Sâffât suresi · 22–39. ayetler

Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâffât suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 22. ayet. ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

    Diyanet İşleri

    (22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

    Mehmet Okuyan

    (22, 23) (Allah meleklere şöyle diyecek:) "Zalimleri, eşlerini (onlar gibi olanları) ve Allah'ın peşi sıra tapmış olduklarını toplayın! Onları cehennemin yoluna iletin!

    Mustafa İslamoğlu

    Toplayın bütün o zalimleri, onların türdeşlerini ve kulluk ettikleri her şeyi!

    Muhammed Esed

    (Ve Allah şöyle buyuracaktır:) "Toplayın bütün o zalimleri, kendileri gibi olanlarla ve bütün o Allah'tan başka taptıkları (ile) birlikte;

    Ahmed Hulusi

    "Toplayın o zulmedenleri (bilinçleri), onların eşlerini (bedenlerini) ve tapınıp kulluk yaptıkları şeyleri. "

    Ali Bulaç

    "Zulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını bir araya getirip toplayın."

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah, meleklerine emreder:) Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını toplayın.

    Ali Rıza Safa

    "Toplayın o haksızlık yapanları; yandaşlarını ve hizmet ettiklerini!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah, meleklerine şöyle emreder: "Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler."

    Edip Yüksel

    Zalimleri toplayın. Eşlerini ve,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zalimleri toplayın. Eşlerini ve,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (22-24) O zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri toplayın mahşere, toplayın da götürün onları Sırat'a, cehennem köprüsüne doğru ve tutuklayın onları çünkü sorguya çekilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Toplayın mahşere o zulmedenleri ve eşlerini ve Allahdan başka taptıkları şeyleri

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Toplayın o zulmedenleri, eşlerini dipnot 1 ve onların kulluk ettikleri şeyleri;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlara eşlik edenleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Toplayın o zulmedenleri, eşlerini dipnot 1 ve onların kulluk ettikleri şeyleri;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlara eşlik edenleri.

    Gültekin Onan

    "Zulmedenleri, eşlerini ve taptıklarını bir araya getirip toplayın."

    Hasan Basri Çantay

    (22-23) (Meleklere:) "O zulmedenleri, onlara eş olanları, Allahı bırakıb tapmakda ısraar etdikleri şeyleri bir araya toplayın da cehennem yoluna götürün" (dediler).

    İbni Kesir

    Zulmetmiş olanları ve onların eşlerini toplayın. Onların taptıklarını da;

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Zalimleri, onların eşlerini ve tapmakta olduklarını toplayın.

    Süleyman Ateş

    (Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını."

    Süleymaniye Vakfı

    Bu yanlışı yapanları, onlara eşlik edenleri dipnot 1 ve kulluk ettiklerini bir araya toplayın!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "ezvac (أَزْوَاجَ)" kelimesi "eşler" değil, "eşlik edenler" anlamındadır. Vakıa suresinde birbirine eşlik edenler "ezvac" üçe ayrılmıştır: Önde gidenler, defteri sağdan verilenler ve soldan verilenler (Vakıa 56/7-10).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "O zalimleri, kendilerine eşlik edenlerle dipnot 1 ve kulluk ettikleri kimselerle bir araya getirin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki ezvac أَزْوَاجَ kelimesi "eşler" değil, "eşlik edenler"anlamındadır. Vakıa suresinde birbirine eşlik edenler "ezvac=أَزْوَاجَ" üçe ayrılmışlardır: Önde gidenler, defteri sağdan verilenler ve soldan verilenler. (bkz. Vakıa 56/7-10)

    Şaban Britch

    Zalimleri, onlara eşlik edenleri ve Allah'tan başka ibadet etmiş olduklarını toplayın.

    Şaban Piriş

    -Toplayın, zalimlik edenleri, eşlerini ve kulluk ettiklerini...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Toplayın o zulmedenleri; eşlerini de. O tapınıp durmuş olduklarını da toplayın!

  2. Sâffât suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 23. ayet. مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    (22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

    Mehmet Okuyan

    (22, 23) (Allah meleklere şöyle diyecek:) "Zalimleri, eşlerini (onlar gibi olanları) ve Allah'ın peşi sıra tapmış olduklarını toplayın! Onları cehennemin yoluna iletin!

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'tan başka her şeyi... Ve hepsini gözleri fal taşı gibi açacak bir ateşe yönlendirin;

    Muhammed Esed

    ve hepsini yakıcı ateşin yoluna sürün,

    Ahmed Hulusi

    "Allah dunundakileri! Onları cehennem yoluna yollandırın!"

    Ali Bulaç

    " Allah'tan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün."

    Ali Özek ve heyeti

    Ve Allah'tan başka tapmış oldukları putlarını onlara cehennemin yolunu gösterin.

    Ali Rıza Safa

    "Allah'tan başka bir de ayrıca!" "Artık, onlara, cehennemin yolunu gösterin!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah, meleklerine şöyle emreder: "Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler."

