalvaranlardır ve kendilerine geçinmeleri için verdiğimizden başkalarına harcayanlardır.
(Gece) yataklarından kalkıp; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar!
Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.
Yataklarından kalkarak, korku ve umutla, Efendilerine yakarışlarda bulunurlar. Ve kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.
Onlar geceleyin yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler. Verdiğimiz rızıklardan da karşılıksız yardım ederler.
Yataklarından kalkıp Efendi'lerine saygı ve umutla yalvarırlar. Kendilerine verdiğimiz nimetlerden de verirler.
Yataklarından kalkıp Rab'lerine saygı ve umutla yalvarırlar. Kendilerine verdiğimiz nimetlerden de verirler.
Yanları yataklarından aralaşır (uzaklaşır), korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz azıklardan hayıra sarfederler.
Yanları yataklardan aralaşır korku ve ümid içinde rablarına dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan onlar hayra masraf yaparlar
Onlar, yataklarından kalkarak dipnot 1 korku ve ümit içinde Rabb'lerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak dipnot 2 ederler.
Onlar, yataklarından kalkarak dipnot 1 korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak dipnot 2 ederler.
Onlar, yataklarından kalkarak korku ve ümit içinde dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak dipnot 1 ederler.
Onların yanları (gece namazına kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umutla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.
Yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümid ile Rablerine düa ederler. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden de (hayra) harcarlar.
Onların yanları yataklarından uzaklaşır. Korku ve ümid ile Rabblarına yalvarırlar. Verdiğimiz rızıklardan da infak ederler.
(15-19) Ayetlerimize iman edenler ise ayetlerle hatırlatıldıkları vakit secdeye kapanırlar ve överek / hamd ederek onu üstün kılarlar, o nlar büyüklenmezler , yanları yataklarından kalkar, Rablerine korku ve ümit ile / büyük bir iştiyak ile dua ederler, kendilerini r ızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler. Hiç kimse yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine sürpriz şekilde saklanmış göz aydınlığı olacak şeyleri bilemez, İman eden kimse ile fasık kimse bir seviyede midir? İman edenler ve salih amel yapanlar için onlar için Me’va cennetleri vardır, yaptıklarından dolayı oraya indirileceklerdir.
Yanları yataklarından uzak kalır. Rablerine korkarak ve ümit ederek dua ederler. Onlara verdiğimiz rızıktan infak da ederler.
Yanları yataklardan uzaklaşır, (gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklardan ayırıp kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine du'a ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.
Onlar (geceleri ibadet için) yataklarından kalkar dipnot 1 , korkarak ve (rahmetini) umarak Rablerine dua ederler dipnot 2 . Verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar dipnot 3 .
Bunlar kendilerini yataklarından kaldırır[]; korku ve umutla Rablerine yalvarırlar. Verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar.
Korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için onların yanları yataklardan kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar.
Onların yanları yataklarından uzaklaşır, korku ve ümit ile Rab'lerine yalvarırlar. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden yoksullara verirler.
Yanları yataklarından uzaklaşır; korku ve ümitle Rablerine dua ederler. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da dağıtırlar.
Secde suresi, 17. ayet. فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَّآ أُخْفِىَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.
Yaptıklarına karşılık olarak, dipnot 1 onlar için ne göz aydınlıklarının gizlendiğini kimse bilemez.
İşte, yapa geldiklerinden dolayı bir mükafat olarak, onları (cennette) ne türden göz kamaştırıcı sürprizlerin beklediğini kimse hayal dahi edemez.
(Böyle davranan müminlere gelince,) yaptıklarından dolayı mükafat olarak (öteki dünyada) onları şimdiye dek gizli kalan hangi mutlulukların beklediğini kimse tahayyül edemez.
Hiçbir nefs, yaptıklarına ceza (karşılık) olarak, gözünü sevinçle parıldatacak nimetler içine gizlenmiş olanları bilemez!
Artık hiçbir nefis, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandığını bilmez.
Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.
Hiçbir benlik, yaptıklarına karşılık, kendisi için hangi göz aydınlığının saklandığını bilmez.
Yaptıklarına karşılık olarak onlar için, gözleri aydınlatıcı ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.
Yaptıklarının karşılığı olarak kendilerini ne kadar büyük bir neşe ve mutluluk beklediğini hiç kimse bilemez.
Yaptıklarının karşılığı olarak kendilerini ne kadar büyük bir neşe ve mutluluk beklediğini hiç kimse bilemez.
