Diyanet İşleri
Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Harun'u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
Yûnus suresi · 75–93. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Yûnus suresi, 75. ayet. ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِم مُّوسَىٰ وَهَٰرُونَ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ بِـَٔايَٰتِنَا فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ
Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Harun'u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
Sonra onların ardından da Musa ile Harun'u delillerimizle Firavun'a ve yöneticilerine göndermiştik; (fakat) onlar kibirlenmiş ve suçlu bir toplum olmuşlardı.
Sonra onların izinden Musa ve Harun'u, ayetlerimizle Firavun ve onun etrafındaki yönetici seçkinlere gönderdik. Fakat büyüklük tasladılar: Zira onlar, günaha batmış bir topluluktular.
Bu (ilk peygamberlerden) sonra Musa ve Harun'u ayetlerimizle Firavun ve onun seçkinler çevresine gönderdik: ne var ki onlar, günaha gömülüp gitmiş bir topluluk oldukları için, büyüklük tasladılar,
Sonra, bunların ardından Musa'yı ve Harun'u, işaretlerimiz olarak ba'settik, Firavun'a ve ileri gelenlerine. . . (Onlar ise) kibirlendiler ve suçlular toplumu oldular.
Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar büyüklendiler. Onlar suçlu, günahkar bir kavimdi.
Sonra onların ardından da Firavun ve toplumuna Musa ile Harun'u mucizelerimizle gönderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkâr bir toplum oldular.
Sonra, Onların ardından, Firavun ve ileri gelenlerine, mucizelerimizle, Musa ve Harun'u gönderdik. Fakat büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
Sonra onların ardından da Musa ile Harun'u, Firavun ve toplumuna mucizelerimizle gönderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkar bir toplum oldular.
Sonra onların ardından Musa ve Harun'u Firavuna ve konseyine mucizelerimizle gönderdik. Fakat büyüklük tasladılar ve suçlu bir topluluk oldular.
Sonra onların ardından Musa ve Harun'u Firavun'a ve konseyine mucizelerimizle gönderdik. Fakat büyüklük tasladılar ve suçlu bir topluluk oldular.
Sonra bunların arkasından Musa ile Harun'u Firavun ve cemaatine gönderdik. İman etmeyi kibirlerine yediremediler. Zaten onlar suçlu bir toplum idiler.
Sonra bunların arkasından Musa ile Harunu Fir'avn ve cemaatine ayetlerimizle gönderdik, iymanı kibirlerine yediremediler ve mücrim bir kavm idiler
Sonra onların arkasından Musa ve Harun'u ayetlerimizle Firavun ve melelerine dipnot 1 gönderdik. Ancak onlar büyüklendiler, suçlu bir halk oldular.
Sonra onların arkasından Musa ve Harun'u ayetlerimizle Firavun ve melelerine dipnot 1 gönderdik. Ancak onlar büyüklendiler, suçlu bir halk oldular.
Sonra onların arkasından Musa ve Harun'u ayetlerimizle Firavun ve ileri gelenlerine gönderdik. Ancak onlar büyüklendiler, suçlu bir topluluk oldular.
Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar büyüklendiler. Onlar suçlu, günahkar bir kavimdi.
Sonra bunların (o peygamberlerin) ardından da Musayı ve Harunu ayetlerimizle Fir'avne ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Fakat (imanı) kibirlerine yediremediler. Onlar böyle günahkar bir kavm idiler.
Bunlardan sonra Musa ile Harun'u ayetlerimizle Firavun'a ve erkanına gönderdik. İnanmayı kibirlerine yediremediler. Zaten günahkar bir topluluktular.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Sonra onların ardından Mûsâ ve Hârûn’u ayetlerimizle Firavun ve kavmine gönderdik. Fakat büyüklük taslamışlardı. Onlar günahkâr bir kavim idi.
Sonra onların ardından Musa ve Harun'u ayetlerimizle birlikte Fir'avn'a ve adamlarına gönderdik; böbürlendiler ve suç işleyen bir topluluk oldular.
Sonra onların ardından Musa'yı ve Harun'u, ayetlerimizle birlikte dipnot 1 Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. Onlar da büyüklendiler ve suçlular topluluğu haline geldiler dipnot 2 .
Sonra onların ardından da Musa'yı ve Harun'u, ayetlerimizle birlikte Firavun'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Onlar da büyüklenmişlerdi. Zaten bir suçlular topluluğu idiler.
Sonra onların ardından Musa ve Harun’u ayetlerimizle Firavun ve kavmine gönderdik. Fakat büyüklük taslamışlardı. Onlar günahkar bir kavim idi.
Sonra onların ardından Musa ve Harun'u ayetlerimizle Firavun ve çevresine gönderdik. Fakat büyüklük taslamışlardı. Onlar zaten suçlu bir kavim idi.
Onların ardından da Musa ile Harun'u ayetlerimiz eşliğinde Firavun ve kurmaylarına gönderdik. Kibre saptılar ve günahkar bir topluluk oldular.
Yûnus suresi, 76. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰذَا لَسِحْرٌ مُّبِينٌ
Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Katımızdan onlara gerçek (bilgi) gelince "Elbette bu, apaçık bir büyüdür!" demişlerdi.
Şöyle ki: Katımızdan kendilerine hakikatin ta kendisi geldiği zaman dediler ki: "İşte bu kesinlikle ayan beyan bir sihirdir!"
Öyle ki, kendilerine katımızdan hak geldiği zaman, "Bakın, bu düpedüz bir büyü!" dediler.
İndimizden onlara Hak geldiğinde: "Muhakkak ki bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür."
Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: «Bu elbette apaçık bir sihirdir» dediler.
Bizim katımızdan, gerçek onlara geldiğinde, şöyle dediler: "Aslında, apaçık bir büyüden başka bir şey değil bu!"
Katımızdan onlara hak gelince,"Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler.
Tarafımızdan kendilerine gerçek gelince, "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Tarafımızdan kendilerine gerçek gelince, 'Bu apaçık bir büyüdür,' dediler.
Tarafımızdan kendilerine hak gelince, "Muhakkak bu açık bir sihir!" dediler.
Tarafımızdan kendilerine hak geldiği vakıt her halde bu açık bir sihir dediler
Onlara, Tarafımızdan hakikat dipnot 1 geldiği zaman, "Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir." dediler.
Onlara, Tarafımızdan hakikat dipnot 1 geldiği zaman, " Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir." dediler.
Onlara, Tarafımızdan hakk geldiği zaman, " Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir." dediler.
Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür."
Tarafımızdan kendilerine hak (mu'cize) geldiği vakit: "Her halde bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Tarafımızdan kendilerine hak geldiği vakit; doğrusu bu, apaçık bir büyüdür, dediler.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Katımızdan onlara hak geldiği zaman, onlar: "Bu, apaçık bir sihirdir!" demişlerdi.
Onlara katımızdan gerçek gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.
Katımızdan onlara gerçekler gelince "Bu apaçık bir sihirdir!" dediler dipnot 1 .
Bizim katımızdan olduğu belli olan o gerçek onlara gelince "Bu apaçık bir sihir!" dediler.
Katımızdan onlara hak geldiği zaman, onlar: Bu, apaçık bir sihirdir! demişlerdi.
Katımızdan onlara gerçek geldiği zaman, onlar: -Bu, apaçık bir sihirdir! demişlerdi.
Gerçek, katımızdan onlara geldiğinde şöyle demişlerdi: "Hiç kuşkusuz, bu, apaçık bir büyüdür."
Yûnus suresi, 77. ayet. قَالَ مُوسَىٰٓ أَتَقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَكُمْ أَسِحْرٌ هَٰذَا وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّٰحِرُونَ
Musa: "Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!" dedi.
Musa "Size gerçek (bilgi) geldiğinde onun için ‘Bu bir büyü müdür? (Hep böyle mi) dersiniz? (Oysa) büyücüler başarılı olamazlar!" diye sormuştu.
Musa dedi ki: "Siz (ayağınıza) gelen hakikat hakkında (hep) bu tarz mı düşünürsünüz? Ne yani, şimdi bu da mı sihir? İyi ama, sihirbazlar (bunu) başaramaz ki!"
Musa: "Size hak geldiğinde hakkında böyle mi konuşursunuz?" dedi, hiç büyü olabilir mi, bu? Hem de, büyücülerin mutlu sona asla ulaşamayacakları ortadayken!"
Musa dedi ki: "Size Hak geldiğinde böyle mi değerlendirirsiniz! Bu bir sihir midir? Sihirbazlar asla iflah olmazlar. "
Musa: "Size hak geldiğinde (böyle) mi söylersiniz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler" dedi.
Musa: «Size hak geldiğinde onun için (hep böyle) mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflâh olmazlar» dedi.
Musa, dedi ki: "Size gerçek geldiğinde, böyle mi diyorsunuz; büyü olabilir mi bu? Üstelik büyücülerin kurtuluşu yoktur!"
Musa,"Size hak geldiğinde onun için hep böyle mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar" dedi.
Musa, "Size gelen gerçeği böyle mi nitelendiriyorsunuz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler başarıya ulaşamaz."
Musa, 'Size gelen gerçeği böyle mi nitelendiriyorsunuz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler başarıya ulaşamaz.'
Musa dedi ki: "Size bir gerçek gelince böyle mi konuşuyorsunuz; bu sihir midir?" Halbuki sihirbazlar kurtuluşa erişemezler.
Musa, ya! dedi: size hak gelince böyle mi diyorsunuz? Bu sihir mi? Halbuki sihirbazlar felah bulmazlar
Musa: "Size gelen hakikat için, "bu sihirdir" mi diyorsunuz? Oysa sihirbazlar iflah olmazlar." dedi.
Musa: " Size gelen Hakikat için, "bu sihirdir" mi diyorsunuz? Oysa sihirbazlar iflah olmazlar." dedi.
