Hac suresi · 67–72. ayetler

Her ümmete bir ibadet yolu

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hac suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 67. ayet. لِّكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكًا هُمْ نَاسِكُوهُ فَلَا يُنَٰزِعُنَّكَ فِى ٱلْأَمْرِ وَٱدْعُ إِلَىٰ رَبِّكَ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدًى مُّسْتَقِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O halde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Mehmet Okuyan

    Biz her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar (kitap ehli) bu işte seninle çekişmesinler! Sen Rabbine davet et! dipnot 1 Şüphesiz ki sen doğru bir hidayet üzeresin.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Yûsuf 12:108; Ra‘d 13:36; İbrâhîm 14:1; Nahl 16:125; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz her bir ümmet için Allah'a kalben yaklaşsınlar diye bir ibadet yol ve yöntemi belirledik; şu halde (ey bu hitabın muhatabı), kimse seni bu konuda tartışmaya çekmesin; ve sen sadece Rabbine çağır: şu bir gerçek ki sen kesinlikle dosdoğru bir yol üzeresin.

    Muhammed Esed

    Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için (ayrı) bir ibadet tarzı tayin ettik. Bunun içindir ki, (ey inanan kişi, seninkinden başka yollar tutan) kimseler bu konuda seni tartışmaya sürüklemesinler; sen yalnızca (onların hepsini) Rabbine çağır: çünkü, sen gerçekten dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Ahmed Hulusi

    Her ümmete ibadet edecekleri bir mensek (ibadet anlayışı ve şekli) oluşturduk. . . O halde bu konuda seni tartışmaya çekemesinler; (tartışma) sadece Rabbine davet et. . . Kesinlikle hakikate erdiren yoldasın!

    Ali Bulaç

    Biz her ümmete bir ibadet tarzı (Mensek) kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, (din) iş(in)de seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, her ümmet için, yapageldikleri bir takım ibadet tarzları koymuşuzdur. Bu itibarla, (ey Muhammed!) bu hususta seninle münakaşaya kalkışmasınlar. Rabbine davet et. Hiç şüphe yoktur ki, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Ali Rıza Safa

    Her toplum için, uygulayacakları bir yakarış biçimi belirledik. Artık, seninle çekişmesinler. Sen, Efendine çağır. Çünkü sen, kesinlikle dosdoğru yol üzerindesin.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz her ümmete, uygulayacakları bir ibadet şekli öğrettik. Öyle ise, onların bu konuda seninle çekişmelerine müsaade etme! Sen, Rabbine davet et! Zira sen gerçekten doğru bir yoldasın.

    Edip Yüksel

    Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık. Onun için bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Efendine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her bir topluluğu, uygulayacakları bir dizi kural ile yükümlü kıldık. Onun için bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz her ümmet için bir ibadet yolu yapmışızdır ki, onlar onun abidleridir. Şu halde bu işte seninle asla tartışmaya girmesinler; ve sen Rabbine davet et; çünkü sen muhakkak doğru olana götüren, doğru bir yoldasın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz her ümmet için bir ıbadet yolu yapmışızdır ki onlar onun abidleridir, binaenaleyh emirde sana asla münazea etmesinler ve rabbına da'vet et, çünkü sen cidden hakka götüren doğru bir yol üzerindesin

    Erhan Aktaş

    Her ümmet dipnot 1 için bir mensek dipnot 2 belirledik. Herkes kendi mensekini dipnot 2 sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kurban ve kurban kesme ile ilgili kurallar. Nusuk, Allah'a yaklaşmaya vesile olan her şeydir. Bu kelime "hacc ile ilgili ritüel ve kurallar" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her ümmet dipnot 1 için bir mensek dipnot 2 belirledik. Herkes kendi mensekini dipnot 2 sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kurban ve kurban kesme ile ilgili kurallar. Nusuk, Allah'a yaklaşmaya vesile olan her şeydir. Bu sözcük "hacc ile ilgili ritüel ve kurallar anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her ümmet için bir ibadet tarzı dipnot 1 belirledik. Herkes kendi tarzını sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hacc da kurban kesme usulü. Ayette yer alan "menseken" sözcüğü, "kurban kesme yeri" anlamı ile birlikte, "hacc ibadeti" anlamına da gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Biz her ümmete bir 'ibadet tarzı' (mensek) kıldık, onlar bu tarz üzere ibadet etmektedirler. Öyleyse, buyrukta seninle çekişmesinler. Sen rabbine çağır. Şüphesiz sen dosdoğru bir hidayet üzerindesin.

    Hasan Basri Çantay

    Biz her ümmete bir ibadet yolu (şeriat) gösterdik ki onlar bunun aamilleridir. O halde emirde seninle asla münazaa etmesinler. Sen (insanları sadece) Rabbine da'vet et. Çünkü sen, şübhesiz dosdoğru bir hidayetin ta üzerindesin.

