Diyanet İşleri
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Hac suresi · 58–66. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hac suresi, 58. ayet. وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوٓا۟ أَوْ مَاتُوا۟ لَيَرْزُقَنَّهُمُ ٱللَّهُ رِزْقًا حَسَنًا وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenleri şüphesiz ki Allah güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz ki Allah -evet O- rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Bir de, Allah davası uğruna yurdunu yuvasını terk ettikten sonra öldürülen ya da ölen kimseler var; Allah onlara mutlaka tarifsiz güzellikte bir rızık bahşedecektir: zira Allah, evet, elbet O'dur rızık bahşedenlerin en hayırlısı.
Öte yandan, zulüm diyarını terk eden (ve) Allah yolunda (kavgaya girişip) ölen ya da öldürülen kimselere gelince: muhakkak ki, Allah onları (öte dünyada) güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır; çünkü, rızık verenlerin en iyisi, şüphesiz Allah'tır;
Allah yolunda hicret edip, sonra da öldürülmüş yahut ölmüş olanlara gelince; Allah onları güzel yaşam gıdalarıyla besler! Evet, Allah elbette "HU"dur! En hayırlı yaşam gıdasıyla besleyendir!
Allah yolunda hicret edip öldürülen veya ölenlere gelince muhakkak Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret edenler, sonra öldürülenler, yahut ölenler, işte, Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Allah, şüphesiz rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah'ın yolunda göç ettikten sonra öldürülen veya ölenlere gelince; Allah, güzel bir geçimle, onları kesinlikle onurlandıracaktır. Kuşkusuz, Allah, geçimlik verenlerin en iyisidir.
Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenleregelince, Allah onları pek güzel rızklarla rızıklandıracaktır. Şüphesiz ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
ALLAH yolunda göç ettikten sonra ölenler veya öldürülenler, ALLAH tarafından güzel bir rızık ile besleneceklerdir. Kuşkusuz ALLAH rızık verenlerin en iyisidir.
ALLAH yolunda göç ettikten sonra ölenler veya öldürülenler, ALLAH tarafından güzel bir rızık ile besleneceklerdir. Kuşkusuz ALLAH rızık verenlerin en iyisidir.
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince elbette Allah onları kesinlikle güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Çünkü Allah elbette rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret edip de sonra katl edilmiş veya ölmüş olanlar ise elbette Allah, onları muhakkak güzel bir rızk ile merzuk edecektir, ve çünkü Allah, elbette rızk verenlerin en hayırlısı odur
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş ve ölmüş olanları, Allah kesinlikle iyi bir rızıkla rızıklandıracaktır. Kuşkusuz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş ve ölmüş olanları, Allah kesinlikle iyi bir rızıkla rızıklandıracaktır. Kuşkusuz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş ve ölmüş olanları, Allah kesinlikle iyi bir rızıkla rızıklandıracaktır. Kuşkusuz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Tanrı yolunda hicret edip öldürülen veya ölenlere gelince muhakkak Tanrı, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Tanrı, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret edib de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlar (a gelince:) Allah onları muhakkak güzel bir rızık ile rızıklandıracakdır. Çünkü rızık verenlerin en hayırlısı muhakkak ki Allahdır, bizzat kendisidir.
Onlar ki; Allah yolunda hicret edip de sonra ölür veya öldürülürler; Allah onlara elbette güzel bir rızık verecektir. Şüphesiz ki Allah; rızık verenlerin en hayırlısıdır.
(58-64) Allah yolunda yerlerinden çıkanlar / hicret edenler sonra da öldürülenler / katledilenler veya ölenler, Allah onları güzel bir rızıkla / erzakla rızıklandıracaktır , Allah rızıklandırıcıların hayırlısıdır, o nları hoşnut ola rak girecekleri b ir yere sokacaktır, Muhakkak ki Allah bilendir, uysal davranandır. Sözün özü, her kim kendisine uygulananın aynısı ile karşılık verir / mukabelede bulunur , s onra yine aleyhine haddi aşan / aşırı bir durum olursa , Allah ona mutlaka yardım edecektir, muhakkak ki Allah affedendir , bağışlayandır. Sözün özü, Allah kesinlikle geceyi gündüze katar, gündüzü de gecenin içine katar, muhakkak ki Allah işitendir görendir. Sözün özü, Allah, işte O, gerçektir ve O’nun dışında dua ettikleriniz de işte onlar da geçersiz olandır / batıldır, muhakkak ki Allah yücedir ve büyüktür. Muhakkak ki Allah’ın suyu gökten indirdiğini görmedin mi? Arz yemyeşil olarak ortaya çıkar / yemyeşil hale gelir , muhakkak ki Allah naziktir / latiftir, haberi olandır, semalarda ve arzda ne varsa O’nundur, muhakkak ki Allah, işte O, zengindir, övülendir.
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda göç edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince, Allah onları en güzel bir rızıkla besleyecektir. Doğrusu Allah, rızık verenlerin en iyisidir.
Allah yolunda hicret dipnot 1 eden, sonra öldürülen veya ölenleri Allah, elbette güzel bir şekilde rızıklandıracaktır dipnot 2 . Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret dipnot 1 edenleri, sonra öldürülen veya ölenleri Allah, elbette güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Allah, rızık verenlerin elbette en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret edenler, sonra öldürülenler veya ölenler ise, Allah onları elbette güzel bir rızıkla (cennetle) rızıklandıracaktır. Çünkü Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret edenler, sonra öldürülenler veya ölenler ise, Allah onları elbette güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Çünkü Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Allah yolunda hicret edip sonra da öldürülen yahut ölenleri, Allah güzel bir rızıkla mutlaka rızıklandıracaktır. Alah, rızık verenlerin elbette ki en hayırlısıdır.
Hac suresi, 59. ayet. لَيُدْخِلَنَّهُم مُّدْخَلًا يَرْضَوْنَهُۥ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٌ
Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
(Allah) onları, memnun kalacakları bir yere dipnot 1 elbette yerleştirecektir. Şüphesiz ki Allah bilendir, hoşgörülüdür.
Kesinlikle onları hoşnut olacakları bir makama kavuşturacaktır; zira şu bir gerçek ki, Allah (onların her birinin neden razı olacaklarını) çok iyi bilen, (isyankar kullarını cezalandırmada) hiç acele etmeyendir.
