Hasan Basri Çantay
(1-2) Gök yarıldığı, (yarılmakda da) Rabbini dinleyib boyun eğdiği zaman, ki gök zaten buna layık olarak yaratılmışdır.
84. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
İnşikâk suresi, 1. ayet. إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ
iẕe-ssemâü-nşeḳḳat.
(1-2) Gök yarıldığı, (yarılmakda da) Rabbini dinleyib boyun eğdiği zaman, ki gök zaten buna layık olarak yaratılmışdır.
İnşikâk suresi, 2. ayet. وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.
(1-2) Gök yarıldığı, (yarılmakda da) Rabbini dinleyib boyun eğdiği zaman, ki gök zaten buna layık olarak yaratılmışdır.
İnşikâk suresi, 3. ayet. وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ
veiẕe-l'arḍu müddet.
(3-4-5) yer uzatıldığı, içinde ne varsa atıb bomboş kaldığı, bu hususda da) Rabbini dinleyib boyun eğdiği zaman, ki yer zaten buna layık olarak yaratılmışdır, (herkes yapdığına kavuşacakdır).
İnşikâk suresi, 4. ayet. وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
veelḳat mâ fîhâ veteḫallet.
(3-4-5) yer uzatıldığı, içinde ne varsa atıb bomboş kaldığı, bu hususda da) Rabbini dinleyib boyun eğdiği zaman, ki yer zaten buna layık olarak yaratılmışdır, (herkes yapdığına kavuşacakdır).
İnşikâk suresi, 5. ayet. وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.
(3-4-5) yer uzatıldığı, içinde ne varsa atıb bomboş kaldığı, bu hususda da) Rabbini dinleyib boyun eğdiği zaman, ki yer zaten buna layık olarak yaratılmışdır, (herkes yapdığına kavuşacakdır).
İnşikâk suresi, 6. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَٰقِيهِ
yâ eyyühe-l'insânü inneke kâdiḥun ilâ rabbike kedḥan femülâḳîh.
Ey insan, hakıykat sen Rabbine (kavuşuncaya) kadar durmayıb didineceksin, nihayet Ona ulaşacaksın.
İnşikâk suresi, 7. ayet. فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ
feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînih.
O vakit (amel) kitabı sağ eline verilen kimseye gelince.
İnşikâk suresi, 8. ayet. فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
fesevfe yüḥâsebü ḥisâbey yesîrâ.
kolayca bir hisab ile muhaasebe edilecek o,
İnşikâk suresi, 9. ayet. وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
veyenḳalibü ilâ ehlihî mesrûrâ.
ehline de sevinçli dönecekdir.
İnşikâk suresi, 10. ayet. وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ
veemmâ men ûtiye kitâbehû verâe żahrih.
Amma kitabı arkasından verilen kimse,
İnşikâk suresi, 11. ayet. فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا
fesevfe yed`û ŝübûrâ.
derhal helakini temenni edecek,
İnşikâk suresi, 12. ayet. وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا
veyaṣlâ se`îrâ.
o şiddetli ateşe (cehenneme) girecek.
İnşikâk suresi, 13. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
innehû kâne fî ehlihî mesrûrâ.
Çünkü o, ehli içinde bir şımarıkdı.
İnşikâk suresi, 14. ayet. إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ
innehû żanne el ley yeḥûr.
Çünkü o, hakıykaten ve kat'iyyen (Rabbine) dönmeyeceğini sanmışdı.
İnşikâk suresi, 15. ayet. بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا
belâ. inne rabbehû kâne bihî beṣîrâ.
Hayır (o, Rabbine dönecekdi). Çünkü Rabbi onu çok iyi görendi.
İnşikâk suresi, 16. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ
felâ uḳsimü bişşefeḳ.
Demek (hakıykat onun zannetdiği gibi değildir). Andederim o şafaka.
İnşikâk suresi, 17. ayet. وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
velleyli vemâ veseḳa.
O geceye ve onun (sinesinde) derleyip topladığı şey (ler) e,
İnşikâk suresi, 18. ayet. وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
velḳameri iẕe-tteseḳa.
toplu bir haale geldiği (nuuru tamamlandığı) zaman aya ki,
İnşikâk suresi, 19. ayet. لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ
leterkebünne ṭabeḳan `an ṭabaḳ.
siz (ey insanlar), hiç şübhesiz, o halden bu haale bineceksiniz.
İnşikâk suresi, 20. ayet. فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
femâ lehüm lâ yü'minûn.
Öyleyse onlara ne (oluyor) ki iman etmiyorlar?
İnşikâk suresi, 21. ayet. وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ secde ayeti
veiẕâ ḳurie `aleyhimü-lḳur'ânü lâ yescüdûn.
Ve karşılarında Kur'an okunduğu zaman (derin saygı ile) eğilmiyorlar?
İnşikâk suresi, 22. ayet. بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ
beli-lleẕîne keferû yükeẕẕibûn.
Bil'akis o küfredenler tekzib ederler.
İnşikâk suresi, 23. ayet. وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
vellâhü a`lemü bimâ yû`ûn.
Halbuki Allah onların yüreklerinde neler saklıyorlar, pek iyi bilendir.
İnşikâk suresi, 24. ayet. فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.
Bunun için sen (Habibim) onları elem verici bir azab ile müjdele!
İnşikâk suresi, 25. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ
ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.
iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) edenler müstesnadır. Onlar için bitib tükenmeyen bir mükafat vardır.