Nûr suresi

Nûr suresi, 55. ayet

Nûr suresi, 55. ayet. وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ كَمَا ٱسْتَخْلَفَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ ٱلَّذِى ٱرْتَضَىٰ لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّنۢ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِى لَا يُشْرِكُونَ بِى شَيْـًٔا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

ve`ade-llâhü-lleẕîne âmenû minküm ve`amilu-ṣṣâliḥâti leyestaḫlifennehüm fi-l'arḍi keme-staḫlefe-lleẕîne min ḳablihim. veleyümekkinenne lehüm dînehümü-lleẕi-rteḍâ lehüm veleyübeddilennehüm mim ba`di ḫavfihim emnâ. ya`büdûnenî lâ yüşrikûne bî şey'â. vemen kefera ba`de ẕâlike feülâike hümü-lfâsiḳûn.

Diyanet İşleri

Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkar ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nûr 52–58 · surenin 55. ayeti / 64

Konu Münafıkların hükme razı olmaması ve hilâfet vaadi Nûr 47–57 3

  1. Nûr 52

    Kim Allah'a ve Resulüne itaat eder, Allah'tan korkar ve O'na karşı gelmekten sakınırsa, işte onlar başarıyı elde edenlerin ta kendileridir.

  2. Nûr 53

    Münafıklar, sen kendilerine emrettiğin takdirde mutlaka savaşa çıkacaklarına dair en ağır bir şekilde Allah'a yemin ettiler. De ki: "Yemin etmeyin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."

  3. Nûr 54

    "Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin" de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.

  4. 55

    Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkar ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.

  5. Nûr 56

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resule itaat edin ki size merhamet edilsin.

  6. Nûr 57

    İnkar edenlerin (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o!

  7. Nûr 58

    Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, ayetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

55. Bunlar, Yüce Allah’ın dosdoğru vaatleridir. Bunların gerçekleştiği ve haber verdiği gibi ortaya çıktığı görülmüştür. O, bu ümmet arasından iman ve salih ameli gereğince ayakta tutan kimselere kendilerini yeryüzünde hükümran kılacağını vaat etmiştir. Yeryüzünün halifelerinin ve tasarruf sahiplerinin onlar olacağını bildirmiştir. Ayrıca kendileri için beğenip seçtiği ve bütün dinlerden üstün olan İslâm dinini hakim kılacağını da vaat etmiştir. O, bu dini bu ümmet için seçip beğenmiştir. Çünkü bu ümmet, faziletli ve şerefli bir ümmettir. Bu ümmet üzerindeki nimeti, onların bu dini uygulama imkânını elde etmelerini, bu dinin zahir ve batın şer’î hükümlerini hem kendi nefislerinde hem de başkalarında uygulamalarını mümkün kılmıştır. Ayrıca onların dışındaki çeşitli dinlere mensup kimseler ve diğer kâfirler de mağlup ve zelil kimselerdir. Yüce Allah, onlara ayrıca şunu da vaat etmiştir: Korkularından sonra onlara güvenlik verecektir. Çünkü önceleri onlardan herhangi bir kimse, dinini ve kabul ettiği yolu kâfirlerden pek çok eziyet ve işkenceyi göze almadıkça açığa vurma imkânını bulamıyordu. Müslüman cemaat sayıca başkalarına nispetle oldukça azdı. Yeryüzündeki insanlar da elbirliği ile onlara karşı dikilmiş, onların başlarına türlü musibetler getirmeye kalkışmıştı. İşte Yüce Allah, bu âyetin indiği dönemde onlara bütün hususları vaat etmiştir. Henüz o ümmet yeryüzünde halifelik makamına getirilmeyi, iktidar sahibi olmayı, İslâm dinini uygulama imkânını elde etmeyi ve tam güvenlik içerisinde Yüce Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın, Allah’tan başkasından çekinmeksizin O’na ibadet edecek şekilde bir iktidara sahip olamamıştı. Ancak bu ümmetin ilk nesli, başkalarından çok daha ileri ve üstün bir şekilde iman ve amel-i salihin gereğini yerine getirdi. Böylece Yüce Allah, onlara çeşitli ülkelerin ve milletlerin yönetim ve iktidarını verdi; yerin doğularını ve batılarını fethetmelerini mümkün kıldı. Tam bir güvenliğe ve tam bir iktidara kavuştular. İşte bu da Yüce Allah’ın hayret edilecek ve göz kamaştıracak belgelerinden biridir. Bu durum, Kıyametin kopacağı vakte kadar aynen geçerlidir. Mü’minler ne zaman imanı ve salih ameli gereği gibi yerine getirecek olurlarsa, Allah’ın onlara verdiği bu sözü gerçekleştirmesi kaçınılmazdır. Yüce Allah’ın onlara kâfir ve münafıkları musallat kılması ve bazı hallerde onları galip kılması, müslümanların iman ve salih ameli ihlal etmeleri dolayısıyladır.

