Diyanet İşleri
De ki: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin."
Zümer suresi
Zümer suresi, 46. ayet. قُلِ ٱللَّهُمَّ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ عَٰلِمَ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ أَنتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِى مَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
ḳuli-llâhümme fâṭira-ssemâvâti vel'arḍi `âlime-lgaybi veşşehâdeti ente taḥkümü beyne `ibâdike fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.
De ki: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yeryüzündeki her şey fidye olsa; insanın nankörlüğü Zümer 46–52 3
Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Hiçbir şeye güçleri yetmese ve düşünemiyor olsalar da mı?"
De ki: "Şefaat tümüyle Allah'a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra yalnız O'na döndürüleceksiniz."
Allah, bir tek (ilah) olarak anıldığında ahirete inanmayanların kalpleri daralır. Allah'tan başkaları (ilahları) anıldığında bakarsın sevinirler.
De ki: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen hükmedersin."
Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.
(Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış, alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır.
İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 45–46. ayetler için yazılmıştır.
45. Yüce Allah, müşriklerin durumlarını ve şirklerinin gereği olan davranışlarını söz konusu etmekte ve onların “Allah tek başına anıldığında” tevhid edildiğinde, din yalnızca O’na halis kılmak sureti ile amelde bulunulup O’nun dışında tapındıkları varlıklar terk edildiğinde “âhirete inanmayanların kalpleri nefretle dolar.” Bu işten alabildiğine nefret eder ve hiçbir şekilde hoşlanmazlar.
Buna karşılık “O’nun dışındakiler” putlar ve O’na eş koşulan ortaklar “anıldığında” ve bir kimse onlara ibadet etmeye çağırıp onları övdüğünde “hemen” mabudlarının anılmasına sevinirler ve şirk konusunda kendi hevâ ve arzularına uygun düştüğünden dolayı “yüzleri güler.”
Bu durum karşı karşıya kalınabilecek hallerin en kötüsü, en çirkinidir. Ama onların cezalandırılması için vaadolunan gün, ceza/kıyamet günüdür. Orada onların haksızlıkları cezalandırılacaktır ve o vakit Allah’tan başka tapındıkları uydurma ilâhlarının kendilerine en ufak bir faydalarının olmadığı görülecektir. İşte bundan dolayı devamla şöyle buyrulmaktadır:
46. “De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan” ve onları düzenleyen, işlerini çekip çeviren, bizim göremediğimiz ve bilemediğimiz “gizliyi ve” görüp tanık olduğumuz “açığı bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri konularda kullarının arasında Sen hüküm vereceksin.” İhtilafın söz konusu olduğu en büyük husus ise ihlâs sahibi muvahhidler ile Senin dışında birtakım putları, heykelleri ve Sana eş koşulan varlıkları ilâh edinen müşrikler arasındaki ihtilaftır.
İhlaslı muvahhidler izledikleri yolun hak olduğunu, âhirette güzel mükâfatların yalnızca kendilerinin olduğunu söylerler.
Müşrikler ise ilâh diye edindikleri ve hiçbir değeri bulunmayan put ve heykelleri sana ortak tutarlar. Şanına yakışmayan ve senin için kusur olacak şeyleri sana nispet ederler. Uydurma ilâhları anıldığı vakit sevinir, Sen anıldığın vakit nefret duyarlar. Bununla birlikte kendilerinin hak üzere olduklarını, başkalarının ise batıl yolda olduğunu, güzel mükâfatların da kendilerinin olacağını ileri sürerler.
Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “İman edenler, yahudiler, sâbiîler, hristiyanlar, Mecusiler/ateşperestler ve müşrikler (var ya); muhakkak Allah Kıyamet gününde aralarında hükmedecektir. Muhakkak Allah her şeye şahittir.” (el-Hac, 22/17) Bundan sonraki âyeti kerimelerde Yüce Allah, onlar arasında hükmünü şöyle haber vermektedir: “Bunlar Rableri hakkında davalaşan iki hasımdırlar. Kâfir olanlar için ateşten elbiseler biçilir. Başları üzerinden kaynar su dökülür. Onunla karınlarında ne varsa eritilir, derileri de. Ve onlar için demirden topuzlar da vardır.” (el-Hac, 19/21) Ve nihâyet bu açıklamaları şu buyruklara kadar devam eder: “Muhakkak Allah mü’min olup salih amel işleyenleri altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onlar orada altın bileziklerle ve incilerle bezenirler. Orada giyecekleri de ipektir.” (el-Hacc, 22/23)
Bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “İman edenler ve imanlarına zulüm karıştırmayanlara gelince, işte onlaradır güven ve onlardır hidâyete ermiş olanlar.” (el-En’âm, 6/82)
“Gerçek şu ki, kim Allah’a ortak koşarsa, hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır. Onun varacağı yer ise ateştir.” (el-Mâide, 5/72)
Bu âyet-i kerimede Yüce Allah’ın yaratmasının kapsamı, ilminin kuşatıcılığı ve bütün kulları arasındaki hükmünün umumiliği dile getirilmektedir. Mahlukatın ortaya çıkmasını sağlayan kudreti, O’nun her şeyi kuşatan ilmi, kulları arasında hüküm vereceğine, onları ölümlerinden sonra dirilteceğine, hayrı ile şerri ile amellerini, bu amellerinin karşılıklarını bildiğine, ayrıca yaratmasının da ilmine delil olduğuna delâlet etmektedir: “Yaratan bilmez mi hiç?” (el-Mülk, 67/14)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul- De ki: "Geçmiş bir benzeri olmadan gökleri ve yeri yaratan, gaybı da görünen alemi de bilen Allah'ım! Bunlardan hiçbir şey sana gizli kalmaz. Kıyamet günü kullarının dünyada kendi aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda yalnızca Sen hükmedeceksin. Haklı ile haksız, mutlu ve behbaht olanlar birbirinden ayrılacaktır."
Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Hikmet
O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah'ın "ol" deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O'nun sözü gerçektir. Sur'a…
Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Hikmet
O, gaybı da görünen alemi de bilendir, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Şahitlik
(Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Hikmet
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Hikmet
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Aynı kök: فطر (20 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik
İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."
Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik
Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu…
Aynı kök: فطر (20 geçiş)
De ki: "Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı dost edineceğim." De ki: "Bana,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Ey gökleri ve yeri yoktan yaratan, dipnot 1 görünmeyeni de görüneni de bilen dipnot 2 Allah'ım! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin."
De ki: "Allah'ım! Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Ey idraki aşan hakiketleri de, idrak edilenleri de bilen! Kullarının tartıştıkları konularda, aralarında son sözü söyleyecek olan yalnızca Sensin, Sen!
De ki: "Ey Allahım! Ey gökleri ve yeri yaratan! Ey yaratılmış varlıkların kavrayış alanı dışındaki şeyleri de, yaratılmışların akıl ve duyularıyla görüp gözleyebildiklerini de bilen! Kullarının ayrılığa düştükleri her konuda (Kıyamet Günü) aralarında hüküm verecek olan Sensin!"
De ki: "Ey Allah'ım, semaların ve arzın Fatır'ı; gaybı ve şehadeti bilen; tartıştıkları konuda kulların arasında sen hüküm verirsin!"
De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve müşahede edilebileni bilen Allah'ım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında sen hüküm vereceksin."
De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de aşikârı da bilen Allah! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak sen vereceksin.
De ki: "Allahım! Gökleri ve yeryüzünü Yoktan Yaratan! Gizli gerçekleri ve görünenleri Bilen! Kullarının uyuşmazlığa düştüğü şeyler hakkında, Sen yargı vereceksin!"
De ki: "Ey Allah'ım!Ey göklerin ve yerin yoktan yaratıcısı!Ey gizli ve açık her şeyi bilen! Kullarının, arasında ayrılığa düştükleri konularda hüküm verecek sensin."
De ki: "Gökleri ve yeri yoktan var eden, gizliyi ve açığı Bilen Tanrım, ayrılığa düştükleri konularda kulların arasında hükmü yalnız sen verirsin."
De ki, 'Gökleri ve yeri yoktan var eden, gizliyi ve açığı Bilen Tanrım, ayrılığa düştükleri konularda kulların arasında hükmü yalnız sen verirsin.'
De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım, kullarının arasında o ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında sen hüküm vereceksin!"
De ki: ey Gökleri ve Yeri yaradan ve gayb-ü şehadeti bilen Allahım! Kullarının arasında o ıhtılaf edip durdukları şeyler hakkında sen huküm vereceksin
De ki: "Göklere ve yere işleyiş yasalarını koyan, gaybı dipnot 1 ve görüneni bilen Allah'ım! Kullarının aralarında çekiştikleri şeyler hakkında hüküm verecek olan Sen'sin."
