Diyanet İşleri
Ha Mim.
Ahkâf suresi · 1–11. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Ahkâf suresi, 1. ayet. حمٓ
Ha Mim.
Hâ. Mîm. dipnot 1
Ha-mim!
Ha-Mim.
Ha, Miim.
Ha, Mim.
Ha. Mîm.
H. M.
Ha, mim.
H8 M40 dipnot 1
HH. M.
Ha, Mim.
Ha mim.
Ha, Mim.
Ha, Mim.
Ha, Mim.
Ha. Mim.
Haa, Mim.
Ha, Mim.
(1-5) Hâ Mîm, Kitabın indirilmesi saygıdeğer ve hâkim Allah'tandır. Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri yaratmış olmamız sadece bir gerçektir ve de belirli bir süreliğinedir. Kafirlere gelince uyarıldıkları şeyler e sırt çevirdiler. De ki gördünüz mü Allah'tan başka dua ettikleriniz, yerde ne yaratmışlar bana gösterin yahut O’nun semalarda bir ortağı mı var, eğer doğru sözlü iseniz bundan önce verilen bir kitap yahut ilimden bir iz / bir eser bana getirin. Allah'tan başka birine , kıyamet günü onlara cevap dahi veremeyecek olan birine , dua edenden daha sapmış kim olabilir? Üstelik onların çağrılarından da bihaberdirler / gafildirler. İnsanlar biraya toplandığında / haşır edildiğinde, onlara / dua ettikleri kimselere düşman olurlar ve onların kendilerine tapmış olmalarını da görmezden gelirler.
Hâ, Mîm. dipnot 1
Ha mim.
Ha-Mim dipnot 1 !
HA! MİM!
Hâ, Mîm.
Ha mim.
Ha, Mim.
Ahkâf suresi, 2. ayet. تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ
Kitab'ın indirilişi, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.
(Bu) Kitabın indirilişi, güçlü, doğru hüküm veren Allah'tandır.
Bu kitabın indirilişi, her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet sahibi Allah katındandır.
Bu İlahi kelamın indirilişi, Kudret ve Hikmet Sahibi olan Allah'tandır.
Aziyz Hakiym Allah'tandır O Bilgi tenzili (tafsile indirme)!
Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi Allah'tandır.
Bu Kitap aziz ve hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir.
Kitap'ın indirilişi, Üstün Olan; Bilgelik ve Adaletle Yöneten Allah tarafındandır.
Kitap, üstün ve hikmet sahibi Allah tarafından indirilmiştir.
Kitabın indirilmesi, Üstün ve Bilge olan ALLAH'tandır.
Kitabın indirilmesi, Üstün ve Bilge olan ALLAH'tandır.
Bu kitabın ceste ceste indirilmesi çok güçlü ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.
Bu kitabın ceste ceste indirilmesi aziz, hakim Allahdandır
Kitap'ın indirilmesi Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah tarafındandır.
Kitap'ın indirilmesi Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah tarafındandır.
Kitap'ın indirilmesi Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah tarafındandır.
Kitabın indirilmesi, üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi Tanrı'dandır.
(Bu) kitabın indirilmesi mutlak gaalib, yegane hukum ve hikmet saahibi Allahdandır.
Kitab'ın indirilmesi; Aziz, Hakim Allah'tandır.
(1-5) Hâ Mîm, Kitabın indirilmesi saygıdeğer ve hâkim Allah'tandır. Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri yaratmış olmamız sadece bir gerçektir ve de belirli bir süreliğinedir. Kafirlere gelince uyarıldıkları şeyler e sırt çevirdiler. De ki gördünüz mü Allah'tan başka dua ettikleriniz, yerde ne yaratmışlar bana gösterin yahut O’nun semalarda bir ortağı mı var, eğer doğru sözlü iseniz bundan önce verilen bir kitap yahut ilimden bir iz / bir eser bana getirin. Allah'tan başka birine , kıyamet günü onlara cevap dahi veremeyecek olan birine , dua edenden daha sapmış kim olabilir? Üstelik onların çağrılarından da bihaberdirler / gafildirler. İnsanlar biraya toplandığında / haşır edildiğinde, onlara / dua ettikleri kimselere düşman olurlar ve onların kendilerine tapmış olmalarını da görmezden gelirler.
Bu kitap; Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir.
Kitabın indirilişi aziz, hakim olan Allah tarafındandır.
Bu kitabın indirilmesi, daima üstün ve kararları doğru olan Allah tarafındandır dipnot 1 .
Bu Kitap, üstün olan ve doğru kararlar veren Allah tarafından indirilmiştir.
Bu kitap Aziz ve Hakim olan Allah tarafından indirilmiştir.
Kitabın indirilişi mutlak güç ve hakimiyet sahibi Allah'tandır.
Hikmeti sınırsız, kudreti sonsuz Allah'tan, Kitap'ın indirilişidir bu...
Ahkâf suresi, 3. ayet. مَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَمَّآ أُنذِرُوا۟ مُعْرِضُونَ
Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak ve ancak bir amaç ile dipnot 1 ve belirli bir süre için yarattık. Kâfir olanlar, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.
Biz gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri, ancak gerçek bir anlam ve amaç uğruna -ama sınırlı bir süreliğine yarattık; ne ki inkar eden kimseler uyarıldıkları hakikatten yüz çeviriyorlar.
Biz, gökleri, yeri ve onlar arasındaki her şeyi ancak (deruni bir) anlam ve amaç üzere ve (Bizim tarafımızdan) konulmuş bir süre için yarattık ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, kendilerine tebliğ edilen uyarıdan yüz çevirirler.
Biz semaları, arzı ve ikisi arasındakileri yalnızca Hak olarak ve bir süreç için yarattık. . . Hakikat bilgisini inkar edenler ise uyarıldıkları şeyden (hakikatten) yüz çevirmektedirler.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel (belli bir süre) olarak yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çeviren (kimseler)dir.
Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak ve belirlenmiş bir süre için yarattık. Oysa nankörlük edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.
Biz, gökleri, yeri ve arasındakileribir amaç içinve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.
Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak belli bir amaca göre ve belli bir süre için yarattık. İnkar edenler uyarıya aldırış etmemektedirler.
Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak belli bir amaca göre ve belli bir süre için yarattık. İnkar edenler uyarıya aldırış etmemektedirler.
Biz, gökleri, yeri ve aralarındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre için yarattık. Küfredenler ise uyarıldıkları şeylerden alındırmıyorlar (yüz çeviriyorlar).
Biz o Gökleri ve Yeri ancak hakk ile ve müsemma bir ecel ile yarattık, küfredenler ise inzar edildikleri şeylerden alındırmıyorlar
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Kafirler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Kafirler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Gerçeği yalanlayan nankörler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konulmuş bir ecel ile yarattık. Küfredenler ise, uyarıldıkları şeyden yüz çeviren (kimseler)dir.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri (başka değil) ancak hakkın ikaamesine sebeb olarak ve muayyen bir va'de için yaratdık. Küfredenler, korkutuldukları şeyden yüz çeviricilerdir.
Biz; gköleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak üzere ve belirli bir süre için yarattık. Küfredenler ise korkutuldukları şeylerden yüz çevirmektedirler.
(1-5) Hâ Mîm, Kitabın indirilmesi saygıdeğer ve hâkim Allah'tandır. Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri yaratmış olmamız sadece bir gerçektir ve de belirli bir süreliğinedir. Kafirlere gelince uyarıldıkları şeyler e sırt çevirdiler. De ki gördünüz mü Allah'tan başka dua ettikleriniz, yerde ne yaratmışlar bana gösterin yahut O’nun semalarda bir ortağı mı var, eğer doğru sözlü iseniz bundan önce verilen bir kitap yahut ilimden bir iz / bir eser bana getirin. Allah'tan başka birine , kıyamet günü onlara cevap dahi veremeyecek olan birine , dua edenden daha sapmış kim olabilir? Üstelik onların çağrılarından da bihaberdirler / gafildirler. İnsanlar biraya toplandığında / haşır edildiğinde, onlara / dua ettikleri kimselere düşman olurlar ve onların kendilerine tapmış olmalarını da görmezden gelirler.
