Beled suresi

Beled suresi, 16. ayet

Beled suresi, 16. ayet. أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ

ev miskînen ẕâ metrabeh.

Diyanet İşleri

(14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Beled 13–19 · surenin 16. ayeti / 20

Konu Sarp yokuş: köle azadı, yetim ve yoksul Beled 8–16 3

  1. Beled 13

    O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir.

  2. 14–16

    (14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

  3. Beled 17–18

    (17-18) Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

  4. Beled 19

    Ayetlerimizi inkar edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 12–16. ayetler için yazılmıştır.

12-13. “O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? O, bir köleyi/esiri azat etmektir.” Köleyi kölelikten kurtarmak yahut sahibi ile yaptığı sözleşmenin gereği olan bedeli ödeme konusunda ona yardımcı olmaktır. Kâfirlerin elinde bulunan bir esiri kurtarmak ise öncelikli olarak söz konusudur.

14-16. “Yahut” ileri derecede bir “açlık gününde” insanların yemeğe çokça muhtaç oldukları bir zamanda “yemek yedirmektir. Akrabalık bağı olan bir yetime” hem yetim hem de akrabalık sıfatını kendisinde taşıyana; “yahut da toprağa sarılmış” ihtiyaçtan ve çaresizlikten yere düşüp toprağa yapışmış olan “bir yoksula”;

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Veya hiçbir şeye sahip olmayan bir fakiri.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَوْ ev yahut
  2. مِسْكِينًۭا miskinen yoksulu kök: سكن
  3. ذَا za
  4. مَتْرَبَةٍۢ metrabetin hiçbir şeyi olmayan kök: ترب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ترب (22 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…

  • Aynı kök: ترب (22 geçiş)

    Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen…

  • Aynı kök: ترب (22 geçiş)

    Eğer şaşacaksan, asıl şaşılacak olan onların, "Biz toprak olunca yeniden mi yaratılacakmışız?" demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkar edenlerdir.…

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(14, 15, 16) Veya açlık gün(ün)de yakın(ı) olan bir yetimi veya (karnı) toprağa yapışmış (hiçbir şeyi olmayan) yoksulu doyurmaktır.

Mustafa İslamoğlu

ya da evsiz barksız, yurtsuz yuvasız bir düşkünü...

Muhammed Esed

yahut toprağa uzanıp kalmış olan (yabancı) bir yoksulu,

Ahmed Hulusi

Yahut toprağa uzanıp kalmış yoksula yedirip doyurmaktır.

Ali Bulaç

Veya sürünen bir yoksulu.

Ali Özek ve heyeti

veya açaçık bir yoksulu.

Ali Rıza Safa

Veya düşkün bir yoksulu.

Bayraktar Bayraklı

- Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle azat etmektirveya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Edip Yüksel

Yahut düşkün bir yoksulu...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yahut düşkün bir yoksulu...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

veya toprak döşenen (hiçbir varlığı olmayan) bir yoksula...

Elmalılı Hamdi Yazır

Veya toprak döşenen bir miskine

Erhan Aktaş

Veya hiçbir şeyi olmayan miskini, dipnot 1

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul. Hiçbir şeyi olmayan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Veya hiçbir şeyi olmayan miskini, dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul. Hiçbir şeyi olmayan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Veya hiçbir şeyi olmayan miskini, dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul. Hiçbir şeyi olmayan.

Gültekin Onan

Veya sürünen bir yoksulu.

Hasan Basri Çantay

yahud toprakda sürünen bir yoksula.

İbni Kesir

Yahut yerde sürünen bir yoksula.

Mehmet Alagaş

(1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Süleyman Ateş

Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ya da sürünen bir çaresizi doyurmaktır.

Şaban Britch

Veya sürünen bir düşkünü.

Şaban Piriş

Veya sürünen bir düşkünü.

Yaşar Nuri Öztürk

Yahut ezilmiş, boynu bükük bir yoksulu.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Or an indigent who is in dire need.

Abdul Haleem

or a poor person in distress,

Abdullah Yusuf Ali

Or to the indigent (down) in the dust.

Abul A'la Maududi

or to a destitute lying in dust; dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Since in the foregoing verses the extravagances of man which he indulges in for ostentation and expression of superiority to others, have been mentioned, now here it is being stated as to what expenditure of wealth it is which leads man up to moral heights instead of causing him to sink into moral depravity and perversion. But in this there is no enjoyment for the self; on the contrary, man has to exercise self-restraints and make sacrifices. The expenditure is that one should set a slave free, or should render a slave monetary help so as to enable him to win his freedom by paying the ransom, or free a debtor from his debt, or secure release of a helpless person without means from penalties. Likewise, the expenditure is that one should feed a nearly related orphan (i.e. an orphan who is either a relative or a neighbor) who is hungry, and a needy, helpless person who might have been reduced to extreme poverty and might have none to support and help him. Helping such people does not win a person fame and reputation, nor feeding them brings him the admiration for being wealthy and generous which one usually wins by holding banquets to thousands of well-to-do people. But the path to moral and spiritual heights passes on steep uphill roads only.

Aisha Bewley

or a poor man in the dust;

Al-Hilali & Khan

Or to a Miskîn (poor) cleaving to dust (out of misery).

Ali Quli Qarai

or a needy man in desolation,

Amatul Rahman Omar

Or a downtrodden poor man.

Arthur John Arberry

or a needy man in misery;

Bijan Moeinian

a stranger which is stricken by poverty).

E. Henry Palmer

or a poor man who lies in the dust;

Edip-Layth

Or a poor person in need.

George Sale

or the poor man who lieth on the ground.

Hamid S. Aziz

Or a destitute lying in the dust (of misery);

Mahmoud Ghali

Or an indigent man in starvation; (Literally: in dusty circumstances)

Marmaduke Pickthall

Or some poor wretch in misery,

Mohamed Ahmed - Samira

Or the poor in distress;

Muhammad Asad

or of a needy [stranger] lying in the dust –

Mustafa Khattab

or to a poor person in distress,

Progressive Muslims

Or a poor person in need.

Rashad Khalifa

Or the poor who is in need.

Sahih International

Or a needy person in misery

Sam Gerrans

Or one needy in misery

Shabbir Ahmed

- And helping him who remains needy though he toils in dust.

Syed Vickar Ahamed

Or to the needy one (down) in the dust.

Taqi Usmani

or to a needy person lying in dust- -

The Monotheist Group

Or a poor person in need.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Beled suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Beled suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Beled suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