“Bundan” yani ey müslümanlar; böyle bir iktidardan ve sizin tam anlamıyla egemen kılınmanızdan “sonra her kim kâfir olursa işte onlar fasıkların” Allah’a itaatin sınırları dışına çıkarak bozgunculuk yapanların “ta kendileridir.” Artık iyi hiçbir şeyi hak etmezler, hayır işleme yeterliliklerini kaybederler. Çünkü aziz ve üstün zamanlarında imanı terk eden ve imana bağlanmayı engelleyen sebeplerin olmadığı bir sırada ondan uzaklaşan kimsenin bu hali, niyetinin bozukluğuna, içinde kötü şeyler sakladığına delildir. Zira bu gibi hallerde dinini terk etmesine iten hiçbir sebep yoktur.

u âyet-i kerimede Yüce Allah’ın bizden önceki müminlere iktidar verip onları da yeryüzünde halifelik makamına getirdiğine delil vardır. Nitekim Mûsâ’nın kavmine şunları söylediğini biliyoruz: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helâk eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar; o zaman da sizin nasıl davranacağınıza bakacaktır.” (el-A’raf 7/129) Bir başka yerde de Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz de o ülkede zayıf düşürülenlere lütfetmek, onları önder yapmak ve onları varisler kılmak istiyorduk. Ve onlara o yerde güç ve imkân verelim (istiyorduk).” (el-Kasas, 28/5-6)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah, içinizden iman edenlere ve salih ameller işleyenlere düşmanlarına karşı onlara yardım etmeyi, onları kendilerinden önceki Müminleri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılmayı vadetmiştir. Aynı şekilde kendileri için hoşnut olduğu dinlerini -ki o din İslam'dır-, yine onlar için iyice yerleştirip yücelteceğini ve onların korkulu hallerini güvene çevireceğini vadetmiştir. Çünkü onlar, yalnız bana ibadet ederler ve hiçbir şeyi bana şirk (ortak) koşmazlar. Bu nimetlerden sonra her kim küfrederse, işte Allah'ın itaatinden çıkanlar onlardır.

Kelimeler

38 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَعَدَ veade va'detmiştir kök: وعد
  2. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  4. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lara) kök: امن
  5. مِنكُمْ minkum sizden
  6. وَعَمِلُوا۟ ve amilu ve yapanlara kök: عمل
  7. ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi işler kök: صلح
  8. لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ leyestehlifennehum onları hükümran kılacaktır kök: خلف
  9. فِى fi
  10. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  11. كَمَا kema gibi
  12. ٱسْتَخْلَفَ stehlefe hükümran kıldığı kök: خلف
  13. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  14. مِن min
  15. قَبْلِهِمْ kablihim onlardan önceki kök: قبل
  16. وَلَيُمَكِّنَنَّ veleyumekkinenne ve sağlamlaştıracaktır kök: مكن
  17. لَهُمْ lehum kendilerine
  18. دِينَهُمُ dinehumu dinlerini kök: دين
  19. ٱلَّذِى llezi
  20. ٱرْتَضَىٰ rteda razı olduğu kök: رضو
  21. لَهُمْ lehum kendileri için
  22. وَلَيُبَدِّلَنَّهُم veleyubeddilennehum ve onları erdirecektir kök: بدل
  23. مِّنۢ min
  24. بَعْدِ bea'di ardından kök: بعد
  25. خَوْفِهِمْ havfihim korkularının kök: خوف
  26. أَمْنًۭا ۚ emnen (tam) bir güvene kök: امن
  27. يَعْبُدُونَنِى yea'buduneni bana kulluk edecekler kök: عبد
  28. لَا la
  29. يُشْرِكُونَ yuşrikune ortak koşmayacaklar kök: شرك
  30. بِى bi bana
  31. شَيْـًۭٔا ۚ şey'en hiçbir şeyi kök: شيا
  32. وَمَن vemen ama kim(ler)
  33. كَفَرَ kefera inkar ederse kök: كفر
  34. بَعْدَ bea'de sonra kök: بعد
  35. ذَٰلِكَ zalike bundan
  36. فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte
  37. هُمُ humu onlar
  38. ٱلْفَـٰسِقُونَ l-fasikune yoldan çıkanlardır kök: فسق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş)

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kök: بدل (45 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)

    Firavun dedi ki: "Bırakın beni, Musa'yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü)…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

  • Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Rıza

    Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah…

  • Aynı kök: دين (101 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Din

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

89 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah sizden iman edip iyi işler yapanlara, kendilerinden öncekileri halife (sorumlu) kıldığı gibi onları da yeryüzüne halife (sorumlu) kılacağını, dipnot 1 onlar için uygun gördüğü dini (İslam'ı) güçlendireceğini ve (geçirdikleri) korkularından sonra kendilerine güven sağlayacağını vadetmiştir. (Çünkü) onlar, bana kulluk eder; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:129, 137; İbrâhîm 14:14; Enbiyâ 21:105; Kasas 28:5.