(ve dolayısıyla,) onları, mutlaka, son derece hoşnut kalacakları bir (varoluş) konumuna eriştirecektir; çünkü Allah, mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir, halimdir.
Onları razı olacakları yaşama dahil eder. . . Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Haliym'dir.
Onları, kendisinden gerçekten hoşnut kalacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah, bilendir, halimdir.
Onları, hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir; ceza vermekte de aceleci değildir.
Hoşnut olacakları bir konuma, onları kesinlikle eriştirecektir. Çünkü kuşkusuz, Allah, Bilendir; Hoşgörülüdür.
Kesinlikle onları hoşlanacakları bir yerde konaklatacaktır. Şüphesiz Allah, her şeyi bilir; son derece yumuşak davranandır.
Hoşnut olacakları bir kabul ile katına alacaktır onları. ALLAH Bilendir, Şefkatlidir.
Hoşnut olacakları bir kabul ile katına alacaktır onları. ALLAH Bilendir, Şefkatlidir.
O kesinlikle onları hoşnut olacakları bir yere koyacaktır. Çünkü Allah herşeyi çok iyi bilir ve çok şefkatlidir.
O elbette onları hoşnud olacakları bir medhale koyacaktır ve çünkü Allah, gayet alim, gayet halimdir
Onları kesinlikle hoşnut olacakları bir yere yerleştirecektir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.
Onları kesinlikle hoşnut olacakları bir yere yerleştirecektir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.
Onları kesinlikle hoşnut olacakları bir yere yerleştirecektir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.
Onları, kendisinden gerçekten hoşnut kalacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Tanrı, bilendir, halimdir.
O, her halde bunları hoşnud olacakları bir yere sokacakdır. Muhakkak ki Allah onlar (ın niyyetlerini) hakkıyle bilendir, (ıkaab hususundaki) hılmi cidden gaalibdir.
Andolsun ki; onları hoşnud olacakları bir yere koyacaktır. Muhakkak ki Allah; Alim'dir, Halim'dir.
(58-64) Allah yolunda yerlerinden çıkanlar / hicret edenler sonra da öldürülenler / katledilenler veya ölenler, Allah onları güzel bir rızıkla / erzakla rızıklandıracaktır , Allah rızıklandırıcıların hayırlısıdır, o nları hoşnut ola rak girecekleri b ir yere sokacaktır, Muhakkak ki Allah bilendir, uysal davranandır. Sözün özü, her kim kendisine uygulananın aynısı ile karşılık verir / mukabelede bulunur , s onra yine aleyhine haddi aşan / aşırı bir durum olursa , Allah ona mutlaka yardım edecektir, muhakkak ki Allah affedendir , bağışlayandır. Sözün özü, Allah kesinlikle geceyi gündüze katar, gündüzü de gecenin içine katar, muhakkak ki Allah işitendir görendir. Sözün özü, Allah, işte O, gerçektir ve O’nun dışında dua ettikleriniz de işte onlar da geçersiz olandır / batıldır, muhakkak ki Allah yücedir ve büyüktür. Muhakkak ki Allah’ın suyu gökten indirdiğini görmedin mi? Arz yemyeşil olarak ortaya çıkar / yemyeşil hale gelir , muhakkak ki Allah naziktir / latiftir, haberi olandır, semalarda ve arzda ne varsa O’nundur, muhakkak ki Allah, işte O, zengindir, övülendir.
Elbette onları, hoşnut olacakları bir yere (Cennete) sokacaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, Halîm'dir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Onları razı olacakları bir yere sokacaktır. Doğrusu Allah, bilendir, halimdir.
Onları kesinlikle hoşlanacakları bir yere yerleştirir. Allah elbette daima bilen ve fırsat tanıyandır dipnot 1 .
Bir de onları, hoşlanacakları bir yere elbette yerleştirecektir. Allah bilir, yumuşak davranır.
Onları hoşlarına gidecek bir yere girdirecektir. Elbette Allah, herşeyi bilendir, Halim'dir.
Onları hoşlarına gidecek bir yere girdirecektir. Elbette Allah, bilmektedir, acele etmemektedir.
Onları, razı olacakları bir yere elbette sokacaktır. Allah elbette ki, Alim'dir, Halim'dir.
Hac suresi, 60. ayet. ذَٰلِكَ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِۦ ثُمَّ بُغِىَ عَلَيْهِ لَيَنصُرَنَّهُ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ
Bu böyle. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.
İşte böyle. Kim kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de dipnot 1 bundan sonra kendisine yine bir azgınlık (saldırı) yapılırsa, (bilsin ki) Allah ona mutlaka yardım edecektir. dipnot 2 Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.
(Sözün özü) şudur ki; kendisine yapılan saldırıya misliyle karşılık veren kimse, bunun ardından yine insafsız bir saldırıya maruz kalırsa, Allah böyle birine kesinlikle yardım edecektir: elbette Allah, affetmeyi çok seven tarifsiz bir bağışlayıcıdır.
Bu şu demektir: Kim ki kendisine yapılan saldırıya denk bir tepkiyle karşılık verdiği halde (yeniden) acımasızca kendisine saldırılırsa, Allah böyle birine mutlaka arka çıkacaktır; çünkü, Allah çok bağışlayan ve böylece kullarını günahtan arındıran gerçek bağışlayıcıdır.
İşte böyle. . . Kim kendisine yapılan eziyete benzeriyle cevap verdikten sonra yeniden aynı eziyete uğrarsa, Allah ona mutlaka yardım eder. . . Muhakkak ki Allah Afüvv'dür, Ğafur'dur.
İşte böyle; her kim kendisine yapılan haksızlığın benzeriyle karşılık verir, sonra aleyhine 'azgınlık ve saldırıda' bulunulursa, Allah, mutlaka ona yardım eder. Şüphesiz Allah, affedicidir, bağışlayıcıdır.
İşte böyle. Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmalıdır ki, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.
Bu böyledir. Çünkü kim kendisine yapılan bir haksızlığa tıpkısıyla karşılık verir de bu yüzden yine haksızlığa uğrarsa, Allah, kesinlikle ona yardım edecektir. Kuşkusuz, Allah, Affedicidir; Sınırsız Bağışlayandır.
İşte bu böyledir! Kim kendisine yapılana denk bir karşılık verir, sonra tekrar saldırıya uğrarsa, Allah ona elbette yardım eder. Çünkü Allah, çok affedicidir; çok bağışlayıcıdır.
