Diyanet İşleri
(39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"
Zümer suresi
Zümer suresi, 39. ayet. قُلْ يَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَٰمِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
ḳul yâ ḳavmi-`melû `alâ mekânetiküm innî `âmil. fesevfe ta`lemûn.
(39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Allah kuluna yetmez mi?" Şefaat tümüyle Allah'ındır Zümer 36–45 3
Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan (Allah'tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.
Allah, kimi de doğru yola iletirse artık onu saptıracak hiç kimse yoktur. Allah mutlak güç sahibi, intikam sahibi değil midir?
Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette, "Allah", derler. De ki: "Peki söyleyin bakalım? Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah'ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O'nun rahmetini engelleyebilirler mi?" De ki: "Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O'na tevekkül ederler."
(39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!"
(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin.
Allah, (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 39–40. ayetler için yazılmıştır.
39. Yani ey Peygamber, “de ki: Ey kavmim! Kendi yolunuzca yapacağınızı yapın.” Yani kendiniz için razı olduğunuz hal üzere, yani ibadete layık olmayanlara ve hiçbir hususta en ufak bir yetkisi bulunmayanlara ibadet etme haliniz üzere elinizden geleni yapın.
Zira sizi kendisine davet etmiş olduğum dini yalnızca Allah’a halis kılma esası üzere “ben de yapacağım. Pek yakında” güzel âkıbetin kimin olacağını “bileceksiniz.”
40. Ve bu dünyada “rezil edecek azabın kime geleceğini ve” âhirette de “ebedi azabın da kimin başına ineceğini” ve onun yakasını asla bırakmayacağını, hiç sonunun gelmeyeceğini de bileceksiniz.
Bu, büyük bir tehdittir. Onlar, ebedi azabı hak ettiklerini biliyorlardı. Ancak zulüm ve inatları, iman etmelerine engel olmuştu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- De ki: "Ey Kavmim! Allah'a şirk koşmaya razı olduğunuz hal üzere amel etmeye devam edin. Şüphesiz ki ben, tevhide davet etme ve ibadeti yalnızca O'na has kılma hususunda Rabbimin bana emrettiğini yapacağım. Bu iki yolu tutanların akıbetlerinin ne olduğunu (yakında) bileceksiniz."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(39, 40) De ki: "Ey kavmim! Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki ben de (görevimi) yapacağım!" Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve kalıcı bir azabın kime konacağını ileride bileceksiniz. dipnot 1
Uyar: "Ey kavmim! Siz kendinize yakışanı yapınız! Şunu iyi biliniz ki ben de (kendime yakışanı) yapmaktayım. Unutmayın ki, zamanı gelince onlar bilecekler
De ki: "Ey (hakikati inkar eden) kavmim! Elinizden gelen her şeyi yapın, ben de (Allah yolunda) gayret göster(meye devam ed)eceğim; yakında göreceksiniz,
De ki: "Ey halkım! Anlayışınız kadarıyla elinizden geleni yapın; muhakkak ki ben de yapmaktayım. . . Yakında bileceksiniz. . . "
De ki: "Ey kavmim, üzerinde bulunduğunuz duruma göre yapın edin; elbette ben de yapıp ederim. Artık yakında öğreneceksiniz."
De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de yapacağım!
De ki: "Ey toplumum! Elinizden geleni yapın; kuşkusuz, ben de yapacağım. Artık, yakında öğreneceksiniz!"
- De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız, doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap, kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!"
De ki: "Ey halkım, bildiğinizi yapın, ben de yapacağım. İleride bileceksiniz:"
De ki, 'Ey halkım, bildiğinizi yapın, ben de yapacağım. İleride bileceksiniz:'
De ki: "Ey kavmim, haliniz üzere çalışın; şüphesiz ben de çalışıyorum. Artık ileride bileceksiniz:
De ki: ey kavmim! haliniz üzere çalışın, her halde ben çalışıyorum, artık ileride bileceksiniz:
De ki: "Ey halkım! Elinizden geleni yapın! Ben de bana düşeni yapacağım. Yakında anlayacaksınız!"
De ki: "Ey halkım! Elinizden geleni yapın! Ben de bana düşeni yapacağım. Yakında anlayacaksınız!" dipnot 1
De ki: "Ey halkım! Elinizden geleni yapın! Ben de bana düşeni yapacağım. Yakında anlayacaksınız!" dipnot 1
De ki: "Ey kavmim, üzerinde bulunduğunuz duruma göre yapın edin; elbette ben de yapıp ederim. Artık yakında öğreneceksiniz."
De ki: "Ey kavmim, siz bulunduğunuz haal (ve minval) üzere çalışın. Şübhesiz ben çalışanım. Binaen'aleyh yakında bileceksiniz ki,
De ki: Ey kavmim; elinizden geleni yapın. Doğrusu ben de yapacağım. Ve yakında bileceksiniz.