    Edip Yüksel

    ALLAH'tan başka hizmet ettiklerini... Onlara cehennemin yolunu gösterin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'tan başka taptıklarını... Onlara cehennemin yolunu gösterin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (22-24) O zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri toplayın mahşere, toplayın da götürün onları Sırat'a, cehennem köprüsüne doğru ve tutuklayın onları çünkü sorguya çekilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Toplayın da götürün onları sırata; Cehennem köprüsüne doğru

    Erhan Aktaş

    Allah'ın yanı sıra. Artık onlara Cehennem yolunu gösterin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın yanı sıra. Artık onlara Cehennem yolunu gösterin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın yanı sıra kulluk ettikleri. Artık onlara Cehennem yolunu gösterin.

    Gültekin Onan

    Tanrı'dan başka (taptıklarını); artık onları cehennemin yoluna yöneltip götürün."

    Hasan Basri Çantay

    (22-23) (Meleklere:) "O zulmedenleri, onlara eş olanları, Allahı bırakıb tapmakda ısraar etdikleri şeyleri bir araya toplayın da cehennem yoluna götürün" (dediler).

    İbni Kesir

    Allah'tan başka. Ve onları cehennem yoluna götürün.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'tan başka (ibadet etmiş olduklarını) Cehennem yoluna iletin!

    Süleyman Ateş

    "Allah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün!"

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ile aralarına koyarak kulluk ettiklerini… dipnot 1 Onları yakıcı ateşin (cehennemin) yoluna yönlendirin!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah ile aralarına koyduklarının büyük bir kısmı onların kendilerine kulluk ettiklerini kabul etmeyeceklerdir (Bakara 2/165 -167).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ile aralarına koyduklarıyla beraber onları, Cehennem'in yoluna çevirin.

    Şaban Britch

    Allah'tan başka (ibadet etmiş oldukları) onları Cehennem yoluna iletin!

    Şaban Piriş

    Allah'tan başkalarına... Onları cehennem yoluna iletin!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'tan başka tapınmış olduklarını. Sürün onları cehennemin yoluna.

  3. Sâffât suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 24. ayet. وَقِفُوهُمْ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ

    Diyanet İşleri

    (22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

    Mehmet Okuyan

    Onları tutuklayın; şüphesiz ki onlar sorguya çekilecekler!"

    Mustafa İslamoğlu

    ve onları orada alıkoyun: çünkü onlar sorgulanacaklar!

    Muhammed Esed

    ve onları (orada) tutun!" (O zaman) böylelerine sorulacak:

    Ahmed Hulusi

    "Durdurun onları! Muhakkak ki onlar sorumludurlar!"

    Ali Bulaç

    "Ve onları durdurup tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir."

    Ali Özek ve heyeti

    Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler!

    Ali Rıza Safa

    "Ve onları tutun; kesinlikle sorgulanacaklardır!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah, meleklerine şöyle emreder: "Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler."

    Edip Yüksel

    Ve durdurun onları; sorguya çekileceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve durdurun onları; sorguya çekileceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (22-24) O zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri toplayın mahşere, toplayın da götürün onları Sırat'a, cehennem köprüsüne doğru ve tutuklayın onları çünkü sorguya çekilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve tevkıyf edin onları, çünkü sorguya çekilecekler.

    Erhan Aktaş

    Onları durdurun! Kuşkusuz onlar sorumludurlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onları durdurun! Kuşkusuz onlar sorumludurlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları durdurun! Kuşkusuz onlar sorguya çekilecekler.

    Gültekin Onan

    "Ve onları durdurup tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir."

    Hasan Basri Çantay

    "Onları habsedin. Çünkü onlar mes'uldürler".

    İbni Kesir

    Durdurun onları. Çünkü onlar sorumludurlar.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Durdurun onları; çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.

    Süleyman Ateş

    "Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

    Süleymaniye Vakfı

    Onları (cehennemin yolunda) durdurun! Çünkü onlara şu sorulacak:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada durdurun. Onlara soru sorulacak:

    Şaban Britch

    Durdurun onları! Çünkü hesaba çekilecekler.

    Şaban Piriş

    Durdurun onları, çünkü hesaba çekilecekler...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Durdurun onları, çünkü hepsi sorguya çekilecekler.

  4. Sâffât suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 25. ayet. مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlara, "Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?" denir.

    Mehmet Okuyan

    Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    (Denilecek ki): "Ne oldu, neden birbirinize yardım etmiyorsunuz?"

    Muhammed Esed

    "Size ne oldu ki (şimdi) birbirinize yardım etmiyorsunuz?"

    Ahmed Hulusi

    "Ne oldu size ki (bugün) birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    (Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    "Size ne oldu da yardımlaşmıyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    Size ne oldu ki, birbirinize yardım etmiyorsunuz?

    Edip Yüksel

    "Neden birbirinize yardım etmiyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Neden bir birinize yardım etmiyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne oldu sizlere yardımlaşmıyorsunuz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne oldu sizlere yardımlaşmıyorsunuz?

    Erhan Aktaş

    Size ne oldu da dünyadaki gibi yardımlaşmıyorsunuz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Size ne oldu da dünyadaki gibi yardımlaşmıyorsunuz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Size ne oldu da dünyadaki gibi yardımlaşmıyorsunuz?

    Gültekin Onan

    (Onlara seslenilir:) "Ne oluyor size, birbirinizle (dünyada olduğu gibi) yardımlaşmıyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Size ne oldu? Birbirinize yardım etmiyorsunuz ya"!