Musa: "Siz; Hakk için, o size gelince bu sihir mi diyorsunuz? Oysa sihirbazlar iflah olmazlar." dedi.
Musa: "Size hak geldiğinde (böyle) mi söylersiniz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler" dedi.
Musa: "Siz, hak için, o size gelince (böyle) mi söylersiniz? Bu, bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar umduklarına eremezler" dedi.
Musa dedi ki: Hak size geldiğinde mi böyle söylersiniz? Bu mudur büyü? Halbuki büyücüler felah bulmazlar.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Mûsâ: "Size gelen hak için mi böyle söylüyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar asla kurtuluşa eremezler." demişti.
Musa: "Size gelen gerçek için böyle mi diyorsunuz? Büyü müdür bu? Halbuki büyücüler, iflah olmazlar!" dedi.
Musa şöyle dedi: "Size gerçekler geldiğinde, onlar için bunu mu söylüyorsunuz? Bu bir sihir mi? Sihir yapanlar umduklarına kavuşamazlar!"
Musa şöyle dedi: "Gerçekle yüzleşince mi bunu söylüyorsunuz? Bu şimdi sihir mi? Eğer öyleyse sihirbazlar umduklarına kavuşamazlar."
Musa: Size gelen hak için mi böyle söylüyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar asla kurtuluşa eremezler, demişti.
Musa: -Size gelen gerçek için mi böyle söylüyorsunuz? Bu sihir midir? Sihirbazlar asla kurtuluşa eremezler, demişti.
Musa dedi ki: "Gerçek size ulaştığında böyle mi konuşuyorsunuz? Büyü müdür bu? Büyücülerin kurtuluşu yoktur."
Yûnus suresi, 78. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَلْفِتَنَا عَمَّا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَا وَتَكُونَ لَكُمَا ٱلْكِبْرِيَآءُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا نَحْنُ لَكُمَا بِمُؤْمِنِينَ
Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz."
Onlar "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden) bizi döndüresin dipnot 1 ve yeryüzünde yücelik sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz size asla inanacak değiliz." demişlerdi.
(Yönetici seçkinler) dediler ki: "Sen, bizi atalarımızı üzerinde bulup izlerini takip ettiğimiz yoldan çevirmeye ve bu şekilde kendinize ülkede iktidar yolunu açmaya mı geldin? Fakat biz, her ikinize de asla inanacak değiliz."
(Seçkinler:) "Bizi atalarımızı inanç ve uygulama olarak izler bulduğumuz yoldan çevirmeye ve böylece ikinizin bu ülkede söz sahibi kimseler olmanızı sağlamaya mı geldin? Her ne hal ise, size, ikinize inanmıyoruz!" dediler.
Dediler ki: "Sen bizi, atalarımızın inancından çevirip ve yeryüzüne beraberce tahakküm etmek için mi geldin? Biz size (Musa ve Harun'a) iman edici değiliz. "
Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" dediler.
Onlar ise, şöyle demişlerdi:"Sen bize, babalarımızı üzerinde bulduğumuz (din) dan uzaklaştırmak için ve yeryüzündeki büyüklük sadece sizin ikinize âit olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz".
Dediler ki: "Atalarımızı üzerinde bulduğumuzdan bizi çevirmek ve bu topraklarda büyüklüğü elinize geçirmek için mi geldiniz? İkinize de inanmıyoruz!"
Bunun üzerine onlar şöyle dediler: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Biz size inanacak değiliz."
Dediler: "Sen, yeryüzünde büyüklük ikinize kalsın diye, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çevirmek için mi bize geldin? Biz sizi asla onaylamayız!"
Dediler: 'Sen, yeryüzünde büyüklük ikinize kalsın diye, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çevirmek için mi bize geldin? Biz size asla inanmayız.'
Dediler ki. "Sen bizi atalarımızın yolundan vazgeçirip bu yerde devlet ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmayız!"
Sen, dediler; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çeviresin de bu yerde devlet ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanamayız
Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size Mü'min dipnot 1 olacak değiliz.
Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size mü'min[1] olacak değiliz.
Dediler ki: "Sen; bizi, atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünde gücün ikinizin eline geçmesini sağlamak için mi geldin? Biz, size mü'min dipnot 1 olacak değiliz.
Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inançlılar (olacak) değiliz" dediler.
Dediler: "Sen atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yoldan) bizi döndüresin de bu yerde devlet ikinizin (elinde) olsun diye mi bize geldiniz? Biz ikinize de inanıcılar değiliz".
Dediler ki: Siz ikiniz; bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olmak için mi geldiniz? Biz, size inanmıyoruz.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Onlar ise: "Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve yeryüzünde büyüklük/hüküm sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz." dediler.
Dediler ki: "Sen bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden çeviresin de yeryüzünde büyüklük yalnız ikinize kalsın diye mi geldin? Biz size inanacak değiliz!"
Dediler ki: "Atalarımızı üzerinde gördüğümüz yoldan bizi çeviresin dipnot 1 ve bu topraklarda üstünlük size geçsin diye mi geldin? Biz sizin ikinize de inanacak değiliz."
Dediler ki "Atalarımızdan görüp bildiğimiz yoldan bizi çevirmek için mi geldin? Bu yerin büyüğü ikiniz olacaksınız öyle mi? Biz ikinize de inanmıyoruz."
Onlar ise: Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi çevirmek için ve yeryüzünde büyüklük/hüküm sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de iman etmiyoruz.
Onlar ise: -Sen bize, babalarımızı bulduğumuz yoldan bizi ayırmak ve yeryüzünde büyüklük sadece ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz.
Dediler ki: "Sen bize, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çeviresin de bu toprakta devlet ve ululuk ikinizin olsun diye mi geldin? Biz, ikinize de inanmıyoruz."
Yûnus suresi, 79. ayet. وَقَالَ فِرْعَوْنُ ٱئْتُونِى بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍ
Firavun, "Bütün usta sihirbazları bana getirin" dedi.
Firavun şöyle demişti: "Bilgili bütün büyücüleri bana getirin!"
Firavun ise (şu) emri verdi: "Tüm uzman sihirbazları bana getirin!"
Ve Firavun "En usta sihirbazları bana getirin!" diye emretti.
Firavun: "Bütün bilgili sihirbazları bana getirin!" dedi.
Firavun: "Bana bütün bilgin büyücüleri getirin" dedi.
Firavun dedi ki: Bilgili bütün sihirbazları bana getirin!
Firavun, şöyle dedi: "Bilgili büyücülerin tümünü getirin!"
Firavun,"Bana bütün bilgili büyücüleri getirin!" dedi.
Firavun, "Tüm uzman büyücüleri bana getirin!" dedi.
Firavun, 'Tüm uzman büyücüleri bana getirin!,' dedi.
Firavun da: "Bana bütün bilgiç büyücüleri getirin!" dedi.
Fir'avn da, bana bütün bilgiç sihirbazları getirin dedi
Firavun: "Bütün bilgin sihirbazları bana getirin!" dedi.
Firavun: "Bütün bilgin sihirbazları bana getirin!" dedi.
Firavun: "Bütün bilgin sihirbazları bana getirin!" dedi.
Firavun: "Bana bütün bilgin büyücüleri getirin" dedi.
Fir'avn: "Usta bütün sihirbazları bana getirin" dedi.
Firavun: Bütün bilgin büyücüleri bana getirin, dedi.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Firavun ise: "Bütün bilgin sihirbazları bana getirin!" dedi.
Fir'avn: "Bana bütün bilgili büyücüleri getirin." dedi.
Firavun dedi ki: "Usta sihirbazların hepsini bana getirin! dipnot 1 "
Firavun dedi ki "Ne kadar usta sihirbaz varsa hepsini bana getirin."
Firavun ise: Bütün bilgin sihirbazları bana getirin! dedi.
Firavun ise: -Bütün bilgin sihirbazları bana getirin! dedi.
Firavun seslendi: "Tüm bilgin büyücüleri huzuruma getirin!"
Yûnus suresi, 80. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ
Sihirbazlar gelince Musa onlara, "Atacağınızı atın (hünerinizi ortaya koyun)" dedi.
Büyücüler gelince Musa onlara "Ne atacaksanız atın!" demişti. dipnot 1
Sihirbazlar gelince, Musa onlara dedi ki: "Atın atacaklarınızı!"
Sihirbazlar gelince Musa onlara: "Haydi atın atmak (istediğinizi)!" dedi.
Ne zaman ki sihirbazlar toplandı, Musa onlara: "Atacağınızı atın" dedi.
Büyücüler geldiğinde Musa: "Atacağınız şeyleri atın" dedi.
Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacağınızı atın, dedi.
Büyücüler geldiğinde, Musa, dedi ki: "Ne atacaksanız atın!"
Büyücüler gelince Musa onlara,"Atacağınızı atın!" dedi.
Büyücüler gelince, Musa onlara, "Ne atacaksanız atın!" dedi.
Büyücüler gelince, Musa onlara, 'Ne atacaksanız atın!,' dedi.
Bunun üzerine büyücüler gelince Musa onlara: "Ne atacaksanız ortaya siz atın!" dedi.
Bunun üzerine sihirbazlar geldiği vakıt Musa onlara ne ortaya atacaksınız siz atın dedi
Sihirbazlar gelince, Musa onlara: "Atacaklarınızı atın." dedi.
Sihirbazlar gelince, Musa onlara: "Atacaklarınızı atın." dedi.
Sihirbazlar gelince, Musa onlara: "Atacaklarınızı atın." dedi.
Büyücüler geldiğinde Musa: "Atacağınız şeyleri atın" dedi.
Nihayet sihirbazlar geldiği zaman Musa onlara (ortaya) ne atacaksanız atın" dedi.
Sihirbazlar gelince, Musa onlara: Atacağınızı atın, dedi.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Sihirbazlar gelince Mûsâ onlara: "Atacağınızı atın!" dedi.