Mustafa İslamoğlu

Allah, içinizden iman edenlere ve ıslah edici iyilikler işleyenlere, onlardan öncekileri hakim kıldığı gibi kendilerini de hakim kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dini yine onlar için sağlamlaştıracağına, endişelerinin (baskın olduğu) bir dönemin ardından onları güvenli bir konuma kavuşturacağına söz vermiştir: (değil mi ki) onlar Bana kulluk ediyorlar ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmuyorlar! Fakat kim de bunun ardından inkara saplanırsa, işte onlardır asıl yoldan sapmış olanlar.

Muhammed Esed

Allah, imana erişip dürüst ve erdemli davranışlarda bulunanlara, tıpkı kendilerinden önce gelip geçen (bazı toplumları) egemen kıldığı gibi, onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına; onları üzerinde görmekten hoşnut olduğu dini onlar için kuvvetle kökleştireceğine ve çektikleri korkulardan, kaygılardan sonra onları mutlaka güvenli bir duruma kavuşturacağına dair söz vermiştir; çünkü (böyleleri yalnız) Bana kulluk eder, Benden başkasına tanrısal güçler ve nitelikler yakıştırmazlar. Artık (bütün) bu (açıklamalardan) sonra da hakkı inkar yolunu seçenler, günaha gömülüp gitmiş olanların ta kendileridir!

Ahmed Hulusi

Allah, sizden iman eden ve imanın gereğini uygulayanlara vadetti ki: Onlardan öncekileri halife yaptığı gibi, arzda, onları da mutlaka halife yapacak. . . Kendileri için seçip - razı olduğu dinlerini (imana uygun yaşam tarzlarını) gene onlar için mutlaka yerleştirecek; korkularından sonra onları mutlaka emniyete sokacak. . . (Böylece) bana kulluk ederler, bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar! Bundan sonra kim hakikat bilgisini inkar ederse, işte onlar bozuk inançlıların ta kendileridir.

Ali Bulaç

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır.

Ali Özek ve heyeti

Allah, içinizden iman edenlere ve sâlih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılacağını, kendileri için hoşnut olduğu dinlerini, yine onlar için iyice yerleştireceğini ve korkulu hallerini güvene çevireceğini va'detmiştir. Çünkü onlar, yalnız bana ibadet ederler ve hiçbir şeyi bana şirk (ortak) koşmazlar. Bundan sonra her kim küfrederse, işte asıl fâsık olanlar onlardır.

Ali Rıza Safa

Allah, inanmış olarak erdemli edimler yapanlara söz vermiştir; onlardan öncekileri egemen yaptığı gibi, onları da yeryüzünde kesinlikle egemen yapacaktır. Onlar için seçip onayladığı dinlerini sağlamlaştıracak ve korkularından sonra, onları kesinlikle güvene kavuşturacaktır. Bana hizmet edecekler ve hiçbir şeyi ortak koşmayacaklar. Bundan sonra da kim nankörlük ederse; yoldan çıkanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Allah, onlardan öncekilere yaptığı gibi, sizden inanıp iyi amellerde bulunanları da yeryüzünde iktidar sahibi kılacağını, kendileri için seçtiği dini yerleştireceğini ve korkularından sonra onları güvene kavuşturacağını vaad etmiştir. "Onlar bana kulluk eder ve hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra kimler inkar ederse, işte onlar yoldan çıkmışlardır."

Edip Yüksel

ALLAH, gerçeği onaylayıp erdemli davrananlarınızı, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da egemen yapacağına, kendileri için seçtiği dini yerleştireceğine ve korkularını güvene çevireceğine söz vermiştir. Çünkü onlar bana hizmet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar edenler, yoldan çıkmış olanlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH, inanıp erdemli davrananlarınızı, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da egemen yapacağına, kendileri için seçtiği dini yerleştireceğine ve korkularını güvene çevireceğine söz vermiştir. Çünkü onlar bana kulluk ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar edenler, yoldan çıkmış olanlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah sizden iman edip güzel işler yapanlara, kendilerinden öncekileri yaptığı gibi onları da muhakkak yeryüzünün hükümranları yapacağına, onlara kendileri için hoş gördüğü dinlerini kuvvetle icra etme gücü vereceğine, kesinlikle onları korkularının arkasından güvenceye erdireceğine dair, yeminle söz verdi. Onlar, hakkımda hiçbir şeyi ortak koşmayarak yalnızca Bana ibadet edeceklerdir. Artık bundan sonra kim nankörlük ederse, onlar fasıkların ta kendileridir!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sizden iyman edip salih ameller işliyenlere Allah şöyle va'd buyurdu: kasem olsun ki onlardan evvelkileri istıhlaf ettiği gibi kendilerini Arzda mutlak ve muhakkak istıhlaf edecek ve behemehal onlara kendileri için marzıysi olan dinlerini kuvvetle icra kudreti verecek ve behemehal onları korkularının arkasından emne erdirecek, hakkımda hiç bir şeyi şerik koşmıyarak hep bana ıbadet edecekler, kim de bundan sonra küfranda bulunursa artık onlar hep fasıklardır

