Tevbe suresi

Tevbe suresi, 90. ayet

Tevbe suresi, 90. ayet. وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

vecâe-lmü`aẕẕirûne mine-l'a`râbi liyü'ẕene lehüm veḳa`ade-lleẕîne keẕebü-llâhe verasûleh. seyüṣîbü-lleẕîne keferû minhüm `aẕâbün elîm.

Diyanet İşleri

Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tevbe 87–93 · surenin 90. ayeti / 129

Konu Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar Tevbe 90–99 3

  1. Tevbe 87

    Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

  2. Tevbe 88

    Fakat peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  3. Tevbe 89

    Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır.

  4. 90

    Bedevilerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

  5. Tevbe 91

    Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  6. Tevbe 92

    Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum" dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur.

  7. Tevbe 93

    Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

90. “Bedevilerden özür beyan edenler kendilerine izin verilmesi için geldiler” Yani bedevilerden savaşa çıkmak hususunda işi önemsemeyen ve bu konuda gerekeni yapmayan kimseler, cihadı terk etmek hususunda kendilerine izin verilmesi için -kabalıkları ve utanmazlıkları dolayısı ile özür dilemeye hiç aldırış etmeksizin- geldiler. Onların bu gelişleri, imanlarının zayıf oluşu sebebiyledir. İçlerinden “Allah’a ve Rasûlüne yalan söyleyenler”e gelince onlar, oturup kaldılar ve hiç özür beyan etmediler.

“Özür beyan edenler” buyruğunun manasının, “mazereti olup da kendilerini mazur görmesi için Allah Rasûlüne gelenler”, şeklinde olma ihtimali vardır. Zira mazereti olan kimselerin mazeretini kabul etmek onun âdeti idi. Aralarından iman iddialarında “Allah’a ve Rasûlüne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar.” Halbuki iman, savaşa çıkmayı ve böyle yapmamayı gerektirir.

Daha sonra Yüce Allah, onları şu buyruğu ile tehdit etmektedir: “İçlerinden kâfir olanlar” dünyada da âhirette de “can yakıcı bir azaba uğrayacaklardır.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Medineli ve Medine etrafından olan bedevi araplardan bir topluluk Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den Allah yolunda cihada gitmekten geri kalma hususunda izin istemek için geldiler. Bir başka topluluk ise aslen Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i tasdik etmemeleri ve Allah’ın vaadine iman etmemeleri sebebi ile herhangi bir özür talep etmeksizin Allah yolunda cihattan geri kaldılar. İşte bunlara, bu konudaki küfürleri sebebi ile elem verici azap ulaşacaktır.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَجَآءَ ve ca'e ve geldiler kök: جيا
  2. ٱلْمُعَذِّرُونَ l-muazzirune özür bahane eden kök: عذر
  3. مِنَ mine
  4. ٱلْأَعْرَابِ l-ea'rabi Araplar kök: عرب
  5. لِيُؤْذَنَ liyu'zene izin verilmesi için kök: اذن
  6. لَهُمْ lehum kendilerine
  7. وَقَعَدَ ve kaade ve oturdular kök: قعد
  8. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  9. كَذَبُوا۟ kezebu yalan söyleyen(ler) kök: كذب
  10. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  11. وَرَسُولَهُۥ ۚ ve rasulehu ve Elçisine kök: رسل
  12. سَيُصِيبُ seyusibu erişecektir kök: صوب
  13. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  14. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(lere) kök: كفر
  15. مِنْهُمْ minhum onlardan
  16. عَذَابٌ azabun bir azab kök: عذب
  17. أَلِيمٌۭ elimun acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: قعد (31 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: قعد (31 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    "Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş) · Aynı olay: Tebük Seferi

    Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: "Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu…

  • Aynı olay: Tebük Seferi · Aynı kök: عرب (22 geçiş)

    Bedeviler inkar ve nifak bakımından daha ileri ve Allah'ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah,…

  • Aynı kök: عذر (12 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü…

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat…

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Eğer biz onu başka dilde bir Kur'an yapsaydık onlar mutlaka, "Onun ayetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Başka dilde bir kitap ve Arap bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Göçebelerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye gelmişlerdi. Allah'a ve Elçisine yalan söyleyenler ise (evlerinde) oturmuşlardı. Onlardan kâfir olanlara yakında elem verici bir azap gelecektir.