Büyücüler gelince Musa onlara: "Atacağınızı atın (hünerinizi gösterin)." dedi.
Sihirbazlar gelince Musa onlara "Haydi atın atacağınızı!" dedi dipnot 1 .
Sihirbazlar gelince Musa onlara: "Ne atacaksanız atın!" dedi.
Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacağınızı atın, dedi.
Sihirbazlar gelince Musa onlara: -Ne ortaya koyacaksanız koyun! dedi.
Büyücüler gelince, Musa onlara şöyle dedi: "Ortaya koyma gücünde olduğunuz şeyleri sergileyin."
Yûnus suresi, 81. ayet. فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ
Sihirbazlar atacaklarını atınca, Musa dedi ki: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.
Onlar (iplerini) atınca Musa şunu söylemişti: "Sizin getirdiğiniz şey (bilinen bir) büyüdür. Şüphesiz ki Allah onu boşa çıkaracaktır." Şüphesiz ki Allah bozguncuların işini düzeltmez.
Onlar (gözbağcılığa dayalı düzeneklerini) atınca Musa dedi ki: "Sizin karşıma çıkardığınız sadece sihir! Elbette Allah bunu boşa çıkaracaktır: çünkü Allah fesatçıların işini amacına ulaştırmaz.
Böylece onlar (asalarını) atıp (gözbağcılık yoluyla izleyenleri etkileyince) Musa onlara: "Bu yaptığınız sihirden başka bir şey değil; Allah bunu mutlaka boşa çıkaracaktır! Gerçek şu ki, Allah bozgunculuk yapanların işini asla ileri götürmez.
Ne zaman ki attılar, Musa: "Sizin ortaya koyduğunuz sihir kuvvenizdir! Muhakkak ki Allah onu geçersiz kılacaktır! Şüphesiz ki Allah bozguncuların yaptığı işi olumlu sonuçlandırmaz!"
Onlar atınca, Musa dedi ki: "Sizlerin (ortaya) getirdiğiniz büyüdür. Doğrusu Allah onu geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez."
Onlar (iplerini) atınca, Musa dedi ki: «Sizin getirdiğiniz sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez.»
Onlar atınca, Musa, şöyle dedi: "Sizin getirdiğiniz büyüdür. Kuşkusuz, Allah, onu işe yaramaz kılacaktır. Kuşkusuz, Allah, bozgunculuk yapanların işlerini düzeltmez!"
Onlar iplerini ve değneklerini atınca Musa,"Sizin getirdiğiniz şey büyüdür, Allah onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez!" dedi.
Onlar atınca, Musa: "Sizin bu getirdiğiniz bir büyüdür. ALLAH elbette onu boşa çıkaracaktır. ALLAH bozguncuların işlerini düzeltmez" dedi. dipnot 1
Onlar atınca, Musa: 'Sizin bu getirdiğiniz bir büyüdür. ALLAH elbette onu boşa çıkaracaktır. ALLAH bozguncuların işlerini düzeltmez,' dedi.
Attıklarında Musa dedi ki: "Bu sizin yaptığınız sihirdir. Muhakkak Allah onu iptal edecektir. Şüphesiz ki, Allah fesatçıların işini düzeltmez."
Vakta ki attılar, Musa bu, sizin yaptığınız dedi: sihir, her halde Allah, onu ibtal edecek, her halde Allah, müfsidlerin ameline salah vermez
Onlar, atacaklarını atınca Musa: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah, bozguncuların işini düzeltmez." dedi.
Onlar, atacaklarını atınca Musa: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah, bozguncuların işini düzeltmez." dedi.
Onlar, atacaklarını atınca Musa: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah, bozguncuların işini düzeltmez." dedi.
Onlar atınca, Musa dedi ki: "Sizlerin (ortaya) getirdiğiniz büyüdür. Doğrusu Tanrı onu geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Tanrı, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez."
Vaktaki onlar atdılar. Musa dedi ki: "Bu sizin (meydana) getirdiğiniz (yapdığınız) şey sihirdir. Allah şübhesiz ki onun boşluğunu, asılsızlığını meydana çıkaracakdır. Allah elbette fesadcıların işini düzenlemez.
Onlar atacaklarını atınca; Musa dedi ki: Bu sizin yaptığınız sihirdir, Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah, elbette fesadçıların işini düzeltmez.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Onlar, atınca Mûsâ: "Yaptığınız şeyler sihirdir. Şüphesiz Allah onları boşa çıkaracaktır. Allah fesad çıkaranların işlerini düzeltmez." dedi.
Onlar (iplerini ve değneklerini atınca) Musa; "Sizin getirdiğiniz şey, büyüdür, dedi. Allah, onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez!"
Onlar (ellerindeki ipleri ve değnekleri) atınca Musa (Firavun ve hanedanına) dedi ki: "Asıl sihir /göz boyama sizin getirdiğinizdir. Allah onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez dipnot 1 .
Onlar (ellerindeki ipleri ve değnekleri) atınca Musa dedi ki "Bu yaptığınız tümüyle sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini yoluna koymaz."
Onlar, atınca Musa: Yaptığınız şeyler sihirdir. Şüphesiz Allah onları boşa çıkaracaktır. Allah fesad çıkaranların işlerini düzeltmez, dedi.
Onlar, ortaya koyunca, Musa: -Yaptığınız şeyler sihirdir. Şüphesiz Allah onları boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işlerini düzeltmez, dedi.
Onlar hünerlerini ortaya koyunca Musa dedi ki: "Sergilediğiniz şey büyüdür. Allah onu mutlaka hükümsüz kılacaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzgün yürütmez."
Yûnus suresi, 82. ayet. وَيُحِقُّ ٱللَّهُ ٱلْحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُجْرِمُونَ
Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir."
Suçluların hoşuna gitmese de Allah sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır.
Evet, etkili müdahelesiyle Allah hakkın (üstünlüğünü) gerçekleştirir; isterse günaha batmış olanlar bundan hoşlanmasın.
Tersine, kelimeleriyle ancak hakkın ortaya çıkmasını sağlar; günaha gömülüp giden insanlar bundan hoşnut olmasalar da!"
Allah, Kelimeleri olarak, Hakk'ı gerçekleştirecektir! Suçluların hiç hoşuna gitmese de!
Allah, suçlu günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.
"Suçlu olanlar hoşlanmasalar bile, Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir'' demişti.
"Allah, sözleriyle gerçeği zaten ortaya çıkarır; suçlular hoşlanmasa da!"
"Suçlular istemese de Allah, sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır!"
ALLAH sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Suçlular hoşlanmasa da...
ALLAH sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Suçlular hoşlanmasa da...
Allah kendi sözleriyle gerçeği ispat eder, suçlular hoşlanmasalar bile.
Allah, kelimatiyle hakkı ihkak edecek, isterse mücrimler hoşlanmasınlar
Suçlular hoşlanmasalar da Allah, kelimeleriyle dipnot 1 gerçeği ortaya çıkaracaktır.
Suçlular hoşlanmasalar da Allah, kelimeleriyle dipnot 1 gerçeği ortaya çıkaracaktır.
Suçlular hoşlanmasalar da, Allah, kelimeleriyle dipnot 1 gerçeği ortaya çıkaracaktır.
Tanrı, suçlu günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.
Allah, günahkarların hoşuna gitmese de, hakkın hak olduğunu kelimeleriyle isbat eder.
Ve suçlular istemese de Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirir.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Günahkârlar hoşlanmasa da Allah sözleriyle hakkı ortaya çıkaracaktır.
"Ve suçlular istemese de Allah, sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır!"
Suçlular hoşlanmasa da Allah sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır dipnot 1 ."
Allah, sözleriyle gerçeği ortaya çıkarır; isterse suçlular hoşlanmasın.
Günahkarlar hoşlanmasa da Allah sözleriyle hakkı ortaya çıkaracaktır.
Günahkarlar hoşlanmasa da Allah sözleriyle hakkı ortaya koyacaktır.
"Ve suçlular hoş görmese de Allah, hakkı, kelimeleriyle ortaya çıkarıp kanıtlayacaktır."
Yûnus suresi, 83. ayet. فَمَآ ءَامَنَ لِمُوسَىٰٓ إِلَّا ذُرِّيَّةٌ مِّن قَوْمِهِۦ عَلَىٰ خَوْفٍ مِّن فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِمْ أَن يَفْتِنَهُمْ وَإِنَّ فِرْعَوْنَ لَعَالٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلْمُسْرِفِينَ
Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.
Firavun ve yöneticilerinin kendilerine fitne (sıkıntı) vermelerinden korkmaları nedeniyle, kavminden bir grup insandan başka kimse Musa'ya iman etmemişti. Şüphesiz ki Firavun yeryüzünde kibirlenen biriydi ve elbette o, haddi aşanlardandı. dipnot 1
Firavun ve onların önde gelenleri kendilerine işkence ederler korkusuyla, Musa'ya onun kavminden sadece bir avuç insan iman etti. Çünkü Firavun ülkede gerçekten de otorite ve baskı sahibiydi; zaten o dengesizin tekiydi.
Firavun ve onun seçkinler çevresi kendilerine zulmeder korkusuyla (başkaları geri dururken) kavminden ancak birkaç kişi Musa'ya olan inançlarını açıkladılar: çünkü Firavun ülkede gerçekten de nüfuz ve iktidar sahibiydi, ve üstelik ölçüsüz, acımasız biriydi.
Firavun ve ileri gelenlerinin başlarına bela olacağı korkusuyla, Musa'ya, kendi halkından genç bir gruptan başka kimse iman etmedi. . . Muhakkak ki Firavun yeryüzünde zorba hükümran idi! Muhakkak ki o, israf edenlerdendi!
Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.