Erhan Aktaş

Allah, sizden iman eden ve salihatı yapanlara dipnot 1 , tıpkı kendilerinden öncekileri halife dipnot 2 kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzünde halife kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini mutlaka sağlamlaştıracağını ve endişelerinden sonra onları mutlaka güvene kavuşturacağını vaat etti. Onlar, Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra da kim küfrederse, işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir. dipnot 3

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 21:94. ayetin 1. dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kur'an, bu kelimeyi, irade ve akıl verilerek, yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yöneten, imar eden anlamında ve bir de önceki toplumların yerine geçen ardıl anlamında kullanmaktadır. Vekalet etmek, vekil ve naib olmak sıfatıyla "Allah'ın yeryüzündeki temsilciliği, vekilliği" olarak anlam kazanan ve halifenin de "Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi, vekili" sayılması şeklinde siyasallaşan, "halife" kelimesinin, Kur'an'da yer alan Halife kelimesi ile bir ilgisi yoktur.
  3. metne dön, dipnot 3
    Allah'ın verdiği bu söze rağmen, eğer bugün İslam Dünyası (!) denilen dünya bu durumdaysa; "bu durum," bu dünyanın aslında gerçek imana sahip olmadığını, şirk içinde olduğunu, Allah'ın dini yerine kendi yanından uydurduğu dine tabi olduğunu ve yapılması gerekeni yapmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, sizden iman eden ve salihatı yapanlara dipnot 1 , tıpkı kendilerinden öncekileri halife kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzünde halife kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini mutlaka sağlamlaştıracağını ve endişelerinden sonra onları mutlaka güvene kavuşturacağını vaat etti. Onlar, Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra da kim küfrederse, işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın verdiği söz ortada. Bu söze rağmen, eğer bugün İslam Dünyası (!) denilen dünya bu durumdaysa; "bu durum", bu dünyanın aslında gerçek imana sahip olmadığını, şirk içinde olduğunu, Allah'ın dini yerine kendi yanından uydurduğu dine tabi olduğunu ve yapılması gerekeni yapmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, sizden iman eden ve salihatı yapanlara dipnot 1 , tıpkı kendilerinden öncekileri halife kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzünde halife kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini mutlaka sağlamlaştıracağını ve endişelerinden sonra onları mutlaka güvene kavuşturacağını vaat etti. Onlar, Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra da kim küfrederse, işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir. dipnot 2

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın verdiği söz ortada. Bu söze rağmen, eğer bugün İslam Dünyası (!) denilen dünya bu durumdaysa; "bu durum", bu dünyanın aslında gerçek imana sahip olmadığını, şirk içinde olduğunu, Allah'ın dini yerine kendi yanından uydurduğu dine tabi olduğunu ve yapılması gerekeni yapmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Gültekin Onan

Tanrı, içinizden inananlara ve salih amellerde bulunanlara vaadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe (emna) çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bunlara sonra küfrederse işte onlar fasıktır.

Hasan Basri Çantay

Allah, içinizden iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) de bulunanlara yemin ile va'd etdi ki kendilerinden evvel gelenleri nasıl (kafirlerin) yerine getirdi (haakim kıldı) ise onları da yer (yüzün) de muhakkak (müşriklerin) yerine geçir (ib hükümran ede) cek, onlara kendileri için beğendiği dini (Islamı) her halde paydar kılacak, onların korkuların (ı üzerlerinden kaldırdık) dan sonra (hallerini) kat'i bir eminliğe çevirecekdir. (Taki) onlar (bu güvenlik içinde) bana ibadet etsinler, bana hiçbir şey'i ortak tutmasınlar. Kim bundan sonra nankörlük ederse artık onlar faasıkların ta kendileridir.

İbni Kesir

Allah; içinizden iman edip salih amel işleyenlere vaad etti ki: Onlardan öncekileri nasıl halef kıldı ise onları da yeryüzüne halef kılacak ve on lar için beğendiği dini temelli yerleştirecek, korkularını emniyete çevirecektir. Çünkü onlar, Bana kulluk eder ve hiç bir şeyi Bana şirk koşmazlar. Kim de bundan sonra inkar ederse; işte onlar fasıkların kendileridir.