    İbni Kesir

    Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Size ne oldu da birbirinize yardım etmiyorsunuz?

    Süleyman Ateş

    "Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?" (denecek.)

    Şaban Britch

    Size ne oldu da birbirinize yardım etmiyorsunuz?

    Şaban Piriş

    -Size ne oldu da birbirinize yardım etmiyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Neniz var da birbirinize yardım etmiyorsunuz?

  5. Sâffât suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 26. ayet. بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! Onlar o gün boyun eğmiş olacaklardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifadeler mahşerde yardımlaşmanın olmayacağının delillerindendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama hayır, onlar o gün Allah'a ister istemez teslim olacaklar.

    Muhammed Esed

    Hayır, onlar o Gün isteyerek (Allah'a) teslim olacaklar;

    Ahmed Hulusi

    Aksine onlar bugün boyun eğip teslim olmuşlardır!

    Ali Bulaç

    Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Evet, onlar o gün zilletle boyun eğeceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Bugün, onlar teslim olmuşlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Hayır! Onlar o gün teslim olmuşlardır.

    Edip Yüksel

    Hayır, o gün tümüyle teslim olmuşlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hayır, o gün tümüyle teslim olmuşlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır bugün onlar teslim olmuşlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır bu gün onlar teslim olmuşlardır

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Onlar o gün teslim olmuşlardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çaresizdirler. Karşı koyacak güce sahip değiller.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Onlar o gün teslim olmuşlardır. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çaresizdirler. Karşı koyacak güce sahip değiller.

    Gültekin Onan

    Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır, bugün onlar (zilletle) boyun eğmişlerdir.

    İbni Kesir

    Hayır; onlar bugün, teslim olmuşlardır.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır! Onlar, bugün tamamen teslim olmuşlardır.

    Süleyman Ateş

    (Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında o gün onlar tam bir teslimiyet gösterirler.

    Şaban Britch

    Hayır! Onlar, bugün artık teslim olmuşlardır.

    Şaban Piriş

    Hayır, onlar, bugün artık teslim olmuşlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Edemezler! Bugün hepsi teslim bayrağını çekmiş durumdadır.

  6. Sâffât suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 27. ayet. وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).

    Mehmet Okuyan

    Onların bir kısmı bir kısmına dönüp (hesap) soracaklar.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve birbirlerine yönelerek başlayacaklar hesap sormaya...

    Muhammed Esed

    fakat (çok geç kaldıklarından) birbirlerine dönüp bakacaklar ve birbirlerinden (geçmiş günahlarının yükünü hafifletmelerini) isteyecekler.

    Ahmed Hulusi

    Birbirlerini sorgulayıp suçlarlar!

    Ali Bulaç

    Kimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar:

    Ali Özek ve heyeti

    (İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.

    Ali Rıza Safa

    Birbirlerine dönerek, soracaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    Dönüp birbirlerine soracaklar.

    Edip Yüksel

    Dönüp birbirlerini sorgularlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dönüp birbirlerini sorgularlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Birbirlerine dönmüş soruşuyorlar:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ba'zısına dönmüş soruyorlardır:

    Erhan Aktaş

    Karşılıklı olarak birbirlerini suçluyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Karşılıklı olarak birbirlerini suçluyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Karşılıklı olarak birbirlerini suçluyorlar.

    Gültekin Onan

    Kimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine soruyorlar:

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan kimi kimine yönelib birbirini mes'ul tutmıya kalkışırlar.

    İbni Kesir

    Bir kısmı bir kısmına dönerek soruştururlar.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.

    Süleyman Ateş

    Birbirlerine döndüler, soruyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Birbirlerine dönüp sorarlar:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimisi kimisine dönüp birbirlerini sorguya çekerler.

    Şaban Britch

    Birbirlerine dönüp, sorarlar.

    Şaban Piriş

    Birbirlerine dönüp sitem ederler, sorarlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Birbirlerine dönerek birşeyler sorup duruyorlar.

  7. Sâffât suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 28. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ

    Diyanet İşleri

    Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."

    Mehmet Okuyan

    (Uyanlar, uyduklarına) "Şüphesiz ki siz bize (hep) sağdan gelirdiniz!" dipnot 1 diyeceklerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade kötülerin hep iyi görünerek insanlara yaklaştıkları mesajını içerir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Bir kısmı) şöyle diyecek: "Siz bize hep suret-i haktan görünerek yanaşırdınız."

    Muhammed Esed

    (Onların) bir kısmı: "Bakın" diyecek, "Siz bize (ayartma niyetiyle) sağdan yaklaşırdınız!"

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki siz bize sağdan (sanki hakikati bildirirmiş gibi) gelirdiniz?"

    Ali Bulaç

    "Gerçekten sizler bize sağdan (sağduyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan (hayır yönünden) gelirdiniz (de bizi ondan alıkordunuz.)

    Ali Rıza Safa

    Şöyle derler: "Bize sağdan yaklaşırdınız!"

    Bayraktar Bayraklı

    Uyanlar, uyduklarına: "Siz, bize sağdan geliyordunuz" diyecekler.

