Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
Zümer suresi
Zümer suresi, 41. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ لِلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَلِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ
innâ enzelnâ `aleyke-lkitâbe linnâsi bilḥaḳḳ. femeni-htedâ felinefsih. vemen ḍalle feinnemâ yeḍillü `aleyhâ. vemâ ente `aleyhim bivekîl.
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Allah kuluna yetmez mi?" Şefaat tümüyle Allah'ındır Zümer 36–45 3
Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette, "Allah", derler. De ki: "Peki söyleyin bakalım? Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah'ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O'nun rahmetini engelleyebilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."
(39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?"
De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
41. Yüce Allah, haberlerinde, emirlerinde ve yasaklarında hakkı içeren, hidâyetin kaynağı olan, Allah’a ve O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaşmak isteyenler için nihai bir tebliğ olup kendisi vasıtası ile bütün âlemler için delilin sabit olduğu Kitabı, Rasûlüne indirmiş olduğunu haber vermektedir.
“Artık kim” onun nuru ile ve emirlerine uymak sureti ile “hidâyet bulursa” şüphesiz bu kimse “kendi yararına” bir fayda sağlamış olacaktır.
“Kim de” hidâyet kendisi için apaçık belli olduktan sonra “saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur.” Allah’a hiçbir zararı olmaz.
“Sen onların başında bekçi değilsin.” Onların amellerini tespit edecek, amelleri dolayısı ile hesaba çekecek ve onları dilediğin işlere mecbur edip zorlayacak biri değilsin. Sen, ancak emrolunduğunu onlara eksiksiz olarak ileten bir tebliğcisin.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- İnsanları hak ile uyarman için sana Kur'an'ı indirdik. Kim doğru yolu şeçerse kendi faydasınadır. O kimsenin hidayet üzere olmasının Allah'a sağladığı bir fayda yoktur. Çünkü O, bundan müstağnidir. Kim de saparsa zararı kendi nefsinedir. O kimsenin sapıklığı Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya zarar veremez. Sen onları hidayete zorlamak için görevlendirilmedin. Senin vazifen tebliğ etmekle emrolunduğun şeyi onlara ulaştırmandır.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
De ki: "Ey insanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur'an) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa ancak kendi…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
De ki: "O, Rahman'dır. O'na iman ettik, yalnızca O'na tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki Kitabı sana, insanlarla ilgili bir amaç için biz indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse, (bu) kendi (iyiliği) içindir. Kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerinde asla vekil değilsin.
Hiç şüphe yok ki, bu ilahi kelamı insanlık için (gerçek) bir amaca mebni olarak sana Biz indirdik: Artık kim doğru yola seçerse bu kendi lehinedir; ama kim de saparsa sadece kendi aleyhine sapmış olur: zira sen onların tercihinden sorumlu değilsin.
Biz, insanlığ(ın kurtuluşu) için hakikati ortaya koyan bu ilahi kelamı indirdik sana. Kim (buna sarılarak) doğru yola ulaşmayı seçerse bu kendi lehinedir ve kim de (yoldan) saparsa yine kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların seçimlerini belirleme gücüne sahip değilsin.
Muhakkak ki biz sana O BİLGİyi insanlar için Hak olarak inzal ettik! Artık kim hakikate yönelirse kendi nefsi içindir! Kim de (hakikatten) saparsa sonucu sadece kendi aleyhine olarak sapar! Sen onların vekili değilsin!
Şüphesiz, sana biz Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
(Rasûlüm)! Şüphesiz biz bu Kitab’ı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Kuşkusuz, insanlar için, Kitap'ı, gerçek olarak sana indirdik. Artık, kim doğru yolu bulursa, kendisi içindir. Kim de saparsa, yalnızca kendi yitimine yönelik sapmış olur. Sen, onların üzerine denetmen değilsin.
Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık, kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Biz bu kitabı sana halk için gerçekle indirdik. Kim doğruyu bulursa kendisi içindir. Kim saparsa da kendisi aleyhine sapmış olur. Sen onların avukatı değilsin.
Biz bu kitabı sana halk için gerçekle indirdik. Kim doğruyu bulursa kendisi içindir. Kim saparsa da kendisi aleyhine sapmış olur. Sen onların avukatı değilsin.
Biz, insanlar için sana hak ile kitap indirdik. O halde kim yola gelirse kendi lehinedir; her kim de saparsa yalnızca kendi aleyhine olarak sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin!
Biz insanlar için senin üzerine hakkıle kitab indirdik, o halde kim yola gelirse kendi lehinedir, her kim de saparsa sırf kendi aleyhine olarak sapar ve sen değilsin üzerlerine vekil
Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için "hakk" ile indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için "hakk" ile indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin.
