Ahkâf suresi

Ahkâf suresi, 9. ayet

Ahkâf suresi, 9. ayet. قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدْرِى مَا يُفْعَلُ بِى وَلَا بِكُمْ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

ḳul mâ küntü bid`am mine-rrusüli vemâ edrî mâ yüf`alü bî velâ biküm. in ettebi`u illâ mâ yûḥâ ileyye vemâ ene illâ neẕîrum mübîn.

Diyanet İşleri

De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ahkâf 6–12 · surenin 9. ayeti / 35

Konu Yaratılış hak iledir; "taptıklarınızı gördünüz mü?" Ahkâf 1–11 3

  1. Ahkâf 6

    İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibadetlerini de inkar ederler.

  2. Ahkâf 7

    Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, o küfredenler kendilerine geldiğinde Hak (kitap Kur'an) için, düşünmeden "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.

  3. Ahkâf 8

    Yoksa, "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah'tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

  4. 9

    De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

  5. Ahkâf 10

    De ki: "Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat'ta görerek) şahitlik edip inandığı halde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."

  6. Ahkâf 11

    İnkar edenler, inananlar için, "Eğer o Kur'an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi" dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; "Bu eski bir uydurmadır" diyecekler.

  7. Ahkâf 12

    Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Musa'nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

9. “De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim.” İnsanlara gelmiş ilk rasûl ben değilim ki! Ne diye benim risaletimi garip karşılıyor ve davetimi inkâr ediyorsunuz? Benden önce benim çağrıma uygun davette bulunmuş pek çok nebi ve rasûller gelmiş bulunuyor. O halde benim peygamber oluşumu niye yadırgıyorsunuz?

“Ne bana ne de size ne yapılacağını bilemem.” Ben ancak bir insanım, elimden hiçbir şey gelmez. Benim de sizinde üzerinizde tasarruf sahibi olan, benim de mutlak hakimim, sizin de mutlak hakiminiz olan Yüce Allah’tır.

“Ben, ancak bana vahyolunana uyarım.” Kendiliğimden hiçbir şey getirmem, uydurmam.

“Zira ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım.” Eğer benim risaletimi tasdik eder, davetimi kabul edersiniz, işte bu, sizin dünya ve âhirette en büyük payınız olur. Eğer reddederseniz, hesabınızı görecek olan Allah’tır. Ben sizi uyarmış bulunuyorum. Uyaran kimse de mazeret kapısını kapatmış olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Senin peygamberliğini yalanlayan o müşriklere de ki: "Ben, Allah'ın göndermiş olduğu ilk elçi (peygamber) değilim ki, sizi davet etmeme şaşırıyorsunuz! Şüphesiz benden önce pek çok peygamber gelmiştir. Ben, Allah'ın bana ve size bu dünyada ne yapacağını bilmiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyuyorum ve sadece Allah'ın vahyettiklerini söylüyor ve yapıyorum. Ben ancak sizleri Allah'ın azabı ile apaçık bir şekilde uyaran bir uyarıcıyım."

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُلْ kul de ki kök: قول
  2. مَا ma
  3. كُنتُ kuntu değilim kök: كون
  4. بِدْعًۭا bid'an türedi biri kök: بدع
  5. مِّنَ mine (arasında)
  6. ٱلرُّسُلِ r-rusuli elçiler kök: رسل
  7. وَمَآ ve ma ve
  8. أَدْرِى edri bilmem kök: دري
  9. مَا ma ne
  10. يُفْعَلُ yuf'alu yapılacağını kök: فعل
  11. بِى bi bana
  12. وَلَا ve la ne de
  13. بِكُمْ ۖ bikum size
  14. إِنْ in (hayır)
  15. أَتَّبِعُ ettebiu ben uymuyorum kök: تبع
  16. إِلَّا illa başkasına
  17. مَا ma şey(den)
  18. يُوحَىٰٓ yuha vahyedilen kök: وحي
  19. إِلَىَّ ileyye bana
  20. وَمَآ ve ma ve değilim
  21. أَنَا۠ ena ben
  22. إِلَّا illa başka bir şey
  23. نَذِيرٌۭ nezirun bir uyarıcıdan kök: نذر
  24. مُّبِينٌۭ mubinun apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur'an bana, onunla sizi ve eriştiği…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz,…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana…

  • Aynı kök: بدع (4 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine…

  • Aynı kök: دري (29 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    (52-53) İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan…

  • Aynı kök: بدع (4 geçiş)

    O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.

