Diyanet İşleri
Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Yûnus suresi
Yûnus suresi, 76. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ مِنْ عِندِنَا قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰذَا لَسِحْرٌ مُّبِينٌ
felemmâ câehümü-lḥaḳḳu min `indinâ ḳâlû inne hâẕâ lesiḥrum mübîn.
Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ, Firavun, sihirbazlar ve denizden geçiş Yûnus 75–93 3
Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!
Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.
Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Harun'u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
Katımızdan kendilerine hak (mucize) gelince, "Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Musa: "Size hak gelince, onun hakkında böyle mi diyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar, iflah olmazlar!" dedi.
Dediler ki: "Bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan döndüresin de yeryüzünde hakimiyet (devlet) ikinizin eline geçsin diye mi bize geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz."
Firavun, "Bütün usta sihirbazları bana getirin" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
76. “Katımızdan kendilerine” hakkın en büyük ve en muazzam türü olan, azameti önünde boyunların eğildiği ve bütün mahlukatı nimetleri ile terbiye eden âlemlerin Rabbi Allah nezdinden olan “hak geldiği zaman” Allah tarafından Mûsâ vasıtası ile kendilerine hak geldiğinde onu reddettiler, kabul etmediler ve: “Şüphesiz bu, apaçık bir sihirdir, dediler.” Kahrolasıcalar, haktan yüz çevirmekle ve onu reddetmekle kalmadılar, onu en batıl şey olan sihirle nitelendirdiler. Sihir ise gerçekte bir göz boyamadır. Hatta onlar bununla da yetinmeyip apaçık olan bu hakkı, apaçık ve aşikar bir sihir olarak kabul ettiler. Bundan dolayı Mûsâ onlara şöyle cevap vermişti:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun ve onun kavminden olan büyük kimseler geldiklerinde Musa ve Harun -aleyhimesselam-'ın getirdiği dindeki, Musa -aleyhisselam-'ın doğruluğuna delalet eden ayetler için şöyle dediler: "Elbette bu, apaçık bir sihirdir. Bu gerçek değildir."
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Katımızdan onlara gerçek (bilgi) gelince "Elbette bu, apaçık bir büyüdür!" demişlerdi.
Şöyle ki: Katımızdan kendilerine hakikatin ta kendisi geldiği zaman dediler ki: "İşte bu kesinlikle ayan beyan bir sihirdir!"
Öyle ki, kendilerine katımızdan hak geldiği zaman, "Bakın, bu düpedüz bir büyü!" dediler.
İndimizden onlara Hak geldiğinde: "Muhakkak ki bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür."
Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: «Bu elbette apaçık bir sihirdir» dediler.
Bizim katımızdan, gerçek onlara geldiğinde, şöyle dediler: "Aslında, apaçık bir büyüden başka bir şey değil bu!"
Katımızdan onlara hak gelince,"Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler.
Tarafımızdan kendilerine gerçek gelince, "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Tarafımızdan kendilerine gerçek gelince, 'Bu apaçık bir büyüdür,' dediler.
Tarafımızdan kendilerine hak gelince, "Muhakkak bu açık bir sihir!" dediler.
Tarafımızdan kendilerine hak geldiği vakıt her halde bu açık bir sihir dediler
Onlara, Tarafımızdan hakikat dipnot 1 geldiği zaman, "Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir." dediler.
Onlara, Tarafımızdan hakikat dipnot 1 geldiği zaman, " Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir." dediler.
Onlara, Tarafımızdan hakk geldiği zaman, " Kuşkusuz bu apaçık bir sihirdir." dediler.
Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür."
Tarafımızdan kendilerine hak (mu'cize) geldiği vakit: "Her halde bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Tarafımızdan kendilerine hak geldiği vakit; doğrusu bu, apaçık bir büyüdür, dediler.