    İbni Kesir

    Her ümmete; yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyle ise işte seninle çekişmesinler, Rabbına davet et. Şüphesiz ki sen; dosdoğru bir hidayet üzeresin.

    Mehmet Alagaş

    (67-70) Her toplum için ibadet yöntemleri yaptık, onlarda bu yöntemleri uyguladılar, emir konusunda seninle kavga etmesinler / niza etmesinler, Rabbine çağır, Muhakkak ki sen istikameti doğru olan bir yola yönlenmiş vaziyettesin, eğer ki seninle mücadele ederlerse deki, Allah yaptıklarınızı daha iyi bilmektedir. Allah kıyamet günü, sizin aranızda ki karşıtlaştığınız şeyler / ihtilaf ettiğiniz şeyler üzerinde kararını / hükmünü verecektir, bilmez misiniz ki Allah, semada ve yerde ne varsa bilir, muhakkak ki bu, kayıttadır / kitaptadır, muhakkak ki bu Allah için kolaydır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her ümmete uygulamakta oldukları bir ibadet yolu belirledik. Öyleyse, bu iş/din hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine davet et. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Süleyman Ateş

    Biz her ümmete, uydukları bir mensek (ibadet yöntemi) yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.

    Süleymaniye Vakfı

    Her ümmet için dipnot 1 geçerli bir kurban kesme zamanı belirledik dipnot 2 . Öyleyse bu konuda seninle çekişmesinler. Sen Rabbine çağır dipnot 3 . Sen kesinlikle dosdoğru bir yol üzerindesin dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mensek: Kurban kesme yeri, kurban kesme zamanı ve kurban anlamlarına gelir. Burada kurban ve kurban kesme zamanı anlamları uygun düşmektedir. Bu surenin 28. ayetinde, kurbanın malum günlerde kesilmesinin emredilmesi ve o günlerin hac yani kurban bayramı günleri olması, bütün ümmetlerde kurban kesme zamanının aynı olduğunu gösterir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Kendilerine kitap verilenler, kitaplarındaki bir çok hükmü gizlemişlerdir. Bu ayetlere göre kurban ibadeti de gizlenen hükümlerdendir (Maide 5/15).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her toplum(ümmet) için kurban ibadeti (mensek) koyduk, onlar onu yerine getirirler. Bu konuda seninle asla çekişmemeleri gerekir. Sen onları Rabbine çağır. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın.

    Şaban Britch

    Her ümmete uygulamakta oldukları bir ibadet yolu belirledik. Öyleyse, bu iş/din hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine davet et. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Şaban Piriş

    Her ümmete bir ibadet tarzı belirledik. Öyleyse, yerine getirmeleri gereken iş hususunda seninle tartışmasınlar. Rabbine çağır/yalvar. Hiç kuşkusuz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her ümmet için biz, bir ibadet şekli/bir ibadet yeri belirledik; onlar, onu izlerler. Artık bu iş konusunda seninle çekişmesinler. Sen de Rabbine davet et/dua et. Sen, elbette ki şaşırtmadan yol aldıran bir kılavuzun ardındasın.

  2. Hac suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 68. ayet. وَإِن جَٰدَلُوكَ فَقُلِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: "Allah, yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir."

    Mehmet Okuyan

    Seninle tartışmaya girişirlerse, (onlara) de ki: "Allah yaptığınızı çok iyi bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer seninle ille de tartışmak isterlerse, onlara de ki: "Allah, yaptıklarınızın (altında yatan gerçek nedenleri) çok iyi biliyor".

    Muhammed Esed

    Ama eğer seninle tartışmaya (çalışırlarsa, onlara sadece) de ki: "yapıp ettiklerinizi en iyi bilen Allah'tır".

    Ahmed Hulusi

    Şayet seninle mücadele ederler ise de ki: "Allah, yapmakta olduğunuzu (yaratanı olarak) daha iyi bilir. "

    Ali Bulaç

    Eğer seninle mücadeleye girişirlerse, de ki: "Allah, yapmakta olduklarınızı daha iyi bilir."

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer seninle münakaşa ve mücâdeleye girişirlerse: «Allah yaptığınızı çok iyi bilmektedir» de.

    Ali Rıza Safa

    Seninle tartışırlarsa, şunu söyle: "Allah, yaptıklarınızı bilir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer seninle mücadeleye girişirlerse, "Allah yaptıklarınızı çok iyi bilmektedir" de!