Biz; gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ile ve belli bir süre için yarattık. Buna rağmen kâfirler yine de uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları (boş yere değil), ancak gerçek ile ve belli bir süreye göre yarattık. İnkar edenler, uyarıldıkları şeyden yüz çevirmektedirler.
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında olanları, sadece o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) ve belli bir süreliğine yarattık. Kafirlik edenler, kendilerine yapılan uyarılardan yüz çevirenlerdir.
Gökleri, yeri ve bu ikisinin arasında olanları başka değil; belli bir ömrü olan gerçek varlıklar olarak yarattık. Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) dipnot 1 , yapılan uyarılardan yüz çevirenlerdir.
Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve belli bir süre ile yarattık. Kâfirler ise uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.
Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak hak ve adı konmuş bir süre ile yarattık. Nankörler ise uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.
Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri hak olarak ve belirlenmiş bir süre için yarattık biz. Küfre batanlarsa uyarılmış oldukları şeyden yüz çevirmektedirler.
Ahkâf suresi, 4. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُوا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱئْتُونِى بِكِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ هَٰذَآ أَوْ أَثَٰرَةٍ مِّنْ عِلْمٍ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
De ki: "Allah'ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!"
De ki: "Allah'ın peşi sıra yalvardığınız şeyleri (ortaklarınızı) bir düşünsenize!" Yerden neyi yaratmışlar bana gösterin veya göklerle ilgili (onların yaratılışında) onların ortaklığı mı varmış! Doğruysanız bundan önce (size indirilmiş) bir kitap veya bir bilgi kalıntısı (varsa onu) bana getirin! dipnot 1
De ki: "Allah'ın astlarından kabul edip de dua ettiğiniz kimselere hiç göz attınız mı? Gösterin bana, onlar yeryüzünün neresinde neyi yaratmışlar? Yoksa onların gökler(in yönetimin)de bir payı mı var? Hadi, bundan önce (inmiş) ilahi bir kelam veya bir bilgi notu getirin bana, eğer iddianızda samimiyseniz!
De ki: "Siz, Allah'ı bırakıp yalvardığınız şeylerin (gerçekten) ne olduklarını hiç düşündünüz mü? Gösterin bana: bu (varlıklar veya güç)ler yeryüzünün hangi parçasında bir şey yarattılar! Yoksa, onlar gök(lerin yaratılmasın)da pay sahibi midirler? (Eğer öyleyse,) bundan önceki herhangi bir ilahi kelamı, yahut (başka) bir bilgi kalıntısını getirin bana, eğer iddianızda haklı iseniz!"
De ki: "Allah dununda yöneldiklerinizi gördünüz mü (düşünün bakalım)? Gösterin bana arzdan ne yaratmışlar? Yoksa onların, semaların yaratılmasında bir ortaklığı mı var? Eğer doğruyu söylüyorsanız, bu konuda eskiden gelen bir bilgi yahut ilimden bir kalıntı getirin bana. "
De ki: "Gördünüz mü haber verin; Allah'tan başka taptıklarınız, yerden neyi yaratmışlar, bana gösterin? Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var? Eğer doğru sözlüler iseniz, bundan önce bir kitap ya da bir ilim kalıntısı (veya bir eser) varsa, bana getirin."
De ki: Söylesenize! Allah'ı bırakıp taptığınız şeyler yeryüzünde ne yaratmışlar; göstersenize bana! Yoksa onların göklere ortaklıkları mı vardır? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, bundan evvel (size indirilmiş) bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana getirin.
De ki: "Allah'tan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınızı görüyor musunuz? Onların yeryüzünde ne yarattıklarını bana gösterin! Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var? Bundan önceki bir kitap veya bir bilgi kalıntısı bana getirin; eğer doğruyu söylüyorsanız?"
De ki: "Allah'tan başka taptıklarınızın durumuna baktınız mı? Yeryüzünde neyi yarattıklarını ya da göklerde bir ortağını bana gösteriniz? Eğer doğru söylüyorsanız, bana bu Kur'an'dan önce bir kitap ya da bir bilgi kalıntısı getiriniz!"
De ki: "ALLAH'ın dışında yalvardıklarınıza bir bakın. Onların yerden neyi yarattığını bana gösterin. Yoksa göklerde onların bir ortaklığı mı var? Bundan önce bir kitap veya bir bilimsel belge getirin, doğru sözlü iseniz?"
De ki, 'ALLAH'ın dışında yalvardıklarınıza bir bakın. Onların yerden neyi yarattığını bana gösterin. Yoksa göklerde onların bir ortaklığı mı var? Bundan önce bir kitap veya bir bilimsel belge getirin, doğru sözlü iseniz?'
De ki: "Şimdi baksanıza, şu sizin Allah'ın berisinden (Allah'tan başka) yalvarıp durduklannıza, gösterin bana, onlar yeryüzünün hangi parçasını yaratmışlar? Yoksa onların göklerde mi bir ortakları var? Haydi bana bundan önce (indirilmiş) bir kitap veya bir ilim kalıntısı getirin, eğer doğru söylüyorsanız!"
De ki: şimdi baksanız a şu sizin Allahın berisinden yalvarıb durduklarınıza, gösterin bana onlar Arzdan hangi cüz'ü yaratmışlar, yoksa onların Göklerde mi bir ortaklıkları var? Haydin bana bundan evvel bir kitab yahud ılimden bir eser getirin eğer sadıksanız
De ki: "Allah'ın yanı sıra yakardıklarınıza bir bakın bakalım! Onların, yeryüzünde yarattıkları bir şey varsa bana gösterin! Yoksa onların göklerde bir ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorsanız, bana, daha önce gelmiş bir kitap ya da bilgi kırıntısı bir eser getirin.
De ki: "Allah'ın yanı sıra yakardıklarınıza bir bakın bakalım! Onların, yeryüzünde yarattıkları bir şey varsa bana gösterin! Yoksa onların göklerde bir ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorsanız, bana, daha önce gelmiş bir kitap ya da bilgi kırıntısı bir eser getirin.
De ki: "Allah'tan başka yakardıklarınıza bir bakın bakalım! Onların, yeryüzünde yarattıkları bir şey varsa bana gösterin! Yoksa onların göklerde bir ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorsanız, bana, daha önce gelmiş bir kitap ya da bilgi kırıntısı bir eser getirin.
De ki: "Gördünüz mü haber verin, Tanrı'dan başka taptıklarınız, yerden neyi yaratmışlar, bana gösterin? Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var? Eğer doğru sözlüler iseniz, bundan önce bir kitap ya da bir ilim kalıntısı (veya bir eser) varsa, bana getirin."
De ki: "Allahı bırakıb da tapmakda olduklarınızın neydiğini bana haber verin. Onların yerden hangi şey'i yaratdıklarını bana gösterin". Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var? Bundan evvel bir kitab, yahud bir ilim artığı varsa, da'vanızda doğrucular iseniz, bana getirin.
De ki: Allah'tan başka taptığınız şeyleri gördünüz mü? Yeryüzünde ne yaratmışlardır gösteriniz bana? Yoksa onların ortakları göklerde midir? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz; size indirilmiş bir kitab veya size intikal etmiş bir bilgi kalıntısı varsa, getirin bana.
(1-5) Hâ Mîm, Kitabın indirilmesi saygıdeğer ve hâkim Allah'tandır. Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri yaratmış olmamız sadece bir gerçektir ve de belirli bir süreliğinedir. Kafirlere gelince uyarıldıkları şeyler e sırt çevirdiler. De ki gördünüz mü Allah'tan başka dua ettikleriniz, yerde ne yaratmışlar bana gösterin yahut O’nun semalarda bir ortağı mı var, eğer doğru sözlü iseniz bundan önce verilen bir kitap yahut ilimden bir iz / bir eser bana getirin. Allah'tan başka birine , kıyamet günü onlara cevap dahi veremeyecek olan birine , dua edenden daha sapmış kim olabilir? Üstelik onların çağrılarından da bihaberdirler / gafildirler. İnsanlar biraya toplandığında / haşır edildiğinde, onlara / dua ettikleri kimselere düşman olurlar ve onların kendilerine tapmış olmalarını da görmezden gelirler.
