Diyanet İşleri
(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
Beled suresi
Beled suresi, 4. ayet. لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ
leḳad ḫalaḳne-l'insâne fî kebed.
(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Beldeye yemin ve insanın kendini yeterli görmesi Beled 1–7 3
(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.
İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
"Yığınla mal harcadım" diyor.
Kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 4–7. ayetler için yazılmıştır.
4. Hakkında yemin edilen konu ise şudur: “Biz insanı (karşı karşıya kalacağı birçok) zorluk içinde yarattık.” Bundan kastın insanın karşı karşıya kaldığı dünya hayatındaki zorluklar, berzah/kabir alemindeki zorluklar ve şahitlerin ayağa dikileceği kıyamet günündeki zorluklar olma ihtimali vardır. Öyleyse insanın bu gibi zorluk ve sıkıntılardan kendisini rahata kavuşturacak, ebedi sevinç ve sürûra gark edecek türden amellerde bulunması gerekir. Böyle yapmazsa o, ebedi azabın sıkıntıları ile karşı karşıya kalır.
Anlamın şu şekilde olma ihtimali de vardır: Andolsun biz, insanı tasarrufta bulunabilecek, zorlu işleri yapabilecek şekilde, en güzel ölçülerde ve en mükemmel bir hilkate sahip olarak yarattık.
Bununla birlikte o, bu pek büyük nimet dolayısı ile Yüce Allah’a şükretmez; aksine sağlık ve esenliğinden ötürü azgınlaşır, yaratıcısına karşı başkaldırır. Bu halinin devam edeceğini, bu tasarruf yetki ve imkânının sonunun gelmeyeceğini sanması, cahillik ve zulüm olarak ona yeter. Bundan dolayı Allah devamla şöyle buyurmaktadır:
5-6. “O, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?” Nefsî arzuları uğrunda harcamış olduğu mallar dolayısı ile övünüp şımararak azgınlaşıyor mu? Çünkü o: “Ben, yığınla mal tükettim.” Üst üste yığılmış pek çok mal harcadım, “diyor.”
Yüce Allah, nefsi arzular ve masiyetler uğrunda harcanan mallar hakkında: “tüketmek/yok etmek” tabirini kullanmıştır. Çünkü bu tür yollarda malını tüketen kimse, bu harcamasından pişmanlık, yorgunluk ve kıtlıktan başka bir fayda sağlamaz. Allah’ın rızası uğrunda ve hayır yolunda malını infak eden kimse ise onun gibi değildir. Çünkü malını bu uğurda infak eden kimse, Allah ile ticaret yapmış olur ve harcadığının kat kat fazlasını kâr olarak elde eder.
7. Yüce Allah, devamla arzu ve şehvetleri uğrunda yaptığı harcamalarla böbürlenip övünenleri tehdit ederek şöyle buyurmaktadır: “Hiç kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor?” Bu yaptıkları ile Allah’ın kendisini görmediğini, küçük ve büyük işleri dolayısı ile kendisini hesaba çekmeyeceğini mi sanır? Aksine Allah, onu görmektedir. Amellerini tek tek kaydetmektedir. Ona Kiramen Kâtibîn’i hayır ve şer türünden yapmış olduğu her bir işi yazmak üzere görevlendirmiş bulunmaktadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Doğrusu biz insanı, dünyada çektiği zorluklar sebebiyle bir gayret ve meşakkatin içinde yarattık.
Aynı kök: انس (97 geçiş)
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…
Aynı kök: انس (97 geçiş)
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…
Aynı kök: انس (97 geçiş)
Allah, sizden (yükümlülükleri) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki biz insanı zorluklar konusunda (dayanıklı) yarattık.
Hakikaten Biz insanoğlunu farklı meşakkatlere dayanıklı yarattık.
Gerçek şu ki, Biz insanı acı, sıkıntı ve imtihan (ile yüklü bir hayat)a gönderdik.
