Diyanet İşleri
(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
Vâkıa suresi · 1–12. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Vâkıa suresi, 1. ayet. إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
O olay (Son Saat) gerçekleştiği zaman,
Gerçekleşmesi kesin olan o korkunç olay gerçekleştiği zaman,
Gerçekleşecek olan (sonunda) gerçekleştiği zaman,
O gerçek (ölümü tadarak başlayan ikinci hayat) vuku bulduğunda.
Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,
Kıyamet koptuğu zaman,
Kaçınılmaz Olay gerçekleştiğinde. dipnot 486
Kıyamet koptuğu zaman.
Kaçınılmaz olay gerçekleştiği zaman,
Kaçınılmaz olay gerçekleştiği zaman,
o vakıa (kıyamet) bir koptu mu,
Koptu mu o Vakı'a bir
Olacak olan o müthiş olay gerçekleştiği zaman.
Olacak olan o müthiş olay gerçekleştiği zaman.
Olacak olan o müthiş olay gerçekleştiği zaman.
Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman,
Kıyamet kopduğu zaman,
Kıyamet koptuğu zaman,
(1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)
Kıyamet koptuğu zaman.
Olacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman,
Olacak olan (yeniden diriliş) olduğu zaman dipnot 1 ;
O olay olunca,
Kıyamet koptuğu zaman.
Gerçekleşecek olan gerçekleştiği zaman!
O beklenen müthiş olay olduğunda,
Vâkıa suresi, 2. ayet. لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ
(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
Meydana gelişini yalanlayan kimse olmayacaktır.
kimse kalmayacak onun gerçekliğini yalanlayan!
onun yalan olmadığı apaçık ortaya çıkacaktır;
Artık onun gerçekliğini yalanlayacak olmaz!
Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.
ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur;
Onun yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Onun kopacağını hiç kimse yalanlayamayacaktır.
Onun gerçekleşmesini artık yalanlayan çıkmaz.
Onun gerçekleşmesini artık yalanlayan çıkmaz.
onun oluşuna yalan diyen dil olmaz.
Olmaz vak'asına yalan diyen dil
Onun gerçekleşmesini yalanlayan kimse kalmayacak.
Onun gerçekleşmesini yalanlayan kimse kalmayacak.
Onu gerçekleşmesini yalanlayan kimse kalmayacak.
Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur.
(hiçbir nefs) onun vukuunda (Allaha karşı artık) yalancı değildir.
Onun vukuunu hiç bir yalanlayıcı yoktur.
(1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)
Onun gerçekleşmesine artık yalan diyecek yoktur.
Onun oluşunu yalanlayacak yoktur.
onun oluşunu yalan sayacak kimse kalmaz dipnot 1 .
Olduğunda onu yalan sayan kimse kalmaz.
Ki onun kopmasını yalanlayacak hiçbir kimse yoktur.
Bunun olacağı yalan değildir.
Yoktur onun oluşunu yalanlayacak.
Vâkıa suresi, 3. ayet. خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
(O, bazılarını) alçaltıcı, (bazılarını) yükselticidir.
O'dur (bazılarını) alçaltan, (bazılarını) yücelten.
o, (bazılarını) alçaltan, (diğerlerini) yücelten(dir)!
Kimini) alçaltıcıdır, (kimini) yükselticidir!
O aşağılatıcı, yücelticidir.
O, alçaltıcı, yükselticidir.
Aşağılar; yüceltir.
O, kimini alçaltacak, kimini de yükseltecektir.
O alçaltıcıdır, yücelticidir.
O alçaltıcıdır, yücelticidir.
İndirir, bindirir.
İndirir bindirir
Alçaltıcıdır, yükselticidir.
Alçaltıcıdır, yükselticidir.
Alçaltıcıdır, yükselticidir.
O aşağılatıcı, yücelticidir.
O, (kimini) alçaltıcı, (kimini) yükselticidir.
