Beled suresi · 8–16. ayetler

Sarp yokuş: köle azadı, yetim ve yoksul

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Beled suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Beled suresi, 8. ayet. أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ

    Diyanet İşleri

    (8-10) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

    Mehmet Okuyan

    (8, 9) Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Ona iki göz vermedik mi?

    Muhammed Esed

    Biz ona iki göz vermedik mi?

    Ahmed Hulusi

    Ona iki göz meydana getirmedik mi?

    Ali Bulaç

    Biz ona iki göz vermedik mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Biz ona iki göz, vermedik mi?

    Ali Rıza Safa

    Ona, iki göz vermedik mi?

    Bayraktar Bayraklı

    - Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve batıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?

    Edip Yüksel

    Ona vermedik mi: İki göz,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona vermedik mi: İki göz,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Vermedik mi Biz ona iki göz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vermedik mi biz ona iki göz

    Erhan Aktaş

    Ona iki gözü Biz vermedik mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona iki gözü Biz vermedik mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona iki gözü Biz vermedik mi?

    Gültekin Onan

    Biz ona iki göz vermedik mi?

    Hasan Basri Çantay

    Biz. ona vermedik mi: (Görecek) iki göz,

    İbni Kesir

    Biz; onun için iki göz var etmedik mi?

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, ona iki göz vermedik mi?

    Süleyman Ateş

    Biz ona vermedik mi: İki göz

    Süleymaniye Vakfı

    Ona iki göz vermedik mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona iki göz verdik değil mi?

    Şaban Britch

    Ona iki göz vermedik mi?

    Şaban Piriş

    Ona iki göz vermedik mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz ona vermedik mi iki göz,

  2. Beled suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Beled suresi, 9. ayet. وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ

    Diyanet İşleri

    (8-10) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

    Mehmet Okuyan

    (8, 9) Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Dahası bir dil ve bir çift dudak?

    Muhammed Esed

    Bir dil ve bir çift dudak,

    Ahmed Hulusi

    Bir dil ve iki dudak. . .

    Ali Bulaç

    Bir dil ve iki dudak?

    Ali Özek ve heyeti

    Bir dil ve iki dudak vermedik mi?

    Ali Rıza Safa

    Bir dil ve iki dudak?

    Bayraktar Bayraklı

    - Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve batıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?

    Edip Yüksel

    Bir dil ve iki dudak?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir dil ve iki dudak?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir dil ve iki dudak?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir dil ve iki dudak;

    Erhan Aktaş

    Bir dil ve iki dudak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bir dil ve iki dudak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bir dil ve iki dudak.

    Gültekin Onan

    Bir dil ve iki dudak?

    Hasan Basri Çantay

    (kalbine tercüman olacak) bir dil, (boş boğazlığına mani' olacak) iki dudak?

    İbni Kesir

    Bir dil ve iki dudak.

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir de bir dil ve iki dudak.

    Süleyman Ateş

    Bir dil, iki dudak?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir dil ile iki dudak da verdik.

    Şaban Britch

    Bir dil, iki dudak,

    Şaban Piriş

    Bir dil, iki dudak.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir dil, iki dudak?

  3. Beled suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Beled suresi, 10. ayet. وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ

    Diyanet İşleri

    (8-10) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

    Mehmet Okuyan

    Ona iki yolu da gösterdik.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve ona (iyilik ve kötülüğün) açık seçik iki yolunu da göstermedik mi?

    Muhammed Esed

    ve ona (kötülüğün ve iyiliğin) iki yolunu da göstermedik mi?

    Ahmed Hulusi

    Ona iki yolu (Hak ve batıl) gösterdik!

    Ali Bulaç

    Biz ona 'iki yol/iki amaç' gösterdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi?

    Ali Rıza Safa

    İki yolu da gösterdik.

    Bayraktar Bayraklı

    - Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve batıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?

    Edip Yüksel

    Ona iki yolu göstermedik mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona iki yolu göstermedik mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ona iki de tepe gösterdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İki de tepe gösterdik

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona iki yol dipnot 1 gösterdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru ve eğri, Hakk ve Batıl, iman ve küfür, iyilik ve kötülük...

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona iki yol dipnot 1 gösterdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru ve eğri, Hakk ve Batıl, iman ve küfür, iyilik ve kötülük…

    Gültekin Onan

    Biz ona 'iki yol/iki amaç' gösterdik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz ona iki de yol gösterdik.

    İbni Kesir

    Biz; ona iki de yol gösterdik.

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona iki de yol gösterdik.