Şimdi kimse, yaptıklarına karşılık onlar için gizlenmiş olan gözler sürurunu (ne gibi sevindirici bir nimet saklandığını) bilemez.
Şimdi kimse bilemez onlar için gizlenmiş olan gözler sürurunu yaptıkları amellere mükafat için
Hiç kimse, yaptıkları iyi şeylerin karşılığı olarak, kendisini ne tür bir mutluluğun beklediğini bilmez.
Hiç kimse, yaptıkları iyi şeylerin karşılığı olarak, kendisini ne tür bir mutluluğun beklediğini bilmez.
Hiç kimse, yaptıkları iyi şeylerin karşılığı olarak, kendisini ne tür bir mutluluğun beklediğini bilmez.
Artık hiçbir nefs, yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (sayısız nimetlerin) saklandığını bilmez.
Artık onlar için, yapmakda olduklarına bir mükafat olarak, gözlerin aydın olacağı (nimetlerden) kendilerine neler gizlenmiş bulunduğunu kimse bilmez.
Yaptıklarına karşılık olarak onlara gözlerin aydın olacağı, nelerin gizlenmiş bulunduğunu kimse bilmez.
(15-19) Ayetlerimize iman edenler ise ayetlerle hatırlatıldıkları vakit secdeye kapanırlar ve överek / hamd ederek onu üstün kılarlar, o nlar büyüklenmezler , yanları yataklarından kalkar, Rablerine korku ve ümit ile / büyük bir iştiyak ile dua ederler, kendilerini r ızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler. Hiç kimse yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine sürpriz şekilde saklanmış göz aydınlığı olacak şeyleri bilemez, İman eden kimse ile fasık kimse bir seviyede midir? İman edenler ve salih amel yapanlar için onlar için Me’va cennetleri vardır, yaptıklarından dolayı oraya indirileceklerdir.
Hiç kimse yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.
Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne gözler aydınlatıcı (ni'metleri)in saklandığını hiç kimse bilmez!
Yaptıklarına ödül olarak onlar için gizli tutulmuş göz aydınlatıcı şeyleri kimse bilemez dipnot 1 .
Yaptıkları işlere karşılık onlar için, gözleri kamaştıran ne güzellikler sakladığımızı kimse bilemez.
Yaptıkları amellere karşılık ödül olarak, onlara göz aydınlığı neler gizlendiğini hiç kimse bilmez.
Yaptıklarına karşılık ödül olarak, onlara göz kamaştıran neler gizlendiğini hiç kimse bilmez.
Hiç kimse, yaptıklarına karşılık onlar için hangi göz aydınlığının saklandığını bilmez.
Secde suresi, 18. ayet. أَفَمَن كَانَ مُؤْمِنًا كَمَن كَانَ فَاسِقًا لَّا يَسْتَوُۥنَ
Hiç mü'min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.
Mümin olan kişi, yoldan çıkan kişi gibi midir? (Elbette) bir olamazlar.
Öyle ya: hiç imanda sebat eden, hak yoldan sapan gibi muamele görür mü? Bunlar asla aynı olamazlar!
Zaten, (bu dünyada) iman etmiş olan kimse, yoldan çıkmış biriyle hiç mukayese edilebilir mi? Bunlar (elbette) bir olamazlar!
İman sahibi ile inancı bozuk olan bir midir? Eşit olmazlar!
Öyleyse, iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar.
Öyle ya, mümin olan, yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar.
Öyle ya, inanan kimse, yoldan çıkmış kimse gibi olur mu? Onlar, aynı değildir.
İnananla yoldan çıkan bir olur mu? Elbette bir olamazlar.
Gerçeği onaylayan biri yoldan çıkmış biri gibi midir? Elbette eşit olamazlar.
İnanan biri yoldan çıkmış biri gibi midir? Elbette eşit olamazlar.
Öyle ya inanan kimse fasık olan gibi olur mu? Onlar eşit olamazlar.
Öyle ya, mü'min olan fasık olan gibi olur mu? Onlar müsavi olmazlar
Öyleyse, Mü'min kimse "fasık" olan kimse gibi midir? Elbette bunlar bir olmazlar.
Öyleyse, mü'min kimse "fasık" dipnot 1 olan kimse gibi midir? Elbette bunlar bir olmazlar.
Öyleyse, mü'min kimse "fasık" dipnot 1 olan kimse gibi midir? Elbette bunlar bir olmazlar.
