90. sure

Beled Suresi البلد

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 3 konu
  1. Beldeye yemin ve insanın kendini yeterli görmesi 1–7 karşılaştır — Beldeye yemin ve insanın kendini yeterli görmesi
  2. Sarp yokuş: köle azadı, yetim ve yoksul 8–16 karşılaştır — Sarp yokuş: köle azadı, yetim ve yoksul
  3. İman edenler ve inkâr edenler 17–20 karşılaştır — İman edenler ve inkâr edenler

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Beldeye yemin ve insanın kendini yeterli görmesi 1–7

  1. Beled suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 1. ayet. لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ

    lâ uḳsimü bihâẕe-lbeled.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Bu beldeye yemin ederim!

    Ayet detayı — Beled suresi, 1. ayet

  2. Beled suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 2. ayet. وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ

    veente ḥillüm bihâẕe-lbeled.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Senin de içinde yaşadığın beldeye,

    Ayet detayı — Beled suresi, 2. ayet

  3. Beled suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 3. ayet. وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ

    vevâlidiv vemâ veled.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun doğurana ve doğurduğuna!

    Ayet detayı — Beled suresi, 3. ayet

  4. Beled suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 4. ayet. لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ

    leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz insanı gerçekten zorluk arasında yarattık.

    Ayet detayı — Beled suresi, 4. ayet

  5. Beled suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 5. ayet. أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ

    eyaḥsebü el ley yaḳdira `aleyhi eḥad.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendisine hiç kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

    Ayet detayı — Beled suresi, 5. ayet

  6. Beled suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 6. ayet. يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا

    yeḳûlü ehlektü mâlel lübedâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yığınlarca mal harcadım." diyor.

    Ayet detayı — Beled suresi, 6. ayet

  7. Beled suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 7. ayet. أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ

    eyaḥsebü el lem yerahû eḥad.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?

    Ayet detayı — Beled suresi, 7. ayet

Sarp yokuş: köle azadı, yetim ve yoksul 8–16

  1. Beled suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 8. ayet. أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ

    elem nec`al lehû `ayneyn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona iki gözü Biz vermedik mi?

    Ayet detayı — Beled suresi, 8. ayet

  2. Beled suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 9. ayet. وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ

    velisânev veşefeteyn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bir dil ve iki dudak.

    Ayet detayı — Beled suresi, 9. ayet

  3. Beled suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 10. ayet. وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ

    vehedeynâhü-nnecdeyn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona iki yol dipnot 1 gösterdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru ve eğri, Hakk ve Batıl, iman ve küfür, iyilik ve kötülük…

    Ayet detayı — Beled suresi, 10. ayet

  4. Beled suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 11. ayet. فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ

    fele-ḳteḥame-l`aḳabeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ne var ki o, sarp yokuşu aşmayı göze alamadı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Köleye özgürlüğünü vermedi. Tutku ve kuruntuların isteklerine karşı koyamadı. Hakk'ı, hayrı, adaleti tercih etmek işine gelmedi.

    Ayet detayı — Beled suresi, 11. ayet

  5. Beled suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 12. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ

    vemâ edrâke me-l`aḳabeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilir misin nedir sarp yokuş?

    Ayet detayı — Beled suresi, 12. ayet

  6. Beled suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 13. ayet. فَكُّ رَقَبَةٍ

    fekkü raḳabeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Boynu çözmektir, dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Köleyi özgürleştirmektir. Rakabe, sözcük olarak, "boyun" demektir. Mecaz olarak, özgürlüğünü kaybetmiş insan için; esir veya köle için kullanılmaktadır. Boynuna boyunduruk vurulmuş olmak; özgürlüğü elinden alınmış olmak anlamına gelmektedir.

    Ayet detayı — Beled suresi, 13. ayet

  7. Beled suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 14. ayet. أَوْ إِطْعَٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ

    ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya darlık ve yoklukta doyurmaktır;

    Ayet detayı — Beled suresi, 14. ayet

  8. Beled suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 15. ayet. يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ

    yetîmen ẕâ maḳrabeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yakınlık sahibi olan yetimi, dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakınında, çevrende bulunan sahipsiz, kimsesiz kalmışları.

    Ayet detayı — Beled suresi, 15. ayet

  9. Beled suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 16. ayet. أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ

    ev miskînen ẕâ metrabeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya hiçbir şeyi olmayan miskini, dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul. Hiçbir şeyi olmayan.

    Ayet detayı — Beled suresi, 16. ayet

İman edenler ve inkâr edenler 17–20

  1. Beled suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 17. ayet. ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ

    ŝümme kâne mine-lleẕîne âmenû vetevâṣav biṣṣabri vetevâṣav bilmerḥameh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra birbirlerine sabrı dipnot 1 ve merhameti tavsiye eden inananlardan olmaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Direnmeyi, zorluklara göğüs germeyi, yılgınlık göstermemeyi.

    Ayet detayı — Beled suresi, 17. ayet

  2. Beled suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 18. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

    ülâike aṣḥâbü-lmeymeneh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onlar, ashab-ı meymenedir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağın adamı. Meymene, sözcük olarak "sağ el" veya "uğurlu, bereketli" anlamındadır. Deyim olarak; bahtı iyi olan, bereketli, mutluluk sahibi" demektir. Veya deyim olarak, "yüksek makam, güç ve şeref" demektir. Keza Türkçede de birisine "Bu benim sağ kolumdur." dendiği zaman, ona verilen değer gösterilmiş olunmaktadır.

    Ayet detayı — Beled suresi, 18. ayet

  3. Beled suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 19. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

    velleẕîne keferû biâyâtinâ hüm aṣḥâbü-lmeş'emeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi küfredenler dipnot 1 ashab-ı meşemedir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği yalanlayan nankörler. Gerçeği görmezden gelenler, gerçeğin üzerini örtenler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sözcük olarak, "uğursuzluk, talihsizlik;" "sol el" demektir. "Sol el", Arapça'da deyim olarak "zayıflık ve zillet" demektir.

    Ayet detayı — Beled suresi, 19. ayet

  4. Beled suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Beled suresi, 20. ayet. عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ

    `aleyhim nârum mü'ṣadeh.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, üzerlerine kapıları kapatılmış bir ateş vardır.

    Ayet detayı — Beled suresi, 20. ayet