Diyanet İşleri
Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 87. ayet. رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ
raḍû biey yekûnû me`a-lḫavâlifi veṭubi`a `alâ ḳulûbihim fehüm lâ yefḳahûn.
Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı Tevbe 81–89 3
Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkar ettiler ve fasık olarak öldüler.
Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.
"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım" dediler.
Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
Fakat peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.
Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
87. “(Savaştan) geri kalan kadınlarla birlikte olmaya razı oldular” Yani cihaddan geri kalan kadınlarla birlikte kalmayı kendilerine nasıl yedirebildiler? Onlara bu yolu gösteren bir bilgi veya bir parça akılları var mı acaba? Yoksa Allah kalplerine mühür vurdu da o yüzden mi hayrı fark edemiyorlar? Yine bu yüzden kalplerinde hayır ve kurtuluşu gerektiren işleri yapma iradesi mi kalmamış? “Artık onlar anlamazlar.” Onlar faydalarına olan şeylerin farkına varamıyorlar. Eğer gerçekten anlayışlı kimseler olsalardı, kendilerini erkeklerin konumlarından aşağılara düşüren böyle bir hale razı olmazlardı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu münafıklar, özür sahipleri ile birlikte savaştan geri kalarak kendi nefisleri için zillete ve aşağılanmaya razı oldular. Allah Teâlâ da küfürleri ve nifakları sebebi ile onların kalplerini mühürledi. Onlar kendi yararlarına olan şeyleri anlamazlar.
Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş)
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)
Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)
Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek…
Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
(27-28) Ancak seçtiği resuller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resulün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resullerin,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Geride kalan kadınlarla birlikte olmaya (kalmaya) razı oldular; (bu nedenle) onların kalplerine mühür vuruldu. dipnot 1 Artık (gerçeği) anlamazlar.
Geri kalanlarla birlikte olmayı gönülden kabullendiler; sonunda kalplerine mühür basıldı: artık onlar gerçeği kavrayamazlar.
Geride kalanlarla birlikte olmayı yeğlediler ve bu yüzden de onların kalpleri mühürlendi; öyle ki, artık hakkı kavrayamazlar.
Savaşa katılmayıp geride kalan kadınlar, çocuklar, acizler ile beraber olmaya razı oldular. . . Kalplerine mühür vuruldu (anlayışları kilitlendi)! Artık onlar anlayamazlar!
(Savaştan) Geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalbleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayıp anlamazlar.
Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular, onların kalplerine mühür vuruldu. Bu yüzden onlar anlamazlar.
Geride kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Bu yüzden, yüreklerine damga vuruldu; artık anlamazlar.
Geride kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Artık kalpleri mühürlenmiştir ve bu yüzden anlamazlar.
Geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Sonunda kalpleri mühürlendi. Bundan ötürü anlayamazlar.
Geride kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Sonunda kalpleri mühürlendi. Bundan ötürü anlayamazlar.
Kadınlarla beraber olmaya razı oldular, kalplerine mühür vuruldu. Artık onlar gerçeği kavrayamazlar.
Kadınlarla beraber olmaya razı oldular, kalplerinin üzeri tab edildi, artık onlar gayeyi fehmetmezler
Onlar, geride kalanlarla dipnot 1 beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Onlar, geride kalanlarla dipnot 1 beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri dipnot 2 mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Kalpleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
(Savaştan) Geri kalanlarla birtikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri mühürlenmiştir. Bundan dolayı kavrayamazlar (la yefkahum).
Onlar oturanlarla beraber olmalarını hoş gördüler. Kalblerine mühür vurulmuş onların. Bundan dolayı onlar (cihadda olan hikmeti, gaayeyi, Resule muvaafakatdaki seadeti, ondan geri kalmanın şekaavetini) iyice anlamazlar.
Geri kalanlarla birlikte oturmaya razı oldular. Kalblerine mühür vurulmuştur onların. Bu yüzden onlar iyice anlamazlar.
