Diyanet İşleri
Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 29. ayet. قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ
ḳâlû bel lem tekûnû mü'minîn.
Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3
Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir.
Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).
Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."
Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."
"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."
"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."
"Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 29–32. ayetler için yazılmıştır.
29. “Onlar da” kendilerine böyle diyenlere “derler ki: Hayır; siz mümin değildiniz.” Biz müşrik olduğumuz gibi siz de müşrik idiniz. Sizi bize üstün kılan ve kınanmamızı gerektiren nedir ki?
Üstelik “bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz da yoktu.” Küfrü seçmeniz için sizi zorlamamız söz konusu değildi.
“Aksine siz azgın bir topluluktunuz.” Haddi aşan kimselerdiniz.
31. “Artık Rabbimizin (azap) sözü üzerimize” bize de size de, hepimize “hak olmuştur. Hepimiz” azabı “kesinlikle tadacağız.” Yani Rabbimizin bizim hakkımızdaki takdiri ve hükmünün gelip bizi bulması, bir haktır. Bizler de sizler de azabı tadacağız. Göreceğimiz cezayı hep birlikte göreceğiz.
32. “Biz sizi azdırdık, zira biz de azgın kimselerdik.” Bizler, sizleri izlediğimiz yola davet ettik. Bu da azgınlık yolu idi. Siz de bizim bu davetimizi kabul ettiniz. O bakımdan siz bizi kınamayın, kendinizi kınayın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İleri gelenler kendilerine uyanlara; "Mesele sizin iddia ettiğiniz gibi değil. Bilakis sizler küfür üzerindeydiniz, iman edenlerden değildiniz. Bilakis inkârcıydınız." dediler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Uyulanlar ise) şöyle diyecekler: "Aksine siz inananlar değildiniz.
(Diğerleri) "Asla" diyecekler, "Siz zaten hiç inanmamıştınız!
Ötekiler, "Hayır" diyecekler, "aslında siz kendiniz imandan zerre kadar nasip almamıştınız!
(Onlar da) dediler ki: "Hayır, siz iman etmediniz (bildirilenlere)!"
(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz."
(Ötekiler de:) «Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz.
"Hayır!" diyecekler; "Aslında, inanmıyordunuz!"
Uyulanlar da şöyle diyecekler: "Siz zaten inanmıyordunuz."
Derler ki, "Aslında siz onaylamış kimseler değildiniz."
Derler ki, 'Aslında siz inanmış kimseler değildiniz.'
(Bunlar da): "Hayır, siz inanmamıştınız,
Yok, diyorlardır: siz inanmamıştınız
"Hayır, siz zaten iman eden kimseler değildiniz." derler.
"Hayır, siz zaten inanan kimseler değildiniz." derler.
"Hayır, siz zaten inanan kimseler değildiniz." derler.
(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler inançlılar / inançlı olmuşlar değildiniz."
(Metbu'ları da:) "Hayır, siz (esasen) iman ediciler değildiniz", derler,
Onlar da derler ki: Hayır, siz zaten iman edenler olmamıştınız.
(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.
Diğerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz."
(Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz."
Diğerleri şöyle cevap verir: "Siz zaten inanıp güvenen kimseler değildiniz ki! dipnot 1
Onlar da şöyle cevap verirler: "Hayır, siz inanan kimseler değildiniz.
Diğerleri de derler ki: Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz.
Diğerleri de derler ki; -Hayır, siz inanan kimseler değildiniz.
Ötekiler dediler: "Hayır, siz zaten inanmıyordunuz?"
"But", the accused will say: "You yourselves were a people whose hearts never reflected the image of religious and spiritual virtues nor were you receptive of the truth".
They will say, ‘No! It was you who would not believe-
They will reply: "Nay, ye yourselves had no Faith!
They will say: "Nay, you yourselves were not the ones who would believe.
The others will say, ‘The truth is that you were not muminun.
They will reply: "Nay, you yourselves were not believers.
They will answer, ‘Rather you [yourselves] had no faith.
They (- seducers) will reply, `It was not so. Rather you yourselves were not (inclined to be) the believers.
Those say, 'No; on the contrary, you were not believers;
The leaders will reply: "[Do not blame us. ] You yourself chose the disbelief."
They shall say, 'Nay, ye were not believers,
They replied: "No, it was you who were not those who acknowledge."
and the seducers shall answer, nay, rather ye were not true believers:
They shall say, "Nay, you (yourselves) were not believers;
They say, "No indeed, but you were not believers.
They answer: Nay, but ye (yourselves) were not believers.
They will say: "No, you were the ones who would not believe.
[To which] the others will reply: "Nay, you yourselves were bereft of all faith!
The misleaders will reply, "No! You disbelieved on your own.
They replied: "No, it was you who were not believers. "
They will respond, "It is you who were not believers.
The oppressors will say, "Rather, you [yourselves] were not believers,
Those will say: “Nay, you were not believers,
The leaders will reply, "Nay, it were you yourself who were devoid of Faith.
They will reply: "No, you, yourselves were not believers!
They (the chiefs) will say, "On the contrary, you yourselves were not believers.
They replied: "No, it was you who were not believers."