Mehmet Alagaş

(46-57) Kesin olan şu ki, biz apaçık ay etler indirdik, Allah , istediğini istikameti doğru olan yola sokar . Diyorlar ki, Allah’a ve Resulüne iman ettik ve itaat ettik, sonra onlardan bir bölümü, bunun ardından yüz çevirdi, işte bunlar mümin değildir. Ne vakit aralarında ki bir kararın verilmesi için, Allah’a ve Resulüne çağrıldıklarında onlardan bir bölüm sırtını döner, eğer onlar için bir hak varsa boynu bükük halde (Ellerini ovuşturan boynu büküklerden bunlar) onları / haklarını almaya gelirler. Kalplerinde hastalık mı var? yahut kuşkuları mı var? Yoksa Allah’ın ve Resulünün kendilerine adaletsizlik edeceğinden mi korkuyorlar? Bilakis işte bunlar zalimlerdir. Aralarında karar verilmek üzere Allah’a ve Resulüne çağrıldıkları vakit müminlerin sözleri, işittik ve uyduk şeklinde olmalıdır, işte bunlar kurtuluşa erenlerdir. Her kim Allah’a Resulüne uyarsa ve Allah’tan tedirgin olursa ve O’ndan sakınırsa, işte bunlar başarıya erenlerdir. Emredersen eğer çıkacaklarına dair yeminlerinin var güçleri ile Allah’a yemin ettiler deki yemin etmeyin, bilinen tanınan / normal / maruf bir şekilde itaat edin yeter , muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Deki Allah’a ve O’nun Resulüne uyun, eğer yüz çevirirseniz, yüklendiği O’nun aleyhinedir, sizin yüklendikleriniz de sizin aleyhinizedir , eğer ki O’na itaat ederseniz sizi yola sokar , Resule düşen görev sadece apaçık bilgilendirmektir / tebliğdir. (Tebliğ: mesajlar la ilgili bilgilendirme yapmaktır.) Allah sizden iman eden ve ıslah edici faaliyetler yapanları işte onları tıpkı onlardan öncekiler gibi yerde / arzda, sonraya kalan / devralanlar yapacağını / halife yapacağını vaat etti , onlara hoşnut olduğu / razı olduğu dinilerini yaşamaları amacıyla imkân vereceğini de vaat etti, onların, korkularının ardından güvenle / emniyetle yer değiştireceklerini vaat etti, bana ibadet edin ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayı , bundan sonra her kim yok sayarsa / görmezden gelirse işte bunlar yoldan çıkmış olanlardır. Namazı kalkıp kılın, zekâtı verin, Resule uyun ki böylelikle belki esirgenirsiniz. Kafirlerin, yerde / arzda aciz bırakabileceklerini değerlendirme / öyle hesap etme , onların barınakları ateştir ve ne kötü varılacak bir yerdir / varış yeridir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah, içinizden iman edenlere ve salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzünde hükümran kılacağını, kendileri için seçip beğendiği dinlerini onlar için güçlendirip yerleştireceğini ve korkulu hallerini güvene çevireceğini vadetmiştir. Bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet ederler. Bundan sonra artık kim kâfir olursa onlar fasıkların ta kendileridir.

Süleyman Ateş

Allah sizden, inanıp iyi işler yapanlara va'detmiştir: Onlardan öncekileri nasıl hükümran kıldıysa, onları da yer yüzünde hükümran kılacak ve kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine sağlamlaştıracak ve korkularının ardından kendilerini (tam) bir güvene erdirecektir. Bana kulluk edecekler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmayacaklar. Ama kim(ler) bundan sonra da nankörlük ederse işte onlar, yoldan çıkanlardır.

Süleymaniye Vakfı

Allah, içinizden inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara vaat etmiştir. Kendilerinden öncekileri nasıl yeryüzünün hakimi kıldıysa onları da kesinlikle yeryüzünün hakimi kılacaktır. Onlar için uygun gördüğü dini mutlaka uygulama imkanı verecek ve yaşadıkları korkularının ardından onları güvene kavuşturacaktır dipnot 1 . Onlar, bana kulluk eder ve hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. Bütün bunlardan sonra kim kafirlik ederse işte yoldan çıkmış olanlar onlardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Allah'ın, içinizden inanan ve iyi iş yapanlara sözü vardır; öncekilere verdiği gibi o yeri de kesinlikle onlara verecek, razı olduğu dini onlar için kökleştirecek ve korkularının ardından onları güvene kavuşturacaktır. Onlar bana kulluk eder, bir şeyi ortak koşmazlar. Bundan sonra da kendini doğrulara kapatanlar olursa yoldan çıkmış olurlar."