    Edip Yüksel

    Seninle çekişirlerse De ki: "ALLAH yaptığınız her şeyi en iyi bilendir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seninle çekişirlerse de ki, 'ALLAH yaptığınız her şeyi en iyi bilendir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer seninle tartışırlarsa de ki: "Yaptıklarınızı Allah pekala biliyor."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve eğer sana mücadele ederlerse de ki: ne yapıyorsunuz Allah pekala biliyor

    Erhan Aktaş

    Eğer seninle tartışırlarsa, o zaman: "Allah yapmakta olduğunuz şeyleri en iyi bilendir." de.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer seninle tartışırlarsa, o zaman: "Allah yapmakta olduğunuz şeyleri en iyi bilendir." de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer seninle tartışırlarsa, o zaman: "Allah yapmakta olduğunuz şeyleri en iyi bilendir." de.

    Gültekin Onan

    Eğer seninle mücadeleye girişirlerse de ki: "Tanrı yapmakta olduklarınızı daha iyi bilir."

    Hasan Basri Çantay

    Eğer seninle (din mes'elelerinde) mücadele ederlerse de ki: "Allah, ne yapar olduğunuzu çok iyi bilendir".

    İbni Kesir

    Seninle tartışırlarsa de ki: Allah, yapmakta olduğunuzu en iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (67-70) Her toplum için ibadet yöntemleri yaptık, onlarda bu yöntemleri uyguladılar, emir konusunda seninle kavga etmesinler / niza etmesinler, Rabbine çağır, Muhakkak ki sen istikameti doğru olan bir yola yönlenmiş vaziyettesin, eğer ki seninle mücadele ederlerse deki, Allah yaptıklarınızı daha iyi bilmektedir. Allah kıyamet günü, sizin aranızda ki karşıtlaştığınız şeyler / ihtilaf ettiğiniz şeyler üzerinde kararını / hükmünü verecektir, bilmez misiniz ki Allah, semada ve yerde ne varsa bilir, muhakkak ki bu, kayıttadır / kitaptadır, muhakkak ki bu Allah için kolaydır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer seninle mücadele ederlerse, de ki: “Allah, yapmakta olduğunuzu daha iyi bilmektedir.”

    Süleyman Ateş

    Eğer seninle mücadele ederlerse: "Allah yaptıklarınızı daha iyi bilir" de.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seninle tartışırlarsa de ki "Allah sizin ne yaptığınızı çok iyi biliyor."

    Şaban Britch

    Seninle tartışırlarsa: "Yaptıklarınızı Allah çok iyi biliyor" de!

    Şaban Piriş

    Seninle tartışırlarsa: -Ne yaptığınızı, Allah daha iyi biliyor de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Seninle mücadele ederlerse şöyle de: "Yapmakta olduklarınızı Allah daha iyi bilir."

  3. Hac suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 69. ayet. ٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.

    Mehmet Okuyan

    Allah kıyamet gününde, anlaşmazlığa düştüğünüz konular hakkında aranızda hüküm verecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah, tartışıp durduğunuz konuda Kıyamet Günü aranızdaki hükmü verecektir.

    Muhammed Esed

    (Çünkü) üzerinde ayrılığa düşegeldiğiniz tüm konularda Kıyamet Günü aranızda hüküm verecek olan Allah'tır.

    Ahmed Hulusi

    Allah, tartıştığınız konuda, kıyamet sürecinde aranızda hükmeder.

    Ali Bulaç

    "Allah, kıyamet günü, kendisinde ihtilafa düştüğünüz şey hakkında aranızda hükmedecektir."

    Ali Özek ve heyeti

    Allah kıyamet gününde, ihtilâf etmekte olduğunuz konulara dair aranızda hüküm verecektir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz konularda, Yeniden Yaratılış Günü'nde, aranızda yargı verecektir!

    Bayraktar Bayraklı

    Allah,kıyamet gününde, aranızda ayrılığa düştüğünüz konularda hükmünü verecektir.

    Edip Yüksel

    Tartıştığınız konularda, diriliş günü aranızda ALLAH hüküm verecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tartıştığınız konularda, diriliş günü aranızda ALLAH hüküm verecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Muhalefet edip durduğunuz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve muhalefet edip durduğunuz şeyler hakkında Kıyamet günü Allah aranızda hukmünü verecek

    Erhan Aktaş

    Allah, Kıyamet Günü üzerinde görüş ayrılığına düştüğünüz konularda aranızda hüküm verecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, Kıyamet Günü üzerinde görüş ayrılığına düştüğünüz konularda aranızda hüküm verecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, Kıyamet Günü üzerinde görüş ayrılığına düştüğünüz konularda aranızda hüküm verecektir.

    Gültekin Onan

    "Tanrı, kıyamet günü, kendisinde ihtilafa düştüğünüz şey hakkında aranızda hükmedecektir."

    Hasan Basri Çantay

    Hakkında ihtilaf edegeldiğiniz şeylere aid hükmünü aranızda Allah kıyamet günü verecekdir.

    İbni Kesir

    İhtilafa düştüğünüz şeylerde Allah; kıyamet günü aranızda hükmedecektir.