(Andolsun) ki, insanı sıkıntılı aşamalar içinde yarattık!
Andolsun, biz insanı bir zorluk içinde yarattık.
biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.
Gerçek şu ki, insanı, zorluklar için yarattık.
Biz, insanı zorluklar içinde yarattık.
İnsanı zorluklar arasında (direnmesi için) yarattık.
İnsanı zorluklar arasında (direnmesi için) yarattık.
gerçekten Biz insanı bir sıkıntı içinde yarattık.
Hakikaten biz insanı bir meşakkat içinde yarattık
Biz insanı gerçekten zorluk arasında yarattık.
Biz insanı gerçekten zorluk arasında yarattık.
Biz insanı gerçekten zorluk arasında yarattık.
Andolsun, biz insanı bir zorluk içinde yarattık.
ki biz insanı, andolsun, meşakkat içinde yaratdık.
Biz, insanı gerçekten meşakkat içinde yarattık.
(1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 18, 19, 20) Hayır yemin / kasem ederim bu memlekete / bu beldeye. Ki sen, bu belde de kalmaktasın . Babaya ve çocuğuna da yemin olsun. Kesin olan şu ki, biz insanı meşakkat / uğraşı / debdebe içinde yarattık. Ona kimsenin sınırlama getiremeyeceğini / takdirde bulunamayacağını mı hesap ediyor? Diyor ki yığın yığın mal helak ettim / tükettim, Onu kimsenin görmediğini mi var sayıyor? Onun için iki göz yapmadık mı? Dil ve de iki dudak? Onu, iki açık seçik yola yönlendirmedik mi? Sarp yokuşa /akabeye göğüs geremedi, Sarp yokuş nedir? Sana ne idrak ettirdi? Köle azat etmek tir veya kıtlık günü yakınlığı olan yetimi yedirmektir. Toz toprağa bulanmış çalışma gücü olmayanı / miskini yedirmektir . Sonra da iman eden olup , sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağın halklarıdır. Ayetlerimizi yok sayıp örtbas edenler, onlar da solun halklarıdır. K apalı kapılar içinde ki ateş onların üzerlerinedir.
Ki şüphesiz, biz insanı (dünyada) bir zorluk içinde yarattık.
Biz insanı zorluk arasında yarattık.
kesinlikle biz insanı zorluklara katlanacak güçte yarattık. dipnot 1
İnsanı, zorlukları aşacak güçte yaratmışızdır.
Ki şüphesiz biz insanı (dünyada) bir zorluk içinde yarattık.
İnsanı dosdoğru/dayanıklı olarak yaratmışızdır.
Biz insanı gerçekten bir sıkıntı ve zorluk içinde yarattık.
That We created man and set him on earth wherein he strives and struggles from womb to tomb, each according to his disposition and inclination and whether he will acknowledge resurrection and adjudication.
that We have created man for toil and trial.
Verily We have created man into toil and struggle.
Verily We have created man into toil and hardship. dipnot 1
We created man in trouble.
Verily, We have created man in toil.
certainly We created man in travail.
We have certainly created a human being (to face obstacles and) to struggle hard (to achieve a marvelous goal).
indeed, We created man in trouble.
It is true that man has been created with a psychological trait….
We have surely created man in trouble.
We have created the human being to struggle.
verily We have created man in misery.
We have surely created man in suffering (struggle, trouble, sorrow).
Indeed We already created man in suffering.
We verily have created man in an atmosphere:
That We created man in toil and trouble.
Verily, We have created man into [a life of] pain, toil and trial.
Indeed, We have created humankind in ˹constant˺ struggle.
We have created man to struggle.
We created the human being to work hard,
We have certainly created man into hardship.
We have created man into adversity.
Verily, We have created the human being for hard work. (This is the Town where Abraham and Ishmael labored, and where you began your toil to raise the Name of your Lord (2:125-127)).
Surely, We have created man into hard work and struggle.
indeed We have created man (to live) in hard struggle.
We have created man in struggle.