Mustafa İslamoğlu

Bedevilerden beyan edecek özrü olanlar, hiç değilse gelip kendilerine (savaşa katılmama) izni verilmesini talep ettiler; Allah ve Rasulü'nü yalanlayanlar ise oturup kaldılar. Onlardan nankörlükte ısrar edenlere, er geç acıklı bir azap dokunacak.

Muhammed Esed

Ve bu arada savaşta bağışık tutulmaları yönünde arzedilecek bir takım özürleri olan bedeviler (Elçiye) geldiler; Allahı ve Onun Elçisini yalanlamaya kalkışanlarsa (sadece) evde kalmakla yetindiler. Hakkı inkara yeltenen böylelerine pek çetin bir azap gelip çatacak.

Ahmed Hulusi

Bedevilerden mazeret uyduranlar, savaşa katılmama izni almak için geldiler. . . Allah'a ve Rasulüne yalan söyleyenler de (mazeret bile göstermeden) oturup kaldılar. . . Onlardan hakikat bilgisini inkar edenlere, acı bir azap isabet edecektir.

Ali Bulaç

Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan inkar edenlere pek acı bir azab isabet edecektir.

Ali Özek ve heyeti

Bedevilerden, (mazeretleri olduğunu) iddia edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah ve Rasûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem verici bir azap erişecektir.

Ali Rıza Safa

Ve Araplar arasındaki özür uyduranlar, kendilerine izin verilmesi için sana geldiler. Allah'a ve O'nun elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onların arasındaki nankörlük edenlere acı bir ceza gelecektir.

Bayraktar Bayraklı

Bedevilerden kendilerine izin verilmesi için özür beyan edenler geldi. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeden geri kalıp oturdular. Onlardan inkar edenlere, can yakıcı azap gelecektir.

Edip Yüksel

Araplardan özür uyduranlar, izin almak için sana geldiler. AL-LAH ve elçisini yalanlayanlar böylece oturdular. İnkarcılarına acı bir azap dokunacaktır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Araplardan özür uyduranlar, izin almak için sana geldiler. ALLAH ve elçisini yalanlayanlar böylece oturdular. İnkarcılarına acı bir azap dokunacaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Muhakkak onların kafir olanlarına acı bir azap değecek.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler, Allaha ve Resulüne yalan söyleyenler de oturdular, muhakkak bunların kafir olanlarına elim bir azab isabet edecek

Erhan Aktaş

Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan Kafir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan Kafir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Rasul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara yakında can yakıcı bir azap dokunacaktır.

Gültekin Onan

Bedevilerden özür belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Tanrı'ya ve elçisine yalan söyleyenler de oturup kaldı. Onlardan küfredenlere pek acı bir azab isabet edecektir.

Hasan Basri Çantay

Bedevilerden özür dermiyan edenler kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allaha ve Resulüne yalan söyleyenler de oturub kaldılar). İçlerinden kafir olanları pek acıklı bir azab çarpacakdır.

İbni Kesir

Bedevilerden özür beyan edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Rasulüne yalan söyleyenler ise oturup kaldı. İçlerinden küfretmiş olanlara elim bir azab isabet edecektir.