    Edip Yüksel

    "Siz bize sağ yanımızdan yaklaşıyordunuz" derler.*

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Siz bize sağ yanımızdan yaklaşıyordunuz,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz bize sağdan gelir alaka gösterip dururdunuz (aldatırdınız,) derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz diyorlardır: bize sağdan gelir dururdunuz

    Erhan Aktaş

    "Gerçek şu ki siz bize, hep sağ taraftan dipnot 1 geliyordunuz." derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağ taraf, deyim olarak; gücü, güç kullanmayı ifade etmektedir. Siz bizi gücünüzle etki altına alarak ve iyi niyetli görünerek yönlendiriyordunuz, denmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Gerçek şu ki siz bize, hep sağ taraftan dipnot 1 geliyordunuz." derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağ taraf, deyim olarak; gücü, güç kullanmayı ifade etmektedir. Siz bizi gücünüzle etki altına alarak ve iyi niyetli görünerek yönlendiriyordunuz, denmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Gerçek şu ki siz bize, hep sağ taraftan dipnot 1 geliyordunuz." derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağ taraf, deyim olarak; gücü, güç kullanmayı ifade etmektedir. Siz bizi gücünüzle etki altına alarak ve iyi niyetli görünerek yönlendiriyordunuz, denmektedir.

    Gültekin Onan

    "Gerçekten sizler bize sağdan (sağduyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz" derler.

    Hasan Basri Çantay

    "Hakıykat siz, derler, biz sağdan (suret-i hakdan) gelirdiniz".

    İbni Kesir

    Ve derler ki: Doğrusu siz, bize sağdan gelirdiniz.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Siz, bize sağdan geliyordunuz." derler.

    Süleyman Ateş

    (Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir (güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz."

    Süleymaniye Vakfı

    "Siz bize hep sağdan yaklaşırdınız dipnot 1 (değil mi?)" derler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağdan yaklaşmak, tıpkı Şeytan'ın yaptığı gibi, suret-i haktan görünmek yani doğru gibi görünüp yanlışa sevketmek demektir (A'raf 7/16-17, Ankebut 29/12).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sizler bize güç gösterisiyle gelirdiniz" derler.

    Şaban Britch

    Siz bize sağdan geliyordunuz, derler.

    Şaban Piriş

    - Siz bize sağdan geliyordununuz, derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Siz bize sağ taraftan geliyordunuz."

  8. Sâffât suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 29. ayet. قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."

    Mehmet Okuyan

    (Uyulanlar ise) şöyle diyecekler: "Aksine siz inananlar değildiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    (Diğerleri) "Asla" diyecekler, "Siz zaten hiç inanmamıştınız!

    Muhammed Esed

    Ötekiler, "Hayır" diyecekler, "aslında siz kendiniz imandan zerre kadar nasip almamıştınız!

    Ahmed Hulusi

    (Onlar da) dediler ki: "Hayır, siz iman etmediniz (bildirilenlere)!"

    Ali Bulaç

    (Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    (Ötekiler de:) «Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz.

    Ali Rıza Safa

    "Hayır!" diyecekler; "Aslında, inanmıyordunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Uyulanlar da şöyle diyecekler: "Siz zaten inanmıyordunuz."

    Edip Yüksel

    Derler ki, "Aslında siz onaylamış kimseler değildiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Derler ki, 'Aslında siz inanmış kimseler değildiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Bunlar da): "Hayır, siz inanmamıştınız,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yok, diyorlardır: siz inanmamıştınız

    Erhan Aktaş

    "Hayır, siz zaten iman eden kimseler değildiniz." derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hayır, siz zaten inanan kimseler değildiniz." derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Hayır, siz zaten inanan kimseler değildiniz." derler.

    Gültekin Onan

    (Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler inançlılar / inançlı olmuşlar değildiniz."

    Hasan Basri Çantay

    (Metbu'ları da:) "Hayır, siz (esasen) iman ediciler değildiniz", derler,

    İbni Kesir

    Onlar da derler ki: Hayır, siz zaten iman edenler olmamıştınız.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Diğerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz."

    Süleyman Ateş

    (Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar da şöyle cevap verirler: "Hayır, siz inanan kimseler değildiniz.

    Şaban Britch

    Diğerleri de derler ki: Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz.

    Şaban Piriş

    Diğerleri de derler ki; -Hayır, siz inanan kimseler değildiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ötekiler dediler: "Hayır, siz zaten inanmıyordunuz?"

  9. Sâffât suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 30. ayet. وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًا طَٰغِينَ

    Diyanet İşleri

    "Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."

    Mehmet Okuyan

    Bizim sizi zorlayacak hiçbir gücümüz yoktu. Aslında siz azgın bir toplumdunuz!

    Mustafa İslamoğlu

    Hem bizim sizi zorlayacak bir gücümüz de yoktur: bilakis siz küstah ve azgın bir topluluktunuz!

    Muhammed Esed

    Üstelik sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu, bilakis, siz küstahça bir kibire kapılmıştınız!

    Ahmed Hulusi

    "Bizim, üzerinizde bir hakimiyetimiz yoktu. . . Aksine siz azgın bir topluluk idiniz. "

    Ali Bulaç

    "Bizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yok. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.»

    Ali Rıza Safa

    "Üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu!" "Hayır! Siz, azıtmış bir toplumdunuz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz, azgın bir toplum olmuştunuz."