Bu böyledir. Kim, kendisine uygulanan haksızlığa karşı aynı şekilde karşılık verir de bundan dolayı da kendisine saldırılırsa ALLAH ona yardım edecektir. Elbette ALLAH Affedendir, Bağışlayandır.
Bu böyledir. Kim, kendisine uygulanan haksızlığa karşı aynı şekilde karşılık verir de bundan dolayı da kendisine saldırılırsa ALLAH ona yardım edecektir. Elbette ALLAH Affedendir, Bağışlayandır.
Bu böyledir! Kim kendisine yapılan saldırıya karşı aynı ile karşılık verir de sonra yine üzerine saldırılırsa, elbette Allah ona yardım eder; Çünkü Allah çok affedici, çok bağışlayıcıdır.
Bu böyle, bir de her kim kendine edilen ukubete mislile makabele eder de sonra yine üzerine bağy olunursa elbette Allah ona nusrat eder, çünkü Allahın afvi çok, mağfireti çoktur
Bu böyledir! Kim kendisine yapılan haksız bir saldırıya aynı oranda karşılık verirse, sonra yine saldırıya uğrarsa Allah ona yardım eder. Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
Bu böyledir! Kim kendisine yapılan haksız bir saldırıya aynı oranda karşılık verirse, sonra yine saldırıya uğrarsa Allah ona yardım eder. Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
Bu böyledir! Kim kendisine yapılan haksız bir saldırıya aynı oranda karşılık verirse, sonra yine saldırıya uğrarsa Allah ona yardım eder. Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
İşte böyle; her kim kendisine yapılan haksızlığın benzeriyle karşılık verir, sonra aleyhine 'azgınlık ve saldırıda' bulunulursa, Tanrı, mutlaka ona yardım eder. Şüphesiz Tanrı, affedicidir, bağışlayıcıdır.
Bu, böyledir. (Mü'minlerden) kim (müşrikler tarafından) kendisine edilen ukuubete (cezaye) tıbkısıyle mukaabele eder de sonra yine aleyhine zulüm ve tecavüz olunursa Allah her halde ona yardım eder. Hiç şübhesiz Allah çok afvedici, çok yarlığayıcıdır.
İşte böyle. Kim, kendisine yapılan haksızlığa benzeriyle mukabele eder de sonra yine kendisine saldırılırsa; andolsun ki Allah; ona yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah; Afüvv'dür, Gafur'dur.
(58-64) Allah yolunda yerlerinden çıkanlar / hicret edenler sonra da öldürülenler / katledilenler veya ölenler, Allah onları güzel bir rızıkla / erzakla rızıklandıracaktır , Allah rızıklandırıcıların hayırlısıdır, o nları hoşnut ola rak girecekleri b ir yere sokacaktır, Muhakkak ki Allah bilendir, uysal davranandır. Sözün özü, her kim kendisine uygulananın aynısı ile karşılık verir / mukabelede bulunur , s onra yine aleyhine haddi aşan / aşırı bir durum olursa , Allah ona mutlaka yardım edecektir, muhakkak ki Allah affedendir , bağışlayandır. Sözün özü, Allah kesinlikle geceyi gündüze katar, gündüzü de gecenin içine katar, muhakkak ki Allah işitendir görendir. Sözün özü, Allah, işte O, gerçektir ve O’nun dışında dua ettikleriniz de işte onlar da geçersiz olandır / batıldır, muhakkak ki Allah yücedir ve büyüktür. Muhakkak ki Allah’ın suyu gökten indirdiğini görmedin mi? Arz yemyeşil olarak ortaya çıkar / yemyeşil hale gelir , muhakkak ki Allah naziktir / latiftir, haberi olandır, semalarda ve arzda ne varsa O’nundur, muhakkak ki Allah, işte O, zengindir, övülendir.
İşte böyle; kim kendisine yapılan bir eziyete o ölçüde karşılık verir, sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Şüphesiz Allah; çok affedicidir, çok mağfiret edicidir.
İşte böyle. Kim kendisine yapılan cezanın dengiyle ceza verir de sonra kendisine tekrar saldırılırsa elbette, Allah ona yardım eder. Şüphesiz Allah, affeden, bağışlayandır.
Kural şudur dipnot 1 : Kim kendine yapılan haksızlığa dengiyle dipnot 2 ceza verir, yine de saldırıya uğrarsa Allah ona elbette yardım eder. Allah, çokça affeden ve bağışlayandır.
Bu böyledir; kim kendine yapılan kötülüğe/saldırıya misliyle ceza/karşılık verir ve sonra yine de kötülüğe/saldırıya uğrarsa Allah ona elbette yardım eder. Çünkü Allah, hoşgörülüdür, affeder bağışlar.
Bu böyledir. Kim de kendisine yapılan bir eziyete o ölçüde karşılık verir, sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok mağfiret edicidir.
İşte böyle... Kim de kendisine yapılan haksızlığa o ölçüde karşılık verir, sonra yine kendisine saldırılırsa, elbette Allah ona yardım eder. Şüphesiz Allah, çok affedici ve çok bağışlayıcıdır.
İşte böyle. Kim uğratıldığı cezanın aynısıyla ceza edip de zulüm ve saldırganlığa uğrarsa, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Allah, elbette ki Afüvv'dür, Gafur'dur.
Hac suresi, 61. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ
Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
Zira Allah geceyi gündüzün içine koyuyor, gündüzü de gecenin içine koyuyor. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah duyandır, görendir.
Bunun (yasası) budur; zira baksanıza Allah gündüzü kısaltıp geceyi uzatıyor, geceyi kısaltıp gündüzü uzatıyor! Ne var ki Allah, her (yardım çağrısını) işitir ve (haksızlığa uğrayan) herkesi görür.
Bu böyledir, çünkü Allah (öylesine sınırsız kudret Sahibidir ki,) gündüzü kısaltarak geceyi uzatan, geceyi kısaltarak gündüzü uzatan O'dur; çünkü Allah olup biten her şeyi görücü, işiticidir.
İşte böyle. . . Zira Allah, geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de geceye (olaylar birbirinin zıddına dönerek devran döner)! Muhakkak ki Allah Semi'dir, Basıyr'dir.
İşte böyle; çünkü Allah, geceyi gündüze bağlayıp katar ve gündüzü geceye bağlayıp katar. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.
Böylece (Allah, haksızlığa uğrayana yardım edecektir ve buna kadirdir). Çünkü Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar. Şu da muhakkak ki Allah, hakkıyla işiten ve görendir.