    Süleyman Ateş

    Ona iki tepeyi (anasının iki memesini emmenin veya hayır ve şerrin yolunu) gösterdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona apaçık iki yol dipnot 1 gösterdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      النَجْدُ  yükseltilmiş apaçık yol (الطريقُ الواضِحُ المُرْتَفِعُ el-Kamus c.1 s.324) anlamına gelir. Her insan, hangi yolun doğru, hangisinin yanlış olduğunu, kendi bilgisi ve vicdanıyla anlar ve bilir. Onun için her ikisi de apaçıktır.

    Şaban Britch

    Ona iki de yol gösterdik.

    Şaban Piriş

    Ona iki de yol gösterdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kılavuzladık onu iki tepeye.

  4. Beled suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Beled suresi, 11. ayet. فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ

    Diyanet İşleri

    Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.

    Mehmet Okuyan

    (Fakat) o, sarp yokuşu (aşmayı) göze almadı.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat o, (ucunda cennet olan) sarp yokuşu tırmanmak için hiçbir bedel ödemedi.

    Muhammed Esed

    Ama o, sarp yokuşa tırmanmayı denemedi...

    Ahmed Hulusi

    El Akabe'ye (o sarp yokuşa) tırmanmayı göze alamadı (insan)!

    Ali Bulaç

    Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.

    Ali Rıza Safa

    Öyle ya, sarp yokuşa katlanamadı.

    Bayraktar Bayraklı

    - Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle azat etmektirveya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Edip Yüksel

    Ne var ki zor yola katlanamadı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne var ki zor yola katlanamadı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat o sarp yokuşa göğüs veremedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat o göğüs veremedi o (akabeye) sarp yokuşa

    Erhan Aktaş

    Ne var ki o, sarp yokuşu aşmayı göze alamadı. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Köleye özgürlüğünü vermedi. Tutku ve kuruntuların isteklerine karşı koyamadı. Hakk'ı, hayrı, adaleti tercih etmek işine gelmedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ne var ki o, sarp yokuşu aşmayı göze alamadı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Köleye özgürlüğünü vermedi. Tutku ve kuruntuların isteklerine karşı koyamadı. Hakk'ı, hayrı, adaleti tercih etmek işine gelmedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ne var ki o, sarp yokuşu aşmayı göze alamadı. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Köleye özgürlüğünü vermedi. Tutku ve kuruntuların isteklerine karşı koyamadı. Hakk'ı, hayrı, adaleti tercih etmek işine gelmedi.

    Gültekin Onan

    Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat o, sarp yokuşa saldıramadı.

    İbni Kesir

    Ama o, sarp yokuşu aşmaya girişemedi.

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.

    Süleyman Ateş

    Fakat o, sarp yokuşa atılamadı.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama o, sarp yokuşu göze almadı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama o, sarp geçidi göze alamadı.

    Şaban Britch

    O zor geçidi aşamadı.

    Şaban Piriş

    O zor geçidi aşamadı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Akabeye, sarp yokuşa atılamadı o.

  5. Beled suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Beled suresi, 12. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ

    Diyanet İşleri

    Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?

    Mehmet Okuyan

    O ‘sarp yokuş'un ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!

    Mustafa İslamoğlu

    Bilir misin nedir o sarp yokuş?

    Muhammed Esed

    Bilir misin nedir o sarp yokuş?

    Ahmed Hulusi

    Nedir bilir misin el Akabe?

    Ali Bulaç

    Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir?

    Ali Özek ve heyeti

    O sarp yokuş nedir bilir misin?

    Ali Rıza Safa

    Sarp yokuşu, sana bildiren nedir?

    Bayraktar Bayraklı

    - Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle azat etmektirveya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Edip Yüksel

    Zor yolun ne olduğunu bilir misin?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zor yolun ne olduğunu bilir misin?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bildin mi, nedir o sarp yokuş?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bildin mi o sarp yokuş ne?

    Erhan Aktaş

    Bilir misin nedir sarp yokuş?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilir misin nedir sarp yokuş?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilir misin nedir sarp yokuş?

    Gültekin Onan

    Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir?

    Hasan Basri Çantay

    Bu sarp yokuşun ne olduğunu sana hangi şey bildirdi?

    İbni Kesir

    Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?

    Süleyman Ateş

    Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?

    Süleymaniye Vakfı

    Sarp yokuşun ne olduğunu sana kim bildirebilir?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sarp geçit nedir, nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)

    Şaban Britch

    Zor geçidin ne olduğunu sana bildiren nedir?

    Şaban Piriş

    Zor geçidin ne olduğunu sana bildiren nedir?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir?

  6. Beled suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Beled suresi, 13. ayet. فَكُّ رَقَبَةٍ

    Diyanet İşleri

    O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir.