De ki: "Allah'tan başka taptıklarınızı gördünüz mü? Onların yerden neyi yarattıklarını bana gösterin. Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Eğer doğru sözlü iseniz bana bundan başka bir kitap veya bir ilim kalıntısı getirin.
De ki: "Allah'tan başka yalvardıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, onlar yerden neyi yarattılar? Yoksa gökler(in yaratılışın)da onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru iseniz bundan önce (inmiş olan) bir Kitap, yahut bir bilgi kalıntısı getirin."
De ki: "Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınıza hiç baktınız mı? Gösterin bana, onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar? Yoksa göklerde bir ortaklıkları mı var dipnot 1 ? (Allah ile aranıza aracı koyma konusunda) Doğru söyleyenlerden iseniz bana bu Kitap'tan önce gelmiş bir kitap veya bir bilgi kalıntısı getirin."
De ki "Allah ile aranıza koyarak çağrıda bulunduklarınızın ne olduklarına baksanıza! Gösterin bana, yeryüzünde neyi yaratmışlar? Yoksa göklerde bir payları mı var? Söyledikleriniz içinize yatıyorsa dipnot 1 bu konuda bana, daha önce gelmiş bir kitap veya bir bilgi kırıntısı getirin."
De ki: Allah’tan başka dua ettiklerinizi gördünüz mü? Yerde ne yarattıklarını bana gösterin. Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı vardır? Eğer doğru söyleyenler iseniz, bundan önce bana bir kitap veya bilgi kalıntısı getirin.
De ki: -Allah'tan başka dua ettiklerinizi gördünüz mü? Yerde ne yarattıklarını bana gösterin. Yoksa onların ortaklıkları göklerde midir? Eğer doğru söyleyenler iseniz, bundan önce bana bir kitap veya ilminden bir eser getirin.
De ki: "Allah dışında yakarmakta olduklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, yerden neyi yarattılar onlar? Yoksa göklerde bir ortaklıkları mı var? Eğer doğru sözlü kişiler iseniz bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı getirin bana!"
Ahkâf suresi, 5. ayet. وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّن يَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَن لَّا يَسْتَجِيبُ لَهُۥٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ وَهُمْ عَن دُعَآئِهِمْ غَٰفِلُونَ
Kim, Allah'ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.
Kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kişilere Allah'ın peşi sıra yalvarandan daha sapkın kim olabilir ki! (Oysa) onlar, bunların (müşriklerin) yalvarmalarından habersizdir. dipnot 1
Allah'ı bırakıp da, Kıyamet Günü'ne kadar (duaya) karşılık veremeyecek kimselere, dahası kendisine dua edildiğinin dahi farkında olmayan kimselere yalvarıp yakarandan daha şaşkın ve sapkın biri olabilir mi?
Allah'ı bırakıp onlara ne şimdi, ne de Kıyamet Günü cevap veremeyecek olan ve kendilerine yalvarıldığının bile farkında olmayanlara yalvarıp yakarandan daha sapık kim olabilir?
Allah dununda kendisine kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olup ve onların dualarından da gafil olanlara dua eden kimseden daha sapkın kimdir?
Allah'ı bırakıp kıyamet gününe kadar kendisine icabet etmeyecek şeylere tapandan daha sapmış kimdir? Oysa onlar, bunların tapmalarından habersizdirler.
Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların tapmalarından habersizdirler.
Allah'tan başka bir de ayrıca, Yeniden Yaratılış Günü'ne dek kendilerine yanıt veremeyecek olan ve kendilerine tapıldığından aymazlık içinde olanlara yakarışlarda bulunanlardan daha sapkın kim vardır?
Allah'ı bırakıp da, kıyamete kadar kendilerine cevap veremeyecek ve kendi çağırılarından habersiz olan tanrılara yalvaranlardan daha sapık kim vardır?
ALLAH'ı bırakıp da Diriliş Gününe kadar kendilerine cevap veremeyen ve hatta onların dualarından bile habersiz olanları çağıranlardan daha sapık kim olabilir?
ALLAH'ı bırakıp da Diriliş Gününe kadar kendilerine cevap veremiyen ve hatta onların dualarından bile habersiz olanları çağıranlardan daha sapık kim olabilir?
Allah'ı bırakıp da kendisine kıyamete kadar cevap vermeyecek kimselere dua edenden daha şaşkın kim olabilir? Oysa onlar, onların dualarından habersizdirler.
Hem o kimseden daha şaşkın kim olabilir ki Allahı bırakır da kendisine Kıyamete kadar cevab veremiyecek kimselere dua eder onlar ise onların dualarından gafildirler
Allah'ın yanı sıra, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek ve edilen dualardan haberleri olmayana yönelen kimseden daha sapkın kim olabilir?
Allah'ın yanı sıra, Kıyamet Günü'ne kadar kendisine cevap veremeyecek ve edilen dualardan haberleri olmayana yönelen kimseden daha sapkın kim olabilir?
Allah'ı bırakıp da, Kıyamet Günü'ne kadar kendisine cevap veremeyecek ve edilen dualardan haberleri olmayana yönelen kimseden daha sapkın kim olabilir?
Tanrı'yı bırakıp kıyamet gününe kadar kendisine icabet etmeyecek şeylere tapandan daha sapmış kimdir? Oysa onlar, bunların tapmalarından habersizdirler.
Allahı bırakıb da kendisine kıyamete kadar cevab vermeyecek kişiye (nesneye) tapmakda olan kimseden daha sapık kimdir? Halbuki bunlar, onların tapmalarından da habersizdirler.
Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar cevab veremeyecek şeylere dua edenden daha sapık kimdir. Halbuki bunlar, onların dualarından habersizdirler.
(1-5) Hâ Mîm, Kitabın indirilmesi saygıdeğer ve hâkim Allah'tandır. Gökleri ve yeri ve ikisi arasındakileri yaratmış olmamız sadece bir gerçektir ve de belirli bir süreliğinedir. Kafirlere gelince uyarıldıkları şeyler e sırt çevirdiler. De ki gördünüz mü Allah'tan başka dua ettikleriniz, yerde ne yaratmışlar bana gösterin yahut O’nun semalarda bir ortağı mı var, eğer doğru sözlü iseniz bundan önce verilen bir kitap yahut ilimden bir iz / bir eser bana getirin. Allah'tan başka birine , kıyamet günü onlara cevap dahi veremeyecek olan birine , dua edenden daha sapmış kim olabilir? Üstelik onların çağrılarından da bihaberdirler / gafildirler. İnsanlar biraya toplandığında / haşır edildiğinde, onlara / dua ettikleri kimselere düşman olurlar ve onların kendilerine tapmış olmalarını da görmezden gelirler.
Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere dua/ibadet edenden daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların dualarından/ibadetlerinden habersizdirler.
Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların yalvardıklarından habersizdirler.
Kendisine, kıyamete kadar cevap veremeyecek kimseyi Allah ile arasına koyup yardıma çağırandan daha sapkın kim olabilir! Üstelik yardıma çağrılanlar, bunların çağrısından bile habersizdirler dipnot 1 !
Allah ile arasına koyarak, (mezardan) kalkış gününe kadar cevap veremeyecek kimselere çağrıda bulunandan daha sapık kimdir? Bunlar, onların çağrısının farkında olmazlar.
Allah'ı bırakıp da Kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere dua/ibadet edenden daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar, bunların dualarından/ibadetlerinden habersizdirler.