  • Aynı kök: بدع (4 geçiş)

    O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O'nun bir eşi olmadığı halde, nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

De ki: "Ben elçilerden bir türedi (ilk defa gönderilen) değilim. dipnot 1 Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. dipnot 2 Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. dipnot 3 Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle Hz. Muhammed'in ilk peygamber olmadığını, ondan önce nice peygamberlerin gelip geçtiğini, dolayısıyla hiçbir şekilde [bid‘at] üretmediğini ortaya koymaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yüce Allah Hz. Muhammed'in gaybı bilemeyeceği gerçeğini bu cümlede de ifade etmekte, böylece gelecekte herhangi bir şeyin olacağını bildiğini söyleyen her kim olursa, hepsinin bu ayete aykırı bir söylemde bulunduğunu ortaya koymuş olmaktadır. Ayette, hiç kimsenin mahşerle ilgili herhangi bir garantisinin olamayacağı bildirilmektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim; kendime de size de ne yapılacağını asla bilmiyorum; ben sadece (vahyi) olduğu gibi beyan eden bir uyarıcıyım."

Muhammed Esed

De ki: "Ben (Allah'ın) elçilerin(in) ilki değilim; ve (onların tümü gibi) ben de, bana ve size ne olacağını bilemem, sadece bana vahyolunana uyuyorum çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım".

Ahmed Hulusi

De ki: "Rasuller arasında açığa çıkmamış yeni bir şey oluşturmuyorum. Bende ve sizde ne açığa çıkarılacağını bilmem! Bana vahyolunandan başkasına tabi olmam! Ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!"

Ali Bulaç

De ki: "Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim."

Ali Özek ve heyeti

De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.

Ali Rıza Safa

De ki: "Ben, elçiler arasında yeni bir şey türetmiş değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Yalnızca bana bildirilene bağlı kalıyorum. Zaten ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim!". dipnot 430

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 430
    "Elçiler arasında yeni bir şey türetmiş değilim." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Elçi olarak gelen ilk insan değilim." veya "Elçilerin ilki değilim." veya "Türedi bir elçi değilim." veya "Yenilikler icat eden bir elçi değilim." biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Ben peygamberler arasında türedi biri değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıyım."

Edip Yüksel

De ki "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne olacağını da bilmem. Ben, ancak bana vahiy edilene uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De ki 'Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne olacağını da bilmem. Ben, ancak bana vahyedilene uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyuyorum. Ben, sadece açık bir uyarıcıyım."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: ben Peygamberler içinden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum, yalnız bana gönderilen vahye ittiba' ediyorum, ben başka değil, açık bir nezirim

Erhan Aktaş

De ki: "İlk Resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "İlk resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "İlk resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

Gültekin Onan

De ki: "Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim."

Hasan Basri Çantay

De ki: "Ben peygamberlerden ilk defa (gelmiş biri) değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmem. Ben, bana vahy olunmakda bulunanlardan başkasına uymuyorum. Ben (Allahın azabiyle) apaçık korkutandan başkası da değilim".

İbni Kesir

De ki: Ben, peygamberlerden bir ilk değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. Ve ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.