(83-89) Eğer ki Allah seni onlardan bir gruba geri döndürürse, onlar da senden çıkış için izin vermeni isterlerse, deki siz benimle beraber ebediyyen çıkamazsınız ve benimle beraber düşmanla asla savaşamazsınız, muhakkak ki siz ilk defasında makatınız üzere oturma ya razı geldiniz, artık geriye bırakılanlarla beraber oturmaya devam edin. Onlardan biri öldüğünde ebediyyen namazını kılma, kabri başında da durma, muhakkak ki onlar Allah’ı ve Resulünü yok saydılar / görmezden geldiler ve de yoldan çıkmışlar olarak öldül er. Onların malları ve çocukları seni cezbetmesin / imrenmeyesin, muhakkak ki Allah onlarla (Mal ve evlatlarla) onlara azap etmek diliyor, kafir olarak kendi ruhlarının çıkmasını istiyor. Allah’a iman edin ve O’nun Resulü ile beraber cihat edin diye bir sûre indirildiği vakit, zenginlik / servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve serbest bırakın bizi de oturanlarla beraber olalım dediler , g eride kalanlarla beraber olmaya hoşnut oldular, kalplerine mühür vuruldu, onlar artık anlamazlar. Lakin Resul ve onunla beraber olan müminler, malları ve kendileri ile cihat ettiler, iyilikler / hayırlar işte bunlarındır, işte bunlar, kurtuluşa erenlerdir. Allah onlar için altlarından nehirler akan içinde kalıcı olacakları cennetler hazırlamıştır, bu çok büyük bir başarıdır.
Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
Geride kalan kadınlarla beraber olmağa razı oldular, kalbleri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Kadınlarla beraber geride kalmaya razı oldular. Sanki kalplerinde yeni bir yapı oluşturulmuş dipnot 1 da kavrayamıyorlar dipnot 2 .
Muhaliflerle birlikte kalmak onlara pek hoş gelir. Kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşur; artık anlayamazlar.
Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri mühürlendi. Onlar (kendileri için iyi olan şeyleri) anlamazlar.
Geri kalan aciz kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri kapanmıştır. Bu yüzden anlamazlar.
Geride kalan kadınlarla beraber olmayı yeğlediler. Kalpleri üzerine mühür basılmıştır. Artık anlayıp kavrayamazlar.
Satisfied in mind to remain behind with the stay-at-home, they rejoiced beyond a common joy; their hearts have been impressed with dullness of comprehension and therefore they do not apprehend the voice from heaven nor can they be provoked to apprehend virtue
they prefer to be with those who stay behind. Their hearts have been sealed: they do not comprehend.
They prefer to be with (the women), who remain behind (at home): their hearts are sealed and so they understand not.
[9:87] They were content to stay behind with the womenfolk. Their hearts were sealed, leaving them bereft of understanding.
They are pleased to be with those who stay behind. Their hearts have been stamped so they do not understand.
They are content to be with those (the women) who sit behind (at home). Their hearts are sealed up (from all kinds of goodness and right guidance), so they understand not.
They are pleased to be with those who stay back, and their hearts have been sealed. So they do not understand.
They are pleased to be (counted) with the misbehaved and worthless (folk) and a seal has been set upon their hearts so that they do not understand.
They are well-pleased to be with those behind, and a seal has been set upon their hearts, so the they understand not.
Their choice of staying behind, has led their hearts to be sealed; thus they are deprived of the faculty of understanding.
They are content to be with those who are left behind. A stamp is set upon their hearts that they should not discern.
They were content to stay with those who remained behind, and it was stamped on their hearts, for they do not reason.
They are well pleased to be with those who stay behind, and their hearts are sealed up; wherefore they do not understand.
They are content to be with those who are useless, and a seal is set upon their heart that they understand not.
They are satisfied to be with the ones tarrying behind, (i. e. among the women, who generally remain behind) and their hearts are stamped upon, so they do not comprehend.
They are content that they should be with the useless and their hearts are sealed, so that they apprehend not.
They prefer to be with women who (are allowed to) stay at home during war, and their hearts are sealed; so they fail to understand.
They were well-pleased to remain with those who were left behind - where for their hearts have been sealed, so that they cannot grasp the truth.
They preferred to stay behind with the helpless, and their hearts have been sealed so they do not comprehend.
They were content to stay with those who remained behind, and God stamps their hearts, for they do not comprehend.
They chose to be with the sedentary. Consequently, their hearts were sealed, and thus, they cannot comprehend.
They were satisfied to be with those who stay behind, and their hearts were sealed over, so they do not understand.
They are content to be with those who remain; and their hearts are sealed, so they understand not.
They are well pleased to be with the disabled, the elderly, the women and children, and the ill. This attitude puts a seal on their hearts. They seldom understand (that fear can only be overcome with action (2:277), (6:48), (6:81)).
They like to be with those, who remain behind: Their hearts are closed, and so they do not understand.
They are happy to be with women who sit back, and their hearts are sealed; so they do not understand.
They were content to stay with those who remained behind, and it was imprinted on their hearts, for they do not understand.