Allah'tan başkasına dua edenden daha sapık kim vardır?! Onlar kendilerine kıyamet gününe kadar cevap veremezler ve kendilerine yapılan duadan habersizdirler.
Kıyamet gününe kadar kendisine cevap vermeyecek birilerine, Allah'ın berisinden yalvarıp durandan daha sapık kim vardır? Ve o yalvardıkları, onların yakarışından habersizdirler.
Ahkâf suresi, 6. ayet. وَإِذَا حُشِرَ ٱلنَّاسُ كَانُوا۟ لَهُمْ أَعْدَآءً وَكَانُوا۟ بِعِبَادَتِهِمْ كَٰفِرِينَ
İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibadetlerini de inkar ederler.
İnsanlar (mahşerde) toplandıkları zaman, (tapanlar) onlara (taptıklarına) düşman kesilir ve kendilerine kulluk ettiklerini inkâr ederler. dipnot 1
Bütün insanlar toplandıkları zaman, (tapınılan kimseler) berikilere can düşman olacaklar ve onların tapınmalarını ısrarla reddecekler.
Bütün insanlar (yargılanmak için) toplandıkları zaman, (tapındıkları güçler,) onlara (tapınanlara) düşman kesilecekler ve onların tapınmalarını şiddetle reddedecekler!
İnsanlar haşrolunduklarında, (o Allah'tan gayrı yöneldikleri) kendileri için düşmanlar olurlar ve onların tapınmalarını da inkar ederler!
İnsanlar haşrolunduğu (bir araya getirildiği) zaman, (Allah'tan başka taptıkları) onlara düşman kesilirler ve (kendilerine) ibadet etmelerini de tanımazlar.
İnsanlar bir araya toplandıkları zaman (müşrikler) onlara (tapındıklarına) düşman kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkâr ederler.
İnsanlar bir araya toplandıklarında, onlara düşman olacaklar ve onların kendilerine hizmet ettiklerini de inkar edeceklerdir.
Kaldı ki, insanlar toplandığı gün onlar bunlara düşman olacak ve kulluk ettiklerini de inkar edeceklerdir.
Halk toplandığı zaman onlara düşman olacaklardır ve onların kendilerine hizmet etmelerine karşı çıkacaklardır. dipnot 1
Yeni Ahit · Matta 7:21
“Bana, ‹Ya Rab, ya Rab!› diye seslenen herkes Göklerin Egemenliğine girmeyecek. Ancak göklerdeki Babamın isteğini yerine getiren girecektir. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Halk toplandığı zaman onlara düşman olacaklardır ve onların kendilerine tapmalarına karşı çıkacaklardır.
İnsanlar mahşerde bir araya toplandığında da onlara düşman olurlar ve ibadetlerini inkar ederler.
Nas toplanıp haşrolunduğu vakıt da onlara düşman olurlar ve ıbadetlerini inkar ederler
İnsanlar bir araya getirildikleri zaman, yöneldikleri kimseler, kendilerine düşman kesilirler ve onların kendilerine kulluk ettiklerini inkar ederler.
İnsanlar bir araya getirildikleri zaman, yöneldikleri kimseler, kendilerine düşman kesilirler ve onların kendilerine kulluk ettiklerini dipnot 1 inkar ederler.
İnsanlar bir araya getirildikleri zaman, yöneldikleri kimseler, kendilerine düşman kesilirler ve onların kendilerine tapındıklarını inkar ederler.
İnsanlar haşrolunduğu (bir araya getirildiği) zaman, (Tanrı'dan başka taptıkları) onlara düşman kesilirler ve (kendilerine) ibadet etmelerine de kafir olurlar.
İnsanlar mahşerde bir araya toplatıldıkları zaman bunlar, onların düşmanları olurlar. Onların tapdıklarını (inkar ile) küfredici (nesne) ler olurlar.
İnsanlar haşrolundukları zaman; bunlar, onlara düşman kesilirler. Ve onların ibadetlerini inkar ederler.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibadetlerini de inkâr ederler.
İnsanlar (Yüce Divana) toplandıkları gün, (taptıkları tanrılar) onlara düşman olurlar ve onların, kendilerine tapmalarını tanımazlar.
İnsanlar (mahşer günü) bir araya getirildiğinde, onlar bunlara düşman olacaklar ve bunların kendilerine kulluk ettiklerini inkar edeceklerdir dipnot 1 .
İnsanların bir araya getirildikleri gün bunlar onlara düşman olacaklar ve yaptıkları kulluğu kabul etmeyeceklerdir.
Nitekim, insanlar haşredildikleri zaman (dua ettikleri), onlara düşman olur ve kendilerine yaptıkları ibadetleri inkar ederler.
Nitekim, insanlar haşredildikleri zaman (dua ettikleri), onlara düşman olur ve kendilerine yaptıkları ibadetleri reddederler.
İnsanlar, haşredilmek üzere toplandığında, o taptıkları onlara düşman olurlar; onların ibadetlerini de inkar ederler.
Ahkâf suresi, 7. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur'an) için, düşünmeden "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Onlara ayetlerimiz apaçık tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kendilerine geldiğinde gerçeği inkâr edenler "Bu, apaçık bir büyüdür!" demişlerdi.
Evet ne zaman ayetlerimiz onlara bütün açıklığıyla tebliğ edildiyse, inkar eden kimseler ayaklarına kadar gelen hakikat için "Bu etkili bir sihirdir!" dediler.
Ama mesajlarımız ne zaman onlara bütün açıklığıyla iletildiyse, hakikati inkara şartlanmış olanlar, hakikat kendilerine iletilir iletilmez onun hakkında, "Bu, göz boyayan bir büyüden başka bir şey değil!" diye konuşurlar.
İşaretlerimiz kendilerine apaçık bildirildiğinde, o hakikat bilgisini inkar edenler, kendilerine geldiğinde Hak için: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o inkar edenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: "Bu, apaçık bir büyüdür."
Âyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
Oysa ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, kendilerine gelen gerçeği inkar edenler, şöyle dediler: "Apaçık bir büyü bu!"
Ayetlerimiz onlara apaçık okunduğunda, hakikat kendilerine geldiğinde onu inkar edenler, "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğunda, kendilerine gelen gerçeğe karşı çıkanlar, "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler.
Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğunda, kendilerine gelen gerçeğe karşı çıkanlar, 'Bu, açıkça bir büyüdür,' dediler.
Karşılarında ayetlerimiz açık açık, parlak parlak okunurken de o inkar edenler gerçek kendilerine geldiği zaman ona: "Bu parlak bir büyüdür." dediler.
Karşılarında ayetlerimiz açık açık, parlak parlak okunurken de o küfredenler dediler ki hakka, kendilerine geldiği zaman: bu parlak bir sihir
Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, Kafirler; kendilerine gelen "Hakk" dipnot 1 için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.
Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, Kafirler; dipnot 1 kendilerine gelen "hakk" dipnot 2 için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.
Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, gerçeği yalanlayan nankörler; kendilerine gelen "hakk" için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: "Bu, apaçık bir büyüdür."
Karşılarında açık açık ayetlerimiz okunduğu vakit (içlerinde) o küfredenler, kendilerine o hak gelince "Bu, apaşikar bir büyüdür" dediler.
Onlara, ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman; kendilerine geldiğinde hakkı inkar edenler: Bu, apaçık bir büyüdür, dediler.
(7-10) Kendilerine ayetlerimiz açıklamaları ile sözlü okunduğu vakit, kafirler hak hakkında derler ki, bu apaçık bir sihirdir yahut onu iftira ediyor diyorlar, eğer ki o iftira ise ben Allahtan gelecek herhangi bir şeye karşı egemenliğim yok / mülkiyete sahip değilim, O içinizde taşıdığınız şeyleri en iyi bilendir , sizlerle benim aramda şahit olarak o yeterlidir , O bağışlayandır, esirgeyendir. Bu elçilik benim çıkardığım bir yenilik / icat değil, size veya bana ne yapılacağını bilmiyorum / idrak edemiyorum, ben sadece bana vahyedilene uyuyorum, ben sadece bir uyarıcıyım, O / Kuran, Allah'tan ise ve siz de onu yok saymışsanız İsrail oğullarından bir şahitte bunun bir benzerine şahit olmuşsa ve iman etm işse, sizde büyüklendiyseniz görüşünüz ne olurdu de. Muhakkak ki Allah zalim kavimleri yola iletmez.
