Diyanet İşleri
Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü.
Necm suresi
Necm suresi, 13. ayet. وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ
veleḳad raâhü nezleten uḫrâ.
Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyin geliş biçimi ve Sidretü'l-Müntehâ Necm 1–18 3
Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?
Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (asli suretiyle) görmüştü.
Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.
O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 13–14. ayetler için yazılmıştır.
13. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Cibrîl aleyhisselam'ı aslî/gerçek suretinde iki defa görmüştür. Birincisi az önce de geçtiği gibi dünya semâsının altında en yüksek ufukta, ikincisi ise İsrâ gecesinde yedinci semânın üzerinde olmuştur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki onu diğer bir inişinde de görmüştür.” Yani Muhammed, Cibrîl aleyhisselam’ı bir başka defa daha kendisine doğru iniş halinde iken görmüştür.
14. “Sidretu’l-Muntehâ yanında.” Bu, yedinci semânın üzerinde oldukça büyük bir ağaçtır. Ona Sidretü’l-Müntehâ adının veriliş sebebi, yerden yükselenlerin en son oraya varması, Allah’tan inen vahiy ve benzeri hususların da oraya inmesidir. Mahlukatın bilgisinin vardığı nihai nokta orasının olmasından dolayı bu ismi almış olması da muhtemeldir. Yani burası semâvâtın ve arzın üzerinde olduğundan dolayı, yüksekliği itibari ile en nihâi noktayı teşkil eder. Bundan başka sebepler dolayısı ile bu ismi almış olabilir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
İşte Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, şeytanın da başka diğer kötü ruhların da kendisine asla yaklaşmadığı, pek güzel, temiz ve ulvi ruhların yeri olan o mekânda Cibrîl aleyhisselam’ı görmüştür.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendisinin götürüldüğü İsra gecesi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- Cebrail'i aslî suretinde bir kere daha görmüştü.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya…
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Aynı olay: İsrâ ve Mi'rac
(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(13, 14, 15) Yemin olsun ki bir başka inişinde onu, cennetü'l-me'vâ (durmaya değer bahçe)nin yanındaki sidretü'l-müntehâ (uzaktaki sedir ağacı)'nın yanında bir kez daha görmüştü.
Doğrusu onu bir başka iniş sırasında yine görmüştü;
Ve onu bir kez daha gördü,
Andolsun ki Onu bir daha gördü (hakikatin bilincine inişiyle fark edilmesinde).
Andolsun, onu bir de diğer inişte görmüştü.
Önceden bir defa daha görmüştü.
Zaten gerçek şu ki, diğer inişinde de Onu görmüştü.
- Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-münteha yanında. O ağacın yanında Me'va cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
Onu bir kez daha görmüştü.
Onu bir kez daha görmüştü.
Andolsun ki, o onu bir kez daha inişinde gördü;
Kasem olsun ki o onu bir daha da inişinde gördü
Ant olsun ki, onu başka bir inişinde de gördü.
Ant olsun ki, onu başka bir inişinde de gördü.
Ant olsun ki, onu başka bir inişte daha gördü.
Andolsun onu bir de diğer inişte görmüştü.
(13-14) Andolsun ki onu diğer bir defa da Sidre-tül müntehanın yanında gördü o,
Andolsun ki; onu, bir de diğer inişte görmüştü.
(1-18) Battığında / heva olduğunda yıldıza yemin olsun ki , a rkadaşınız şaşırmadı ve azıtmadı . Keyfinden / hevasından konuşmaz / nutuk etmez. O, ancak vahyedilen vahiydir. Ona şiddetli kuvvet sahibi / Cebrail öğretti. Üstün akıl sahibi ve kapsayıcıdır / istiva etmiştir. Ve yüksek ufuktadır. Sonra iyice sokuldu / yaklaştı ve aşağı doğru sarktı . İki yay miktarı yahut daha yakın (ednaa) oldu . Ve O’nun kuluna ne vahyedecekse vahyetti . Ne göründüyse gönlü onu yalanlamadı. Gördükleri üzerine onunla tartışıyor musunuz ? Diğer bir inişinde de Sidretil Müntehada onu gördüydü . (Sidra ağacı nebk denilen iğneli ağaç) Meva cenneti onun yanında ydı (Cennet görüntüsü eşliğinde) Sidreti kaplayan / bürüyen kaplıyordu. Ne gözü kaydı / şaşıladı ne de taşkınlık etti / haddi aştı. Rabbinin en büyük ayetlerinden de gördüydü.
Andolsun ki o, Cebrâîl’i bir başka inişte daha görmüştü.
Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü;
(Muhammed) Cebrail'i (gerçek görüntüsüyle dipnot 1 ) bir defa daha gördü.
Muhammed Cebrail'i bir kez daha böyle gördü.
Hakikaten onu (Cebrail'i) diğer bir inişte de gördü.
Hakikaten onu diğer bir inişte de gördü.
Yemin olsun ki onu bir başka inişte de görmüştü.
In effect, he- Muhammad- saw him- the Spirit Gabriel- on another occasion:
A second time he saw him:
For indeed he saw him at a second descent,
Indeed he saw him a second time,
He saw him again another time
And indeed he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) saw him [Jibrîl (Gabriel)] at a second descent (i.e. another time).
Certainly he saw it yet another time,
And, of course, he saw Him (in His another manifestation to him) yet another time.
Indeed, he saw him another time
Indeed he (Mohammad) saw him (Angle Gabriel) for the second time by the furthest Lote-tree….
And he saw him another time,
Indeed, he saw him in another descent.
He also saw him another time,
And certainly he saw him in another descent,
And indeed he did already see him (during) another descent,
And verily he saw him yet another time
He saw Him indeed another time
And, indeed, he saw him a second time
And he certainly saw that ˹angel descend˺ a second time
And indeed, he saw him in another descent.
He saw him in another descent.
And he certainly saw him in another descent
And he saw him in another descent,
And indeed, he learned it again and yet again.
And indeed, he (the Prophet) truly saw him (Gabriel) as (he) came down second (time),
Indeed he saw him another time
And indeed, he saw him in another descent.