O; alçaltıcı, yükselticidir.
(1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)
O; alçaltıcı, yükselticidir.
O alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder),
O olay, (kimini) alçaltacak, (kimini de) yükseltecektir dipnot 1 .
O (olay), kimini alçaltır, kimini de yükseltir.
O, alçaltıcı, yükselticidir.
Yer sarsıldıkça alçalacak, sarsıldıkça yükselecektir.
Kimini alçaltır, kimini yükseltir.
Vâkıa suresi, 4. ayet. إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
(4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,
Yer dehşetli bir sarsılışla sarsıldığında,
Yer (şiddetli) bir sarsıntı ile sarsıldığında,
Arz (beden) şiddetli bir sarsılışla sarsıldığında,
Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,
Yer şiddetle sarsıldığı zaman,
Sarsıntıyla yeryüzü sarsıldığında.
- Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.
Yerin sallanıp sarsılacağı,
Yerin sallanıp sarsılacağı,
Yer şiddetle sarsıldığı.
Yer bir sarsılış sarsıldığı
Yer sarsıldıkça sarsıldığı zaman.
Yer sarsıldıkça sarsıldığı zaman.
Yer sarsıldıkça sarsıldığı zaman.
Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı,
O zaman yer bir sarsıntı ile sarsılmışdır,
Yer; sarsıldıkça sarsıldığı;
(1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)
Yer şiddetle sarsılınca.
Yer şiddetlice sarsıldığı,
Yer çalkalanıp dipnot 1 yerinden oynadığı,
Ne zaman ki yer, şiddetli bir sarsıntı ile sarsılır,
Yer sarsıldıkça,
Yer şiddetle sarsıldığı,
Yerküre bir sarsılışla sarsıldığında,
Vâkıa suresi, 5. ayet. وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
(4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,
ve dağlar paramparça olup
ve dağlar ufalana ufalana,
Dağlar (bedendeki organlar) hurdahaş edildiğinde,
Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,
Dağlar parçaladığı zaman,
Ve dağlar parçalanarak ufalandığında.
- Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.
Ve dağların paramparça edileceği zaman,
Ve dağların paramparça edileceği zaman,
dağlar serpildikçe serpildiği,
Dağlar bir serpiliş serpildiği
Dağlar parça parça olup,
Dağlar parça parça olup,
Dağlar parça parça olup,
Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı,
dağlar didik didik parçalanmışdır,
Dağlar, ufalandıkça ufalandığı;
(1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)
Dağlar paramparça olduğunda.
Dağlar serpildikçe serpildiği,
dağlar paramparça edilip
Dağlar paramparça olur,
Dağlar paramparça olduğu,
Dağlar paramparça olduğu
Dağlar bir serpilişle serpildiğinde,
Vâkıa suresi, 6. ayet. فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
(4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,
toz zerrecikleri haline geldiğinde,
toz toprak haline geldiğinde
(Nihayet) dağılmış toz olduğunda.
toz duman halinde dağılıp savrulduğu,
dağılıp toz duman haline geldiği
Artık, toz duman olarak savrulmuştur.
- Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.
Artık o toz duman haline gelmiştir.
Artık o toz duman haline gelmiştir.
hepsi dağılıp toz duman haline geldiği,
Hepsi dağılıp berheva bir heba olduğu
Toz duman haline gelince,
Toz duman haline gelince,
Toz duman haline gelince,
Derken toz duman halinde dağılıp savrulduğu,
derken (hepsi de) dağılmış, toz haaline gelmişdir.
Dağılmış toz haline geldiği zaman;
(1-6) Olay olduğunda / vakıa vukû bulduğunda onun vukû bulması yalanlanacak şey değildir, Alçaltandır yükseltendir, Arz sarsıntı ile sarsıldığı zaman , d ağlar parça parça parçalandığı zaman artık saçılmış toz olmuş tur. (Kelama / kaleme dökülmüş hakikatler dünya hayatında sadece misafir değil misafirhane de geçici)
Derken toz toprak halinde dağılıp savrulduğu zaman.