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o küfre sapanlar kendilerine gelmiş olan hak için, “Bu, apaçık bir büyüdür” derler.
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman kendilerine gelen hakkı inkar edenler: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Ayetlerimiz onlara, birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla birlikte okununca, kendilerine gelen o gerçeği (Kur'an'ı) görmezlikten gelenler dediler ki: "Bu apaçık bir sihirdir dipnot 1 !"
Onlara birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca, kendilerine gelen gerçekleri görmek istemeyenler şöyle derler: "Bu apaçık büyüdür!".
Açıklayıcı ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, kendilerine gelen hakka/Kur'an'a küfredenler şöyle dediler: Bu, apaçık bir sihirdir!
Açıklayıcı ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, kendilerine gelen gerçeği inkar edenler şöyle dediler: -Bu, apaçık bir sihirdir!
Herşeyi ayan beyan gösteren ayetlerimiz onlara okunduğunda, kendilerine gelmiş olan hakkı inkar edenler şöyle derler: "Açık bir büyüdür bu!"
Ahkâf suresi, 8. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَلَا تَمْلِكُونَ لِى مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا هُوَ أَعْلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِ كَفَىٰ بِهِۦ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah'tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
Yoksa "Onu (Muhammed) uydurdu" dipnot 1 mu diyorlar! De ki: "Ben onu uydurursam, Allah tarafından bana gelecek şeyi (azabı) savmaya gücünüz yetmez. O, sizin (Kur'an) hakkında yaptığınız taşkınlıkları çok iyi bilendir. Benimle aranızda şahit olarak O (Allah) yeter. O çok bağışlayandır, çok merhametlidir."
Yoksa "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu ben uydurmuş olsaydım, Allah'tan bana gelecek hiçbir (cezayı) başımdan savamazdınız. (Allah) öksesine düştüğünüz bu iftiranın nedenini bilmektedir; benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter: iyi ki O mutlak bağış sahibidir, sonsuz merhamet kaynağıdır."
Yoksa, "Bütün bunları o uydurdu" mu diyorlar? De ki (ey Muhammed): "Eğer onu ben uydursaydım Allah'a karşı bana hiçbir faydanız dokunmazdı. O, düşüncesizce bulaştığınız bu (iftira)nın tamamen farkındadır. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter! Ve yalnız O, gerçek bağışlayıcıdır, gerçek bir rahmet kaynağıdır".
"Onu (kendi) uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Onu uydurmuşsam, beni Allah'tan (koruyacak) bir güce sahip değilsiniz. . . 'HU', O'nun hakkında ileri gittiğinizi daha iyi bilir. . . Benimle sizin aranızda şahidim olarak O kafidir. . . O, Ğafur'dur, Rahıym'dir. "
Yoksa: "Kendisi onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer ben uydurdumsa, bu durumda siz, Allah'tan bana (gelecek) hiç bir şeye malik (engel) olamazsınız. Sizin kendisi (Kur'an) hakkında, ne taşkınlıklar yaptığınızı O daha iyi bilendir. Benimle sizin aranızda şahid olarak O yeter. O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."
Yoksa «Onu uydurdu» mu diyorlar? De ki: Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah tarafından bana gelecek şeyi savmaya gücünüz yetmez. O, sizin Kur'an hakkında yaptığınız taşkınlıkları çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Yoksa "Onu uydurdu!" mu diyorlar? De ki: "Onu uydursaydım, Allah'tan gelecek bir şeye engel olamazdınız. O, sizin taşkınlığınızı bilir. Aramızda Ona Tanık olarak, O yeterlidir. Çünkü O, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"
"Yoksa onu uydurdu mu?" diyorlar. De ki: "Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah tarafından bana gelecek şeyi savmaya gücünüz yetmez. Allah, sizin Kur'an hakkında yaptığınız taşkınlıkları çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, affedicidir; merhamet sahibidir."
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Onu ben uydurduysam siz beni ALLAH'tan gelecek hiçbir şeye karşı koruyamazsınız. O, sizin taşkınlığınızı en iyi bilendir. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. O Bağışlayandır, Rahimdir.
Yoksa 'Onu uydurdu' mu diyorlar? De ki, 'Onu ben uydurduysam siz beni ALLAH'tan gelecek hiç bir şeye karşı koruyamazsınız. O, sizin taşkınlığınızı en iyi bilendir. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. O Bağışlayandır, Rahimdir.
Yoksa: "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Ben onu uydurduysam, siz beni Allah'tan kurtaracak hiçbir güce sahip olamazsınız ve O, sizin niye yaygara edip durduğunuzu en iyi bilir. Benimle aranızda şahit olarak ona O yeter. O, bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir.
Yok, iftira etti mi diyorlar? De ki: ben onu iftira ettimse siz beni Allahdan kurtaracak hiçbir şey'e malik olamazsınız ve o sizin neye yaygara edip durduğunuzu pek ala bilir, ona benimle aranızda şahid o yeter, hem de gafur, rahim o.
Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuş olsaydım, Allah'tan bana gelecek şeye siz engel olamazdınız. O, sizin ona karşı nelere giriştiğinizi çok iyi biliyor. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuş olsaydım, Allah'tan bana gelecek şeye siz engel olamazdınız. O, sizin ona karşı nelere giriştiğinizi çok iyi biliyor. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuş olsaydım, Allah'tan bana gelecek şeye siz engel olamazdınız. O, sizin ona karşı nelere giriştiğinizi çok iyi biliyor. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Yoksa: "Kendisi onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer ben uydurdumsa, bu durumda siz, Tanrı'dan bana (gelecek) hiçbir şeye malik (engel) olamazsınız. Sizin kendisi (Kuran) hakkında ne taşkınlıklar yaptığınızı O daha iyi bilendir. Benimle sizin aranızda şahid olarak O yeter. O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."
Yahud "Onu kendisi uydurdu" diyorlar. De ki: "Eğer onu ben (bilfarz) uydurdumsa o halde siz Allahdan bana (gelecek azabı savmıya) hiçbir vech ile güc yetiremezsiniz. O, sizin ona dair ne taşkınlıklar yapıb durduğunuzu çok iyi bilendir. Benimle sizin aranızda şahid olarak O yeter. O (küfürden rücu' ile iman edenleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir".
Yoksa: Onu kendiliğinden uydurdu mu diyorlar; De ki: Eğer onu ben uydurmuşsam; Allah tarafından bana gelecek hiçbir şeye sizin gücünüz yetmez. O; yaptığınız taşkınlıkları çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah, yeter. O; Gafur'dur, Rahim'dir.
(7-10) Kendilerine ayetlerimiz açıklamaları ile sözlü okunduğu vakit, kafirler hak hakkında derler ki, bu apaçık bir sihirdir yahut onu iftira ediyor diyorlar, eğer ki o iftira ise ben Allahtan gelecek herhangi bir şeye karşı egemenliğim yok / mülkiyete sahip değilim, O içinizde taşıdığınız şeyleri en iyi bilendir , sizlerle benim aramda şahit olarak o yeterlidir , O bağışlayandır, esirgeyendir. Bu elçilik benim çıkardığım bir yenilik / icat değil, size veya bana ne yapılacağını bilmiyorum / idrak edemiyorum, ben sadece bana vahyedilene uyuyorum, ben sadece bir uyarıcıyım, O / Kuran, Allah'tan ise ve siz de onu yok saymışsanız İsrail oğullarından bir şahitte bunun bir benzerine şahit olmuşsa ve iman etm işse, sizde büyüklendiyseniz görüşünüz ne olurdu de. Muhakkak ki Allah zalim kavimleri yola iletmez.