    Mehmet Okuyan

    (Sarp yokuş); köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktur.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir kişiyi daha zincirlerinden kurtarmaktır;

    Muhammed Esed

    (O,) boynunu (günah zincirinden) kurtarmaktır;

    Ahmed Hulusi

    (O) esaret bağını çözmektir (bilinci bedenin esaretinden kurtarmak)!

    Ali Bulaç

    Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir;

    Ali Özek ve heyeti

    Köle âzat etmek

    Ali Rıza Safa

    Bir boynu kurtarmaktır. dipnot 600

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 600
      "Bir boynu kurtarmak" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Bir köleye özgürlük vermek" veya "Köleleri özgürlüklerine kavuşturmak" veya "Esiri özgürlüğüne kavuşturmak" veya "Aç bir yoksulu doyurmak" veya "Özgürlüğü zincirlenmiş olanın bağını çözmek" biçiminde çevrilmiştir. Tüm insanlığın kurtarılması olarak yorumlayanlar da vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle azat etmektirveya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Edip Yüksel

    Köleleri özgürlüklerine kavuşturmaktır; dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Müminler köle sahibi olamazlar. Köle sahibi olmak, bir insana efendi (rab veya mevla) olmayı iddia etmektir ve kendini biricik Efendi olan Tanrı'ya ortak koşmaktır. * Bak 2:286; 4:25; 12:39-42; 79:24.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Köleleri özgürlüklerine kavuşturmaktır;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Esir bir boyun kurtarmak (bir köle azad etmek)

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (Fekki rakabe) esir bir boyun kurtarmak

    Erhan Aktaş

    Boynu çözmektir, dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Köleyi özgürleştirmektir. Rekabe özgürlüğüne kavuşmak isteyen köle demektir. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı olan kimseler için kullanılmaktadır. Kelime anlamı olarak; gözetlenmek, gözetlemek, korumak, korunmak anlamlarına gelmektedir. Vahiy, köleliği ilk yıllarında gündemine almış ve tamamıyla kaldırmak, yok etmek sürecini başlatmıştır. Köle edinmenin tek yolu olan savaş esirleriydi. 47:4. ayetiyle bu yol tamamıyla kapatılarak bu süreç tamamlanmış kölelik sona erdirilmiştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Boynu çözmektir, dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Köleyi özgürleştirmektir. Boyunduruk altında bulunan ancak özgürlüğüne kavuşmak isteyen kimse. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı olan kimseler için kullanılmaktadır. Sözcük anlamı olarak; gözetlenmek, gözetlemek, korumak, korunmak anlamlarına gelmektedir. Vahiy, köleliği ilk yıllarında gündemine almış ve tamamıyla kaldırmak, yok etmek sürecini başlatmıştır. 47:4 te de ifade edildiği gibi tamamıyla yasaklanarak bu süreç tamamlanmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Boynu çözmektir, dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Köleyi özgürleştirmektir. Rakabe, sözcük olarak, "boyun" demektir. Mecaz olarak, özgürlüğünü kaybetmiş insan için; esir veya köle için kullanılmaktadır. Boynuna boyunduruk vurulmuş olmak; özgürlüğü elinden alınmış olmak anlamına gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir.

    Hasan Basri Çantay

    (O) kul azad etmekdir,

    İbni Kesir

    Bir kul azad etmektir.

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (O) Köle azat etmektir.

    Süleyman Ateş

    Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek,

    Süleymaniye Vakfı

    O, boyunduruk altında olan birini kurtarmaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, boynu bükük olanı kurtarmaktır,

    Şaban Britch

    Köle azat etmektir.

    Şaban Piriş

    Köle azat etmektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.

  7. Beled suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Beled suresi, 14. ayet. أَوْ إِطْعَٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ

    Diyanet İşleri

    (14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Mehmet Okuyan

    (14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    veya açlık gününde (muhtaçları) doyurmaktır;

    Muhammed Esed

    yahut (kendi) aç iken (başkasını) doyurmaktır,

    Ahmed Hulusi

    Yahut aç olduğu halde elindekiyle başkasını doyurmak!

    Ali Bulaç

    Ya da açlık gününde doyurmaktır,

    Ali Özek ve heyeti

    veya açlık gününde doyurmaktır.

