Necm suresi

Necm suresi, 16. ayet

Necm suresi, 16. ayet. إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ

iẕ yagşe-ssidrate mâ yagşâ.

Diyanet İşleri

O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Necm 13–19 · surenin 16. ayeti / 62

Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3

  1. Necm 13

    Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü.

  2. Necm 14

    Sidretü'l-Münteha'nın yanında.

  3. Necm 15

    Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

  4. 16

    O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

  5. Necm 17

    Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

  6. Necm 18

    Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

  7. Necm 19

    (19-20) Lat ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. “O vakit Sidre’yi bürüyen bürüyordu.” Orayı Allah’ın emrinden olup vasfını Yüce Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği pek büyük bir şey bürüyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah'ın emri ile Sidre'yi büyük bir şey kapladı. İşin aslını Yüce Allah'tan başkası bilmez.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذْ iz hani
  2. يَغْشَى yegşa kaplıyordu kök: غشو
  3. ٱلسِّدْرَةَ s-sidrate Sidre'yi kök: سدر
  4. مَا ma
  5. يَغْشَىٰ yegşa kaplayan kök: غشو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سدر (4 geçiş) · Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    Sidretü'l-Münteha'nın yanında.

  • Aynı kök: سدر (4 geçiş)

    Fakat onlar yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların bahçelerini ekşi meyveli ağaçlar, acı ılgın ve biraz da sedir ağacı…

  • Aynı kök: سدر (4 geçiş)

    (28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında,…

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  • Aynı kök: غشو (29 geçiş)

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  • Aynı kök: غشو (29 geçiş)

    Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani o sidre'yi (sedir ağacını) neler kaplıyordu neler! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetteki [sidretü'l-müntehâ] "uzaktaki sedir ağacı" demektir. Bu ve [cennetü'l-me'vâ] ifadesi, göklerdeki bazı mekânların adı olarak yorumlansa da konuyu "Mekke'ye yakın bir bölgede yaşananlar" şeklinde yorumlamak kanaatimizce daha doğrudur.

Mustafa İslamoğlu

kaplayan o şey sidreyi çepeçevre kuşattığında...

Muhammed Esed

meçhul bir parlaklığın çevresini sarıp kuşattığı sidre ağacının başında.

Ahmed Hulusi

O an ki, Sidre'yi (varlığını) bürüyen (hakikat nuru) bürüyordu (beden hissi kaybolmuş bir halde)!

Ali Bulaç

Sidreyi örten örtmekte iken,

Ali Özek ve heyeti

Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

Ali Rıza Safa

Sedir ağacı, kaplayan bir şeyle kaplandığında. dipnot 462

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 462
    "Kaplayan bir şeyle kaplandığında" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Meçhul bir parlaklık çevresini sarıp kuşattığında" veya "Yaman bir şey bürüdüğünde" veya "Tüm bölge olağanüstü biçimde kuşatıldığında" veya "Örten örtmekteyken" biçiminde çevrilmiştir. Kimi yorumcular, hiçbir betimlemenin anlatamayacağı görkemli bir olay olarak yorumlamışlardır.

Bayraktar Bayraklı

- Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-münteha yanında. O ağacın yanında Me'va cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.

Edip Yüksel

Tüm bölge olağanüstü biçimde kuşatılmıştı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Tüm bölge olağanüstü biçimde kuşatılmıştı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman ki, o Sidre'yi bürüyen bürüyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

O dem ki o Sidreyi bürüyen bürüyordu

Gültekin Onan

Sidreyi örten örtmekte iken,

Hasan Basri Çantay

O (gördüğü) zaman Sidreyi bürüyordu onu bürümekde olan.

İbni Kesir

O zaman Sidre'yi bürümekte olan bürüyordu.

Mehmet Alagaş

(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.

Rowwad Tercüme Merkezi

O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.

Süleyman Ateş

Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.

Süleymaniye Vakfı

O sırada Sidre'yi (Sidret'ül-müntehayı) kaplayan şey kaplıyordu dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sidre'yi kaplayan şey, Tur Suresi'nde Allah'ın Beyt-i ma'mur'dan sonra üzerine yemin ettiği "yükseltilmiş tavan"dır. Çünkü Allah, bir yerde bir şeyi kısaca anlatır sonra bir başka yerde açıklar (Hud 11/1-2). Allah Teala dünyayı, yedi kat göğün benzeri olarak yarattığı (Talak 65/12) ve gökler de yeryüzü gibi küre şeklinde olduğu için "yükseltilmiş tavan" ifadesi göklerin en uç noktasını ifade eder. Bu, Muhammed aleyhisselamın.Miraç yolculuğunda Cenneti görmediğinin delili olur. Zaten o oraya, cenneti görmesi için değil, el-Mescid'ul-Aksa'nın çevresindeki ayetlerden bazılarını görmesi için götürülmüştü (İsra 17/1).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gün o Sidre'yi neler kaplamıştı, neler!

Şaban Britch

Sidre’yi bürüyen (büyük bir şey) bürüyordu.

Şaban Piriş

Sidre'yi bürüyen bürüyordu.

Yaşar Nuri Öztürk

O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran,

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The site which no one can conceive what embellishment overlays it, a Sidra ornamented by what no eye has seen nor ear heard.

Abdul Haleem

when the tree was covered in nameless [splendour].

Abdullah Yusuf Ali

Behold, the Lote-tree was shrouded (in mystery unspeakable!)

Abul A'la Maududi

(This was) when the lote-tree was covered with that which covered it. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, its splendor and glory exceeds all description. The divine glory and effulgence was such as can neither be conceived by man nor can any human language depict it adequately.

Aisha Bewley

when that which covered the Lote-tree covered it.

Al-Hilali & Khan

When that covered the lote-tree which did cover it![1]

Ali Quli Qarai

when there covered the Lote Tree what covered it.

Amatul Rahman Omar

(This was) when the sublime thing (- the Divine Manifestation) which was to cover Sidrah had covered it.

Arthur John Arberry

when there covered the Lote-Tree that which covered;

Bijan Moeinian

The Lote-tree was shrouded.

E. Henry Palmer

When there covered the lote tree what did cover it!

Edip-Layth

The whole place was overwhelmed.

George Sale

When the lote-tree covered that which it covered,

Hamid S. Aziz

When that which shrouds (in mystery) covered the Lote-tree;

Mahmoud Ghali

As that which envelops did envelop the Lote-Tree.

Marmaduke Pickthall

When that which shroudeth did enshroud the lote-tree,

Mohamed Ahmed - Samira

When the Lote-tree was covered over with what it was covered over;

Muhammad Asad

with the lote-tree veiled in a veil of nameless splendour….

Mustafa Khattab

while the Lote Tree was overwhelmed with ˹heavenly˺ splendours!

Progressive Muslims

The whole place was overwhelmed.

Rashad Khalifa

The whole place was overwhelmed.

Sahih International

When there covered the Lote Tree that which covered [it].

Sam Gerrans

When there covered the Lote Tree that which covered;

Shabbir Ahmed

Overwhelming is the spectacle at the overwhelming Ultimate Mark!

Syed Vickar Ahamed

When the lote-tree was covered (in mystic wisdom that cannot be spoken!)

Taqi Usmani

when the lote-tree was covered by that which covered it.

The Monotheist Group

The whole place was overwhelmed.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