Yoksa; “Onu uydurdu mu?” diyorlar. De ki: "Eğer onu uydurmuşsam, Allah'tan bana (gelecek) olan hiç bir şeye (karşı) malik olamazsınız. O, sizin onun hakkında söylediklerinizi çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak o yeter. O; çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."
Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah'tan gelecek cezaya karşı sizin bana hiçbir yararınız olmaz. O, sizin yaptığınız taşkınlığı daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda O'nun şahid olması yeter. O, bağışlayan, esirgeyendir.
Aslında onlar "Onu (Muhammed) uydurdu." diyorlar. De ki: "Eğer onu ben uydurduysam bana Allah'tan gelecek hiçbir şeyi engellemeye gücünüz yetmez dipnot 1 . Allah taşkınlık ettiğiniz şeyleri çok iyi bilir. Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter dipnot 2 . O çok bağışlayan, ikramı bol olandır."
Yoksa "Onu kendisi uydurup Allah'a mal etti" mi diyorlar? De ki "Uydurup Allah'a mal ettiysem beni hiç bir şekilde onun elinden kurtaramazsınız. Allah yaptığınız dedikoduları çok iyi bilir. Sizinle benim aramda Allah'ın şahitliği yeter. O çok bağışlar, ikramı boldur."
Yoksa, “Onu uydurdu mu?” diyorlar. De ki: Eğer onu uydurmuşsam, beni Allah’tan (kurtaracak) hiç bir şeye sahip değilsiniz. O, sizin onun hakkında söylediklerinizi çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak o yeter. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Veya: -Onu uydurmuş! diyorlar. De ki: -Eğer onu uydurmuşsam, beni Allah'tan (kurtaracak) hiçbir şeye sahip değilsiniz. O, sizin onun hakkında yaptığınız taşkınlığı daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak o yeter. O, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
Yahut da şöyle diyorlar: "Uyduruyor onu!" De ki: "Eğer uydursaydım onu, hiçbir şeye sahip olamazdınız Allah'tan kurtarmak için beni. İçine gömüldüğünüz yaygarayı en iyi bilen O'dur. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. Çok affedici, çok merhametlidir O."
Ahkâf suresi, 9. ayet. قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدْرِى مَا يُفْعَلُ بِى وَلَا بِكُمْ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ
De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "Ben elçilerden bir türedi (ilk defa gönderilen) değilim. dipnot 1 Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. dipnot 2 Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. dipnot 3 Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim; kendime de size de ne yapılacağını asla bilmiyorum; ben sadece (vahyi) olduğu gibi beyan eden bir uyarıcıyım."
De ki: "Ben (Allah'ın) elçilerin(in) ilki değilim; ve (onların tümü gibi) ben de, bana ve size ne olacağını bilemem, sadece bana vahyolunana uyuyorum çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım".
De ki: "Rasuller arasında açığa çıkmamış yeni bir şey oluşturmuyorum. Bende ve sizde ne açığa çıkarılacağını bilmem! Bana vahyolunandan başkasına tabi olmam! Ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!"
De ki: "Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim."
De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.
De ki: "Ben, elçiler arasında yeni bir şey türetmiş değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Yalnızca bana bildirilene bağlı kalıyorum. Zaten ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim!". dipnot 430
De ki: "Ben peygamberler arasında türedi biri değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıyım."
De ki "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne olacağını da bilmem. Ben, ancak bana vahiy edilene uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."
De ki 'Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne olacağını da bilmem. Ben, ancak bana vahyedilene uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.'
De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyuyorum. Ben, sadece açık bir uyarıcıyım."
De ki: ben Peygamberler içinden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum, yalnız bana gönderilen vahye ittiba' ediyorum, ben başka değil, açık bir nezirim
De ki: "İlk Resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "İlk resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "İlk resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
De ki: "Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim."
De ki: "Ben peygamberlerden ilk defa (gelmiş biri) değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmem. Ben, bana vahy olunmakda bulunanlardan başkasına uymuyorum. Ben (Allahın azabiyle) apaçık korkutandan başkası da değilim".
De ki: Ben, peygamberlerden bir ilk değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. Ve ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.
(7-10) Kendilerine ayetlerimiz açıklamaları ile sözlü okunduğu vakit, kafirler hak hakkında derler ki, bu apaçık bir sihirdir yahut onu iftira ediyor diyorlar, eğer ki o iftira ise ben Allahtan gelecek herhangi bir şeye karşı egemenliğim yok / mülkiyete sahip değilim, O içinizde taşıdığınız şeyleri en iyi bilendir , sizlerle benim aramda şahit olarak o yeterlidir , O bağışlayandır, esirgeyendir. Bu elçilik benim çıkardığım bir yenilik / icat değil, size veya bana ne yapılacağını bilmiyorum / idrak edemiyorum, ben sadece bana vahyedilene uyuyorum, ben sadece bir uyarıcıyım, O / Kuran, Allah'tan ise ve siz de onu yok saymışsanız İsrail oğullarından bir şahitte bunun bir benzerine şahit olmuşsa ve iman etm işse, sizde büyüklendiyseniz görüşünüz ne olurdu de. Muhakkak ki Allah zalim kavimleri yola iletmez.
De ki: "Ben, rasullerin ilki değilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."
De ki: "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."
De ki: Ben resullerin dipnot 1 ilki değilim dipnot 2 . Bana da size de ne yapılacağını bilmem dipnot 3 . Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dipnot 4 ."
De ki "İlk elçi ben değilim. Bana da size de ne yapılacağını bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece doğruları açıklayan bir uyarıcıyım; o kadar."
De ki: Ben, peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.
De ki: -Ben, peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.
De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim."
Ahkâf suresi, 10. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَكَفَرْتُم بِهِۦ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ مِثْلِهِۦ فَـَٔامَنَ وَٱسْتَكْبَرْتُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
De ki: "Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat'ta görerek) şahitlik edip inandığı halde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."
De ki: "Hiç düşündünüz mü; ya bu (Kur'an) Allah katından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz, dipnot 1 İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini görüp inandığı hâlde siz yine de kibirlenmişseniz (hâliniz nasıl olacak)?" Şüphesiz ki Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
De ki: "Düşünsenize bir: ya bu (mesaj) Allah katından gelmiş de buna rağmen siz onu inkar ediyorsunuz; üstelik İsrailoğulları'ndan bir şahit kendi gibi birisinin (gönderileceğine) şahitlik yapmış ve ona inanmışken, siz kalkıp küstahça başkaldırmışsanız? Unutmayın ki Allah haddini aşan bir topluma rehberliğini bahşetmez."
De ki: "Eğer bu gerçekten Allah'tan (gelen bir vahiy) ise ve buna rağmen onun gerçekliğini inkar ediyorsanız (halinizin ne olacağını) hiç düşündünüz mü? Hatta, İsrailoğullarından bir şahit, kendisi gibi birisi(nin ortaya çıkması)na şahitlik yaparken ve (o'na) inanırken bile sizin küstahça büyüklük taslamanız (ve o'nun mesajını reddetmeniz) halinde? Allah, (böyle) zalim bir toplumu doğru yola eriştirmez!"
De ki: "Gördünüz mü (bir düşünün bakalım), eğer (Kur'an) Allah indindense ve siz Onu inkar ettiyseniz (haliniz ne olur)! İsrailoğullarından bir şahit Onun benzeri üzere şahitlik etmiş ve iman etmiş de; (buna karşın) siz benlik taslamışsanız! Muhakkak ki Allah zalimler kavmini hidayet etmez. "
De ki: "Gördünüz mü haber verin; eğer (bu Kur'an,) Allah katından ise, siz de onu inkar etmişseniz ve İsrailoğullarından bir şahid bunun bir benzerine şahidlik edip iman etmişse ve siz de büyüklük taslamışsanız (bunun sonucu ne olacak)? Şüphesiz Allah, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez."
