Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 38. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ ٱنفِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱثَّاقَلْتُمْ إِلَى ٱلْأَرْضِ أَرَضِيتُم بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مِنَ ٱلْـَٔاخِرَةِ فَمَا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû mâ leküm iẕâ ḳîle lekümü-nfirû fî sebîli-llâhi-ŝŝâḳaltüm ile-l'arḍ. eraḍîtüm bilḥayâti-ddünyâ mine-l'âḫirah. femâ metâ`u-lḥayâti-ddünyâ fi-l'âḫirati illâ ḳalîl.
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sefere çağrı ve ağırdan alanlar Tevbe 38–49 3
O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!" denilecek.
Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah'ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah'a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekun savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekun savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
Haram ayları ertelemek, ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uygun getirip böylece Allah'ın haram kıldığını helal kılmak için haram ayı bir yıl helal, bir yıl haram sayıyorlar. Onların bu çirkin işleri, kendilerine süslenip güzel gösterildi. Allah, inkarcı toplumu doğru yola iletmez.
Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size "Allah yolunda sefere çıkın" denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.
Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, "Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber" diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah'ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
38. Şu bilinmelidir ki bu şerefli sûrenin büyük bir bölümü Tebûk gazvesi hakkında inmiştir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in müslümanları Bizanslılara karşı yapılan bu gazaya çağırması da sıcak bir döneme rastlamıştı. Azıklar azdı ve geçim de zordu. Bu yüzden de bazı müslümanlar işi ağırdan almışlardı. Bu da Yüce Allah’ın kendilerini azarlamasını ve gayrete getirmesini gerektirmiştir. Bu yüzden Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler!” Allah’ın emirlerini çabucak yerine getirmek, rızasına hızlıca koşmak, Allah'ın düşmanlarına karşı cihad etmek ve dininize destek olmak gibi imanın ve kesin inancın gereği olan amellerde bulunmayacak mısınız? “Size ne oldu ki: “Allah yolunda topluca savaşa çıkın” denildiği zaman ağırdan alarak yerinize çakılıp kaldınız?” Tembelleştiniz de rahata ve olduğunuz yerde kalmaya meylettiniz.
“Yoksa ahirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz?” Yani sizin bu durumunuz, ancak dünya hayatı ile yetinen, onun için çalışan ve âhirete -sanki ona iman etmiyormuşçasına- hiç aldırış etmeyen kimselerin halini andırmaktadır. “Fakat” sizi kendisine meylettiren ve onu âhiretin önüne geçirmenize sebep olan “dünya hayatının faydası, âhirete göre pek azdır.” Allah, size işleri kendi vasıtası ile ölçmenizi ve hangisinin tercih edilmeye değer olduğunu tespit etmenize yarayacak akıllar vermedi mi? Başından sonuna kadar tüm dünya, âhirete kıyas bile edilmeyecek kadar değersiz değil midir? İnsanın dünya hayatındaki kısacık ömrü ne kadardır ki, kişi onu nihâî bir gaye olarak kabul etsin de bütün çalışmalarını, gayret ve çabalarını, istek ve arzularını, kederlerle dolup tehlikelerle taşan şu kısacık dünya hayatına yöneltsin? Siz, neye dayanarak dünya hayatını canların çektiği, gözlerin zevk aldığı pek çok nimetleri barındıran ve içinde ebedî olarak kalacağınız âhiret yurduna tercih ettiniz? Allah’a andolsun ki, kalbinde imanın yer ettiği, sağlam bir görüşe sahip ve akıllılardan sayılan hiçbir kimse dünya hayatını âhirete tercih etmez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Allah'a ve resulüne iman edip kendileri için şeriat kılınan din ile amel edenler! Size ne oluyor da Allah yolunda düşmanlarınızla savaşmak için cihada çağrıldığınız zaman olduğunuz yerde kalıyor ve evlerinizde kalmaya meylediyorsunuz? Yoksa sizler, Allah yolunda cihat edenlere hazırlanmış ve devamlı olan ahiret nimetlerine karşılık dünya hayatının geçici ve değersiz olan metasına mı razı oldunuz? Dünya hayatının metası, ahiretin yanında değersiz ve geçicidir. Nasıl olur da akıl sahibi bir kimse, fani olan şeyi kalıcı olan şeye; değersiz olan şeyi de değerli olan şeye tercih eder?