Şaban Britch

Allah, sizden iman eden ve salih amellerde bulunanlara kendilerinden öncekileri halife/hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halifeler kılacağını vaat etmiştir. Onlar için razı olduğu dinlerini üstün kılacak, korkularını güvene çevirecektir. İşte Onlar, sadece bana ibadet ederler, bana hiçbir şeyi şirk koşmazlar. Bundan sonra kim küfrederse, işte onlar, fasık olanlardır.

Şaban Piriş

Allah, sizden iman eden ve doğruları yapanlara, kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halifeler kılacağını vaat etmiştir. Kendileri için hoşnut olduğu dinlerini güçlendirecek, korkularını güvene çevirecektir. Çünkü onlar yalnız bana kulluk ederler, bana hiçbir şeyi şirk koşmazlar. Bundan sonra kim küfrederse, işte onlar, fasık olanlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah; sizin, iman edip hayra ve barışa yönelik iyilikler yapanlarınıza şu vaatte bulunmuştur: Onlardan öncekileri halef kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka halef kılacak. Onlar için beğenip seçtiği dinlerini yine onlar için güç kaynağı yapacak, onları korkularının arkasından mutlaka güvene ulaştıracak. Bana kulluk/ibadet edecekler, hiçbir şeyi bana ortak koşmayacaklar. Bundan sonra nankörlük edenlerse, yoldan sapanların ta kendileridir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah has promised those who have conformed to His system of faith and worship and imprinted their deeds with wisdom and piety a reward, "I shall depute them on earth", He declares "and delegate them to keep the scale and commission them with power to maintain the right", I shall set them in the appropriate social scale just as I deputed those before them in whose hearts reigned piety". "And I will confirm for them the religion I have chosen for them as the appropriate system of faith and worship". "I will also exchange the fear and the dread which fell upon them for peace of mind and soul provided they adore Me with appropriate acts and rites and do not incorporate with Me other deities" And he who henceforth denies, the divine origin of faith -Islam- or this system of faith and worship shall he and such persons be the faithless perverse who are morally depraved.

Abdul Haleem

God has made a promise to those among you who believe and do good deeds: He will make them successors to the land, as He did those who came before them; He will empower the religion He has chosen for them; He will grant them security to replace their fear. ‘They will worship Me and not join anything with Me.’ Those who are defiant after that will be the rebels.-

Abdullah Yusuf Ali

Allah has promised, to those among you who believe and work righteous deeds, that He will, of a surety, grant them in the land, inheritance (of power), as He granted it to those before them; that He will establish in authority their religion - the one which He has chosen for them; and that He will change (their state), after the fear in which they (lived), to one of security and peace: 'They will worship Me (alone) and not associate aught with Me. 'If any do reject Faith after this, they are rebellious and wicked.

Abul A'la Maududi

Allah has promised those of you who believe and do righteous deeds that He will surely bestow power on them in the land even as He bestowed power on those that preceded them, and that He will firmly establish their religion which He has been pleased to choose for them, and He will replace with security the state of fear that they are in. Let them serve Me and associate none with Me in My Divinity. dipnot 1 Whoso thereafter engages in unbelief, dipnot 2 such indeed are the ungodly.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    As has been hinted in the beginning of this discourse, this means to warn the hypocrites that the promise of Allah to bestow successorship in the land is not meant for those people who are Muslims only in name, but for those who are true in faith, pious in character, sincere in devotion and who follow Allah’s religion in letter and spirit eschewing every tinge of shirk. Those who lack these qualities and pay mere lip service to Islam are neither worthy of this promise nor its addressees. Therefore they should entertain no hope of having any share in it.
  2. metne dön, dipnot 2
    Some people interpret Khilafat (successorship in the land) to mean political power and authority, and conversely conclude that whosoever possesses power and authority in the land is necessarily a true believer and a follower of Allah’s approved religion and His devotee, free from all traces of shirk. Then in order to get support for their wrong conclusion, they even change the very meanings of faith, virtue, divine creed, Allah’s worship, idolatry, etc. to suit their interpretation. This is the worst distortion of the meaning of the Quran, even worse than what the Jews and Christians did with their Scriptures. This interpretation of the verse tends to destroy the very message of the Quran. If successorship in the land were to mean mere power and authority in the land; then all those people who wielded power and authority in the world, or wield it today, would fit in with the description contained in the verse, even if they denied Allah, revelations, Prophethood, life in the Hereafter, and were involved in all kinds of major sins like usury, adultery, drinking and gambling. Now if all such people are regarded as pious believers and considered worthy of holding the high offices because of their qualities as such, then faith would imply simple obedience to physical laws and virtue would mean making use of those laws effectively and successfully. Allah’s approved religion would mean making maximum progress in the fields of industry and trade, commerce and politics by achieving excellence in the physical sciences; devotion to Allah would mean abiding by the rules and procedures which are naturally useful and essential for success in individual and collective enterprises; and shirk would mean adopting a few harmful methods also along with the useful procedures and rules. But the question is: Would a person who has studied the Quran with an open heart and mind ever believe that the terms faith, righteous deeds, true religion, devotion to Allah, tauhid and shirk as used in the Quran really mean this? As a matter of fact, such a meaning can be understood either by the one who has never made an intelligent study of the Quran as a whole, but has picked up verses from here and there and given them his own biased meaning according to preconceived notions and theories, or by the one who has read the Quran through but has all along been holding all those verses as wrong and absurd, which invite people to accept Allah as the One and only Lord, His revelations as the only source of guidance, His Messengers as the only true guides worthy of absolute obedience, and which demand not only belief in the lifeafter- death, but also state that the people who would consider success in the worldly life as their sole and ultimate objective, without any idea of their accountability in the Hereafter, would be deprived of real success. The Quran has repeated these themes so frequently in diverse ways and in such clear and plain language that it is difficult to believe that anybody who studies it honestly can ever be involved in those misunderstandings in which the modern interpreters of this verse have been involved. The fact is that they have misconstrued Khilafat and Istikhlaf (successorship) after their own notions, which cannot be held as correct by anybody who has some knowledge of the Quran.