(75-93) Sonra o nların ardından Musa ve Harun ’u Firavun ve seçkinlerine yolladık, büyüklendiler ve suçlu kavim oldular , yanımızdan bir gerçek geldiğinde dediler ki bu apaçık bir büyüdür / sihirdir , Musa, size hak geldiği için mi böyle söylüyorsunuz? Sihir mi bu? Sihirbazlar iflah olmazlar / kurtuluşa eremezler dedi. Dediler ki babalarımızı üzerinde bulduğumuzdan, dikkatimizi başka yöne çevirmeye ve arzın büyüklerinden olmaya mı geldiniz? Bizler her ikinize de iman etmiyoruz . Firavun dedi ki bilge tüm büyücüleri bana getirin , s ihirbazlar geldiğinde Musa onlara dedi ki, ne atacaksanız atın, attıkları zaman Musa dedi ki sizin bu getirdiğiniz sihirdir, muhakkak ki Allah, onu iptal edecektir. Kesin olan şu ki Allah bozguncuların / ifsat edenlerin amellerini ıslah etmez. Allah, kelimelerinin / ifade ettiklerinin gerçek olduğunu / hakikat olduğunu suçlular hoşlanmasa da gerçekleştir ir. Musa’ya sadece kavminden zürriyeti / soydaşları, onlar da firavun ve seçkinlerinin onları sınayacakları / fitneye düşürecekleri korkularından dolayı iman etti. Muhakkak ki Firavu n, arzda yüceydi ve de kesinlikle savurganlardandı / müsrif ti. Musa dedi ki ey kavmim Eğer Allaha iman ettiyseniz eğer ki tam teslim olduysanız vekaleti ona veriniz. Dediler ki Allaha tevekkül ettik , Rabbimiz Zalim kavme bizleri sınama yapma / fitne yapma, rahmetinle bizleri, örtbas eden kavimden / kafir kavimden kurtar. Musa’ya ve kardeşine Mısırda kavminiz için evler hazırlayın, evleriniz kıbleli olsun , namazları kılın ve de müminleri müjdele yin şeklinde vahyettik. Musa dedi ki Rabbimiz sen Firavuna ve se çkinlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin, Rabbimiz! yolundan sapmaları için mi verdin? Rabbimiz onların mallarını sil süpür / kazı, kalplerini şiddetlendir, onlar acı veren azabı görünceye kadar sana iman etmezler. Her ikinizin de duasına icabet edildi , İstikamet üzere kalın, bilmeyenlerin yoluna uymayın dedi. İsrail oğullarını denizden geçirdik, Firavun ve ordusu kin ve düşmanlık içinde onları takip ettiler, Firavun boğulduğunu idrak ettiğinde dedi ki kesinlikle İsrail oğullarının iman ettiği ilahlarından başka ilah olmadığına iman ettim ve ben Müslümanlardanım dedi, yani şimdi mi? sen önceden kesinlikle i syan etmiştin, bozgunculardandın, bugün senin bedenini s enin ardından gelenlere gösterge olsun / ayet olsun diye kurtaracağız , İnsanların çoğu ayetlerimize karşı dikkatsizdirler / gafildirler. Kesin olan şu ki biz, İ srail oğullarını güvenli yerleşim yerlerine yerleştirdik , hoş olan şeylerden onları rızıklandırdık , ne zaman ki onlara ilim geldi / bilgi geldi karşıtlığa / ihtilafa düştüler, muhakkak ki Rabbin aralarındaki ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü hükmünü gerçekleştirecektir.
Katımızdan onlara hak geldiği zaman, onlar: "Bu, apaçık bir sihirdir!" demişlerdi.
Onlara katımızdan gerçek gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.
Katımızdan onlara gerçekler gelince "Bu apaçık bir sihirdir!" dediler dipnot 1 .
Bizim katımızdan olduğu belli olan o gerçek onlara gelince "Bu apaçık bir sihir!" dediler.
Katımızdan onlara hak geldiği zaman, onlar: Bu, apaçık bir sihirdir! demişlerdi.
Katımızdan onlara gerçek geldiği zaman, onlar: -Bu, apaçık bir sihirdir! demişlerdi.
Gerçek, katımızdan onlara geldiğinde şöyle demişlerdi: "Hiç kuşkusuz, bu, apaçık bir büyüdür."
They labelled the divine truth presented to them through Our Messenger Mussa necromancy displayed by a necromancer capable indeed of skilled sorcery.
When the truth came to them from Us, they said, ‘This is blatant sorcery.’
When the Truth did come to them from Us, they said: "This is indeed evident sorcery!"
And when truth came to them from Us, they said: 'Indeed this is plain sorcery. dipnot 1
When the truth came to them from Us, they said, ‘This is downright magic!’
So when came to them the truth from Us, they said: "This is indeed clear magic."
When the truth from Us came to them, they said, ‘This is indeed plain magic!’
And when there came to them the truth from Us, they said, `This is, of course, enchantment creating dissension. '
So, when the truth came to them from Us, they said, 'Surely this is a manifest sorcery. '
When the truth was presented on My behalf to them, their only response was: "These are clearly the sorceries. "
and when the truth came to them from us they said, verily, 'This is obvious sorcery. '
So when the truth came to them from Us, they said, "This is clearly magic!"
And when the truth from Us had come unto them, they said, verily this is manifest sorcery.
Then after them We sent Moses and Aaron unto Pharaoh and his chiefs with Our Signs; but they were too inflated with pride, and were a guilty people.
So as soon as the Truth came to them from Our Providence, they said, "Surely this is indeed an evident sorcery. "
And when the Truth from Our presence came unto them, they said: Lo! this is mere magic.
Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic. "
And so, when the truth came to them from Us, they said, "Behold, this is clearly nothing but sorcery!"
When the truth came to them from Us, they said, "This is certainly pure magic!"
So when the truth came to them from Us, they said: "This is clearly magic!"
When the truth came to them from us, they said, "This is obviously magic!"
So when there came to them the truth from Us, they said, "Indeed, this is obvious magic. "
And when the truth came to them from Us, they said: “This is obvious sorcery.”
When the Truth from Us came to them, they said, "This is clearly nothing but magic. "
So when the Truth did come to them from Us, they said: "This is really clear magic!"
So, when Truth came to them from Us, they said, "It is certainly a clear magic."
So when the truth came to them from Us, they said: "This is clearly magic!"