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kök: ثقل (28 geçiş)
Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: نفر (18 geçiş) · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O'na hiçbir…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.…
Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
De ki: "Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza · Ortak kavram: Dünya
(7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya;…
Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ey iman edenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın!" dendiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz! Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz! Dünya hayatının geçimliği (yararı) ahirete göre azdır. dipnot 1
Siz ey iman edenler! Size ne oluyor da "Allah yolunda savaşa çıkın!" denildiğinde yere çakılıp kalıyorsunuz? Öte dünyadan vazgeçip bu dünya hayatıyla mı tatmin oldunuz? Ama unutmayın ki, bu dünya hayatının sefası öte dünyaya kıyasla pek değersizdir.
Siz ey imana erişenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savaşa çıkın" diye çağrıldığınız zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Sonraki hayatı(n iyiliklerini) gözden çıkarıp bu dünyadaki hayat(ın rahatlıklarıy)la mı kendinize doyum sağlama peşindesiniz? Fakat bu dünyadaki hayatın verdiği haz ve doyum sonraki hayatın vereceği yanında değersiz bir şeyden başka nedir ki!
Ey iman edenler. . . Size ne oldu ki: "Allah yolunda savaşa çıkın" denildiğinde ağırlaşıp arza çakıldınız! Sonsuz gelecek yaşam karşılığında dünya hayatına mı razı oldunuz? (Oysa) dünya hayatının nimetleri gelecek yaşamdakilere göre, hiç mesabesindedir!
Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır.
Ey iman edenler! Size ne oldu ki, «Allah yolunda savaşa çıkın!» denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz? Fakat dünya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır.
Ey inanca çağırılanlar! Size ne oldu da "Allah'ın yolunda eyleme geçin!" denildiğinde, yere çakılıp kaldınız. Sonsuz yaşamı bırakarak, dünya yaşamıyla mı yetiniyorsunuz? Oysa dünya yaşamının geçimliği, sonsuz yaşamın yanında çok azdır.
Ey insanlar, size ne oldu ki"Allah yolunda topluca savaşa çıkın!" denildiği zaman olduğunuz yere çakılıp kalıyorsunuz? Ahiret yerinedünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının malı ahiretin yanında pek azdır.
Ey iman edenler, size ne oldu ki, "ALLAH yolunda harekete geçin" dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? Ahiret yerine bu dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının nimetleri ahiret hayatına oranla pek azdır.
Ey inananlar, size ne oldu ki, 'ALLAH yolunda harekete geçin,' dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? Ahiret yerine bu dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının nimetleri ahiret hayatına oranla pek azdır.
Ey iman edenler, size ne oldu ki, size: "Allah yolunda savaşa çıkın!" denildiğinde yerinize yığılıp kaldınız? Yoksa ahiretten geçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının zevki ahiretin yanında pek az bir şeydir.
Ey o bütün iyman edenler! Ne oldu ki size Allah yolunda seferber olun denilince yerinize yığıldınız kaldınız yoksa Ahıretten geçib Dünya hayata razı mı oldunuz? Fakat o Dünya hayatın zevkı Ahıretin yanında ancak pek az bir şey
Ey İman Edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda seferber olun dipnot 1 denildiği zaman, işi ağırdan aldınız! Yoksa hiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih ettiniz. Ama ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır.
Ey iman edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda seferber olun dipnot 1 denildiği zaman, işi ağırdan aldınız. Yoksa ahiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih etiniz. Ama ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır.
Ey iman edenler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda seferber olun denildiği zaman, dünya nimetlerini tercih ederek işi ağırdan aldınız. Yoksa ahiret hayatı yerine dünya hayatını mı tercih etiniz. Ama ahiret hayatının yanında dünya hayatının değeri pek azdır.
Ey inananlar, ne oldu ki size Tanrı yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır.
Ey iman edenler, ne oldunuz ki size: "Allah yolunda elbirlik gazaye çıkın" denildiği zaman yere (mıhlanıb) ağırlaşdınız? Ahiretden (vaz geçib yalınız) dünya hayaatına mı raazi oldunuz? Fakat bu dünya hayaatının faidesi ahiretin yanında pek azdır.