Bu böyledir. Aslında, Allah, geceyi, gündüzün içine sokar; gündüzü de gecenin içine sokar. Ve kuşkusuz, Allah, Duyandır; Görendir.
Bu, kolaydır. Zira Allah geceyi gündüze, gündüzü de geceye katar. Allah her şeyi duyar ve görür.
Bu gerçekleşecektir. Çünkü ALLAH geceyi gündüze sokar, gündüzü geceye sokar ve ALLAH İşitendir, Bilendir.
Bu gerçekleşecektir. Çünkü ALLAH geceyi gündüze sokar, gündüzü geceye sokar ve ALLAH İşitendir, Bilendir.
Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Ve Allah herşeyi işiten ve herşeyi görendir.
Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar ve Allah, semi'dir, basirdir
Bu böyledir! Allah, geceyi gündüze, gündüzü de geceye döndürür. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Bu böyledir! Allah, geceyi gündüze, gündüzü de geceye döndürür. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Bu böyledir! Allah, geceyi gündüze, gündüzü de geceye döndürür. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
İşte böyle; çünkü Tanrı geceyi gündüze bağlayıp katar ve gündüzü geceye bağlayıp katar. Şüphesiz Tanrı, işitendir, görendir.
Bu, böyledir. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Hakıykat, Allah (her şey'i) kemaliyle işidendir, hakkıyle görendir.
İşte böyle. Allah; geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Muhakkak ki Allah; Semi'dir, Basir'dir.
(58-64) Allah yolunda yerlerinden çıkanlar / hicret edenler sonra da öldürülenler / katledilenler veya ölenler, Allah onları güzel bir rızıkla / erzakla rızıklandıracaktır , Allah rızıklandırıcıların hayırlısıdır, o nları hoşnut ola rak girecekleri b ir yere sokacaktır, Muhakkak ki Allah bilendir, uysal davranandır. Sözün özü, her kim kendisine uygulananın aynısı ile karşılık verir / mukabelede bulunur , s onra yine aleyhine haddi aşan / aşırı bir durum olursa , Allah ona mutlaka yardım edecektir, muhakkak ki Allah affedendir , bağışlayandır. Sözün özü, Allah kesinlikle geceyi gündüze katar, gündüzü de gecenin içine katar, muhakkak ki Allah işitendir görendir. Sözün özü, Allah, işte O, gerçektir ve O’nun dışında dua ettikleriniz de işte onlar da geçersiz olandır / batıldır, muhakkak ki Allah yücedir ve büyüktür. Muhakkak ki Allah’ın suyu gökten indirdiğini görmedin mi? Arz yemyeşil olarak ortaya çıkar / yemyeşil hale gelir , muhakkak ki Allah naziktir / latiftir, haberi olandır, semalarda ve arzda ne varsa O’nundur, muhakkak ki Allah, işte O, zengindir, övülendir.
Bu (böyledir). Çünkü Allah geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Şüphesiz Allah, her şeyi işitendir, her şeyi görendir.
İşte böyle. (Allah), geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü gecenin içine sokar. Doğrusu Allah, işiten ve görendir.
Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar dipnot 1 . Allah daima dinleyen ve görendir..
İşte böyle; Allah geceyi gündüzün içine geçirir, gündüzü de gecenin içine geçirir. Allah dinler ve görür.
Bu (hükümleri veren) Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Şüphesiz Allah, herşeyi işitendir, herşeyi görendir.
İşte böyle, çünkü Allah, geceyi gündüze bağlar, gündüzü de geceye bağlar. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.
İşte böyle. Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Allah Semi'dir, Basir'dir.
Hac suresi, 62. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ هُوَ ٱلْبَٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ
Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.
Çünkü Allah gerçeğin ta kendisidir; dipnot 1 O'nun peşi sıra yalvardıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah -evet yalnız O- yücedir, büyüktür.
Bunun böyle olması (doğaldır); zira mutlak hakikat Allah'ın ta kendisidir; ve onların O'nun dışında yalvarıp yakardıklarıysa batılın ta kendisidir: ve şüphe yok ki Allah, yüceler yücesi, büyükler büyüğüdür.
Bu böyledir, çünkü nihai gerçek, şüphesiz, Allah'tır; apaçık sahte ve düzmece olan ise, onların O'ndan başka yalvarıp yakardıkları varlıklardır; ve çünkü Allah ulular ulusu, yüceler yücesidir!
İşte böyle. . . Zira Allah; "HU"dur! Hak'tır (hakiki varlık)! O'nun dununda olan yöneldikleri ise, aslı olmayan (bilinçteki yanlış verinin var sandırdığı) şeylerdir! Muhakkak ki Allah, Aliy'dir, Kebiyr'dir.
İşte böyle; çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nun dışında, onların taptıkları ise, şüphesiz batılın ta kendisidir. Gerçekten Allah, yücedir, büyüktür.
Böyledir. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nun dışındaki taptıkları ise bâtılın ta kendisidir. Allah, işte çok yüce, çok büyük olan da O'dur.
Bu böyledir. Kuşkusuz, Allah, Gerçektir. Ve kuşkusuz, O'ndan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulundukları şeyler gerçek değildir. Ve kuşkusuz, Allah, Yücedir; Uludur.
Bu, böyledir. Çünkü gerçek tanrı Allah'tır. O'ndan başka taptıkları ise batıldır. Şüphesiz en yüce ve en büyük olan Allah'tır.
Bu gerçekleşecektir. Çünkü ALLAH Gerçektir, O'nun dışında yalvardıkları ise asılsızdır ve ALLAH Yücedir, Büyüktür.
Bu gerçekleşecektir. Çünkü ALLAH Gerçektir, O'nun dışında yalvardıkları ise asılsızdır ve ALLAH Yücedir, Büyüktür.
Çünkü Allah, ancak hakkın ta kendisidir. Müşriklerin O'ndan başka taptıkları ise hep batıldır. Ve tek yüksek yüce ve tek büyük ancak Allah'tır.
Çünkü Allahdır ancak zati hak, onların ondan başka da'vet ettikleri ise hep batıldır, ve Allahdır ancak yegane yüksek, yegane büyük
İşte böyledir! Allah Hakk'ın dipnot 1 ta kendisidir. O'ndan başka yöneldikleriniz ise Batıl'dır. Allah, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
İşte böyledir! Allah Hakk'ın ta kendisidir. O'ndan başka yöneldikleriniz ise Batıl'dır. Allah, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
İşte böyledir! Allah Hakk'ın ta kendisidir. O'ndan başka yöneldikleriniz ise Batıl'dır. Allah, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
İşte böyle; çünkü Tanrı, hakkın ta kendisidir. O'nun dışında, onların taptıkları ise, şüphesiz batılın ta kendisidir. Gerçekten Tanrı, yücedir, büyüktür.