Firavun ve adamlarının kendilerine işkence yapmalarından korkmaları dolayısıyla, Musa'ya sadece kavminin gençleri iman etmişti. Şüphesiz Firavun, yeryüzünde büyüklük taslayan ve aşırı gidenlerdendi.
Firavun ve ileri gelenlerinin kötülüklerinden korktukları için, toplumunun arasındaki genç kuşaktan başkası Musa'ya inanmadı. Çünkü Firavun, ülkesinde büyüklük taslayan bir zorbaydı. Aslında, ölçüyü aşanlar arasındaydı.
Firavun ve etrafındakilerin, kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için, halktan bir grup gençten başka kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, yeryüzünde ululuk taslayan bir diktatör ve haddi aşanlardan biri idi.
Firavun ve erkanının işkence ve baskısından korktukları için Musa'yı, halkından ancak bir kaç kişi onayladı. Firavun, yeryüzünde haddi çok aşan bir zorba idi.
Firavun ve erkanının işkence ve baskısından korktukları için Musa'ya, halkından ancak bir kaç kişi inandı. Firavun, yeryüzünde haddi çok aşan bir tiran idi.
Özetle, Firavun ve adamlarının belası korkusundan önceleri Musa'ya -kavminin bir kısmından başka- iman eden olmadı; çünkü Firavun o yerde çok üstün ve çok aşırı giden taşkınlardan idi.
Hasılı Fir'avn ve cem'ıyyetinin belası korkusundan ibtida Musaya kavminin bir zürriyetinden başka iyman eden olmadı, çünkü Fir'avn o yerde çok üstün idi ve çok aşırı giden müsriflerden idi
Firavun ve melelerin, kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka iman eden olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.
Firavun ve melelerin dipnot 1 , kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka inanan olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.
Firavun ve ileri gelenlerinin, kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka inanan olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.
Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- inanan olmadı / inanmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.
Neticede (ve bidayetde) Musaya kavminin bir zürriyyetinden başkası — Fir'avn ile elebaşlarının kendilerine açacağı beladan korkusuna — iman etmedi. Çünkü Fir'avn o yerde (Mısırda) cidden gaalibdi ve cidden aşırı gidenlerdendi.
Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, kavminin bir kısım gençleri dışında kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, yeryüzünde çok ululanan ve gerçekten aşırı gidenlerdendi.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Kavminden Mûsâ'ya ’ya çok az bir topluluğun dışında iman eden olmadı. Onlar Firavun ve kavminin kendilerini (dinlerinden) çevirmesinden korkuyorlardı. Çünkü Firavun, o yerde üstündü ve o aşırı gidenlerdendi.
Fir'avn'ın ve adamlarının, kendilerine kötülük yapmasından korktukları için kavminin içinde Musa'ya, yalnız genç bir kuşaktan başkası inanmadı. Çünkü Fir'avn, yeryüzünde çok ululanan ve çok aşırı gidenlerden idi.
Firavun ve ileri gelenleri işkence eder dipnot 1 korkusuyla toplumundan bir grup genç dışında Musa'ya inanan olmadı. Çünkü Firavun o topraklarda tam hakimiyet kurmuştu ve gerçek anlamda aşırı gidenlerdendi dipnot 2 .
Firavun'un ve kendi önderlerinin baskısından korkmaları sebebiyle Musa'ya halkının gençleri dışında kimse inanmadı. Firavun orada tam bir hakimiyet kurmuştu ve aşırılıklar içindeydi.
Kavminden Musa’ya çok az bir topluluğun dışında iman eden olmadı. Onlar Firavun ve kavminin kendilerini (dinlerinden) çevirmesinden korkuyorlardı. Çünkü Firavun o yerde üstündü ve o, aşırı gidenlerdendi.
Firavun ve çevresindekilerin işkence yapmasından korkmalarından dolayı kavminden Musa'ya çok küçük bir grubun dışında inanan olmadı. Çünkü Firavun o yerde hakimdi ve O, aşırı gidenlerdendi.
Firavun ve kodamanlarının kendilerine kötülük etmelerinden korktukları için, kavmi arasından bir gençlik grubu dışında hiç kimse Musa'ya inanmadı. Çünkü Firavun, o toprakta gerçekten çok üstündü ve gerçekten sınır tanımaz azgınlardan biriydi.
Yûnus suresi, 84. ayet. وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰقَوْمِ إِن كُنتُمْ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُوٓا۟ إِن كُنتُم مُّسْلِمِينَ
Musa, "Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah'a iman etmişseniz, eğer O'na teslim olmuş kimseler iseniz, artık sadece O'na tevekkül edin" dedi.
Musa şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'a inandıysanız, O'na teslim olduysanız yalnızca O'na güvenin!" dipnot 1
Musa ise (onlara) dedi ki: "Ey topluluk! Eğer Allah'a inanıyorsanız, o halde yalnızca O'na güvenip dayanmanız gerekir: tabi ki siz O'na tam teslim olmuşsanız!
Musa: "Eğer Allah'a inanıyorsanız" dedi, "eğer gerçekten O'na bağlanıp kendinizi O'na teslim etmişseniz, öyleyse artık güvenin O'na!"
Musa: "Ey kavmim! Eğer Esma'sıyla sizi yaratmış Allah'a iman etmiş ve teslim olmuşlardansanız, O'na tevekkül (hakikatinizdeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman) edin" dedi.
Musa dedi ki: "Ey kavmim, eğer siz Allah'a iman edip müslüman olmuşsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin."
Musa dedi ki: Ey kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız sadece O'na güvenip dayanın.
Ve Musa, dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a inanıyorsanız, artık O'na güvenin; eğer teslim olanlar arasındaysanız?"
Musa dedi ki: "Ey kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız sadece O'na güvenip dayanın."
Musa: "Ey halkım, eğer gerçekten ALLAH'ı onaylamış ve O'na teslim olmuş iseniz O'na güvenin."
Musa: 'Ey halkım, eğer gerçekten ALLAH'a inanmış ve O'na teslim olmuş iseniz O'na güvenin.'
Musa da: "Ey kavmim, siz gerçekten Allah'a iman ettiyseniz, O'nun birliğine samimiyet ile teslim olmuş müslümanlar iseniz, artık O'na güvenin!" dedi.
Musa da, ey kavmim: siz gerçekten Allaha iyman ettinizse, onun birliğine ıhlas ile teslim olmuş müslimler iseniz artık ona i'timad edin dedi
Musa dedi ki: "Ey halkım! Eğer Allah'a iman etmişseniz ve O'na teslim olmuşsanız, o halde O'na tevekkül dipnot 1 edin."
Musa dedi ki: "Ey halkım! Eğer Allah'a iman etmişseniz ve O'na teslim olmuşsanız, o halde O'na tevekkül dipnot 1 edin."
Musa dedi ki: "Ey halkım! Eğer Allah'a iman etmişseniz ve O'na teslim olmuşsanız, o halde O'na tevekkül dipnot 1 edin."
Musa dedi ki: "Ey kavmim, eğer siz Tanrı'ya inanıp müslüman olmuşsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin."
Musa dedi: "Ey kavmim, eğer siz (gerçekden) Allaha iman etdiyseniz, Ona (ıhlas ile) teslim olmuş müslümanlar iseniz artık ancak Ona güvenib dayanın".
Musa dedi ki: Ey kavmim, eğer siz, gerçekten Allah'a iman etmişseniz ve müslüman olmuşsanız; artık O'na tevekkül edin.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Mûsâ: "Ey Kavmim! Allah’a iman ettiyseniz ve Müslümanlar iseniz sadece O’na tevekkül edin!" dedi.
Musa dedi ki: "Ey kavmim, eğer Allah'a inandıysanız, gerçekten müslüman insanlar iseniz o'na dayanın."
Musa dedi ki: "Ey halkım! Allah'a inanmış ve ona teslim olmuş kimselerseniz yalnız ona güvenip dayanın."
Musa dedi ki "Ey Halkım! Allah'a inanıp güveniyorsanız ve O'na teslim olmuşsanız O'na dayanın."
Musa: Ey Kavmim, Allah’a iman ettiyseniz ve müslümanlar iseniz sadece O’na tevekkül edin! dedi.
Musa: -Ey Kavmim, Allah'a inanıyorsanız ve teslim olmuşsanız O'na güvenin, dedi.
Musa dedi ki: "Ey toplumum! Eğer Allah'a inanmışsanız, müslümanlarsanız/Allah'a teslim olanlarsanız yalnız Allah'a dayanıp güvenin."
Yûnus suresi, 85. ayet. فَقَالُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
Onlar da şöyle dediler: "Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!"
Onlar da şöyle demişlerdi: "Yalnızca Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu için deneme konusu kılma! dipnot 1
Bunun üzerine dediler ki: "Yalnızca Allah'a güvenip dayandık: Rabbimiz! Bizi bu zalim kavmin zulmüne muhatap kılma!
Bunun üzerine onlar da: "Biz güvenimizi Allah'a bağlamışız! Ey Rabbimiz, bizi zalim bir topluluğun elinde rüsvay etme!" dediler.
(Onlar da) dediler ki: "Biz Allah'a tevekkül ettik (El Vekiyl isminin özelliğine iman ettik, vekilimiz O'dur). . . Rabbimiz, bizi onların zulmüne alet etme!"
Dediler ki: 'Biz Allah'a tevekkül ettik; Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne (konusu) kılma.'
Onlar da dediler ki: «Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluğu için deneme konusu kılma!
Dediler ki: "Allah'a güvendik!" "Efendimiz! Haksızlık yapan toplumla bizi sınama!"
Onlar da dediler ki: "Sadece Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluğu için deneme konusu kılma!"
Dediler ki: "ALLAH'a güvendik. Efendimiz, bizi zalim halkın baskısına maruz bırakma."