Biz, sana bu Kitap'ı insanlar için "hakk" dipnot 1 ile indirdik. Artık kim doğru yolu dipnot 2 seçerse bu kendi yararınadır. Kim de sapkınlığı seçerse kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerine vekil değilsin dipnot 3 .
Şüphesiz, sana biz Kitabı insanlar için hak olmak üzere indirdik. Artık kim hidayete ererse, bu kendi lehinedir; kim saparsa, o da kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Şübhesiz ki biz o kitabı insanların faidesi için, hak (kın ikamesine bir sebeb) olarak indirdik sana. Artık kim doğru yolu ihtiyar ederse bu, kendi lehinedir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen (Habibim) onların üzerinde bir vekil değilsin.
Şüphesiz ki Biz; kitabı sana insanlar için hak olarak indirdik. Kim hidayete ererse; bu, kendi lehinedir. Kim de sapıtırsa; kendi aleyhine sapıtmış olur. Ve sen, onların üzerinde vekil değilsin.
(41-44) Sana kitabı, insanlar için, gerçek olarak / hak olarak indirdik, her kim yola girerse onun kendi lehinedir, her kim de sapar ise o da aleyhine sapıyordur , sen onlar üzerinde adlarına hareket eden biri / vekil değilsin . Allah kişinin öldüğü vakit , vefatını da gerçekleştirir, eğer ki uykusunda ölmez ise ölüm hükmü gerçekleşinceye kadar onu tutar / bekletir , (vefat ettirmez, tekrar canlandırır ) sonraki belirli bir süreye kadar salar / gönderir , bunda kesinlikle düşünen bir kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Ruhumuz / canlılığımız uykuda çıkar gider vefat ederiz, uyanınca evi olan bedene geri döner, eğer ki döndüğünde beden mevta olmuşsa bedene giremez, Allah’a geri döner) Yoksa Allah’tan dışında aracı mı / şefaatçi mi edindiler? De ki şayet herhangi bir şeye malik değiller ve de akletmiyorlarsa da mı? De ki aracılığın / şefaatin hepsi Allah’ındır, semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti O’nundur, sonra ona gersin geri döneceksiniz.
Şüphesiz biz bu kitabı sana, insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Biz Kitabı, insanlar için, sana hak ile indirdik. Artık kim doğru yola gelirse kendi yararınadır, kim de saparsa kendi zararına sapmış olur. Sen onların üzerinde vekil değilsin.
Bu kitabı sana, tüm insanlar için gerçekleri içerir şekilde biz indirdik dipnot 1 . Yola gelen, kendisi için gelir; yoldan çıkan da kendi aleyhine çıkar. Sen onların vekili değilsin dipnot 2 .
Bu kitabı insanlar için sana, tamamıyla gerçek olarak indirdik. Yola gelen, kendisi için gelir; yoldan çıkan da kendi zararına çıkar. Sen onların üzerinde vekil dipnot 1 değilsin (onların yaptıklarından sorumlu değilsin).
Biz, kitabı sana insanlar için “hak” olarak indirdik. O halde onu kim hidayete erişirse kendisi için erişir Kim de sapıtırsa, ancak kendi aleyhine sapıtır. Sen onlara vekil değilsin.
Biz, kitabı sana insanlar için "hak" olarak indirdik. O halde onu kim rehber edinirse kendisi için edinir. Kim de dalalette kalırsa, ancak kendi aleyhine kalır. Sen onlara vekil değilsin.
Kuşkusuz, bu Kitap'ı biz sana insanlar için hak olarak indirdik. Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa kendi aleyhine sapmış olur. Sen onlar üzerine vekil değilsin.
We have revealed to you O Muhammad the Book -the Quran- to relate its context of truth to the people in truth, and he who accepts the spirit of truth guiding into all truth will have profited his own soul and he who deviates into falsehood will have hurt himself. "And you O Muhammad are not there to watch over their innocence and folly.
We have sent the Scripture down to you [Prophet] with the Truth for people. Whoever follows the guidance does so for his own benefit, whoever strays away from it does so at his own peril: you are not in charge of them.
Verily We have revealed the Book to thee in Truth, for (instructing) mankind. He, then, that receives guidance benefits his own soul: but he that strays injures his own soul. Nor art thou set over them to dispose of their affairs.
(O Prophet), We revealed to you the Book with the Truth for all mankind. So he who follows the Right Way does so to his own benefit, and he who goes astray, shall hurt only himself by straying. You are not accountable on their behalf. dipnot 1
We have sent down to you the Book for mankind with truth. So whoever is guided is guided to his own good and whoever is misguided, it is to his detriment. You are not set over them as a guardian.