Bu, böyledir. Zira Allah Hakkın ta kendisidir. Onların kendisini bırakıb da tapdıkları (putlar) da hakıykaten baatılın ta kendisidir. Şübhesiz ki Allah, O, (her şeyden) yücedir, çok büyükdür.
İşte böyle. Çünkü Allah; hakkın ta kendisidir. O'nu bırakıp da taptıkları şeyler de doğrudan doğruya batıldır. Muhakkak ki Allah; Aliyy'dir, Kebir'dir.
(58-64) Allah yolunda yerlerinden çıkanlar / hicret edenler sonra da öldürülenler / katledilenler veya ölenler, Allah onları güzel bir rızıkla / erzakla rızıklandıracaktır , Allah rızıklandırıcıların hayırlısıdır, o nları hoşnut ola rak girecekleri b ir yere sokacaktır, Muhakkak ki Allah bilendir, uysal davranandır. Sözün özü, her kim kendisine uygulananın aynısı ile karşılık verir / mukabelede bulunur , s onra yine aleyhine haddi aşan / aşırı bir durum olursa , Allah ona mutlaka yardım edecektir, muhakkak ki Allah affedendir , bağışlayandır. Sözün özü, Allah kesinlikle geceyi gündüze katar, gündüzü de gecenin içine katar, muhakkak ki Allah işitendir görendir. Sözün özü, Allah, işte O, gerçektir ve O’nun dışında dua ettikleriniz de işte onlar da geçersiz olandır / batıldır, muhakkak ki Allah yücedir ve büyüktür. Muhakkak ki Allah’ın suyu gökten indirdiğini görmedin mi? Arz yemyeşil olarak ortaya çıkar / yemyeşil hale gelir , muhakkak ki Allah naziktir / latiftir, haberi olandır, semalarda ve arzda ne varsa O’nundur, muhakkak ki Allah, işte O, zengindir, övülendir.
İşte bu böyledir. Çünkü hak olan ancak Allah'tır. Ondan başka taptıkları ise bizatihi batıldır. Allah; üstündür/yüksektedir, büyüktür.
İşte böyle. Çünkü Allah, Hak'tır, O'ndan başka yalvardıkları ise batıldır (aslı olmayan yalan şeylerdir). İşte çok yüce, çok büyük olan, Allah'tır.
Bunların sebebi şudur: Allah gerçek ilahtır; onunla aralarına koyup yardıma çağırdıklarının ilahlığı ise gerçek dışıdır /uydurmadır dipnot 1 . Allah daima yücedir, büyüktür.
Bu Allah'ın gerçeğin kendisi olmasından dolayı böyledir. O'nunla aralarına koyup yardıma çağırdıkları ise gerçek dışıdır. Allah yücedir, büyüktür.
Bu (hükümleri veren) Allah (tek) hak olan (ilahtır). O’nun başka dua ettikleri batıldır. Allah, üstündür, büyüktür.
İşte bu, Allah'ın hakkın kendisi olması, O'nu bırakıp da başkalarına dua etmenin batıl olması sebebiyledir. Allah, yücedir, büyüktür.
Evet böyledir! Çünkü Allah Hakk'ın ta kendisidir. O'nun berisinden yalvarıp çağırdıkları ise batılın ta kendisidir. Hiç kuşkusuz, Allah Aliyy'dir, Kebir'dir.
Hac suresi, 63. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَتُصْبِحُ ٱلْأَرْضُ مُخْضَرَّةً إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ
Allah'ın gökten yağmur indirdiği, böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz Allah, çok lütufkardır, hakkıyla haberdardır.
Şüphesiz ki Allah'ın, gökten su indirmekte olduğunu ve (böylece) yerin yeşerdiğini görmüyor musun? dipnot 1 Şüphesiz ki Allah çok lütufkârdır, haberdardır. dipnot 2
(Ey insan!) Görmez misin ki, gökten su indiren Allah'tır? Ki bu sayede yeryüzü yeşillenmektedir. Çünkü Allah dilediği şeyi cömertçe lütfeder, (nankörün nankörlüğünden) haberdar olur.
Görmüyor musun, gökten su indiren Allah'tır; ki onunla yeryüzü yeşeriyor? Doğrusu, Allah her şeyden haberdar olan, (bilgi ve gözetimiyle) her şeye nüfuz eden ama kendisine asla nüfuz edilemeyen aşkın Varlık'tır.
Görmedin mi ki; Allah semadan bir su inzal etti de arz yemyeşil oluyor. . . Muhakkak ki Allah Latiyf'tir, Habiyr'dir.
Görmedin mi, Allah, gökten su indirdi, böylece yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Allah, lütfedicidir, her şeyden haberdardır.
Görmedin mi, Allah, gökten yağmur indirdi de bu sayede yeryüzü yeşeriyor. Gerçekten Allah çok lütufkârdır, (her şeyden) haberdardır.
Aslında, Allah'ın, gökten su indirdiğini, böylece, yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmüyor musun? Kuşkusuz, Allah, En İnce Ayrıntılarla Gerçekleştirendir; Haberlidir.
Allah'ın gökten yağmur yağdırdığını ve bu sebeple yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmez misin? Şüphesiz Allah, lütuf sahibidir; her şeyden haberdardır.
ALLAH'ın gökten bir su indirdiğini ve yeryüzünün yeşerdiğini görmez misin? ALLAH Şefkatlidir, Haberdardır.
ALLAH'ın gökten bir su indirdiğini ve yeryüzünün yeşerdiğini görmez misin? ALLAH Şefkatlidir, Haberdardır.
Görmüyor musun ki Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzü yemyeşil oluveriyor? Gerçekten Allah lütuf sahibidir, herşeyden haberdardır.
Görmedin mi Allah, Semadan bir su indirmekle Arz yemyeşil oluveriyor, hakikat Allah, çok latif bir habirdir
Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzünü nasıl yeşerttiğini görmüyor musun? Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzünü nasıl yeşerttiğini görmüyor musun? Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzünü nasıl yeşerttiğini görmüyor musun? Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Görmedin mi, Tanrı, gökten su indirdi, böylece yeryüzü yemyeşil donatıldı. Şüphesiz Tanrı, lütfedicidir, her şeyden haberdardır.