    Edip Yüksel

    "Bizim sizin üzerinizde herhangi bir gücümüz yoktu. Aksine siz azmış bir topluluktunuz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bizim sizin üzerinizde her hangi bir gücümüz yoktu. Aksine siz azmış bir topluluktunuz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    bizim size karşı zorlayacak bir gücümüz de yoktu; fakat siz azmış bir kavimdiniz;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bizim size karşı cebredebilecek bir saltanatımız yoktu, fakat siz azmış bir kavm idiniz

    Erhan Aktaş

    "Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir halktınız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir halktınız."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizim sizin üzerinizde yetkimiz yoktu. Bilakis, siz azmış bir toplumdunuz.

    Gültekin Onan

    "Bizim üzerinizde zorlayıcı hiçbir gücümüz yoktu; hayır siz (kendiniz) azgın bir kavimdiniz."

    Hasan Basri Çantay

    "Ve bizim size karşı bir haakimiyyetimiz de yokdu. Bil'akis siz (de bizim gibi) azgınlar güruhu idiniz".

    İbni Kesir

    Bizim, sizin üstünüzde bir hakimiyetimiz de yoktu. Aksine siz, azgınlar topluluğu oldunuz.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.

    Süleyman Ateş

    "Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bizim sizin üzerinizde bir üstünlüğümüz(sulta) olamazdı. Aslında sizler taşkınlık eden kimselerdiniz.

    Şaban Britch

    Bizim sizin üzerinizde zorlayıcı bir gücümüz de yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.

    Şaban Piriş

    -Bizim size karşı bir yaptırım gücümüz de yoktu. Fakat siz, zaten azgın bir toplum idiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Bizim size karşı bir sultamız yoktu. İşin esası şu ki siz azmış bir topluluktunuz."

  10. Sâffât suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 31. ayet. فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

    Diyanet İşleri

    "Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."

    Mehmet Okuyan

    Rabbimizin (azap) sözü bizim aleyhimize gerçekleşti. Biz (azabı) mutlaka tadacağız.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat şimdi Rabbimizin sözü hepimizin aleyhine gerçekleşti: hepimiz (yaptıklarımızın) acısını elbette tadacağız.

    Muhammed Esed

    Fakat şimdi Rabbimizin sözü bizim (de) aleyhimize çıktı, biz (günahlarımızın acı meyvesini) mutlaka tadacağız.

    Ahmed Hulusi

    "İşte sonunda Rabbimizin bildirisi gerçekleşti! Doğrusu (şimdi) biz (azabı) tadıcılarız. "

    Ali Bulaç

    "Böylece Rabbimizin sözü (yıkım ve azab va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız."

    Ali Özek ve heyeti

    «Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız.»

    Ali Rıza Safa

    "Efendimizin, üzerimizdeki sözü gerçekleşti; kesinlikle tadacağız!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Şimdi bize Rabbimizin azap sözü kesinleşti. Artık birlikte tadacağız."

    Edip Yüksel

    "Efendimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti, artık tadacağız."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti, artık tadacağız.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    onun için üzerimize Rabbimizin sözü hak oldu. Muhakkak hepimiz tadacağız;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için üzerimize rabbımızın kavli hakk oldu, her halde hepimiz tadacağız

    Erhan Aktaş

    "Artık Rabb'imizin Söz'ü dipnot 1 üzerimize hak oldu. Kuşkusuz biz, azabı tadacak olanlarız."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Azap sözü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Artık Rabb'imizin Söz'ü dipnot 1 üzerimize hak oldu. Kuşkusuz biz, azabı tadacak olanlarız."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Azap sözü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık Rabb'imizin Söz'ü dipnot 1 üzerimize hak oldu. Kuşkusuz biz, azabı tadacak olanlarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Azap sözü.

    Gültekin Onan

    "Böylece rabbimizin sözü (yıkım ve azab vaadi) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız."

    Hasan Basri Çantay

    "Onun için Rabbimizin sözü (azabı) üstümüze hak olmuşdur. Şübhesiz (azabımızı) tadıcılarız (tadacağız).

    İbni Kesir

    Bunu için Rabbımızın sözü, üzerimize hak oldu. Doğrusu biz, tadacak olanlarız.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu (azabı) tadacağız.

    Süleyman Ateş

    "Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbimizin bizim aleyhimizdeki sözü kesinleşti; çaresi yok, biz o azabı çekeceğiz.

    Şaban Britch

    Artık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu/azabı tadacağız.

    Şaban Piriş

    Artık Rabbimizin hakkımızdaki o sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu tadacağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Rabbimizin sözü üzerimize hak oldu. Tadacağımızı elbette tadacağız."

  11. Sâffât suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 32. ayet. فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

    Diyanet İşleri

    "Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."

    Mehmet Okuyan

    Biz sizi saptırdık. Çünkü kendimiz de sapmıştık."

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat biz sizi (aldatmadık), açıkca saptırdık; çünkü biz zaten sapıtmış kimselerdik.

    Muhammed Esed

    O halde, sizi derin bir sapıklığa ittiğ(imiz eğer doğruysa), o zaman biz de vahim bir sapıklığa düşmüşüzdür!"

