Necm suresi

Necm suresi, 2. ayet

Necm suresi, 2. ayet. مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ

mâ ḍalle ṣâḥibüküm vemâ gavâ.

Diyanet İşleri

(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Necm 1–5 · surenin 2. ayeti / 62

Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3

  1. 1–2

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  2. Necm 3

    O, nefis arzusu ile konuşmaz.

  3. Necm 4

    (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

  4. Necm 5

    (5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

2. Hakkında yemin olunan husus ise Allah Rasûlü’nün hem bilgi hususunda sapmaktan münezzeh olduğunu hem de maksadında sapmaktan uzak olduğunu anlatmaktır.

Buna bağlı olarak o, sahip olduğu bilgi sayesinde hidâyet üzeredir, güzel maksat sahibi biridir ve insanların iyiliğini isteyen, hidâyete ileten bir kişidir. Aynı zamanda onun, sapık kimselerin üzerinde bulunduğu tutarsız bilgi ve kötü maksadın tam aksi bir kişiliği vardır.

Yüce Allah’ın: “Arkadaşınız” diye buyurması, onların da bildikleri üzere onun doğruluğuna, hidâyet üzere olduğuna ve onu çok iyi tanıdıklarına dikkatlerini çekmek içindir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ın resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- doğru yoldan çıkmadı, sapıtmadı. O ancak hak yolu izleyen bir kimsedir.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. ضَلَّ delle sapmadı kök: ضلل
  3. صَاحِبُكُمْ sahibukum arkadaşınız kök: صحب
  4. وَمَا ve ma ve
  5. غَوَىٰ gava azmadı kök: غوي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    (1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

  • Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac

    O, nefis arzusu ile konuşmaz.

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap…

  • Aynı kök: غوي (22 geçiş)

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…

  • Aynı kök: غوي (22 geçiş)

    Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette…

  • Aynı kök: غوي (22 geçiş)

    Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

57 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Arkadaşınız (Muhammed), sapmamış ve azgınlaşmamıştır.

Mustafa İslamoğlu

Arkadaşınız ne sapmıştır, ne kanmıştır;

Muhammed Esed

Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır,

Ahmed Hulusi

Arkadaşınız ne saptı ne de azdı!

Ali Bulaç

Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.

Ali Özek ve heyeti

arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı;

Ali Rıza Safa

Arkadaşınız, ne sapmış ne de azmıştır.

Bayraktar Bayraklı

- Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.

Edip Yüksel

Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır, ne de azmıştır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır, ne de azmıştır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da!

Elmalılı Hamdi Yazır

Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da

Erhan Aktaş

Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.

Gültekin Onan

Arkadaşınız (olan peygamber) sapmadı ve azmadı.

Hasan Basri Çantay

saahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Baatıla da inanmadı.

İbni Kesir

Arkadaşınız sapmamış ve azmamıştır.

Mehmet Alagaş

(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.

Rowwad Tercüme Merkezi

Arkadaşınız (doğru yoldan) çıkmadı, sapıtmadı.

Süleyman Ateş

Arkadaşınız sapmadı, azmadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Arkadaşınızın yoldan çıkmadığı ve boş hayallere kapılmadığı da önemlidir.

Şaban Britch

Arkadaşınız (doğru yoldan) çıkmadı, sapıtmadı.

Şaban Piriş

Arkadaşınız sapıtmadı, azdırılmadı.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

In confirmation of the truthful attributes of your compatriot Muhammad- who did not err nor stray from the path of safety and righteousness,

Abdul Haleem

Your companion has not strayed; he is not deluded;

Abdullah Yusuf Ali

Your Companion is neither astray nor being misled.

Abul A'la Maududi

your companion dipnot 1 has neither strayed nor is he deluded; dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Your companion: implies the Messenger of Allah (peace be upon him) and the addressees are the Quraish. The word Sahib as used in the original means a friend, a companion, a close associate. Here, making mention of the Prophet by the word Sahib-u-kum (your companion) instead of Our Messenger is very meaningful. This is meant to make the people of the Quraish realize: The person being mentioned is no stranger to you. He is not an outsider whom you may not be knowing or recognizing already. He is a man of your own clan and tribe. He lives and moves among you; even your children know who and what he is, what his character is, what are his dealings, what are his ways and habits and characteristics, and how he has passed his life among you so far. If sameone of you were to say an improbable thing about him, there would be a thousand men among you who knew him, who could see for themselves whether what was said actually applied to him or not.
  2. metne dön, dipnot 2
    This is the thing for which an oath has been sworn by the setting star or stars. Going astray means a person’s adopting a wrong way being unaware of the right way, and being deluded means his adopting the wrong way knowingly and consciously. The verse means: Muhammad (peace be upon him) is a well-known man among you. Your accusation that he has gone astray, or is misguided, is utterly wrong. In fact, he is neither gone astray nor misguided. Here, the propriety of swearing by the setting stars is that in the darkness of the starry night a person cannot see the things of his surroundings clearly, and from their vague appearances can form wrong judgments about them, e.g. he may take a tree for a ghost in the dark, a string for a snake, a rock in the sand for a beast of prey. But when the stars have set and the day has dawned, everything appears before man in its real form and shape, and there remains no doubt whatsoever about the reality of things. The same is also the case of Muhammad (peace be upon him) among you. His life and personality is not hidden in darkness, but is manifest like the bright dawn. You are aware that this companion of yours is a rightminded, wise and sagacious man. How can somebody from among the Quraish have the misunderstanding that he has gone astray? You also know how well-intentioned and honest and righteous person he is. How can one of you form the view that he has knowingly adopted a crooked way not only for himself but has started inviting others also to the same falsehood?

Aisha Bewley

your companion is not misguided or misled;

Al-Hilali & Khan

Your companion (Muhammad صلى الله عليه وسلم) has neither gone astray nor has erred.

Ali Quli Qarai

your companion has neither gone astray, nor gone amiss.

Amatul Rahman Omar

That your comrade (Muhammad) has neither deviated (from true guidance in his practices) nor has he erred (in his beliefs).

Arthur John Arberry

your comrade is not astray, neither errs,

Bijan Moeinian

That your fellow citizen (Mohammad) is neither wrong nor misled.

E. Henry Palmer

your comrade errs not, nor is he deluded!

Edip-Layth

Your friend was not astray, nor was he deceived.

George Sale

your companion Mohammed erreth not, nor is he led astray:

Hamid S. Aziz

Your companion (Muhammad) does not err, nor is he deceived (or astray or is misled);

Mahmoud Ghali

In no way has your companion (The Prophet) erred, and in no way is he misguided.

Marmaduke Pickthall

Your comrade erreth not, nor is deceived;

Mohamed Ahmed - Samira

That your companion is not confused, nor has he gone astray,

Muhammad Asad

This fellow-man of yours has not gone astray, nor is he deluded,

Mustafa Khattab

Your fellow man[1] is neither misguided nor astray.

Progressive Muslims

Your friend was not astray, nor was he deceived.

Rashad Khalifa

Your friend (Muhammad) was not astray, nor was he deceived.

Sahih International

Your companion [Muúammad] has not strayed, nor has he erred,

Sam Gerrans

Your companion has not strayed, nor has he erred,

Shabbir Ahmed

Your honored companion is neither in error, nor is he misled.

Syed Vickar Ahamed

Your Companion (the Prophet) is not in evil ways and (he is) not being misled.

Taqi Usmani

your fellow (the Holy Prophet) has neither missed the way, nor did he deviate.

The Monotheist Group

Your friend was not astray, nor was he deceived.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 2. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 2. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Necm suresi, 2. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