De ki: Hiç düşündünüz mü; şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini görüp inandığı halde siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
De ki: "Hiç düşündünüz mü? O, Allah'ın katındansa ve Onu inkar ediyorsanız? Üstelik İsrailoğullarından bir tanık, Onun benzerine tanıklık ederek inanmasına karşın, büyüklük tasladıysanız?". dipnot 431 Kuşkusuz, Allah, haksızlık yapan bir toplumu doğru yola eriştirmez.
De ki: "Hiç düşündünüz mü? Eğer Kur'an, Allah katından olduğu halde siz onu tanımamışsanız, İsrailoğuları'ndan bir tanık da bunun benzerini görüp inanmış iken siz inanmaya tenezzül etmemişseniz, durumunuz nice olur? Allah,zalim toplumu doğru yola iletmez."
De ki: "Düşündünüz mü, ya o ALLAH katından ise ve siz de ona karşı çıkmışsanız ve İsrail oğullarından bir tanık da bunun benzerini görüp onayladığı halde, siz kibirlenip yüz çevirmişseniz?! Kuşkusuz ALLAH zalim topluluğu doğru yola iletmez." dipnot 1
De ki, 'Düşündünüz mü, ya o ALLAH katından ise ve siz de ona karşı çıkmışsanız ve İsrail oğullarından bir tanık da bunun benzerini görüp inandığı halde, siz kibirlenip yüz çevirmişseniz?! Kuşkusuz ALLAH zalim topluluğu doğru yola iletmez.'
De ki: "Şuna vicdanınızda bir baktınız mı: Eğer bu, Allah tarafından geldi de siz onu inkar ettiyseniz ve İsrail oğullarından bir şahit de onun benzerine şahitlik edip iman getirdi de siz kibirlenmek istediyseniz? Şüphe yok ki. Allah zalimleri doğru yola çıkarmaz."
De ki: şuna vicdanınızda bir re'y edindiniz mi? Eğer bu, Allah tarafından da siz ona küfrettinizse ve Beni İsrailden bir şahid onun misline şehadet edip iyman getirdi de siz kibretmek istedinizse? Şübhe yok ki Allah zalimleri doğru yola çıkarmaz
De ki: "Gördünüz mü? dipnot 1 Kur'an gerçekten de Allah katındansa ve siz onu yalanladıysanız; İsrailoğulları'ndan bir tanık da bunun benzerine tanık olup da iman etmişse ve siz de büyüklük tasladıysanız… dipnot 2 Kuşkusuz Allah, zalim bir halka doğru yolu göstermez."
De ki: "Gördünüz mü? dipnot 1 Kur'an gerçekten de Allah katındansa ve siz onu yalanladıysanız; İsrailoğulları'ndan bir tanık da bunun benzerine tanık olup da inanmışsa ve siz de büyüklük tasladıysanız... dipnot 2 Kuşkusuz Allah, zalim bir halka doğru yolu göstermez."
De ki: "Gördünüz mü? dipnot 1 Kur'an gerçekten de Allah katındansa ve siz onu yalanladıysanız; İsrailoğulları'ndan bir tanık da bunun benzerine tanık olup da inanmışsa ve siz de büyüklük tasladıysanız… dipnot 2 Kuşkusuz Allah, zalim bir topluma doğru yolu göstermez."
De ki: "Gördünüz mü, haber verin; eğer (bu Kuran,) Tanrı katından ise, siz de ona küfretmişseniz ve İsrailoğulları'ndan bir şahid bunun bir benzerine şahidlik edip inanmışsa ve siz de büyüklük taslamışsanız [bunun sonucu ne olacak]? Şüphesiz Tanrı, zalim olan bir kavmi hidayete erdirmez.
De ki: "Bana haber verin, eğer (bu Kur'an) Allah tarafından (gönderilmiş) olup da siz (buna rağmen) onu (inkar ile) küfr ediyorsanız ve İsrail oğullarından bir şahid de onun benzerine (istinaden) buna şahidlik etmiş, iman etmiş olduğu halde siz (iman etmeyi) kibrinize yediremiyorsanız (zulmetmiş olmaz mısınız?). Şübhe yok ki Allah, o zaalimler güruhunu muvaffak etmez".
De ki: Şayet Allah katından ise ve siz de onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından birisi de bunu böyle olduğuna dair şehadet edip inandığı halde siz yine de büyüklük taslamışsanız, zulmetmiş olmaz mısınız? Muhakkak ki Allah; zalimler güruhunu hidayete erdirmez.
(7-10) Kendilerine ayetlerimiz açıklamaları ile sözlü okunduğu vakit, kafirler hak hakkında derler ki, bu apaçık bir sihirdir yahut onu iftira ediyor diyorlar, eğer ki o iftira ise ben Allahtan gelecek herhangi bir şeye karşı egemenliğim yok / mülkiyete sahip değilim, O içinizde taşıdığınız şeyleri en iyi bilendir , sizlerle benim aramda şahit olarak o yeterlidir , O bağışlayandır, esirgeyendir. Bu elçilik benim çıkardığım bir yenilik / icat değil, size veya bana ne yapılacağını bilmiyorum / idrak edemiyorum, ben sadece bana vahyedilene uyuyorum, ben sadece bir uyarıcıyım, O / Kuran, Allah'tan ise ve siz de onu yok saymışsanız İsrail oğullarından bir şahitte bunun bir benzerine şahit olmuşsa ve iman etm işse, sizde büyüklendiyseniz görüşünüz ne olurdu de. Muhakkak ki Allah zalim kavimleri yola iletmez.
De ki: “Söyleyin bakalım; eğer (bu Kur'an) Allah katından ise, siz de onu inkâr etmişseniz, İsrailoğulları'ndan bir şahit de bunun bir benzerine şahitlik edip iman etmişse ve siz de (iman etmeyerek) büyüklük taslamışsanız (o zaman bu büyük zulüm ve küfür değil midir?) Şüphesiz Allah, zalim topluma hidayet etmez."
De ki: "Hiç düşündünüz mü: Eğer bu (Kur'an) Allah katından olduğu halde siz onu tanımamışsanız; İsrail oğullarından bir şahid de bunun benzerini (Tevrat'ta) görüp inandığı halde siz (inanmağa) tenezzül etmemişseniz (durumunuz nice olur)? Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez.
De ki: "Hiç düşündünüz mü; eğer bu, Allah katından ise ve siz de bunu görmezlikten geldiyseniz (haliniz ne olur dipnot 1 ?). Üstelik İsrailoğullarından (kendi kitaplarını iyi bilen) bir şahit de bunun, ellerindekinin dengi olduğuna şahitlik etti ve inandı dipnot 2 ama siz kibirlendiniz." Şurası bir gerçek ki Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.
De ki "Bu Allah katından ise; üstelik İsrailoğulları'ndan güvendiğiniz bir kişi dipnot 1 de ellerindekinin dengi olduğuna şahitlik edip ona inandığı halde hala büyüklenip üstünü örtüyorsanız, sonunuzu nasıl görüyorsunuz?" Şurası bir gerçek ki Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez."
De ki: “Söyleyin bakalım; eğer (bu Kur'an) Allah katından ise, siz de ona küfretmişseniz, İsrailoğulların'dan bir şahit de bunun bir benzerine şahitlik edip iman etmişse ve siz de (iman etmeyerek) büyüklük taslamışsanız (o zaman bu büyük zulüm ve küfür değil midir )? Allah, zalim topluma hidayet etmez.
De ki: -Gördünüz mü? Eğer, o Allah katından ise ve siz de onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun bir benzerine şahitlik etmiş ve iman etmiş olduğu halde, siz büyüklük taslamış iseniz? Allah, zalim topluma yol göstermez.
De ki: "Hiç düşündünüz mü? Eğer bu, Allah katından ise ve siz onu tanımamışsanız, İsrailoğullarından bir tanık da onun benzerine tanıklık edip inandığı halde, siz böbürlenmişseniz haliniz nice olur! Allah, zalimler topluluğuna kılavuzluk etmez."