    Ahmed Hulusi

    "Bundan ötürü sizi saptırıp azdırdık. . . İşin gerçeği biz azmıştık!"

    Ali Bulaç

    "Evet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik."

    Ali Özek ve heyeti

    «Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık.»

    Ali Rıza Safa

    "Sizi azdırdık. Çünkü biz de azıtmıştık!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık."

    Edip Yüksel

    "Biz azmıştık. Sizi de azdırdık."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz azmıştık. Sizi de azdırdık.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    evet biz sizi kışkırttık. Çünkü biz azgındık!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet biz sizi kışkırttık, çünkü biz azgındık

    Erhan Aktaş

    "Biz, sizi azdırdık, çünkü biz azgındık."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz, sizi azdırdık, çünkü biz azgındık."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, sizi azdırdık, çünkü biz azgındık."

    Gültekin Onan

    "Evet, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik."

    Hasan Basri Çantay

    "Çünkü biz de sizi (büsbütün) başdan çıkardık. Zira biz de azgın kimselerdik".

    İbni Kesir

    Sizi azdırdık; çünkü biz de azgınlardan olmuştuk.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Evet! Sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimseler idik.

    Süleyman Ateş

    "Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık (siz de bize uyunca azmış oldunuz)."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi hayallere daldırdık ama o hayallere biz de dalmıştık."

    Şaban Britch

    Evet sizi saptırdık, çünkü biz de sapkın kimseler idik.

    Şaban Piriş

    Evet sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimseler idik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sizi saptırıp azdırmıştık. Çünkü biz de sapıp azmış kişilerdik."

  12. Sâffât suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 33. ayet. فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

    Diyanet İşleri

    Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde onlar o gün azapta da ortak olacaklar;

    Muhammed Esed

    O Gün onların hepsi ortak azaplarını paylaşacaklar.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki onlar, o süreçte azapta ortak olanlardır.

    Ali Bulaç

    Artık o gün onlar azabda ortaktırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz o gün onlar, azapta ortaktırlar.

    Ali Rıza Safa

    Artık, o gün, cezalarını paylaşacaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün onlar azap çekmede ortaktırlar.

    Edip Yüksel

    Böylece, o gün onlar azapta ortaktırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece, o gün onlar azabta ortaktırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde hepsi o gün azapta ortaktırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde hepsi o gün azabda müşterektirler

    Erhan Aktaş

    Onlar, O gün dipnot 1 azapta ortaktırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, izin günü dipnot 1 azapta ortaktırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, izin günü azapta ortaktırlar.

    Gültekin Onan

    Artık o gün onlar azabda ortaktırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Artık şübhe yok ki bunlar o gün azabda ortakdırlar.

    İbni Kesir

    Artık o gün onlar, muhakkak ki azabda ortaktırlar.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiç şüphe yok ki, o gün onlar azapta ortaktırlar.

    Süleyman Ateş

    O gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar o gün o azabı birlikte çekerler.

    Şaban Britch

    Doğrusu onlar, o gün azapta müşterektirler.

    Şaban Piriş

    Doğrusu onlar, o gün, azapta müşterektirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar o gün azap içinde ortaklık kurmuşlardır.

  13. Sâffât suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 34. ayet. إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ

    Diyanet İşleri

    İşte biz suçlulara böyle yaparız.

    Mehmet Okuyan

    İşte biz, suçlulara böyle yapacağız.

    Mustafa İslamoğlu

    çünkü Biz suçu tabiat haline getirenlere işte böyle davranacağız.

    Muhammed Esed

    Günaha batmış olanlara işte böyle davranacağız:

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle biz, şirk suçunu açığa çıkaranlara işte bunu uygularız!

    Ali Bulaç

    Doğrusu biz, suçlu, günahkarlara böyle yaparız.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte biz, suçlulara böyle yaparız.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, suçlulara, işte böyle yaparız.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte biz suçlulara böyle yaparız.

    Edip Yüksel

    Biz suçlulara böyle yaparız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz suçlulara böyle yaparız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte Biz suçlulara böyle yaparız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte biz mücrimlere böyle yaparız

    Erhan Aktaş

    Mücrimleri dipnot 1 böyle cezalandırırız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış" demek olan bu sözcük, "basit suçlu" anlamında değil; "gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mücrimleri dipnot 1 böyle cezalandırırız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış" demek olan bu sözcük, "basit suçlu" anlamında değil; "gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Suçluları böyle cezalandırırız.

    Gültekin Onan

    Doğrusu biz, suçlu, günahkarlara böyle yaparız.

    Hasan Basri Çantay

    Biz (diğer) günahkarlara (da) muhakkak böyle yapacağız.

    İbni Kesir

    Biz, suçlulara muhakkak böyle yaparız.

    Mehmet Alagaş

    (11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.

    Süleyman Ateş

    İşte biz, suçlulara böyle yaparız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz suçlulara, işte böyle davranırız.

    Şaban Britch

    Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.

    Şaban Piriş

    Biz, günahkarlara işte böyle yaparız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle yaparız biz suçlulara/günahkarlara.

