66. sure

Tahrîm Suresi التحريم

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 3 konu
  1. Helâli haram kılma ve peygamber eşleri 1–5 karşılaştır — Helâli haram kılma ve peygamber eşleri
  2. Kendinizi ve ailenizi koruyun; içten tövbe 6–9 karşılaştır — Kendinizi ve ailenizi koruyun; içten tövbe
  3. Dört kadın örneği 10–12 karşılaştır — Dört kadın örneği

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Helâli haram kılma ve peygamber eşleri 1–5

  1. Tahrîm suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكَ تَبْتَغِى مَرْضَاتَ أَزْوَٰجِكَ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-nnebiyyü lime tüḥarrimü mâ eḥalle-llâhü leke. tebtegî merḍâte ezvâcik. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Edip Yüksel

    Ey peygamber, sırf eşlerini memnun etmek amacıyla, ALLAH'ın sana helal (yasal) kıldığını kendine yasaklıyorsun. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 1. ayet

  2. Tahrîm suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 2. ayet. قَدْ فَرَضَ ٱللَّهُ لَكُمْ تَحِلَّةَ أَيْمَٰنِكُمْ وَٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ وَهُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    ḳad feraḍa-llâhü leküm teḥillete eymâniküm. vellâhü mevlâküm. vehüve-l`alîmü-lḥakîm.

    Edip Yüksel

    ALLAH, yeminlerinizi helalleştirmenin yolunu bildirmiştir. Mevlanız (efendiniz) ALLAH'tır. O Bilendir, Bilgedir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Allah müminlerin biricik mevlasıdır. * Bak 2:286.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 2. ayet

  3. Tahrîm suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 3. ayet. وَإِذْ أَسَرَّ ٱلنَّبِىُّ إِلَىٰ بَعْضِ أَزْوَٰجِهِۦ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِۦ وَأَظْهَرَهُ ٱللَّهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُۥ وَأَعْرَضَ عَنۢ بَعْضٍ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِۦ قَالَتْ مَنْ أَنۢبَأَكَ هَٰذَا قَالَ نَبَّأَنِىَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْخَبِيرُ

    veiẕ eserra-nnebiyyü ilâ ba`ḍi ezvâcihî ḥadîŝâ. felemmâ nebbeet bihî veażherahü-llâhü `aleyhi `arrafe ba`ḍahû vea`raḍa `am ba`ḍ. felemmâ nebbeehâ bihî ḳâlet men embeeke hâẕâ. ḳâle nebbeeniye-l`alîmü-lḫabîr.

    Edip Yüksel

    Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir hadis söylemişti. Eşi bunu yayınca, ALLAH onu bundan haberdar kıldı. Ona durumun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber konuyu eşine açınca eşi, "Bunu sana kim haber verdi?" diye sordu. "Her şeyi Bilen ve her şeyden Haberdar olan bana bildirdi" diye cevapladı. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Peygamberle ilişkili olarak "Hadis" (söz) kelimesi iki kez kullanılır. Biri burada diğeri ise, 33:53 ayetindedir. Burada, Peygamberden işitilen Hadisin başkalarına yayılması eleştiriliyor, 33:53 ayetinde ise, Hadislerin dinlenilmesi eleştiriliyor. Geleceği bilen Allah, Hadis, Sünnet ve İcma denilen üçlemeyi Kuran'a şirk koşanları her yönüyle mahkûm etmektedir. * Bak 33:38; 45:6.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 3. ayet

  4. Tahrîm suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 4. ayet. إِن تَتُوبَآ إِلَى ٱللَّهِ فَقَدْ صَغَتْ قُلُوبُكُمَا وَإِن تَظَٰهَرَا عَلَيْهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ مَوْلَىٰهُ وَجِبْرِيلُ وَصَٰلِحُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَعْدَ ذَٰلِكَ ظَهِيرٌ

    in tetûbâ ile-llâhi feḳad ṣagat ḳulûbükümâ. vein teżâherâ `aleyhi feinne-llâhe hüve mevlâhü vecibrîlü veṣâliḥu-lmü'minîn. velmelâiketü ba`de ẕâlike żahîr.

    Edip Yüksel

    İkiniz ALLAH'a tövbe ederseniz kalbiniz yönelmiş olur. Ona (elçiye) karşıt olarak birbirinizi desteklerseniz, onun Mevlası (koruyucusu/efendisi) ALLAH'tır; Cibril, erdemli iman edenler ve melekler de onu destekler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayet geleneksel çevirilerde yanlış çevrilmiştir. Müminlerin Tanrı'dan başka bir mevlası yoktur. * Bak 2:286.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 4. ayet

  5. Tahrîm suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 5. ayet. عَسَىٰ رَبُّهُۥٓ إِن طَلَّقَكُنَّ أَن يُبْدِلَهُۥٓ أَزْوَٰجًا خَيْرًا مِّنكُنَّ مُسْلِمَٰتٍ مُّؤْمِنَٰتٍ قَٰنِتَٰتٍ تَٰٓئِبَٰتٍ عَٰبِدَٰتٍ سَٰٓئِحَٰتٍ ثَيِّبَٰتٍ وَأَبْكَارًا

    `asâ rabbühû in ṭalleḳakünne ey yübdilehû ezvâcen ḫayram minkünne müslimâtim mü'minâtin ḳânitâtin tâibâtin `âbidâtin sâiḥâtin ŝeyyibâtiv veebkârâ.