Aisha Bewley

Allah has promised those of you who have iman and do right actions that He will make them successors in the land as He made those before them successors, and will firmly establish for them their deen with which He is pleased and give them, in place of their fear, security. ‘They worship Me, not associating anything with Me.’ Any who are kafir after that, such people are deviators.

Al-Hilali & Khan

Allâh has promised those among you who believe and do righteous good deeds, that He will certainly grant them succession to (the present rulers) in the land, as He granted it to those before them, and that He will grant them the authority to practise their religion which He has chosen for them (i.e. Islâm). And He will surely give them in exchange a safe security after their fear (provided) they (believers) worship Me and do not associate anything (in worship) with Me. But whoever disbelieves after this, they are the Fâsiqûn (rebellious, disobedient to Allâh).

Ali Quli Qarai

Allah has promised those of you who have faith and do righteous deeds that He will surely make them successors in the earth, just as He made those who were before them successors, and He will surely establish for them their religion which He has approved for them, and that He will surely change their state to security after their fear, while they worship Me, not ascribing any partners to Me. And whoever is ungrateful after that —it is they who are the transgressors.

Amatul Rahman Omar

Allâh has promised those of you who believe and do deeds of righteousness that surely, He will make them successors (vouchsafed with both spiritual and temporal leadership) on the earth as He made successors (from among) their predecessors, and that He will surely establish for them their Faith which He has approved for them, and that He will surely replace their state of fear with a state of security and peace. They will worship Me (alone) and they will not associate anything with Me. And those who show ingratitude for all the favours done to them after that (His promise is fulfilled), it is they who will be reckoned as the worst disobedient.

Arthur John Arberry

God has promised those of you who believe and do righteous deeds that He will surely make you successors in the land, even as He made those who were before them successors, and that He will surely establish their religion for them that He has approved. for them, and will give them in exchange, after their fear, security: 'They shall serve Me, not associating with Me anything.' Whoso disbelieves after that, those - they are the ungodly.

Bijan Moeinian

God promises those believers who lead a righteous life, that He will establish them with power on earth. He did it for the previous nations. He will establish for them the religion He has chosen for them, and will create an environment for them inwhich fear will be replaced by peace and security. All this in account of their choosing to worship Me alone and not to worship anyone else. Those who choose to disbelieve now are truly corrupt.

E. Henry Palmer

God promises those of you who believe and do right that He will give them the succession in the earth as He gave the succession to those before them, and He will establish for them their religion which He has chosen for them, and to give them, after their fear, safety in exchange. ;- they shall worship me, they shall not associate aught with me: but whoso disbelieves after that, those it is who are the sinners.

Edip-Layth

God promises those among you who acknowledge and promote reforms, that He will make them successors on earth, as He made successors of those before them, He will enable for them their system which He has approved for them, and He will substitute security for them in place of fear, that they serve Me and do not associate anything with Me. As for those who reject after that, they are the transgressors.

George Sale

God promiseth unto such of you as believe, and do good works, that he will cause them to succeed the unbelievers in the earth, as he caused those who were before you to succeed the infidels of their time; and that he will establish for them their religion which pleaseth them, and will change their fear into security. They shall worship Me; and shall not associate any other with Me. But whoever shall disbelieve after this; they will be the wicked doers.

Hamid S. Aziz

Say, "Obey Allah and obey the Messenger; but if you turn away then it is for him to do only that wherewith he has been charged, and for you to do only that wherewith you have been charged. If you obey him, you are rightly guided. But the Messenger has no other charge but to convey the message plainly."