De ki: "Göklere ve yere işleyiş yasalarını koyan, gaybı dipnot 1 ve görüneni bilen Allah'ım! Kullarının aralarında çekiştikleri şeyler hakkında hüküm verecek olan Sen'sin."
De ki: "Göklere ve yere işleyiş yasalarını koyan, gaybı dipnot 1 ve görüneni bilen Allah'ım! Kullarının aralarında çekiştikleri şeyler hakkında hüküm verecek olan Sen'sin."
De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan (fatır), gaybı ve müşahede edilebileni bilen Tanrım. Anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında sen hüküm vereceksin."
De ki: "Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de, aşikarı da bilen Allah, kullarının arasında ihtilaf etmekde oldukları şeyler hakkındaki hükmü sen vereceksin".
De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım; ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kulların arasında Sen hükmedersin.
(45-52) Allah’ın bir olması hatırlatıldığında / zikredildiğinde Ahiret gününe iman etmeyenlerin kalpleri tiksinir , O’nun dışındakiler anıldığında o vakit sevinirler. Semaları ve arzı fıtratlı yaratan (Fâtır) tanık olunanı ve de gaybolanı bilen ey Allah’ım, sen kulların arasında ayrılığa düştükleri / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verirsin. Zalimler muhakkak ki arzda ne varsa ve de bir mislini de ekleyerek hepsini toplasalar, onu (topladıklarını) kıyamet günü suçlarına yönelik fidye olarak verirlerdi / affedilme bedeli olarak önerirlerdi, hesaba katmadıkları her şey Allah tarafından onların önüne dökülmüştür / ortaya çıkarılmıştır. Suçları ve kazandıkları ortaya çıkarılmıştır / açığa çıkmıştır , alay ettikleri ne varsa onları sarmıştır / hak olmuştur. İnsana bir zarar dokundu mu bize çağrı da bulunur , s onra bizden ona bir nimet sunulduğunda ise der ki bu bana ilmim nedeniyle verildi , bilakis o bir sınamadır / fitnedir ve fakat onların çoğu bilmezler, k esinlikle onlardan öncekiler de o şekilde demişlerdi , (İlmimiz nedeniyle bize verildi) Kazandıkları şeyler onlara bir fayda sağlamadı, kazandıkları nedeniyle kötülük onlara isabet etti / gelip onları buldu , zalimler öyleleridir ki işte onlara da kazandıkları nedeniyle kötülük isabet edecektir, onlar aciz bırakamazlar. Hâlâ bilmediler mi muhakkak ki Allah, dilediğine rızkı basitleştirir / genişletir ve de kısıt koyar / takdir eder, işte bunda iman eden kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Dünyevileşmiş akıl açlık evrenseldir ihtiyaçlar sınırsızdır der vahyi akıl rızık evrenseldir paylaşmak sorumluluktur der.)
De ki: “Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da görünen âlemi de bilen Allah’ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında Sen hükmedersin.”
De ki: "Allah'ım, ey gökleri ve yeri yoktan var eden, görülmeyeni ve görüleni bilen! Ancak Sen, ayrılığa düştükleri şeylerde kullarının arasında hükmedersin."
De ki: "Göklerin ve yerin yaratıcısı, gaybı ve şehadeti (algılanamayanı da algılanabileni de) bilen Allah'ım! Kullarının ihtilafa düştükleri şeylerde, aralarında hükmü sen vereceksin! dipnot 1 "
De ki "Göklerin ve yerin yaratıcısı, görüneni de görünmeyeni de bilen Allah'ım! Kullarının tartıştığı her konuda, aralarında hüküm verecek olan sensin."
De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve görüleni bilen Allah'ım! Hakkında anlaşmazlığa düştükleri hususlarda kulların arasında hüküm verecek sensin.
De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, görülmeyeni ve görüleni bilen Allahım, hakkında anlaşmazlığa düştükleri hususlarda kulların arasında hüküm verecek sensin.
De ki: "Ey Allah'ım! Ey gökleri ve yeri yaratan, ey görülemeyeni ve görüleni bilen! Sen hüküm vereceksin kulların arasında, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında."
Say O Muhammad in your prayer: O Allah, the Creator of the heavens and the earth, Omniscient of the invisible and the unknown as well as of the evident and the known, You shall sit in judgement and judge between Your people the worshippers and the non worshippers You will give decisions on matters of variance and on religious matters which created among them an age of dissension and discord.