Verily, We have sent down to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) the Book (this Qur’ân) for mankind in truth. So whosoever accepts the guidance, it is only for his ownself, and whosoever goes astray, he goes astray only for his (own) loss. And you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) are not a Wakîl (trustee or disposer of affairs, or guardian) over them.[1]
Indeed We have sent down the Book to you for [the deliverance of] mankind with the truth. So whoever is guided is guided for his own sake, and whoever goes astray, goes astray to his own detriment, and it is not your duty to watch over them.
Behold! We have revealed to you the perfect Book, it comprises the truth and wisdom. (It is) for the good of mankind. So he who follows (this) guidance will do so for the good of his own soul, and he who goes astray will do so to its own detriment (and so will himself suffer the loss). You are not responsible for them.
Surely We have sent down upon thee the Book for mankind with the truth. Whosoever is guided, is only guided to his own gain, and whosoever goes astray, it is only to his own loss; thou art not a guardian over them.
I (God) have sent down this Qur’an through you (Mohammad) for the whole humanity. The one who recourse to it for guidance has done a favor to himself and the one who chooses the darkness has ruined himself. You (Mohammad) are not responsible for none.
Verily, we have sent down to thee the Book for men in truth; and whosoever is guided it is for his own soul: but whoso goes astray it is against them, and thou art not a guardian for them.
We have sent down to you the book for the people with truth. Then, whoever is guided is guided for himself, and whoever goes astray goes astray to his own loss. You are not a keeper over them.
Verily We have revealed unto thee the book of the Koran, for the instruction of mankind, with truth. Whoso shall be directed thereby, shall be directed to the advantage of his own soul; and whoso shall err, shall only err against the same: And thou art not a guardian over them.
Verily, We have revealed to you the Book with the truth for the sake of mankind; so whoever follows the right way, it is for the good of his own soul and whoever errs, he errs only to its injury; and you are not a custodian over them.
Surely We have sent down upon you (The Prophet) the Book for mankind with the Truth. So whoever accepts guidance, then it is for his self, and whoever errs (away) then surely he errs away only against it; and in no way are you a constant trustee over them.
Lo! We have revealed unto thee (Muhammad) the Scripture for mankind with truth. Then whosoever goeth right it is for his soul, and whosoever strayeth, strayeth only to its hurt. And thou art not a warder over them.
We have Sent down this Book to you with the truth for all mankind. So, he who comes to guidance does so for himself, and he who goes astray does so for his own loss; on you does not lie their guardianship.
BEHOLD, from on high have We bestowed upon thee this divine writ, setting forth the truth for [the benefit of all] mankind. And whoever chooses to be guided [thereby], does so for his own good, and whoever chooses to go astray, goes but astray to his own hurt; and thou hast not the power to determine their fate.
Surely We have revealed to you the Book ˹O Prophet˺ with the truth for humanity. So whoever chooses to be guided, it is for their own good. And whoever chooses to stray, it is only to their own loss. You are not a keeper over them.
We have sent down to you the Scripture for the people with truth. Then, whoever is guided is guided for himself, and whoever goes astray goes astray to his own loss. And you are not a keeper over them.
We have revealed the scripture through you for the people, truthfully. Then, whoever is guided is guided for his own good, and whoever goes astray goes astray to his own detriment. You are not their advocate.
Indeed, We sent down to you the Book for the people in truth. So whoever is guided - it is for [the benefit of] his soul; and whoever goes astray only goes astray to its detriment. And you are not a manager over them.
We sent down upon thee the Writ for mankind with the truth. And whoso is guided, it is for his soul; and whoso strays, he but strays against it. And thou art not a guardian over them.
Behold, (O Prophet) We have revealed unto you this Book expounding the Truth for all mankind. Then whoever chooses to see the roadway is guided for his own good. And whoever chooses to be lost, he strays only to his own detriment. Neither are you a custodian over them, nor do you have power to determine their fate. (Wakeel = Advocate, guardian, warder, warden, defender, watcher, responsible, accountable).
Surely, We have revealed the Book to you in Truth, for (teaching the whole) mankind. Then, he who receives guidance helps his own soul: But he who wanders away hurts his own soul. You (O Prophet!) are not set over them as a trustee over them (for their affairs).
We have sent down to you the Book for the people with truth. So, whoever follows the guidance, it is for his own good, and whoever goes astray, he will go astray only to his own detriment - and you are not responsible for them.
We have sent down to you the Book for the people with the truth. Then, whoever is guided is guided for himself, and whoever goes astray goes astray to his own loss. And you are not a keeper over them.