Dediler ki: "ALLAH'a güvendik. Rabbimiz, bizi zalim halkın baskısına maruz bırakma."
Onlar: "Biz Allah'a güvendik.Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine düşürme!
Onlar da, biz Allaha i'timad ettik, ya rabbena bizi o zalim kavmin fitnesine düşürme
Dediler ki: "Biz, Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabb'imiz! Bizi zalim halk için bir fitne dipnot 1 yapma."
Dediler ki: "Biz, Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizi zalim halk için bir fitne dipnot 1 yapma."
Dediler ki: "Biz, Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizi zalim halk için bir fitne dipnot 1 yapma."
Dediler ki: "Biz Tanrı'ya tevekkül ettik; rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne (konusu) kılma."
Onlar da şöyle dediler: "Biz yalınız Allaha güvenib dayandık. Ey Rabbimiz, bizi o zaalimler güruhuna bir fitne (mevzuu) yapma".
Onlar da dediler ki: Biz, Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbımız, bizi, o zalimler güruhu ile sınama.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Onlar da şöyle dediler: “Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!”
Dediler ki: "Allah'a dayandık, Rabbimiz bizi o zulmeden kavme fitne yapma (bizi onların işkencesiyle deneme)!
Bunun üzerine dediler ki: "Biz Allah'a güvenip dayandık. Rabbimiz! Bizi yanlışlar içindeki bu topluluğun (eline düşürüp de) fitne dipnot 1 /işkence konusu yapma.
Bunun üzerine dediler ki "Biz Allah'a güvenip dayandık. Ey Rab! Bizi yanlışlar içindeki o topluluğa ezdirme.
Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! O zulmeden kavmi bize fitne yapma!
-Allah'a güvendik, "ey Rabbimiz! Bizi o zulmeden kavme fitne yapma"
Şöyle yakardılar: "Yalnız Allah'a dayandık. Rabbimiz! Bizleri, zulmedenler toplumu için bir imtihan aracı yapma!"
Yûnus suresi, 86. ayet. وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
Bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan kurtar.
Bizi merhametinle o kâfirler topluluğundan kurtar!"
Ve bizi inkarda ısrar eden toplumun elinden lutfu kereminle kurtar!"
"Hakkı inkar eden bu toplumun elinden lütfunla kurtar bizi".
"Rahmetini bizde açığa çıkararak, hakikat bilgisini inkar edenler topluluğundan kurtar. "
"Ve bizi, kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar."
Ve bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar!»
"Nankörlük eden toplumdan, rahmetinle bizi kurtar!"
"Bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan kurtar!"
"Rahmetinle bizi inkarcı halktan kurtar."
'Rahmetinle bizi inkarcı halktan kurtar.'
Ve rahmetinle bizi o kafir kavimden kurtar!" dediler.
ve rahmetinle bizi o kafir kavmden kurtar dediler
Rahmetinle bizi Kafir dipnot 1 halktan kurtar.
Rahmetinle bizi Kafir dipnot 1 halktan kurtar.
Rahmetinle bizi gerçeği yalanlayan nankör halktan kurtar.
"Ve bizi, kafirler kavminden rahmetinle kurtar."
"Ve bizi rahmetinle o kafirler güruhundan kurtar".
Merhametinle o kafirler güruhundan bizi kurtar.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Rahmetinle bizi kâfirlerden kurtar, dediler.
"Acımanla bizi o inkarcı toplumdan kurtar."
Merhametinle bizi bu kafirler topluluğundan kurtar."
Yardım ve desteğinle bizi bu kafirler topluluğundan kurtar."
Rahmetinle bizi kâfirlerden kurtar, dediler.
Rahmetinle bizi kafirlerden kurtar, dediler.
"O küfre sapmış toplumdan rahmetinle bizi kurtar!"
Yûnus suresi, 87. ayet. وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰ وَأَخِيهِ أَن تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًا وَٱجْعَلُوا۟ بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Musa'ya ve kardeşine, "Kavminiz için Mısır'da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri müjdele" diye vahyettik.
Biz de Musa ve kardeşine "Kavminiz için şehirde evler hazırlayın! Evlerinizi kıble yapın! dipnot 1 Namazınızı da doğru kılın! dipnot 2 (Ey Musa)! Müminleri müjdele!" diye vahyetmiştik.
Derken Musa ve kardeşine şöyle vahyettik: "Şehirde toplumunuz için bazı evleri karargah edinin; kendi evlerinizi ise ibadethaneye dönüştürerek ibadetinizi eda edin! Ve (sen ey Musa!), mü'minleri (zaferle) müjdele!"
Biz de Musa ile kardeşine: "Şehirde halkınız için bazı evleri sığınak edinin" diye vahyettik, "ve (onlara deyin ki) 'Evlerinizi ibadet yerine dönüştürün; ve namazda devamlı ve kararlı olun! Ve (sen ey Musa!) inananları (Allah'ın yardımıyla) müjdele!"
Musa ve erkek kardeşine: "Mısır'da halkınız için evler hazırlayın. . . Evlerinizi ibadethane yapın ve salatı ikame edin. . . İman edenleri müjdele" diye vahyettik.
Musa ve kardeşine (şöyle) vahyettik: "Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan (ve kıbleye dönük) yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri de müjdele."
Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik.
Musa'ya ve kardeşine, şöyle bildirdik: "Toplumunuz için Mısır'da evler hazırlayın. Evlerinizi karşılıklı yapın ve namazı dosdoğru kılın; inananlara da sevinçli haberi verin!" dipnot 151
Biz de Musa ve kardeşine,"Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayınız ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapınız, namazlarınızı da dosdoğru kılınız. Ey Musa! Müminleri müjdele!" diye vahyettik.
Musa'ya ve kardeşine: "Halkınız için Mısır'da evler hazırlayın. Evlerinizi odak noktası yapın ve salatı gözetin. İman edenleri müjdeleyin" diye vahiy ettik.
Musa'ya ve kardeşine: 'Halkınız için Mısır'da evler hazırlayın. Evlerinizi tapınak yapın ve namazı gözetin. İnananları müjdeleyin,' diye vahyettik.
Biz de Musa ile kardeşine şöyle vahyettik. "Kavminiz için Mısır'da bir takım evler hazırlayın, evlerinizi kıble tarafına yapın ve namaz kılın! Bir de mü'minleri müjdele!"
Biz ise Musaya ve kardeşine şu vahyi verdik: kavminiz için Mısırda bir takım evler ihzar edin, ve evlerinizi kıble tarafına yapın ve namaz kılın, hem de mü'minleri tebşir eyle
Musa ve kardeşine vahyettik: "Halkınız için Mısır'da evler hazırlayın. Evlerinizi kıble dipnot 1 yapın ve salatı ikame edin. dipnot 2 Mü'minleri müjdele."
Musa ve kardeşine vahyettik: "Halkınız için Mısır'da evler hazırlayın. Evlerinizi kıble dipnot 1 yapın ve salatı ikame edin. dipnot 2 Mü'minleri müjdele."
Musa ve kardeşine vahyettik: "Halkınız için Mısır'da evler hazırlayın. Evlerinizi kıble dipnot 1 yapın ve salatı ikame edin. dipnot 2 Mü'minleri müjde."
Musa ve kardeşine (şöyle) vahyettik: "Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan (ve kıbleye dönük) yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın. İnançlıları müjdele."
Musaya ve biraderine: "Mısırda kavminiz için evler hazırlayın. O evlerinizi namazgah yapın. (Oralarda) dosdoğru namaz kılın. (Ey Musa) mü'minleri (dünyada nusret ve ahiretde cennetle) müjdele" diye vahyetdik.
Musa ve kardeşine de vahyettik ki: Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin namaz kılın. Ve mü'minlere müjdele.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Mûsâ ve kardeşine: "Mısır’da kavminize evler hazırlayın, evlerinizi namazgâh edinin, namazı ikame edin ve iman edenlere müjde verin!"diye vahyettik.
Musa'ya ve kardeşine "İkiniz kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın (ey İsrail oğulları) evlerinizi karşı karşıya kurun, namaz kılın ve (ey Musa) mü'minleri müjdele" diye vahyettik.
Musa ile kardeşine şunu vahyettik: 'Siz ikiniz Mısır'da halkınız için evler hazırlayın. Evlerinizi, kıbleye yönelik yapın; namazınızı düzgün ve sürekli kılın dipnot 1 . (Musa sen de) inanıp güvenenlere (bu sıkıntıların geçeceğine dair) müjde ver."
Biz de Musa ile kardeşine şunu vahyettik: "Mısır'da halkınız için evler hazırlayın. Evlerinize birer kıble dipnot 1 yapın ve namazı tam kılın. İnanıp güvenenlere de müjde verin."
Musa ve kardeşine: Mısır’da kavminize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin ve namazı ikame edin diye vahyettik ve iman edenlere müjde verin!
Musa ve kardeşine: -Mısır'da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin. Namaz kılın ve iman edenlere müjde verin! diye vahyettik.
Musa'ya ve kardeşine şunu vahyettik: Kavminiz için kendilerini yerleştirmek üzere Mısır'da evler hazırlayın. Evlerinizi kıble yapın/karşılıklı yapın ve namaz kılın. İnananlara müjde ver.
Yûnus suresi, 88. ayet. وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةً وَأَمْوَٰلًا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِكَ رَبَّنَا ٱطْمِسْ عَلَىٰٓ أَمْوَٰلِهِمْ وَٱشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا۟ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler."
Musa şöyle demişti: "Rabbimiz! Şüphesiz ki sen Firavun ve yöneticilerine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. dipnot 1 Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri) insanları senin yolundan saptırsınlar (diye mi verdin?) dipnot 2 Rabbimiz! Onların mallarını sil, kalplerine sıkıntı ver! Onlar o elem verici azabı görünceye kadar iman etmeyecekler." dipnot 3
Ve Musa "Rabbimiz!" dedi; "Şu bir gerçek ki Sen, Firavun ve onun yakın çevresine bu dünya hayatında göz kamaştırıcı bir saltanat ve mal verdin! Rabbimiz (işte) bu yüzden senin yolundan insanları saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların servetlerini kökünden kazı ve yüreklerine bunun acısını oturt; belli ki onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmeyecekler!"
