Diyanet İşleri
(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."
İnsân suresi
İnsân suresi, 9. ayet. إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمْ جَزَآءً وَلَا شُكُورًا
innemâ nuṭ`imüküm livechi-llâhi lâ nürîdü minküm cezâev velâ şükûrâ.
(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İyilerin vasıfları: yoksula, yetime ve esire yedirmek İnsân 5–12 3
Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.
O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.
Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.
(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."
"Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."
Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.
Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükafatlandırır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 8–10. ayetler için yazılmıştır.
8. “Yemeğe olan arzularına rağmen” kendileri malı ve yemeği arzuladıkları bir halde olmalarına rağmen Allah sevgisini kendi nefislerine duydukları sevginin önüne geçirirler ve insanların arasında yemek yedirilmeye en lâyık ve muhtaç olanları araştırıp “yoksula, yetime ve esire yedirirler.”
9. Onlar, bu infak ve yemek yedirmeleri ile de yalnızca Yüce Allah’ın rızasını gözetirler. Hallerinin dili ile de şöyle derler: “Biz, size ancak Allah’ın rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne bir teşekkür istemiyoruz.” Maddi bir karşılık da beklemeyiz, sözlü bir övgü de.
10. “Çünkü biz yüzlerin asık ve kaşların çatık olacağı” kapkaranlık, kötü, dar ve sıkıntılı “bir günden dolayı Rabbimizden korkarız.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, kendi içlerinden yalnız Allah’ın rızası için doyurduklarını bilirler. Onlardan herhangi bir karşılık istemez veya onları doyurmalarına karşılık bir övgü beklemezler.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de…
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi…
Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti,…
Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış…
Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…
Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), "Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz" (denir.)
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(9, 10) (Şöyle derler:) "Biz sizi yalnızca Allah rızası için doyuruyoruz; sizden herhangi bir karşılık da teşekkür de istemiyoruz. dipnot 1 (Çünkü) biz, zor ve belalı bir günde Rabbimizden (O'nun azabından) korkuyoruz."
(kendi kendilerine derler ki): "Biz size sadece Allah için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.
(ve kendi kendilerine konuşurlar:) "Biz sizi yalnız Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz.
"Yalnızca Vechullah adına sizi yediriyoruz. . . Sizden ne bir karşılık ve ne de bir teşekkür istemiyoruz. "
"Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür."
«Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.»
"Yalnızca, Allah'ın hoşnutluğu için sizi doyuruyoruz. Ne bir karşılık ne de teşekkür beklemiyoruz!"
- Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız" derler.
"Biz sizi ALLAH rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz."
'Biz sizi ALLAH rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür beklemiyoruz.'
Size sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık isteriz ne de bir teşekkür!
Size ancak "livechillah" it'am ediyoruz, sizden ne bir karşılık isteriz ne de bir teşekkür
Biz, sizi yalnızca Allah için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür beklemiyoruz.
Biz, sizi yalnızca Allah'ın rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür beklemiyoruz.
Biz, sizi yalnızca Allah'ın rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık veya bir teşekkür beklemiyoruz.
"Biz size, ancak Tanrı'nın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür."
"Biz, size ancak Allahın yüzü (suyu) için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür istemeyiz",
Biz; sizi, ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.
(7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.
Biz, sizi sadece Allah yüzü/rızası için doyuruyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.
"Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz."
(Şöyle derler:) "Biz size, sadece Allah rızası için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık istiyoruz ne de bir teşekkür dipnot 1 .
(Şöyle derler:) "Biz sizi, sırf Allah yüzümüze baksın diye doyuruyoruz. Yoksa sizden bir karşılık da, teşekkür de beklemiyoruz."
Biz, sizi sadece Allah yüzü/rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.
-Biz, sizi sadece Allah rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.
"Biz size yalnız ve yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık da bir teşekkür de istemiyoruz;
Their true and hidden motive as expressed in words to those in need has always been : "We supply you with the necessities for the sake of Allah and the enjoyment induced". "We expect nothing in return, not even your gratitude."
saying, ‘We feed you for the sake of God alone: We seek neither recompense nor thanks from you.
(Saying),"We feed you for the sake of Allah alone: no reward do we desire from you, nor thanks.
(saying): dipnot 1 "We feed you only for Allah's sake; we do not seek of you any recompense or thanks, dipnot 2
‘We feed you only out of desire for the Face of Allah. We do not want any repayment from you or any thanks.
(Saying): "We feed you seeking Allâh’s Countenance only. We wish for no reward, nor thanks from you.
[saying, ] ‘We feed you only for the sake of Allah. We do not want any reward from you nor any thanks.
(Assuring them by their gestures, ) `We feed you only to seek the pleasure of Allâh, we desire no recompense from you nor thanks.
'We feed you only for the Face of God; we desire no recompense from you, no thankfulness;
They will say: "We feed you just to please our Lord and do not ask anything in return from you. "
'We only feed you for God's sake; we desire not from you either reward or thanks;
"We only feed you for the sake of God; we do not desire from you any reward or thanks."
saying, we feed you for God's sake only: We desire no recompense from you, nor any thanks:
(Saying) We only feed you for Allah's sake; we desire from you neither reward nor thanks:
"Surely we feed you only for the Face of Allah. We would not have any recompense from you, nor thankfulness.
(Saying): We feed you, for the sake of Allah only. We wish for no reward nor thanks from you;
(Saying): "We feed you for the sake of God, desiring neither recompense nor thanks.
[saying, in their hearts,] "We feed you for the sake of God alone: we desire no recompense from you, nor thanks:
˹saying to themselves,˺ "We feed you only for the sake of Allah, seeking neither reward nor thanks from you.
"We only feed you for the sake of God; we do not desire from you any reward or thanks. "
"We feed you for the sake of GOD; we expect no reward from you, nor thanks.
[Saying], "We feed you only for the countenance of Allah. We wish not from you reward or gratitude.
(“We feed you only for the face of God; we desire from you no reward or gratitude;
(They do all this selflessly) saying, "We provide for you for the sake of Allah alone. We want no return from you, not even a word of thanks.
(Saying), "We feed you for the sake of Allah Alone, no reward do we want from you, nor thanks.
(saying to them,) "We feed you only for the sake of Allah; we have no intention of (receiving) either a return from you or thanks.
"We only feed you seeking the face of God; we do not desire from you any reward or thanks."