Mahmoud Ghali

Allah has promised the ones of you who have believed and done deeds of righteous- ness that indeed He will definitely make them successors in the earth, (even) as He made the ones who were before them successors, and that indeed He will definitely establish for them their religion that He is Divinely satisfied with (i. e., that He approves of) for them, and that indeed He will definitely give them in exchange, even after their fear, security. "They shall worship Me, not associating with Me anything." And whoever disbelieves after that, then those are they (who are) the immoral.

Marmaduke Pickthall

Allah hath promised such of you as believe and do good work that He will surely make them to succeed (the present rulers) in the earth even as He caused those who were before them to succeed (others); and that He will surely establish for them their religion which He hath approved for them, and will give them in exchange safety after their fear. They serve Me. They ascribe no thing as partner unto Me. Those who disbelieve henceforth, they are the miscreants.

Mohamed Ahmed - Samira

God has promised to make those of you who believe and do the right, leaders in the land, as He had made those before them, and will establish their faith which He has chosen for them and change their fear into security. They will worship Me and not associate any one with Me. But those who disbelieve after this will be reprobates.

Muhammad Asad

God has promised those of you who have attained to faith and do righteous deeds that, of a certainty, He will cause them to accede to power on earth, even as He caused [some of] those who lived before them to accede to it; and that, of a certainty, He will firmly establish for them the religion which He has been pleased to bestow on them; and that, of a certainty, He will cause their erstwhile state of fear to be replaced by a sense of security [seeing that] they worship Me [alone], not ascribing divine powers to aught beside Me. But all who, after [having understood] this, choose to deny the truth - it is they, they who are truly iniquitous!

Mustafa Khattab

Allah has promised those of you who believe and do good that He will certainly make them successors in the land, as He did with those before them; and will surely establish for them their faith which He has chosen for them; and will indeed change their fear into security—˹provided that˺ they worship Me, associating nothing with Me. But whoever disbelieves after this ˹promise˺, it is they who will be the rebellious.

Progressive Muslims

God promises those among you who believe and do good works, that He will make them successors on Earth, as He made successors of those before them, and He will enable for them their system which He has approved for them, and He will substitute security for them in place of fear, that they serve Me and do not associate anything with Me. And as for those who reject after that, they are the wicked.

Rashad Khalifa

GOD promises those among you who believe and lead a righteous life, that He will make them sovereigns on earth, as He did for those before them, and will establish for them the religion He has chosen for them, and will substitute peace and security for them in place of fear. All this because they worship Me alone; they never set up any idols beside Me. Those who disbelieve after this are the truly wicked.

Sahih International

Allah has promised those who have believed among you and done righteous deeds that He will surely grant them succession [to authority] upon the earth just as He granted it to those before them and that He will surely establish for them [therein] their religion which He has preferred for them and that He will surely substitute for them, after their fear, security, [for] they worship Me, not associating anything with Me. But whoever disbelieves after that - then those are the defiantly disobedient.

Sam Gerrans

(God has promised those who heed warning among you and do righteous deeds that He will make them successors in the earth, even as He made those successors who were before them. And He will establish for them their doctrine which He approved for them, and will give them in exchange after their fear, safety. They serve Me; they ascribe not a partnership with Me to anything — and whoso denies after that: — it is they who are the perfidious.)

Shabbir Ahmed

Allah has promised that those of you peoples who will believe in the Divine Laws and strengthen human resources, He will surely make them rulers in the earth - Just as He granted rule to the previous nations (28:6), (33:27). He will surely establish for them the System of life that He has approved for them, and will replace their fear with peace and security. All this because they serve Me alone. They ascribe no partner to Me. But all who, after this, deny these Laws will drift out (of the community of living nations. The 'belief' in this verse does not pertain to any dogmas and tenets, but to the realization that the entire Universe is operating under the unchangeable Physical Laws of One Supreme Authority, thus providing the basis for all Science and Technology).

Syed Vickar Ahamed

Allah has promised those among you who believe and work righteous deeds, that He will surely grant them inheritance in the land, as He granted it to those before them; That He will affirm with authority their religion— The one which He has chosen for them; And that He will change (their condition), after the fear in which they lived, to one (condition) of security and peace: "They will worship (only) Me and not join anyone with Me," if any do reject Faith after (accepting) this, they are rebellious and wicked.

Taqi Usmani

Allah has promised those of you who believe and do good deeds that He will certainly make them (His) vicegerents in the land, as He made those before them, and will certainly establish for them their religion which He has chosen for them, and will certainly give them peace in place of fear in which they were before; (provided that) they worship Me, ascribing no partner to Me. And those who turn infidel after that are the transgressors.

The Monotheist Group

God promises those among you who believe and do good works, that He will make them successors on the earth, as He made successors of those before them, and He will enable for them their system which He has approved for them, and He will substitute security for them in place of fear: "That they serve Me, not setting up anything with Me." And as for those who reject after that, these are the wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 55. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 55. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nûr suresi, 55. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