Diyanet İşleri
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Necm suresi
Necm suresi, 2. ayet. مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ
mâ ḍalle ṣâḥibüküm vemâ gavâ.
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
O, nefis arzusu ile konuşmaz.
(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.
(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (asli suretine girip) doğruldu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
2. Hakkında yemin olunan husus ise Allah Rasûlü’nün hem bilgi hususunda sapmaktan münezzeh olduğunu hem de maksadında sapmaktan uzak olduğunu anlatmaktır.
Buna bağlı olarak o, sahip olduğu bilgi sayesinde hidâyet üzeredir, güzel maksat sahibi biridir ve insanların iyiliğini isteyen, hidâyete ileten bir kişidir. Aynı zamanda onun, sapık kimselerin üzerinde bulunduğu tutarsız bilgi ve kötü maksadın tam aksi bir kişiliği vardır.
Yüce Allah’ın: “Arkadaşınız” diye buyurması, onların da bildikleri üzere onun doğruluğuna, hidâyet üzere olduğuna ve onu çok iyi tanıdıklarına dikkatlerini çekmek içindir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah'ın resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- doğru yoldan çıkmadı, sapıtmadı. O ancak hak yolu izleyen bir kimsedir.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
O, nefis arzusu ile konuşmaz.
Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını…
Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap…
Aynı kök: غوي (22 geçiş)
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…
Aynı kök: غوي (22 geçiş)
Şeytan dedi ki: "(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette…
Aynı kök: غوي (22 geçiş)
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Arkadaşınız (Muhammed), sapmamış ve azgınlaşmamıştır.
Arkadaşınız ne sapmıştır, ne kanmıştır;
Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır,
Arkadaşınız ne saptı ne de azdı!
Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı.
arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı;
Arkadaşınız, ne sapmış ne de azmıştır.
- Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.
Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır, ne de azmıştır.
Arkadaşınız (Muhammed) ne sapmıştır, ne de azmıştır.
arkadaşınız şaşırmadı, azıtmadı da!
Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
Arkadaşınız (olan peygamber) sapmadı ve azmadı.
saahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Baatıla da inanmadı.
Arkadaşınız sapmamış ve azmamıştır.
(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.
Arkadaşınız (doğru yoldan) çıkmadı, sapıtmadı.
Arkadaşınız sapmadı, azmadı.
Arkadaşınız doğru yoldan sapmadı dipnot 1 , yanlış kurgulara da kapılmadı dipnot 2 .
Arkadaşınızın yoldan çıkmadığı ve boş hayallere kapılmadığı da önemlidir.
Arkadaşınız (doğru yoldan) çıkmadı, sapıtmadı.
Arkadaşınız sapıtmadı, azdırılmadı.
Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.
In confirmation of the truthful attributes of your compatriot Muhammad- who did not err nor stray from the path of safety and righteousness,
Your companion has not strayed; he is not deluded;
Your Companion is neither astray nor being misled.
your companion dipnot 1 has neither strayed nor is he deluded; dipnot 2
your companion is not misguided or misled;
Your companion (Muhammad صلى الله عليه وسلم) has neither gone astray nor has erred.
your companion has neither gone astray, nor gone amiss.
That your comrade (Muhammad) has neither deviated (from true guidance in his practices) nor has he erred (in his beliefs).
your comrade is not astray, neither errs,
That your fellow citizen (Mohammad) is neither wrong nor misled.
your comrade errs not, nor is he deluded!
Your friend was not astray, nor was he deceived.
your companion Mohammed erreth not, nor is he led astray:
Your companion (Muhammad) does not err, nor is he deceived (or astray or is misled);
In no way has your companion (The Prophet) erred, and in no way is he misguided.
Your comrade erreth not, nor is deceived;
That your companion is not confused, nor has he gone astray,
This fellow-man of yours has not gone astray, nor is he deluded,
Your fellow man[1] is neither misguided nor astray.
Your friend was not astray, nor was he deceived.
Your friend (Muhammad) was not astray, nor was he deceived.
Your companion [Muúammad] has not strayed, nor has he erred,
Your companion has not strayed, nor has he erred,
Your honored companion is neither in error, nor is he misled.
Your Companion (the Prophet) is not in evil ways and (he is) not being misled.
your fellow (the Holy Prophet) has neither missed the way, nor did he deviate.
Your friend was not astray, nor was he deceived.