Mehmet Alagaş

(90-96) Bedevilerden / Araplardan birileri özür ifade ederek onlara izin verilmesi amacıyla geldiler, Allah’ı ve O’nun Resulünü yalanlayanlar ise oturdu kaldılar, (izin almak umurlarında değil tenezzül bile etmiyorlar) onlardan kafir olanlara ileride acıtıcı bir azap isabet edecektir. Zayıf ve hastalara, harcayacak bir şey bulamayanlara zorluk yoktur, Allah’a ve O’nun Resulü için nasihatte bulundukları sürece güzel davrananlar için sorumlu tutulmaya dair bir yol yoktur , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Senden, onları taşıyacak binek isteyen kimselere, sizi taşıyacak bir binek bulamadım dediğinde de geri dönüp giderken hüzünden gözlerinden yaş akanlara, harcayacak bir şey de bulamayanlara, sorumluluğa dair yol yoktur. Zengin oldukları halde senden izin isteyenlere, sorumluluğa dair yol kesinlikle vardır, onlar geride kalanlarla beraber olmaya razı oldular, Allah’ta onların kalplerini mühürledi, onlar artık bilmezler. Onlar, siz geri döndüğünüzde özür dileyecekler, deki özür falan dilemeyin size inanmıyoruz, Allah sizin haberlerinizi bize kesin olarak bildirdi, Allah ve O’nun Resulü ileride sizin amellerinizi de görecek ve sonra da şahit olunmayanı / gaybı ve şahit olunanı bilene / Allah’a döndürüleceksiniz, size yapıyor olduklarınızı haber verecektir. Geri döndüğünüz de geri kalmış olanlarla / onlarla ilgilenmemeniz için, Allah adına yemin de edecekler, onlara sırtınızı ç evirin / ilgilenmeyin, çünkü onlar pisliktirler, kazandıklarının karşılığı olarak varacakları yer cehennemdir. Kendilerinden hoşnut olmanız için yemin eder dururlar, siz onlardan razı olsanız dahi Allah kesinlikle yoldan çıkmış topluluktan hoşnut olmaz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bedevîlerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlüne yalan söyleyenler ise (mazeret bile belirtmeden) oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.

Süleyman Ateş

Özür bahane eden bedevi Araplar, kendilerin(in savaşa katılmamasın)a izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve Elçisine yalan söyleyenler oturdular. Onlardan inkar edenlere, acı bir azab erişecektir.

Süleymaniye Vakfı

Taşralı Araplardan mazeret beyan edenler kendilerine izin verilmesi için kalkıp geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler ise yerlerinden bile kıpırdamadılar dipnot 1 . Onlardan kafirlik edenleri, yakında acıklı bir azap yakalayacaktır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Mazeret uyduran çöl Arapları, kendilerine izin verilsin diye sana geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler de oturup beklediler. İçlerinden kafir olanlar yakında acıklı bir azaba çarpılacaklardır.

Şaban Britch

Bedevilerden özür beyan eden kimseler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve Rasûlü’ne yalan söyleyenler öte oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara acı bir azap dokunacaktır.

Şaban Piriş

Bedevilerden özür beyan eden kimseler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulü'ne yalan söyleyenler öte oturup kaldılar. Onlardan kafir olanlara acı bir azap dokunacaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Göçebe Arapların özür bahane edenleri kendilerine izin verilmesi için geldiler; Allah'a ve resulüne yalan söyleyenler oturdular. Onların küfre sapanlarına korkunç bir azap erişecektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then there came those of the desert Arabs, full of false excuses, to claim exemption, while those of them who apparently conformed to Islam, but deep in heart they deny Allah and His simply sat at home. Those of them who deny Allah and do not submit to His commands shall be put to the torment laid upon the damned.

Abdul Haleem

Some of the desert Arabs, too, came to make excuses, asking to be granted exemption. Those who lied to God and His Messenger stayed behind at home. A painful punishment will afflict those of them who disbelieved,

Abdullah Yusuf Ali

And there were, among the desert Arabs (also), men who made excuses and came to claim exemption; and those who were false to Allah and His Messenger (merely) sat inactive. Soon will a grievous penalty seize the Unbelievers among them.

Abul A'la Maududi

[9:90] Many of the bedouin Arabs came with excuses, seeking leave to stay behind. Thus those who were false to Allah and His Messenger in their covenant remained behind. A painful chastisement shall befall those of them that disbelieved.

Aisha Bewley

The desert arabs came with their excuses asking for permission to stay, and those who lied to Allah and His Messenger stayed behind. A painful punishment will afflict those among them who are kafir.

Al-Hilali & Khan

And those who made excuses from the bedouins came (to you, O Prophet صلى الله عليه وسلم) asking your permission to exempt them (from the battle), and those who had lied to Allâh and His Messenger sat at home (without asking the permission for it); a painful torment will seize those of them who disbelieve.

Ali Quli Qarai

Some of the Bedouins who sought to be excused came so that they may be granted leave [to stay back]; while those who lied to Allah and His Apostle sat back. Soon there shall visit the faithless among them a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

And those who make false excuses from among the Arabs of the desert, came (with the request) that leave (- to stay away from defensive fighting) might be given them. And those who made false promises to Allâh and His Messenger stayed (at home). There shall befall those who stuck to disbelief from among them a grievous punishment.