Öyleyse, inançlı olan kimse fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar.
Öyle ya, mü'min olan kimse, imandan haaric kişi gibi midir? Onlar (hiçbir zaman) müsavi olmazlar.
Mü'min olan kimse yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar hiç bir olmazlar.
(15-19) Ayetlerimize iman edenler ise ayetlerle hatırlatıldıkları vakit secdeye kapanırlar ve överek / hamd ederek onu üstün kılarlar, o nlar büyüklenmezler , yanları yataklarından kalkar, Rablerine korku ve ümit ile / büyük bir iştiyak ile dua ederler, kendilerini r ızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler. Hiç kimse yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine sürpriz şekilde saklanmış göz aydınlığı olacak şeyleri bilemez, İman eden kimse ile fasık kimse bir seviyede midir? İman edenler ve salih amel yapanlar için onlar için Me’va cennetleri vardır, yaptıklarından dolayı oraya indirileceklerdir.
Hiç Mümin, fasık gibi olur mu? Bunlar asla bir olmazlar.
Hiç inanan kimse, (yoldan çıkan) fasık gibi olur mu? Elbette bunlar bir olmazlar.
İnanıp güvenen kişi, hiç yoldan çıkan kişi gibi olur mu? Bunlar bir olmazlar dipnot 1 .
İnanan bir kişi, yoldan çıkan gibi olur mu? Bunlar birbirlerine denk değillerdir.
Hiç, mü’min olan kimse, fasık olan kimse gibi midir? Asla eşit değillerdir.
Hiç mü'min olan kimse, fasık olan kimse gibi midir? Asla eşit değillerdir.
Hiç, bir mümin, bir sapık gibi olur mu? Hayır, eşit olmazlar.
Secde suresi, 19. ayet. أَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْمَأْوَىٰ نُزُلًۢا بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me'va cennetleri vardır.
İman edip iyi işler yapanlara gelince, yaptıklarının karşılığında bir ikram olarak onlar için barınılacak cennetler vardır.
İman eden ve o imana uygun değer üretenlere gelince: yapa geldiklerinden dolayı mükellef bir ikram olarak ağırlanacakları cennetler onların konağı olacaktır.
İman edip doğru ve yararlı işler yapanlara gelince; yaptıklarına karşılık (Allah'tan) bir mükafat olarak onları dinlenip huzur bulacakları bahçeler beklemektedir.
İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlar için yaptıkları çalışmaların sonucu olarak, nüzul yollu (hakikatlerinden açığa çıkarak yaşanılan) Me'va Cennetleri vardır.
İman eden ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar için, yaptıklarına karşılık olmak üzere, bir ağırlanma konağı olarak barınma cennetleri vardır.
İman edip de, salih ameller işleyenlere gelince, onlar için yaptıklarına karşılık olarak varıp kalacakları cennet konakları vardır.
İnanmış olarak erdemli edimler yapanlara gelince; yaptıklarına karşılık bir ödül olarak, barınacakları cennet konakları vardır.
İnanıp iyi amelde bulunanlara gelince; onlar için, yaptıklarına karşılık konaklayacakları cennetler vardır.
Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar için bahçe konakları vardır. Yaptıklarının bir karşılığı olarak.
İnanıp erdemli davrananlar için cennet konakları vardır. Yaptıklarının bir karşılığı olarak.
Evet, iman edip de o salih amelleri işleyen kimselerin yaptıklarına karşılık konukluk olarak kendilerine Me'va cennetleri vardır.
Evet, iyman edib o salih amelleri işliyen kimselerin amellerine mukabil konukluk olarak kendilerine me'va cennetleri vardır
İman eden ve salihatı yapanlar, dipnot 1 işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Me'va Cennetleri var.
İman eden ve salihatı yapanlar, işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Me'va Cennetleri var.
İnanan ve salihatı yapanlar dipnot 1 , işte onlar için, yapmış olduklarından dolayı konaklama yeri olarak Cennetlerde ağırlanırlar.
İnanan ve salih amellerde bulunanlar ise, artık onlar için, yaptıklarına karşılık olmak üzere, bir ağırlanma konağı olarak barınma cennetleri vardır.
İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar için, yapmış oldukları (iyi) amellere mukaabil, konak olmak üzere, Me'va cennetleri vardır.
İman edip salih amel işleyenlere gelince; onlar için yapmış oldukları amellere karşılık koymak üzere Me'va Cennetleri vardır.