Dağılan toz duman haline geldiği
yayılmış toza toprağa dönüştüğü dipnot 1 ,
Sonra yayılmış bir toz haline gelir;
Derken toz toprak halinde dağılıp savrulduğu zaman,
Un ufak etrafa dağıldığı zaman...
Hepsi un ufak olup dağılmıştır.
Vâkıa suresi, 7. ayet. وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَٰثَةً
(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.
(4, 5, 6, 7) Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar tamamen parçalanıp toz duman hâline geldiği, (mahşerde) siz üç eş (grup) olacağınız zaman,
sizler üç sınıfta tasnif edilmiş olacaksınız.
(işte o Gün,) siz üç sınıf(a ayrılmış) olacaksınız:
Siz üç cinse ayrıldığınızda:
Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;
ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,
Ve sizler, üç kümeye ayrılacaksınız.
- Yer şiddetle sarsıldığında, dağlar paramparça olup, etrafa saçılan toz haline geldiğinde ve sizler de üç sınıfa ayrıldığınızda.
Sizler de üç bölüme ayrılırsınız.
Sizler de üç bölüme ayrılırsınız.
siz de üç sınıf olduğunuz zaman,
Siz de üç sınıf olduğunuz zaman
Siz o zaman üç sınıfa ayrılacaksınız.
Siz o zaman üç sınıfa ayrılacaksınız.
Siz o zaman üç sınıfa ayrılacaksınız.
Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman;
Siz de (kıyametde) üç sınıf olmuşsunuzdur.
Siz üç sınıf olmuşsunuzdur:
(7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.
Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman.
Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman;
ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman dipnot 1 ,
(O zaman) Siz, üç sınıf olursunuz:
Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,
Siz de üç gruba ayrılmış olacaksınız.
Ve sizler, üç çift/sınıf oluvermişsinizdir.
Vâkıa suresi, 8. ayet. فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!
Sağın halkı, ne mutlu insanlardır o sağın halkı!
Bir bahtiyat kampa dahil olan kesim olacak; ama ne büyük bahtiyarlık!..
Kiminiz doğruyu bulmuşlardan olacak. Ah! ne (mutlu) kimselerdir doğruyu bulmuş olanlar!
Ashab-ı Meymene (sağcılar, Hakk'ı bulmada isabet etmişler), ne ashab-ı meymenedir!
İşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene".
sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!
İşte, gerçeğe erişenlerin yoldaşları! Gerçeğe erişenlerin yoldaşları, nedir? dipnot 487
Sağ taraftaki mutlu kişiler, ne iyi olacak onların durumları!
Mutlular ne kadar da mutludurlar!
Mutlular ne kadar da mutludurlar!
ki, sağda sağın adamları, ne mutludur onlar!
Ki sağda "Ashab-ı Meymene": Ne "Ashab-ı Meymene!"
İşte ashabı meymene! dipnot 1 Nedir ashabı meymene?
İşte ashabı meymene dipnot 1 ! Nedir ashabı meymene?
İşte ashabı meymene dipnot 1 ! Nedir ashabı meymene?
İşte o 'Ashab-ı Meymene', ne (kutludur o) 'Ashab-ı Meymene'.
Sağcılar (a gelince:) O sağcılar ne (mutlu) durlar!
Sağcılar; o sağcılar ne mutludurlar.
(7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.
Sağdakiler, (ne mutlu) o sağdakilere!
Sağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar!
iyi durumda olacak olanlar… Kimlerdir iyi durumda olacak olanlar? dipnot 1
(Birincisi) uğurlular sınıfıdır. Ne mutlu o uğurlu olanlara!
Sağdakiler, nedir o sağdakiler?
Sağ taraf halkı... Ne sağ taraf halkı!
İşte uğur ve mutluluk yaranı. Nedir uğur ve mutluluk yaranı?