(32-40) Allah’a yalan atandan ve o / kuran kendisine geldiğinde kalpten tasdik ederek yalanlayandan daha zalim kim olabilir ki? Cehennem de kafirlere yer mi kalmadı ki? Sözüne bağlılıkla / sadakatle gelen ve onu onaylayan / tasdik eden, işte onlar sakınanlardır. Onlara Rableri yanında istedikleri vardır , işte bu güzel davrananların / ihsanda bulunanların karşılığıdır. Allah onların yaptıklarının / amellerinin en kötü lerini örtecek (kefaret edecek) onları yapıyor olduklarının daha güzeli ile ecirlendirecek / mükafatlandıracak. Kullarına Allah yeterli değil midir? / kâfi değil midir? Seni O’nun dışındakilerle / Allah’ın dışındakilerle korkutuyorlar! Kimi Allah saptırırsa, ona yola girmek yoktur / hidayet yoktur. Allah kimi de yola yönlendirmişse artık onu da saptıracak yoktur. Allah saygıdeğer ve öcünüalan/ intikam sahibi değil midir? (Yaptığının acısını aynen tattıran) Eğer onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorsan? diyecekler ki Allah, eğer Allah bana bir zarar dilerse / murad ederse, onlar onun zararını kaldırabilecekler mi? Ya da bana bir rahmet murad ederse, onlar, Onun rahmetini tutacaklar mı? (Rahmetin bana gelmesini engelleyebilecekler mi?) De ki Allah bana yeter, vekil tayin edenler / mütevekkiller, O’na sorumluluğu bırakırlar / tevekkül ederler. De ki ey kavmim! mekanlarınızda çalışın bende çalışıyorum, kime onu rezil edecek azap geleceğini ve kimin üzerine daimî azabın serbest bırakılacağını (Helal: serbest bırakılan) nasıl olsa ilerde bileceksiniz.
De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım. Elbette yakında bileceksiniz."
De ki: "Ey kavmim, durumunuza göre bildiğinizi yapın, ben de (bildiğimi) yapıyorum; yakında bileceksiniz;"
De ki: "Ey halkım, elinizden ne geliyorsa yapın! Ben de yapıyorum. İleride öğreneceksiniz; dipnot 1
De ki "Ey halkım, kurulduğunuz makamlarda elinizden geleni yapın. Ben de elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa yakında öğreneceksiniz;
De ki: Ey halkım, bulunduğunuz hal üzere çalışın, ben de amel edip, çalışıyorum.
De ki: -Ey halkım, bildiğiniz gibi yapın, ben de yapacağım, ilerde bileceksiniz.
De ki: "Ey toplumum! Yapabildiğinizi yapın; ben de kendi işimi yapacağım. Yakında bileceksiniz,
Say to them: "O you people who are sunk under the vexations of thoughtless minds, you may pursue what your minds and souls impel you to do, I am steering my course of action by guiding principles set by Providence Who guides into all truth. You shall come to know who shall be the winner of Allah's mercy and successful in attaining the blissful end!
Say, ‘My people, do whatever is in your power- and so will I. You will find out
Say: "O my People! Do whatever ye can: I will do (my part): but soon will ye know-
Tell them: "My people, continue to work in your position as you will, I too will continue with my work. dipnot 1 Soon you shall know
Say: ‘My people, do as you think best; that is what I am doing. You will soon know
Say: (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) "O My people! Work according to your way, I am working (according to my way). Then you will come to know
Say, ‘O my people! Act according to your ability. I too am acting. Soon you will know
Say, `O my people, do your worst, I shall go on doing (my best). You shall soon know,
Say: 'My people, act according to your station; I am acting; and soon you will know
Say to disbelievers: "Do your best and I will do mine. "
Say, 'O my people! act according to your power; I too am going to act; and ye shall know. '
Say, "O my people, work according to your way, and I will work.
Say, O my people, do ye act according to your state; verily I will act according to mine: Hereafter shall ye know
Say: O my people! Work in your manner (or work as and how you can), surely I too am working. But soon you will come to know
Say, (This is addressed to the Ptophet) "O my people, behave (Literally: do) according to your situation; surely I am behaving (according to my situation); then eventually you will know.
Say: O my people! Act in your manner. Lo! I (too) am acting. Thus ye will come to know
Say: "O people, act as best you can on your part, I am acting too. You will come to know in time
Say: "O my [truth-denying] people! Do yet all that may be within your power, [whereas] I, behold, shall labour [in God’s way]: in time you will come to know
Say, ˹O Prophet,˺ "O my people! Persist in your ways, for I ˹too˺ will persist in mine. You will soon come to know
Say: "O my people, work according to your way, and I will work. You will come to know."
Say, "O my people, do your best and I will do my best; you will surely find out.
Say, "O my people, work according to your position, [for] indeed, I am working; and you are going to know
Say thou: “O my people: work according to your power — I am working; and you will come to know
Say, "O My people! Do all that may be in your power. For, behold, I am a laborer (in the Cause of Allah). In time you will come to know what you now don't.
Say: "O my people! Do whatever you can: I will do (my part): But soon will you know—
Say, "O my people, do at your place (what you are doing). I am to do (what I have been ordered to). Very soon, you will come to know
Say: "O my people, work according to your way, and I will work. You will come to know."