    Mehmet Alagaş

    (67-70) Her toplum için ibadet yöntemleri yaptık, onlarda bu yöntemleri uyguladılar, emir konusunda seninle kavga etmesinler / niza etmesinler, Rabbine çağır, Muhakkak ki sen istikameti doğru olan bir yola yönlenmiş vaziyettesin, eğer ki seninle mücadele ederlerse deki, Allah yaptıklarınızı daha iyi bilmektedir. Allah kıyamet günü, sizin aranızda ki karşıtlaştığınız şeyler / ihtilaf ettiğiniz şeyler üzerinde kararını / hükmünü verecektir, bilmez misiniz ki Allah, semada ve yerde ne varsa bilir, muhakkak ki bu, kayıttadır / kitaptadır, muhakkak ki bu Allah için kolaydır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hakkında ayrılığa düşüp durduğunuz şeyler konusunda, kıyamet günü Allah aranızda hüküm verecektir.

    Süleyman Ateş

    "Allah kıyamet günü, ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedecek (haklıyı, haksızı ayıracak)tır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, anlaşamazlığa düştüğünüz konulardaki hükmünü (mezardan) kalkış günü, yüzünüze karşı verecektir.

    Şaban Britch

    Anlaşmazlığa düştüğünüz konularda Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir.

    Şaban Piriş

    Anlaşmazlığa düştüğünüz konularda Allah, kıyamet günü aranızda hüküm verecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, tartışmakta olduğunuz konuda kıyamet günü aranızda hüküm verecektir.

  4. Hac suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 70. ayet. أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّ ذَٰلِكَ فِى كِتَٰبٍ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da)dır. Şüphesiz bu, Allah'a göre çok kolaydır.

    Mehmet Okuyan

    Bilmez misin ki Allah yerde ve gökte ne varsa bilir! Bu, bir kitapta mevcuttur. Şüphesiz ki bu, Allah'a çok kolaydır."

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey bu hitabın muhatabı!) Bilmez misin ki Allah, gökte ve yerde olup biten her şeyi bilir? Çünkü bunların tamamı (yasalarla) bir bir kayıt altına alınmıştır: nitekim bu Allah için çok kolaydır.

    Muhammed Esed

    Allah'ın göklerde ve yerde olup biten her şeyi, bütün içeriğiyle bildiğini bilmiyor musun? Bütün bunlar (Allah'ın koyduğu) evrensel yasalar dizgesinde kayıtlıdır; (dolayısıyla,) bütün bunlar(ı bilmek), gerçekten Allah için çok kolaydır.

    Ahmed Hulusi

    Kavradın mı ki; Allah, semada ve arzda ne varsa (Esma özellikleriyle hepsinin hakikati olarak) hepsini bilir. . . Muhakkak ki onlar bilgi kapsamındadır. . . Muhakkak ki o, Allah'a çok kolaydır.

    Ali Bulaç

    Allah'ın, gökte ve yerde olanların hepsini bilmekte olduğunu bilmiyor musun? Gerçekten bunlar bir kitaptadır. Hiç şüphesiz bunlar(ı bilmek), Allah için pek kolaydır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gökte ne varsa bilir? Bu, bir kitapta (levhi mahfuzda) mevcuttur. Bu (eşya ve olayların bilgisine sahip olmak), Allah için çok kolaydır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Allah'ın, göklerde ve yeryüzünde olan her şeyi bildiğini bilmiyor musun? Kuşkusuz, bunlar, bir Kitap'ta kayıtlıdır. Aslında, işte bu, Allah için çok kolaydır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini bilmez misin? Şüphesiz bunların tamamı bir kitaptadır. Bu iş, Allah'a kolaydır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın gökte ve yerde olan her şeyi bildiğini bilmez misin? Tüm bunlar bir kitapta kayıtlıdır. Elbette bu ALLAH'a kolaydır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın gökte ve yerde olan her şeyi bildiğini bilmez misin? Tüm bunlar bir kitapta kayıtlıdır. Elbette bu ALLAH'a kolaydır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bilmez misin ki, Allah gökte ve yerde ne varsa bilir; Muhakkak ki bunlar o bir Kitap (Levh-i Mahfuz)' tadır. Muhakkak o Allah'a göre kolaydır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bilmez misin ki Allah gökte ve yerde ne varsa bilir, muhakkak o kitabdadır, her halde o Allaha göre kolaydır

    Erhan Aktaş

    Allah'ın gökte ve yerde olan şeyleri kesinlikle bildiğini bilmez misin? Bu bir Kitap'tadır. dipnot 1 Bu Allah'a kolaydır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey kayıt altına alınmıştır. Her şey Allah'ın bilgisindedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın gökte ve yerde olan şeyleri kesinlikle bildiğini bilmez misin? Bu bir Kitap'tadır dipnot 1 . Bu Allah'a kolaydır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey kayıt altına alınmıştır. Her şey Allah'ın bilgisindedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın gökte ve yerde olan şeyleri kesinlikle bildiğini bilmez misin? Bu bir Kitap'tadır dipnot 1 . Bu Allah'a kolaydır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey kayıt altına alınmıştır. Her şey Allah'ın bilgisindedir.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın, gökte ve yerde olanların hepsini bilmekte olduğunu bilmiyor musun? Gerçekten bunlar bir kitaptadır. Hiç şüphesiz bunlar(ı bilmek), Tanrı için pek kolaydır.

