Diyanet İşleri
Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.
İnsân suresi
İnsân suresi, 11. ayet. فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمِ وَلَقَّىٰهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا
feveḳâhümü-llâhü şerra ẕâlike-lyevmi veleḳḳâhüm naḍratev vesürûrâ.
Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İyilerin vasıfları: yoksula, yetime ve esire yedirmek İnsân 5–12 3
Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.
(Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."
"Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."
Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.
Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükafatlandırır.
Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.
Üzerlerine cennetin gölgeleri sarkmış, cennetin meyveleri (kolayca alınacak şekilde) yakınlaştırılarak hazırlanmıştır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “Allah da o günün şerrinden onları korur.” “O en büyük korku ve dehşet onları üzmez. Melekler onları karşılar: Size vaat edilen gününüz işte budur, derler.” (el-Enbiya, 21/103)
“Ve” yüzlerine “bir güzellik” ve kalplerine de “bir sevinç verir.” Böylelikle onları taltif eder ve hem dış hem de iç dünyalarını nimetlerle donatmış olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah, keremiyle o büyük günün şerrinden onları koruyacak ve onlara ikram olarak yüzlerine parlaklık ve aydınlık, kalplerine de mutluluk verecektir.
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Ortak kavram: Şer
Dediler ki: "Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı." Yusuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, "Siz kötü bir…
Aynı kök: نضر (3 geçiş)
O gün birtakım yüzler aydındır.
Aynı kök: نضر (3 geçiş)
Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer
Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…
Aynı kök: سرر (44 geçiş)
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…
Aynı kök: سرر (44 geçiş)
Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.
Aynı kök: سرر (44 geçiş)
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah onları o günün şiddetinden korumuş (olacak)tır; (yüzlerine) parlaklık, (kalplerine de) sevinç verecektir.
Bu yüzden Allah onları bu günün dehşetinden koruyacak ve onların (yüzlerine) nur, (yüreklerine) sürur koyacak;
Ve bu yüzden Allah onları o Gün'ün dehşetinden koruyacak, aydınlık ve sevinç verecektir,
Bundan dolayı Allah, işte o sürecin şerrinden onları korudu ve onlara bir parlaklık ve sürur verdi.
Artık Allah, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.
İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.
Sonunda Allah, işte böyle bir günün kötülüğünden onları koruyacaktır. Parıltılı bir aydınlık ve sevince kavuşturacaktır.
Bundan dolayı Allah, onları o günün kötülüklerinden koruyacaktır ve onları güler yüze ve mutluluğa kavuşturacaktır.
Nitekim, ALLAH onları o günün kötülüğünden korur ve onlara neşe ve sevinç verir.
Nitekim, ALLAH onları o günün kötülüğünden korur ve onlara neşe ve sevinç verir.
Allah da onları o günün şerrinden korur ve kendilerini bir parlaklık ve bir sevince erdirir.
Allah da onları o günün şerrinden korur ve kendilerini bir parlaklıkla bir sürure indirir
Allah da bu nedenle onları, o günün kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve sevince kavuşturacak.
Allah da bu nedenle onları, o günün kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve sevince kavuşturacak.
Allah da bu nedenle onları, o günün kötülüğünden koruyacak. Ve onları, mutluluk ve sevince kavuşturacak.
Artık Tanrı, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.
İşte bundan dolayı Allah bu günün şerrinden onları korumuş, (yüzlerine) bir güzellik, (yüreklerine) bir sevine vermiş,
Allah da onları, o günün şerrinden korumuştur. Ve onlara bir güzellik, bir sevinç vermiştir.
(7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.
Bundan dolayı Allah da bugünün şerrinden onları korur ve onlara bir güzellik, bir sevinç verir.
Allah da onları, o günün şerrinden korumuş, onlar(ın yüzlerin)e parlaklık ve (gönüllerine) sevinç vermiştir.
Allah da onları o günün şerrinden koruyacak dipnot 1 , yüzlerini güldüren ve kendilerini sevindiren şeylerle karşılayacaktır dipnot 2 .
Allah da onları o günün sıkıntılarından korur; zengin dipnot 1 ve mutlu edecek şeylerle karşılar.
Allah da onları o günün şerrinden korumuş ve onlara bir parıltı ve sevinç bahşetmiştir.
Allah da onları o günün şerrinden korumuş ve onlara bir parıltı ve sevinç bahşetmiştir.
Allah da onları o gününün şerrinden korumuş ve kendilerini bir parlaklığa, bir sevince ulaştırmıştır.
Consequently has Allah ensured them immunity from the evil of that Day and shall inspire them with lightened eyes and radiant countenance expressive of deeply felt joy.
So God will save them from the woes of that Day, give them radiance and gladness,
But Allah will deliver them from the evil of that Day, and will shed over them a Light of Beauty and (blissful) Joy.
So Allah shall guard them against the woe of that Day, and will procure them freshness and joy, dipnot 1
So Allah has safeguarded them from the evil of that Day and has made them meet with radiance and pure joy.
So Allâh saved them from the evil of that Day, and gave them Nadrah (a light of beauty) and joy.
So Allah saved them from the ills of that day, and granted them freshness and joy.
So Allâh will guard them from the evil of that day and will bestow on them cheerfulness (of face) and happiness (of mind).
So God has guarded them from the evil of that day, and has procured them radiancy and gladness,
God has already saved them from the evil of that day and they will be happy with joyful faces.
And God will guard them from the evil of that day and will cast on them brightness and joy;
So God shielded them from the evil of that day, and He cast towards them a look and a smile.
Wherefore God shall deliver them from the evil of that day, and shall cast on them brightness of countenance, and joy;
Therefore Allah will deliver them from the evil of that day and will shed on them the Light of Beauty and Joy;
So, Allah has protected them from the evil of that Day and has granted (Literally: made them receive) them bloom and pleasure.
Therefor Allah hath warded off from them the evil of that day, and hath made them find brightness and joy;
So God will protect them from the evil of that day, and grant them happiness and joy,
And so, God will preserve them from the woes of that Day, and will bestow on them brightness and joy,
So Allah will deliver them from the horror of that Day, and grant them radiance and joy,
So God shielded them from the evil of that Day, and He cast towards them a look and a smile.
Consequently, GOD protects them from the evils of that day, and rewards them with joy and contentment.
So Allah will protect them from the evil of that Day and give them radiance and happiness
So God protected them from the evil of that day, and granted them radiance and happiness,
Hence, Allah wards off from them the chaos of those times, and showers on them inner splendor and delight. ('Yaum' = Day = Stage = Times = Era = Eventuality = The Resurrection Day).
So, Allah will save them from the sorrow of that Day, and will spread over them a Light of beauty and a (cheerful) joy.
So Allah will save them from the evil of that day, and will grant them bloom and delight,
So God shielded them from the evil of that Day, and He cast towards them a look and a smile.