  14. Sâffât suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 35. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Çünkü onlar, kendilerine, "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki onlara "Allah'tan başka ilah yoktur." dendiği zaman kibir gösterirlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu bir gerçek ki, ne zaman kendilerine "Allah'tan başka ilah yoktur" denilmişse, mutlaka küstahça kibirlenmişler

    Muhammed Esed

    çünkü bakın, ne zaman onlara "Allah'tan başka ilah yoktur!" denilse küstahça böbürlenirlerdi

    Ahmed Hulusi

    Onlara "la ilahe İllallah" gerçeğini kabullenin denildiğinde, muhakkak ki onlar benliklerini öne çıkarmışlardı!

    Ali Bulaç

    Çünkü onlara: "Allah'tan başka ilah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Çünkü onlara: Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık bir ilah yoktur, denildiği zaman kibirle direnirlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, onlara, "Allah'tan başka Tanrı yoktur!" denildiğinde büyüklük taslıyorlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    Çünkü onlara, "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiğinde büyüklük taslarlardı.

    Edip Yüksel

    Kendilerine "La ilahe illa ALLAH" denildiğinde büyükleniyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine 'La ilahe illa ALLAH' denildiğinde büyükleniyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü onlar kendilerine: "Allah'tan başka ilah yoktur." denildiği zaman kafa tutuyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü onlar "la ilahe illallah" denildiği zaman kafa tutuyorlardı

    Erhan Aktaş

    Onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilah yoktur." denildiği zaman büyüklük taslayanlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilah yoktur." denildiği zaman büyüklük taslayanlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilah yoktur." denildiği zaman büyüklük taslayanlardı.

    Gültekin Onan

    Çünkü onlara: "Tanrı'dan başka tanrı yoktur" denildiği zaman büyüklük taslarlardı.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü onlar "Allahdan başka hiçbir Tanrı yok" denildiği vakit büyüklük taslarlardı,

    İbni Kesir

    Çünkü onlara; Allah'tan başka ilah yoktur, denildiğinde, büyüklük taslarlardı.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü onlar, kendilerine; "Allah’tan başka (hak) ilah yoktur." denildiği zaman büyüklenirlerdi.

    Süleyman Ateş

    Çünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara: "Allah'tan başka ilah yoktur" denilince büyüklenirlerdi;

    Şaban Britch

    Çünkü onlar, kendilerine: Allah’tan başka (hak) ilah yoktur, denildiği zaman büyüklenirlerdi.

    Şaban Piriş

    Çünkü onlar, kendilerine: -Allah'tan başka ilah yoktur, denildiği zaman büyüklenirlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar, kendilerine, "Allah'tan başka ilah yoktur" dendiğinde, kibirleniyorlardı.

  15. Sâffât suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 36. ayet. وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجْنُونٍۭ

    Diyanet İşleri

    "Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    ve "Ne yani, şimdi kalkıp da mecnun bir şairin sözüne uyup ilahlarımızı mı terk edelim?" demişlerdir.

    Muhammed Esed

    ve "Mecnun bir şairin sözüyle biz ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" derlerdi.

    Ahmed Hulusi

    "Tanrılarımızı, cinlenmiş bir şair için terk mi edeceğiz?" derlerdi.

    Ali Bulaç

    Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?"

    Ali Özek ve heyeti

    «Mecnun bir şair için biz ilahlarımızı bırakacak mıyız?» derlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, "Gerçekten, delirmiş bir ozan için mi tanrılarımızı terk edeceğiz?" diyorlardı.

    Bayraktar Bayraklı

    Şöyle diyorlardı: "Ne yani, cin çarpmış bir şair için tanrılarımızı terk mi edelim?"

    Edip Yüksel

    "Tanrılarımızı deli bir şair için mi terkedeceğiz?" diyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Tanrılarımızı deli bir şair için mi terkedeceğiz?' diyorlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve "Biz hiç deli bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve "hiç biz mecnun şaır için ilahlarımızı bırakır mıyız?" diyorlardı

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Mecnun dipnot 1 bir şair için ilahlarımızı terk edenler mi olacağız?" derlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Deli, cinlenmiş.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Mecnun dipnot 1 bir şair için ilahlarımızı terk edenler mi olacağız?" derlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Deli, cinlenmiş..

    Gültekin Onan

    Ve derlerdi ki: "Biz, ünlenmiş bir şair için tanrılarımızı terk mi edeceğiz?"

    Hasan Basri Çantay

    "Biz mecnun bir şair için ma'budlarımızdan vaz mı geçecekmişiz?" derler (di).

    İbni Kesir

    Ve derlerdi ki: Deli bir şair için mi ilahlarımızı terkedeceğiz?

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?" derlerdi.

    Süleyman Ateş

    "Cinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz?" derlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Biz, cinlerin etkisine girmiş bir şair için ilahlarımızı bırakır mıyız?" derlerdi.

    Şaban Britch

    Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz? derlerdi.

    Şaban Piriş

    -Bir mecnun şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz? derlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve şöyle diyorlardı: "Mecnun bir şair yüzünden ilahlarımızı mı terk edeceğiz?"

  16. Sâffât suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 37. ayet. بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.

    Mehmet Okuyan

    Aksine o (elçi), gerçeği getirmiş ve (önceki) elçileri de doğrulamıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    Hayır! Bilakis o, hakikati getirmiş ve (önceki) elçileri tasdik etmiştir.