Ve Musa: "Ey Rabbim!" dedi, "gerçek şu ki, Sen Firavun ve onun seçkinler çevresine dünya hayatında görkem ve zenginlik verdin; öyle ki, bunun sonucu olarak onlar da, ey Rabbim, (başkalarını) Senin yolundan çeviriyorlar! Ey Rabbimiz, öyleyse artık onların zenginliklerini silip yok et, (ve böylece) kalplerini katılaştır; çünkü çetin azabı görmedikçe inanmayacaklar!"
Musa dedi ki: "Rabbimiz! Muhakkak ki Firavun ve ileri gelenlerine, dünya hayatının zinet ve mallarını sen verdin. . . Rabbimiz, (halkı) senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz mallarını sil-süpür; içlerini bunalt! Zira onlar acı azabı görmedikçe iman etmezler. "
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler."
Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).
Musa, şöyle dedi: "Efendimiz! Aslında, Firavun ve ileri gelenlerine, dünya yaşamında varlık ve mal verdin!" "Efendimiz! Senin yolundan saptırmaları için mi?" "Efendimiz! Onların varlıklarını yok et, yüreklerine de darlık ver. Acı bir cezayı görünceye dek artık inanmazlar!"
Musa dedi ki: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen, Firavun ve kavmine dünya hayatında ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! Onlara bu nimetleri, insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler diye mi verdin? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver."
Musa dedi ki: "Efendimiz, sen Firavun ve konseyine dünya hayatında lüks ve mal verdin. Efendimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Efendimiz, onların mallarını silip süpür ve acı azabı görünceye kadar gerçeği onaylamasınlar diye kalplerini katılaştır." dipnot 1
Musa dedi ki: 'Rabbimiz, sen Firavun ve konseyine dünya hayatında lüks ve mal verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını silip süpür ve acı azabı görünceye kadar inanmasınlar diye kalplerini katılaştır.'
Musa dedi ki: "Ey Rabbimiz,sen Firavun'a ve adamlarına, dünya hayatında zinet, ihtişam ve nice nice mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını sil, süpür ve sıktıkça sık ki, o acı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."
Musa, ya rab! dedi, sen Fir'avne ve cem'iyyetine, dünya hayatta bir ziynet ve haşmet ve nice nice mallar verdin, yolundan saptırsınlar diye mi ya rab? Ya rab! Mallarını sil süpür ve kalblerini şiddetle sık ki o elim azabı görmedikçe iyman etmiycekler
Musa: "Ey Rabb'imiz! Firavun ve melelerine dünya hayatında ziynet dipnot 1 ve mallar verdin. Ey Rabb'imiz! Onlar ise bunu Sen'in yolundan saptırmak için kullanıyorlar. Rabb'imiz! Mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Zira onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Musa: "Ey Rabb'imiz! Firavun ve melelerine dünya hayatında ziynet dipnot 1 ve mallar verdin. Ey Rabb'imiz! Onlar ise bunu Senin yolundan saptırmak için kullanıyorlar. Rabb'imiz! Mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Zira onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Musa: "Ey Rabb'imiz! Firavun ve ileri gelenlerine dünya hayatında ziynet dipnot 1 ve mallar verdin. Ey Rabb'imiz! Onlar ise bunu Senin yolundan saptırmak için kullanıyorlar. Rabb'imiz! Mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Zira onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz sen Firavuna ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar inanmayacaklar."
Musa: "Ey Rabbimiz, dedi, hakıykaten Sen Fir'avne ve ileri gelenlerine dünya hayaatında zinet (-ü haşmet) ve (nice) mallar verdin, Senin yolundan sapdırsınlar diye mi hey Rabbimiz?! Sen onların mallarını yok et Rabbimiz, kalblerini şiddetle sık ki onlar o çetin azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyeceklerdir".
Musa dedi ki: Rabbımız, doğrusu sen Firavun'a ve erkanına bu dünyada hayatında süsler ve mallar verdin. Rabbımız; Senin yolundan insanları saptırsınlar diye mi? Rabbımız; mallarını yok et, onların kalblerini sık. Çünkü onlar, elim azabı görmedikçe iman etmezler.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Mûsâ: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Onlar (bununla) senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini katılaştır. Çünkü onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Musa: "Rabbimiz dedi, sen Fir'avn'a ve adamlarına yakın hayatta süs ve nice mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını yok et, kalblerini sık ki, acı azabı görünceye kadar inanmasınlar!"
Musa dedi ki: "Rabbimiz! Sen Firavun'a ve önde gelenlerine dünya hayatında süs ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını mahvet, kalplerini baskı altında tut. Bunlar bu acıklı azabı görünceye dek inanmayacaklar dipnot 1 ."
Musa dedi ki "Rabbimiz! Sen Firavun'a ve ileri gelen adamlarına dünya hayatında süs ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Sen onların mallarını yok et, kalplerini öyle baskı altında tut ki o acıklı azabı görünceye kadar inanamaz olsunlar."
Musa: Rabbimiz, doğrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, onlar (bununla )senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini şiddetle sık; Çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler, dedi.
Musa: -Rabbimiz, doğrusu sen Firavun'a ve çevresine zinetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar, dedi.
Musa şöyle dedi: "Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına şu geçici hayatta debdebe verdin, mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür, kalplerini şiddetle sık ki, acıklı azabı görünceye kadar inanmasınlar."
Yûnus suresi, 89. ayet. قَالَ قَدْ أُجِيبَت دَّعْوَتُكُمَا فَٱسْتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَآنِّ سَبِيلَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
Allah da, "Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin" dedi.
(Allah) "İkinizin duasına da elbette cevap verilmiştir. Siz doğru yolda olun ve o (gerçekleri) bilmeyenlerin yoluna uymayın!" demişti.
(Allah): "Doğrusu, her ikinizin de dileği kabul olumuştur" buyurdu; "bundan böyle doğru yolda sebat gösterin, cehalete gömülmüş kimselerin yoluna uymayın!"
(Allah:) "Bu dileğiniz kabul olundu" dedi, "öyleyse, siz ikiniz dosdoğru yolda sabır ve sebatla devam edin ve (doğru nedir, eğri nedir) bilmeyenlerin yolunu izlemeyin!"
(Allah) dedi ki: "İkinizin duasına gerçekten icabet edildi. . . O halde dosdoğru olun. . . Cahillerin yoluna tabi olmayın!"
(Allah) Dedi ki: "İkinizin duası kabul olundu. Öyleyse dosdoğru yolda devam edin ve bilgisizlerin yoluna uymayın."
(Allah): İkinizin de duası kabul olunmuştur. O halde siz doğruluğa devam edin ve sakın o bilmezlerin yoluna gitmeyin! dedi.
Dedi ki: "İkinizin yaptığı yakarışlar kabul edilmiştir. Bundan böyle dosdoğru yolda devam edin ve bilgisizlerin yoluna uymayın!"
Allah,"İkinizin de duası kabul edilmiştir. O halde siz doğruluğa devam edin ve sakın o bilmezlerin yoluna gitmeyin!" dedi.
Dedi ki: "İkinizin duası kabul edilmiştir. Doğru olun ve bilmeyenlerin yolunu izlemeyin."
Dedi ki: 'İkinizin duası kabul edilmiştir. Doğru olun ve bilmeyenlerin yolunu izlemeyin.'
Allah buyurdu ki: "Peki duanız kabul olundu, siz yine doğru ve dürüst olmaya devam edin ve kendini bilmeyenlerin yoluna uymayın!"
Peki buyurdu: duanız kabul olundu, siz yine istikamette devam edin ve kendini bilmiyenlerin meslekine uymayın
Allah: "İkinizin duası kabul olunmuştur. Siz, doğru yolunuza devam edin. Bilmeyenlerin yoluna uymayın." dedi.
Allah: "İkinizin duası kabul olunmuştur. Siz, doğru yolunuza devam edin. Bilmeyenlerin yoluna uymayın." dedi.
Allah: "İkinizin duası kabul olunmuştur. Siz, doğru yolunuza devam edin. Bilmeyenlerin yoluna uymayın." dedi.
(Tanrı) Dedi ki: "İkinizin duası kabul olundu. Öyleyse dosdoğru yolda devam edin ve bilgisizlerin yoluna uymayın."
(Allah) dedi ki: "ikinizin de düası kabul olunmuşdur. O halde yine istikaametde (doğru hareketinizde) devam edin. Sakın bilmezlerin yoluna uymayın".
Allah: ikinizin de duası kabul olundu. İkiniz de doğru yolda devam edin ve sakın bilmezlerin yolunu tutmayın, buyurdu.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Allah: "İkinizin duası da kabul olundu, (dininiz üzere) istikamet edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın!" dedi.
(Allah): "ikinizin du'ası kabul olundu," dedi, "doğru olun, bilmezlerin yoluna uymayın."
Allah (Musa ve Harun'a) dedi ki: "Duanız kabul edildi. Siz ikiniz dosdoğru olun ve bilmeyenlerin yoluna uymayın."
Allah dedi ki "İkinizin de duası kabul edildi. Siz doğru olmaya devam edin ve kendini bilmezlerin yoluna uymayın."
Allah: İkinizin duası da kabul olundu, (dininiz üzere) istikamet edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın, dedi.
Allah: -İkinizin duası da kabul olundu, dürüst hareket edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın, dedi.
Allah cevap verdi: "İkinizin duası kabul edildi. Doğruluktan şaşmayın! İlimden nasipsizlerin yolunu izlemeyin!"