Ey iman edenler; size ne oldu ki: Allah yolunda elbirliği ile savaşa çıkın, denildiği zaman, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahireti bırakıp da dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçimi ahiretin yanında pek azdır.
(38-52) Ey iman edenler Allah yolunda fırlayın çıkın denildiğinde size ne oldu da arza çakılıp kaldınız, ahirete nazaran dünya hayatına mı razı geldiniz? / o mu hoşunuza gitti? Dünya hayatının geçim malzemeleri / metası, sonraki hayatınkinden / ahiretten daha azdı r, eğer fırlayıp çıkmazsanız, acıtıcı bir azapla size azap eder, sizden başka bir toplulukla sizi yer değiştirir / mübadele eder. O’na / Resulüne herhangi bir zarar veremezsiniz, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Eğer O’na / Resulüne yardım etmezseniz, (Tebuk savaşı konusunda) kesin olan şu ki Allah O’na, kafirlerden ayrılıp hicret ettiğinde, mağara içindeki iki kişiden biri olduğu vakitte yardım et mişti. (Sevr mağarasındaki Resulullah ile arkadaşı Ebu Bekir) O vakit arkadaşına diyordu ki hüzünlenme / mahzun olma, Allah bizimle, ardından Allah’ta sakinliğini / sükûnetini onlar üzere indirdi ve O’nu / Resulünü görünmez ordular ile destekledi, kafirlerin kelimesini en aşağı olan yaptı (Pantolonun suflesi gibi) Allah’ın kelimesini ise işte onu da en yüce yaptı, Allah saygıdeğerdir, gerekçeli son kararı verir. Hafif, ağır tüm malzeme ve cihazlarınızla fırlayın, Allah yolunda mallarınızla kendinizle gayret gösterin / ceht gösterin / cihat edin, eğer bilirseniz ki bu sizin için iyidir / hayırlıdır. Şayet yakın bir fayda teklifi, kolay sefer sunulsa idi sana hemen tabi olurlardı, fakat, onlara bu, oldukça uzak ve meşakkatli / zorluklarla dolu bir iş olarak geldi, (Bizans’a bağlı Gassanilerle Tebuk seferi h.9 m 630) eğer gücümüz yetse idi, sizinle olurduk diye Allah’a yemin dahi ederler, onlar kendilerini helak ettiler, Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. Allah seni affetsin onlardan sadıklar ile yalancılar sana be lli olacağı zamana kadar beklemeyip niçin onlara iz in verdin? Allah’a ve ahiret gününe iman edenler malları ve kendileri ile cihat etmek konusunda senden izin istemezler, Allah sakınanları bilir. Senden izin isteyenler ise kesinlikle, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerdir, kalpleri kuşkuya düştü onlar kuşku içinde tereddüt eder dururlar. (Gitmesem mi acaba? ikilemi) Şayet çıkmayı dileselerdi, onun için belli bir hazırlık hazırlarlardı, (O yönde iradesi olanın hazırlanması da olur) fakat, Allah onların bu yaptıklarından hoşlanmadı ve onları sabitledi, onlara oturanlarla beraber oturun denildi. Şayet çıksalardı, sizin rahatsızlığınızı artırırlardı veya rahats ız olmanız için koşuştururlardı, sizi fitneye / sınamaya düşürürlerdi, sizin içinizde onları işitecek tipler de var, Allah zalimleri bilir. Onlar önceden de fitne çıkarmak istemişlerdi, senin işlerini ters düz etmişlerdi, ta ki sana gerçek geldi ve ta ki onlar hoşlanmasalar da Allah’ın işi / emri gün yüzüne çıktı. Onlardan bir kısmı, bize izin ver, bizi deneme / sınama diyor, dikkat edin böyle diyerek onlar yine bir sınamanın içindedirler, cehennem kesinlikle kafirleri kuşatmıştır. Sana bir güzellik dokunsa ondan kötü etkilenirler, sana musibet isabet ederse, daha önce biz işlerimizi ayarlamıştık derler, sevinerekten dönüp giderler, deki Allah’ın yazdığı dışında hiçbir şey bizlere isabet etmez / nasip olmaz, O bizim dostumuzdur, müminler Allah’ı vekil tayin ederler. De ki bize iki güzel şeyden birinin (Şehit veya Gazi olmak) gerçekleşmesini mi bekliyorsunuz? Biz de size Allah’ın yanındaki azabının yahut bizim elimizle bir azabın isabet etmesini bekliyoruz. O halde gözetleyin / gözlemleyin bizde sizlerle bera ber gözetliyoruz / hep beraber bekleyelim görelim.
