Diyanet İşleri
"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım" dediler.
Tevbe suresi
Tevbe suresi, 86. ayet. وَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُوا۟ مَعَ رَسُولِهِ ٱسْتَـْٔذَنَكَ أُو۟لُوا۟ ٱلطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا۟ ذَرْنَا نَكُن مَّعَ ٱلْقَٰعِدِينَ
veiẕâ ünzilet sûratün en âminû billâhi vecâhidû me`a rasûlihi-ste'ẕeneke ülu-ṭṭavli minhüm veḳâlû ẕernâ neküm me`a-lḳâ`idîn.
"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı Tevbe 81–89 3
Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun."
Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkar ettiler ve fasık olarak öldüler.
Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla ancak, dünyada kendilerine azap etmeyi ve canlarının kafir olarak çıkmasını istiyor.
"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım" dediler.
Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
Fakat peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
86. Şanı Yüce Allah, münafıkların sürekli olarak Allah’a itaati gerektiren işleri ağırdan aldıklarını ve sûrelerin de âyetlerin de onları etkilemediğini beyan ederek şöyle buyurmaktadır: Allah’a iman etmeleri ve Allah yolunda cihad etmeleri emrolunan “bir sûre indirildiği zaman içlerinden servet ve imkan sahipleri” yani cihada çıkmamakta haklı bir mazeretleri bulunmayan, mal-mülk sahibi ve varlıklı olanlar “senden izin isterler” Halbuki Allah, onlara mal ve evlat vermiştir. O halde onlar, Allah’a şükretmeleri, hamd etmeleri ve Allah’ın kendilerine farz kıldığı ve verdiği imkânlarla da kolaylaştırdığı görevleri ifa etmeleri gerekmez mi? Ancak onlar tembellik ettiler ve cihada çıkmayıp oturmak için izin istediler. Başka bir yolu kabul etmeyerek: “Bizi bırak da oturanlarla birlikte kalalım” dediler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah Teâlâ, Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Allah'a iman etmeyi ve yolunda cihat etmeyi emreden bir sure indirdiği zaman, zenginlik ve varlık sahibi olan kimseler bundan geri kalmak için senden izin isteyip şöyle dediler: "Bizi bırak zayıflar ve sürekli hastalar gibi özür sahipleri ile beraber olup (savaşa) gitmeyelim.''
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: قعد (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş)
Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı…
Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: قعد (31 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…
Aynı kök: قعد (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…
Aynı kök: طول (10 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)
Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onlara) "Allah'a inanın, Elçisi ile birlikte cihad edin (fedakârlık yapın)!" diye bir sure indirildiği zaman, içlerinden servet sahibi olanlar senden izin istemişler ve "Bizi bırak; (evlerinde) oturanlarla birlikte olalım." demişlerdi.
Hem, ne zaman "Allah'a güvenip iman edin ve Elçisi'yle birlikte cihad edin!" diyen bir pasaj indirilse; içlerinden durumu gayet müsait olanlar (bile) senden izin isteyerek derler ki: "Bırak bizi, oturanlarla birlikte oturalım!"
(Gerçekten de hakkı inkar ediyor onlar:) çünkü vahiy yoluyla: "Allaha inanın ve Onun Elçisiyle beraber (Onun yolunda savaşın" diye çağrıldıklarında, onlardan (savaşa katılmaya) pekala güç yetirebilecek durumda olanlar (bile), "bizi bırak, evde kalanlarla birlikte kalalım" diyerek senden izin istediler.
"Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a iman edin ve Rasulü ile beraber mücahede edin" diye bir sure inzal edildiğinde, içlerinden zengin olanlar (cihada çıkmamak için) senden izin istediler ve "bırak bizi, evlerinde oturanlarla beraber olalım" dediler.
"Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çıkın" diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.
«Allah’a inanın, Rasûlü ile beraber cihad edin» diye bir sûre indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: «Bizi bırak (evlerinde) oturanlarla beraber olalım.» dediler.
"Allah'a inanın ve O'nun elçisiyle birlikte çaba gösterin!" diyerek bir sure indirildiğinde, onların varlık edinmiş olanları, senden izin istediler. "Bizi bırak; oturanlarla birlikte kalalım!" dediler.
"Allah'a inanınız ve Peygamberinin yanında savaşınız" diye bir sure indirildiği zaman, onların güçlüleri savaşa gitmemek için senden izin isterler ve "Bizi bırak, oturanlarla beraber kalalım" derler.
"ALLAH'ı onaylayın, elçisiyle birlikte cihat edin" diye bir sure indiği zaman, onların güçlü ve varlıklı olanları bile senden izin istediler ve "Bizi bırak oturanlarla beraber olalım" dediler.
'ALLAH'a inanın, elçisiyle birlikte cihad edin,' diye bir sure indiği zaman, onların güçlü ve varlıklı olanları bile senden izin istediler ve, 'Bizi bırak oturanlarla beraber olalım,' dediler.
