Diyanet İşleri
Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
Vâkıa suresi
Vâkıa suresi, 84. ayet. وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ
veentüm ḥîneiẕin tenżurûn.
Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Can boğaza geldiğinde: üç sınıfın sonu Vâkıa 83–96 3
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 83–85. ayetler için yazılmıştır.
83-85. Yani can gelip boğaza dayandığında ve sizler ölüm döşeğinde bu halde can çekişen kimseye bakıp durduğunuzda, biz ilmimizle ve meleklerimiz ile sizden ona daha yakınızdır. Ama siz bunu göremezsiniz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O vakit, siz önünüzde can çekişip ölüm döşeğinde olan kişiye bakakalırsınız.
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: حين (35 geçiş)
Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size…
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O zaman siz (ölmekte olan kişiye) bakar durursunuz.
Ve siz o zaman dehşetle bakakalacaksınız.
siz de (çaresiz bir şekilde) durup seyrederken,
O zaman siz (çaresiz) bakakalırsınız!
Ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz,
O vakit siz bakar durursunuz.
Siz de durup seyrederken.
- Hele can boğaza dayandığı zaman. Siz o zaman, bakıp duracaksınız. O anda biz, ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.
O anda siz bakınmaktasınız.
O anda siz bakınmaktasınız.
ki o zaman bakar durursunuz,
ki siz o vakıt bakar durursunuz
O zaman bakınıp durursunuz.
O zaman bakınıp durursunuz.
O zaman bakınıp durursunuz.
Ki o sırada siz (sadece) bakıp durursunuz,
o vakit siz görürsünüz!
O vakit görürsünüz siz.
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
O vakit siz bakıp durursunuz.
Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.
Siz o zaman (ölmekte olan kişiye) bakar durursunuz dipnot 1 .
O vakit siz bakakalırsınız.
Siz, o zaman bakıp kalırsınız
Siz, o zaman bakıp kalırsınız
İşte o zaman siz bakakalırsınız!
And you are then on the watch for what is expected, but unable to avert the inevitable?
while you gaze on-
And ye the while (sit) looking on,-
the while you are helplessly watching that he is on the verge of death,
and you are at that moment looking on –
And you at the moment are looking on,
and at that moment you are looking on
And you are at that time looking on (helplessly),
and that hour you are watching
And you see that the person is dying.
and ye at that time look on,
At that moment you look around.
and ye at the same time are looking on;
And you the while look on -
And you at that while of time (sit) looking on,
And ye are at that moment looking
And you wait for the moment (of death),
the while you are [helplessly] looking on -
while you are looking on?
And at that moment you look around.
you will then look around.
And you are at that time looking on -
But you at that time will look on.
And as you look on,
And you (sit) looking on—
and you are watching?
And at that moment you look around.