Diyanet İşleri
Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 38. ayet. إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ
inneküm leẕâiḳu-l`aẕâbi-l'elîm.
Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3
Çünkü onlar, kendilerine, "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.
"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.
Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.
Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.
Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.
Ancak Allah'ın halis kulları başka.
(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 38–39. ayetler için yazılmıştır.
38. Az önce kâfirlerin kıyamette söyleyecekleri bir söz olarak bildirilen: “Hepimiz (azabı) kesinlikle tadacağız” sözünün, doğru ya da yanlış olma ihtimali bulunduğundan dolayı Yüce Allah, burada kendi tarafından doğru ve kesin gerçek olmaktan başka bir ihtimali bulunmayan ve hakkı batıldan ayırt eden şu sözünü haber vermektedir: “Siz elbette o can yakıcı” ve acı verici “azabı tadacakasınız.”
39. Ama size tattırılan bu azap, ancak işlediğinizin karşılığıdır. Biz size zulmetmiyoruz. Size sadece adaletin gereğini uyguluyoruz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey müşrikler! Mutlaka siz, kıyamet gününde küfrünüz ve resulleri yalanlamanız sebebi ile elem verici azabı tadacaksınız.
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)
İnkar edenler ile Allah'ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.)…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)
Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)
Daha önce inkar edip de inkarlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.
Aynı kök: الم (75 geçiş)
Allah'ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki siz elem verici azabı tadacaksınız.
Şu kesin ki siz, acıklı bir azabı hak ettiniz;
Bakın siz, (öteki dünyada) acıklı azabı tadacaksınız,
Muhakkak ki siz o feci azabı tadıcılarsınız!
Şüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız."
Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.
Kuşkusuz, acı bir cezayı kesinlikle tadacaksınız.
Şüphesiz siz acı azabı tadacaksınız.
Siz elbette acı azabı tadacaksınız.
Siz elbette acı azabı tadacaksınız.
Elbette siz o acı azabı tadacaksınız.
Elbette siz o elim azabı tadacaksınız
Siz, kesinlikle elim azabı tadacak olanlarsınız.
Siz, kesinlikle elim azabı tadacak olanlarsınız.
Siz, kesinlikle elim azabı tadacak olanlarsınız.
Şüphesiz, siz, acı azabı tadıcılarsınız.
Elbette siz o acıklı azabı tadıcısınız.
Elbette siz, elim azabı tadacaksınız.
(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)
Kuşkusuz siz acı azabı tadacaksınız.
"Siz acı azabı tadacaksınız!"
Siz, o acı veren azabı elbette tadacaksınız.
Siz, o acıklı azabı elbette tadacaksınız.
Siz ise, o acı veren azabı tadacaksınız.
Siz ise, o acı veren azabı tadacaksınız.
Yemin olsun, siz o acıklı azabı mutlaka tadacaksınız!
Then they, will be told: You -infidels- shall certainly experience the taste of the torment laid upon the damned.
you will taste the painful torment,
Ye shall indeed taste of the Grievous Penalty;-
(They will be told): "You shall taste the grievous chastisement.
You will definitely taste the painful punishment
Verily, you (pagans of Makkah) are going to taste the painful torment;
Indeed you will taste the painful punishment,
(Disbelievers!) you will suffer the woeful punishment, most certainly.
Now certainly you shall be tasting the painful chastisement,
It will be said to the disbelievers: "You deserve to taste the awful punishment. "
verily, ye are going to taste of grievous woe,
You will taste the greatest of retribution.
Ye shall surely taste the painful torment of hell;
Most surely you will taste the painful punishment.
Surely you will indeed be tasting the painful torment;
Lo! (now) verily ye taste the painful doom -
You will indeed taste a painful punishment,
Behold, you will indeed taste grievous suffering [in the life to come],
You will certainly taste the painful torment,
You will taste the greatest of retribution.
Most assuredly, you will taste the most painful retribution.
Indeed, you [disbelievers] will be tasters of the painful punishment,
“You are to taste the painful punishment
Behold, you will indeed taste the grievous suffering.
Verily, you shall really taste the painful Penalty—
Surely you have to taste the painful punishment,-
You will taste the greatest of retribution.