Gültekin Onan
Gök, yarılıp parçalandığı,
84. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
İnşikâk suresi, 1. ayet. إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ
iẕe-ssemâü-nşeḳḳat.
Gök, yarılıp parçalandığı,
İnşikâk suresi, 2. ayet. وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.
Ve 'kendi yaratılışına uygun' rabbine boyun eğdiği zaman;
İnşikâk suresi, 3. ayet. وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ
veiẕe-l'arḍu müddet.
Yer, düzlendiği,
İnşikâk suresi, 4. ayet. وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
veelḳat mâ fîhâ veteḫallet.
İçinde olanları dışa atıp boşaldığı,
İnşikâk suresi, 5. ayet. وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
veeẕinet lirabbihâ veḥuḳḳat.
Ve 'kendi yaratılışına uygun' rabbine boyun eğdiği zaman.
İnşikâk suresi, 6. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَٰقِيهِ
yâ eyyühe-l'insânü inneke kâdiḥun ilâ rabbike kedḥan femülâḳîh.
Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın.
İnşikâk suresi, 7. ayet. فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ
feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînih.
Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse,
İnşikâk suresi, 8. ayet. فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
fesevfe yüḥâsebü ḥisâbey yesîrâ.
O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek,
İnşikâk suresi, 9. ayet. وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
veyenḳalibü ilâ ehlihî mesrûrâ.
Ve kendi ehline (yakınlarına) sevinç içinde dönecektir (yenkalibu).
İnşikâk suresi, 10. ayet. وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ
veemmâ men ûtiye kitâbehû verâe żahrih.
Kimin de kitabı ardından verilirse,
İnşikâk suresi, 11. ayet. فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا
fesevfe yed`û ŝübûrâ.
O da, helak (yok olmay)ı çağıracak,
İnşikâk suresi, 12. ayet. وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا
veyaṣlâ se`îrâ.
Çılgın alevli ateşe girecek.
İnşikâk suresi, 13. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
innehû kâne fî ehlihî mesrûrâ.
Çünkü o, (dünyada) kendi ehli (yakınları) arasında sevinçliydi.
İnşikâk suresi, 14. ayet. إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ
innehû żanne el ley yeḥûr.
Doğrusu o, (rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı.
İnşikâk suresi, 15. ayet. بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا
belâ. inne rabbehû kâne bihî beṣîrâ.
Hayır; gerçekten rabbi, kendisini çok iyi görendi.
İnşikâk suresi, 16. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ
felâ uḳsimü bişşefeḳ.
Yoo, şafak vaktine yemin ederim,
İnşikâk suresi, 17. ayet. وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
velleyli vemâ veseḳa.
Geceye ve toplayıp taşıdığı şeylere,
İnşikâk suresi, 18. ayet. وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
velḳameri iẕe-tteseḳa.
Ondördüne girdiği zaman aya;
İnşikâk suresi, 19. ayet. لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ
leterkebünne ṭabeḳan `an ṭabaḳ.
Siz, gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.
İnşikâk suresi, 20. ayet. فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
femâ lehüm lâ yü'minûn.
Şu halde onlara ne oluyor ki inanmıyorlar?
İnşikâk suresi, 21. ayet. وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ secde ayeti
veiẕâ ḳurie `aleyhimü-lḳur'ânü lâ yescüdûn.
Kendilerine Kuran okunduğunda secde etmiyorlar.
İnşikâk suresi, 22. ayet. بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ
beli-lleẕîne keferû yükeẕẕibûn.
Tersine, o küfredenler yalanlıyorlar.
İnşikâk suresi, 23. ayet. وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
vellâhü a`lemü bimâ yû`ûn.
Oysa Tanrı, onların içlerinde sakladıklarını daha iyi bilendir.
İnşikâk suresi, 24. ayet. فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.
Bu durumda sen, onlara acı bir azab ile müjde ver.
İnşikâk suresi, 25. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ
ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.
Ancak inanıp salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir (mükafaat) vardır.