    Hasan Basri Çantay

    Bilmedin mi ki Allah gökde ve yerde ne varsa (hepsini) bilir. Bu (zikr olunanların hepsi) muhakkak bir kitabdadır. Hakıykat, bu (nları bilmek) Allaha göre pek kolaydır.

    İbni Kesir

    Bilmez misin ki Allah; gökte ve yerde olanı bilir. Hiç şüphesiz bunlar, bir Kitab'dadır. Doğrusu bunlar, Allah için pek kolaydır.

    Mehmet Alagaş

    (67-70) Her toplum için ibadet yöntemleri yaptık, onlarda bu yöntemleri uyguladılar, emir konusunda seninle kavga etmesinler / niza etmesinler, Rabbine çağır, Muhakkak ki sen istikameti doğru olan bir yola yönlenmiş vaziyettesin, eğer ki seninle mücadele ederlerse deki, Allah yaptıklarınızı daha iyi bilmektedir. Allah kıyamet günü, sizin aranızda ki karşıtlaştığınız şeyler / ihtilaf ettiğiniz şeyler üzerinde kararını / hükmünü verecektir, bilmez misiniz ki Allah, semada ve yerde ne varsa bilir, muhakkak ki bu, kayıttadır / kitaptadır, muhakkak ki bu Allah için kolaydır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilmez misin ki Allah, gökte ve yerde olan her şeyi bilir. Şüphesiz ki bütün bunlar bir kitaptadır. Gerçekten bu Allah’a çok kolaydır.

    Süleyman Ateş

    Bilmez misin ki Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Bunların hepsi, bir Kitaptadır (katında yazılıdır). Bu, Allah'a kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilmez misin ki Allah, gökte ve yerde olan her şeyi bilir. Bunların hepsi tek bir yerde kayıtlıdır. Bu iş Allah'a göre kolaydır.

    Şaban Britch

    Allah’ın gökte ve yerde ne varsa bildiğini bilmiyor musun? Şüphesiz bu bir kitaptadır. Yine bu, Allah’a çok kolaydır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın gökte ve yerde ne varsa bildiğini bilmiyor musun? Şüphesiz bu bir kitaptadır. Yine bu, Allah'a çok kolaydır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilmedin mi ki; Allah gökte ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. Bunların tümü bir Kitap'tadır. Bütün bunlar Allah için çok kolaydır.

  5. Hac suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 71. ayet. وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًا وَمَا لَيْسَ لَهُم بِهِۦ عِلْمٌ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ

    Diyanet İşleri

    Onlar, Allah'ı bırakıp, hakkında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, Allah'ın peşi sıra, hakkında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında bilgi sahibi olmadıkları şeylere tapıyorlar. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki (bazıları hem Allah'a inanıp, hem de) Allah'tan başka, O'nun haklarında hiçbir delil indirmediği ve kendilerinin de haklarında sahici bir bilgiye sahip olmadıkları varlıklara kulluk ediyorlar. Herhalde bu zalimlerin hiçbir yardımcısı olmayacaktır.

    Muhammed Esed

    Yine de, (yeri gelince O'na inandıklarını söyleyen) kimseler, Allah'ı bırakıp, O'nun haklarında hiçbir delil indirmediği ve gerçekte kendilerinin de haklarında pek bir şey bilemeyecekleri başka varlıklara, başka güçlere kulluk edip duruyorlar; (Hesap Günü'nde, işte bu) zalimler kendilerine asla yardımcı bulamayacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Allah dununda, kendisinde hiçbir güç olmayan ve dahi kendilerinin de hakkında hiçbir ilimleri bulunmayan şeye tanrı niyetine tapınıyorlar! Zalimler için bir yardımcı yoktur.