Ahkâf suresi, 11. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْ كَانَ خَيْرًا مَّا سَبَقُونَآ إِلَيْهِ وَإِذْ لَمْ يَهْتَدُوا۟ بِهِۦ فَسَيَقُولُونَ هَٰذَآ إِفْكٌ قَدِيمٌ
İnkar edenler, inananlar için, "Eğer o Kur'an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi" dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; "Bu eski bir uydurmadır" diyecekler.
Kâfir olanlar, iman edenler için şöyle demişlerdi: "Bu iş bir iyilik olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi." Onlar (kâfirler) bununla doğru yola ulaşmayı istemedikleri için "Bu, eski bir iftiradır!" diyeceklerdir.
Bir de, inkarda direnenler imanda sebat edenler için şöyle derler: "Eğer o (mesajda) bir hayır olsaydı, şunlar ona bizden önce koşmazlardı." Bu söylemle amaçlarına ulaşamayınca da, ister istemez şöyle diyecekler: "Bu kadim bir sahtekarlık türüdür."
Fakat hakikati inkara şartlanmış olanlar, iman edenlere şöyle derler: "Eğer bu (mesaj)da bir hayır olsaydı, bu (insanlar) onu kabul etmekte bizim önümüze geçmezlerdi!" Ve onlar, bu (mesaj) sayesinde hidayete ulaşmayı reddettiklerinden, her zaman, "Bu (yalnızca) eski bir yalandır!" diyecekler.
Hakikat bilgisini inkar edenler, iman edenlere dedi ki: "Eğer hayırlı olsaydı, Ona ulaşmakta bizi geçemezlerdi". . . Onunla hidayet bulmadıkları için: "Bu eski bir yalandır" diyecekler!
İnkar edenler, iman edenler için dediler ki: "Eğer O (Kur'an veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup yetişemezlerdi." Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden: "Bu, eski bir yalandır" diyecekler.
İnkâr edenler, iman edenler hakkında dediler ki: «Bu iş bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.» Fakat onlar bununla doğru yola girmek arzusunda olmadıkları için «Bu eski bir yalandır» diyecekler.
Nankörlük edenler, inananlara, şöyle dediler: "İyi bir şey olsaydı, Onu kabul etmekte bizim önümüze geçemezlerdi!" Onunla doğru yola erişmeyi kabul etmedikleri için, şöyle diyecekler: "Eski bir yalan bu!"
İnkar edenler, inananlar hakkında şöyle dediler: "Eğer Muhammed'in getirdiği iyi olsaydı, biz onlardan önce inanırdık." Bununla amaçlarına ulaşamayınca da, "Bu, eski bir uydurmadır" dediler.
İnkar edenler, iman edenlere, "O iyi bir şey olsaydı onlar (İsrail oğullar) bizden öne geçemezlerdi" derler ve ona yol bulamadıkları için, "Bu bir efsanedir" diyeceklerdir. dipnot 1
İnkar edenler, inananlara, 'O iyi bir şey olsaydı onlar (İsrail oğulları) bizden öne geçemezlerdi' derler ve ona yol bulamadıkları için, 'Bu bir efsanedir' diyeceklerdir.
Bir de küfredenler, iman edenler hakkında dediler ki: "Eğer O bir hayır olsaydı, bizden önce ona koşmazlardı." Bununla başarılı olamayınca da: " Bu, eski bir yalan." diyecekler.
Bir de küfredenler, iyman edenler hakkında dediler ki: eğer o bir hayr olsa idi bizden evvel ona koşmazlardı, bununla muvaffak olamayınca da şöyle diyecekler: bu eski bir yalan
Kafirler, İman Edenler için: "Eğer Kur'an'da bir "hayır" dipnot 1 olsaydı, onlar dipnot 2 , bizden önce onu kabul etmiş olmazlardı. dipnot 3 " dediler. Kur'an'la doğru yolu bulmayı kendilerine yediremediklerinden, "Bu eski bir uydurmadır." diyeceklerdir.
Kafirler, inananlar için: "Eğer Kur'an'da bir "hayır" dipnot 1 olsaydı, onlar dipnot 2 , bizden önce onu kabul etmiş olmazlardı." dipnot 3 dediler. Kur'an'la doğru yolu bulmayı kendilerine yediremediklerinden, "Bu eski bir uydurmadır." diyeceklerdir.
Gerçeği yalanlayan nankörler, inananlar için: "Eğer Kur'an'da bir "hayır" dipnot 1 olsaydı, onlar dipnot 2 , bizden önce onu kabul etmiş olmazlardı." dipnot 3 dediler. Kur'an'la doğru yolu bulmayı kendilerine yediremediklerinden, "Bu eski bir uydurmadır." diyeceklerdir.
Küfredenler inananlar için dediler ki: "Eğer O (Kuran veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup yetişemezlerdi." Oysa onlar onunla hidayete ermediklerinden: "Bu, eski bir yalandır" diyecekler.
O kafirler, iman edenler hakkında dedi (ler) ki: "Eğer (iman) bir hayır olsaydı bizden evvel ona koşmazlardı". (Bunu söyleyenler) onunla hidayeti kabul etmedikleri de "Bu, eski bir yalandır" diyeceklerdir.
O küfredenler, inananlar için Bu iş, bir hayır olsaydı; onlar bunda bizi geçemezlerdi, dediler. Onlar bununla hidayete ermediklerinden; bu, eski bir uydurmadır, diyeceklerdir.
(11-14) Kafirler iman edenler için dediler ki eğer bunda bir hayır varsa ona ulaşmakta bizi geçemezlerdi. Onunla / Kuran ’la yol bulamayınca da bu tarihi / kadim bir iftiradır diyecekler , ondan önce de / Kurandan önce de öncü olarak ve rahmet olarak Musa'nın kitabı vardı , bu da tasdikleyici, arabi lisanda zalimleri uyarıcı ve güzel davrananlar için bir müjde dir, Rabbimiz Allah diyenler ve sonra doğru İstikamet üzere olanlar onlara korku ve üzülme yoktur, işte onlar cennet halkıdırlar ve yaptıklarının karşılığı olarak orada kalıcıdırlar.
Kâfirler, iman edenler hakkında; "Bu iş bir hayır olsaydı, (bu hayra uymakta) onlar bizi geçemezlerdi. Oysa onlar, onunla hidayete eremediklerinden dolayı bu, eski bir yalandır." derler.
İnkar edenler, inananlar için "(Muhammed'in getirdiği) iyi bir şey olsaydı (şu zavallı kişiler) ona inanmada bizi geçemezlerdi, (biz onlardan önce inanırdık)" dediler. Onlar, onun gösterdiği doğru yola eremediklerinden: "Bu eski bir yalandır," diyeceklerdir.
Kafirlik edenler, inanmış olanlar için şöyle dediler: "Kur'an iyi bir şey olsaydı ona uymakta bizi geçemezlerdi!" Onunla yola gelmedikleri için "Bu, eski bir düzmece!" diyeceklerdir dipnot 1 .
Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), bu kitaba inananlarla ilgili olarak şöyle derler: "İyi bir şey olsaydı onlardan önce ona biz inanırdık!" Onunla (kitapla) yola gelmeyi istemediklerinden "Bu eski bir yalan!" diyeceklerdir.
Kâfirler, iman edenler hakkında: Bu iş bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi. Oysa onlar, onunla hidayete eremediklerinden dolayı, “Bu, eski bir yalandır” derler.
İnkar edenler, iman edenler için: -Eğer bir hayır olsaydı, ona bizden önce ulaşmazlardı. Onunla doğru yolu görmedikleri için: -Bu, eski bir yalandır.
İnkar edenler, inananlara şöyle derler: "Eğer bu, hayırlı bir şey olsaydı, bunlar ona inanmakta bizi geçemezlerdi." Bununla umduklarını bulamayınca şöyle diyecekler: "Bu, eski bir uydurmadır."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.