Görmedin mi, Allah gökden su (yağmur) indirdi de (o sayede) yer (yüzü) yemyeşil olmakdadır. Şübhe yok ki Allah çok lutufkardır, (her şey'e) hakkıyle agahdır.
Görmedin mi; Allah, gökten su indirdi de böylece yeryüzü yemyeşil olmaktadır. Ve gerçekten Allah; Latif'dir, Hamid'dir.
(58-64) Allah yolunda yerlerinden çıkanlar / hicret edenler sonra da öldürülenler / katledilenler veya ölenler, Allah onları güzel bir rızıkla / erzakla rızıklandıracaktır , Allah rızıklandırıcıların hayırlısıdır, o nları hoşnut ola rak girecekleri b ir yere sokacaktır, Muhakkak ki Allah bilendir, uysal davranandır. Sözün özü, her kim kendisine uygulananın aynısı ile karşılık verir / mukabelede bulunur , s onra yine aleyhine haddi aşan / aşırı bir durum olursa , Allah ona mutlaka yardım edecektir, muhakkak ki Allah affedendir , bağışlayandır. Sözün özü, Allah kesinlikle geceyi gündüze katar, gündüzü de gecenin içine katar, muhakkak ki Allah işitendir görendir. Sözün özü, Allah, işte O, gerçektir ve O’nun dışında dua ettikleriniz de işte onlar da geçersiz olandır / batıldır, muhakkak ki Allah yücedir ve büyüktür. Muhakkak ki Allah’ın suyu gökten indirdiğini görmedin mi? Arz yemyeşil olarak ortaya çıkar / yemyeşil hale gelir , muhakkak ki Allah naziktir / latiftir, haberi olandır, semalarda ve arzda ne varsa O’nundur, muhakkak ki Allah, işte O, zengindir, övülendir.
Allah’ın gökten su indirmesiyle yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Allah; Latif'tir, her şeyden haberdardır.
Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi de yer yeşeriyor. Doğrusu Allah latiftir (bilgisi veya lutfu en ince ve nazik şeylere kadar varır), habirdir (her türlü tedbiri bilir, her şeyi haber alır).
Allah'ın gökten su indirdiğini, böylece yeryüzünün yemyeşil hale geldiğini görmedin mi? dipnot 1 Allah, her şeyin en ince ayrıntısını belirleyen ve her şeyin iç yüzünü bilendir.
Hiç görmedin mi Allah gökten su indirir de yeryüzü yemyeşil olur? Allah, her şeyi en ince ayrıntısına kadar yapar dipnot 1 , her şeyin iç yüzünü bilir. (Allah, her şeyin iç yüzünü en ince ayrıntısına kadar bilir.)
Allah’ın gökten su indirmesiyle yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmüyor musun? Allah, Latif'tir, Habirdir.
Allah'ın gökten su indirmesiyle yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmüyor musun? Allah, çok lütufkar ve her şeyden haberdardır.
Görmedin mi, Allah gökten bir su indirdi de, onun sayesinde yer, yemyeşil hale geliyor. Allah Latif'tir, Habir'dir.
Hac suresi, 64. ayet. لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye layıktır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca O'na aittir. Şüphesiz ki Allah -evet yalnız O- (gerçek) zengindir, övgüye layık olandır.
Göklerde ve yerde var olan her şey bütünüyle sadece O'na aittir: Ve kuşkusuz Allah, elbet O kendi kendine yeterli olandır ve her tür övgüye layık olandır.
Göklerde ve yerde var olan her şey O'na aittir; ve Allah'tır, Yalnız O'dur, bütün övgülere layık ve kendine yeterli olan.
Semalarda ve arzda olan ne varsa O'nun (Esma özelliklerinin seyredilmesi) içindir!. . Muhakkak ki Allah, elbette O, Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.
Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Şüphesiz Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan (Gani)dır, övülmeye layık olandır.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, her şeyden müstağnî (zengin) olan yalnız O'dur; hamdolunmaya lâyıktır.
Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Ve kuşkusuz, Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve bütün övgüler O'nadır.
Göklerde ve yerde ne varsa O'na aittir. Elbette ALLAH Zengindir, En Çok Övülendir.
Göklerde ve yerde ne varsa O'na aittir. Elbette ALLAH Zengindir, En Çok Övülendir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Gerçekten Allah, övülmeye layık ve hiçbir şeye muhtaç olmayan ancak O'dur.
Göklerdeki ve Yerdeki hep onundur ve hakıkat Allah, hamd olunacak yegane ganiy ancak odur
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey O'nundur. Kuşkusuz Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey O'nundur. Kuşkusuz Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey O'nundur. Kuşkusuz Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Şüphesiz Tanrı, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan (Gani)dır, övülmeye layık olandır.
Göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. Hakıykat, Allah zati i'tibariyle her şeyden) müstağnidir. (Sıfatları, fiilleri ile de) bihakkın hamde ancak kendisi layıkdır.
Göklerde ve yerde olanlar O'nundur. Muhakkak ki O; Gani'dir, Hamid'dir.
(58-64) Allah yolunda yerlerinden çıkanlar / hicret edenler sonra da öldürülenler / katledilenler veya ölenler, Allah onları güzel bir rızıkla / erzakla rızıklandıracaktır , Allah rızıklandırıcıların hayırlısıdır, o nları hoşnut ola rak girecekleri b ir yere sokacaktır, Muhakkak ki Allah bilendir, uysal davranandır. Sözün özü, her kim kendisine uygulananın aynısı ile karşılık verir / mukabelede bulunur , s onra yine aleyhine haddi aşan / aşırı bir durum olursa , Allah ona mutlaka yardım edecektir, muhakkak ki Allah affedendir , bağışlayandır. Sözün özü, Allah kesinlikle geceyi gündüze katar, gündüzü de gecenin içine katar, muhakkak ki Allah işitendir görendir. Sözün özü, Allah, işte O, gerçektir ve O’nun dışında dua ettikleriniz de işte onlar da geçersiz olandır / batıldır, muhakkak ki Allah yücedir ve büyüktür. Muhakkak ki Allah’ın suyu gökten indirdiğini görmedin mi? Arz yemyeşil olarak ortaya çıkar / yemyeşil hale gelir , muhakkak ki Allah naziktir / latiftir, haberi olandır, semalarda ve arzda ne varsa O’nundur, muhakkak ki Allah, işte O, zengindir, övülendir.