Yûnus suresi, 90. ayet. وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُۥ بَغْيًا وَعَدْوًا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَدْرَكَهُ ٱلْغَرَقُ قَالَ ءَامَنتُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱلَّذِىٓ ءَامَنَتْ بِهِۦ بَنُوٓا۟ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَنَا۠ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, "İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım" dedi.
Biz İsrailoğullarını denizden geçirmiştik de Firavun ve askerleri haksızlık etmek ve saldırmak üzere onları takip etmişti. Sonunda (denizde) boğulma zamanı gelince (Firavun) "İsrailoğullarının inandığı ilahtan başka ilah olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım!" demişti.
Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Hemen ardından Firavun ve ordusu kin ve nefretle onların peşini takip etti. Nihayet boğulacağını anladığında şöyle yakardı: "Ben de, İsrailoğullarının inandığından başka ilah olmadığına inandım; artık ben de O'na kayıtsız şartsız teslim olanlardanım!"
Derken İsrailoğulları'nı denizin öte yakasına geçirdik; bunun üzerine Firavun ve ordusu hışımla onların ardına düştü, (denizin dalgaları onları örtüp de Firavun) boğulmak üzereyken: "Elhak, inandım," dedi, "İsrailoğulları'nın inandığı Tanrı'dan başka tanrı yok! Ve ben de artık kendini yürekten O'na teslim eden kimselerdenim!"
İsrailoğullarını denizden geçirdik. . . Firavun ve ordusu haddi aştı ve düşman olarak onları izledi. . . Ta ki boğulma hali ona erişince: "İman ettim ki tanrı yoktur, ancak İsrailoğullarının kendisine iman ettiği vardır. Ben müslimlerdenim" dedi.
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğullarının kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi.
İsrailoğullarını denizden geçirmiştik. Firavun ve askerleri ise, zâlim ve düşman olarak onları takip etmişlerdi. Nihayet Firavun suda boğulacağını iyice anlayınca şöyle demişti: "İsrailoğullarının iman ettiğinden başka İlâh olmadığına iman ettim. Ben de müslümanlardanım".
Ve İsrailoğullarını, denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlık ve düşmanlıkla arkalarına düştü. Boğulmak üzereyken, şöyle dedi: "İnandım! Kuşkusuz, İsrailoğullarının inandığından başka Tanrı yoktur. Ben de teslim olanlar arasındayım!"
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik; Firavun ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların arkalarına düştü. Nihayet boğulma tehlikesiyle burun buruna gelince Firavun,"Gerçekten İsrailoğulları'nın inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben de Müslümanlardanım" dedi.
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu ise küstahça ve düşmanca arkalarına düştü. Boğulmak üzereyken, "İsrail oğullarının onayladığından başka tanrı olmadığını onayladım, ben Müslümanım" dedi.
İsrail oğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu ise küstahça ve düşmanca arkalarına düştü. Boğulmak üzereyken, 'İsrail oğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben müslümanım,' dedi.
Derken İsrail oğullarını denizden geçirdik. Firavun askerleriyle takip ve taarruz etmek için derhal arkalarına düştü. Sonunda boğulma kendini sıkboğaz edince: "İnandım, gerçekten de İsrail oğullarının iman ettiği Allah'tan başka tanrı yok, ben de O'na teslimiyet gösterenlerdenim!" dedi.
Derken Beni İsraili denizi geçirdik, derhal Fir'avn askerile ta'kıb ve taaruz için arkalarına düştü, nihayet gark kendini derdest edince; inandım hakıkat Beni İsrailin iyman ettiğinden başka ilah yok, ben de ona teslim olanlardanım, dedi
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlık ve düşmanlıkla onların peşlerine düştüler. Boğulmak üzereyken: "İsrailoğullarının iman ettiği ilahtan başka ilah olmadığına iman ettim ve ben de müslimlerdenim. dipnot 1 " dedi.
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlık ve düşmanlıkla onların peşlerine düştüler. Boğulmak üzereyken: "İsrailoğulları'nın iman ettiği ilahtan başka ilah olmadığına iman ettim ve ben de Müslümanlardanım." dipnot 1 dedi.
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlık ve düşmanlıkla onların peşlerine düştüler. Boğulmak üzereyken: "İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka ilah olmadığına iman ettim ve ben de Müslümanlardanım." dedi.
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğullarının kendisine inandığından başka tanrı olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi.
Israil oğullarını denizden (selametle) geçirdik. Hemen Fir'avn, askerleriyle beraber, zulmederek ve saldırarak, arkalarına düşdü. Nihayet su onu boğmıya başlayınca (şöyle) dedi: "İnandım. Hakıykat İsrail oğullarının iman etdiğinden başka Tanrı yokmuş. Ben de müslümanlardanım".
İsrailoğullarına da denizi geçirdik. Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla ardlarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: İsrailoğullarının iman ettiğinden başka tanrı olmadığına inandım. Artık ben de müslümanlardanım, dedi.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve askerleri, haksızlık ve düşmanlıkla arkalarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: "İsrailoğulları’nın iman ettiği ilahtan başka (hak) ilah olmadığına iman ettim. Artık ben de Müslümanlardanım." dedi.
İsrail oğullarını denizden geçirdik, Fir'avn ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların arkalarına düştü. Nihayet boğulma kendisini yakalayınca (Fir'avn): "Gerçekten İsrail oğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben de müslümanlardanım!" dedi.
İsrailoğullarını denizden karşıya geçirdik dipnot 1 . Firavun ve orduları onları yakalamak ve ezmek için arkalarından yetişti dipnot 2 . Firavun, boğulması kaçınılmaz olduğunda dipnot 3 dedi ki: "İsrailoğullarının inanıp güvendiğinden başka ilah olmadığına inandım. Ben de ona teslim olanlardanım."
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ile orduları, onları yakalamak ve ezmek için hemen peşlerine düştüler. Boğulmak üzereyken Firavun dedi ki "İsrailoğullarının inanıp güvendiği ilahtan başka ilah olmadığına inandım. Ben de tam teslim olanlardanım(müslümanlardanım)"
İsrailoğulları'nı denizden geçirdik. Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla arkalarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: İsrailoğulları’nın iman ettiği ilahtan başka (hak) ilah olmadığına iman ettim. Artık ben O’na inanan müslümanlardanım, dedi.
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla arkalarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: -İsrailoğulları'nın inandığından başka ilah olmadığına inandım. Artık ben O'na teslim olanlardanım, dedi.
Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu, azgınlık ve düşmanlıkla onları izlemekteydi. Nihayet, boğulma ümüğüne çökünce şöyle dedi: "İman ettim. İsrailoğullarının inanmış olduğu dışında ilah yok. Ben de O'na teslim olanlardanım."
Yûnus suresi, 91. ayet. ءَآلْـَٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنتَ مِنَ ٱلْمُفْسِدِينَ
Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
(Ona şöyle denmişti): "Şimdi mi (iman ettin)! dipnot 1 (Oysa) daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun."
"Ne yani, ancak şimdi mi (aklın başına geldi)? Oysa ki sen daha önce isyanda ısrarcıydın ve bozgunculuğu iş edinmiş biriydin."
(Ona): "Ancak şimdi mi?" denildi, "Oysa, bu güne kadar (Bize) hep başkaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın!"
"ŞİMDİ mi? Daha önce gerçekten isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!"
Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın.
Şimdi mi (iman ettin)! Halbuki daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
"Şimdi mi? Oysa daha önce karşı gelmiş ve bozgunculuk yapmıştın!"
Allah şöyle buyurdu: "Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun."
"Çok geç! Daha önce başkaldırmış ve bozgunculardan olmuştun."
'Çok geç! Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculardan olmuştun.'
"Ha! Şimdi mi? Halbuki bundan önce isyan etmiştin ve fesatçılardan idin.
Ya... şimdi ha? Halbuki bundan evvel ısyan etmiştin, müfsidlerden idin
"Şimdi mi! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun."
"Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun."
"Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun."
Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın.
Şimdi mi (iman ediyorsun)?! Halbuki sen bundan evvel (ömrün boyunca) isyan etmiş, daima fesadcılardan olmuşdun.
Şimdi mi inandın? Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculardan olmuştun.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Şimdi mi? Sen, önceden isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!
"Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun?" (denildi).
(Allah şöyle dedi:) "Şimdi mi? Halbuki az öncesine kadar isyan içindeydin, bozguncunun biri idin dipnot 1 ."
(Allah:) "Şimdi mi? Oysa bu ana kadar isyan içindeydin, bozguncunun tekiydin.
Şimdi mi? Sen, önceden isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!
-Şimdi mi? Sen, önceden isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun!
"Şimdi mi? Daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun."
Yûnus suresi, 92. ayet. فَٱلْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ ءَايَةً وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ عَنْ ءَايَٰتِنَا لَغَٰفِلُونَ
Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdir.
Senden sonra geleceklere bir ibret olması için dipnot 1 bugün senin bedenini (cansız olarak) kurtaracağız. Şüphesiz ki insanlardan birçoğu delillerimizden habersizmiş gibi davranır.
Artık bugün, senden sonrakilere bir ibret vesikası olsun diye senin yalnızca bedenini kurtaracağız; zira şu bir gerçek ki, insanlardan bir çoğu ibret vesikalarımıza karşı ısrarla aldırmaz bir tavır içindedirler.
(İmdi,) bugün senin sadece bedenini kurtaracağız ki, senden sonra gelecek olanlar için (uyarıcı) bir işaret olsun; çünkü, gerçek şu ki, insanların çoğu ayetlerimize karşı umursamazlık gösteriyor!"
Bu gün senin cesedini karaya vuracağız ki arkandan gelen kimseler için bir ibret olasın! Ne var ki, insanlardan birçoğu işaretlerimize karşı kesinlikle kozalıdırlar!
Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler.
(Ey Firavun!) Senden sonra geleceklere ibret olman için, bugün senin bedenini (cansız olarak) kurtaracağız. İşte insanlardan bir çoğu, hakikaten âyetlerimizden gafildirler.
"Artık, senden sonrakilere kanıt olması için, bugün yalnızca bedenini kurtaracağız. Çünkü aslında, insanların çoğunluğu, ayetlerimize karşı gerçekten aymazlık içindedir!" dipnot 152
"Bugün senin bedenini kurtaracağız ki senden sonra gelenlere ders olasın. Ama insanların çoğu ayetlerimizden gafildir."
"Senden sonraki kuşaklara ibret olman için bugün senin cesedini koruyacağız. Ne var ki insanların çoğunluğu işaretlerimizden habersizdirler." dipnot 1
'Senden sonraki kuşaklara ibret olman için bugün senin cesedini koruyacağız. Ne var ki insanların çoğunluğu işaretlerimizden habersizdirler.'
Biz de bugün seni bedeninle bir tepeye atacağız ki, arkandan geleceklere bir ibret olasın! Ne var ki insanların birçoğu ayetlerimizden cidden gaflettedirler.
Biz de, bu gün seni bedeninle bir tepeye atacağız ki arkandan geleceklere bir ibret olasın, maamafih insanların bir çoğu ayetlerimizden cidden gafildirler
"Kendinden sonrakilere bir ayet dipnot 1 olman için, bugün senin cansız bedenini dipnot 2 kurtaracağız." Gerçekte ise insanların çoğu ayetlerimizi umursamıyorlar.
"Kendinden sonrakilere bir ayet dipnot 1 olman için, bugün senin cansız bedenini dipnot 2 kurtaracağız." Gerçekte ise insanların çoğu ayetlerimizi umursamıyorlar.
"Kendinden sonrakilere bir ayet dipnot 1 olman için, bugün senin cansız bedenini dipnot 2 kurtaracağız." İnsanların çoğu ayetlerimizden gafildirler.
Bugün ise senden sonrakilere bir ayet olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız [herkese cesedini göstereceğiz]. Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler.
Biz de bu gün seni (cansız bir) beden olarak (karada yüksek bir yere atıb) bırakacağız ki arkandan geleceklere bir ibret olasın. (Bununla beraber) insanlardan bir çoğu bizim ayetlerimizden cidden gaafildirler.
Senden sonrakilere ayet olman için bu gün senin cesedini kurtaracağız, dedik. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimizden gafildirler.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
(Ey Firavun!) Bugün senin cesedini arkandan gelenlere ibret olması için kurtaracağız. Şüphesiz, insanların çoğu bizim ayetlerimizden gafildir.
"Bugün senin (canından ayırdığımız) bedenini, (denizin dibinden) kurtarıp (sahilde) bir tepeye atacağız ki senden sonra gelenlere ibret olasın. Ama insanlardan çoğu bizim ayetlerimizden gafildirler."
Bugün senin cesedini (kıyıya atıp) kurtaracağız ki arkandakiler için bir ayet /bir belge olasın. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimiz karşısında umursamazdırlar."
Bugün senin cesedini kurtaracağız ki senden sonrakilere bir delil(ayet) olsun. Çünkü insanların çoğu ayetlerimizi umursamıyorlar."
Bugün senin cesedini arkandan gelenlere ibret olması için kurtaracağız. Şüphesiz, insanların çoğu bizim ayetlerimizden gafildir.
Bugün senin cesedini arkandan gelenlere ibret olması için kurtaracağız. Şüphesiz, insanların çoğu bizim ayetlerimizden gafildir.
"Bugün senin bedenini kurtaracağız ki, arkandan gelenlere bir ibret olasın. Ama insanların çoğu bizim ayetlerimizden gerçekten habersiz bulunuyor."
Yûnus suresi, 93. ayet. وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مُبَوَّأَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ فَمَا ٱخْتَلَفُوا۟ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
Yemin olsun ki biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirmiştik ve onlara temiz nimetlerden rızık vermiştik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmemişlerdi. dipnot 1 Şüphesiz ki Rabbin, anlaşmazlığa düştüğü şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir. dipnot 2
Sonunda, İsrailoğullarını verimli ve güvenli bir yere yerleştirmiş olduk; ve onlara temiz ve helal rızıklar ihsan ettik; durdular durdular da, kendilerine hakikatin bilgisi geldikten sonra ihtilaf ettiler: Elbette senin Rabbin, Kıyamet Günü hakkında anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.
Derken, İsrailoğulları'na son derece güzel, emin bir yurt tayin ettik ve kendilerini temiz ve hoş rızıklarla rızıklandırdık. Ama, ne zaman ki (vahiy yoluyla) kendilerine (hakikat) bilgi(si) geldi, ancak o zaman aralarında çekişmeye, farklı görüşler benimsemeye başladılar: Allah, çekişmeye düştükleri her konuda Kıyamet Günü aralarında elbette hüküm verecektir.
Andolsun ki biz, İsrailoğullarını seçkin ve emin bir bölgeye yerleştirdik. . . Onları temiz, saf şeylerle rızıklandırdık. . . Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler (ilim geldiğinde yorum farkları yüzünden ayrılıklar meydana geldi). . . Muhakkak ki Rabbin, kıyamet sürecinde, ayrılığa düştükleri konularda hükmünü bildirecektir.
Andolsun, biz İsrailoğullarını, hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz Rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.
Andolsun biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz nimetlerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin, kıyamet günü onların, aralarında ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında hükmedecektir.
Gerçek şu ki, İsrailoğullarını, güzel bir yere yerleştirdik. Ve onlara temiz yiyecekler verdik. Kendilerine bilgi gelinceye dek uyuşmazlığa düşmediler. Kuşkusuz, Efendin, uyuşmazlığa düştükleri konularda, Yeniden Yaratılış Günü'nde, aralarında yargı verecektir.
Andolsun biz, İsrailoğulları'nı iyi bir yere yerleştirdik ve onlara güzel rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler de, bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.
İsrail oğullarına onurlu bir yer bağışladık ve onlara güzel rızıklar verdik. Fakat, kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düştüler. Efendin, diriliş günü, ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verecektir.
İsrail oğullarına onurlu bir yer bağışladık ve onlara güzel rızıklar verdik. Fakat, kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düştüler. Rabbin, diriliş günü, ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verecektir
Gerçekten İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve hoş nimetlerden rızıklandırdık. Sonunda görüş ayrılığına düşmeleri de kendilerine ilim (Kur'an) geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, ayrılığa düştükleri şeylerde, Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
Filhakıka Beni İsraili cidden güzel bir yurda yerleştirdik ve hoş ni'metlerden merzuk kıldık, nihayet ihtilaf etmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu, şüphe yok ki o ıhtilaf edib durdukları şeylerde rabbın kıyamet günü aralarında hukmünü verecek
Gerçekten Biz, İsrailoğullarını güvenli bir yere yerleştirdik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim dipnot 1 gelinceye dek ihtilafa düşmediler. Rabb'in, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü hükmünü verecektir.
Gerçekten Biz, İsrailoğulları'nı güvenli bir yere yerleştirdik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim dipnot 1 gelinceye dek ihtilafa düşmediler. Rabb'in, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında Kıyamet Günü hükmünü verecektir.
Gerçekten Biz, İsrailoğulları'nı güvenli bir yere yerleştirdik. Onları temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdık. Kendilerine ilim dipnot 1 gelinceye dek ihtilafa düşmediler. Rabb'in, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında Kıyamet Günü hükmünü verecektir.
Andolsun, biz İsrailoğullarını hoşlarına gidecek güzel bir yerde yerleştirdik ve temiz şeylerden kendilerine rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz rabbin, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda kıyamet günü hüküm verecektir.
Andolsun ki biz, İsrail oğullarını çok güzel bir yurda yerleşdirmişizdir. Onlara en temiz (ni'met) lerimizden rızıklar vermişizdir. Fakat kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler (de ondan sonra ihtilafa başladılar). Şüphesiz Rabbin, aralarında ihtilaf etmekde oldukları şeyler hakkında kıyaamet günü hükmünü verecekdir.
Biz, İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirmiştik. Onlara tertemiz şeylerden rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar hiç ihtilafa düşmediler. Şüphesiz Rabbın, kıyamet günü aralarındaki ihtilaflar hakkında hükmünü verecektir.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
İsrailoğulları'nı hoşlanacakları evlere yerleştirmiş, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Andolsun biz, İsrail oğullarını iyi bir yere yerleştirdik ve onlara güzel rızıklar verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmediler (de bilgi geldikten sonra ayrılığa düştüler). Şüphesiz Rabbin, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.
İsrailoğullarını güvenli bir yurda yerleştirmiş, kendilerine temiz rızıklar vermiştik dipnot 1 . Onlara o bilgi (Allah'ın kitabı) gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Senin Rabbin, ayrılığa düştükleri konularda kıyamet /mezardan kalkış günü aralarında hüküm verecektir dipnot 2 .
İsrailoğullarını doğru bir yurda yerleştirmiş, kendilerine temiz rızıklar vermiştik. Onlara bu bilgi (Kur'an) gelinceye kadar ayrılığa düşmemişlerdi. Senin Rabbin, anlaşamadıkları konularda (mezardan) kalkış günü aralarında hüküm verecektir.
İsrailoğulları'nı hoşlanacakları evlere yerleştirmiş, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
İsrailoğullarını hoşlanacakları evlere yerleştirmiş, temiz yiyeceklerle onları rızıklandırmıştık. Kendilerine ilim gelene kadar da anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphesiz Rabbin, anlaşamadıkları konu hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Yemin olsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerine temiz yiyeceklerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Hiç kuşkusuz, Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.