Sâffât suresi

Sâffât suresi, 29. ayet

Sâffât suresi, 29. ayet. قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

ḳâlû bel lem tekûnû mü'minîn.

Diyanet İşleri

Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 26–32 · surenin 29. ayeti / 182

Konu Zulmedenlerin toplanması ve saptıranlarla çekişme Sâffât 22–39 3

  1. Sâffât 26

    Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir.

  2. Sâffât 27

    Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).

  3. Sâffât 28

    Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."

  4. 29

    Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."

  5. Sâffât 30

    "Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."

  6. Sâffât 31

    "Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."

  7. Sâffât 32

    "Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 29–32. ayetler için yazılmıştır.

29. “Onlar da” kendilerine böyle diyenlere “derler ki: Hayır; siz mümin değildiniz.” Biz müşrik olduğumuz gibi siz de müşrik idiniz. Sizi bize üstün kılan ve kınanmamızı gerektiren nedir ki?

Üstelik “bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz da yoktu.” Küfrü seçmeniz için sizi zorlamamız söz konusu değildi.

“Aksine siz azgın bir topluluktunuz.” Haddi aşan kimselerdiniz.

31. “Artık Rabbimizin (azap) sözü üzerimize” bize de size de, hepimize “hak olmuştur. Hepimiz” azabı “kesinlikle tadacağız.” Yani Rabbimizin bizim hakkımızdaki takdiri ve hükmünün gelip bizi bulması, bir haktır. Bizler de sizler de azabı tadacağız. Göreceğimiz cezayı hep birlikte göreceğiz.

32. “Biz sizi azdırdık, zira biz de azgın kimselerdik.” Bizler, sizleri izlediğimiz yola davet ettik. Bu da azgınlık yolu idi. Siz de bizim bu davetimizi kabul ettiniz. O bakımdan siz bizi kınamayın, kendinizi kınayın.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İleri gelenler kendilerine uyanlara; "Mesele sizin iddia ettiğiniz gibi değil. Bilakis sizler küfür üzerindeydiniz, iman edenlerden değildiniz. Bilakis inkârcıydınız." dediler.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  2. بَل bel hayır
  3. لَّمْ lem
  4. تَكُونُوا۟ tekunu zaten siz değildiniz kök: كون
  5. مُؤْمِنِينَ mu'minine inanan insanlar kök: امن

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Uyulanlar ise) şöyle diyecekler: "Aksine siz inananlar değildiniz.

Mustafa İslamoğlu

(Diğerleri) "Asla" diyecekler, "Siz zaten hiç inanmamıştınız!

Muhammed Esed

Ötekiler, "Hayır" diyecekler, "aslında siz kendiniz imandan zerre kadar nasip almamıştınız!

Ahmed Hulusi

(Onlar da) dediler ki: "Hayır, siz iman etmediniz (bildirilenlere)!"

Ali Bulaç

(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler mü'min kimseler değildiniz."

Ali Özek ve heyeti

(Ötekiler de:) «Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz.

Ali Rıza Safa

"Hayır!" diyecekler; "Aslında, inanmıyordunuz!"

Bayraktar Bayraklı

Uyulanlar da şöyle diyecekler: "Siz zaten inanmıyordunuz."

Edip Yüksel

Derler ki, "Aslında siz onaylamış kimseler değildiniz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Derler ki, 'Aslında siz inanmış kimseler değildiniz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Bunlar da): "Hayır, siz inanmamıştınız,

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok, diyorlardır: siz inanmamıştınız

Erhan Aktaş

"Hayır, siz zaten iman eden kimseler değildiniz." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Hayır, siz zaten inanan kimseler değildiniz." derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Hayır, siz zaten inanan kimseler değildiniz." derler.

Gültekin Onan

(Diğerleri de:) "Hayır" derler. "Zaten sizler inançlılar / inançlı olmuşlar değildiniz."

Hasan Basri Çantay

(Metbu'ları da:) "Hayır, siz (esasen) iman ediciler değildiniz", derler,

İbni Kesir

Onlar da derler ki: Hayır, siz zaten iman edenler olmamıştınız.

Mehmet Alagaş

(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Diğerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz."

Süleyman Ateş

(Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar da şöyle cevap verirler: "Hayır, siz inanan kimseler değildiniz.

Şaban Britch

Diğerleri de derler ki: Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz.

Şaban Piriş

Diğerleri de derler ki; -Hayır, siz inanan kimseler değildiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ötekiler dediler: "Hayır, siz zaten inanmıyordunuz?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"But", the accused will say: "You yourselves were a people whose hearts never reflected the image of religious and spiritual virtues nor were you receptive of the truth".

Abdul Haleem

They will say, ‘No! It was you who would not believe-

Abdullah Yusuf Ali

They will reply: "Nay, ye yourselves had no Faith!

Abul A'la Maududi

They will say: "Nay, you yourselves were not the ones who would believe.

Aisha Bewley

The others will say, ‘The truth is that you were not muminun.

Al-Hilali & Khan

They will reply: "Nay, you yourselves were not believers.

Ali Quli Qarai

They will answer, ‘Rather you [yourselves] had no faith.

Amatul Rahman Omar

They (- seducers) will reply, `It was not so. Rather you yourselves were not (inclined to be) the believers.

Arthur John Arberry

Those say, 'No; on the contrary, you were not believers;

Bijan Moeinian

The leaders will reply: "[Do not blame us. ] You yourself chose the disbelief."

E. Henry Palmer

They shall say, 'Nay, ye were not believers,

Edip-Layth

They replied: "No, it was you who were not those who acknowledge."

George Sale

and the seducers shall answer, nay, rather ye were not true believers:

Hamid S. Aziz

They shall say, "Nay, you (yourselves) were not believers;

Mahmoud Ghali

They say, "No indeed, but you were not believers.

Marmaduke Pickthall

They answer: Nay, but ye (yourselves) were not believers.

Mohamed Ahmed - Samira

They will say: "No, you were the ones who would not believe.

Muhammad Asad

[To which] the others will reply: "Nay, you yourselves were bereft of all faith!

Mustafa Khattab

The misleaders will reply, "No! You disbelieved on your own.

Progressive Muslims

They replied: "No, it was you who were not believers. "

Rashad Khalifa

They will respond, "It is you who were not believers.

Sahih International

The oppressors will say, "Rather, you [yourselves] were not believers,

Sam Gerrans

Those will say: “Nay, you were not believers,

Shabbir Ahmed

The leaders will reply, "Nay, it were you yourself who were devoid of Faith.

Syed Vickar Ahamed

They will reply: "No, you, yourselves were not believers!

Taqi Usmani

They (the chiefs) will say, "On the contrary, you yourselves were not believers.

The Monotheist Group

They replied: "No, it was you who were not believers."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 29. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 29. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 29. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