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Şüphesiz Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, elbette övgüye lâyıktır.
Göklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur. Allah; işte zengin O'dur, övülmeğe layık O'dur.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi onundur dipnot 1 . Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve yaptığını mükemmel yapan, elbette Allah'tır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Kimseye ihtiyacı olmayan ve yaptığını güzel yapan, Allah'tır.
Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Gerçekten Allah, (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan) zengindir, hamd olunandır.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Gerçekten Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övgüye layık olandır.
Göklerde ne var yerde ne varsa O'nundur. Allah, Gani olanın da Hamid olanın da ta kendisidir.
Hac suresi, 65. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ وَٱلْفُلْكَ تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِأَمْرِهِۦ وَيُمْسِكُ ٱلسَّمَآءَ أَن تَقَعَ عَلَى ٱلْأَرْضِ إِلَّا بِإِذْنِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.
Görmedin mi Allah yerdeki her şeyi ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize vermiştir. Göğü de kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korumaktadır. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
(Ey insan!) Görmez misin ki yeryüzünde bulunan her şeyi sizin için bir yasaya bağlayan; ve (buna) bağlı olarak denizde seyreden gemileri emrinize amade kılan; ve gök (cisimlerinin O izin vermedikçe yeryüzüne çarpmasına (yasalarıyla) engel olan Allah'tır: Şüphe yok ki Allah insanlara karşı pek şefkatli, hep merhametlidir.
Yeryüzünde var olan her şeyi ve koyduğu (fiziki) yasalara uyarak denizde seyreden gemileri size boyun eğdirenin Allah olduğunu görmüyor musun? Ve gök cisimlerini, kendi izni olmadıkça yeryüzüne düşmemeleri için, yerlerinde, yörüngelerinde tutan(ın O olduğunu görmüyor musun?) Gerçekten de Allah insanlara karşı çok acıyıp esirgeyen, çok şefkat gösterendir.
Görmedin mi Allah, arzdakileri de denizde akıp giden gemileri de sizin hizmetinize vermiştir. . . Semayı (gökten gelecek meteorları) arza çarpmaktan O koruyor. . . Oluşmasına elverdiği şartları dışında. . . Muhakkak ki Allah insanlarda Rauf'tur, Rahıym'dir.
Görmedin mi, Allah, yerdekileri ve denizde onun emriyle akıp giden gemileri, sizin yararınıza verdi. Ve izni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz Allah, insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir.
Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de, kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Aslında, Allah'ın, yeryüzündeki her şeyi hizmetinize verdiğini görmüyor musun? Gemiler de O'nun buyruğuyla denizde akıp giderler. Ve O'nun izni olmadan, gökyüzünün yeryüzüne düşmesini önler. Kuşkusuz, Allah, insanlara karşı, Sevecendir; Merhametlidir.
Allah'ın yerde olan her şeyi, emriyle denizlerde seyreden gemileri, sizin emrinize verdiğini görmüyor musun? İzni olmadan yere düşmesinler diye, gök cisimlerini tutar. Çünkü Allah, insanlara karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.
ALLAH'ın yerdeki şeyleri ve emriyle denizde akıp giden gemileri hizmetinize sunduğunu ve göğü, izni olmadan yerin üzerine düşmekten alıkoyduğunu görmez misin? ALLAH insanlara karşı Şefkatlidir, Rahimdir.
ALLAH'ın yerdeki şeyleri ve emriyle denizde akıp giden gemileri hizmetinize sunduğunu ve göğü, izni olmadan yerin üzerine düşmekten alıkoyduğunu görmez misin? ALLAH insanlara karşı Şefkatlidir, Rahimdir.
Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri sizin hizmetinize sundu. Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o tutuyor. Gerçekten Allah insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.
Görmedin mi Allah, hakıkaten bütün yerdekileri sizin için müsahhar kıldı, Semayı da izni olmaksızın Yere düşmekten tutuyor, hakıkaten Allah, insanlara çok ra'fetli bir rahimdir
Allah'ın, yeryüzünde olanları emrinize amade kıldığını görmedin mi? Ve gemiler denizde O'nun emri ile akıp gider. Yeryüzüne düşmesin diye göğü iradesiyle dipnot 1 O tutuyor. Kuşkusuz Allah, İnsanlara Çok Şefkatli'dir. Rahmeti Kesintisiz'dir.
Allah'ın, yeryüzünde olanları emrinize amade kıldığını görmedin mi? Ve gemiler denizde O'nun emri ile akıp gider. Yeryüzüne düşmesin diye göğü iradesiyle dipnot 1 O tutuyor. Kuşkusuz Allah, insanlara Çok Şefkatli'dir. Rahmeti Kesintisiz'dir.
Allah'ın, yeryüzünde olanları emrinize amade kıldığını görmedin mi? Ve gemiler denizde O'nun emri ile akıp gider. Yeryüzüne düşmesin diye göğü iradesiyle dipnot 1 O tutuyor. Kuşkusuz Allah, insanlara Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Görmedin mi, Tanrı, yerdekileri ve denizde onun buyruğuyla akıp giden gemileri sizin yararınıza / kullanımınıza verdi. Ve izni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmekten alıkoyar. Şüphesiz Tanrı, insanlara karşı şefkatlidir, çok merhametlidir.
Görmedin mi, Allah yerde ne varsa onları ve emriyle denizde akıb gitmekde olan gemileri size ram etmişdir. Semayi, izni olmadıkça, yerin üzerine düşmekden O tutuyor. Şübhe yok ki Allah insanları pek çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
Görmedin mi; Allah, yerde olanları ve emriyle denizde akıp giden gemileri buyruğunuz altına vermiştir. İzni olmadıkça, göğü yerin üstüne düşmemesi için O tutar. Doğrusu Allah; insanlara karşı Rauf'dur, Rahim'dir.
(65-66) Muhakkak ki Allah’ın, yerdeki her şeyi, sizin güdümünüze verdiğini / emrinize amade ettiğini görmedin mi? O’nun emri ile gemiler denizde akar / cereyan eder , yerin üzerine düşmesin diye göğü tutar , O’nun izin verdikleri hariç. (İzin verdikleri yere düşer) Muhakkak ki Allah insanlar için şefkatlidir / rauftur, esirgeyendir / rahimdir, s ize hayat veren sonra sizi öldüren sonra sizi dirilten O’dur, Muhakkak ki insan örtbas eder / görmezden gelir / nankörlük eder.