    Muhammed Esed

    Hayır, asla! (Sizin deli şair dediğiniz) o kişi hakikati getirmiştir; ve o, (Allah'ın önceki) elçilerinin (bildirdikleri) hakikati tasdik etmektedir.

    Ahmed Hulusi

    Hayır, O, Hak olarak gelmiştir ve Rasulleri de tasdik etmiştir.

    Ali Bulaç

    Hayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Gerçeği getirdi ve gönderilenleri doğruladı.

    Bayraktar Bayraklı

    Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.

    Edip Yüksel

    Doğrusu, o, gerçeği getirmiş ve elçileri doğrulamıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğrusu, o, gerçeği getirmiş ve elçileri doğrulamıştır. Yine O diriltecektir. O her türlü yaratmayı bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır, o hak ile geldi ve bütün peygamberleri doğruladı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır o hakk ile geldi ve bütün Peygamberleri tasdik eyledi

    Erhan Aktaş

    Bilakis, o, Hakkı getirdi ve gönderilmiş Resulleri doğruladı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilakis, o, Hakkı getirdi ve gönderilmiş resulleri doğruladı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilakis, o, Hakkı getirdi ve gönderilmiş rasulleri doğruladı.

    Gültekin Onan

    Hayır, o, hakkı getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır, o, hak (ve hakıykat) ı getirmiş, bütün peygamberleri de tasdıyk etmişdir.

    İbni Kesir

    Hayır, O; hakkı getirmiş ve peygamberleri tasdik etmişti.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri doğruladı.

    Süleyman Ateş

    "Hayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında o, gerçeği getirmiş; üstelik önceki elçileri de tasdik etmişti.

    Şaban Britch

    Hayır! O, hakkı getirdi ve peygamberleri doğruladı.

    Şaban Piriş

    Hayır, O, gerçeği getirdi ve peygamberleri doğruladı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, öyle değil! O, hakkı getirmişti. Diğer peygamberleri de tasdik etmişti.

  17. Sâffât suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 38. ayet. إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki siz elem verici azabı tadacaksınız.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu kesin ki siz, acıklı bir azabı hak ettiniz;

    Muhammed Esed

    Bakın siz, (öteki dünyada) acıklı azabı tadacaksınız,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki siz o feci azabı tadıcılarsınız!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız."

    Ali Özek ve heyeti

    Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, acı bir cezayı kesinlikle tadacaksınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz siz acı azabı tadacaksınız.

    Edip Yüksel

    Siz elbette acı azabı tadacaksınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz elbette acı azabı tadacaksınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elbette siz o acı azabı tadacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elbette siz o elim azabı tadacaksınız

    Erhan Aktaş

    Siz, kesinlikle elim azabı tadacak olanlarsınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Siz, kesinlikle elim azabı tadacak olanlarsınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz, kesinlikle elim azabı tadacak olanlarsınız.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız.

    Hasan Basri Çantay

    Elbette siz o acıklı azabı tadıcısınız.

    İbni Kesir

    Elbette siz, elim azabı tadacaksınız.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.

    Süleyman Ateş

    "Siz acı azabı tadacaksınız!"

    Süleymaniye Vakfı

    Siz, o acı veren azabı elbette tadacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz, o acıklı azabı elbette tadacaksınız.

    Şaban Britch

    Siz ise, o acı veren azabı tadacaksınız.

    Şaban Piriş

    Siz ise, o acı veren azabı tadacaksınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, siz o acıklı azabı mutlaka tadacaksınız!

  18. Sâffât suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâffât suresi, 39. ayet. وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.

    Mehmet Okuyan

    Size yaptıklarınızdan başka karşılık verilmeyecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    ve yaptıklarınızın dışında bir şeyle cezalandırılmayacaksınız.

    Muhammed Esed

    ama yapmış olduğunuzdan başka bir şeyle cezalandırılmayacaksınız.

    Ahmed Hulusi

    Yaptıklarınızın sonucundan başka bir şey yaşamazsınız!

    Ali Bulaç

    Yaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.

    Ali Rıza Safa

    Ve yaptıklarınızdan başka bir şeyle cezalandırılmayacaksınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Size, sadece yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.

    Edip Yüksel

    Sadece yapmış olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sadece yapmış olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Maamafih başka değil, hep yaptığınız amellerinizle cezalanacaksınız

    Erhan Aktaş

    Sadece yapmış olduğunuz şeyin karşılığını alacaksınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sadece yapmış olduğunuz şeyin karşılığını alacaksınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yapmış olduğunuz şeyden başkasıyla cezalandırılmayacaksınız.

    Gültekin Onan

    Yaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    Yapmakda idiğiniz şeylerden başkasiyle de cezalandırılmayacaksınız.

    İbni Kesir

    Ve yapmış olduğunuzdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız.

    Mehmet Alagaş

    (2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.

    Süleyman Ateş

    "Sadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ettiğinizden başkasını mı bulacaksınız?

    Şaban Britch

    Ancak yaptıklarınızın cezasını göreceksiniz.

    Şaban Piriş

    Ancak yaptıklarınızın cezasını göreceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve yalnız, yapıp ettiklerinizin karşılığıyla cezalandırılacaksınız.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.