Ey İman edenler! Size ne oluyor da; "Allah yolunda savaşa çıkın!" dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Ahireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının metası ahirete göre pek azdır.
Ey inananlar, size ne oldu ki: "Allah yolunda topluca savaşa çıkın!" dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? ahirettense dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının geçimi, ahiretin yanında pek azdır.
Ey inanıp güvenenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın." denince olduğunuz yerde çakılıp kaldınız dipnot 1 ? Yoksa ahiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının menfaati ahiret hayatının yanında çok azdır.
Ey inanıp güvenenler! Neyiniz var ki "Allah yolunda sefere dipnot 1 (savaşa) çıkın." denince yere çakılıp kaldınız? Ahiret değil de dünya hayatı mı hoşunuza gidiyor? Dünya hayatının menfaatleri ahirettekinin yanında pek azdır.
Ey İman edenler! Size ne oluyor da ‘Allah yolunda savaşa çıkın!’ dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Ahireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının metası ahirete göre çok az bir şeydir.
-Ey iman edenler! Size ne oluyor da 'Allah yolunda savaşa çıkın!' dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Ahireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre çok az bir şeydir.
Ey iman sahipleri! Size ne oldu ki, "Allah yolunda seferber olun" denilince yere çakılıp kaldınız. Ahiretten vazgeçip iğreti hayata mı razı oldunuz? O iğeti hayatın nimeti ahiret yanında pek azdır.
O you who have conformed to Islam: what ails you that you are indisposed to action! When you are told to strive in the cause of Allah you cling heavily to the ground! Have you come to be worldly - minded and content with life here afore that Hereafter! But how little are the material and the immaterial things that minister to enjoyment and content here as compared with Hereafter.
Believers, why, when it is said to you, ‘Go and fight in God’s way,’ do you feel weighed down to the ground? Do you prefer this world to the life to come? How small the enjoyment of this world is, compared with the life to come!
O ye who believe! what is the matter with you, that, when ye are asked to go forth in the cause of Allah, ye cling heavily to the earth? Do ye prefer the life of this world to the Hereafter? But little is the comfort of this life, as compared with the Hereafter.
[9:38] Believers! What is amiss with you that when it is said to you: "March forth in the cause of Allah," you cling heavily to the earth? Do you prefer the worldly life to the Hereafter? Know well that all the enjoyment of this world, in comparison with the Hereafter, is trivial.
You who have iman! what is the matter with you that when you are told, ‘Go out and fight in the way of Allah,’ you sink down heavily to the earth? Are you happier with this world than the Next World? Yet the enjoyment of this world is very small compared to that of the Next World.
O you who believe! What is the matter with you, that when you are asked to march forth in the Cause of Allâh (i.e. Jihâd) you cling heavily to the earth? Are you pleased with the life of this world rather than the Hereafter? But little is the enjoyment of the life of this world as compared to the Hereafter.[1]
O you who have faith! What is the matter with you that when you are told: ‘Go forth in the way of Allah, ’ you sink heavily to the ground? Are you pleased with the life of this world instead of the Hereafter? But the wares of the life of this world compared with the Hereafter are but insignificant.
O you the (so called) believers! what (excuse) have you that when it is said to you to go forth for the cause of Allâh (to Tabûk) you incline heavily towards the earth. Would you be contented with the present life in preference to the Hereafter? (If it is so then remember that) the provision of this present life, as compared with the Hereafter, is but little.
O believers, what is amiss with you, that when it is said to you, 'Go forth in the way of God,' you sink down heavily to the ground? Are you so content with this present life, rather than the world to come? Yet the enjoyment of this present life, compared with the world to come, is a little thing.