Mehmet Alagaş

(7-10) Kendilerine ayetlerimiz açıklamaları ile sözlü okunduğu vakit, kafirler hak hakkında derler ki, bu apaçık bir sihirdir yahut onu iftira ediyor diyorlar, eğer ki o iftira ise ben Allahtan gelecek herhangi bir şeye karşı egemenliğim yok / mülkiyete sahip değilim, O içinizde taşıdığınız şeyleri en iyi bilendir , sizlerle benim aramda şahit olarak o yeterlidir , O bağışlayandır, esirgeyendir. Bu elçilik benim çıkardığım bir yenilik / icat değil, size veya bana ne yapılacağını bilmiyorum / idrak edemiyorum, ben sadece bana vahyedilene uyuyorum, ben sadece bir uyarıcıyım, O / Kuran, Allah'tan ise ve siz de onu yok saymışsanız İsrail oğullarından bir şahitte bunun bir benzerine şahit olmuşsa ve iman etm işse, sizde büyüklendiyseniz görüşünüz ne olurdu de. Muhakkak ki Allah zalim kavimleri yola iletmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: "Ben, rasullerin ilki değilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."

Süleyman Ateş

De ki: "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."

Süleymaniye Vakfı

De ki: Ben resullerin dipnot 1 ilki değilim dipnot 2 . Bana da size de ne yapılacağını bilmem dipnot 3 . Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım dipnot 4 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir.(Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır.
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    Allah'ın nebileri dahil herkes ancak iman ederek işlediği amellerinin karşılığında azaptan kurtulabilir. Bunun dışında kimseye ahiretteki azaptan korunma sözü verilmemiştir; çünkü her an yoldan çıkma olasılığı vardır. Yapılması gereken, son ana kadar Allah'a kulluk etmektir (Nisa 4/172, Hicr 15/99, Zümer 39/65-66, Mülk 67/16-17, Mearic 70/28). Nitekim Nebimiz, kızı Fatıma'ya şöyle demiştir: "Ey kızım Fatıma! Benim malımdan dilediğini iste; ama Allah'ın yanında sana faydam olmaz" (Buhari, Vesaya 11).
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "İlk elçi ben değilim. Bana da size de ne yapılacağını bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece doğruları açıklayan bir uyarıcıyım; o kadar."

Şaban Britch

De ki: Ben, peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.

Şaban Piriş

De ki: -Ben, peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "I am not a novelty of Apostleship hither to unknown to you nor do I know what is to be or will be, nor what is in store for me or for you. I only submit to what is inspired to me by Allah and do what I am commanded to do, and I am only a spectacle and a warning."

Abdul Haleem

Say, ‘I am nothing new among God’s messengers. I do not know what will be done with me or you; I only follow what is revealed to me; I only warn plainly.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "I am no bringer of new-fangled doctrine among the messengers, nor do I know what will be done with me or with you. I follow but that which is revealed to me by inspiration; I am but a Warner open and clear."

Abul A'la Maududi

Tell them: "I am not the first of the Messengers; and I do not know what shall be done with me or with you. I follow only what is revealed to me, and I am nothing but a plain warner." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Its background is this: When the Prophet (peace be upon him) presented himself as Allah’s Messenger, the people of Makkah raised different kinds of objections against it. They said: What kind of a Messenger he is who has a family, who moves about in the streets, eats and drinks and lives a common man’s life. There is nothing special about him, which might distinguish him above the other people and therefore we may know that Allah has specially made this man His Messenger. Then they said: Had he ban appointed a Messenger by God, He would have sent an angel as an attendant with him who would have announced that he was God’s Messenger, and would have punished with a scourge every such person who had behaved insolently towards him. How strange that God should appoint a person as His Messenger and then should leave him alone to roam the streets of Makkah and suffer every kind of humiliation. If nothing else Allah should at least have created a magnificent palace and a blooming garden for His Messenger. He should not have been left to depend on his wife’s resources. Besides, these people demanded different kinds of miracles from him and asked news of the unseen. They thought that a person’s being God’s Messenger meant that he should possess supernatural powers so that mountains should move at his bidding and deserts at once turn into green fields. He should have the knowledge of the past and the future events and of everything hidden from others.