Say, ‘God! Creator of the heavens and earth! Knower of all that is hidden and all that is open, You will judge between Your servants regarding their differences.’
Say: "O Allah! Creator of the heavens and the earth! Knower of all that is hidden and open! it is Thou that wilt judge between Thy Servants in those matters about which they have differed."
Say: "O Allah, the Originator of the heavens and the earth, the Knower of the unseen and the seen, You it is Who will judge among Your servants concerning what they differed.
Say: ‘O Allah, Originator of the heavens and the earth, Knower of the Unseen and the Visible, You will judge between Your slaves regarding what they differed about. ’
Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "O Allâh! Creator of the heavens and the earth! All-Knower of the Ghaib (Unseen) and the seen! You will judge between your slaves about that wherein they used to differ."
Say, ‘O Allah! Originator of the heavens and the earth, Knower of the sensible and the Unseen, You will judge between Your servants concerning that about which they used to differ. ’
Say, `O Allâh! Originator of the heavens and the earth, Possessor of the knowledge of the unseen and the seen, You alone judge between Your servants concerning that wherein they differ. '
Say: 'O God, Thou originator of the heavens and the earth who knowest the Unseen and the Visible, Thou shalt judge between Thy servants touching that whereon they are at variance. '
Say: "O Lord, Originator of the heavens and the earth, Knowledgeable of the secrets of the tangible and intangible universe. You are the Only One Who will judge between us in what we differ in."
Say, 'O God! originator of the heavens and the earth, who knowest the unseen and the visible, thou wilt judge between thy servants concerning that whereon they do dispute!'
Say, "Our god, Initiator of the heavens and the earth, Knower of the unseen and the seen, You will judge between Your servants regarding what they disputed in."
Say, O God, the creator of heaven and earth, who knowest that which is secret, and that which is manifest; thou shalt judge between thy servants concerning that wherein they disagree.
Say, "O Allah! Originator of the heavens and the earth, Knower of the unseen and the seen! Only Thou judgest between Thy servants as to that wherein they differ. "
Say, (This is addressed to the Prophet) "O Allah, (The Arabic word has the supplication suffix-umma) Originator (Literally: Renderer) of the heavens and the earth, Knower of the Unseen and the Witnessed, You will judge among Your bondmen concerning whatever they used to differ about. "
Say: O Allah! Creator of the heavens and the earth! Knower of the Invisible and the Visible! Thou wilt judge between Thy slaves concerning that wherein they used to differ.
Say: "O God, the originator of the heavens and the earth, the knower of the unknown and the known, You alone will judge between Your creatures for things they differed about. "
Say: "O God! Originator of the heavens and the earth! Knower of all that is beyond the reach of a created being’s perception, as well as of all that can be witnessed by a creature’s senses or mind! It is Thou who wilt judge between Thy servants [on Resurrection Day] with regard to all on which they were wont to differ!"
Say, ˹O Prophet,˺ "O Allah—Originator of the heavens and the earth, Knower of the seen and unseen! You will judge between Your servants regarding their differences."
Say: "O God, Initiator of the heavens and the Earth, Knower of the unseen and the seen, You will judge between Your servants regarding what they disputed in. "
Proclaim: "Our god, Initiator of the heavens and the earth, Knower of all secrets and declarations, You are the only One who judges among Your servants regarding their disputes."
Say, "O Allah, Creator of the heavens and the earth, Knower of the unseen and the witnessed, You will judge between your servants concerning that over which they used to differ. "
Say thou: “O God, the Creator of the Heavens and the Earth, the Knower of the Unseen and the Seen: Thou wilt judge between Thy servants concerning that wherein they differed.”
Say, "O Allah! Originator of the heavens and the earth, Knower of the Invisible and the Visible! It is You Who will judge between Your servants wherein they differed. "
Say: "O Allah! Creator of the heavens and the earth! Knower of all that is hidden (Aa’lam-al-Ghaib), and all that is seen! It is You, Who will judge between Your Servants in those matters about which they have differed. "
Say, "O Allah, the Creator of the heavens and the earth, the Knower of the unseen and the seen, you will judge between Your servants in that about which they used to differ.
Say: "Our god, Initiator of the heavens and the earth, Knower of the unseen and the seen, You will judge between Your servants regarding what they disputed in."