Sâffât suresi

Sâffât suresi, 28. ayet

Sâffât suresi, 28. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ

ḳâlû inneküm küntüm te'tûnenâ `ani-lyemîn.

Diyanet İşleri

Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 25–31 · surenin 28. ayeti / 182

Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3

  1. Sâffât 25

    Onlara, "Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?" denir.

  2. Sâffât 26

    Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir.

  3. Sâffât 27

    Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).

  4. 28

    Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."

  5. Sâffât 29

    Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."

  6. Sâffât 30

    "Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."

  7. Sâffât 31

    "Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 27–28. ayetler için yazılmıştır.

27. Onlar, kendileri ile aynı türden amel işleyenler ve ilâh diye iddia ettikleri varlıklar bir araya getirilerek cehennem yoluna iletildikten, daha sonra durdurulup sorgulanmalarından ve bu sorulara cevap vermeyişlerinden sonra kendi aralarında birbirlerine yönelerek, birilerinin ötekilerini saptırmaları, ötekilerinin de sapmaları dolayısı ile birbirlerini kınamaya yöneleceklerdir.

28. Tabiler, arkalarından gittikleri önderlerine şöyle diyeceklerdir: “Siz bize sağdan gelirdiniz.” Yani siz gücünüzü ve bizi yenik düşüren imkânlarınızı bize karşı kullanır ve bizi saptırırdınız. Eğer sizler olmasaydınız hiç şüphesiz bizler iman edenlerden olurduk.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Tabi olanlar ileri gelenlere; "Ey büyüklerimiz! Siz, bizlere din ve hak yönünden geliyordunuz. Bizlere Allah'ı küfretmeyi, şirk koşmayı ve günah işlemeyi güzel göstermeye çalışıyordunuz. Bizleri, resullerin Allah katından getirdikleri haktan nefret ettiriyordunuz." dediler.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوٓا۟ kalu dediler ki kök: قول
  2. إِنَّكُمْ innekum şüphesiz siz
  3. كُنتُمْ kuntum kök: كون
  4. تَأْتُونَنَا te'tunena bize gelirdiniz kök: اتي
  5. عَنِ ani -dan
  6. ٱلْيَمِينِ l-yemini sağ- kök: يمن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah'ı siper yapmayın. Allah, hakkıyla işitendir,…

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar.…

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    Şüphesiz, Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Uyanlar, uyduklarına) "Şüphesiz ki siz bize (hep) sağdan gelirdiniz!" dipnot 1 diyeceklerdir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ifade kötülerin hep iyi görünerek insanlara yaklaştıkları mesajını içerir.

Mustafa İslamoğlu

(Bir kısmı) şöyle diyecek: "Siz bize hep suret-i haktan görünerek yanaşırdınız."

Muhammed Esed

(Onların) bir kısmı: "Bakın" diyecek, "Siz bize (ayartma niyetiyle) sağdan yaklaşırdınız!"

Ahmed Hulusi

"Muhakkak ki siz bize sağdan (sanki hakikati bildirirmiş gibi) gelirdiniz?"

Ali Bulaç

"Gerçekten sizler bize sağdan (sağduyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz." derler.

Ali Özek ve heyeti

(Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan (hayır yönünden) gelirdiniz (de bizi ondan alıkordunuz.)

Ali Rıza Safa

Şöyle derler: "Bize sağdan yaklaşırdınız!"

Bayraktar Bayraklı

Uyanlar, uyduklarına: "Siz, bize sağdan geliyordunuz" diyecekler.

Edip Yüksel

"Siz bize sağ yanımızdan yaklaşıyordunuz" derler.*

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Siz bize sağ yanımızdan yaklaşıyordunuz,' derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Siz bize sağdan gelir alaka gösterip dururdunuz (aldatırdınız,) derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz diyorlardır: bize sağdan gelir dururdunuz

Erhan Aktaş

"Gerçek şu ki siz bize, hep sağ taraftan dipnot 1 geliyordunuz." derler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sağ taraf, deyim olarak; gücü, güç kullanmayı ifade etmektedir. Siz bizi gücünüzle etki altına alarak ve iyi niyetli görünerek yönlendiriyordunuz, denmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Gerçek şu ki siz bize, hep sağ taraftan dipnot 1 geliyordunuz." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sağ taraf, deyim olarak; gücü, güç kullanmayı ifade etmektedir. Siz bizi gücünüzle etki altına alarak ve iyi niyetli görünerek yönlendiriyordunuz, denmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Gerçek şu ki siz bize, hep sağ taraftan dipnot 1 geliyordunuz." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sağ taraf, deyim olarak; gücü, güç kullanmayı ifade etmektedir. Siz bizi gücünüzle etki altına alarak ve iyi niyetli görünerek yönlendiriyordunuz, denmektedir.