    Ali Bulaç

    Onlar, Allah'ı bırakıp da (Allah'ın) kendisine bir delil indirmediği ve haklarında (hiç bir) bilgileri olmayan şeylere tapıyorlar. Zulmedenler için hiç bir yardımcı yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, Allah’ı bırakıp, Allah'ın kendisine hiçbir delil indirmediği, kendilerinin dahi hakkında bilgi sahibi olmadıkları şeylere tapıyorlar. Zalimlerin hiç yardımcısı yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Allah'tan başka bir de ayrıca, onlara ilişkin bir kanıt indirmediği; onlara ilişkin bilgilerinin de olmadığı şeylere hizmet ediyorlar. Haksızlık yapanların zaten yardımcısı yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, Allah'ı bırakıp haklarında hiçbir delil indirmediği ve hiçbir bilgilerinin olmadığı şeylere tapıyorlar. Zalimlerin hiçbir yardımcıları olmayacaktır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın yanında öylelerine hizmet ediyorlar ki, kendilerine hiçbir güç verilmemiştir ve haklarında bir bilgiye de sahip değillerdir. Bu zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın yanında öylelerine tapıyorlar ki, kendilerine hiç bir güç verilmemiştir ve haklarında bir bilgiye de sahip değillerdir. Bu zalimlerin hiç bir yardımcısı yoktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar Allah'ı, bırakıp, hakkında Allah'ın hiç bir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında bir bilgileri bulunmayan şeylere tapıyorlar; zalimlere ise hiçbir yardımcı yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar Allahın karşısında öyle bir şey'e tapıyorlar ki o ona öyle bir ferman indirmedi ve öyle bir şey ki ol babda lehlerine hiç bir ılim yok, zalimlere ise yardımcı yoktur

    Erhan Aktaş

    Onlar; Allah'ın yanı sıra O'nun kendileri hakkında bir sultan dipnot 1 indirmediği ve hakkında bilgi sahibi olmadıkları şeylere kulluk ediyorlar. Zalimler için hiçbir yardım edici yoktur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetki belgesi, görev pusulası demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar; Allah'ın yanı sıra O'nun kendileri hakkında bir sultan dipnot 1 indirmediği ve hakkında bilgi sahibi olmadıkları şeylere kulluk dipnot 2 ediyorlar. Zalimler için hiçbir yardım edici yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çeviriler, "sultan" sözcüğüne "delil" anlamı vermektedirler. Bu doğru değildir. Zira sultan yetki belgesi, görev pusulası demektir. Sultan, bir kimsenin yetkili kılındığına; yetkili olduğuna dair verilen yetki belgesi anlamına gelmektedir. Söz ve yetki sahibi demek olan "Sultan" sözcüğü de bu sözcükten türemiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur; seçim, kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına: bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise köleliktir. Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Müslüman için kulluk insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir. İbadet, kulluğun mastar formudur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar; Allah'ı bırakıp, O'nun kendileri hakkında bir sultan dipnot 1 indirmediği ve hakkında bilgi sahibi olmadıkları şeylere kulluk ediyorlar. Zalimler için hiçbir yardım edici yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetki, yetki belgesi, görev pusulası. (14/İbrahim, 10-22)

    Gültekin Onan

    Onlar, Tanrı'yı bırakıp da (Tanrı'nın) kendisine bir delil indirmediği ve haklarında (hiç bir) bilgileri olmayan şeylere tapıyorlar. Zulmedenler için hiç bir yardımcı yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar Allahı bırakıb da (Allahın), kendisine hiçbir hüccet indirmediği, kendilerinin dahi (Tanrı olduklarına dair) bir bilgileri bulunmadığı şeylere (putlara) taparlar. O zaalimlerin (azab-ı ilahiyi men' edici) hiç bir yardımcısı yokdur.

    İbni Kesir

    Onlar; Allah'ı bırakır da Allah'ın haklarında hiç bir delil indirmediği ve kendilerinde de bilgi bulunmayan şeylere taparlar. Zalimlerin hiç bir yardımcısı yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (71-72) Haklarında hiçbir dayanılacak delil indirilmeyen / sultan indirilmeyen ve haklarında onlarla ilgili bilgi olmayan şeylere, Allah’ın dışında ki şeylere ibadet ediyorlar , z alimlere yardımcı yoktur. Onlara açıkça ayetlerimiz okunduğunda / sıralandığında kafirlerin tanımamalarını / inkarlarını yüzlerinden tanırsın, ayetlerimizi okuyanlara çullanacak hale gelirler, deki size bundan daha şerli / fena olanı haber vereyim mi? Ateş! Allah o ateşi kafirlere vaat etmiştir , ne kötü bir varış yeridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar; Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere ibadet ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

    Süleyman Ateş

    Allah'tan ayrı olarak öyle şeylere tapıyorlar ki (Allah), onlara hiçbir kudret indirmemiştir. Kendilerinin de onların tanrı olabileceği hakkında bir bilgileri yoktur. O zalimlerin yardımcısı yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın hakkında bir yetki (delil) indirmediği şeyi Allah ile aralarına koyup ona kulluk ederler. O konuda kendilerinde bir bilgi de yoktur. Bu yanlışı yapanların yardımcısı olmaz.

    Şaban Britch

    Onlar, Allah’ın dışında hakkında hiçbir delil indirmediği ve kendilerinin de hakkında bir bilgiye sahip olmadıkları şeylere ibadet ediyorlar. Zalimlerin hiç yardımcısı yoktur.