Görmedin mi Allah, yerdeki her şeyi ve emri ile denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmemesi için tutar. Allah, insanlara karşı gerçekten çok şefkatli ve merhametlidir.
Görmedin mi Allah, yerdekileri ve emriyle, (koyduğu kanunla) denizde akıp giden gemileri sizin buyruğunuza verdi. Yerin üstüne düşmesin diye göğü tutuyor. (Gök) ancak O'nun izniyle düşer. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir.
Allah'ın, yerde olan her şeyi ve koyduğu kanuna göre denizde akıp giden gemileri hizmetinize verdiğini dipnot 1 , yere düşmesin diye göğü tuttuğunu dipnot 2 görmedin mi? Onun izniyle düşerse başka. Allah, insanlara karşı pek şefkatlidir, ikramı boldur.
Hiç görmedin mi Allah, yerde olan her şeyi ve denizde akıp giden gemiyi kendi emri ile dipnot 1 sizin hizmetinize vermiştir? Yerin üstüne düşmesin diye göğü tutan da O'dur; O'nun izniyle düşerse başka. Allah, insanlara karşı pek şefkatlidir, ikramı boldur.
Görmedin mi Allah, yerdeki herşeyi ve emri ile denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de, kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmemesi için tutar. Allah, insanlara karşı gerçekten çok şefkatli ve merhametlidir.
Allah'ın yeryüzündeki her şeyi ve denizde O'nun emri ile akıp giden gemileri hizmetinize verdiğini görmüyor musun? O'nun izni olmadıkça, göğü yerin üzerine düşmemesi için tutuyor. Allah, insanlara karşı gerçekten çok şefkatli ve merhametlidir.
Görmedin mi, Allah yeryüzündekileri ve denizde O'nun emriyle akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi. O'nun izni olmaksızın yerkürenin üstüne düşmemesi için göğü O tutuyor. Allah, insanlara karşı elbette Rauf, Rahim'dir,
Hac suresi, 66. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَكَفُورٌ
O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür.
O, (önce) size hayat veren, sonra sizi öldürecek, sonra yine diriltecek olandır. Şüphesiz ki o (inkârcı) insan, çok nankördür. dipnot 1
Zira size hayat bahşeden, sonra size ölümü tattıracak olan, ardından sizi diriltecek olan yine O'dur. Şu bir gerçek ki insanoğlu, (bütün bunlara rağmen) nankörlükte ısrarcıdır.
Nitekim, size hayat veren, sonra sizi öldüren ve en sonunda sizi yeniden hayata döndürecek olan O'dur; (bütün bu gerçeklere rağmen, yine de) insan, gerçekten, çok nankördür.
"HU"dur ki sizi (şuurla) diriltti. . . Sonra sizi ("ben"liğinizden) öldürür, sonra sizi (hakiki ölümsüz hayat ile) diriltir. . . Muhakkak ki insan sınırlı değerlendirme özelliğine sahiptir.
Sizi diri tutan, sonra öldürecek, sonra da diriltecek olan O'dur. Gerçekten insan pek nankördür.
O, (önce) size hayat veren, sonra sizi öldürecek, sonra yine diriltecek olandır. Gerçekten insan, çok nankördür.
O, size yaşam vermiştir. Sonra sizi öldürecek ve sonra yeniden yaşam verecektir. Aslında, insan, gerçekten çok nankördür.
Size hayat veren, sonra öldüren, sonra yine diriltecek olan Allah'tır. Gerçekten insan çok nankördür.
O'dur size can veren, sonra sizi öldüren ve sonra sizi dirilten... İnsan elbette pek nankördür.
O'dur size can veren, sonra sizi öldüren ve sonra sizi dirilten... İnsan elbette pek nankördür.
Size hayat veren O'dur sonra sizi öldürür sonra sizi yine diriltir. Gerçekten insan çok nankördür.
Size hayatı veren de odur, sonra sizi öldürür, sonra sizi yine diriltir, hakıkat insan çok nankördür
Ve size hayat veren, sonra sizi öldürecek olan, sonra da sizi diriltecek olan O'dur. İnsan dipnot 1 gerçekten çok nankördür.
Ve size hayat veren, sonra sizi öldürecek olan, sonra da sizi diriltecek olan O'dur. İnsan dipnot 1 gerçekten çok nankördür.
Ve size hayat veren, sonra sizi öldürecek olan, sonra da sizi diriltecek olan O'dur. İnsan dipnot 1 gerçekten çok nankördür.
Sizi diri tutan, sonra öldürecek, sonra da diriltecek olan O'dur. Gerçekten insan (pek) kafirdir.
O, (önce) size hayaat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da sizi yine diriltecek olandır. Hakıykat, (şu) insan çok nankördür!
O'dur; sizi dirilten, sonra öldürecek, sonra yine diriltecek olan. Gerçekten insan; çok nankördür.
(65-66) Muhakkak ki Allah’ın, yerdeki her şeyi, sizin güdümünüze verdiğini / emrinize amade ettiğini görmedin mi? O’nun emri ile gemiler denizde akar / cereyan eder , yerin üzerine düşmesin diye göğü tutar , O’nun izin verdikleri hariç. (İzin verdikleri yere düşer) Muhakkak ki Allah insanlar için şefkatlidir / rauftur, esirgeyendir / rahimdir, s ize hayat veren sonra sizi öldüren sonra sizi dirilten O’dur, Muhakkak ki insan örtbas eder / görmezden gelir / nankörlük eder.
O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür.
O'dur ki sizi diriltti, sonra sizi öldürür, sonra yine sizi diriltir. Gerçekten insan çok nankördür.
Size hayat veren, sonra öldüren, sonra tekrar hayat verecek olan O'dur dipnot 1 . Yine de insan, nankörlük eder durur.
Size hayat veren sonra öldüren sonra yine hayat verecek olan O'dur. İnsanoğlu gerçekten nankördür.
O’dur size hayat veren sonra sizi öldürecek, sonra da yeniden diriltecek olan. Fakat insan çok nankördür
O'dur size hayat veren sonra sizi öldürecek, sonra da yeniden diriltecek olan. Fakat insan çok nankördür.
Size hayat veren O'dur. Sonra sizi öldürüyor; sonra diriltecektir sizi. Gerçek olan şu ki, insan tam bir nankördür.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.