(15-19) Ayetlerimize iman edenler ise ayetlerle hatırlatıldıkları vakit secdeye kapanırlar ve överek / hamd ederek onu üstün kılarlar, o nlar büyüklenmezler , yanları yataklarından kalkar, Rablerine korku ve ümit ile / büyük bir iştiyak ile dua ederler, kendilerini r ızıklandırdığımız şeylerden de infak ederler. Hiç kimse yaptıklarının karşılığı olarak kendilerine sürpriz şekilde saklanmış göz aydınlığı olacak şeyleri bilemez, İman eden kimse ile fasık kimse bir seviyede midir? İman edenler ve salih amel yapanlar için onlar için Me’va cennetleri vardır, yaptıklarından dolayı oraya indirileceklerdir.
İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için yaptıklarına karşılık konak olarak içinde barınacakları Cennetler vardır.
İnanan ve iyi işler yapanlara gelince, onlar, yaptıklarına karşılık, durulmağa değer cennetlerde ağırlanırlar.
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar için, yerleşip kalacakları cennetler vardır. Bunlar, yaptıklarına karşılık ağırlanmaları içindir dipnot 1 .
İnanan ve iyi iş yapanların alacakları karşılık, konuk olarak yerleşecekleri cennetlerdir.
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için yaptıktlarına karşılık olarak varıp kalacakları, konakları cennetler vardır.
İman edenler ve doğruları yapanlar için yaptıklarına karşılık olarak konakları Me'va Cennetleri'dir.
İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onlar için, yaptıklarına karşılık olarak barınacakları cennet konakları vardır.
Secde suresi, 20. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُوا۟ فَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ كُلَّمَآ أَرَادُوٓا۟ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنْهَآ أُعِيدُوا۟ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denir.
Yoldan çıkanlara gelince, onların barınağı ise ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri döndürülmüş (olacak)lar dipnot 1 ve kendilerine, "Yalanlamış olduğunuz cehennem azabını tadın!" denecektir. dipnot 2
Hak yoldan sapanlara gelince: artık onların da konaklayacakları yer ateş olacak; oradan ne zaman çıkmak isteseler, kendilerine "Oldum olası yalanlayıp durdurduğunuz ateşin azabını tadın!" denilerek oraya iade edilecekler.
Sapmışların varacakları yer ise ateştir. Ondan kurtulmak için her çırpınışlarında yeniden içine atılırlar ve kendilerine, "Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını (şimdi) tadın bakalım!" denir.
İnancı bozuk olanlara gelince, onların yaşam boyutu - ortamı ateştir! Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya iade olunurlar ve kendilerine: "Yalanladığınız o ateşin azabını tadın!" denilir.
Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir.
Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: «Yalanlayıp durduğunuz cehennem azabını tadın!» denir.
Sapkınların kalacakları yer ise ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, oraya geri çevrilirler. Ve onlara, şöyle denilir: "Tadın, yalanladığınız ateşin cezasını!"
Yoldan çıkanlar ateşte konaklayacaklardır. Oradan her çıkmak istediklerinde, tekrar oraya geri döndürülürler ve kendilerine, "Yalanladığınız cehennem azabını tadın!" denir.
Yoldan çıkmış olanların konağı ise ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, tekrar oraya çevrilirler. Onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!" denir.
Yoldan çıkmış olanların konağı ise ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, tekrar oraya çevrilirler. Onlara, 'Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın,' denir.
Ama fasıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: "Haydi tadın o ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını!" denir.
Amma fasıklık etmiş olanların me'vaları ateştir. Ondan her çıkmak istedikçe onlar içine iade olunurlar da kendilerine haydi tadın o ateşin tekzib edib durduğunuz azabını denilir
Fasıklara dipnot 1 gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.
Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.
Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.
Fasık kimseler içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir.
Fasık olanların barınacağı yer ise ateşdir. Ne zaman oradan çıkmak isterlerse içerisine döndürülürler ve onlara: "Tekzib edegeldiğiniz o ateşin azabını tadın" denilir.
Yoldan çıkanlara gelince; onların sığınağı da ateştir. Oradan çıkmak istedikleri her seferinde geri çevrilirler. Ve onlara: Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın, denir.
(20-22) Fasık kimselerin varacağı yer ise ateştir, ne zaman oradan çıkmak isterlerse hepsi gerisin geri oraya iade edilirler. Onlara denilir ki “tadın yalanladığınız ateş azabını” büyük azabın dışında bir de yakın azabı (dünyadakini) tattıracağız. Böylelikle belki dönerler, Allah’ın ayetleri hatırlatıldıktan sonra sırt çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz kesinlikle suçlulardan intikam alıcıyız.
Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara; “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!” denir.
Yoldan çıkanların barınacakları yer de ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevrilirler ve onlara: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denilir.
Yoldan çıkanlara gelince, onların varıp kalacakları yer ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler oraya geri çevrilirler. Onlara "Hakkında yalan söyleyip durduğunuz ateş azabını tadın" denir dipnot 1 .
Yoldan çıkanların yerleşecekleri yer de Cehennemdir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler "Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın" denilerek, gerisin geri yerlerine götürülürler.
Yoldan çıkanlara gelince, onların barınağı ateştir. Her ne zaman oradan çıkmak isteseler, tekrar oraya döndürülürler ve onlara şöyle denir: Tadın bakalım yalanladığınız ateşin azabını!
Yoldan çıkanlara gelince, onların barınağı ateştir. Her ne zaman oradan çıkmak isteseler, tekrar oraya döndürülürler ve onlara şöyle denir: -Tadın bakalım yalanladığınız ateşin azabını!
Sapmış olanların varacakları yerse ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri çevrilirler. Ve şöyle denir onlara: "Yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadıverin!"
Secde suresi, 21. ayet. وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَدْنَىٰ دُونَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.
(Gerçeğe) dönsünler diye en büyük azaptan önce onlara mutlaka en yakın azaptan dipnot 1 tattıracağız.
Ama onlara, daha büyük mahrumiyeti tattırmadan önce daha yakın (dünya) mahrumiyetini kısmet elbette tattıracağız; umulur ki (yol yakınken) dönerler.
Fakat o şiddetli azab(a onları mahkum etme)den önce belki (pişman olup) yollarını düzeltirler diye hemen yanı başlarındaki azabı tattıracağız.
Belki dönerler diye onlara, en büyük (sonsuz) azaptan önce en yakın (dünyalarından) bir azaptan mutlaka tattıracağız.
Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da taddıracağız.
En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.
Büyük cezadan önce, yakın cezayı kesinlikle tattıracağız; belki dönerler diye.
Andolsun ki, biz onlara o büyük azaptan önce pek yakın/dünya azabı da tattıracağız. Belki dönerler!
Belki (ibret alıp) dönerler diye büyük azaptan önce biz onlara yakın (dünya) azabı tattırırız.
Belki (ibret alıp) dönerler diye büyük azaptan önce biz onlara yakın (dünya) azabı tattırırız.
Şu da bir gerçek ki, onlara en büyük azaptan önce o yakın azaptan (dünya azabından) da tattıracağız, belki dönerler.
Şu da muhakkak ki onlara o en büyük azabdan beride o yakın azabdan da tattıracağız, gerek ki rücu' edeler
Onlara, büyük azaptan dipnot 1 önce, daha yakın dipnot 2 olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler. dipnot 3
Onlara, büyük azaptan dipnot 1 önce, daha yakın dipnot 2 olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler. dipnot 3
Onlara, büyük azaptan dipnot 1 önce, daha yakın dipnot 2 olan azaptan tattıracağız. Belki dönerler. dipnot 3
Andolsun, biz onlara belki (inkarcılıktan) dönerler diye o büyük (uhrevi) azabdan önce, yakın (dünyevi) azabtan da tattıracağız.
Biz, o en büyük azabdan önce de onlara mutlakaa yakın azabdan tatdıracağız. Taki ric'et etsinler.
Belki dönerler diye andolsun ki onlara büyük azabdan önce de mutlaka yakın azabdan tattıracağız.
(20-22) Fasık kimselerin varacağı yer ise ateştir, ne zaman oradan çıkmak isterlerse hepsi gerisin geri oraya iade edilirler. Onlara denilir ki “tadın yalanladığınız ateş azabını” büyük azabın dışında bir de yakın azabı (dünyadakini) tattıracağız. Böylelikle belki dönerler, Allah’ın ayetleri hatırlatıldıktan sonra sırt çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz kesinlikle suçlulardan intikam alıcıyız.
Andolsun ki biz onlara –belki dönerler diye- en büyük azaptan önce yakın azaptan mutlaka tattıracağız.
Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabı da taddıracağız.
Onlara en büyük azaptan önce kesinlikle en yakın azaptan (dünya sıkıntılarından) tattıracağız. Belki (doğru yola) dönerler dipnot 1 .