Vâkıa suresi, 9. ayet. وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!
Solun halkı, ne mutsuz insanlardır o solun halkı! dipnot 1
Bir de bedbaht kampa dahil olan kesim olacak; ama ne felaket bir bedbahtlık!..
Ve kiminiz kötülüğe batmışlardan olacak. Ah! ne (mutsuz) kimselerdir kötülüğe batmış olanlar!
Ashab-ı Meş'eme (solcular, Hak'tan kozalı yaşamışlar), ne ashab-ı meş'emedir!
"Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme".
Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!
Ve kötülüğe batanların yoldaşları! Kötülüğe batanların yoldaşları, nedir? dipnot 488
Sol taraftaki mutsuz kişiler, ne kötü olacak onların halleri!
Mutsuzlar ne kadar da mutsuzdurlar!
Mutsuzlar ne kadar da mutsuzdurlar!
Solda solun adamları, ne mutsuzdur onlar!
Solda "Ashab-ı Meş'eme": Ne "Ashab-ı Meş'eme!"
Ashabı meş'eme! dipnot 1 Nedir ashabı meş'eme?
Ashabı meş'eme dipnot 1 ! Nedir ashabı meş'eme?
Ashabı meş'eme dipnot 1 ! Nedir ashabı meş'eme?
'Ashab-ı Meş'eme' ne (mutsuz ve uğursuzdur o) 'Ashab-ı Meş'eme'.
Solcular (a gelince:) O solcular ne (bedbaht) dırlar!
Solcular; o solcular ne bahtsızdırlar.
(7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.
Soldakiler, ne bahtsızdır onlar!
Solun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar!
Zor durumda olacak olanlar… Kimlerdir zor durumda olacak olanlar? dipnot 1
(İkinci sınıf) uğursuzlardır. Ne yazık o uğursuzlara!
Soldakiler, nedir o soldakiler?
Sol taraf halkı... Ne sol taraf halkı!
İşte şomluk ve bunalım yaranı. Nedir şomluk ve bunalım yaranı?
Vâkıa suresi, 10. ayet. وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ
(10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.
(Ahirette) önde olanlar, (dünyada fedakârlıkta da) önde olanlardır.
Bir de yarışta öne geçip arayı açanlar olacak:
Önde olanlar ise (hayatta iken, inanç ve güzel fiillerde) öne çıkanlar olacak.
Es Sabikun (yakin ile öne geçenler), sabikundur;
Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.
(Hayırda) önde olanlar, (ecirde de) öndedirler.
Ve önde olanlar; öne çıkanlardır.
- Hayır/iyilik işlerinde yarışanlar önde olacaklardır. İşte onlar Allah'a yakın olanlardır.
Bir de ileri geçen öncü seçkinler vardır.
Bir de ileri geçen öncü elitler vardır.
önde, en öne geçenler, işte o ileride olanlar!
İlerde sabikun, işte o sabikun
Ve sabikunlar da sabikunlardır. dipnot 1
Ve sabikunlar da sabikunlardır. dipnot 1
Öne geçenler de, öne geçenlerdir! dipnot 1
Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir.
Hayır yarışlarında ta öne geçib kazananlar (a gelince:) onlar (orada da) öncüdürler.
Önde olanlar da öncüdürler.
(7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.
(Hayırda) önde olanlar, öncülerdir.
Ve o sabıklar, sabıklar!
Bir de önde olanlar vardır, hep önde olanlar!
Bir de önde gidenler (sınıfı) var; hep önde gidenler!
(Hayırda) önde olanlar, (derece olarak da) öndedirler.
Ve önde olanlar, öncüdürler.
Ve oluşta önde gidenler, yarışta önde gidenler...
Vâkıa suresi, 11. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ
(10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.
(11, 12) Bu kişiler, nimet cennetlerinde (Allah'a) yakınlaştırılanlardır.