    Şaban Piriş

    Onlar, Allah'ı bırakıp, hakkında hiçbir belge indirmediği ve kendilerinin de hakkında bir bilgiye sahip olmadıkları şeylere kulluk ediyorlar. Zalimler için hiç yardımcı yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'tan ayrı olarak, hakkında O'nun hiçbir kanıt indirmediği şeye kulluk ediyorlar. Kendilerinin de onunla ilgili bir ilmi yoktur. O zalimlerin yardımcısı olmayacaktır.

  6. Hac suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hac suresi, 72. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ تَعْرِفُ فِى وُجُوهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلْمُنكَرَ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِٱلَّذِينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِنَا قُلْ أَفَأُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذَٰلِكُمُ ٱلنَّارُ وَعَدَهَا ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: "Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kafirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!"

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimiz kendilerine açıkça tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kâfir olanların yüzlerinde hoşnutsuzluk (olduğunu) bilirsin (fark edersin). Onlar, kendilerine ayetlerimizi tilavet edenlere (okuyup aktaranlara) neredeyse saldırırlar. dipnot 1 De ki: "Size bundan (bu öfkenize sebep olan şeyden) daha kötüsünü bildireyim mi? Allah'ın kâfir olanlara vadettiği (cehennemdeki) ateş!" Ne kötü varış yeridir (orası)!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet kendilerine vahiy hatırlatıldığında ona itibar etmeyenlerin durumunu ortaya koymaktadır. Vahyin indirildiği dönemdekine benzer şekilde günümüzde de vahye karşı bir ilgisizliğin ve itibarsızlığın bulunduğu gözlemlenmektedir. Ayet hatırlatıldığında müslümana düşen görev boyun eğmektir, yüzünü ekşitmek ve vahyi okuyup aktarana neredeyse saldıracak bir tutum sergilemek değil. vahye itibar etmeyenin neye itibar ettiği ise elbette tam bir muammadır. Zümer 39:23 gereği "en güzel söz olan Kur'an'a uymak" yerine, uyduğu sözü veya sözleri ya da anlayışları süsleyip güzelleştirmeye çalışmak aldanmanın başka bir çeşididir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve ne zaman kendilerine hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimiz okunsa, inkarda direnenlerin suratlarındaki inkarı hemen fark edersin. Öyle ki, neredeyse ayetlerimizi okuyanlara saldıracak gibidirler: De ki: "Bakın, sizi bundan daha beter (kızdıracak) bir haber vereyim mi: O, Allah'ın inkarda ısrar edenlere vaat ettiği ateştir; o ne berbat bir son duraktır!"

    Muhammed Esed

    Kendilerine apaçık mesajlarımız okunduğu zaman, hakkı inkara şartlanmış olanların yüzündeki inkarcı tavrı hemen fark edebilirsin; kendilerine mesajlarımızı okuyanlara neredeyse saldıracak gibidirler! De ki: "Peki, size şimdi hissettiklerinizden daha vahim olanı haber vereyim mi? Bu (Ahiret Günü'nün) ateşidir ki Allah onu hakkı inkara şartlanmış olanlara vaad etmiştir; varılacak ne kötü bir sondur o!"

    Ahmed Hulusi

    Onlara ayetlerimiz apaçık kanıtlar halinde tilavet edildiğinde, hakikat bilgisini inkar edenlerin yüzlerinde inkarı, reddi görürsün! Neredeyse, delillerimizi kendilerine bildirenlere saldırıp çullanacaklar. . . De ki: "Size ondan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş (sizi yakacak olan)! Allah, onu hakikat bilgisini inkar edenlere vadetmiştir. . . O ne kötü dönüş yeridir!"

    Ali Bulaç

    Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Allah, onu inkar edenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır."

    Ali Özek ve heyeti

    Âyetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar. De ki: Size bundan (bu öfke ve huzursuzluğunuzdan) daha kötüsünü bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kötü sondur!

    Ali Rıza Safa

    Çünkü ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, nankörlük edenlerin yüzündeki hoşnutsuzluğu hemen görürsün. Neredeyse, ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Ateş!" Allah, nankörlük edenlere onun sözünü vermiştir; ne kötü bir sonuçtur.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara ayetlerimiz apaçık okunduğu zaman, inkarcıların yüzündeki hoşnutsuzluğu hemen farkedersin. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın inkar edenler için belirlediği ateş! Gidilecek ne kötü bir yerdir!"