Allah'a iman edin ve Resulü ile beraber cihada gidin! diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler ve: "Bırak bizi oturanlarla beraber olalım!" dediler.
Allaha iyman edin ve Resulünün maiyyetinde cihada gidin diye bir sure indirildiği zaman içlerinde servet sahibi olanlar senden izin istediler ve "bırak bizi oturanlarla beraber olalım" dediler
"Allah'a iman edin, Resul'ü ile birlikte cihad edin." diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.
"Allah'a iman edin, Resulü ile birlikte cihad edin." diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.
"Allah'a iman edin, Rasulü ile birlikte cihat edin." diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.
"Tanrı'ya inanın, O'nun elçisi ile cihada çıkın" diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.
"Allaha iman edin, Resulünün maiyyetinde cihada gidin" diye bir sure indirildiği zaman içlerinden servet saahibi olanlar senden izin isteyib: "Bırak bizi, (harbe gidemeyib) oturanlarla beraber olalım" dediler.
Allah'a iman edin, Rasulü ile birlikte cihad edin, diye bir sure indirildiğinde; içlerinden gücü yetenler senden izin isteyip: Bizi bırak da oturanlarla birlikte kalalım, derler.
(83-89) Eğer ki Allah seni onlardan bir gruba geri döndürürse, onlar da senden çıkış için izin vermeni isterlerse, deki siz benimle beraber ebediyyen çıkamazsınız ve benimle beraber düşmanla asla savaşamazsınız, muhakkak ki siz ilk defasında makatınız üzere oturma ya razı geldiniz, artık geriye bırakılanlarla beraber oturmaya devam edin. Onlardan biri öldüğünde ebediyyen namazını kılma, kabri başında da durma, muhakkak ki onlar Allah’ı ve Resulünü yok saydılar / görmezden geldiler ve de yoldan çıkmışlar olarak öldül er. Onların malları ve çocukları seni cezbetmesin / imrenmeyesin, muhakkak ki Allah onlarla (Mal ve evlatlarla) onlara azap etmek diliyor, kafir olarak kendi ruhlarının çıkmasını istiyor. Allah’a iman edin ve O’nun Resulü ile beraber cihat edin diye bir sûre indirildiği vakit, zenginlik / servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve serbest bırakın bizi de oturanlarla beraber olalım dediler , g eride kalanlarla beraber olmaya hoşnut oldular, kalplerine mühür vuruldu, onlar artık anlamazlar. Lakin Resul ve onunla beraber olan müminler, malları ve kendileri ile cihat ettiler, iyilikler / hayırlar işte bunlarındır, işte bunlar, kurtuluşa erenlerdir. Allah onlar için altlarından nehirler akan içinde kalıcı olacakları cennetler hazırlamıştır, bu çok büyük bir başarıdır.
“Allah’a iman edin ve Rasûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler ve; “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım.” dediler.
"Allah'a inanın, Elçisiyle beraber cihadedin!" diye bir sure indirildiği zaman içlerinden servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bizi bırak, oturanlarla beraber oturalım." dediler.
"Allah'a inanıp güvenin ve elçisiyle birlikte cihada çıkın dipnot 1 !" diye bir sure indirildiğinde münafıkların varlıklı olanları senden izin ister ve "Bizi bırak da (savaşa çıkmayıp) oturanların yanında kalalım." derler dipnot 2 .
Allah'a inanıp güvenin, elçisiyle beraber mücadele (cihad) edin" diye bir sure indirilse onların varlıklı olanları hemen senden izin ister ve "Bırak da oturanlarla birlikte biz de kalalım" derler.
Allah’a iman edin ve O’nun Rasûlü’nün yanında cihad edin! diye bir sûre indirildiği vakit, onlardan servet sahibi olanlar: "Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım!" diyerek senden izin isterler.
Allah'a iman edin ve O'nun Resulü'nün yanında cihad edin! diye bir sure indirilse; onlardan gücü yetenler: 'Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım!' diyerek senden izin isterler.
"Allah'a inanın, O'nun resulüyle beraber savaşa çıkın" anlamında bir sure indirildiği zaman, onların imkan ve servet sahibi olanları, senden izin isteyerek şöyle demişlerdi: "Bırak bizi, oturanlarla beraber olalım."
And when a Surah is revealed from Heaven enjoining the belief in Allah and commanding action together with His Messenger in His cause you see the able and the affluent among them requesting exemption, saying to you: "Permit us to remain with those remaining behind. The stay-at-home".
When a sura is revealed [saying], ‘Believe in God and strive hard alongside His Messenger,’ their wealthy ask your permission [to be exempt], saying, ‘Allow us to stay behind with the others’:
When a Sura comes down, enjoining them to believe in Allah and to strive and fight along with His Messenger, those with wealth and influence among them ask thee for exemption, and say: "Leave us (behind): we would be with those who sit (at home)."