Gültekin Onan

"Gerçekten sizler bize sağdan (sağduyudan ve haktan) yana gelip yanaşıyordunuz" derler.

Hasan Basri Çantay

"Hakıykat siz, derler, biz sağdan (suret-i hakdan) gelirdiniz".

İbni Kesir

Ve derler ki: Doğrusu siz, bize sağdan gelirdiniz.

Mehmet Alagaş

(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Siz, bize sağdan geliyordunuz." derler.

Süleyman Ateş

(Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir (güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz."

Süleymaniye Vakfı

"Siz bize hep sağdan yaklaşırdınız dipnot 1 (değil mi?)" derler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sağdan yaklaşmak, tıpkı Şeytan'ın yaptığı gibi, suret-i haktan görünmek yani doğru gibi görünüp yanlışa sevketmek demektir (A'raf 7/16-17, Ankebut 29/12).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Sizler bize güç gösterisiyle gelirdiniz" derler.

Şaban Britch

Siz bize sağdan geliyordunuz, derler.

Şaban Piriş

- Siz bize sağdan geliyordununuz, derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "Siz bize sağ taraftan geliyordunuz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who yielded to external influence will recriminate those who led them by the nose into error, they will say: "You had always approached us from the right-hand side which we presumed to be the way of moral rightness and spiritual salvation".

Abdul Haleem

They will say, ‘You came to us from a position of power.’

Abdullah Yusuf Ali

They will say: "It was ye who used to come to us from the right hand (of power and authority)!"

Abul A'la Maududi

(The followers will say to their leaders): "You used to come to us from the right hand." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The word yameen in Arabic is used for several meanings. It may mean use of the force, or well-wishing, or swearing of an oath. Accordingly, the verse would mean.

Aisha Bewley

One group will say, ‘You used to come at us from a position of power. ’

Al-Hilali & Khan

They will say: "It was you who used to come to us from the right side [i.e. from the right side of one of us and beautify for us every evil, enjoin on us polytheism, and stop us from the truth i.e. Islâmic Monotheism and from every good deed]."

Ali Quli Qarai

They will say, ‘Indeed you used to accost us peremptorily. ’

Amatul Rahman Omar

They (the seduced ones) will say (to the seducers), `Surely, you used to approach us with great force swearing ( your sincerity to guide us aright). '

Arthur John Arberry

These say, 'Why, you of old would come to us from the right hand. '

Bijan Moeinian

The followers will ask their leaders: "You used to swear that you were our well-wisher [and that in an improbable Day of Judgment you will carry our sins. ]"

E. Henry Palmer

and they shall say, 'Verily, ye came to us from the right. '

Edip-Layth

They said, "You used to entice us from the right side."

George Sale

And the seduced shall say unto those who seduced them, verily ye came unto us with presages of prosperity;

Hamid S. Aziz

They shall say, "Surely you used to come to us from the right hand side. "

Mahmoud Ghali

They (The seduced) say, "Surely you used to come up to us from the right hand. " (i.e. with the Truth).

Marmaduke Pickthall

They say: Lo! ye used to come unto us, imposing, (swearing that ye spoke the truth).

Mohamed Ahmed - Samira

Saying: "It were you who imposed yourselves upon us. "

Muhammad Asad

Some [of them] will say: "Behold, you were wont to approach us [deceptively] from the right!"

Mustafa Khattab

The misled will say, "It was you who deluded us away from what is right."[1]

Progressive Muslims

They said: "You used to entice us from the right side. "

Rashad Khalifa

They will say (to their leaders), "You used to come to us from the right side."

Sahih International

They will say, "Indeed, you used to come at us from the right. "

Sam Gerrans

They will say: “You came to us from the right hand[...].”

Shabbir Ahmed

Some will say, "You used to approach us in power. "

Syed Vickar Ahamed

They will say: "It was you who used to come to us from the right hand (of power and authority)!"

Taqi Usmani

They (the followers) will say, "You were the ones who used to come to (mislead) us forcefully."

The Monotheist Group

They said: "You used to entice us from the right side."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 28. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 28. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 28. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