    Edip Yüksel

    Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğunda, inkarcıların yüzünde inkarcılığı okursun. Kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerine neredeyse saldıracaklardır. De ki: "Bundan daha kötüsünü size bildireyim mi? Ateş! ALLAH onu kafirlere vaadetmiştir. Ne kötü bir sonuçtur!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğunda, inkarcıların yüzünde inkarcılığı okursun. Kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerine neredeyse saldıracaklardır. De ki, 'Bundan daha kötüsünü size bildireyim mi? Ateş! ALLAH onu kafirlere vadetmiştir. Ne kötü bir sonuçtur!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerine karşı ayetlerimiz birer delil olarak okunduğu zaman, o kafirlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın; hemen hemen karşılarında ayetlerimizi okuyanlara karşı saldırıverecek gibi olurlar. De ki: "Şimdi size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş! Allah onu inkar edenlere va'detti. O ne kötü akibettir!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kendilerine karşı ayetlerimiz birer beyyine olarak okunduğu zaman da o kafirlerin yüzlerinde münkirliklerini tanırsın, hemen hemen karşılarında ayetlerimizi tilavet edenlere saldırıverecek gibi olurlar, de ki: şimdi size ondan daha şer olanını haber vereyim mi? Ateş, Allah onu küfredenlere va'd buyurdu, ki o ne fena akıbettir

    Erhan Aktaş

    Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o Kafirlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Nerede ise kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah'ın Kafirlere sözüdür. O, ne kötü bir varış yeridir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o Kafirlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Nerede ise kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah'ın Kafirlere sözüdür. O, ne kötü bir varış yeridir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o gerçeği yalanlayan nankörlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Nerede ise kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah'ın gerçeği yalanlayan nankörlere sözüdür. O, ne kötü bir varış yeridir."

    Gültekin Onan

    Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o küfredenlerin yüzlerindeki inkarı tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Tanrı, onu küfredenlere vaadetmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır."

    Hasan Basri Çantay

    Karşılarında açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman o kafirlerin suratlarında inkar (görüb) tanırsın. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara nerdeyse saldırıverecek olurlar! De ki: "Şimdi bundan daha çok kötü (bir şey) i haber vereyim mi? Ateşdir! Allah bunu o küfür (ve inkar) edenlere va'd etmişdir. O, ne kötü bir merci'dir!

    İbni Kesir

    Onlara, apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman; o küfredenlerin yüzlerinden inkarı anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş. Allah, onu küfredenlere vaad etmiştir. Ne kötü dönüş.

    Mehmet Alagaş

    (71-72) Haklarında hiçbir dayanılacak delil indirilmeyen / sultan indirilmeyen ve haklarında onlarla ilgili bilgi olmayan şeylere, Allah’ın dışında ki şeylere ibadet ediyorlar , z alimlere yardımcı yoktur. Onlara açıkça ayetlerimiz okunduğunda / sıralandığında kafirlerin tanımamalarını / inkarlarını yüzlerinden tanırsın, ayetlerimizi okuyanlara çullanacak hale gelirler, deki size bundan daha şerli / fena olanı haber vereyim mi? Ateş! Allah o ateşi kafirlere vaat etmiştir , ne kötü bir varış yeridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârı anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah onu kâfirlere vadetti. O, ne kötü sondur.

    Süleyman Ateş

    Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman kafirlerin yüzlerinde hoşnutsuzluk belirdiğini anlarsın. Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerine saldıracaklar. De ki: "Size bundan (bu öfkeli durumunuzdan) daha kötü bir şey haber vereyim mi? Varacağınız ateş! Allah onu kafirlere va'detmiştir. Ne kötü sonuçtur (o)!"

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara ayetlerimiz, birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla birlikte okunduğunda, kafirlik edenlerin /görmezden gelenlerin inkarcı tavrını yüzlerinden okursun. Kendilerine ayetlerimizi birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla birlikte okuyanlara neredeyse saldıracak gibi olurlar dipnot 1 . De ki: "Size bundan da kötüsünü bildireyim mi? Cehennem ateşi! Allah onu, kafirlere söz vermiştir. Ne kötü hale gelmektir o!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca, görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) yüzündeki nefreti fark edersin. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara neredeyse saldıracak gibi olurlar. De ki "Sizi daha kötü duruma sokacak şeyi bildireyim mi? Cehennem ateşi!" Allah onu, kafirlere söz vermiştir. Ne kötü hale gelmektir o.

    Şaban Britch

    Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârı anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki:Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah onu kâfirlere vadetti. O, ne kötü sondur.

    Şaban Piriş

    Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o kafirlerin yüzlerinden inkarı okursun. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: -Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah onu kafirlere söz verdi. O, ne kötü sondur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara açık seçik ayetlerimiz okunduğunda, o küfre sapanların yüzlerinde bir hoşnutsuzluk/yadsıma görürsün. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracak olurlar. De ki: "Size şu yaptığınızdan daha kötü bir şey haber vereyim mi: Ateş! Allah onu inkarcılara vaat etmiştir. Ne kötü dönüş yeridir o!"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.