O’ believers, what happened to you that, when [in preparation for the campaign of Tabuk] you were asked to march forth for the cause of God, you became heavily attached to the earth? Does it mean that you prefer this earthly life to the life of the Hereafter? If this is the case, rest assured that all the pleasures of the world is nothing compared to that of Hereafter.
O ye who believe! what ailed you when ye were told to march forth in God's way, that ye sank down heavily upon the earth? were ye content with the life of this world instead of the next? but the provision of this world's life is but a little to the next.
O you who acknowledge, what is wrong with you when you are told: "March forth in the cause of God," you become heavy on earth. Have you become content with this worldly life over the Hereafter? The enjoyment of this worldly life compared to the Hereafter is nothing.
O true believers, what ailed you, that, when it was said unto you, go forth to fight for the religion of God, ye inclined heavily towards the earth? Do ye prefer the present life to that which is to come? But the provision of this life, in respect of that which is to come, is but slender.
O you who believe! What ailed you when you were told to march forth in Allah's way, that you were bowed down to the ground with heaviness? Were you content with the life of this world instead of the Hereafter? But the comforts of the life of this world is but a little compared to the Hereafter.
O you who have believed, how is it with you, (that) when it is said to you, "March out in the way of Allah, " you sink down heavily to the earth? Are you satisfied with the present life, (Literally: the lowly life, i. e., the life of this world) rather than with the Hereafter? Yet in no way is the enjoyment of the present life, in the Hereafter anything except a little thing..
O ye who believe! What aileth you that when it is said unto you: Go forth in the way of Allah, ye are bowed down to the ground with heaviness. Take ye pleasure in the life of the world rather than in the Hereafter? The comfort of the life of the world is but little in the Hereafter.
What has happened to you, O believers, that when you are asked to set out in the cause of God your feet begin to drag? Do you find the life of the world so pleasing that you forget the life to come? Yet the profit of the life of this world is but meagre as compared to the life to come.
O YOU who have attained to faith! What is amiss with you that, when you are called upon, "Go forth to war in God's cause," you cling heavily to the earth? Would you content yourselves with [the comforts of] this worldly life in preference to [the good of] the life to come? But the enjoyment of life in this world is but a paltry thing when compared with the life to come!
O believers! What is the matter with you that when you are asked to march forth in the cause of Allah, you cling firmly to ˹your˺ land?[1] Do you prefer the life of this world over the Hereafter? The enjoyment of this worldly life is insignificant compared to that of the Hereafter.
O you who believe, what is wrong with you when you are told: "March forth in the cause of God," you become heavy on Earth. Have you become content with this worldly life over the Hereafter The enjoyment of this worldly life compared to the Hereafter is nothing.
O you who believe, when you are told, "Mobilize in the cause of GOD," why do you become heavily attached to the ground? Have you chosen this worldly life in place of the Hereafter? The materials of this world, compared to the Hereafter, are nil.
O you who have believed, what is [the matter] with you that, when you are told to go forth in the cause of Allah, you adhere heavily to the earth? Are you satisfied with the life of this world rather than the Hereafter? But what is the enjoyment of worldly life compared to the Hereafter except a [very] little.
O you who heed warning: what ails you that when it is said to you: “Go forth in the cause of God,” you cling to the earth? Are you content with the life of this world over the Hereafter? But the enjoyment of the life of this world in the Hereafter is only small.
O You who have chosen to be graced with belief! What is amiss with you that, when called upon, "Go forth in the Cause of Allah," you cling heavily to the ground? Do you choose pleasure in the life of this world rather than in the life to come? The enjoyment of this life is but a paltry thing compared to the Hereafter.
O you who believe! What is the matter with you, that, when you are asked to go out in the Cause of Allah, you stay on (tied) tightly to the earth? Do you prefer the life of this world to the Hereafter? But the comfort of this life is very small, compared with (the comfort of) the Hereafter.
O you who believe, what is wrong with you that when it is said to you, "Come out in the way of Allah," you turn heavy (and cling) to the ground. Have you become happy with the worldly life instead of the Hereafter? So, (remember that) the enjoyment of the worldly life is but trivial in (comparison with) the Hereafter.
O you who believe, what is wrong with you when you are told: "Mobilize in the cause of God," you become heavy on the earth. Have you become content with this worldly life over the Hereafter? The enjoyment of this worldly life compared to the Hereafter is nothing.