Diyanet İşleri
Bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan kurtar.
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 86. ayet. وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
veneccinâ biraḥmetike mine-lḳavmi-lkâfirîn.
Bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan kurtar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ, Firavun, sihirbazlar ve denizden geçiş Yûnus 75–93 3
Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.
Musa, "Ey kavmim! Eğer siz gerçekten Allah'a iman etmişseniz, eğer O'na teslim olmuş kimseler iseniz, artık sadece O'na tevekkül edin" dedi.
Onlar da şöyle dediler: "Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğunun baskı ve şiddetine maruz bırakma!"
Bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan kurtar.
Musa'ya ve kardeşine, "Kavminiz için Mısır'da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri müjdele" diye vahyettik.
Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler."
Allah da, "Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
86. “Ve rahmetinle bizi o kâfirler topluluğundan kurtar” ki onların şerlerinden kurtulalım ve dinimiz üzere kalmaya devam edelim. Dinimizi ve şer’î hükümlerini, herhangi bir karşı çıkan ve bu konuda bizimle anlaşmazlık çıkartan olmaksızın uygulama imkânını bulabilelim.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ve -Ey Rabbimiz!- rahmetinle bizi, Firavun'un kâfir kavminin elinden kurtar. Onlar, bizleri kendilerine köle yaptılar, acı çektirme ve öldürme ile bize zulmettiler.
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bizi merhametinle o kâfirler topluluğundan kurtar!"
Ve bizi inkarda ısrar eden toplumun elinden lutfu kereminle kurtar!"
"Hakkı inkar eden bu toplumun elinden lütfunla kurtar bizi".
"Rahmetini bizde açığa çıkararak, hakikat bilgisini inkar edenler topluluğundan kurtar. "
"Ve bizi, kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar."
Ve bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar!»
"Nankörlük eden toplumdan, rahmetinle bizi kurtar!"
"Bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan kurtar!"
"Rahmetinle bizi inkarcı halktan kurtar."
'Rahmetinle bizi inkarcı halktan kurtar.'
Ve rahmetinle bizi o kafir kavimden kurtar!" dediler.
ve rahmetinle bizi o kafir kavmden kurtar dediler
Rahmetinle bizi Kafir dipnot 1 halktan kurtar.
Rahmetinle bizi Kafir dipnot 1 halktan kurtar.
Rahmetinle bizi gerçeği yalanlayan nankör halktan kurtar.
"Ve bizi, kafirler kavminden rahmetinle kurtar."
"Ve bizi rahmetinle o kafirler güruhundan kurtar".
Merhametinle o kafirler güruhundan bizi kurtar.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Rahmetinle bizi kâfirlerden kurtar, dediler.
"Acımanla bizi o inkarcı toplumdan kurtar."
Merhametinle bizi bu kafirler topluluğundan kurtar."
Yardım ve desteğinle bizi bu kafirler topluluğundan kurtar."
Rahmetinle bizi kâfirlerden kurtar, dediler.
Rahmetinle bizi kafirlerden kurtar, dediler.
"O küfre sapmış toplumdan rahmetinle bizi kurtar!"
"And deliver us through Your mercy from the infidels who are wrongful of actions. "
Save us, in Your mercy, from those who reject [Your message].’
"And deliver us by Thy Mercy from those who reject (Thee)."
and deliver us, through Your mercy, from the unbelievers.'
and rescue us, by Your mercy, from this kafir people!’
"And save us by Your Mercy from the disbelieving folk."
and deliver us by Your mercy from the faithless lot. ’
`And deliver us by your mercy from (the evil designs of) the disbelieving people. '
and deliver us by Thy mercy from the people of the unbelievers. '
"Lord, please have mercy and save us from these disbelieving people (of Pharaoh. )"
but save us by Thy mercy from the people who misbelieve!'
"Save us by Your mercy from the rejecting people."
but deliver us, through thy mercy, from the unbelieving people.
They said, "In Allah do we put our trust. O our Lord! Make us not a cause of fitnat (trial, temptation, punishment, oppression, discord, conflict), for a people who oppress.
And safely deliver us (all) by Your mercy from the disbelieving people. "
And, of Thy mercy, save us from the folk that disbelieve.
And deliver us by Your grace from a people who do not believe. "
and save us, by Thy grace, from people who deny the truth!"
and deliver us by Your mercy from the disbelieving people."
"And save us by Your mercy from the rejecting people. "
"Deliver us, with Your mercy, from the disbelieving people."
And save us by Your mercy from the disbelieving people. "
“And deliver Thou us by Thy mercy from the people of the false claimers of guidance.”
"Save us with Your Mercy from these ruthless disbelieving folk. "
"And with Your Mercy, save us from those who reject (You). "
and save us, through Your mercy, from the disbelieving people."
"And save us by Your mercy from the rejecting people."