[9:86] And whenever any surah is revealed enjoining: "Believe in Allah and strive (in His Way) along with His Messenger," the affluent among them ask you to excuse them, saying: "Leave us with those who will sit back at home."
When a sura is sent down saying: ‘Have iman in Allah and do jihad together with His Messenger, ’ those among them with wealth will ask you to excuse them, saying, ‘Let us remain with those who stay behind. ’
And when a Sûrah (chapter from the Qur’ân) is revealed, enjoining them to believe in Allâh and to strive hard and fight along with His Messenger, the wealthy among them ask your leave to exempt them (from Jihâd) and say, "Leave us (behind), we would be with those who sit (at home)."
When a sūrah is sent down [declaring]: ‘Have faith in Allah, and wage jihād along with His Apostle, the affluent among them ask you for leave, and say, ‘Let us remain with those who sit back. ’
And when a Sûrah (- Qur'ânic chapter) is revealed (enjoining), `Believe in Allâh and strive along with His Messenger (in the cause of Allâh) even the well-to-do among them ask leave of you and say, `Leave us alone to be with those who stay (at home). '
And when a sura is sent down, saying, 'Believe in God, and struggle with His Messenger,' the affluent among them ask leave of thee, saying, 'Let us be with the tarriers. '
Any time a verse is revealed saying: "Believe in God and strive hard with the Lord’s Messenger", you might have noticed that even the most capable ones of them start to beg asking to be excused from the fight for the cause of God and say: “Please give us permission [for such and such reason] so that we stay behind, like those (handicaps, children and women) who stay at home. ”
Whenever a surah is sent down to them, 'Believe ye in God, and fight strenuously together with His Apostle,' those of them who have the means will ask thee for leave to stay at home and say, 'Let us be amongst those who stay behind. '
If a chapter is sent down: "That you shall acknowledge God and strive with His messenger," those with wealth and influence ask your permission and they say, "Let us be with those who remain behind."
When a sura is sent down, wherein it is said, believe in God, and go forth to war with his apostle; those who are in plentiful circumstances among them ask leave of thee to stay behind, and say, suffer us to be of the number of those who sit at home.
Whenever a verse is sent down to them, saying "Believe you in Allah, and strive along with His Messenger," the men of wealth will ask you for leave to stay at home and say, "Let us be amongst those who stay behind. "
And when a s?rah is sent down (saying), "Believe in Allah and strive with His Messenger, " those endowed with ampleness among them ask you permission (i. e., permission to stay behind and not fight) and say, "Leave us (behind) with the ones sitting back."
And when a surah is revealed (which saith): Believe in Allah and strive along with His messenger, the men of wealth among them still ask leave of thee and say: Suffer us to be with those who sit (at home).
Whenever a Surah is revealed (which says): "Believe in God and fight along with His Prophet, " the well-to-do among them ask for leave to stay at home, and say: "Leave us with those who are left behind. "
[They are indeed denying it:] for, when they were called upon through revelation, "Believe in God, and strive hard [in His cause] together with His Apostle," [even] such of them as were well able [to go to war] asked thee for exemption, saying, "Allow us to stay behind with those who remain at home!"
Whenever a sûrah is revealed stating, "Believe in Allah and struggle along with His Messenger," the rich among them would ask to be exempt, saying, “Leave us with those who remain behind.”
And if a chapter is sent down: "That you shall believe in God and strive with His messenger, " those with wealth and influence ask your permission and they Say: "Let us be with those who remain behind. "
When a sura is revealed, stating: "Believe in GOD, and strive with His messenger," even the strong among them say, "Let us stay behind!"
And when a surah was revealed [enjoining them] to believe in Allah and to fight with His Messenger, those of wealth among them asked your permission [to stay back] and said, "Leave us to be with them who sit [at home]. "
And when a sūrah is sent down to believe in God and strive alongside His messenger, the affluent among them ask leave of thee, saying: “Leave thou us to be with those who sit.”
When a Surah is revealed saying, "Attain belief in Allah, and strive along with His Messenger", the able-bodied men of wealth ask your leave and say, "Allow us to stay behind with those who remain at home. "
And when a Sura comes down, (strongly) guiding them to believe in Allah and to work and fight along with His Messenger (Muhammad), those with wealth and power (over others) from them ask you to excuse (them), and say: "Leave us (behind): We will be with those who sit (at home). "
When a Sūrah is revealed (saying), "Believe in Allah and carry out Jihād in the company of His Messenger" the capable ones from them seek your permission and say, “Let us remain with those sitting back.”
And if a chapter is sent down: "That you shall believe in God and strive with His messenger," those with wealth and influence ask your leave and they say: "Let us be with those who remain behind."