Belki vazgeçerler diye büyük azaptan önce onlara kesinlikle küçük azaptan dipnot 1 da tattıracağız.
Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın (dünyada) bir azap tattıracağız.
Belki dönerler diye onlara büyük azaptan önce daha yakın bir azap tattıracağız.
Belki dönerler diye, onlara o büyük azaptan ayrı olarak, o küçük azaptan da mutlaka tattıracağız.
Secde suresi, 22. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَآ إِنَّا مِنَ ٱلْمُجْرِمِينَ مُنتَقِمُونَ
Kim, Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalimdir? Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcıyız.
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir ki! Şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcılarız.
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılıp da, ardından onlara sırt çeviren kimseden daha zalim biri olabilir mi? Elbette Biz, günahı hayat tarzı haline getirenlere yaptıklarının acısını tattırmayı biliriz.
Kendisine Rabbinin mesajları aktarıldığında onlara sırtını dönenden daha zalim kim olabilir? (Bu şekilde) günaha batmış olanlardan öcümüzü mutlaka alacağız!
Rabbinin kendisindeki işaretleri hatırlatıldıktan sonra, onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Muhakkak ki biz suçlulara yaptıklarının sonucunu yaşatırız!
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra, yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten biz, suçlu günahkarlardan intikam alıcılarız.
Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı veririz.
Efendisinin ayetleriyle uyarıldıktan sonra, Ondan yüz çevirenden, daha aşırı, kim haksızlık yapabilir? Kuşkusuz, hak ettikleri cezayı suçlulara vereceğiz.
Rabbinin ayetleri kendilerine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zalim kim vardır? Biz suçlulardan kesinlikle öç alacağız.
Kendisine Efendisinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz suçlulardan elbette öç alacağız.
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz suçlulardan elbette öc alacağız.
Rabbinin ayetleriyle (kendisine) öğüt verilip de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir. Muhakkak Biz, suçlulardan intikam alırız.
Rabbının ayetleriyle nasıhat edilib de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim de kim olabilir, muhakkak ki mücrimlerden biz intikam alırız
Rabb'inin ayetleri ile öğütlendiği halde, ondan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Kuşkusuz Biz, mücrimlere hak ettikleri cezayı vereceğiz.
Rabb'inin ayetleri ile öğütlendiği halde, ondan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Kuşkusuz Biz, mücrimlere hak ettikleri cezayı vereceğiz.
Rabb'inin ayetleri ile öğütlendiği halde, ondan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Kuşkusuz Biz, suçlulara hak ettikleri cezayı vereceğiz.
Kendisine rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra yüz çevirenden daha zalim kimdir? Gerçekten biz, suçlu günahkarlardan intikam alıcılarız.
Kendisine Rabbinin ayetleriyle öğüt verilib de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zaalim kimdir? Hiç şübhesiz ki biz günahkarlardan intikaam alıcılarız.
Rabbının ayetleri kendisine hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki Biz, suçlulardan intikam alıcıyız.
(20-22) Fasık kimselerin varacağı yer ise ateştir, ne zaman oradan çıkmak isterlerse hepsi gerisin geri oraya iade edilirler. Onlara denilir ki “tadın yalanladığınız ateş azabını” büyük azabın dışında bir de yakın azabı (dünyadakini) tattıracağız. Böylelikle belki dönerler, Allah’ın ayetleri hatırlatıldıktan sonra sırt çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz kesinlikle suçlulardan intikam alıcıyız.
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki biz, günahkârlardan intikam alıcıyız.
Kendisine Rabbinin ayetleriyle öğüt verildikten sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz, suçlulardan öç alıcıyız.
Rabbinin ayetleri kendisine anlatılan, (ve anladıktan) sonra onlarla arasına mesafe koyan kişiden daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? dipnot 1 Biz o suçlulara hak ettikleri cezayı veririz.
Rabbinin ayetleri kendisine anlatıldıktan sonra yüz çeviren kimseden daha yanlışta olan kimdir? O suçlulara hak ettikleri cezayı mutlaka çektireceğiz.
Rabbin ayetleri kendisine hatırlatılıp da sonra ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz, günahkârlardan elbette intikam alıcılarız.
Rabbin ayetleri kendisine hatırlatılıp da sonra ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz, günahkarların elbette cezasını vereceğiz.
Rabbinin ayetleri kendilerine hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim vardır? Suçlulardan mutlaka intikam alacağız biz!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.