İşte bunlardır Allah'a yakınlık sağlayanlar,
(Her zaman) Allah'a yakınlık sağlayanlar!
İşte onlar mukarrebun'dur (Kurbiyet mertebesini yaşayanlar).
İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.
İşte bunlar, (Allah'a) en yakın olanlardır.
İşte onlar, yaklaştırılanlardır.
- Hayır/iyilik işlerinde yarışanlar önde olacaklardır. İşte onlar Allah'a yakın olanlardır.
Onlar (Tanrı'ya) yaklaştırılanlardır.
Onlar (Tanrı'ya) yaklaştırılanlardır.
(11-12) Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
(11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun
İşte onlar, dipnot 1 yaklaştırılanlardır. dipnot 2
İşte onlar dipnot 1 , yaklaştırılanlardır. dipnot 2
İşte onlar dipnot 1 , yaklaştırılanlardır. dipnot 2
İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır.
İşte onlar (Allaha) en çok yaklaşdırılmış olanlardır.
İşte onlar en çok gözde olanlardır.
(7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.
İşte onlar, yakınlaştırılmış olanlardır.
İşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar,
Onlar, Allah'a yakınlığı onaylanmış kimselerdir dipnot 1 .
Onlar, her türlü ikramın yakınına alınırlar.
İşte onlar, yakınlaştırılmış olanlardır.
Onlar, en gözde olanlardır.
İşte onlardır yaklaştırılanlar.
Vâkıa suresi, 12. ayet. فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Onlar, Naim cennetlerindedirler.
(11, 12) Bu kişiler, nimet cennetlerinde (Allah'a) yakınlaştırılanlardır.
sonsuz nimetlerle dolu hasbahçelerde kalacak olanlar;
(Onlar) esenlik ve mutluluk bahçelerinde (yaşayacaklar,)
Nimet cennetlerindedirler.
Nimetlerle donatılmış cennetler içinde;
Naîm cennetlerinde.
Nimet cennetleri içindedirler.
Nimet cennetlerindedirler.
Nimet bahçelerinde...
Nimet cennetlerinde (bahçelerinde)...
(11-12) Naim cennetlerinde (Allah'a) yakın olanlardır.
(11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun
Naim dipnot 1 Cennetlerindedirler. dipnot 2
Naim dipnot 1 Cennetlerindedirler. dipnot 2
Naim dipnot 1 Cennet'lerindedirler. dipnot 2
Nimetlerle donatılmış cennetler içinde;
Naıym cennetlerinde (dirler).
Naim cennetlerindedirler.
(7-26) Sizler üç türdünüz, Sağın sahipleri! nedir sağın sahipleri? Solun sahipleri! nedir sonun sahipleri? Yarıştıkça yarışanlar! Bunlar Naim cennetlerinde yakınlaşanlar / akrabalaşanlardır. Evvelkilerden sülalece sonrakilerden azıcık . (Yarışanlar zamanla azalsa da hep varlar) Oymalı, işlemeli koltuklar üzerinde , karşılıklı olarak yaslanır vaziyetteler , a ralarında, kaynağından doldurulmuş kadehler ibrikler ve sürahilerle ölümsüz gençler dolaşır , o içtikleri şeyden dolayı ne başları döner ne de başları ağrır , seçip beğendikleri meyvelerden ve iştah ettikleri kuşun etinden, ve de iri gözlü saklı inciler misali hurilerden , yaptıklarının karşılığıdır, o rada ne bir boş laf işitirler ne de kötülenirler , onlara s adece Selam Selam denilir.
Onlar Naim Cennetleri'ndedirler.
Ni'met cennetlerinde.
Nimetlerle dolu cennetlerde olacaklardır dipnot 1 .
Nimetlerle dolu bahçeler içinde olurlar.
Nimet Cennetlerindedir onlar.
Nimet cennetlerindedir.
Nimetlerle dolu bahçelerdedirler.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.