    Edip Yüksel

    Sizi boşarsa, Efendisi ona, belki sizin yerinize sizden daha iyi, (Tanrı'ya) teslim olanlar, iman edenler, adayanlar, yönelenler, hizmet edenler, aktif olanlar, duyarlılar ve öncüler verir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Geleneksel çeviriler bu ayette Müslüman kadınları betimleyen son üç sıfatı yanlış çevirmektedirler. O sözcüklerin anlamını "oruç tutanlar, dul kadınlar ve bekar kadınlar" olarak tahrif ederler. Konu kadın olunca her nedense Kuran kelimelerinin anlamı hızlı bir mutasyondan geçer. Örneğin, inekleri ve örnekleri dövemeyen Sunni ve Şii din adamları kadınları dövmeyi makul ve adil buldular (Bak 4:34). Kuran dışındaki dini öğretileri reddeden biz Kuran öğrencileri, Kuran'ın inişinden yüzyıllar sonra Arap diline bile sinsice girmiş bu bidatleri zihnimizden temizlemek için hala çabalıyoruz. * Halbuki bu ayette ne oruçtan, ne dul veya bakire kadınlardan sözedilir. (Bakire kelimesi, Arapça ümmi veya millet kelimeleri gibi Türkçeye çarpıtılmış haliyle geçmiştir.) Biz Kuran'ı yeniden keşfediyor ve yeniden öğreniyoruz. "Aktif" kelimesiyle çevirdiğimiz, ayetin sonundan üçüncü betimlemesi olan SaYiHat kelimesi seyahat etmek veya bir amaç uğruna hareket içinde olmak anlamına gelir. Kuran'ın inişinde yaklaşık iik yüz yıl sonra, kadınların hakları Hadis, ictihad ve tefsir yoluyla tek tek alınınca Müslüman toplumlar Cahiliyye Dönemini hem zihniyetlerde hem de pratik hayatta tekrar hortlattılar. * Kadını hor gören Hadisçi-Sünnetçi kafalar bir Müslüman kadının sosyal olarak aktif olmasını hayal bile edememeye başlayınca ayetteki SaYaHa kelimesini SaWaMa (oruç tutmak) ile karıştırdılar! Seyyah kadınlar yerine evlerinde kuzu kuzu oruç tutan kadınlar daha iyi kontrol edilebilirdi, hatta daha az masraflı olurlardı. Bu kelimenin fiilinin kullanılışı için 9:2 ayetine bakınız. * SaYaHa kelimesinin oruç tutmakla hiçbir ilgisi yoktur; Kuran SaWaMa kelimesini kullanır oruç için (2:183-196; 4:92; 5:89, 90; 19:26; 33:35; 58:4).x Sondan ikinci kelime SaYiBat olup "dönenler, karşılık verenler veya duyarlılar" anlamına gelir. * Bu kelimenin türevleri "ödül/karşılık", "sığınma yeri" veya "elbise" anlamlarında kullanılır. Örneğin 2:125; 3:195 ayetlerine bakınız. Dul kelimesinin Arapça karşılığı eRMiLe veya EYaMa kelimeleridir. Kuran dul ve bekar için EYaMa kelimesini kullanır (24:32). Ayetin en son kelimesi olan eBKaR ise "gençler", "erkenciler", "ilk doğanlar" veya "öncüler" anlamlarına gelir ve bildiğimiz nedenlerden ötürü anlamı "bakireler" olarak tahrif edilmiştir. * Bu tahrif sonucu birden çok bakire kadınla yani kızlarla evlenme kutsanmış oluyor. Bakire kelimesinin Arapçası BeTuL veya A'DRa'dır

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 5. ayet

Kendinizi ve ailenizi koruyun; içten tövbe 6–9

  1. Tahrîm suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 6. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَّا يَعْصُونَ ٱللَّهَ مَآ أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḳû enfüseküm veehlîküm nârav veḳûdühe-nnâsü velḥicâratü `aleyhâ melâiketün gilâżun şidâdül lâ ya`ṣûne-llâhe mâ emerahüm veyef`alûne mâ yü'merûn.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, yakıtı halk ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun. Ateşin üzerinde sert ve güçlü melekler olup, ALLAH'ın buyruğuna karşı gelmezler ve kendilerine ne emredilmişse onu uygularlar.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 6. ayet

  2. Tahrîm suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 7. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَعْتَذِرُوا۟ ٱلْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne keferû lâ ta`teẕirü-lyevm. innemâ tüczevne mâ küntüm ta`melûn.