Arthur John Arberry

And the Bedouins came with their excuses, asking for leave; those who lied to God and His Messenger tarried; there shall befall the unbelievers of them a painful chastisement.

Bijan Moeinian

There were also some Arabs (living in the desert) who asked to be excused [from the expedition] and stay behind. Thus, they [showed their true color and] proved that they do not believe in God and His Messenger. Pretty soon they will receive a painful punishment.

E. Henry Palmer

There came certain desert Arabs that they might be excused; and those stayed behind who had called God and His Apostle liars. There shall befall those of them who misbelieved, a mighty woe.

Edip-Layth

Those who made excuses from among the Arabs came to get permission. Thus, those who denied God and His messenger stayed behind. Those who rejected from them will be inflicted with a painful retribution.

George Sale

And certain Arabs of the desert came to excuse themselves, praying that they might be permitted to stay behind; and they sat at home who had renounced God and his apostle. But a painful punishment shall be inflicted on such of them as believe not.

Hamid S. Aziz

There were among the desert Arabs some who had excuses and came to claim exemption, and those who lied to Allah and His Messenger sat at home inactive. There shall befall those of them who disbelieved, a mighty woe.

Mahmoud Ghali

And (some) Arabs (of the desert) came with ready excuses that they might be permitted (not to go out); and the ones who lied to Allah and His Messenger sat back (at home). There will afflict the ones of them who have disbelieved a painful torment.

Marmaduke Pickthall

And those among the wandering Arabs who had an excuse came in order that permission might be granted them. And those who lied to Allah and His messenger sat at home. A painful doom will fall on those of them who disbelieve.

Mohamed Ahmed - Samira

Some Arabs of the desert came with ready excuses, asking for leave to stay behind. But those who had lied to God and His Prophet stayed at home doing nothing. So the punishment for those who disbelieve among them will be painful.

Muhammad Asad

AND THERE came [unto the Apostle] such of the bedouin as had some excuse to offer, [with the request] that they be granted exemption, whereas those who were bent on giving the lie to God and His Apostle [simply] remained at home. [And] grievous suffering is bound to befall such of them as are bent on denying the truth!

Mustafa Khattab

Some nomadic Arabs ˹also˺ came with excuses, seeking exemption. And those who were untrue to Allah and His Messenger remained behind ˹with no excuse˺. The unfaithful among them will be afflicted with a painful punishment.

Progressive Muslims

And those who had an excuse from among the Nomads came so permission would be given to them, and those who denied God and His messenger simply stayed behind. Those who rejected from them will be inflicted with a painful retribution.

Rashad Khalifa

The Arabs made up excuses, and came to you seeking permission to stay behind. This is indicative of their rejection of GOD and His messenger - they stay behind. Indeed, those who disbelieve among them have incurred a painful retribution.

Sahih International

And those with excuses among the bedouins came to be permitted [to remain], and they who had lied to Allah and His Messenger sat [at home]. There will strike those who disbelieved among them a painful punishment.

Sam Gerrans

And there came those with excuses among the desert Arabs, that leave be given them; and there sat those who lied to God and His messenger; a painful punishment will befall those among them who ignored warning.

Shabbir Ahmed

And of the wandering Arabs also, there were some who made excuses and came to claim exemption. And those who were false to Allah and His Messenger, merely sat behind. Grievous suffering is bound to befall the unbelievers among them.

Syed Vickar Ahamed

And among the desert Arabs, there were men who made excuses and came to ask for exemption (from fighting) and those who lie to Allah and His Messenger (Muhammad and they only) sat at home. Soon, a painful penalty will get the disbelievers among them.

Taqi Usmani

And the excuse-makers from the Bedouins came, so that they might be allowed (to stay behind), while those who were false to Allah and His Messengers (just) stayed behind (without seeking permission). A painful punishment is about to fall upon those of them who disbelieve.

The Monotheist Group

And those who had an excuse from among the Nomads came so leave would be given to them, and those who denied God and His messenger simply stayed behind. Those who rejected from them will be inflicted with a painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 90. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 90. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tevbe suresi, 90. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