Aisha Bewley

Say: ‘I am nothing new among the Messengers. I have no idea what will be done with me or you. I only follow what has been revealed to me. I am only a clear warner.’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I am not a new thing among the Messengers (of Allâh i.e. I am not the first Messenger) nor do I know what will be done with me or with you. I only follow that which is revealed to me, and I am but a plain warner."

Ali Quli Qarai

Say, ‘I am not a novelty among the apostles, nor do I know what will be done with me, or with you. I just follow whatever is revealed to me, and I am just a manifest warner.’

Amatul Rahman Omar

Say, `I am no novel (Apostle) among the Messengers nor do I know what will be done to me (on your behalf) or to you. I simply follow what is revealed to me and I am nought but a plain Warner.'

Arthur John Arberry

Say: 'I am not an innovation among the Messengers, and I know not what shall be done with me or with you. I only follow what is revealed to me; I am only a clear warner.'

Bijan Moeinian

Tell people: "I am not different from other Prophets. I do not know what will happen to you or me. I only follow what God has revealed to me. My only mission is to relay the message."

E. Henry Palmer

Say, 'I am not an innovator among the apostles; nor do I know what will be done with me or with you if I follow aught but what I am inspired with; nor am I aught but a plain warner. '

Edip-Layth

Say, "I am no different from the other messengers, nor do I know what will happen to me or to you. I only follow what is inspired to me. I am no more than a clear warner"

George Sale

Say, I am not singular among the apostles; neither do I know what will be done with me or with you hereafter: I follow no other than what is revealed unto me; neither am I any more than a public warner.

Hamid S. Aziz

Say, "I am not the first of (or new thing among) the Messengers, and I do not know what will be done with me or with you: I do not follow anything but that which is revealed to me, and I am nothing but a plain Warner. "

Mahmoud Ghali

Say, "In no way am I an innovation among the Messengers, and in no way can I realize what will be performed upon me or upon you. Decidedly I closely follow (nothing) except what is revealed to me; and in no way am I (anything) except an evident, constant warner."

Marmaduke Pickthall

Say: I am no new thing among the messengers (of Allah), nor know I what will be done with me or with you. I do but follow that which is inspired in me, and I am but a plain warner.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "I am not a new Messenger to come, nor do I know what is to be done to me or you. I only follow what is revealed to me. My duty is only to warn you clearly."

Muhammad Asad

Say: "I am not the first of [God’s] apostles; and [like all of them, ] I do not know what will be done with me or with you: for I am nothing but a plain warner. "

Mustafa Khattab

Say, "I am not the first messenger ever sent, nor do I know what will happen to me or you. I only follow what is revealed to me. And I am only sent with a clear warning."

Progressive Muslims

Say: "I am no different from the other messengers, nor do I know what will happen to me or to you. I only follow what is inspired to me. I am no more than a clear warner"

Rashad Khalifa

Say, "I am not different from other messengers. I have no idea what will happen to me or to you. I only follow what is revealed to me. I am no more than a profound warner."

Sahih International

Say, "I am not something original among the messengers, nor do I know what will be done with me or with you. I only follow that which is revealed to me, and I am not but a clear warner."

Sam Gerrans

Say thou: “I am no new thing among the messengers, and I know not what will be done with me or with you. I follow only what is revealed to me; and I am only a clear warner.”

Shabbir Ahmed

Say, "I am not the first of the Messengers, and I cannot predict what will encounter me and encounter you. I do but follow what is revealed unto me, and I am but a plain Warner."

Syed Vickar Ahamed

Say: "I am not the one who brings newly made up faith among the messengers, nor do I know what will be done with me or with you. I only follow that which is made known to me by Revelation; I am only a Warner, open and clear."

Taqi Usmani

Say, "I am not something unprecedented among the messengers, and I do not know what will be done to me or to you. I do not follow anything but what is revealed to me, and I am only a clear warner."

The Monotheist Group

Say: "I am no different from the other messengers, nor do I know what will happen to me or to you. I only follow what is inspired to me. I am no more than a clear warner"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 9. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 9. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ahkâf suresi, 9. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