    Edip Yüksel

    Ey inkarcılar, bugün özür beyan etmeyin. Siz, ancak yapmış olduklarınızın karşılığını görmektesiniz.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 7. ayet

  3. Tahrîm suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 8. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ تُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ يَوْمَ لَا يُخْزِى ٱللَّهُ ٱلنَّبِىَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَٱغْفِرْ لَنَآ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû tûbû ile-llâhi tevbeten neṣûḥâ. `asâ rabbüküm ey yükeffira `anküm seyyiâtiküm veyüdḫileküm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru yevme lâ yuḫzi-llâhü-nnebiyye velleẕîne âmenû me`ah. nûruhüm yes`â beyne eydîhim vebieymânihim yeḳûlûne rabbenâ etmim lenâ nûranâ vagfir lenâ. inneke `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, ALLAH'a yürekten tövbe edin ki Efendiniz kötülüklerinizi örtsün ve altından ırmaklar akan bahçelere soksun. ALLAH, o gün peygamberi ve beraberinde bulunanları utandırmaz. Işıkları, önlerinden sağ yanlarına doğru yayılır ve, "Efendimiz, bizim için ışığımızı tamamla ve bizi bağışla; sen her şeye gücü yetensin" derler.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 8. ayet

  4. Tahrîm suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 9. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    yâ eyyühe-nnebiyyü câhidi-lküffâra velmünâfiḳîne vagluż `aleyhim. veme'vâhüm cehennem. vebi'se-lmeṣîr.

    Edip Yüksel

    Ey peygamber, kafirlere ve ikiyüzlülere karşı savaşım ver ve onlara karşı sert davran. Yerleri cehennemdir. O ne kötü duraktır.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 9. ayet

Dört kadın örneği 10–12

  1. Tahrîm suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 10. ayet. ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱمْرَأَتَ نُوحٍ وَٱمْرَأَتَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَٰلِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا وَقِيلَ ٱدْخُلَا ٱلنَّارَ مَعَ ٱلدَّٰخِلِينَ

    ḍarabe-llâhü meŝelel lilleẕîne keferü-mraete nûḥiv vemraete lûṭ. kânetâ taḥte `abdeyni min `ibâdinâ ṣâliḥayni feḫânetâhümâ felem yugniyâ `anhümâ mine-llâhi şey'ev veḳîle-dḫule-nnâra me`a-ddâḫilîn.

    Edip Yüksel

    ALLAH inkarcılara, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek verir. İki erdemli kulumuzun nikahı altında bulunuyorlardı; ancak onlara ihanette bulundular. Kocaları ALLAH'tan gelen hiçbir şeyi o ikisinden savamadı. İkisine de "Girenlerle birlikte cehenneme girin" denildi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 2:48.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 10. ayet

  2. Tahrîm suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 11. ayet. وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱمْرَأَتَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ٱبْنِ لِى عِندَكَ بَيْتًا فِى ٱلْجَنَّةِ وَنَجِّنِى مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِۦ وَنَجِّنِى مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veḍarabe-llâhü meŝelel lilleẕîne âmenü-mraete fir`avn. iẕ ḳâlet rabbi-bni lî `indeke beyten fi-lcenneti veneccinî min fir`avne ve`amelihî veneccinî mine-lḳavmi-żżâlimîn.

    Edip Yüksel

    ALLAH iman edenlere, Firavunun hanımını örnek verir. O, "Efendim, benim için bahçede bir ev kur ve beni Firavundan ve yaptıklarından kurtar; beni bu zalim halktan kurtar" demişti.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 11. ayet

  3. Tahrîm suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Tahrîm suresi, 12. ayet. وَمَرْيَمَ ٱبْنَتَ عِمْرَٰنَ ٱلَّتِىٓ أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِن رُّوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَٰتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِۦ وَكَانَتْ مِنَ ٱلْقَٰنِتِينَ

    vemeryeme-bnete `imrâne-lletî aḥṣanet fercehâ fenefaḫnâ fîhi mir rûḥinâ veṣaddeḳat bikelimâti rabbihâ vekütübihî vekânet mine-lḳânitîn.

    Edip Yüksel

    Ve İmran kızı Meryem de... O, iffetini korudu, biz de ruhumuzdan ona üfledik. O Efendisinin kelimelerini ve kitaplarını onayladı; itaat edenlerden oldu.

    Ayet detayı — Tahrîm suresi, 12. ayet