    Ali Rıza Safa

    Veya açlık gününde doyurmaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    - Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle azat etmektirveya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Edip Yüksel

    Kıtlık anında doyurmaktır:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kıtlık anında doyurmaktır:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ya da salgın bir açlık gününde yemek yedirmektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Veya salgın bir açlık gününde yemek yedirmek

    Erhan Aktaş

    Veya darlık ve yoklukta doyurmaktır;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Veya darlık ve yoklukta doyurmaktır;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya darlık ve yoklukta doyurmaktır;

    Gültekin Onan

    Ya da açlık gününde doyurmaktır,

    Hasan Basri Çantay

    yahud (salgın) bir açlık gününde yemek yedirmekdir,

    İbni Kesir

    Yahut açlık gününde yemek yedirmektir,

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Veya açlık gününde doyurmaktır.

    Süleyman Ateş

    Yahut açlık gününde doyurmaktır:

    Süleymaniye Vakfı

    Veya kıtlık gününde yedirmektir,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Veya kıtlık gününde yemek yedirmektir,

    Şaban Britch

    Veya açlık gününde doyurmaktır.

    Şaban Piriş

    Veya açlık gününde doyurmaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yahut da açlık ve perişanlık gününde doyurmaktır o,

  8. Beled suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Beled suresi, 15. ayet. يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ

    Diyanet İşleri

    (14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Mehmet Okuyan

    (14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    (mesela) yakını olan bir yetimi,

    Muhammed Esed

    yakını olan bir yetimi,

    Ahmed Hulusi

    Yakınlığı olan yetime (yemek yedirmektir).

    Ali Bulaç

    Yakın olan bir yetimi,

    Ali Özek ve heyeti

    Yakını olan bir yetimi

    Ali Rıza Safa

    Yakın olan bir yetimi.

    Bayraktar Bayraklı

    - Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle azat etmektirveya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Edip Yüksel

    Akraba bir öksüzü,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Akraba bir öksüzü,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yakınlığı olan bir yetime

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yakınlığı olan bir yetime

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yakınlık sahibi olan yetimi, dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakınında, çevrende bulunan sahipsiz, kimsesiz kalmışları.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yakınlık sahibi olan yetimi, dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakınında, çevrende bulunan sahipsiz, kimsesiz kalmışları.

    Gültekin Onan

    Yakın olan bir yetimi,

    Hasan Basri Çantay

    yakınlığı olan bir yetime,

    İbni Kesir

    Yakınlığı olan bir yetime,

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yakınlığı olan bir yetimi.

    Süleyman Ateş

    Akraba olan yetimi,

    Süleymaniye Vakfı

    yakınlarından bir yetimi dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Türkçede babası olmayan çocuğa yetim; annesi veya hem annesi hem babası olmayan çocuğa öksüz denir. Kur'an'da bunların tamamına yetim denir. Bunun bir örneği Nisa 4/6. ayettir. Orada sözü edilen yetimler kapsamına, bunların hepsi girer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yakınlığı olan bir öksüzü,

    Şaban Britch

    Yakınlığı olan bir yetimi,

    Şaban Piriş

    Yakınlığı olan bir yetimi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yakındaki bir yetimi,

  9. Beled suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Beled suresi, 16. ayet. أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ

    Diyanet İşleri

    (14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Mehmet Okuyan

    (14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    ya da evsiz barksız, yurtsuz yuvasız bir düşkünü...

    Muhammed Esed

    yahut toprağa uzanıp kalmış olan (yabancı) bir yoksulu,

    Ahmed Hulusi

    Yahut toprağa uzanıp kalmış yoksula yedirip doyurmaktır.

    Ali Bulaç

    Veya sürünen bir yoksulu.

    Ali Özek ve heyeti

    veya açaçık bir yoksulu.

    Ali Rıza Safa

    Veya düşkün bir yoksulu.

    Bayraktar Bayraklı

    - Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle azat etmektirveya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Edip Yüksel

    Yahut düşkün bir yoksulu...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahut düşkün bir yoksulu...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    veya toprak döşenen (hiçbir varlığı olmayan) bir yoksula...

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Veya toprak döşenen bir miskine

    Erhan Aktaş

    Veya hiçbir şeyi olmayan miskini, dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul. Hiçbir şeyi olmayan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Veya hiçbir şeyi olmayan miskini, dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul. Hiçbir şeyi olmayan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya hiçbir şeyi olmayan miskini, dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul. Hiçbir şeyi olmayan.

    Gültekin Onan

    Veya sürünen bir yoksulu.

    Hasan Basri Çantay

    yahud toprakda sürünen bir yoksula.

    İbni Kesir

    Yahut yerde sürünen bir yoksula.

    Mehmet Alagaş

    (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

    Süleyman Ateş

    Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ya da sürünen bir çaresizi doyurmaktır.

    Şaban Britch

    Veya sürünen bir düşkünü.

    Şaban Piriş

    Veya sürünen bir düşkünü.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yahut ezilmiş, boynu bükük bir yoksulu.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.